Canon EOS R, RF 24-105mm f/4L IS USM ve RF 35mm f1.8 IS STM Macro incelemesi – Sayfa 2

Önceki sayfada Canon’un RF sistemine kısaca bakıp EOS R gövdesine giriş yapmıştık.

Bu sayfada EOS R ve iki RF lense daha yakından bakacağız. İncelemenin sonuç sayfası için buraya tıklayabilirsiniz.

KISACA

Tembeller için özet geçeyim:

Güzellikleri: EOS R, 24-105mm ve 35mm çok iyi. Hatta çok çok iyi. Olympus EM1 Mark II kullanırken aldığım keyfi EOS R ile tekrar yakaladım diyebilirim ki böyle bir makineye pek sık denk gelmiyorum. Kullanımı hızlı, ergonomisi çok çok iyi, odaklaması yıldırım gibi, toplamda seçilebilen 5655 odak noktası var (çerçevenin neredeyse tamamına yayılmış), hareketli dokunmatik ekran çok faydalı, elektronik bakaç şu ana kadar kullandıklarım arasında en iyisi, 30MP algılayıcı çok iyi (5D Mark IV gibi), video kalitesi yüksek, neredeyse karanlıkta bile otomatik odaklama yapabiliyor, perde sesi çok güzel (tam sessiz perde özelliği de var), C-RAW seçeneği sayesinde RAW boyutu ciddi azalabiliyor, pil ömrü kağıt üzerinde az ama gerçek kullanımda 600 çekimin üzerinde ki seri çekim yaparak 1000’i geçenler var, USB-C yuvasından şarj edilebiliyor, eski Canon pillerle de uyumlu (eski 7D’min pilini takıp kullandım mesela), göz ve yüz tanıma iyi çalışıyor, adaptörle tüm Canon uyumlu lenslerimi kullanabiliyorum, RF lensler çok başarılı (24-105 ve 35mm ayrı ayrı güzeller).

Eksikleri: 4K videoda 1.8x kesme çarpanı var, yavaşlatılmış video özelliği rakiplerinin gerisinde, seri çekim hızı çok yüksek değil, fotoğrafta sürekli odaklaması iyi ama Sony’den biraz daha geride, gövdede titreşim azaltma yok (sadece videoda elektronik titreşim azaltma var), bazı kontroller Canon klasiğinden farklı, tek kart yuvası bazılarını uzak tutabilir, baz ISO’da dinamik aralığı rakiplerinden yarım buçuk durak daha az, odak noktalarını seçmek için kol yok (bana dert değil ama alıştıysanız….), 4K videoda “rolling shutter” derdi var (makineyi oynatırsanız oluyor bu dert).

5D Mark IV ile EOS R yanyana

UZUNCA

EOS R, Canon’un RF sistemindeki ilk gövdesi. Sonra RP de çıktı (ve çok ciddi düşük fiyattan).

Teknik özellikler

  • RF bayonet, aynasız tam kare gövde
  • 30MP tam kare algılayıcı (5D Mark IV’tekinin geliştirilmiş hali). 24MP’Lik rakiplerinden %25 daha fazla piksel sayısı (yaklaşık %12 daha fazla çözünürlüğe denk geliyor çünkü çözünürlük doğrusal hesaplanıyor)
  • ISO 100-40000 aralığı (ISO50 ve 102400’e genişletilebilir)
  • DualPixel otomatik odaklama sistemi
  • F/1.2 lens ile -6EV’ye kadar otomatik odaklama yapabilme. Burada bir karışıklığı açıklamak istiyorum. Bazıları diyor ki “efendim burada Canon hile yapıyor. Diğer firmalar f2.0 lensle EV değeri verirken Canon f1.2 lensle veriyor”. O iş öyle değil. Nikon ve Sony’nin gövdelerinde f1.2L lens bile kullansanız iş değişmiyor çünkü algılayıcı o kadar duyarlı değil. Yani “f2.0 lenste -3EV’de odaklıyorsa f1.2’de -4 veya -5EV’de odaklar” iddiası yanlış
  • Tam hareketli (yana ve önde dönebilen) 3.15″ 2.1 milyon noktalı LCD ekran, dokunmatik kontrol özelliği (menüler dahil). A7III’teki kötü ekranın çok ötesinde (hem dokunmatik özelliği, hem çok daha az yansıma yapması, hem de iki kat piksel sayısı).
Ekran üzerindeki şekillere dokunarak o ayarı değiştirebiliyorsunuz
  • 3.7 milyon noktalı OLED elektronik bakaç (0.76x büyütmeli)
  • Otomatik odaklamasız saniyede 8, otomatik odaklamayla saniyede 5 kare fotoğraf çekebilme
  • C-log ile H.264 ile UHD 4K video (1.8x çarpan ile). Burada bir parantez açayım: Canon’da 480 Mbps veri var. Bu çok ciddi yüksek bir rakam. Örneğin Sony A7III’te bu rakam 100 Mbps. 1080p’de de Canon’daki veri miktarı Sony A7III’tekinin 3 katı kadar.
  • Harici cihazlara 10bit 4:2:2 4K video aktarabilme (C-Log ile). Dahili olarak 8bit 4:2:0 kaydediyor.
  • Pili USB’den de şarj edebiliyorsunuz. Eski Canon LP-E6 pilleri de kullanılabiliyor (örneğin 7D’nin pili) ama eski piller USB’den şarj olmuyor.
  • CIPA standartlarına göre LCD kullanılırken 370 kare çekimlik pil ömrü. Ekran tazeleme hızını 30’a düşürürseniz bu sayı 450’ye çıkıyor. “Eco” modunu açarsanız 560 çekime ulaşmak mümkün. Yalnız şunu da göstereyim:
336 çekimde, kalan pil %62. Normal modda (Eco falan değil). Bol bol menü karıştırıp çektiğim fotoğraflara detaylıca bakmak da dahil. Tahminimce sürekli ekranı karıştırmazsanız ve biraz seri çekimle 1000’in üzerine çıkmak mümkün.
  • Pil tutacağı imkanı var (BG-E22)
  • USB 3.1, mikrofon ve kulaklık girişleri (3.5mm), mini Tpi-C HDMI yuvası, kablolu kumandalar için yuva var
  • Toz/nem geçirmez gövde yapısı (bunun sağlam bir testi bu sitede ki EOS R o testi sorunsuz geçmiş)
  • Toplamda 5,655 seçilebilen odak noktası var ve bunlar çerçevenin neredeyse tamamına yayılmış. Bu sayı Sony A7 III’de 693, Nikon Z6’da 273 tane odak noktası var. Gerçi belli bir sayıdan sonra artık nokta sayısı ne kadar önemli bilemiyorum…
  • f11 lense kadar otomatik odak yapabiliyor! Yani lensin maksimum diyaframı f11’e açılabiliyorsa bile odaklama yapabiliyor. Örneğin 400mm f5.6 + 2x teleçevirici ile elinizde 800mm f11 lens olur. Bu lensle EOS R otomatik odaklama yapabiliyor. Galiba EOS R haricinde sadece Sony A9 f11 lensle odaklama yapabiliyor (Maksimum açıklığı f11 olan lensten bahsediyorum, yani F değeri 11’in altına inemeyen lensler).
  • C-RAW (CR3) seçeneğinde RAW dosyası boyutu %40 civarı azalıyor. Eğer gölgeleri 3-4 durak açmıyorsanız bunu rahatça kullanabilirsiniz. Sony hala kayıpsız sıkıştırma vermiyorken Canon RAW dosyasını daha da ufaltıyor. Eeeeey Sony!!! Bırak çeyrek durak dinamik aralık artışlarını da bize faydalı şeyler ver
  • İlk odağı sabitledikten sonra saniyede 8 kare, sürekli odak yaparak saniyede 5 kare çekebiliyor
  • Göze ve yüze odaklama özelliği var. Hem tekli odakta hem sürekli odakta göze odaklayabiliyor.

Kontroller, gövde

Belli ki Canon EOS R’yı sıfırdan tasarlamış çünkü kontrol felsefesi önceki modellere göre biraz farklı.

Bu açıda bazı farkları anlatmaya çalışayım. Öncelikle açma kapama tekerleği (!) solda. Evet, bu bir tekerlek. Çubuk veya düğme değil. Sol tarafta. Neden eeeeyyyyyyy Canon, neden? Deklanşörün oralara getiremedin mi açma-kapama tuşunu/halkasını? Hemen her seferde makineyi açarken bu halkayı çevirmem gerektiğini yeniden hatılıyorum.

Sağda görülen ve üzerinde “Mode” yazan düğmeye basarsanız üstteki LCD ekranda modlar çıkıyor, ve o düğmenin etrafındaki halkayı çevirerek modu değiştiriyorsunuz. Burada bir süre alışmam gerekti ama alışınca mod değiştirmek hızlanıyor. Benim derdim başka: Halkayı her seferinde yanlış yöne çeviriyorum 🙂 Özel video modlarına geçmek için “Mode” tuşuna basıp gövdenin arkasındaki “Info”ya basmanız gerekiyor.

Özel video modlarına geçmek için önce ” numaraya sonra 2 numaraya basıyorsunuz

“Özel video modu” derken, PASM modlarında bahsediyorum. Yani bu modlardan birinde video çekmek istiyorsanız bu özel modlara geçmeniz gerekiyor. Eğer hemen video çekmek istiyorsanız istediğiniz ayarları C3 moduna kaydedin, yukarıdaki 3 numaralı kırmızı düğmeye basınca hangi modda olursanız olun C3 modundaki ayarlarla video çekiyorsunuz. Aslında ilk başta karışık geliyor ama sonradan mantığı anlayınca hoşuma bile gitti 🙂 Örneğin kuş çekiyorsun, JPEG modu standartta, ISO6400’de, perde hızı 1/2000’de. Tam videoluk bir sahne gördün diyelim ama bu ayarlarla video çekmek biraz saçma. C3 moduna düzgün ayarları kaydettiysen (örneğin düşük kontrastlı ve düşük keskinlikli JPEG ayarı, düşük ISO’da, 1/100 perde hızı) kırmızı düğmeye basar basmaz o ayarlarda video çekiyorsun.

Otomatik odaklama modları arasında geçiş yapmak Canon DSLRlardaki gibi: 4 numaralı düğmeye bas, sonra 5’e basıp modlar arasında geçiş yap. Çocuk oyuncağı. Bazı aynasızlarda ve hatta DSLRlarda bu ayarlara erişmek için 8 takla atmanız gerekiyor.

Gövde Sonyler kadar ufak değil (1cm daha kalın ve 1cm daha geniş) ama elinize alınca bunun sebebini anlıyorsunuz: EOS R elinize laaaak diye oturuyor 🙂 A7III ve A7RIII’te 24-105mm f4 OSS’yi kullanmak biraz yoruyordu çünkü lens öne doğru ağır, bu yüzden makineyi biraz sıkma ihtiyacı duyuyordum. EOS R’de bu baskı daha az çünkü tutacak yer çok ergonomik.

EOS R ve EM! Mark II. Aradaki benzerliğe dikkat edin. Aklın yolu bir 🙂

“Aklın yolu bir” tabi işin şakası. Anlaşılan aklın birçok yolu var. Mesela yeni, yepyeni “dokunmatik şerit – touch bar”…

Dokunmatik şerit

Baş parmağa denk gelen şey dokunmatik bir şerit

Bu şerit yeni. Böyle birşeyi daha önce hiçbir makinede görmedim, duymadım. Üzerine basmıyorsunuz, sadece parmağınızı kaydırıyorsunuz veya parmağınızı sol/sağ tarafta tutarak ayar değiştiriyorsunuz.

Aslında faydalı olabilecek birşey. Örneğin bu şeride ISO ayarını atarsanız parmağınızı sağa kaydırarak ISO’yu arttırır, sola kaydırarak ISO’yu azaltabilirsiniz. Beyaz ayarı, AF alan modları, yaklaşma-uzaklaşma (manuel odak için), videoda ses/diyafram ayarları, odak vurgulamayı açma (focus peaking), histogramı gösterme, videoda sürekli odaklamayı durdurma, küçük odak noktasını aktifleştirme gibi 10larca ayarı bu şeritle yapabiliyorsunuz.

Beyaz ayarı örneğini: Parmağınızı kaydırıp beyaz ayarını değiştirebilirsiniz, aynı zamanda sol tuşa basıp Kelvin değerini anında 3000 veya 5000’e (istediğiniz değere) çekebiliyorsunuz.

ISO örneği: Parmağınızı kaydırıp ISO’yu değiştirebilir, sol oka dokunup ISO’yu anında 100’e çekebilir, sağ oka dokunup otomatik ISO’yu aktifleştirebilirsiniz. Süper pratik bir çözüm aslında.

Şeritin üzerinde parmağınızı bir süre tutunca ayar menüsü çıkıyor (ana menüye girmeye gerek kalmadan), böylece istediğinizde buraya atadığınız ayarı da kolayca değiştirebiliyorsunuz (örneğin ISO’dan beyaz ayarına).

Mesele şu: Alışmak zaman alıyor çünkü parmağınız genelde oralarda ve hatta sağ kaşınız veya alnınız bile bazen yanlışlıkla oraya değebiliyor. Veya makine açıkken makineyi göğsünüze yaklaştırınca o ayar istemeden değişebiliyor. Şu anda alıştım sayılır ama hala şeritle aramızda bir gerginlik var 🙂 Dokunmatik şerit yerine döndürülebilen ve basılabilen bir tekerlek olsaymış (Panasonic’in bazı modellerindeki gibi) çok daha pratik ve kullanışlı olurdu.

İsterseniz bu şeride 2 saniyelik bir güvenlik gecikmesi koyabiliyorsunuz. Bu sayede parmağınız üzerinde 2 saniye durmazsa ayarları değiştirmiyorsunuz. Yalnız bu sefer de ayarı istediğinizde değiştirememek sizi sıkabilir (ya da sıkmaz? Bilemem).

Diğer yandan, video sırasında çok faydalı çünkü hiç ses çıkarmadan birçok ayarı yapmak mümkün. Video sırasında genelde arka ekran kullanıldığından yanlışlıkla ayar değiştirmek gibi birşey söz konusu değil.

Soldan sağa: Olympus EM1 II, Canon EOS R, Canon 7D, Canon 450D, Fujifilm X-T100

Özelleştirilebilirlik

EOS R galiba piyasadaki en özelleştirilebilir gövdelerden biri ve kullanımı çok esnek. Birkaç örnek vereyim:

  • Odak noktasının yerini 3 şekilde değiştirebiliyorsunuz: Arka ekrana dokunarak (gözünüz bakaçtayken bile), Q-Set tuşunun etrafındaki halkaya basarak veya ön-arka tekerleklerle. Evet, odak kolu (joystick) yok ama size 3 farklı seçenek vermiş Canon.
  • RF lenslerdeki ayar halkası ile ISO, pozlama telafisi, diyafram gibi temel ayarları yapmak mümkün. Bu ayarları sağ elinizi kıpırdatmadan sol elle yapabilmek çok güzel. Şu anda ayarın değiştiğini anlamak için halkada “tık tık” sesler var. Video işindeyseniz, Canon şimdi bu halkalara sessiz ayar imkanı da veriyor (belli bir ücret karşılığı). Bu sayede halka istediğinizde sesli istediğinizde sessiz dönecek. Bu özelliği sağlayan başka firma yok piyasada (ayar halkası + sesli/sessiz özelliği).
  • Dokunmatik şerit ziyadesiyle özelleştirilebilir. Özellikle video çekenlere tavsiye ederim çünkü istediğiniz ayarları yaparken ses çıkarmıyorsunuz.
  • “Dial Function” seçeneği hoşuma gitti. Bu seçenek varsayılan olaran M-Fn tuşuna atanmış ama istediğiniz başka bir tuşa da atayabilirsiniz. O tuşa basınca önünüze şöyle bir menü çıkıyor:
M-fn tuşuna basınca böyle bir menü çıkıyor karşınıza

Bu menüde bir tekerlekle istediğiniz ayarı seçip, diğer tekerlekle o ayarı yapıyorsunuz. Son derece hızlı bir ayar yapma metodu bu.

  • Manuel modda otomatik ISO seçmek mümkün. Bunun da ötesinde M modunda otomatik ISO ile aynı anda pozlama telafisi vermek de mümkün. Bazı markalarda bu özellik yok nedense.
  • Birçok tuşa 38 ayardan birini atayabiliyorsunuz.
  • Üstteki ekranda varsayılan olarak temel çekim ayarları var (pozlama modu (PASM vs..), pozlama telafisi, perde hızı vs..) ama burada istediğiniz diğer ayarları da görmek mümkün (odaklama modu, fotoğraf stili, seri çekim hızı, video kalitesi vs..). Makine kapalıyken burada sadece pozlama modu görünüyor (örneğin M).
Ekranı bu şekilde tutunca kendi videosunu çekenler için önemli bir avantaj sağlıyor EOS R… Hemen her ayarı ekrandan da yapabilirsiniz, yani makinenin arkasına geçmenize gerek kalmadan…

Fv (Flexible value) pozlama modu

İnceleme yapanlar nedense bu moda pek değinmiyorlar. İncelemeler genelde aceleyle yapıldığı için olsa gerek, bazı önemli şeyler atlanıyor.

Fv modunda pozlama telafisi, perde hızı, diyafram ve ISO değerlerini isterseniz otomatik isterseniz manuel ayarlayabiliyorsunuz. Örneğin isterseniz perde hızı’nı otomatik yapıp diğer 3’ünü elle ayarlayın, isterseniz diyafram ve ISO’yu otomatik yapıp perde hızını elle ayarlayın ve pozlama telafisini değiştirin. Yani aslında tek mod altında P, A, S ve M modları arasında geçiş yapabiliyorsunuz.

Örneğin: Hayvanat bahçesindesiniz. P modu burada genelde işe yarar, çünkü hayvanlar hareketli değildir ve ne yapacakları da az çok bellidir. Ama bir anda fotoğrafını çektiğiniz kuşlar havalanmaya başladı??? P’den S/Tv moduna geçmek biraz zaman alıyor ve o modda perde hızını 1/5 gibi düşük değerde bırakmış da olabilirsiniz. P modu yerine Fv modunu kullanırsanız anında perde hızına gidip onu değiştirebilirsiniz. Hem de modlar arasında geçiş yapmadan! Makine bir anda Tv moduna geçti bile! Tam otomatik çekime geri dönmek için de Q-Set tuşunun etrafındaki üst oka basmanız yeterli (o tuşa da istediğiniz ayarı atayabiliyorsunuz).

3 gündür sadece bu modda çekim yapmaya çalışıyorum ve artık alıştım bile. PASM modları arasında anında geçiş yapabilmek çok hızlı bir kontrol imkanı sunuyor.

Hayatın 3 aşaması

OTOMATİK VE ELLE ODAKLAMA

EOS R’de DualPixel odaklama sistemi var. Bu sistemde her pikselin altında aslında iki adet odak hücresi var. Bu hücreler faz bazlı odaklama sistemi gibi çalışıyor. Canon bu sistemi ilk olarak EOS 70D’de duyurmuştu, o zamandan beri her nesilde DualPixel odaklama sistemi gelişiyor. EOS R’deki son nesil ve oldukça gelişmiş bir sistem.

Otomatik odaklama aslında her pikselde yapılabiliyor ama seçilebilen 5655 nokta var (yatayda çerçevenin %100’ü, düşeyde %88’ini kapsıyor).

Birkaç odaklama modu var: Yüz tanıma veya obje takibi, tek nokta, genişletilmiş nokta (tek nokta + etrafında 4 nokta), genişletilmiş nokta (tek nokta + etrafındaki 8 nokta), bölge odaklama (Zone AF), genişletilmiş bölge odaklama (yatay ve düşey ollmak üzere iki seçenek var).

DualPixel sisteminin güzellikleri

Diğer aynasızlardaki faz bazlı odaklama sistemlerinde algılayıcılardaki bazı pikseller odaklama için ayrılıyor. Bunlar fiziksel olarak diğer piksellerden biraz farklı, bu yüzden bazı koşullarda bu pikselleri fotoğraflarda görmek bile mümkün:

Soldakiler Nikon’un aynasızlar, sağdakiler Nikon’un DSLRları

Aynasızlardaki FBOS (faz bazlı odak sistemleri – PDSF) böyle dertlere yol açabiliyor (kullanım şeklinize göre açmayabilir de).

Kontrast bazlı odaklama sisteminde ve Canon’un DualPixel’inde böyle bir dert yok çünkü odak noktaları görünür değil.

FBOS kullanan gövdelerde ek olarak kontrast bazlı odaklama da var. Kontrast bazlı sistem 3 şekilde kullanılıyor:

  1. Tekli odaklamada FBOS odağı hızlı bir şekilde buluyor, ama son anda kontrast bazlı sistem devralıyor ve odaklamayı kontrast bazlı sistem bitiriyor. Bu saniyenin bilmem kaçta birinde olduğu için bunu farkedemiyoruz. Sebep şu: FBOS noktaları algılayıcı üzerinde olsa bile hata payları var (“hata payı yok” lafı şu anlık yanlış), bu yüzden %100 doğruluk için hala kontrast bazlı sistem kullanılıyor. Sürekli odaklamada (AF-C) birçok aynasız makine sadece PDAF kullanıyor.
  2. Bazı makinelerde FBOS noktalarının yanında kontrast bazlı odak noktaları da var ve bunlar beraber kullanılıyor (veya lensine bağlı olarak ayrı ayrı). Aşağıda örneğini verdim.
  3. Işık miktarı çok düştüğü zaman FBOS noktaları yeterince ışık alamıyor, bu yüzden bunlar devre dışı kalıyor ve odaklama tamamen kontrast bazlı sistem ile yapılıyor. Bazı gövdeler FBOS’u çok erken bırakıyor (Sony A6000, Nikon 1 serisi, Sony A7 – ilk nesil, Fujifilm X-T100), bazıları orta şeker (Sony A6400, Nikon Z6, Sony A7R II, X-T3 vs…).
Sony A7II’deki FBOS (PDAF) ve kontrast bazlı odak bölgeleri

Canon’un DualPixel odaklama sisteminde kontrast bazlı odaklama yok, çünkü Canon’a göre buna gerek yok. Yukarıda 1 numaradaki sorun DualPixel’de yok çünkü tek başına DP %100’e yakın bir doğrulukla odaklama yapıyor. 2 numaradaki olaya da gerek yok çünkü EOS R ve RP’de odak noktaları neredeyse çerçevenin tamamını kapsıyor. 3 numara da gereksiz çünkü EOS R -6EV, EOS RP -5EV’ye kadar otomatik odak yapabiliyor (f1.2 lens ile). Bu kadar karanlıkta çalışan FBOS (PDAF) 2019 Mayıs itibariyle yok. Bu konuya da değinen bir yazı var burada, okuyun veya en azından fotoğraflara ve çekim değerlerine bakın. Çeken fotoğrafçı diyor ki “bazen o kadar karanlık oldu ki gözle ve elle odak yapamadım, otomatik odağa güvenmek zorunda kaldım”.

Not: Panasonic’in S1 gövdesi de DFD (kontrast bazlı odaklamanın çok gelişmiş bir versiyonu) kullanıyor ve -6EV’ye kadar odaklama yapabiliyor (f1.4 lensle).

Evde ışıkları kapattım. Ortam o kadar karanlıktı ki o lambayı tavanda hayal-meyal görebiliyordum. Elektronik bakaçta lambayı gördüm, EOS R ve 35mm f1.8 lens odağı hemen buldu ve çektim. Bu arada lensteki titreşim azaltmanın da ne kadar iyi olduğuna dikkat edin (perde hızı 0,3 saniye).

EOS R her noktasında f11’e kadar otomatik odaklama yapabiliyor. Bu şu demek: 100-400mm L IS USM lensinize 2x tele çevirici takarsanız 400mm’de diyafram f11 olacaktır. Bu diyaframda bile EOS R otomatik odaklama yapacak. Keza 400mm f4.6L USM + 2x tele çevirici de bu şekilde. %100 emin olmamakla beraber bunu yapabilen sadece EOS R ve Sony A9 var.

Bu ikiliyi EOS R’de otomatik odakla rahatça kullanabilirsiniz

DualPixel odaklama sisteminin diğer bir güzelliği de video sırasında otomatik odaklamanın çok yumuşak bir şekilde geçmesi. Odak noktası ekranda dokunduğunuz yere o kadar yumuşak ve kesintisiz geçiyor ki, sanki odağı bir görüntü yönetmeni elle yönetiyor gibi hissediyorsunuz. Ek olarak bu odak geçiş hızını da kendiniz belirleyebiliyorsunuz (EOS R’de 9 kademede).

Bu son özelliğin (DualPixel AF + ekrandan dokunduğun yere odağı çekmek) Sony’nin sağlam odaklama sistemine göre avantajını söyleyeyim: A7III’te göze odaklama çok iyi, güzel ama video sırasında 3 kişinin yüzleri arasında odak geçişi yapmayı denediniz mi hiç? Ben denedim ve pek kolay değil bu iş. Ekranın dokunmatik hassasiyeti hiç hoş değil ve odak noktası gri! Gri!!! Gri ne lan? Ortamda ışık biraz azalınca o gri nokta adeta kayboluyor zaten. Her neyse, rengi bırakırsak, insanlar arasında geçiş yapmak A7 III’te çok kolay değil (birkaç kere filmi titrettim çünkü nokta istediğim yere gitmedi ve ben de ekrana biraz daha basıp makineyi titrettim). Bunlar ufak görünen ama aslında çekim keyfini ve kalitesini etkileyen şeyler. EOS R’de bu çocuk oyuncağı: Ekrana ufacık dokunduğun anda odak istediğin yere gidiyor, hem de yumuşacık 🙂 Bu kadar basit bir şeyi Sony hala neden kullanıcılara veremiyor, kafayı yememek işten değil. A7 III’te maliyetten kaçmayı anladım da bari A7RIII veya A9’da vereydin be Sony?

Sunum önemli…

Son olarak, EOS R’de video için en çok kullandığım lens sudan ucuz 10-18mm STM oldu 🙂 Bu lenste IS var, sessiz ve hızlı STM motoru var, 4K video çekerken tam karede 18-32mm’ye denk geliyor ve çok keskin bir lens. Aynı kaliteyi (hızlı ve sessiz otomatik odaklama, titreşim azaltma, süper-geniş açıdan geniş açıya kadar kapsama alanı) diğer tam kare aynasızlarda sadece Nikon’da bulabiliyorsunuz (Nikon da 10-20mm AF-P lens çıkardı ve adaptörle 4K video çekerseniz kesme çarpanı aktifleşiyor ve bu lensi kullanabiliyorsunuz). Bir de EF 24mm f2.8 USM hoşuma gitti. 4K videoda 43mm’ye denk geliyor ki bu da çok doğal bir görüş açısı veriyor. IS var, sessiz ve hızlı odak motoru var, çok keskin ve ufak vs..

Canon 10-18mm ve Sigma 18-35mm f1.8 ile sağlam bir 4K video seti kurabilirsiniz. Aynı kaliteyi tam kare lenslerle kurmak daha pahalıya geliyor.

DualPixel sisteminin eksileri

DualPixel sistemli gövdeler şu anda sürekli odaklamayı (fotoğraf çekerken) FBOS kullananlar kadar hızlı yapamıyor. Örneğin EOS R fotoğrafta sürekli odaklamada takip konusunda hız olarak Sony A7III ve A9’un gerisinde. Sebep işlemcilerin yavaşlığı mı yoksa her pikselde odak pikselleri olmasının işlemciye ağır yük bindirmesi mi bilemiyorum. EOS R saniyede 8 kare de çekebiliyor ama ilk odak sabitlenirse (yani otomatik odaklama saniyede 8 çekimi destekleyemiyor).

Bir diğer geride kaldığı durum sürekli odaklamada göze odaklamanın Sony’deki kadar tutarlı olmaması. Kötü değil, yanlış anlamayın, sadece Sony’nin sürekli odaklamada göze odaklanması daha iyi. Eğer sürekli odakla seri portre çekimi yapıyorsanız Sony biraz daha rahat, onun dışında tekli çekimlerde Canon da süper zaten. Örneğin 3-4 metreden EF 100mm f2.0 USM ile f2’de 4 yaşındaki kızımı çekmeyi denedim (masada yemek yerken). Sürekli odakla seri çekimlerde (saniyede 5 kare) göze odak yaklaşık 120 karede 12-13 defa kaçmış. Yaklaşık %90 başarı oranı. Belki daha yakından çeksem (mesela 2 metre) ve ikide bir etrafında dönseydi başarı oranı düşebilirdi. Sahi, neden bu “göze odaklama” testleri sürekli etrafında dönen modellerle yapılıyor? Bu normal bir çekim mi, yani model çekimlerinde modeller Mevlevileşyor mu 🙂 Tekli çekimlerde başarı oranı daha yüksek.

Bunun dışında bir dandiklik düşünemedim.

En az oy alana bakın diye vermedim de, 3 dönem ardarda seçilen Topbaş’ı malum cemaate destek veriyor diye görevden alan kimdi? 3 dönem kimlere ne kadar para aktı?

Elle odaklama (manuel) yardımcıları

EOS R ile manuel odaklama yapmak kolay. Bakaç büyük, 3.7 milyon piksel ve çok kaliteli optikler sayesinde (bakaçtaki optiklerden bahsediyorum) bakaçtan elle odaklama yapmak rahat.

Bunun yanında EOS R’de elle odaklamaya yardımcı birkaç sistem var:

  • İstediğin yere yaklaşarak. 1x, 5x ve 10x yaklaşma seçenekleri var.
  • Odak vurgulama (focus peaking): Türlü renkler ve güçte, bildiğimiz ve sevdiğimiz odak vurgulama 🙂
  • Odak yardımcısı (Focus Guide): Bu çok başarılı olmuş. Bu yardımcıda odak noktasının üzerinde 3 nokta beliriyor ve siz odak halkasını çevirdikçe bu noktalar birbirine yaklaşıyor veya uzaklaşıyor. Odağı bulduğunuzda tüm noktalar birleşiyor ve hem noktalar hem odak noktası yeşile dönüyor.
Odak yardımcılarından biri. Ortadaki yeşil “tamam odağı buldun” uyarısı. Siz lensteki halkayı çevirdikçe o 3 nokta hareket ediyor.

RF lenslerdeki manuel odaklama fiziksel değil bir motorla oluyor (focus-by-wire). Açıkçası 24-105 ve 35mm f1.8’i ilk denediğimde ikisinde de fiziksel halka var sanmıştım, yani fabrika çıkışı ayarlarda elle odaklama bence bayağı iyi. Ama eğer daha hızlı veya yavaş elle odaklama isterseniz, bunu da menüden seçebiliyorsunuz.

Elde çekimde manuel odaklamada en büyük dandiklik, gövdede titreşim azaltmanın olmaması! 24-105 ve 35mm’de IS olduğundan çok sıkıntı yok ama IS olmayan lenslerde (mesela FD 50mm f1.2) elle odak yapmak biraz daha sıkıntılı çünkü eliniz mecburen titriyor, bu yüzden ekran da titriyor. Gerçi “Focus guide” bu derdi biraz azaltıyor ama gene de EM1 II veya A7III’teki titreşim azaltmanın verdiği rahatlık yok.

BAŞKA ÖZELLİKLER

Önem sırasına göre değil ama aklıam gelen baze güzellikler/özellikler/dandik tarafları yazayım:

  • 1080p ve 720p’de saniyede 24-30 karede HDR video çekebiliyorsunuz. Bunu 3-4 dakika denedim. Daha çok parlak alanları kurtarıyor gibi gördüm, gölgelere pek etkisi yok. Faydalı bir özellik bence, mesela gökyüzünde daha fazla detay görmek güzel birşey.
  • Gözünüz ekrandayken arka ekranda odak noktası seçmek bence kolla (joystik) seçmekten daha pratik ve hızlı çünkü bu alette 5655 odak noktası var. O noktalar arasında kolla gezmek biraz sıkıntı olurdu diye düşünüyorum. İsterseniz gövdenin arkasında, Q-Set düğmesinin etrafındaki oklarla da odak noktasını değiştirebiliyorsunuz.
  • Perde sesini beğendim (daha önce de söylemiştim gerçi). Çok yüksek değil, ve kulağı rahatsız etmiyor. Sonylerdeki perde sesi bence çok uyuz (hele ilk nesil iyice berbattı). Fujifilm X-H1, Olympus E-M1 Mark II bu konuda benim favorilerim. Bir de bir Pentax modeli vardı ama K5 Mark II mi M3 müydü hatırlayamadım, o da iyiydi. Çekim yaparken bu bence önemli bir konu. Çekerken o sesi duyunca keyif almam lazım. Üstünden araba geçmiş köpek sesi gibi perde sesleri var bazı modellerde (Pentax ve Canon’un giriş seviye DSLRları, Olympus’un eski E5xx ve D4xx serisi, Sony A7/A7r/A7 II, Nikon D800, Canon 5D Mark II… Iyyyyyy).
Yalan oolum bunlar. Hep dış güçlerin uydurması.
  • C-RAW (CR3) dosyalar çok faydalı olmuş. Dosya boyutu neredeyse yarıya iniyor ve eğer gölgelere 3 duraktan fazla dokunmayacaksanız normal RAW’dan farkını göremeyeceksiniz. Hatta ISO1600 ve üzerindeki çekimlerde her zaman C-RAW kullanabilirsiniz çünkü gürültü miktarı CR3-CR2 arasındaki farkı tamamen gizleyecek. 15-20 MB dosyalardan bahsediyorum, 30-40 MB değil (megapiksel değil, megabayt). Neredeyse JPEG kadar boyutları var yahu!
  • Elde tutuş ergonomisi çok iyi, deklanşör hissi çok iyi, perde sesi çok iyi, elektronik bakaç çok iyi, kontroller iyi. Yani çekim zevki yüksek bir makine olmuş.
  • Açma-kapama düğmesi/halkası bence tamamen yanlış bir yerde. Ek olarak o tekerleği çevirmek her zaman kolay olmuyor. Bazen sırf orayla uğraşmamak için makineyi uyku moduna geçirdim (yani bekledim ki uyku moduna geçsin).
  • M-Fn şeridi hem güzel hem kötü. Video için bence biçilmiş kaftan çünkü hem sessiz hem titreşimsiz ayar değiştirmeye izin veriyor. Fotoğrafta da alışırsanız çok faydalı (anında ISO100 – Otomatik ISO arasında geçiş yapmaya bayıldım mesela) ama alışamazsanız o şeridi orada istemeyeceksiniz çünkü baş parmağınızın oraya değip ayarları istemsiz değiştirmesi mümkün. Önce 2 saniyelik kilidi deneyin derim
  • 30MP algılayıcı 24MP’lik rakiplerine göre %12 civarı fazla çözünürlük veriyor. Eğer Sony 30MP Canon 24MP olsaydı malum “inceleme” siteleri ve forumlarda Sony’nin nasıl acaip detay verdiğiniz, Canon’un makinelerini nasıl kırptığını falan okuyacaktık 🙂 30MP iyidir arkadaşlar.
  • Tek kart yuvası bana dert değil ama Nikon’daki gibi XQD yuvası olsaydı (en azından öyle bir seçenek olsaydı) bence daha iyi olurdu. Hızlı bir SD kart EOS R’ın hızı için yeterli ama XQD kartların bozulma olasılığı daha düşük.
“MALUM”la başlayan paragrafa bakın. Tanıdık geldi mi?
  • Intervalometer yok mu len? Sadece 4K video veren bir mod gördüm, teker teker fotoğrafları veren bir mod göremedim.
  • Klasik Canon sorunu: Fotoğrafı çeker çekmez çekilen fotoğraf otomatik olarak önünüze geliyor ya. Önceki fotoğrafa bakmak isterseniz o ekrandan çıkıp yeniden “izleme” tuşuna basmanız lazım! Neden eeeeeeeey Canon neden? Neden bizi uğraştırıyorsun? Sony bile bunu sağlarken hem de….
  • Hatırlatma: İlk başlarda sürekli odaklamada (Servo) göze odaklama yoktu, Canon bunu sonradan getirdi. İnternetteki bazı incelemelerde hala Servo modda göze odaklama olmadığı yazıyor, dikkat edin.
  • EOS R tüm Canon flaşlarla tam uyumlu. Nikon Z serisinin mevcut Nikon flaşlarla tam uyumlu olmadığını okudum (örneğin SB700’ün makinedeki flaş menüsünden ayarlanamadığı, SB900’de senkronizasyon sorunlarının olduğu vs..). EOS R’de böyle bir sorun duymadım ve 420 EXII ve 270EXII ile sorunsuz çekim yaptım.
  • Arka ekran ve bakaçtaki tüm yazı ve şekilleri kaldırmak mümkün (sadece çekeceğinzi kadraja odaklanmak için). Nikon hala böyle birşey vermiyor nedense?
  • USB-C (3.1) ile geliyor alet. Böylece mesela telefonunuzu şarj ettiğiniz USB-C kablosu ile EOS R’yi de şarj edebilirsiniz.
  • Videoda elektronik titreşim azaltma var. Lenste de titreşim azaltma varsa bu ikili çok iyi çalışıyor. Sony’nin IBIS’inden daha iyi çalıştığı kesin (videoda) ama m43 gövdelerin gerisinde. Lenste titreşim azaltma yoksa bu elektronik titreşim azaltma hiç yoktan iyi, ama bu durumda Sony’nin IBIS’i daha iyi. EOS R’de iki tip elektronik titreşim azaltma var: Normal ve gelişmiş. Normal modda videoya yaklaşık 1.1x kesme çarpanı ekleniyor (tam rakamı bilemiyorum). Gelişmiş modda titreşim azaltma performansı bayağı artıyor (hem de bayağı) ama önemli bir kesme çarpanı da ekleniyor (tahminen 1.5x kadar ama emin değilim).
  • Kablosuz bağlantının bir güzelliği var: İsterseniz çektiğiniz fotoğraflar otomatik olarak tablet veya telefonunuza aktarılıyor. Yani ayrıca gidip menüden göndermenize gerek yok. Çekimi yap, tableti eline al, tak fotoğraf orada. Stüdyo veya gelin/damat çekimleri için faydalı birşey.
  • Toz/nem geçirmezliğe nedense güveniyorum. Imaging Resource’taki test de bunu perçinledi zaten.
  • USB’den şarj…. Herhangi bir telefon kablosu ile prize takarsanız sıkıntı yok ama eski tip USB şarj bataryaları (hani şarj edilip sonradan başka aletleri şarj edebilen piller) EOS R’yi şarj etmiyor. Bunun için şarj aletinin USB-C uyumlu olması lazım. Örneğin bence 20000 Mah’lik bir Sony şarj aleti var ama EO R’yi şarj etmiyor çünkü USB-C’nin istediği voltaja çıkamıyor (sanıyorum ki). 10000 Mah’lik ve USB-C uyumlu bir şarj cihazı aldım, sorunsuz şarj ediyor.
  • Arka ekranı sola açınca elektronik bakacın göz algılayıcısı hala aktif! Yani bakacı gövdenize biraz yaklaştırınca hala arka ekran kapanıyor ve bakaç açılıyor! Ulen Canon, Sony bile arka ekran açılınca o algılayıcıyı devre dışı bırakırken sen bu işi nasıl düşünemedim? Bazen bayağı can sıkıcı olabiliyor bu durum.
  • Tam sessiz çekim (elektronik perde) güzel birşey. Sanıyorum ki okuma hızı da Sony A7III kadar birşey çünkü hem hareketli cisimlerde (araba mesela) jöle efekti (rolling shutter) belli oluyor hem de floresan lamba gibi yapay ışık altında ISO6400’ün üzerinde bantlaşma görüyorum. Aynen A7III ve A7RIII’te olduğu gibi. Sony A9 ve EM1 II bu konuda daha iyiler.
  • 4K video sırasında histogram ve zebra çizgilerini göremedim. Yoksa ben mi nasıl yapılacağını bulamadım?
  • Yatayda 87, düşeyde 65 odak noktası seçilebiliyor. Toplamda 5,655 nokta. İyi güzel ama bu noktaları azaltmak mümkün değil. Örneğin bana çoğu zaman 15-20 nokta yeterli. Menüden bu sayıyı azaltmak mümkün olmalıydı (oklarla odak noktası seçerken faydalı). Odak noktasını arka ekrandan seçiyorsanız sorun yok tabi.
  • Tekli odaklamada neredeyse karanlıkta bile odaklama yapmasına hala alışamadım 🙂 Bu yönüyle piyasadaki en iyi makine bu galiba (Panasonic S1 de kağıt üzerinde böyle iyi ama ben denemedim).
  • Makinenin üzerinde “Lock” tuşu var. Bu tuşla tekerlekleri, ekrandaki dokunmatik özelliği, lensteki dönen halkayı etkisiz hale getirebiliyorsunuz. Gerçekten bu tuşa ihtiyacı olan kaç kişi vardır merak ediyorum. Üstüne üstlük özelleştiremiyorsunuz da. Yer israfı bence. En azından buna istediğimiz başka bir ayarı atayabilseydik.

FOTOĞRAF KALİTESİ, LENSLER

Yazı biraz uzadı ve ben karşılaştırma yapabilmek için bir Sony A7 aldım ve henüz karşılaştırma fotoğraflarını çekemedim. Gerçi algılayıcı 5D Mark IV ile aynı sayılır. Sonraki sayfayı beklerken 5D Mark IV, D810 ve A7R II karşılaştırması için sizi buraya alayım.

EOS R, DxO’nun iddialarına ne dediiiii. Aaaz sonraaaaa…..

Sonraki sayfada artık incelemeyi bitiriyoruz.

5 Comments on “Canon EOS R, RF 24-105mm f/4L IS USM ve RF 35mm f1.8 IS STM Macro incelemesi – Sayfa 2”

  1. Merhaba, makine seçim kararsızlığı içindeyken güzel inceleme için teşekkürler. Fikrinizi almak istediğim bir konu var. Şu an Canon DSLR kullanıcısıyım. Elimde Canon EF bayonet kaliteli 3 tane lens var. Aynasız bir gövde almak istiyorum. Epey araştırmadan sonra eldeki seçenekler EOS R, A7iii ve epey bir bütçe zorlaması ile A7Riii olabilir. Netleme hızı, odaktaki insanın takibi ve ISO başarımı önemli kriterler. Çoğunlukla insan fotoğrafları çekilecek. Çektiğim fotoğrafların bir kısmının baskısı da alınıyor. Yani kısmen de olsa fotoğraf işinden para kazanıyorum. 5D mark4 vardı aklımda ancak aynasızın avantajlarından dolayı aynasıza geçmek istiyorum. Arada sırada keyif için video da çekiyorum. Şimdiden teşekkür ederim 🙂

    1. Anlattığına göre kesinlikle EOS R. Canon lenslerle tam performans, yüksek iso çok iyi, odaklama süper. Arada video da çekersin 🙂
      Sony makineler Canon lenslerle idare ediyor ama Eos R tamamen sorunsuz. Bütçen yetiyorsa EOS R al bence

  2. Teşekkürler 🙂 seçeneklerim arasındaki makineleri kullanıp denemiş birinden tavsiye almak güzel oldu.

Buraya yorum yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.