Nikon Z6 ve Nikkor Z 24-70mm f/4 İncelemesi – Sayfa 1

Z6 Nikon’un 13. aynasız makinesi. Şaşırdınız mı?

Pek dikkat edilmiyor ama aynasız sisteme giren ilk firmalardan biri Nikon’du. İlk aynasız makine Panasonic G1 2008’de duyuruldu. Sonra Olympus, Samsung, Sony ve hemen sonra Nikon aynasız makine üretmeye başladı. İlk Nikon aynasız makine V1’di. Çıktığında en iyi otomatik odaklamaya sahip sistem Nikon’un 1 sistemi oldu. İyi ışıkta odak takibini giriş seviye DSLRlardan daha iyi yapıyordu bu aletler… Ayrıca 1″ algılayıcısı ve DSLR lenslerini kullanabilmesi sayesinde telefotoda bayağı avantajlıydı. Düşünsene, V1’e 70-300mm lens takıyorsun ve bir anda 810mm’ye giden lensin oluyor!

Ama tutmadı bu sistem… Aşırı yüksek çıkış fiyatı, Nikon’un bu sistemin amacını bir türlü anlatamaması, gerizekalı menü yapısı ve kontrol sistemi gibi sebeplerden bu sistem bir türlü oturmadı. J1, S1, J2, J3, V1….. Nikon V2 ile durumu biraz toparladı ama Nikon 1 sistemi markete yayılamadı. En son altın vuruşu da V3 ile yaptı Nikon (aşırı pahalı, elektronik bakacı ayrıca alacaksın vs…). Halbuki bence müthiş potansiyeli olan ve profesyonel kullanıcıların yanlarında taşıyacakları yedek makine olarak kullanılabilecek güzel aletlerdi bunlar… Başarılı otomatik odaklama, telefotoda avantaj ve saniyede 15-30 kare çekim sayısıyla (V1-V3 arası) zamanında görülmemiş özellikleri vardı. Tabi Nikon işi beceremedi bir türlü. Yapılacak şey de basitti aslında: Nikon ergonomisini az çok koru, menü sistemini Nikon DSLRları gibi yap. İşte sana başarılı sistem! Ama yok, menü sistemi kompakt makinelerden geldi, düğmeler ve kontrol sistemi de uzaydan gelince ben bile tam alışamadım V1’e. Sonra V2’yi denedim, beğendim de ama V3’ü görünce Nikon’un yolunun yanlış olduğunu anlayıp bütün Nikon 1 sistemimi sattım.

Arkadaki tekerlek mod tekeri değil. Mod tekeri nerede? Yok. O F tuşu ne? Gereksiz yer kaplayan bişii…

Sonra Nikon bir süre aynasız tarafında sessiz kaldı. Bu sırada Sony aynasız pazarda büyüdükçe büyüdü, Canon bile APS-C sistemi ile (EOS M) pazara yayıldı (Japonya’da Canon şu anda toplam aynasız pazarında Olympus ve Sony’nin önünde lider).

Ve nihayet 2018’de Nikon Z sistemi geldi…

NIKON F’ten NIKON Z’ye

Nikon Z sisteminin F sisteminden en büyük farkı bayoneti. F bayonet uzun süre yaşadı ve en eski Nikon F lensler bile modern DSLRlarda kullanılıyordu. Taa ki.. Taa ki… Nikon maliyeti kısmak için giriş seviye DSLRlardaki otomatik odaklama motorunu kaldırınca eski AF-D lensler D3xxx ve D5xxx gövdelerde otomatik odaklama yapamadı. Hatta bazı modeller eski bazı manuel Nikon lenslerle pozlama yapabilme yeteneğini bile kaybetti. Sonra AF-P motoru geldi ve herşey karman çorman oldu. Bugün tüm Nikon F lenslerle tam uyum isterseniz yeni gövdeler arasında D780, D850 ve D5’e gitmeniz lazım, bunun altındaki gövdelerde (D7500’de bile) eski lenslerle uyum sorunu yaşayabilirsiniz.

F bayonet piyasadaki en dar bayonetlerden biri ve Canon’un seneler önce piyasaya sürdüğü ve otomatik odaklı olan f1.0 ve f1.2 lensleri F bayonette yapmak zor. Mümkün ama benzer performans için çok daha kompleks bir tasarım lazım ve böyle lenslerin maliyeti de aşırı oluyor. Bayonet genişledikçe geniş diyaframlı lens yapmak da kolaylaşıyor, veya yüksek performanslı lens yapmanın maliyeti azalıyor (“dar bayonette bunlar imkansız” demiyorum, sadece “geniş bayonette aynı maliyette daha yüksek performanslı lens yapmak daha kolay” diyorum).

Geniş bayonette aynı maliyette daha yüksek performanslı lens yapmak daha kolay

E. Ö. (uzman vantrolog)

Tüm bunlara ek olarak, F bayonet tam elektronik bir bayonet değil. Canon FD bayoneti bırakıp EF bayonetine geçtiğinde çok tepki aldı ama Canon’un bu manevrası inanılmaz etkiliydi çünkü hem bayonet çapını büyütüp lens dizaynında kolaylık sağladılar hem de bayonetteki tüm mekanik parçaları kaldırıp tam elektronik iletişime geçtiler.

Nikon da Z bayonette bunu yaptı: F bayonetteki mekanik bağlantılar yok ve bayonet çapı büyük. Ek olarak, algılayıcı – bayonet arasındaki mesafe de çok azaldı. Z bayonetle ve avantajlarıyla ilgili Nikon’un hazırladığı bir video:

https://www.nikonusa.com/en/nikon-products/product/mirrorless-cameras/z-6.html#lightbox:/Video/z-mount-system-structure-design.bc

Ocak 2020 itibariyle Nikon Z sisteminde Z6 (24MP) ve Z7 (45MP) olarak iki tam kare gövde ve Z50 diye de bir APS-C algılayıcılı gövde var. Lens olarak (kalın yazılanlar henüz piyasada olmayan ama duyurulan lensler):

  • 24-70mm f/4 S
  • 35mm f/1.8 S
  • 50mm f/1.8 S
  • 24-70mm f/2.8 S
  • 14-30mm f/4 S
  • 24mm f/1.8 S
  • 85mm f/1.8 S
  • 58mm f/0.95 S
  • 16-50mm f/3.5-6.3 DX
  • 50-250mm f/4.5-5.6 DX
  • 70-200mm f/2.8 S
  • 20mm f/1.8 S
  • 50mm f/1.2 S
  • 14-24mm f/2.8 S
  • 28mm
  • 40mm
  • 60mm makro
  • 105mm makro
  • 24-105mm
  • 100-400mm
  • 18-140mm (DX)
  • 24-200mm
  • 200-600mm

Şu ana kadar çıkan tüm Nikon Z lensler optik olarak çok kaliteli. Nikon, alışılanın tersine, “ucuz sabit odaklı lens f1.8 ve ufak olur, kaliteli lens istiyorsan f1.4 alacaksın” demek yerine “f1.8 olsun ama süper olsun” fikrini benimsedi. Hem 35mm f1.8 hem 50mm f1.8 biraz büyük ve alışılan f1.8 lenslerden daha pahalılar ama optik olarak muhteşem lensler. Özellikle 50mm f1.8 S Zeiss Otus seviyesinde çözünürlük veriyor ve renk bozulması çok düşük ki bu fiyata bu performansta başka otomatik odaklı ve tam kare uyumlu 50mm lens yok (var mı yoksa? Belki vardır da benim haberim yoktur). 58mm f0.95 özel bir lens ama her konuda özel. 8000 Dolar’a satılıyor. Belki Nikon bu lensi biraz daha bekletip önce elzem lensleri tamamlasaydı daha iyiydi ama “bizim sistemimiz çok acaip” şovu yapmak istedi 🙂

24-70mm f2.8 muhteşem ama f4 versiyon da çözünürlük olarak çok iyi. 14-30mm f/4 S biraz eleştiriliyor, şahsen kullanmadığım için yorum yapamıyorum. 24-70mm f/4 S ile ilgili detaylı yorumlarımı ve fotoğraf karşılaştırmalarını sonraki sayfada göreceksiniz.

Bu lens Sony 16-35mm f4’ten bile 1 cm daha kısa ve daha hafif, hem de 2mm daha geniş olmasına rağmen. Ultra geniş açıda her 1 mm’lik fark önemli.

Esasında şu anda lens sayısı az ama var olan lensler çok yüksek kaliteli ve hemen her ihtiyaca karşılık veren lens var. 50mm f1.2, 20mm f1.8, 14-24mm f2.8 ve bunlara ek iki Z lens daha 2020 içinde gelecek. 2021’de de 7 adet Z lens gelecek. Bugün itibariyle en büyük eksik olan telefoto kısmını şimdilik FTZ adaptörüyle kapatabilirsiniz. Nikon’un AF-S ve AF-P telefoto lensleri FTZ adaptörle çok iyi çalışıyorlar.

FTZ adaptörden de kısaca bahsedelim: Bu adaptör sayesinde tüm Nikon F bayonetli lensleri Z gövdelerde kullanmak mümkün (DX ve FX). Otomatik odaklama istiyorsanız AF-S, AF-I veya AF-P lens kullanacaksınız. Diğer firmaların lenslerinin de bazıları otomatik odaklama yapıyor ama bunun için birçok lenste bellenim yenilemesi lazım. Elimde Nikon uyumlu ve otomatik odaklı Sigma, Tamron veya Tokina olmadığından deneme yapamadım. Bu adaptör üçayak için biraz kötü çünkü gövdeyi değil adaptörü üçayağa monte etmeniz lazım ve F lensten Z lense geçerseniz adaptörü söküp üçayağın pulunu makineye takmanız lazım.

EOS R’deki 3 farklı adaptör yerine Nikon’te tek bir FTZ adaptör var.

FTZ adaptörü sayesinde tüm AF-S, AF-P ve AF-I lensleri otomatik odaklamayla kullanmak mümkün.

E.Ö. (din kültürü ve ahlak bilgisi dersi birincisi)

Elimde hala olan eski 5 Nikon lensi de denedim. Elle odaklama kesinlikle çok iyi çünkü hem Z6daki manuel odak yardımcıları çok iyi, hem elektronik bakaç çok keskin ve yüksek çözünürlüklü, hem de Z6daki titreşim azaltma kadraja ve odaklamaya yardımcı oluyor. Bakaç o kadar iyi ki bazen odak yardımcısına bile gerek duymadım. Örneğin AI-S 135mm f2.8 ile odaklama yaparken hiçbir yardımcıya gerek duymadan (odak vurgulama ya da büyütme) hemen hemen %100 doğru elle odaklayabiliyorum.

NIKON Z6

Z6, Z7’nin 24MP’lik versiyonu, ya da Z7 Z6’nın 45MP’lik versiyonu 🙂 Aradaki önemli farkları özetleyelim:

“Hangisini alayım?” diyorsanız şöyle seçin:

  • En önemli şey fotoğraf, aksiyon çekmiyorsunuz, ISO12800 ve üzeri önemli değil: Z7
  • Video da olsun, çok yüksek piksel sayısına ihtiyacım yok, arada aksiyon da çekeyim: Z6

Z7 biraz daha özel bir alet. D850 gibi hemen herşeyi yapan bir alet değil. Z7’nin tapon belleği ve sürekli otomatik odaklaması D850’nin gerisinde. Z6 daha bir ortaya karışık çünkü hem otomatik odaklaması biraz daha iyi, hem düşük ışıkta odaklaması daha iyi, hem yüksek ISO’da daha başarılı, hem daha hızlı seri çekimi var, hem tampon belleği daha büyük, hem video özellikleri ve kalitesi çok daha iyi, hem…. Anlatabildim mi? A7 III – A7R III farkı gibi.

Z6’yı D750’nin devamı, D780’in aynasız versiyonu gibi düşünebilirsiniz.

Görünüşe bakarsanız Nikon 1 serisindeki hata yapılmamış: Kontroller ve hatta görünüm Nikon DSLRlara çok benziyor. Gerçekten de, daha önce orta veya üst seviye bir Nikon DSLR kullandıysanız Z6’yı elinize aldığınız anda gövde size tanıdık gelecek. Menüler de hemen hemen aynı olduğundan Z6’yı kullanmakta zorlanmayacaksınız. En büyük fark boyutlar ve kütlede (bir de elektronik bakaç belki…).

Z6 için bir de pil tutacağı var ama bu hakikaten de sadece yedek pil için:

Gördüğünüz gibi pil tutacağında herhangi bir kontrol yok. Bu aletin tek amacı ikinci bir pil tutmak. Ne? Eeeeeeey Nikon, bu nedir lan?

Belli bir sıralama yapmadan görüşlerimi yazayım:

  • Ergonomi 10 üzerinden 8,5. Tutuş çok rahat. Ufak boyutlara rağmen rahat. EOS R kadar rahat diyebilirim. Tuşlara basmak rahat, tekerlekler mantıklı yerlerde ve dönüş tepkileri güzel. Aslında toplam puanda 10 üzerinden 9 verecektim ama odak noktası değiştirmek o kolla çok rahat değil (273 nokta arasında gezinmek kolay değil). Keşke Canon, Olympus ve Panasonic gibi gözünüz bakaçtayken ekrana dokunarak odak noktası değiştirebilseydik ama Nikon bunu yapmamış. Özelleştirilebilir fonksiyonlardan A5’te seçilebilen odak noktası sayısını yarıya indirmek mümkün, bu sayede odak noktalarını değiştirmek daha hızlı oluyor ama ben gene de gözüm bakaçtayken ekrana dokunup odak noktasını seçebilmeyi isterdim. Bellenimle gelir mi?
  • Perde sesi muhteşem. Fotoğraf çekerken zevk alıyorum 🙂 Ne sesli ne çok sessiz, ve titreşim yapmıyor. Bravo Nikon!
  • Otomatik odaklama: Rakipleri arasında Canon ve Sony’nin gerisinde ama genel olarak Panasonic’ten daha iyi. Bu konuya aşağıda ayrı bir başlıkta değineceğim.
  • Ekran ve EVF Canon kadar iyi diyebilirim. Belki Canon’un EVF’si biraz daha iyi detay veriyor gibi (optiklerden olsa gerek) ama Z6 ve EOS R’nin bakaçları A7 III’ten 10 kat daha iyi. Kesin.
  • Titreşim azaltma Sonylerin hepsinden daha iyi (A7R IV ve A9 II’yi kullanmadım)
  • Video özellikleri inanılmaz. 4K videoyu kesme çarpansız çekiyor, son bellenimle 12bit ProRes RAW desteği geldi, titreşim azaltma videoda tüm Sonylerden daha başarılı, N-Log var, 10bit sıkıştırılmış video çıkışı var. Log denemedim ama görüntü ayarlarında biraz uğraşırsanız Canon’un o yumuşak ve çekici renklere sahip video görüntüsüne yaklaşabiliyorsunuz. Yüksek ISO’da video konusunda Canon’un önünde, yaklaşık Sony ile benzer diyebilirim. Bunlardan geride olduğu bir konu: Videoda otomatik odaklama. Bu konuda bence en iyisi hala Canon (Dual Pixel ve dokunmatik ekran sayesinde, ayrıca son bellenime göz takibi de çok iyileşti), Sony bir tık geride, Nikon bunları birkaç tık geriden takip ediyor.
  • Tampon belleği çok hızlı temizliyor (XQD farkı). Çekimler arasında 1 saniye bırakın, bellek boşaldı bile! Ben 64GB Sony 440MB/sn kullanıyorum.
  • XQD kartları çok beğendim. En hızlı SD veya CF kartlar bile bunların hızına yaklaşamıyor. Hem bilgisayara fotoğraf aktarma hem tampon belleği boşaltma inanılmaz hızlı.
  • Son bellenimle CF Express kart desteği de geldi. CF Express kartlar henüz yeni ve XQD kartlardan bile hızlılar ama şöyle bir derdim var: XQD kart okuyucu almadım çünkü Norveç’te böyle okuyucular deli pahalı. Ama bellenim yenilemek için kart okuyucu lazım çünkü makineyi bilgisayara bağlayıp karta birşey yazamıyorsunuz. Şimdi XQD kart okuyucu alsam ve bellenimi yenilesem ve CF Express kart alsam bir de onu okumak için CF Express okuyan kart almam lazım! Bu nedir eeeeeeey Nikon!
  • Sensörde toz: Aslında bunun için aleti daha uzun kullanmam lazım ama Sonylerde toz sorununu çok yaşadığımı söylemem lazım. Z6’da henüz toz görmedim. Canon’da da henüz toz görmedim (EOS R’de makineyi kapatınca perde kapanıyor ve algılayıcıyı kapatıyor).
  • Varsayılan ayarlarda görüntü kalitesi çok iyi. A7III’e göre daha az müdahale etmem gerekiyor, Yüksek ISO çok iyi, dinamik aralık muhteşem.
  • Gerçek toz/nem koruma var (klasik Nikon).
Z6 bayağı sağlam
  • 24-70mm f/4 ile beraber 1085 gram yapıyor. Bu Sony A7 III ve 24-105mm f/4’ten 228, Canon R ve 24-105mm f/4’ten 275 gram daha hafif. Tabii ki 70-105mm arasındaki farkı da unutmamak lazım. 24-70mm lens Sony’dan 2.5 Canon’dan 2cm daha kısa. Çantada taşırken önemli bir avantaj aslında, Örneğin benim kullandığım Lowepro Mirrorless Mover’da Nikon’u yan yatırıp koyunca çantada bir lensli boşluk kalıyor ama EOS R’yi yan yatırıp koyunca ek lens koyamıyorum. Bu yüzden EOS R için o çantanın bir boy büyüğünü aldım hatta 🙂 2cm deyip geçmeyin ama 70-105mm farkını da unutmayın 🙂
  • Mod tekeri, moda olduğu üzere, düğme kilitli. Ama bu kilit bazı markaların bazı modellerindeki gibi sürekli açılamıyor: Her tekeri döndürmek istediğinizde bu düğmeye basmak zorunda kalıyorsunuz. Cidden salakça bir sistem bu. Bu kadar senedir fotoğraf çekiyorum, çok ufak çantalarda makine taşıdım ama o mod tekerinin hemen hiç modelde hemen hiçbir zaman yanlışlıkla döndüğünü görmedim. Çok ufak bir kullanıcı kitlesinin özel ihtiyacı için bütün kullanıcılara işkence etmeye gerek var mıydı eeeeeey Nikon? En azından basıldığı zaman o tekeri tamamen açan bir düğme yapsaydın ya? Pentax K1’de o tekeri istediğinde tamamen kilitleyen istediğinde tamamen açan akıllı bir mekanizma vardı mesela…
  • Makinenin önünde, makineyi tutunca orta ve yüzük parmağınıza denk gelen iki adet özelleştirilebilir düğme var. Kullanıkça hangisinin ne iş yaptığına alışıyorsunuz, bu sayede gözünüzü bakaçtan çekmeden ISO, perde hızı, diyafram, renk modu, beyaz ayarı, poslama telafisi gibi ayarları yapabilirsiniz (ISO ve pozlama telafisi tuşları da deklanşörün etrafında). Nikon bu işi biliyor.
  • HDMI bağlantı kullanacaklar için sol taraftaki bağlantı yuvalarına takılan bir ataşman da kutudan çıkıyor. Bu ataşman sayesinde HDMI kablosu yuvadan yanlışlıkla çıkmıyor. Böyle bir ataşman bazı markaların bazı modellerinde de var (galiba Sony A7R III ile de geliyordu ama A7 III ile geliyor muydu hatırlayamadım şimdi).
  • Üstteki ufak LCD ekranda perde hızı, diyafram, kalan pil ömrü, kalan çekim sayısı ve pozlama telafisi görülebiliyor ama keşke en azından kalan çekim sayısı ve pil ömrü makine kapalıyken de görülebilseydi.
  • Odak yığınlama (focus stacking) özelliği var. Nikon buna Focus Shift diyor. Burada makine istediğiniz kadar kareyi istediğiniz odak aralıklarında çekiyor ve size dosyaları veriyor. Bu dosyaları makinede birleştiremiyorsunuz, harici yazılım kullanmanız lazım. Bazı markalar bunu makine içinde yapıyor (mesela Olympus ve Panasonic). Gene de bu özelliğin olması iyi birşey.
  • Time Lapse Movie modu var. Bu modda istediğiniz aralıkta istediğiniz kadar fotoğrafı makine 4K videoya çevirebiliyor (saniyede 30 kare).
  • Video ve fotoğraf ayarlarını ayrı ayrı yapabiliyorsunuz. Perde hızı ve diyafram bile ayrı ayrı ayarlanabiliyor. Tüm algılayıcıdan okuma yapıldığından fotoğraftan videoya geçtiğinizde görüş açısı değişmiyor (düşeyde azalıyor tabii ki çünkü 3:2’den 16:9’a geçiş yapıyorsunuz).
  • Videoda 1080p’de saniyede 120 kare çekme veya 4/5 defa yavaşlatarak oynatma modları var ama bu modlarda DX modu kullanılıyor (1.5x kesme çarpanı).
  • Videoda NLog sadece harici kayıt yaparken kullanılabiliyor (HDMI ile). Isınma sorunu mu var emin değilim ama Z6’daki XQD kart hızıyla bunu becerir diye umardım.
  • Tam kare videoda jöle efekti belirgin. EOS R kadar var diyebilirim. DX modunda bu efekt çok azalıyor. 1080p’de de biraz var ama 4K kadar kötü değil. A7III-EOS R-Z6 bu konuda benzer gibi (A7 III en kötüsü ama fark aşırı değil).
  • 4K video çekerken JPEG kaydetme şansı var ve video bu sırada durmuyor. Sadece, elinize 16:9 oranında 8MP JPEG geçiyor.
  • Lens üzerindeki odak halkasına pozlama telafisi veya diyafram değiştirme gibi ayarlar atamak da mümkün. Yani lensi sadece otomatik odakta kullanıp mesela pozlama telafisini bu halka ile yapmak mümkün. Keşke Canon lenslerdeki gibi üçüncü bir halka da olsaydı.
  • Menü yapısı genel olarak mantıklı (klasik Nikon). Bazı ayarlar olması gereken yerde değil bence: Mesela HDMI ayarları Video menüsünde değil Ayarlar menüsünde ama genel olarak menüden şikayetim yok. Ya da “Power off” seçeneği neden Ayarlar altında değil de “Özel seçenekler” menüsünde? Gene de Sony kadar kötü değil menü 🙂
  • Birçok markadaki hastalık Nikon’da da sürüyor gibi: Değiştiremediğiniz ayarlarda “Mevcut ayarlarla bu seçeneği değiştiremezsiniz” uyarısı çıkıyor. “Mevcut ayarlar” nedir? Hangi ayarı değiştireyim ki bu seçenek aktifleşsin? Makine bunu size söylemiyor. Birçok marka ve modelde bu sorun var ve bunu çözmek çocuk oyuncağı aslında…
  • Pil ömrü CIPA standartlarında az ama benim kullanımımda 500leri geçtim (bol bol menüde gezerek). Seri çekim yapıyorsanız 800lere varmanız olası.
  • Makine EN-EL15b pil kullanıyor. USB-C üzerinden şarj edilebiliyor. EN-EL15a da kullanabiliyorsunuz ama bunu USB’den şarj edemiyorsunuz. Neyse ki Nikon bazı markalar gibi ucuza kaçmamış ve kutuda harici şarj aleti de veriyor (A7 III’te harici şarj aleti çıkmıyor).
  • Z6’da bir lensin diyaframını kapatmaya başlarsanız f5.6’ya kadar net alan derinliğinin değiştiğini görüyorsunuz. Galiba alet diyaframı f5.6’ya kapatıp görüntüyü ekrana öyle yansıtıyor. DSLRlarda bu böyle değil, fotoğraf çekilene kadar o diyafram kapatılmaz. Yalnız f5.6’dan sonra Z6’da diyafram sabit kalıyor. Sanıyorum otomatik odaklama sistemine yeterli ışık gitmesi için böyle bir çözüm düşünülmüş. Mesela f16’da net alan deriniğinin nasıl olduğunu ekranda görmek için bir tuşa DOF ayarı atayabilirsiniz. DSLRlarda da böyle bir tuş var.
  • Kullanım kılavuzunda üçayaktayken titreşim azaltmanın kapatılması öneriliyor ama ben üçayakta titreşim azaltmayı açık bıraksam bile bir titreşim/bulanıklık görmedim.
  • Videoda titreşim azaltma fena değil. Sony’den daha iyi, Canon 24-105’teki IS’ten biraz daha kötü ve EM1 II’den çok daha kötü. Yani videoda titreşim azaltmada EM1 II > Canon RF 24-105mm > Nikon Z6 > Sony A7 III.
  • Fotoğrafta titreşim azaltmada da yukarıdaki sıralama benzer. 200mm ve üzerinde Canon’un IS sistemi EM1 II’den de iyi diyebilirim, 200mm ve altında Canon IS = Nikon Z6 gibi oluyor (EM1 II en iyisi). Sony A7 III de bunların gerisinde.

Pil ömrü CIPA standartlarında az olmasına rağmen gerçek hayatta 500, hatta seri çekim yaparsanız 800 çekime kadar pil ömrü var.

E.Ö. (rendelenmiş peynir otoritesi)
  • Seri çekimde iki seçenek var: Yüksek hızlı ve Çok yüksek hızlı. En üst seçenekte alet saniyede 12 kare çekiyor ama bakaçta sadece son çektiğiniz kareyi görüyorsunuz. Normal hızda bakaç her çekim arasında kısa bir süre kararıyor ama sahneyi canlı bir şekilde görebiliyorsunuz. Bir kuşu vs.. takip ediyorsanız son seçenek pek mantıklı değil.
  • “i” tuşuna basınca hızlı ayar menüsü açılıyor. Bu menüye istediğiniz ayarları koyup ana menüye girmeden bunları değiştirme fırsatınız var. Bunun gibi bir sistemi ilk olarak Olympus Super Control Panel’de görmüştük, sonra hemen her marka kullanmaya başladı. Faydalı bişii…
  • Varsayılan olarak ISO tuşuna basıp ön tekerleği çevirirseniz ISO ayarı otomatik ve manuel arasında geçiş yapıyor. Birçok markada bunu yapmak için menüye girmeniz ya da ISO100’e gelip otomatiğe geçiş yapmanız lazım. Mantıklı ve pratik bir çözüm.
  • Snap Bridge fena değil aslında. Bağlantıda hiç sorun yaşamadım (Samsung Note 10+ ile). Hem ilk bağlantı hem bağlantı sırasında sorun görmedim. İsterseniz Z6 ile çektiğiniz fotoğraflar otomatik olarak telefona/tablete aktarılıyor (2MP ya da çektiğiniz boyutta), yani programı ayrıca açıp fotoğrafları teker teker aktarmaya gerek yok. Bunun için düşük güç gerektiren Bluetooth kullanılıyor. Örneğin stüdyoda veya dışarıda çekim yapıyorsanız çektiğiniz fotoğrafı anında müşteriye göstermek için faydalı bir çözüm. Snap Bridge bir süredir var olan bir teknoloji ama ilk sürümleri berbattı. Nikon yavaş yavaş çözecek bu işi galiba…
  • Snap Bridge ile makineyi uzaktan da kontrol edebiliyorsunuz. Bunun için telefon/tablet ve Z6 WiFi üzerinden bağlanıyor. Fotoğrafta diyafram, ISO, perde hızı, beyaz ayarı ve gecikmeyi ayalıyorsunuz, videoda zaman gecikmesi haricinde hiçbir ayar göremedim (sadece çekim tuşu var).

NIKON Z6, SONY A7 III, CANON EOS R

Aslında bu listeye Panasonic S1’i de eklemek isterdim ama onu kullanmadım. Neden? Çünkü o fiyatı hakettiğine kendimi hala inandıramadım. Evet, video özellikleri çok iyi, elektronik bakaç süper, alet taş gibi sağlam, ergonomik vs…. ama sadece S1 gövdeye vereceğim paraya Z6 + 24-70mm f4 FTZ adaptör aldım!!!!! Bu yüzden aşağıda S1 yok. Tabloları büyütmek için üzerlerine tıklayın/dokunun:

Yukarıdaki renklendirme ve yorumlar kişisel fikirlerim. Bu arada EOS R ve adaptörü dün sattım ama 24-105 ve 35mm’yi tuttum. Niye ki 🙂

Birbirlenine benzer ama farklı makine ve lensler.

OTOMATİK ODAKLAMA

Nikon’un en büyük hatalarından biri Z6/7 çıktığında konuyu açıklamadan önce makineleri Youtube’daki şaklabanlara teslim etmesi oldu. Bu gereksiz ve goygoycu insanlar fotoğraftan çok reklam geliriyle ilgilendiklerinden ellerine gelen makineleri 2-3 saat kullanıp “şu kötü, bu güzel ama en iyisi Sony” diye bağırıyor.

Mesele şu: Z6 piyasaya çıktığında otomatik odaklaması A7 II ile A7 III arasındaydı. Son bellenimden sonra A7 III’e çok yaklaştı. Hatta odak takibinde Nikon’un gereksiz ve hatta gerizekalı arayüzü olmasa A7 III’le hemen hemen eşit olacak.

Detaya girmeden önce şunu hatırlatayım: Olympus E-M1 II, E-M1 X ve E-M5 III haricindeki tüm aynasız modellerdeki odak noktaları doğrusal, sadece bu Olympus modellerindeki odak noktalarının tamamı çapraz. Canon, Nikon ve Sony’deki faz bazlı odak pikselleri sadece yatayda çalışıyorlar. Canon’a göre bu büyük sorun değil çünkü Canon aynasızlarda o kadar çok odak noktası var ki çapraz noktaya gerek yok. Z6’da bu yatay noktaları hatırlamak lazım çünkü düşük kontrastlı cisimlerde EOS R’ye göre odak yakalamak biraz daha zor.

Z6’nın otomatik odaklama performansı son bellenimden sonra A7 III ve EOS R’ye yaklaştı.

E.Ö. (Son kağıt bükücü)

Tekli odaklamada 24-70mm f4 lens ile hız olarak A7 III’ün önünde, Canon EOS R’nin arkasında, Olympus E-M1 II ve 12-100mm f4 kadar iyi. Işık miktarı azalınca orta noktada bile düşük kontrastlı yerlerde f4 lensle odağı bulmada zorlanabiliyor, bu konuda A7 III biraz daha iyi. Düşük ışıkta tekli odaklama konusunda şu anda EOS R lider (Panasonic S1 ve Olympus EM1 X’in de bu kadar iyi olduğunu okuyorum ama ben test etmedim). Denediğim AF-S 28-70mm f2.8 D lenste düşük ışıkta otomatik odaklama daha iyi. Sanıyorum ki Z6’nın algılayıcısındaki odaklama pikselleri diğerlerinden daha fazla ışığa ihtiyaç duyuyor.

Z6’da tekli odaklama için düşük ışıkta odaklama seçeneği var. Bu ayarı seçerseniz alet faz bazlı odaklamadan kontrast bazlı odaklamaya geçiyor ve gerçekten de normalde odaklanamayan yerlere bu ayarda odaklayabiliyor ama odak hızı çok düşüyor ve açıkçası EOS R bu modda bile Z6’dan daha düşük ışıkta odaklayabiliyor.

Sürekli odaklama, veya odak takibinde iş biraz daha karışık.

Yavaş hareket eden objelerde odak takibi muhteşem. Hatta bence bu durumlarda odak takibi D500 kadar iyi, D500’ün altındaki DSLRlardan daha iyi. Z 24-70mm f4 ve AF-P 70-300mm lensle (F bayonet) maraton hızında koşan insanları çok rahat ve %100’e yakın isabetle takip ediyor.

Koşu hızı artınca veya kuş gibi ufak ve hızlı hareket eden şeylerde odak takibi becerisi daha azalıyor. Youtube’daki paragözlerin dediği kadar berbat değil ama A7 III’ten biraz daha geride diyebilirim. Belki daha geniş diyaframlı lensle daha iyi sonuç alabilirdim (elimde telefoto olarak AF-P 70-300mm f4.5-5.6 var). Örneğin futbol oynayan çocukları çekerken saniyede 12 kare seri çekimdeki başarı oranım saniyede 7-9 arasındaydı (800 fotoğraf çekmişim orada). Mükemmel değil ama berbat da değil, hatta birkaç sene öncesinin profesyonel makineleri kadar iyi diyebilirim. Tüm bunlara rağmen düzensiz/kararsız, ne yapacağı bilinmeyen şeyleri çekerken A7 III Z6’dan (doğru lensle) daha iyi seçim.

Z6’nın odak takibindeki en büyük sorun hızlı yön değiştiren objeler değil, arayüze karar veren mühendisler! Sadece AF-C’yi seçmek yetmiyor. gidip Auto-Area AF’yi seçeceksiniz, sonra OK tuşuna basıp odak noktasını objenin üzerine getireceksiniz, anca ondan sonra odak takibine başlayabilirsiniz. Eğer takip edeceğiniz şeyi kaçırırsanız ya da başka şey takip etmek isterseniz gene Ok’e basıp takip moduna geçmeniz lazım. Tek çekim sırasında sürekli Ok tuşuna basmak zorunda kalmak sinir bozucu ve zaman kaybı. Nikon DSLRlarında bu işi çok iyi becerirken Z6’da neden bu yola gitti, anlamak mümkün değil.

Bu arada Youtube’daki zıpçıktıların en başta iddia ettikleri “3D Tracking yok” lafı da yalan. Z6’da 3D Tracking var, ama Auto Area AF altına saklanmış! Gene bir mühendislik rezilliği bence. Sanki Nikon odak takibi konusunda Sony’deki arayüz mühendislerini almış gibi resmen, yoksa normalde Nikon bu kadar kötü arayüz tasarlamaz.

Odak modlarından da bahsedeyim: Tek noktalı, dinamik, geniş alan (büyük ve küçük olarak iki seçenek var), otomatik alan ve pinpoint AF (sadece tekli odaklamada ve kontrast bazlı). Tek noktalının adı üzerinde. Dinamik olan, Nikon DSLRlardaki 9 noktalı seçim gibi. D850’deki gibi 25 veya daha fazla nokta seçemiyorsunuz. Group Area AF yok. Pinpoint AF’de odak noktası çok küçülüyor, böylece çok ufak cisimlere otomatik odaklama yapabiliyorsunuz. Geniş alan seçeneğinde “büyük” alanı seçince Z6 objeyi daha iyi takip ediyor. Bu A7 III’te de böyleydi.

Herkes ve her fotoğraf makinesi eşit yaratılmıyor

Göz ve yüz tanıma seçenekleri Z6’da var. Göz tanıma 2. bellenimle geldi. Yüz tanıma iyi çalışıyor diyebilirim. Ekranda tek yüz varsa Z6 o yüzü neredeyse her zaman buluyor ve oraya odaklıyor. Birden fazla yüz varsa biraz şaşırıyor diyebilirim, yani bazı durumlarda ortadaki yüze odaklanırken bazı durumlarda sağdakine/soldakine odaklıyor. Örneğin A7 III böyle durumlarda en yakındaki yüze odaklanıyor (tutarlılık açısından iyi birşey). Bu durumda Z6’da sağ ve sol oklarla odaklanacak yüzü değiştirmek de mümkün. Göz tanıma da fena değil. Z6 önce çerçevedeki yüzü tanıyor, o yüz belli bir boyutun üzerine çıkarsa göz tanımaya geçiyor ve genelde de göze odaklıyor. İki göz arasında sağ ve sol oklarla geçiş yapabiliyorsunuz. Modeliniz kadrajda sürekli dönüp duruyor ve dans ediyorsa, gözü takipte A7 III daha iyi olacaktır ama normal portre ve model çekimlerinde Z6 ile zorlanacağınızı düşünmüyorum. Gene Youtube’daki zıpırlar normalde yapılmayacak garip “test”lerle Z6’nın A7 III’ten ne kadar geride olduğunu göstermeye çalışıyorlar ama dediğim gibi, normal bir fotoğrafçı göze odaklama konusunda Z6 ile çok zorlanmayacaktır.

Son bellenimle (2.0) Z6’ya göz tanıma özelliği de geldi.

E.Ö. (kedi davranışı danışmanı)

Sonraki sayfada fotoğraf karşılaştırmaları yapacağız.

Kayıt ol
Notify of
guest

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

2 Yorum
En eski
En yeni
Inline Feedbacks
View all comments
Sebahattin DEMİR

Ertan hocam emeklerine sağlık, Soracak soru bırakmamışsın. Şu hareketli objelerin takibi için sadece AF-C’yi seçmenin yetmemesi, bununla birlikte Auto-Area AF’nin seçilmesinin gerekmesi, o da yetmedi OK tuşuna basarak odak noktasını objenin üzerine getirilmesinin gerekmesi ve nihayet odağın kilitlenmesi olayını ilk okuyup deneyimlediğimde; mühendislik geçmişimi sorgulamaya başlamıştım. Ömrümün yarısından fazlasını Bilgi Teknolojisinde harcadım, bu kadar karışık uygulama yazamadım gitti 🙂 Aslına bakarsan çok da haksız değiller. Nikon DSLR’lerde bu işi çok iyi beceriyor bu doğru. Çünkü onlarda sensörleriyle ayrı bir AF sistemi ve bunun için ayrı bir işlemci var. Z6’da bilgileri görüntü sensöründen alması gerek ve bir noktada start vermesi gerekiyor.… Daha fazla »

HAKAN

Nikon Z6 ve Nikkor Z 24-70mm f/4 İncelemesi, detaylı ve gayette açıklayıcı olmuş, bilgilendim. Emeğinize sağlık.