Canon EOS R, RF 24-105mm f/4L IS USM ve RF 35mm f1.8 IS STM Macro incelemesi – Sonuç

Önceki sayfada (ve daha öncekinde) EOS R sisteminden bahsedip EOS R gövdesine yakından bakmıştık (evet, sistemin adı da EOS R, ilk çıkan gövdenin adı da EOS R). Bu sayfada artık görüntü kalitesine bakıp 24-105 ve 35mm lenslerden bahsedeceğiz.

Bu arada, bu incelemenin gecikmesinin en büyük sebebini anlatayım: Bu yazıya başlamadan önce hiç bilmediğim birşeyi gördüm: EOS R ve A7 III aynı pozlama değerlerinde farklı parlaklık (ya da RGB değeri diyeyim) veriyor! Bu fark yarım duraktan 1 durağa kadar gidiyor ki bu farkı daha önce sadece Fujifilm ve bazı m43 gövdelerde görmüştüm. Az pozlama veren gövde: A7 III! Örneğin ISO 640’ta RGB değerleri arasındaki fark tam 1 durak! Aşağıda daha detaylı gösterdim. Daha önce neden başka biri bundan bahsetmedi, ya da bahsetti de ben mi görmedim bilemiyorum. Ya da ben mi hata yaptım?

Bu incelemenin gecikmesinin en büyük sebebi de bu fark oldu. 1 hafta kadar çektiğim fotoğraflara gene teker teker baktım, o yüzden bu yazı biraz geç yayınlandı.

Bir not: EOS R’de iki tip RAW formatı var: Klasik CR2 (14 bit, kayıpsız sıkıştırmalı) ve yeni CR3 (14 bit ve kayıplı sıkıştırmalı). Buradaki tüm çekimler EOS R’de CR3 formatında yapıldı. Ne yazık ki diğer formata almayı unutmuşum, bu yüzden aslında EOS R’nin tam performansını göremiyorsunuz (özellikle düşük pozlamalarda) çünkü CR3 aslında kayıplı sıkıştırma. Diğer yandan çektiğim fotoğrafların %95’inde CR3 çok yeterli bu yüzden artık sadece CR3 kullanıyorum (keşke test için CR2 kullansaydım ama). Sony A7 III’te 14bitlik sıkıştırmasız RAW kullandım (eski kayıplı sıkıştırmayı değil).

Canon renkleri… deermişim 🙂 Bunu EOS R ile bile çekmedim. 7D + Tamron 100-400mm VC ile çekildi. Böyle ufak boyutlu, siyah-beyaz fotoğraflar çekecekseniz en pahalı ekipmanı almanıza gerek yok.
Bu da Canon. Bu sefer renkli 🙂

Üstteki yapraklı fotoğrafın hangi makine ve lens ikilisi ile çekildiğini tahmin edin? Çekim değerlerini yazayım: 1/80, f5.6, ISO1600. Tabii ki doğru tahmin edemeyeceksiniz. Fotoğrafı %100 açıp baksanız da edemezsiniz. Buradaki mesele şu: Fotoğrafı beğendiysen gerisi beyhude. “Ama efendim yarım durak daha iyi dinamik aralığı var” laflarına kanmayın diyorum (ipucu: yukarıdakini çeken alet 16MP fotoğraflar çekiyor).

Bunu JPEG çekmişim, bu yüzden gökyüzü biraz patlak. Lensi tahmin edin? (makine gene EOS R değil).

Anlatabildim mi? Yukarıdaki fotoğraflar gibilerini çekiyorsanız deli pahalı şeyler almanıza gerek yok.

Ama……

RF 24-105mm f/4 L IS USM

Olympus 12-100mm f4 Pro’dan sonra beni heyecanlandıran ilk değişken odaklı lens bu oldu. Sony’nin 24-105mm f4G OSS ve 24-70mm f2.8GM’si de içimde kıpırdanma etkisi yaratmıştı ama nedense bu lensi kullanmak daha keyifli gibi. Belki EOS R’nin mükemmel ergonomisinin de payı var. A7III ve A9’a 24-105mm G veya 24-70mm f2.8GM’yi takarsanız lens ve grip arasında hiç boşluk kalmıyor ve bu Sony gövdeleri elde tutmak EOS R kadar rahat değil ki bu tutuş ergonomisini eksi yönde etkileyen birşey. Canon EOS R ve 24-105’te öyle bir sorun yok.

Lens çok keskin. Çok çok keskin hatta. Kontrast yüksek, karşıdan gelen ışığa karşı tepkisi iyi. En geniş diyafram olan f4’te bile 30MP’lik algılayıcıyla rahat kullanabilirim ki bunu her lens için söyleyemiyorum. 105mm’de f4’te kenarlarda biraz bozulma oluyor ama f5.6’da hemen toparlanıyor. Eğer 1055’de en köşelere bakmazsanız (örneğin portre çekerken) rahatça f4’te kullanabilirsiniz.

Titreşim azaltma süper çalışıyor (kesinlikle Sony’nin gövdedeki veya lensteki titreşim azaltmasından daha iyi). 105mm’de 1/5’te keskin fotoğraf çekebiliyorum ki bu 4-5 durak arasına geliyor. A7III’te 105mm’de 3-4 durak arası başarım görüyordum (24-30MP farkını da unutmayın, yüksek MP’de bulanıklığı daha çabuk görüyorsunuz). Videoda elektronik titreşim azaltmayı da açarsanız bayağı sağlam titreşim azaltmayla video çekersiniz.

Üçüncü ayar halkasına alışırsanız bırakmak zor (ISO, beyaz ayarı, pozlama telafisi gibi ayarları bununla yapabiliyorsunuz). İsterseniz Canon bu halkayı tam sessiz ve adımsız hale de getirebiliyor.

Canon Nano USM odak motorunu ilk EF-S 18-135mm IS USM’de kullanmıştı. Bu motor halka (ring) motorundan çok daha ufak ve dairesel değil doğrusal harekete izin veriyor, bu yüzden de odak noktası çok hızlı bir şekilde değişiyor. Canon yetkililerine göre 24-105mm’de Nano USM motorunun kullanılma amacı hızı ön plana almak. RF 28-70mm f2L USM’de normal halka USM (ring USM) motoru var mesela. Her neyse, bu lensin otomatik odaklaması inanılmaz hızlı (Canon’a göre tekli odaklamada EOS R ve 24-105mm piyasadaki en hızlı odaklayan ikili ki inanılacak bir iddia). Ek olarak EOS R ve bu lens çok düşük ışıkta otomatik odaklama yapabiliyor. Akşam oturma odasından gelen ışıkla aydınlanan mutfakta bile hızlı ve doğru odaklama yapabiliyorum ki aynı yerde A7III veya A9 + 24-70mm f2.8GM ile bile odaklamada zorlanıyordum. Düzgün pozlamayı 1/10, ve ISO51200 ve f4’te yapabildiğim ortamda 105mm’de odaklama yapabiliyorum. Karanlıkta odaklaması Panasonic GX8 ve 12-35mm f2.8’den bile daha iyi ki Panasonicler bu konuda benim referansım.

Bu RF lens EF 24-105mm f4 L IS USM’den 1 cm daha kısa ve yaklaşık 100 gram daha hafif. Canon’un belgelerine göre iki lensin optik performansı birbirine yakın ama toplamda yeni RF lens biraz daha iyi. Sony 24-105mm bu lensten 5-6mm daha uzun ama 40 gram kadar daha hafif.

Ön ve arka elemanlarında fluorin kaplama var, bu sayede bu camlar kirlendiğinde (örneğin parmağınızı değerseniz) temizlemek kolay.

Canon bu lenste ACS (Air Sphere Coating) de kullanmış. Bu kaplama sayesinde lens karşıdan gelen ışığa karşı normal kaplamalara göre daha dayanıklı oluyor ve “ghosting” denen çift görüntü sorunu da azalıyor. Böyle şeyler (pek ön plana çıkmıyor ama) fotoğraf kalitesini etkileyen şeyler.

Demek ki Finlandiya’da gerek yok 🙂

Renk bozulması (CA) biraz var ama düzeltmek çok kolay. Örneğin ilk nesil EF 24-105mm f4 L IS USM’deki CA sorunu bazen düzeltilemeyecek kadar kötü oluyordu, bu lenste o sorun yok. Makine içindeki düzeltmeyi açarsanız veya RAW düzenleme yazılımınızda CA düzeltme aracı varsa sorun yok demektir.

Köşe kararması en çok 24mm’de var (doğal olarak). Makine içi düzeltmeyi açarsanız bu sorunu görmüyorsunuz. 35mm’de çok azalıyor ve artık 50-105mm arasında köşe kararması sorun olmaktan çıkıyor. Manzara çekiyorsanız veya kenarlar sizin için önemliyse 24mm’de f4’te çekmeyin. f8’de köşe kararması pek görünmüyor.

Odaklama halkası odak sistemine fiziksel olarak bağlı değil, yani “focus-by-wire” denen motorlu odak sistemi var. Manuel odaklama yaparken bunu çok az hissediyorsunuz ama açıkçası çok rahatsız olmadım. Bu halkanın davranışını EOS R’nin menüsünden değiştirebiliyorsunuz (odaklama hızı ve halkanın dönüş açısının odağa etkisi gibi şeyleri).

En büyük eksisi 24mm’deki bombeleşme ama 24-105mm lenslerin hepsinde bu sorun var, ve bu RF lens kullandığım 24-105ler arasında (Nikon 24-120mm f4 VR dahil) 24mm’de en az bombeleşme yapan lens. Örneğin Sony 24-105mm 24mm’de orta bölgede biraz daha keskin gibi ama geometrik bozulma çok üst seviyede.

Bu aralıktaki bir lenste isteyeceğiniz hemen herşey var (EF 24-70mm f4 L IS USM’deki makro modu da olsaydı herhalde rakipsiz olurdu 🙂 ). Gerçi 45cm’ya odakta 0.24x büyütme veriyor ama DSLR sistemindeki 24-70mm f4 bu konuda daha iyi.

Burada şunu söylemem lazım ama: Bu lens cidden çok iyi ama Sony FE 24-70mm f2.8GM kadar değil. Fotoğrafa %100 yaklaşırsanız 24-35mm arasında Sony GM lens kenarlarda ve köşelerde f2.8’de bile Canon’ın f4’ünden daha iyi. 35mm’nin üzerinde performans dengeleniyor

Velhasıl kelam, fikrim şu: Şu anda toplam puanda piyasadaki en iyi 24-105mm lens bu. Hem DSLRlarda hem aynasızlarda (Nikon 24-120mm f4 VR’ı da bu sınıfa dahil ediyorum). Bu Canon’u deneyene kadar Sony 24-105’in en iyisi olduğunu söylüyordum, artık Canon o tacı aldı 🙂

RF 35MM F1.8 IS STM

İlginçtir, Sony kullanıcıları yıllardır Sony’den uygun fiyatlı bir 35mm f2.0 veya f1.8 lens isterken Canon ve Nikon bu lensi daha ilk günden piyasya sürdü. Hem de bu iki lens de çok çok iyi lensler.

Bu Canon lens bence çok özel. Hem sokakta gez-dolaş lensi, hem makro lensi, hem aşırı düşük ışıkta fotoğraf çekme lensi, hem de video lensi. Ufak ve hafif sayılır, titreşim azaltma muhteşem (çoooook iyi), otomatik odaklaması hızlı (24-105’in gerisinde ama), f1.8’de çok iyi ve f4’te neredeyse kusursuz (köşeden köşeye), ve uygun fiyatlı. f2.8’de bile manzara çektim.

Önceki sayfada örneğini de vermiştim: Bu lens ve EOS R ile neredeyse gözle göremediğim şeylere otomatik odaklama yapabiliyorum. f1.8 diyafram da buna yardımcı. f1.4 veya f1.2 lenslerle ne yapabilirim hakikaten merak ediyorum.

17 cm’ye odaklama yapabiliyor ve bu mesafede 1:2 büyütme veriyor. Bu mesafede elde çekimde 1/6-1/10 saniye aralığında keskin fotoğraflar alabiliyorum, yani titreşim azaltma çok yakın çekimlerde bile başarılı. Ek olarak, kaç tane f1.8 makro lensi gördünüz?

Tüm Canon RF lenslerdeki gibi bunda da ayar halkası var. Güzel… çok güzel….

Ortadaki kalın halka odak halkası. Soldaki ince halka çoklu ayar halkası.

Dertleri şunlar: Geometrik bozulması 50mm ve üzeri makro lenslere göre biraz daha fazla (ama bu açı için çok normal), köşe kararması f2.8’den sonra düzeliyor, odaklama motoru video için biraz sesli olabilir (dahili mikrofona sesi geliyor bazen), toz/nem koruması yok.

Bu lens en geniş diyaframda en keskin 35mm değil, ama hemen herşey için kullanabileceğiniz bir lens. Sokak ve gövde üstü portre lensi, gerektiğinde makro lensi, gerektiğinde aşırı karanlıkta fotoğraf çekebileceğiniz bir lens, gerektiğinde manzara çekebileceğiniz bir lens (f2.8’de bile!). Örneğin EOS RP ile sadece bu lensi alabilirsiniz ve elinizde çok becerikli ve ufak/hafif bir tam kare set olur.

Soldan sağa: EOS R + RF 35mm f1.8, A7 III + FE 35mm f2.8, A7 III + FE 35mm f1.4

AT

Ata bindim! 40 yaşından sonra atla haşır neşir olduk. Bu poz, at benim telefonu yalamadan hemen önce çekildi. Bu arada at soldaki…

40 yaşından sonra azanı ya teneşir ya at paklarmış (40 yaş krizine “azmak” diyorlar, halla hallaaa….). Neyse efendim, çalıştığım bölüm senelik “tiim biılding” (ekip toplaşması) için bu sene at binmeyi seçti. Toplaştık, bir at çiftliğine gittik. Oslo’ya yakın ne kadar çok at ve çiftlik olduğunu da görmüş oldum (bayağı çok). Gittik, bir kadın atları ve kabaca basıl bineceğimizi, nasıl gideceğini ve duracağını, düşmemek için ne yapacağımızı falan anlattı. Tabi bunları Norveççe anlattığı için konuşmanın başı ve sonu arasındaki kısa bir bölümü “kaçırdım”. Hayatında ata binmemiş biri için fena tabi… Ama konuşma içinde şunu anladım: Bana verdikleri at İzlanda atı (kısa ama güçlü). Hayvan eskiden damızlıkmış, sonradan erkeklik şeysini kesmişler ama biraz geç kestikleri için hayvan “biraz” sinirli. Yolda tırıs giderken aniden dönmeye çalışıyor, öbür atlara çifte atmaya çalışıyor falan. Hatta bir sefer başka bir arkadaşın atını ısırmaya çalıştı!

Ata binmek keyifli aslında, at hızlanmadığı sürece! Ek olarak, ata binmeden önce kesinlikle tuvalete gidin ve mesanenizin boşaldığından emin olmak için uzun uzun bekleyin, yoksa atın üzerinde hoppidi hoppidi zıplarken mesanenizin vücuttaki yerini tam olarak öğreniyorsunuz.

3 saate yakın bindik. 15 dakika falan değil, 3 saat (arada 15 dakika mola verdik). Aradaki maceralarımızı anlatmayacağım ama geri döndüğümüzde eğitmenlerin ikisi de gelip beni tebrik ettiler. “Neden?” diye sordum, “elimizdeki en sinirli atı neredeyse kusursuz kullandın, binişin de kontrolün de neredeyse kusursuzdu” dediler 🙂 Lan binmeden söylesene! Erkekliğe b.k sürdürmemek için “Türk’üm ya, belki genlerden gelen birşey vardır, ehe ehe” dedim, hep beraber güldük ve konu kapandı…

Bu arada, eğersiz şekilde ata binenlere saygım arttı…

Tam elektronik perde

EOS R’de tam elektronik perde var, bu sayede mekanik perdeyi kullanmadan fotoğraf çekebiliyorsunuz. Okuma hızı nedir bilemiyorum ama EM1 II ve A9’dan daha yavaş olduğu kesin, A7 III’ün de çok çok az gerisinde galiba. Elektronik perde ile fotoğraf çekerken sahnede hareketli cisim varsa kenarları eğik çıkıyor, makineyi sağa-sola hareket ettirirseniz durgun cisimlerin bile kenarları eğiliyor. Bu davranış aynasız makinelerin %95’inde yaygın (mesela A7R III), o yüzden çok eleştirmiyorum ama sonraki nesilde Canon’un bunu ilerletmesi lazım bence.

Ek olarak, ISO12800’de yapay ışık altında bantlaşma görüyorum. Açıkçası bu davranış A7III’ten ve A7RIII’ten daha iyi ama gene de A9 ve EM1 X gibi aletlerin gerisinde.

Elektronik perde ile çekim. Üstteki ve sol alttaki ISO12800, sağ alttaki ISO25600. En tepedekinde bantlaşma var ama daha az sanki. Aynasızların çoğunda olan bir sorun. Doğal ışıkta bu sorun yok.

EOS R + 24-105MM L VE A7 III + 24-70MM F2.8 gm

A7 III’ü verip EOS R’yi alırken (takas) kısa bir süre karşılaştırma fotoğrafları çektim.

24mm. Çekim değerleri fotoğraflarda var:

24mm, f4, EOS R, RF 24-105mm f4 L IS USM. Düzeltilmemiş RAW. Köşe kararmasına dikkat.

Nedense Canon 1/500 perde hızı seçerken Sony 1/320 seçmiş (ISO100 ve f4’te). Buna rağmen arada 2/3 duraklık pozlama farkı göremedim (Canon’un 2/3 durak daha karanlık olmasını beklerdim). Neden ola ki? Neyse, dikkat ederseniz orta bölgede iki alet de süper. Kenarda lens düzeltmesi yapmayınca Canon Sony’nin gerisinde kalıyor. ACR’de düzeltmeyi açınca aradaki fark neredeyse kalmıyor (dizüstü ekranında fark göremiyorum).

35mm üzerindeki odak mesafelerindeki durum hep şu: Orta bölgede iki lens aynı (resmen aynı). Kenarlarda Sony lens f2.8’de biraz daha geride (ama çok az), f4’te Sony çoooook az daha iyi oluyor ama aradaki farkı görmek için fotoğrada %100 yaklaşıp ekranın dibine girmek zorunda kaldım. 70mm’de de durum aynıydı. Sony lenste kenarlarda CA neredeyse yokken (bu fotoğrafta) Canon’da çok az birşey vardı. 35mm üzerinde Canon’da köşe kararması ya yok ya çok kolay düzeltilecek kadar az.

Optik olarak Sony GM lens 24-35mm arasında önde (ortada değil ama köşelerde ve en kenarlarda), 35-70mm arasında belki toplam puanda gene önde (Sony 10 ise Canon 8.5 puan alır), 70mm üzerinde Canon kesin lider 🙂

İşte bu yüzden bu Canon lenses en iyi 24-105mm dedim. Sony 24-70mm f2.8 GM lens belki piyasadaki en iyi 24-70mm f2.8 lens ve Canon’u bu mükemmel lensle karşılaştırmak bile bir şeref (fiyat farkına da bir göz atın 🙂 ).

SONY A7 III İLE FOTOĞRAF KALİTESİ KARŞILAŞTIRMASI

EOS R’nin birçok rakibi var. Bunlardan en büyüğü Sony’nin başarılı A7 III’ü. A7 III’teki 24MP’lik arkadan aydınlatmalı başarılı algılayıcı hemen her inceleme ve DxO Mark gibi sitelerde Canon’un 30 MP’lik tam kare algılayıcısının önünde görünüyor. A7 III’ü kullandığım süre içinde fotoğraf kalitesi anlamında şikayetim olmadı, hatta hemen her ortamda fotoğraf çekmeme izin verdiği için çok da memnundum.

Gene de bu iki aletin RAWlarına bakalım istedim. Aşağıda hem yüksek ISO karşılaştırması hem de düşük pozlama örnekleri var (ISO100, 640 ve 1600’de).

Temmuz 2018’de, Yüksekova’da asker olan eşini ziyaretten dönerken PKK bombası ile katledilen Nurcan ve 11 aylık bebeği… Dikkat edin “bebek” yazıyor orada. Tatlı su solcuları ve “barış gelsin” cambazları nedense askere demediğini bırakmıyor ama bunlara ses çıkarmıyor… Bebek… Belki daha dişleri bile çıkmamıştı…

EOS R ve A7III: Aynı ISO değerinde farklı pozlama

Evet, buna çok şaşırdım. Aynı pozlama değerlerinde EOS R daha aydınlık/parlak fotoğraf verdi! Neden? Bilmiyorum. Açıkçası bu iki aleti yanyana sadece 20 dakika kullandım (takas yaparken) ama ikisiyle de yaklaşık 20 fotoğraf çektim, hepsinde durum buydu. Bazılarında 2/3 durağın bile üzerinde pozlama farkı vardı! Kesinlikle beklemediğim bir durum. Çekerken pozlama algoritmalarının farklı olduğunu düşünüp pek üzerinde durmadım, sonradan fotoğrafları karşılaştırırken dikkatimi çekti.

Aşağıda karşılaştırmalarda bu farkları göstereceğim ama hemen şimdi bir örnek vereyim:

Üstte EOS R altta A7 III. Pozlama değerlerine bakın. A7 III 2/3 durak yavaş perde hızı kullanmış (Sony 1/60 Canon 1/100) ama RGB değerleri birbirine çok yakın! Sony’nin RGB değerlerinin çok daha yüksek olmasını beklerdim ama olmamış. Acaba Sony A7 III’te Fuji gibi “farklı” bir ISO skalası mı kullanmış? Neden bundan bahsedildiğini duymadık hiç? Ya da ben neyi yanlış yapıyorum? Şu durumdayken Sony’nin ISO3200’ü ile Canon’un ISO2000’ini karşılaştırmak lazım sanki.

ISO100, Aydınlatma direği

Bazı sitelerdeki gibi 5 durak az pozlayıp sonradan 5 durak açmak gibi gerizekalı birşey yapmaktansa normalde başınıza gelebilecek bir sahne göstereyim dedim. Aşağıdaki fotoğrafta fotoğraf makinelerinin %99’u istediğinizden daha az pozlama yapar çünkü gökyüzü fotoğrafın büyük kısmını kaplıyor. Hatta Canon bayağı az pozlamış. Burada aydınlatma direğindeki detayları geri getirmek için RAW dosyasına pozlama telafisi uygulamanız lazım.

Soldaki EOS R, sağdaki A7III. İkisi de JPEG.

Yukarıdakileri ACR’de açtım, pozlama farkını dikkate alıp EOS R’ye +3EV A7III’e +2,33EV pozlama telafisi verdim. Beyaz ayarlarına dokunmadım:

Soldaki Canon, sağdaki Sony

EOS R’nin JPEG ayarlarında keskinlik en dipteydi (negatif yani), o yüzden JPEG aşırı yumuşak. Ona takılmayın.

Sonuçta arada aşırı fark yok bence. Canon 1/3 durak kadar daha aydınlık gibi (bazı noktaların RGB değerlerine bakınca).

Bakın yukarıdaki sıkça karşılaşabileceğiniz “zor” sahnelerden biri. İki makine de zorlanmamış. Fotoğrafı resmen 3 durak açtım.

ISO3200 ve 6400, Evler ve orman

ISO3200, hepsi ACR’de RAW’dan çevrildi (standart renk profillerinde):

Soldaki Canon 30MP, sağdaki Sony 24MP, ortadaki Canon 24MP (30MP’den ufaltılmış)

Burada şunları görüyorum:

  • Perde hızlarına dikkat edin: Sony ISO3200’de 2/3 durak daha uzun perde hızı kullanmış (yani daha fazla pozlama yapmış), buna rağmen RGB değerleri Canon’la çok yakın. Halbuki bu değerde A7III’ün fotoğrafının daha parlak olmasını beklerdim. Sony’nin ISO anlayışı farklı mı yoksa lan? Fuji gibi bir durak yüksek mi gösteriyor yoksa? Hmmmmm…..
  • Gürültü miktarı olarak pek fark yok (A7III’te biraz daha az gürültü var gibi) ama arkadaki ağaçlara bakarsanız Canon’da ağaçlar daha net seçiliyorken Sony’de ağaçlar birbirinin içine girmiş sanki. Renkten midir Sony RAW dosyalarına gürültü azaltma mı uyguluyor bilemiyorum ama aradaki fark fotoğrafa %100 yaklaşmadan bile farkediliyor.
  • Ek olarak, ikinci fotoğrafa bakarsanız sağdaki Sony fotoğrafında ciddi moire derdi var. Binanın balkon demirleri ve özellikle dış yüzeyine bakın. EOS R’de moire derdi yokken neden Sony’de var bilemiyorum. Bu arada, iki algılayıcıda da AA filtre var.

ISO6400’e bakalım:

Solda A7 III
Sağda EOS R

Bu sefer soldakiler Sony, sağdakiler Canon.

Burada da diyaframda Sony 1 durak daha geniş ama RGB değerleri aynı! Hatta EOS R’ın fotoğrafı biraz daha aydınlık gibi (beyaz ayarından da olabilir ama en azından gölgeler biraz daha açık). Adobe’nin yaptığı birşey olabilir mi? Bence düşük ihtimal. Bundan sonra Sony-Canon karşılaştırması yaparken Canon’u ISO3200’e Sony’yi ISO6400’e mi almak lazım? Bu davranılı Fuji ve bazı m43 makinelerde görüyorum ama ilk defa bir tam kare gövdede gördüm. Canon-Nikon karşılaştırmalarında aynı ISO değerinde hep benzer ya da aynı perde hızı / diyafram değeri görüyordum. A7R II’de de böyle birşey gördüğümü hatırlamıyorum.

Daha da kötüsü, böyle bir konuyu başka biryerde okuduğumu da hatırlamıyorum. Fotoğraflara tekrar tekrar baktım, gerçekten de böyle bir fark var.

Adam heryerli kardeşim. İşte milletin adamı!?!?

Her neyse, ISO6400’de de benzer farklar devam ediyor: Ağaçlara bakarsanız Canon’da ayrılabilen ağaçlar Sony’de içiçe geçmiş ve Canon’da renkler nedense daha canlı. Sony’de birkaç renk profili denedim (Neutral, Vivid, Landscape, Deep). Bu profillerde A7 III’te renkler canlandırınca kontrast biraz artıyor, gölgeler fazlaca kararıyor. Birebir aynı sonucu almak için Camera RAW’da bayağı uğraşmak gerekiyor.

ISO6400, Evde ev

A7 III ve EOS R’yi takas etmeden önceki gece evde A7 III ile belli değerlerde fotoğraflar çektim. EOS R’yi aldığım gece aynı yerde aynı ışıklar altında aynı değerlerle fotoğraflar çektim. Tam yanyana aynı gün olmadı ama, aynı ışık altında aynı koşullarda çektiğimden karşılaştırmakta bir sorun olmaz diye düşünüyorum.

Yukarıdaki EOS R aşağıdaki A7 III

Pozlama değerleri aynı: ISO6400, f8, 1/80. Beyaz ayarlarını da sarı evin pencere çerçevelerinden aldım (ikisinde de).

RGB değerlerine bakın. Bir de siyah beyaz deneyeyim dedim:

Vay arkadaş! Parlak bölgelerde EOS R’nin RGB değerleri biraz yüksek ama aradaki fark bayağı azalmış. Tabi burada Adobe Monochrome kullandım, belki sebep bu da olabilir.

1-1 karşılaştırma yapmak imkansıza yakın……..

Yukarıda, soldakiler EOS R sağdakiler A7 III.

ISO12800 ve 25600, Evde ev

ISO12800:

ISO25600:

ISO51200

Tüm fotoğraflar bunlar. Soldaki EOS R sağdaki A7 III.

Unutmayın, EOS R’yi 24MP’ye indirdim (A7 III’le 1-1 karşılaştırmak için).

Açıkçası, arada çok fark göremiyorum. Sadece kırmızı ile çizdiğim bölgede A7III’te orada olmayan renkler var (çerçeve gerçekte bembeyaz). A7III’te çerçevenin bir kısmı sarıya dönmüş.

EOS R’nin siyahları biraz daha açık gibi. A7III’te siyahlar daha koyu. Benzer görünümü EOS R’de de alabiliyorum (ACR veya Lightroom’da “Blacks” ayarını biraz sola çekerek).

ISO640, DÜŞÜK POZLAMA: A7 III İLE 1 DURAK FARK

En başta da bahsetmiştim: ISO640’ta iki makinenin RAW dosyaları arasında RGB değerlerinde tam 1 duraklık fark var!

Bunu şöyle anladım: İki makine ile birebir aynı ışık koşullarında f8, 1.3 saniye ve ISO640’ta çekim yaptım. Amacım eksi pozlama yapıp sonradan yazılımla fotoğrafları olması gereken hale getirip algılayıcı performanslarını karşılaştırmaktı. Aynı 4 noktadan RGB değerlerini okudum, arada önemli bir fark vardı. Sonra EOS R’ye +3 durak pozlama telafisi verdim. Aynı RGB değerlerine getirebilmek için A7 III’ün RAWlarına +4 EV vemek zorunda kaldım! Tamı tamına +4 EV hem de. EOS R’den 1 durak daha fazla pozlama telafisi yapmak zorunda kaldım yani…

Burada ya benin anlamadığım birşeyler dönüyor ya da gerçekten de Sony aynı çekim değerlerinde Canon’dan daha az pozlama veriyor.

Bakın, önce A7 III:

Sonra EOS R:

Dikkat edin, iki RAW dosyasına da +3 EV verdiğim zaman A7 III hala belirgin şekilde karanlık. +4EV verdiğimde ise:

Anca +4EV verince EOS R ile aynı RGB değerlerine geldi! Dosyalara biraz daha baktım, sonra beyaz ayarlarını eşitledim ve aradaki fark 3.5 durağa düştü!

Bence bu çok ciddi birşey ve cidden bu farkı şimdiye kadar başka bir sitede göremedim. Hatta gidip DPReview’daki ISO 800 ve 6400 karşılaştırmalarının RAWlarını çektim, hem çekim değerleri hem RGB değerleri aynı! Yani ben aynı koşullarda aynı değerlerde çekim yapınca RGB değerleri farklı oluyor, DPReview çekince aynı oluyor 🙂 Kafayı yememek mümkün değil. Ben kendime inanma taraftarıyım, siz istediğinize inanın 🙂

Neyse, ISO640’ta f8 ve 1.3 saniye ile çekilmiş fotoğraflarda EOS R’ye+3EV A7 III’e +3.5EV verilmiş halleri aşağıda:

Aradaki fark aşırı değil ama derin gölgelerde Canon daha iyi. Tabi siz de bakın, bana güvenmeyin 🙂

ISO100, DÜŞÜK POZLAMA

Sony’nin en büyük avantajı baz ISO’daki dinamik aralığı, derler. Ben de ISO100’de 3 durak az pozlama yapıp sonradan ACR’de 3 durak EV değerini arttırdım. EOS R ve A7 III’ün RGB değerlerini eşitlemek için A7III’e +3.3 EV vermem gerekti. Yani ISO100’de bile arada pozlama farkı var (aynı çekim değerlerinde). Enteresan:

Aşağıda sonuçlar var:

Neredeyse birebir aynılar, ama derin gölgelerde (“Kids” yazısının solundaki duvara bakın) Canon biraz daha iyi gibi.

Burada Sony’nin avantajını görmek için +3 EV’nin yeterli olmadığını düşündüm, çünkü yapılan testler genelde 5 duraklı az pozlamalarla yapılıyor. Ben de fotoğraftaki otobüsün içindeki oyuncağı biraz daha açayım dedim:

Soldaki EOS R, sağdaki A7 III

Özet geçeyim: Aynı çekim değerlerinde iki dosyaya da +5 EV pozlama telafisi verdim (ACR’de 5 EV’nin ötesi yok, bu yüzden +5.3 EV veremedim). Sonuca siz karar verin (ipucu: EOS R daha iyi gibi, ama bantlaşma var).

DxO Mark ne diyordu:

DxO Mark’a göre A7 III’ün ISO100’deki dinamik aralığı EOS R’den 1 duraktan bile daha fazla

DxO Mark’a göre A7 III’ün daha temiz sonuç vermesi gerekirken EOS R daha temiz?

ISO1600, DÜŞÜK POZLAMA

ISO1600’de, gene aynı çekim değerleri:

Soldaki EOS R sağdaki A7 III. Beyaz ayarlarını eşitledim. Sonra RGB değerlerini eşitleyecek şekilde EV değerini arttırdım:

Arada dev fark yok ama derin gölgelerde EOS R daha iyi gibi.

A7 III İLE FOTOĞRAF KALİTESİ KARŞILAŞTIRMASINDA SONUÇ

Hiç kuşku yok ki A7 III çok iyi bir gövde. Algılayıcısı de çok çok iyi, hatta birçok “performans ölçüm” sitesinde en iyi ilk 10 tam kare algılayıcı listesinde ilk sıralarda. Ben de kullanırken hiç şikayet etmemiştim. Yani elinizde A7 III varsa ve memnunsanız başka aletlere bakmanıza gerek yok. DxO Mark skoruna göre de EOS R’den 1 durağa yakın daha iyi (toplam puanda).

DxO Mark’ın (nasıl verildiği belli olmayan) puanlamasına göre A7 III EOS R’yi (fotoğraf kalitesi anlamında) paramparça ediyor.

Diğer yandan, yukarıdaki 10larca örneğe de bakarsanız, EOS R’deki algılayıcı da hiç fena değil. Hatta birçok durumda denk veya daha iyi bile çıktı. Bakın bunu lafla anlatmıyorum, örneklerle gösteriyorum. RAW örneklerini de uygun bir yere koyacağım ki siz de bakın. Belki sorun Adobe’dedir, belki Capture One ile Sony’nin dosyaları daha iyi işleniyordur. Zaten burada 100’ün üzerinde dosyayı karşılaştırdığım için başka yazılıma bakma fırsatım olmadı.

Benim vardığım sonuç şu: EOS R’nin algılayıcısı kesinlikle bahsedildiği gibi “eski, dandik, Sony’den fersah fersah geride” falan değil. Örneklerden de açık.

Çok acaip…. Afedersiniz, manyak sürüsü… Ve evet, bu hakareti hakediyorlar. O kitap okunması için indirildi, şapka olsun diye değil…

Aşağıda A7 ile karşılaştırmalar var. A7’deki algılayıcı A7 III’tekine göre daha geride (gene DxO Mark ve benzeri sitelere göre).

SONY A7 İLE FOTOĞRAF KALİTESİ KARŞILAŞTIRMASI

Burada Sony’nin A7’si ile EOS R’yi karşılaştıracağız. A7 Sony’nin ilk aynasız tam kare makinesiydi. Kit lensle beraber uygun fiyata (ikinci el) bulunca sadece ve sadece bu inceleme için satın aldım, tahminen kısa zamanda tekrar satacağım.

Önce DxO Mark’a göre A7’deki algılayıcı nasılmış, ona bakalım:

Gördüğünüz gibi A7 toplam puanda hala EOS R’nin ötesinde. Dinamik aralık olarak 0,7 durak fark atmış ki pratikte bunun farkını görebilmemiz lazım.

3 DURAK İNDİR, 5 DURAK KALDIR

İkisi de ISO 100, f4, 0.8 saniyede çekildi. Ortam bayağı karanlık sayılır.

Fotoğraf stilini Adobe Color seçtim, beyaz ayarlarını soldaki duvardan okuttum ve RGB değerlerine baktım. +3 EV’de RGB değerleri hemen hemen aynı! Lan! Delirtmeyin olum beni! A7 III’te neden farklı gördüm o zaman?

+3 EV’de iki fotoğraf da neredeyse aynı makine ile çekilmiş gibi!

Sonra 4 durak arttırdım, fark göremeyince 5 durak arttırdım (3 durak az pozlanmış fotoğraftaki gölgeleri daha da açmak için):

Sadece orta tonlarda biraz fark oluyor, onu da eşitlemek zor değil.

5 durak açınca Sony A7 biraz daha iyi davranıyor. 5 durak…. 5….

Bu arada ikisi arasındaki renk doygunluğu farkına takılmayın. A7 biraz daha doygun fotoğraf veriyor ama bunu Canon’da da almak mümkün.

ISO6400, A7 İLE

Soldaki Canon. ISO 3200’de de Canon biraz daha iyi ama ISO6400’de fark daha belli. Fark gene az ama belli.

ISO25600, A7 İLE

EOS R bu ISO değerinde yaklaşık 1 durak daha iyi. Ek olarak, A7’de renkler birbirinin içine giriyor. Sağdaki fotoğraflarda mavi ile işaretledim. A7 III’te de vardı bu olay. A7R II ve III’te bunu farketmemiştim, belki detaylı bakmamışımdır ya da o algılayıcılarda yoktur.

ISO12800’den sonra EOS R A7’den yaklaşık 2/3 – 1 durak arası daha iyi.

GERÇEK SENARYO

Sırf fark bulmak için saçma sapan senaryolar uydurmak yerine gerçekçi bir karşılaştırma göstereyim:

Aşağıdaki fotoğraf tahminen bir manzara fotoğrafçısının en çok karşılaştığı belalardan biri: Parlak gökyüzü + loş yeryüzü. Eğer sadece ağaçları doğru pozlamak isterseniz:

Ağaçlardan okuma alırsanız gökyüzü bembeyaz çıkıyor

Yukarıdaki durumda en güzeli iki pozlama yapıp sonradan bunları yazılımla birleştirmek (ufak bir HDR). 3-5 poz çekip düzgün HDR da yapabilirsiniz. Veya pozlamayı biraz gökyüzüne göre alıp ağaçları sonradan yazılımla (Luminar, Capture One, One1, Lightroom vs..) açacaksınız:

Üst sıra EOS R alt sıra A7
Bunlar da ayarlar

Bakın %100 halleri:

Gördüğünüz gibi iki algılayıcı da çok iyi iş çıkarmış. Beyaz ayarı farkı haricinde fark görmek imkansız (ben göremedim).

A7 İLE FOTOĞRAF KALİTESİ KARŞILAŞTIRMASINDA SONUÇ

A7 kötü bir makine değil, ama abartıldığı kadar acaip süper hiper de değil. Algılayıcısı kötü değil, ama bazı dertleri var (örneğin “blooming – white orb” derdi, cidden kötü standart JPEG renkleri veya 11+7bitlik RAW sıkıştırma). Diğer yandan çok esnek bir algılayıcısı var, yani elimde sadece A7 olsaydı da üzülmezdim (algılayıcı açısından). Gördüğünüz gibi çok çok çok aşırı şartlarda (mesela ISO100’de aşırı düşük pozlama + yazılımla fotoğrafı 5 durak açma) EOS R’den biraz daha iyi sonuç alıyorsunuz. Diğer yandan EOS R renkleri daha iyi koruyor, renk bozulmaları daha geç başlıyor, yüksek ISO’da da biraz daha iyi.

Ergonomi, teknik özellikler vs.. konularına girmiyorum çünkü EOS R bu konularda birkaç gömlek ileride (A7 eskidi zaten, böyle olması normal yani).

Şaka lan şaka. Böyle proje mi olur? Olur mu? Belki olur aslında. Tübitak’ta eş-dost-kayınço dolunca, böyle projeler olması da doğal…

SONUÇ

Gene çok uzun, hatta dev gibi bir sayfa olmuş 🙂 Önceki sayfaları da göz önüne alarak EOS R ile ilgili şu sonuçları yazayım:

İYİLER

  • Harika tutuş ergonomisi, kolay kullanım. Dokunmatik şerite alışırsanız gözünüzü bakaçtan çekmeden uzun süre çekim yapabilirsiniz.
  • DualPixel otomatik odaklama hem 4K videoda hem fotoğrafta çok iyi çalışıyor. Tekli odaklama zaten piyasanın en iyisi (belki Panasonic S1 ile beraber). Gözümün göremediği ortamda odaklama yapabilmek inanılmaz bir duygu.
  • DualPixel AF fotoğrafta sürekli odaklamada A7 III’ün biraz gerisinde. Eğer odak noktalarını ya da bölgesini obje üzerinde tutarsanız gene takip konusunda az sorun yaşayacaksınız ama tüm çerçeve içinde obje takibini A7 III daha iyi yapıyor.
  • Göze odaklama bahsedildiği kadar kötü değil, hatta iyi bile sayılır. Son bellenimle sürekli odaklamada da göze odaklama geldi. Sürekli olduğu yerde fıldır fıldır dönen modeller çekiyorsanız A7 III daha iyi, normal model çekimlerinde göze odaklama yeterince iyi gibime geldi.
  • 30 MP’lik algılayıcı çok iyi. Yukarıda A7 III ve A7 ile 10larca örnek gösterdim. DxO Mark gibi sitelere inanmayın, gerçekten fotoğraf çekenlerin incelemelerine bakın. En sonra verdiğim manzara gibi örneklerde göreceğiniz gibi EOS R gerçek hayatta karşılaşacağınız her durumla başa çıkabilir.
  • 4K videoda görüntü kalitesi bence çok iyi, obje takibi de çok yumuşak ve tutarlı. Adaptörle 10-20 veya 10-18mm gibi bir lensle elinizde sağlam bir 18-35mm 4K video makinesi oluyor. Tam hareketli ekranda odağın istediğiniz yere kayması, 10bit C-Log, makine çıktısı video renkleri çok çok iyi. Ekranın karşıya dönebilmesi de kendi videosunu çekenler için (ürün tanıtımı vs.. için) bir avantaj.
  • 1080p videoyu bazıları beğenmemiş ama ben çok beğendim. Eğer videoyu durdurup %200 yaklaşırsanız biraz yumuşaklık göreceksiniz ama videoyu (normalde olması gerektiği gibi) seyrederseniz renkler ve akış çok başarılı. 1080p’de jöle etkisi de çok az.
  • Arka ekran ve elektronik bakaç kesinlikle A7 III’ten daha iyi. Kesin hem de. Hem keskinlik (bakaçtaki optikler), hem güneş altında görülebilirlik, hem büyütme oranı, hem tazeleme hızı çok başarılı. Hatta Nikon Z6’nın bakacından bile daha iyi gördüm EOS R’dekini.
  • Gözünüz bakaçtayken odak noktasını ekrandan kontrol etmek bence başarılı olmuş. 5000+ odak noktasını odak kolu ile seçmek biraz dert olurdu (gerçi odak kolu da olsaymış, en azından eleştiriler azalırmış 🙂 ).
  • EOS R’yi kapatınca algılayıcıyı korumak için perde de kapanıyor. Bu, tozların algılayıcıya ulaşmaması için alınan bir önlem. Tabi bu durumda perdeyi de parmaklamamanız lazım 🙂
  • Lenslerdeki kontrol halkası çok faydalı.
  • Manuel odaklama yardımcıları çok başarılı.
  • C-Raw formatı (CR3) çok iyi olmuş. A7 III’ün RAWlarının neredeyse yarı boyutunda RAW dosyanız oluyor (ki EOS R 30MP, A7 III 24MP). Bu formatta bile dosyalar çok esnek. Dilerseniz CR2 formatında da çekebiliyorsunuz. CR2 daha fazla bilgi içeriyor ve biraz daha esnek ama dosya boyutu %40/50 daha fazla. ISO800’ü geçiyorsanız doğrudan CR3’le çekin çünkü CR2’deki ekstra bilgiyi zaten gürültü yüzünden göremeyeceksiniz.
  • FV modu (Esnek pozlama modu) çok başarılı olmuş.
  • Gerçek su ve nem geçirmezlik var! 5D Mark IV seviyesinde hem de. Imaging Resource’un testine bakın ve anlayın. Sony 3 nesildir hala bu işi çözemedi.
Koskoca CB ile böyle dalga geçilir mi yaaaaaa…..

“EH”LER

  • Dokunmatik şerite alışmanız gerekiyor. Alışamazsanız nefret edeceksiniz (veya kapatacaksınız), alışırsanız vazgeçemeyeceksiniz.
  • Gövdede titreşim azaltma olmaması dezavantaj gibi gelebilir, buna karşılık 24-105mm ve 35mm f1.8 hem çok iyi lensler hem de titreşim azaltma konusunda çok başarılılar. Tahminen Canon 2019 sonuna doğru veya 2020’de titreşim azaltmalı modeller de çıkaracak (şu anda çalışıyorlar).
  • Odak noktası seçmek için kol (joystick) olmaması bazılarına ters gelebilir. Buna karşılık, gözünüz bakaçtayken ekrandan odak noktasını seçebiliyorsunuz (dokunarak). 5600+ odak noktasını seçmek için ekran daha uygun geldi bana ama mesela seçilebilen odak noktalarının sayısını sınırlayarak kolla seçim yapmak da bir seçenek (örneğin menüde 5600+ yerine sadece 100 tane seçilebilen nokta ayarlama seçeneği olabilirdi).
  • Şu anda RF lensler arasında uygun fiyatlı lens yok. Buna karşılık adaptörle tüm EF/EF-S uyumlu lensler kullanılabiliyor.
  • 4K videoda 1.8x kesme çarpanı var. Bu bazılarına dezavantaj gibi gelecektir (24-105mm lens 4K videoda 43-190mm lens oluyor). Diğer yandan, EF-S 10-18mm lensi adaptörle kullanarak deli ucuz ve titreşim azaltmalı ve çok iyi otomatik odaklamalı bir 4K video setiniz olabilir.
  • Pil ömrü CIPA standartlarında az sayılır (Nikon Zlerden çok, Sony A7lerden az). Diğer yandan, ben şu ana kadar pili 2 defa şarj ederek toplamda 1500 civarı fotoğraf ve yaklaşık 30 dakika video çektim. Yani normal kullanımda pil ömrü size yetebilir. Keşke çekerken USB’den şarj edilebilseydi (şu anda şarj etmek için makineyi kapatmanız gerekiyor, aynen Nikon Z’deki gibi).
  • Pozlaması fazlaca odak noktasına bağlı gibime geldi. Son birkaç nesilde Canon’un “Evaluative” pozlama sistemi odak noktasından yapılan ölçümün ağırlığını arttırdı. EOS R’de bunu fazlaca görebiliyorum. Keşke bunu menüden kendimiz seçebilseydik.
  • Harici pil ile USB’den şarj edecekseniz bu aletin USB-C uyumlu olduğuna dikkat edin. Gerçi yeni harici pillerin hepsi böyle ama eski piliniz varsa EOS R’yi şarj etmemesi muhtemel.
  • Seri çekim hızı, sürekli otomatik odaklamayla, saniyede 5 kare. Sürekli otomatik odaklama istemezseniz bu hız saniyede 8 kareye çıkıyor. Yani bu alet seçi çekim makinesi değil.
  • İsterseniz BG-E22 pil tutacağı ile gövdeyi biraz daha büyütebiliyorsunuz (ve ek pil ile pil ömrünü de arttırabilirsiniz). Ben harici pil tutacaklarını sevmiyorum, gövdeyi çok büyütüyorlar ve ağırlaştırıyorlar.
  • Mod tekeri yok, bunun yerine düğme + teker var. Buna alışmam uzun sürdü (ki hala mod tekerini tercih ederim). Gerçi dev sorun değil (1D serisinde de mod tekeri yok).
Evet, utanmadan bunu yazdı. Bakan, başbakan, meclis başkanı olmuş bir adam bunu yazabildi. Cahil mi kötü niyetli mi?

KÖTÜLER

  • Saniyede 5 kare çekim hızı (otomatik odaklamayla) rakiplerine göre yavaş. İki çekim arasında bakaçta sadece çekilen fotoğrafı görebiliyorsunuz ki bu rakipleriyle aynı (sadece A9’da kesintisiz görüntü alabiliyorsunuz).
  • 4K videoda belirgin jöle etkisi var. Makineyi sağa-sola çevirmezseniz pek dert değil ama çevirdiğiniz anda bunu görme olasılığınız artıyor.
  • Tek kart yuvası olması bazıları için dezavantaj. Ben pek sallamıyorum ama bazıları çok dert ediyor bunu. Gene de SD kart yerine XQD kart tercih ederdim çünkü XQD kartlar hem saha sağlam hem daha hızlılar.
  • Arka ekranı yana açınca elektronik bakaç devreden çıkmıyor! Sony bunu 3. nesilde çözdü, Canon neden böyle bırakmış hayret! Ekranı boşuna mı yana açıyoruz Eeeeyyy Canon!
  • Hala fotoğraf çekilir çekilmez önünüze gelen fotoğrafta önceki-sonraki fotoğraflara bakma seçeneği yok! İlla o fotoğraftan çıkacaksınız, bir daha “izleme” düğmesine basacaksınız! Eeeeeeeyyy Canon! En nefret ettiğim Canon eksikliği budur ve senelerdir Canon bunu düzeltmedi. Bazen cidden sinir bozucu oluyor bu davranış.
  • Intervalometer yok (bunun Türkçesi ne?)
  • Açma-kapama sistemi kötü. Resmen kötü hem de. Solda ve tekerlek şeklinde. Beğenmedim.

5D MARK IV MÜ EOS R Mİ?

EOS R’yi genel olarak ucuz ve ufak 5D Mark IV olarak görüyorum. 5D Mark IV’ün şu avantajları var:

2 kart yuvası, daha iyi pil ömrü, daha standart Canon tuş dizilimi, eliniz büyükse biraz daha büyük gövde, dahili intervalometer var, seri çekimde daha iyi, optik bakaç var (kimine göre avantaj).

EOS R’nin avantajları:

Hareketli ekran, daha ufak ve hafif, tekli odaklamada çok daha iyi (hız ve doğruluk ve karanlıkta odaklayabilmek açılarından), göze odaklama var, elektronik bakaç var (kimine göre avantaj).

Eğer seri çekim yapmıyorsam EOS R’yi tercih ederdim.

A7 III MÜ EOS R Mİ?

Zor soru.

Sony sistemi 2019 Haziran itibariyle daha zengin (lens sayısı ve çeşitliliği açısından), A7 III’ün pil ömrü daha fazla, tam kare 4K video çekebiliyor, sürekli otomatik odaklaması ve seri çekimi daha iyi, gövdede titreşim azaltma var, hayvanların gözüne otomatik odaklama yapabiliyor :), çift hafıza kartı yuvası var, 1080p’de saniyede 120 kare çekebiliyor (Canon 60 kare), daha ucuz.

EOS R gövde olarak kesinlikle daha ergonomik, arka ekranı ve elektronik bakacı kesinlikle daha iyi, adaptörle tüm EF/EF-S lensleri sorunsuz kullanabiliyor, 30MP-24MP avantajı var, daha düşük ışıkta odaklama yapabiliyor, videoda sürekli odaklaması daha yumuşak geçişler yapabiliyor, 4K videoda kesme çarpanı var ama 480 Mbps ALL-I seçeneği var (Sony’nin 4 katı kadar veri saklıyor bu format), HDMI’den 10bit 4:2:2 video çıkışı yapabiliyor, çok daha mantıklı ve iyi menüleri var (ayrıca menüler ekrandan kontrol edilebiliyor), çooooooooook daha fazla odak noktası var, çok daha ufak RAW dosyası seçeneği.

Benim elimde birkaç iyi Canon lens olduğundan ve Sony’nin ergonomisini ve kullanımını bir türlü sevemediğimden Canon’a geçtim. Eğer elinizde zaten A7 III varsa ve memnunsanız değiştirmeye gerek yok.

Z6 MI EOS R Mİ?

Bu da zor seçim. Elinizde hali hazırda kaliteli AF-S, AF-P ve AF-I lensler varsa Z tercih edebilirsiniz (adaptörle beraber). Z6’nın avantajları:

Dahili titreşim azaltma, daha hızlı seri çekim (ama sürekli odaklamada arada pek fark yok gibi sanki), yeni bellenimle 12bit RAW video seçeneği gelecek ki bu fiyata bu özelliği veren alet yok (hatta 10 bin Dolar altında yok diye biliyorum), odak noktası seçmek için kol var, 1080p’de saniyede 120 kare çekebiliyor (Canon 60 kare), 4K videoda kesme çarpanı yok, daha ucuz.

EOS R’nin avantajları:

30-24MP avantajı, videoda daha iyi odaklama, tekli çekimde daha düşük ışıkta odaklayabilme, çooooooooook daha fazla odak noktası (Z6’nın 21 katı kadar 🙂 ), adaptörle geriye dönük uyumda daha iyi (Nikon’da AF-D lensler odaklama yapmıyor), daha uzun pil ömrü, kit lensi 105mm’ye gidiyor, bir de EOS R’deki bakaç bana Z6’dakinden daha iyi gibi geldi (EOS R’daki bakaç biraz daha keskin ve görüntü daha akıcı sanki).

Sanıyorum ki elimde kaliteli Nikon lensler olsaydı Z6 seçerdim ama sürekli odaklamasının pek iyi olmadığı söyleniyor. Videoda sürekli odaklama konusunda Canon şu anda en iyisi. Bilemiyorum. Hangi sisteme içiniz ısınıyorsa onu alın bence.

SONUCUN SONUCU

Canon son senelerde abartılı şekilde eleştiriliyor (eleştirecek yanları da var ama abartmaya gerek yok). Bu EOS R da ilk çıktığında bazıları tarafından yerden yere vuruldu ama son birkaç ayda sürekli kullandığım bir alet oldu EOS R, çünkü fotoğraf çekerken zevk alıyorum ki şu anda benim için en önemli şey bu. Çektiğim fotoğraflar çok iyi çıkıyor, videolar muhteşem.

Yukarıdaki karşılaştırmalara bakın, yorumları okuyun, kararınızı ona göre verin. Ben tahminen gövdede titreşim azaltma olan bir model çıkana kadar EOS R’yi kullanırım, sonra onu alırım. Bir süre Canon’dan uzak kalmıştım (1 – 1.5 sene kadar Sony ve Olympus ana sistemlerim oldu). EOS R beni Canon’a tekrar ısındırdı galiba 🙂

HEDİYE

EOS R’nin bazı güzelliklerini gösteren videolar:

Animals’ı bilen, hatırlayan var mı? “House of the Rising Sun”ı ilk dinlediğimde söyleyen arkadaşı bayağı gözümde büyütmüştüm (karizmatik, sağlam duruşlu vs..). Arkadaş bu ne 🙂 Müziği seviyorum da bu klip ve tipler…

4
Aşağıdaki kutuya yorum yazabilirsiniz

avatar
1200
2 Yorumlar
2 Yorumlara yanıtlar
0 İzleyenler
 
Popüler yorumlar
Hottest comment thread
3 Comment authors
Osman G.ErtOztUğur Recent comment authors

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  Kayıt ol  
En yeni En eski
Notify of
Uğur
Guest
Uğur

Hocam Canon ne yaptı bu kadar insana da, bu kadar düşmanı var ve sevilmiyor. Sevmeyen herkesin ağzında dinamik aralık lafından başka bir şey yok.. Sanki Canon alınca fotoğraf çekilemiyormuş, insanı aldığına bin pişman ediyormuş gibi konuşuyorlar. Canon yoksa fetöcü bizim mi haberimiz yok 🙂

Osman G.
Guest
Osman G.

Bir ara “manzarada mikro kontrast” diye bir yazı yazmaktan bahsediyordunuz, yazdınız da ben mi görmedim yoksa… Aslında derinlemesine manzara fotoğrafçılığı yazısı güzel olurdu… En basitinden, manzarada nereye/neden netleyeceğimiz konusundan bile bahseden yazıya (internette) ben rastlamadım… Ayrıca doğru diyafram değeri tam olarak nasıl bulunacak manzarada, lense bağlı ise kriter en keskin diyafram değeri mi, yoksa başka mı? Ve 24-105 f4 ii ile buradaki 24-105 arasında bariz bir fark var mıdır? Çünkü tam kareye geçmek için önden 24-105 f4 ii’yi aldım.. Şimdi ise kafam karışık biraz, aynalı ve hesaplı Canon bir tam kareye mi geçeyim, yoksa ne var ne yok satıp Rf… Daha fazla »