Büyük algılayıcı neden her zaman daha iyi değil?

35mm (tam kare, 3.6×2.4cm) gibi ufacık algılayıcı kime yeter ki yaaaa? 3 boyut hissi bile yok, renk derinliği bile yok! Bokeh desen berbat. 10×8 formatla çekmeyince bilemezsin tabi neler kaçırdığını… En azından 4×5’le çek be adam!!!

Sahi, neden “büyük algılayıcı” deyince birçoğumuzun aklına 35mm tam kare algılayıcı geliyor? Neden kendinizi sınırlıyorsunuz? Orta format var, büyük format var mesela? Öyle büyük film boyutları var ki görürseniz aklınız şaşıyor. A7 gövdesi büyüklüğünde film gördünüz mü? Sen 4×6″ (10x15cm) baskı alıyorsun, adam 13×18 cm filme (tablete diyelim) fotoğraf çekiyor! Bak bu çekilen fotoğraf, baskı boyutu değil.

Rüzgarda 8×10 büyük formatta fotoğraf çekmeye çalışmanın dayanılmaz hafifliği

Durum böyleyken “tam kare büyük abi” dememek lazım 🙂

Her neyse, biz gene de 2.4×3.6 cm algılayıcıya “büyük” diyelim ve konuya böyle devam edelim.

Ufacık 35mm algılayıcıyla nasıl bokeh alıyorsunuz ya, hayret bişey! Orta format kullanmayan bilemez şekerim…

FOTOĞRAF KALİTESİ EN ÇOK NEYE BAĞLI?

Sizce?

Bence en iyi fotoğraf kalitesi için en süper keskin ve en acaip bokehe sahip lens, ISO51200’de en temiz fotoğrafı veren, ISO100’de 6EV pozlama düzeltmesine bile izin veren algılayıcı lazım. Doğru mu?

Tabii ki bunlar yalan. Fotoğrafla ilgili ticari siteler ve Youtube’daki maymunların laflarına bakmayın siz.

Fotoğraf kalitesini belirleyen ilk faktör fotoğrafçı, diğer faktörler bundan çooook sonra geliyor. Özellikle son 10 senede piyasaya çıkan fotoğraf ekipmanının kalitesini düşünürseniz, iyi fotoğraf çekmenizin önündeki en büyük etken sizsiniz. Kötü fotoğraf çekiyorsanız suçlu ya sizsiniz ya da eeeeeyyy CHP 🙂

SENE 2019: FOTOĞRAF KALİTESİ EN ÇOK NEYE BAĞLI DEĞİL?

Nevet, soruyu tersten soralım? Fotoğraf kalitesi en az neye bağlı? Tabi “ortalamadan” bahsediyorum, zifiri karanlıkta çekilen fotoğrafta algılayıcı performansı en tepede olacak.

Fotoğraf kalitesi en az neye bağlı sizce?

Bence en az algılayıcı boyutuna bağlı, ama en altta bir limit oymak şartıyla: 1/1.7″ algılayıcı boyutu. Neden 1/1.7″ boyutuna düştüm? Çünkü açıkçası Canon G15, Nikon P7700, Panasonic LX7, Olympus X-Z2 ve Olympus Stylus 1s gibi aletlerin fotoğraf kalitesi, fotoğrafçı da ne yaptığını biliyorsa, birçok durumda iyi (ISO200 maksimum sınır olmak üzere). Ayrıca geniş diyafram açıklığı da buna katkı sağlıyor. Fujifilm X20 gibi 2/3″ algılayıcılı kompaktlar da fena değildir (1/1.7″ten daha büyük zaten).

Bir sonraki sıçrama 1″ algılayıcılarda oluyor. Sony’nin 20MP 1″ algılayıcısı birçok durumda çok önemli boyutta baskılara bile izin veriyor ve dinamik aralık olarak da daha küçük algılayıcıların çok önünde. Yaklaşık ISO400’e kadar (ışık aşırı az değilse) normal boyutlarda baskılarda 1″ algılayıcı ile 35mm tam kare algılayıcının fotoğrafını ayırmak her zaman kolay değil. Belki kontrast yüksekse 1″ algılayıcıda parlak – koyu bölge geçişleri daha sert olacak, ya da net alan derinliği farkını görebilirseniz belki hangisi tam kare söyleyebilirsiniz. Belki, belki…

m43 algılayıcılar da 4 nesil var: İlk nesil 12MP, sonraki 16MP (performansta büyük sıçrama), sonraki 20MP (Pen-F, GX8) ve en son gene 20MP (EM1 II, G9). Son nesil birçok durumda APS-C algılayıcıların performansına yakın ve hatta parlak bölgelerdeki performansları daha iyi. Açıkçası ben EM1 II’deki “ufak” algılayıcıdan çok memnunum.

Sonraki aşama APS-C… Açıkçası 16MP m43 algılayıcıya kadar aradaki farkı önemsiyordum ama şimdi son nesil 20MP m43 algılayıcıyla beraber APS-C’nin gözümdeki değeri azaldı. Yani aradaki fark ikinci bir APS-C sistem tutmaya değmiyor. Bununla beraber modern APS-C algılayıcılar da birçok durumda tam kareleri aratmayacak kadar iyi.

35mm tam kare algılayıcılar şu anda birçok kullanıcının ulaşabileceği en performanslı algılayıcılar gibi duruyor. Emme velâkin……..

EMME VE…. LAKİN?

Saçmalamaya gerek yok: Kontrollü koşullarda benzer teknolojiye sahip büyük algılayıcının saf performansı ufak algılayıcıdan daha iyi. Bu kesin. Tartışmaya bile gerek yok.

Ama…

Sadece algılayıcıyla fotoğraf çekilmiyor, bütçe önemli bir “ayrıntı”, elde çekim başka değişkenleri işin içine sokuyor, net alan derinliğini yakalamak için büyük algılayıcıda diyaframı kapatma zorunluluğu olabiliyor, “ufak” algılayıcı ile çektiğin fotoğraf senin ihtiyacın için yeterli kalitede olabiliyor, bazıları hareketli ve dokunmatik ekrana ihtiyaç duyuyor, tutuş ve kullanım ergonomisi önemli olabiliyor vs.. Özetle, DxO kafalı olmayıp neye ihtiyacınız olduğunu ve kapasitenizin ne olduğunu iyi belirlemeniz gerekiyor. Bu “DxO kafalı” lafını galiba ilk bu sitede duydunuz (birkaç sene önce kullanmıştım), bazı forumlarda da acımadan kullanıyorum. Öylesine uydurdum ve şimdi duruma cuk oturduğunu düşünüyorum.

Son birkaç senedir öyle gelişmeler oldu ki, artık algılayıcı boyutundaki artış 15-20 sene önceki kadar dev görüntü iyileşmeleri sağlamıyor. APS-C ve tam kare algılayıcıları ele alın. APS-C algılayıcılar bugün o kadar iyi yerde ki, tam kare sadece çok piksele veya aşırı yüksek ISO değerlerine ihtiyacınız varsa gerekiyor. Hatta “eski” Nikon D7200 veya Pentax K-3 II’deki algılayıcıların dinamik aralıkları o kadar iyi ki, A7R III’ün dinamik aralık olarak getirdiği avantaj aradaki dev fiyat farkına değer mi iyi düşünmek lazım. D7200’ün yüksek ISO performansı da ISO12800’de bile A7 II’den daha iyi:

A7II’nin algılayıcısı ilk nesil A7 kadar performans veriyor ve D7200’ün “ufak” algılayıcısı bile yerine göre daha iyi performans verebiliyor

A7 II’deki algılayıcı eski nesil. A7 III’te ciddi gelişme var (ve aslında ISO12800’de A7III’ü Fujifilm GFX 50’ye tercih ederim). Yukarıda ne demiştim? Benzer teknolojiye sahip ….

ALGILAYICI BOYUTUNUN GETİRDİĞİ FARKLILIKLAR

Şimdi olaya biraz daha sistematik yaklaşalım ve algılayıcı boyutunun etkilediği şeylere bakalım:

Net alan derinliği (NAD)

Bence büyük algılayıcının en büyük farkı bu. Net alan derinliğini kontrol edebilmek önemli bir avantaj. Ya lensin diyaframını açacaksınız ya da nesneye yaklaşacaksınız. Dikkat edin, algılayıcı boyutunu söylemedim, “100mm lens daha çok bokeh verir” de demedim. Algılayıcı boyutu net alan derinliğini tek başına etkilemez. Büyük algılayıcı kullanınca aynı odak uzunluğunda aynı kadrajı yakalamak için çektiğiniz nesneye daha fazla yaklaşmak zorunda kalacaksınız. Ne oldu? Siz nesneye yaklaşınca NAD azaldı. Yani algılayıcı boyutunun NAD’a etkisi dolaylı yoldan oluyor.

Peki algılayıcı ufaldıkça aynı kadraj için aynı NAD’ı nasıl alacaksın? Tek yolu daha açık diyafram kullanmak. Örneğin Sigma 18-35mm f1.8 lens APS-C algılayıcıda ciddi bir NAD kontrolü veriyor ve aynı zamanda 27-52mm arası odak uzunluğuna sahip oluyorsunuz (tam karelerdeki 24-70lerin kapsadığı aralığın bir kısmı).

Photographybay’den alıntı. Ufacık 35mm algılayıcıya bakın. Iyyyyyy… Yaklaşmam bile ben o cılız şeye… Halbuki al 6×9 filmi, ooh mis gibi…

Perspektif

Algılayıcı boyutları arasındaki farklara bakarsam, bence perspektif yakalanması en zor fark. Büyük algılayıcının verdiği perspektifi ufak ile, ufak algılayıcı ile aldığın perspektifi de büyük algılayıcı ile almak imkansıza yakın. Sebebi aşağıda.

Perspektif sadece ve sadece algılayıcının nesneyle arasındaki mesafeye bağlı. Gene yazayım: Perspektif sadece ve sadece algılayıcının nesneyle arasındaki mesafeye bağlı. Geniş açı veya telefoto lenslerin verdiği perspektif, eğer nesneye mesafeniz değişmiyorsa, aynı olacaktır. Diğer yandan algılayıcı büyük olunca aynı kadraj için nesneye yaklaşmanız gerekecek. Bu durumda ne olacak? Perspektif değişecek. Bazıları yakından çekmenin verdiği perspektifi seviyor (arka planda daha fazla nesne kadraja giriyor), bu yüzden büyük algılayıcı bazılarına daha güzel geliyor.

Mesele şu ki: Her zaman büyük algılayıcının verdiği perspektif sizin amacınıza uygun olmayabiliyor. Bazen arkadaki nesnelerin boyutunu abartmak istiyorsunuz, veya arka planı nesneyle birleştirmek işinize geliyor.

Perspektif konusunda güzel örneklerle süslenmiş şu yazıyı buldum, bence okuyun ve örneklere bakın.

Sinyal kalitesi

Dinamik aralık, yüksek ISO performansı ve renk derinliği konularını bu başlıkta topladım. Benzer teknolojiyle üretilmiş farklı boyuttaki algılayıcılar arasında her artan boyutta arada yaklaşık 1 durak fark oluyor: Orta format (0.65x çarpanlılar), tam kare, APS-C, 4/3, 1″. Bunlar arasında performans olarak yaklaşık birer durak fark bekliyoruz. Gene hatırlatayım: Benzer teknolojiyle üretilmiş algılayıcılar arasında.

Yukarıda D7200 ve A7II örneğini vermiştim. D7200’deki APS-C algılayıcı A7II’deki tam kare algılayıcıdan daha modern, dolayısıyla performans olarak da A7II’ye bayağı yakın ve hatta bence daha iyi 🙂 Diğer yandan son A7 III modern bir algılayıcı ve D7200 bundan biraz daha geride. Aynı şekilde EM1 II ve Lumix G9’daki 20MP’lik m43 algılayıcı önceki nesil APS-C algılayıcıları yakalamış durumda. Sony’nin 1″ algılayıcısı da ilk nesil 12MP’lik m43ler kadar iyi.

Piksel sayısı

Algılayıcı büyük olunca içine daha fazla piksel sıkıştırmak da mümkün. Ben sanmıyorum ki APS-C algılayıcılara 47 milyon piksel sokuştursunlar, diğer yandan 47MP’lik D850 resmen 50MP’lik orta formatla kapışıyor.

Diyeceğim odur ki: Sürekli yüksek piksele ihtiyacınız varsa tam kare ya da orta formata bakın. Amaaaaa… Neden çok piksele ihtiyacınız var? Bu soruya iyi düşünüp yanıt verin bence. Ortalama bir düğün fotoğrafçısı için bence 36MP bile fazla.

UFAK ALGILAYICILAR BÜYÜKLERİ NASIL YAKALIYOR?

Bugün 36-47MP arasındaki tam kare algılayıcılar Sony’nin 50MP’lik 44x33mm algılayıcısını yakaladı bile. Şimdi aradaki farkı gene açmak için Sony’nin 100MP algılayıcısı gelecek. 100MP gelse bile aşağıdakileri iyi düşünün derim:

ISO ISO ISO ISO ISO, dinamik aralık, dinamik aralık: Herkesin kafasında bu var, o yüzden bu konuyla başlayalım dedim. Teeee yazının en başında ne demiştim? Laboratuvar koşullarında aynı şartlarda sadece algılayıcıları test ederseniz elbette büyük algılayıcı avantajlı olacak.

Ama biz laboratuvarda fotoğraf çekmiyoruz. Gerçek hayatta lens, elde çekim gibi fotoğrafı etkileyen 10larca etken var.

Hareketli olmayan çekimlerde (ortamda koşturan şeyler yoksa) titreşim azaltma fotoğraf kalitenizde müthiş etkili olabilir. Bakın aşağıda size iki grafik verdim. Bunlara bakın, altlarında açıklama yaptım:

İlk grafik dinamik aralık, ikincisi SNR18 grafiği. İkisi de biribirine benzer. SNR “signal-to-noise ratio” demek. Siz “algılayıcı fotoğrafı ne kadar temiz üretiyor” diye anlayın. SNR ne kadar yüksekse fotoğraf o kadar temiz, renkler o kadar doğru çıkacak.

O mavi noktalara bakın. EM1 II’deki mükemmel titreşim azaltma sistemi sayesinde ışık miktarı düştükçe ISO’yu A7RIII ve A6500 kadar yükseltmek zorunda kalmayacaksınız. Kendi testlerime göre EM1 II titreşim azaltmada A7RIII’e göre ortalama 2-3 durak daha iyi. A7R III’te ISO3200 kullanacaksanız (aynı diyaframlı lens kullanıyorsanız) EM1 II’de ISO800 veya ISO400 kullanacaksınız demektir. Yukarıdaki maviyle işaretlediğim noktalara bakın. Oralarda EM1 II daha iyi (daha yukarıda). İşte böyle durumlarda büyük algılayıcının avantajı azalıyor veya kalmıyor. Hele A6500 iyice altlarda kalmış.

Orta formatta durum daha da kötü çünkü şimdilik bu aletlerde titreşim azaltma yok, bu yüzden titreşim azaltması olmayan lensleri kullanıyorsanız ya üçayak kullanacaksınız ya da ISO’yu yükselteceksiniz. Çok yüksek ISO kullanan bir orta format mı iyi düşük ISO’daki bir tam kare ya da APS-C mi? Buna karar vermek zor.

Sinyal kalitesi: 43 algılayıcılar bile baz ISO’da o kadar temiz fotoğraf veriyor ki, sürekli ISO400’ün altında çekim yapan biri için daha büyük algılayıcılı makine seçecekseniz ihtiyaçlarınızı bir daha düşünün bence. ISO100’de D7200’ün vereceği fotoğrafı apartman boyutunda büyütebilirsiniz (insanlar 6-8MP ile bile büyük baskı alıyordu, hatırlayın).

Dinamik aralık: Biraz yukarıdaki grafiklerde de anlatmaya çalıştım. Ona ek olarak şunu da söyleyeyim: Baz ISO’da EM1 II’nin 13 durağa yakın dinamik aralığı size yetmiyor mu hakikaten? YA da Nikon D7200’ü alalım. Bu alet ISO100’de A7RIII kadar dinamik aralığa sahip! İnanmayan açsın DxO Mark’a baksın. Hatta siz zahmet etmeyin, aha ben vereyim:

Sony trolleri “eski” D7200’ün bile A7RIII’le aynı dinamik aralığa sahip olduğunu sizden gizliyorlar. Resmi tarih bize yalan söylüyor! Tarihimizle yüzleşelim! Fesli şerefsize inanın siz!

Nasıl? Ben demiyorum DxO Mark diyor (ne kadar inanıyorsunuz ayrı tabi…). Yani ISO100-200’de manzara çekiyorsan ve 24MP yetiyorsa (ki neden yetmesin?) D7200, D3500, D5600, Pentax KP gibi makineler hayli hayli yeter (toz-nem geçirmeme, otomatik odaklama, depolama vs.. gibi konuları saymıyoum tabi).

Yüksek ISO’da daha geniş dinamik aralık istiyorsan o ayrı, yani ISO3200’de gölge kurtarayım diyorsan gideceğin makineler belli.

Lens boyutları ve fiyatları: Fizik kuralları gereği ne kadar büyük algılayıcı o kadar büyük ve ağır lens. Aradaki 3-5 istisna bu kuralı bozmuyor.

En soldaki Panasonic GX80 ve 12-32mm, en sağdaki Fujifilm X-100 ve 16-50mm, ortadaki Sony A7 III ve 24-70mm f2.8GM. Aslında Fuji’nin 16-55mm f2.8’i de büyük ama gene de Sony kadar değil.

Bir tarafını yırtsan bile büyük algılayıcı = Büyük lens.

Algılayıcı fiyatları, boyutlar: Benzer teknolojili, benzer zamanda üretilen algılayıcılarda büyük boyutlu olan her zaman daha pahalı olacak, bu da fiyata yansıyacak. Tam kare gövdeyi ucuza satmak istiyorsan bayağı birşeyi kırpman gerekiyor.

Aynı şekilde benzer ergonomi istiyorsanız gövde boyutu ve kütlesi de büyük olacak. Bu DSLRlarda daha belirgin ama aynasızlarda da benzer etkiyi görüyoruz. “Ama Lumix G9 ve EM1 II büyükken Sony A9 ufacık” demeyin. Ne dedim? Benzer ergonomi istiyorsanız dedim. Ona bakarsanız Panasonic GM1 o kadar ufak ki neredeyse tutamıyorsunuz bile:

G9 ve EM1 II’nin büyük olmasının amacı var, sen asıl yukarıdakilere bak

Net alan derinliği (NAD): NAD kontrolü büyük algılayıcılar için hem iyi hem kötü. Her zaman f2.8 veya f1.8 istemiyorsunuz çünkü bazen herşeyin odakta olması lazım. APS-C algılayıcıda herşeyin odağa girmesi için f5.6 gerekiyorsa tam karede f8, 43’te f4.0 kullanacaksınız. Bu ne demek? Tam karede ISO1600 kullandıysanız m43’te ISO400, APS-C’de ISO800 kullanacaksınız. Algılayıcı boyutundan kaynaklanan 1 duraklık fark havaya gitti bile değil mi?

Daha açık yazayım. Aşağıdaki çekim değerleri size aynı NAD’ı verecek:

  • Sony A7 III: f5.6, 1/25, ISO3200, 200mm
  • Sony A6500: f4, 1/25, ISO1600, 135mm
  • Olympus EM1 II: f2.8, 1/25, ISO800, 100mm veya f2.8, 1/13, ISO400

ISO değerlerinin azalışına dikkat. Bu neden oldu? Tabii ki aynı NAD’ı yakalamak için diyaframı açmamızdan. A6500 bile bir durak avantaj yakaladı. Başka bir örnek daha:

  • E-M1 mark II: 1/4, f1.2, ISO 200, 17mm
  • Nikon Z7: 1/15, f1.8, ISO 1600, 35mm
  • Hasselblad X1D: 1/60, f3.5, ISO 12800, 45mm

Burada en temiz fotoğrafı büyük ihtimal EM1 II verecek. Hasselblad ISO12800’de Z7 ve EM1 II’den geride, orası kesin.

Geniş diyaframlı lensler ufak algılayıcılarda genelde daha ucuz: Gene 3-5 istisna bu kuralı bozmuyor. Mesela Tokina 11-16mm f2.8, Panasonic 20mm f1.7, Sigma 17-50mm f2.8 OS gibi lensler uygun fiyata bulunabiliyor. Bu kadar geniş diyaframlı lensler tam karede bu kadar ucuz değil. Böyle olunca geniş diyafram kullanmanın avantajı ufak algılayıcıya daha yakın.

“Ama efendim aslında 20mm f1.7 tam karede 40mm f3.5” diyenler olacaktır. Hemen örnek vereyim: Canon 40mm f2.8 var mesela, hem ucuz hem keskin hem ufak. 5D Mark IV’te 1/80 ISO3200 f2.8’de çekeceğiniz şeyi EM1 II’de 1/80 ISO1250 f1.7’de veya (sahnede hareket yoksa) 1/5 ISO100 f1.7de çekebilirsiniz. Büyük algılayıcının avantajı ya yok oldu ya da önemli derecede azaldı.

Tam kare sistemler pahalı: Bundan biraz bahsettim ama tam kare sistem kurmanın maliyeti %90 daha fazla. Tabi burada “benzer teknoloji ve benzer performanslı” aletlerden bahsediyorum. Ayrıca sistem diyorum, yani lensler flaşlar vs.. de buna dahil.

Bariz bir örnek vereyim: Nikon D3500, 18-55mm AF-P, 10-24mm AF-P ve 70-300mm AF-P VR DX’e vereceğiniz para ile kuş/spor fotoğrafı haricinde hemen herşeyi çekebileceğiniz çok becerikli bir setiniz olur. D3500’de D7200’deki algılayıcı gibi birşey var, yani hem dinamik aralığı hem yüksek ISO performansı çok yüksek. Ayrıca AF-P lensler hem çok keskin hem inanılmaz hızlı odaklıyorlar. Benzer beceride algılayıcı ve aynı lens kalitesinde bir sistemi tam karede kurmayı deneyin? Yok, olmaz, ben demedim. Ya 10-24mm eşleniğinde ya 18-55’te ya 70-300’de kitleneceksiniz. En eski A7 ya da D600lere inseniz bile lens kalitesinde fire veriyorsunuz. A7’ye 28-70mm takarsanız ben sizi D3500 ve 18-55mm AF-P ile döverim mesela 🙂 Ya da A7’ye hangi telefoto lensi takacaksınız? 1000 Dolarlık Sony 70-300’ü mü?

Çok pikselin faydası nedir?: Yukarıda da belirttim, 24-26MP’lik APS-C algılayıcılar, hatta 20MPlikler bile tüm kullanıcıların %95’ine yeterli. Nikon D500 ve D5, Canon 7D Mark II ve 1DX II 20MP. Bunlar spor fotoğrafçılarına yetiyor. Manzara çekiyorsan Nikon D7200, Penta K3’ün 24MP’si sana yetmeyecek mi?

Ek olarak sürekli bokehli fotoğraf çekiyorsan fotoğrafın belki %80’ini bulanık çekiyorsun. O kadar çok piksel neye yaradı peki?

SONUÇ

Bu yazıyı hazırlarken Thom Hogan’ın yeni yazısına denk geldim. Muhteşem bir örnek veriyor:

Nikon D100 (6MP) ile çektiğim fotoğraflara bakıyorum. Hiçbirinde “keşke dinamik aralık çeyrek durak daha fazla olsaydı” veya “lens 500 LW/PH daha fazla MTF çözünürlüğü verseydi” demedim, hepsinde “keşke kompozisyon ve tekniğim daha iyi olsaydı” dedim.


Çok vurucu birşey bence. İnternet sitelerindeki grafiklere ve rakamlara aşırı takıldı fotoğraf tutkunları, asıl meseleyi kaçırıyoruz böyle yapınca: Fotoğrafın kendisi.

Sürekli aynı şeyi tekrar ediyorum: Elimizdeki ekipman artık bizaden daha becerikli. Seni kısıtlayan şey %99 sensin, kendini geliştirmeye çalış. En pahalı ve sağlam aleti alacağına fotoğraf turlarına git, arkadaşlarını topla gezmeye gidin. Bunlara para harcamak kesinlikle ve kesinlikle en yeni aleti almaktan daha faydalı.

Bugün elimdeki aletlere baktım. Sanıyorum ki kendi koşullarımda (kuş veya spor çekmiyorum, sürekli ISO12800lere de çıkmıyorum) elimdeki tüm makineler bana yeter. Hepsi teker teker yeterli (belki Fujifilm XT-100 değil 🙂 ).

Mart 2019 itibariyle en kompakt ve hafif sistem m43 sistemi, ve bu sistemdeki algılayıcılar çoğu kullanıcı için yeterli performans veriyorlar. Ayrıca başarılı titreşim azaltma sayesinde ISO’yu yükseltmeye de çoğu zaman gerek olmuyor. Bit kadar gövdelerden G9 gibi orta boya kadar envai çeşit gövde seçeneği var, lensler keza aynı şekilde. m43’ten sonra tüm markalar şu anda tam kareye yükleniyor ama orada çok uygun fiyatlar yok ve lens boyutları önemli oranda büyüyor. Benim tahminim Canon 2-3 yıl içinde birkaç kompakt lens çıkaracak (EF 40mm gibi mesela) ve gövdeye titreşim azaltma koyacak. O gün gelse bile yukarıda yazdığım sebepler yüzünden m43’ün avantajı hep sürecek diye düşünüyorum (NAD, geniş diyaframlı lenslere daha kolay erişim, boyut ve kütle vs..). Tam karede f8 gerektiren NAD’ı m43’te f4’te almak bazen büyük avantaj mesela.

m43 ve tam kare arasında APS-C var. Maliyet çok sorun değilse ben bir m43 bir de tam kare gövde alma taraftarıyım (Sebahattin hocam öyle yaptı galiba 🙂 ). Bütçede sıkıntı varsa ya m43 ya da APS-C alın derim. Dediğim gibi, modern APS-C algılayıcılar tam karelerden çok çok geride değil. Piksel sayısı farkı da size yarayacak mı, onu iyi düşünün.

Ya da hem m43, hem APS-C hem tam kare alın. 3’ü de olsun. Üçlü olsun güçlü olsun:

Amber Hanım 3lü yapma peşinde. Fesatlaşmayın, 3lü derken aklınıza başka birşey gelmesin… Ayıp ayıp, biraz ciddiyet lütfen…

7 Comments on “Büyük algılayıcı neden her zaman daha iyi değil?”

  1. Sn. ErtOzt,
    Makaleniz algılayacıları çok açık ve teknik açıdan anlatmış. Bu açıklamayı kutluyorum.
    Kullandığım Sony A7 II,Tamron 28-75 2.8, Sony FE 85 1.8 ,belki lazım olur diye de sony 55-210 4,5-6,3 lensim var. Bunlara birde FE 50 1.8 veya samyang 35 2.8 eklemek istiyorum. Hangisini tercih edersem bana faydalı olur?
    Saygılarımla.
    Av. Oktay PAR

    1. Oktay Bey bence Samyang 35mm alın. Tabi bu benim görüşüm. 50mm açı tam karede bana sıkıcı geliyor nedense.

      1. Sn. ErtOzt,
        Cevabınıza tşk ederim
        Samyang 35 prime lens,lakin Tamron 28-75 2.8 in 35 mm de gösterdiği kaliteyi aşar mı ? Başka bir deyişle Samyang ile çekebildiğimi ,Tamronla yapamaz mıyım ?
        Saygılarımla.
        Av. Oktay PAR

        1. Tamron’u bit kadar çantaya sokamazsınız ama A7II ve Samyang yaklaşmasına ufacık çantaya girer. Görüntü kalitesi tahminen Samyang’da daha iyi olacak ama ben Tamron’u kullanmadım.
          Dediğim gibi, 50mm’yi ben sevmediğim için 35mm dedim.

  2. Ertan hocam merhaba,

    Yine klasiğini konuşturup, dolu dolu bir yazı çıkarmışsın. Bilgiler ve emeğin için teşekkürler.
    Büyük algılayıcı ve küçük algılayıcı ama iyi titreşim engelleme karşılaştırmasında EM-1 MII’nin daha az ISO’ya gereksinim duyduğunu yazmışsın. Çok doğru haklısın. Büyük algılayıcı ve gövde içi titreşim engellemesi olan Nikon Z7 gibi gövdeler bu dengeyi bozacak görünüyor, ne dersin?

    Selamlar.

    1. Abi bozabilir de bozmayabilir de. Tam karelerde titreşim azaltma hala geride biraz, ve m43 hala ilerliyor (EM1X’in titreşim azaltması EM1 II’den bile daha iyi). Ben Sony A7 III, A7R III ve A9 kullandım. Hiçbiri ufacık GX80’in yanına bile yaklaşamadı titreşim azaltma konusunda ki EM1 II çook daha iyi. Ama etkili mi? Tabii ki etkili.
      Nikon Z’de lensler şu anda ufak değil. Pancake lensler isterdim ben. Canon’un 40mm f2.8’i mükemmel örnek mesela, veya Pentax’ın bazı Limited lensleri.
      Tam kareler m43’ü ufak ve kaliteli lenslerle sallayabilir belki. Gene de fiyat konusunda m43 veya APS-C’ye yaklaşmaları zor. Nikon D3500 örneğini verdim ya, şu anda o verdiğim örneğe yaklaşabilen bir tam kare sistem yok ve olamaz da. Keza Panasonic GX80’le de benzer ve hatta daha da ufak ve hafif bir set kurabilirsin, hem daha hafif hem güzel 4K videolu bir setin olur. Panasonic 14-140mm lensin boyutu tam karede kit lenslerden bile daha ufak, keza Canon EOS M’deki 18-150mm de öyle.

  3. Ellerine sağlık %100 katıldığım bir yazı… Thom Hogan demek istediğimizi özetlemiş; ama kullanıcıların bunu anlaması için ayrı bir eğitim gerekiyor. Geçenlerde Sony A7R iii ve ufak objektif olsun diye de işimi görecek, bulabileceğim en ufak ve hafif olan AF objektifi aldım. Samyang AF 24mm f/2.8. Kısa bir süre kullanımdan sonra satmak zorunda kaldım. Olympus Pen-F ‘imi, EM1 mkII imi ve Olympus objektiflerimi hiç bir şeyle değişmem. Umarım enerji bulup A7Riii ile olan maceramı yazabilirim,
    sevgiyle…

Buraya yorum yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.