Yeni Olympus EM1 X nasıl birşey?

2018 sonları ve 2019 fotoğraf tutkunları için değişik bir dönem. Canikon yavaştan aynasıza geçiyor ve 2019’da yeni Canikon gövde ve lensler de gelecek (tahminen hem APS-C hem tam kare), Sony piyasa payını korumak için bastırıyor (Canon 2018 sonu itibariyle Japonya’da aynasızlarda da liderliğe oturdu), Panasonic-Sigma-Leica Leica’nın L sisteminde birleşti, Olympus yeni nesil tam profesyonel makinesini duyurdu, Samsung algılayıcı pazarında Sony’nin önüne geçme hedefini açıkladı vs..

Bunlarla ilgili her haberin altında, artık parayla yazdıklarına %99.9 inandığım, troller saçma sapan yorumlar yaparak bazı firmalara kötülemeye çalışıyor. Bundan en çok çeken Canon ama Olympus da bu trollerden nasibini alan firmalardan. İkinci elde bir EOS R bulursam alıp A7 III ile karşılaştırmayı düşünüyorum.

Şimdi EM1 X duyuruldu ve benzer troller gene iş başında. Bunların yazdıklarına bakarsanız hep aynı 2-3 şey etrafında toplanıyor ki bunların en başında “ama algılayıcı ufak” geliyor. Bu sitedeki 10larca incelemeyi ve APS-Clerle birebir karşılaştırmayı okuduysanız o “ufacık” algılayıcının neler yaptığını anlamışsınızdır ama bu tip trollere birebir karşılaştırma göstermek bile yeterli değil çünkü onların derdi üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.

Bu yazıda EM1 X’in bazı özelliklerini yazdım ve EM1 II ile karşılaştırdım. Araya da diğer markaların son modellerini de serpiştirdim ki “ama çok pahalı” diyenler böyle aletlerin neden pahalı olduğunu anlasın.

Daralan pazar payları, gövde ve lenslerin fiyatları

Artık herkes biliyor ki fotoğraf makinesi pazarı 2009-2010lardaki hareketlilikte değil. Cep telefonlarının idare eder fotoğraf çekebilmesi ve bu fotoğrafların anında paylaşılabilmesi bunun en büyük sebeplerinden.

Hangi ülke lan bu?

Aynasızların satışlarının artması pek birşey ifade etmiyor çünkü aynasızlar sadece DSLRların satışını etkiliyor, toplam satış azalmaya devam ediyor (aynasız + DSLR). Bunu gören firmalar kar paylarını korumak için “az ama öz olsun” anlayışını benimsiyor. Apple da bunu yapıyor hatta: Son birkaç nesildeki IPhone fiyatlarına bir bakın, ne dediğimi anlayacaksınız. Her yeni nesil 50-100 $ fiyat farkıyla geliyor ki artık en üst model IPhone’a 1500$ civarınada para vermeniz lazım (tahminen maliyeti 500-600 $ civarında 🙂 ).

En ucuz IPhone XS Max 1100 Dolar

Bu taktik ilk başlarda işe yarıyor, bakın Apple’ın piyasa değer son 5-6 yılda astronomik arttı çünkü inanılmaz kar ettiler. 500 Dolarlık aleti 1500 Dolar’a satınca mecburan deli kar ediyorsun ama piyasanın buna tepkisi de gecikmedi:

Dikkat ederseniz Apple’ın hisse senedi değeri son 3 yılda sürekli artmış ama 2018 Ekim-Kasım döneminden sonra çok sert düştü. Neden böyle oldu? Çünkü insanlar artık yeni telefonlara eşşşşek kadar para ödemek istemiyor! Dünyada birçok insan artık elindeki telefonların kötü olmadığını gördü, ve zaten kötüleşen ekonomik durumla beraber artık her sene telefona 1000 Dolar bayılmak… iyi birşey değil. Apple’ın tepesindeki arkadaş da 2018 sonbaharında hissedarlara bir mektup yazdı ve “artık eskisi kadar satamıyoruz” dedi, Çin’deki IPhone üreticilerine “üretimi azaltın” talimatı gitti. Hatta adam “ucuza pil değiştirmek de bunda etkili” dedi ki resmen “daha önce telefonları yavaşlatıyorduk ki millete yeni telefonları kakalayalım, şimdi ucuza pil değiştirince yeni telefon satışı azaldı” dedi. Apple’ın yazılımla eski telefonları yavaşlattığı ortaya çıkınca insanlar zıplamıştı ve Apple buna karşılık “aa pardon, ya aslında biz pil ömrünü uzatmak için öyle şeyettiydik, hadi gelin pilinizi ucuza değiştirelim” kampanyası yaptı. Bu ahlaksızlığı bazı firmalar göstere göstere yapıyor nedense…

Fotoğraf sektöründe de bir süredir bu eğilim var. Leica uzun süredir bu yolu izliyor ama Sony de ilk A7 neslinden beri bu yolda. Yani “az satıyoruz, bu yüzden geliri arttırmak için pahalı makine satmamız lazım” diyorlar. Bu yüzden de uzuuuun süredir uygun fiyatlı APS-C gövde gelmedi (A6400 bile 1000 Dolarlara yakın). Mesela nerede 500 Dolarlık kitler?

Canikon da yeni aynasızlarında biraz bu yoldalar: İlk duyurulan lensler kaliteli ama ucuz değil. Gövdeler de keza öyle (2000 Dolar’a ucuz diyorsanız ayrı tabi).

Fiyat neye göre belirleniyor?

Serbest piyasa modelinde fiyat genel olarak arza göre belirlenir. Örneğin 100 TL’ye mal ettiğiniz bir ürün piyasada çok talep ediliyorsa bunu, en azından bir süre, 1000 TL’ye bile satabilirsiniz (bakınız: Apple modeli).

Üretim maliyetlerini etkileyen 10larca faktör var. Dikkat ederseniz Nikon’un D700’ü ve D3’ü arasında ciddi bir fiyat vardı, aynı algılayıcıyı kullanmalarına rağmen. Şimdi D610’a bakın, bir de D5’e bakın. Arada dev bir fiyat farkı var ama D610’daki algılayıcı hem daha fazla piksele sahip hem de baz ISO’daki dinamik aralığı D5’ten çoook daha iyi. Hatta D5 D850’nin bile neredeyse iki katına satılıyor! Bu neden böyle?

Çok üst seviye fotoğraf makineleri az sayıda üretiliyor ve çok ciddi kalite kontrolden geçiyorlar. Para aldığınız bir çekimde makinenizin saçma bir sebepten durmasını istemezsiniz, örneğin Dünya Kupası finalinde atılan bir golü sırf makineniz yavaş veya bozuldu diye kaçırmak ister misiniz? İşte bu sebeplerden dolayı Canon 1DX II ve Nikon D5, diğer Canikon gövdelere göre daha fazla testten geçiyor, içlerinde kullanılan malzemeler daha kaliteli ve üretim şekli (gövdenin birleşimleri ve hatta kablo tasarım ve kaynakları) daha özenli.

“Fetöcü” Sözcü’nin Fetö’yle ilgili yaptığı haberler. Bu dönemlerde malum gazete ve TVler “dön Fetoş ne olur dön bu millet sana hasret” naraları atıyordu.

Sadece ve sadece az sayıda satma ve çok ciddi kaliteli malzeme / kalite kontrol yüzünden bu gövdeler daha alt seviyedeki gövdelerden daha pahalı. Düşünsene, D610 belki 250 000 adet sattı ama D5 sadece 30 bin satacak (sayıları salladım). D5’in algılayıcısı burada otomatik olarak daha pahalı oluyor. Ek olarak daha kaliteli bakaç (ayna ve optikler vs..), 250 bin yerine sadece 30 bin adet üretilecek deklanşör vs..

Arabalarda da durum böyle, televizyonlarda da, saatlerde de, ekmeklerde de 🙂 Fırınlarda satılan dandik ekmek hergün milyonlarca üretiliyor ama sağlıklı ekmekler belki tüm Türkiye’de 20-30 bin adet üretilir (gerçekten sağlıklı diyorum, kahverengi boyayla esmerleştirilmiş b.ktan ekmekten bahsetmiyorum). Durum böyle olunca gerçekten sağlıklı ekmek pek de ucuz değil.

“Kalite” konusunu başka bir örnekle açıklayayım: Nikon D500 ve Nikon D610 (veya D750). Dikkat ederseniz D500’de APS-C algılayıcı olmasına rağmen bu alet D610’dan daha pahalıya satılıyor ve neredeyse D750 kadar pahalı. Keza Sony A6500 de A7 I’den daha pahalı, algılayıcısı daha ufak olmasına rağmen. Bunun sebebi ne sizce?

EM1 X çok büyük ve çok ağır mı?

Doğal olarak makine elime geçmedi ve aşağıdakileri sadece internetten topladığım bilgilerle yazıyorum ama hem m43 sistemi hem de EM1 II’yi uzun süredir kullanmış biri olarak EM1 X’i yeterince iyi anladığımı düşünüyorum.

EM1 X, bildiğiniz ufak ve hafif m43 gövdesi değil. EM1 X tam profesyonel, her koşulda ve yerde aksamadan çalışacak, taş gibi sağlam, sen derece becerikli, Olympus’un elinde avucunda hangi teknoloji varsa içine tıkıştırılmış bir gövde. EM1 X tüm m43 sistemini temsil etmiyor, bu yüzden “m43 yolunu kaybetti” diyen troller %100 haksız ve hatta yalancı. Şu anda piyasada belki 40 farklı m43 gövde satılıyor ve EM1 X sadece ve sadece bunlardan biri. Nasıl Canon’un ufacık 200D’si ve dev gibi 1DX II’si aynı anda satılıyorsa Olympus da EPL-9 ve EM1 X’i aynı anda farklı kişilere satacak.

Canon yolunu kaybetmiş! Baksana 1DX II dev gibi! 5D IV daha ufak, hem de 30MP!

EM1 X, EM1 II’den daha büyük:

EM1 II’ye pil tutacağını taksanız bile EM1 X biraz daha büyük ve 200 gram kadar daha ağır oluyor.

https://mirrorlesscomparison.com/ sitesinden alıntı

Olympus’a göre yeni ve geliştirilmiş titreşim azaltma sistemi, ısı borusu (heat pipe), ek işlemci, daha sağlam ve toza/suya daha dayanıklı gövde bunun en büyük sebepleri. Ama:

Gördüğünüz gibi EM1 X hala 1DX II gibi bir gövdeden daha ufak ve hafif (1DX II’den 500 gram kadar daha hafif).

D5 hala daha geniş. Sanıyorum en büyük sebepler optik bakacın prizması ve ayna.

Neden A9’la boyut karşılaştırması yapmıyorum? Çünkü A9 çok hızlı bir alet ve yüksek ISO değerlerinde fotoğraf kalitesi daha iyi olacaktır ama E-M1 X, 1D II ve D5 farklı bir kategorideler. Aşağıda bunu detaylıca açıkladım, okumaya devam edin.

Yani, en azından bence, amacı ve hedef kitlesi için EM1 X büyük ve ağır değil. D5 ve 1DX II neden diğer Canikon DSLRlarından büyükse, EM1 X de o yüzden diğer m43 gövdelerden büyük.

Çift işlemci (yeni)

EM1 X’te iki adet işlemci var. EM1 II’deki işlemcinin aynısı ama iki tane. Bu sayede seri çekim süresi, otomatik odaklama (hem tekli hem sürekli), yapay zekayla bütünleşik otomatik odaklama, 1080p videoda saniyede 120 kare, daha iyi JPEG algoritması vs.. gibi şeyler mümkün oluyor.

Otomatik odaklama sistemi (yeni)

EM1 II’de de 121 nokta ve tamamı çapraz odaklama sistemi var ama Olympus’a göre odaklama sistemi farklı. Yazılım yeni, odaklama sistemine gömülü yapaz zeka algoritmaları var, ve f1.2 lensle -6EV’de odaklama yapmak mümkün! Önceki m43 gövdeler de çok ciddi düşük ışıkta odaklama yapabiliyor (hatta sanıyorum ki bu konuda m43 gövdeler en iyiler arasında, belki de en iyisi) ama -6EV çok ciddi rakam. Yeni EOS R de f1.2 lensle -6EV’de otomatik odaklama yapabiliyor. EM1 X ayrıca f2 lensle -4.5EV ışıkta odaklayabiliyor. Burada bir not ekleyeyim: Diğer markalar bazen “f2’de şu kadar EV’de odaklayabiliyoruz” diyorlar. Burada “f2 yerine f1.2 lensle daha düşük ışıkta odaklar” diye düşünmeyin, örneğin bir makine için “f2 diyaframda -4EV’de odaklar” deniyorsa o makine f1.2’de -5.5EV’de odaklamaz, diyaframdan bağımsız olarak en karanlık -4EV’de odaklama yapabilir. Yani bu konuda Canon EOS R ve Olympus EM1 X piyasada en iyi gövdeler.

Bir de ek: Tamamı çapraz 121 odak noktası aynasızlarda tek. Sony A9, Canon EOS R, Nikon Z7’dekilerin hepsi yatay veya düşey odak noktası. Belki de bu yüzden EM1 II ile tekli odaklamada %100 doğru sonuç alıyorum (tamamen hatasız odaklama). Örneğin deli gibi övülen X-T3 ve 56mm f1.2 lens ile beklediğimin çok üzerinde hatalı odak gördüm, hem de tekli odaklamada.

Hepsi çapraz 121 odak noktası

Tekli, 5’li, 9’lu, 25’li, 121’li ve ufak noktalı olmak üzere 6 çeşit gruplama var. Bunlara ek olarak, ve sanıyorum ki bu özellik daha önceki hiçbir marka ve modelde yok, odak gruplamasını kendiniz tanımlayabiliyorsunuz. Bunu sözle anlatmak zor, şekillere bakarak daha iyi anlayacaksınız:

Yeni odaklama sistemiyle gelen önemli bir özellik daha var: Yapay zeka yardımıyla otomatik odaklama. “Yapay zeka” bir süredir Panasonic ve Sony’nin de bahsettiği bir konu. Dediklerine göre Olympus bu konuda 3 yıldır çalışıyormuş bile. Bu “zeka” yardımıyla EM1 X şimdilik motorsiklet, araba, helikopter ve uçakları tanıyor (bütün obje olarak tanıyor) ve odak takibini bu şekilde yapıyor.

“Şimdilik” dedim çünkü Imaging Resource’taki röportajdan anladığım kadarıyla EM1 X içinde bu “derin öğrenme” verilerinin saklandığı yaklaşık 1GB’lık bir depo var. Zaman içinde makinenin tanıyabildiği objelerin artacağı izlenimi edindim. İnşallah doğrudur çünkü bu sistemin güzelliği şu: Örneğin uçak gösterisindesiniz. Siz makineyi uaklara çeviriyorsunuz ve odak noktası seçmek zorunda kalmadan makine uçakları tanıyor ve anında kokpite odaklıyor! Ya da araba yarışındasınız, odak noktası seçme zorunluluğu olmadan sadece kadrajı belirliyorsunuz, makine araçları tanıyıp sürücünün kaskına odak yapıyor. Müthiş yardımcı bir sistem.

Satır aralarından anladığım kadarıyla EM1 X sürekli odaklamada sadece o sahneyi analiz etmiyor, ayrıca çektiğiniz fotoğraflara da bakıyor ve bu sayede sonraki fotoğrafta nereye odaklaması gerektiğini hesaplıyor. Daha önce bunu yapan makine var mı bilmiyorum ama çok akılı bir sistem bu. İlk deneyenlere göre EM1 X 1-2 kare odağı kaçırsa bile çok hızlı bir şekilde odağı geri yakalıyormuş. Sanıyorum ki çekilen fotoğrafları analiz etmesinin bir sonucu…

EM1 X’te göze ve yüze odaklama da var.

Bir de ekleyeyim: Videoda sürekli odaklama EM1 II’ye göre inanılmaz geliştirilmiş. Özellikle sahnede yüz varsa EM1 X bu yüzü EM1 II’ye göre çoook daha tutarlı ve hızlı takip ediyor.

Elektronik bakaç (yeni)

EM1 X’te benim ilk defa gördüğüm özel bir bakaç var, ama troller hala “Olympus eski 2.36 milyon noktalık bakacı kullanıyor! Halbuki Sony’de 3.69 milyon noktalık bakaç var!” diye geveliyorlar.

Okuyunca “vay be Olympus bize eski teknoloji satıyor” diyorsunuz ama iş o kadar basit değil. A9 veya A7R III kullandıysanız farketmişsinizdir ki fotoğraf çekmeye başlayınca elektronik bakacın çözünürlüğü azalıyor!!! Yani 3.69MP gösterebilen bakaç, siz fotoğraf çekecekken nedense daha az sayıda piksel gösteriyor. Hele bakacı hızlı tazelemeye alırsanız (120hz) piksel sayısı açırı belirgin bir şekilde azalıyor. Sony A9’da 3.69 milyon nokta, benim gözlemlerime göre sadece:

  • 4K video çekerken aktif (burada da tazeleme hızı belirgin şekilde yavaşlıyor, hatta belki de video hızına düşüyor (saniyede 24 kare olabilir mi?)
  • Yavaşlatılmış video çekiminde (mesela saniyede 120 karelik 1080p video çekerken). Burada da tazeleme hızı 120 kare değil, 60 karenin altında.
  • Çektiğiniz fotoğraflara bakarken.

Anlatabildim mi? A9 bir aksiyon makinesi ve siz hızlı sahneleri çekerken ekranda titreyen görüntü istemeyeceksiniz. Bu yüzden elektronik bakacı saniyede 120 kare tazelemeye alacaksınız ve bu durumda 3.69 milyon nokta değil çoook daha az nokta göreceksiniz!

Troller burada da saçmalıyor yani. Bakın size basit bir tabloda göstereyim:

Bir aksiyon makinesi için 120hz “progressive” tarama inanılmaz

Sanıyorum ki Panasonic G9’daki bakaç da A9’daki gibi, yani 120hz ayarına alınca çözünürlük bayağı düşüyor (normalde 3.69 milyon pikselken).

“Interlaced” tarama metodunda ekrandaki görüntü iki seferde oluşturuluyor, “progressive” metodunda görüntü tek seferde oluşturuluyor. Bu sayede aksiyon çekimlerinde “progressive” ekranda neredeyse hiç titreşim veya gecikme görmeyeceksiniz.

Gönül ister 0.99x büyütmeli, 5.6 milyon noktalı ve saniyede 240 kare tazelemeli bakaç olsun ama… Böyle bakaçları sanıyorum anca 2023’te göreceğiz.

EM1 II’de büyütme oranı 0.74x ve tarama metodu “interlaced” (piyasadaki tüm diğer makinelerde olduğu gibi).

Toz-nem geçirmeme, hatta su geçirmeme! (benzer ama daha iyi)

Sanıyorum ki ilk defa bir fotoğraf makinesi üreticisi değiştirilebilen lensli bir gövdesi için dayanıklılık standardı verdi: EM1 X en az IPX1 standardına uygun! Olympus’a göre testleri IPX3’e yakın sonuç veriyor ama onlar işi garantiye almak için IPX1 diyorlar.

Teste dikkat edin

Ek olarak kumanda ve mikrofon takılıyken bile bu garanti geçerli! Yani makineye mikrofon takılıyken bile yağmurda çekim yapabiliyorsunuz (mikrofona dikkat edeceksiniz tabi 🙂 ).

Mikrofon gibi harici bağlantılarla bile aleti yağmurda kullanabiliyorsunuz

Diğer firmalar bu tip bir standarttan bahsetmiyorlar ama Canon, Nikon, Olympus, Panasonic ve Pentax’ın birçok gövdesinin yağmura çamura dayanıklılığı artık yıllar içinde denendi ve kanıtlandı. Sony bu konuda biraz daha geride.

Isı borusu! (yeni)

Bilgisayarlarda işlemci, ekran kartı ve anakartlarda “heat pipe” görürsünüz. Bunlar fazla ısıyı dağıtmak veya dışarı atmak için kullanılır. EM1 X’te de bunun gibi bir “ısı borusu” var. Bu sayede algılayıcıda biriken ısı dışarı atılıyor ve makine kilitlenmiyor.

Hız, Pro Capture (aynı)

EM1 X, aynen EM1 II gibi, otomatik odak ve pozlamayla saniyede 18 kare çekim yapabiliyor. Odak ve pozlamayı kilitlerseniz bu sayı saniyede 60 kareye çıkıyor. Makinede iki adet UHS-II uyumlu SD kart var (keşke XQD olsaydı).

“Pro Capture” özelliği açıksa makine siz deklanşöre yarım bastığınız anda makine çekim yapmaya başlıyor ve deklanşöre tam basana kadar 35 kareye kadar çekim yapıyor, böylece makine sizden de önce davranıp kaçırabileceğiniz anı yakalıyor. EM1 II’de de olan bir özellik (galiba benzeri Lumix G9’da da var).

Deklanşöre yarım bastığınız anda çekim başlıyor

Titreşim azaltma (benzer ama daha iyi)

Titreşim azaltma zaten Olympus’un lider olduğu konulardan biri. EM1 II ve 12-100mm f4 Pro ile 6.5 durağa kadar titreşim azaltma alabiliyorsunuz (elde birkaç saniye çekim yapabiliyorsunuz). EM1 X’te titreşim azaltmayı sağlayan alt sistemler daha da geliştirilmiş, böylece 12-100mm f4 Pro lens ile 7.5 durağa kadar perde hızı avantajı sağlayabiliyorsunuz!!! 7.5 durak ne demek? Örneğin 1/25 saniye yerine 7 saniye demek!!! 12-100mm’yi 12mm’ye alın (24mm eşlenik), 7 saniye çekim yapın! Şaka gibi. Robin Wong kendi sitesinde 10 saniye ile çekilmiş fotoğraf örnekleri de veriyor ama bu her zaman mümkün olacak birşey değil.

Pil ömrü (benzer)

EM1 X 2 adet pil ile geliyor. Bu piller EM1 II’deki gibi büyük. Bu pillerle 870 çekimlik pil ömrüne sahip (CIPA standardında). Düşük pil ömrü modu açıksa bu sayı 2580’e çıkıyor. Her zamanki gibi, eğer flaşı kullanmayıp arada seri çekim yaparsanız bu sayıyı en az %50, tahminen %100 arttırmanız mümkün.

EM1 X’i USB’den şarj etmek de mümkün.

Elde yüksek çözünürlükte çekim (yeni)

Sanıyorum ki yüksek çözünürlük modu ilk Hasselblad ile gelmişti ama normal insanların alabileceği ilk fotoğraf makinesi Olympus EM5 II olmuştu.

Arap düşmanları! Yoksa Türk düşmanları mı?

Yüksek çözünürlük modunda makine algılayıcıyı birkaç yöne doğru birer piksel kaydırarak birkaç fotoğraf çekiyor, sonra bunları birleştirip tek bir fotoğraf veriyor. Bu sayede Bayer algoritmasından kaynaklanan bulanıklık ve hatalı renkler tamamen ortadan kalkıyor. EM1 X üçayak üzerinde 80MP, elde 50MP RAW dosyası verebiliyor.

Üçayak çekiminde algılayıcı her yöne doğru yarım piksel kaydırılıyor ve 8 fotoğraf çekiliyor, sonra bunlar 80MP’lik bir RAW dosyasında birleştiriliyor. Burada makinedeki titreşim sistemi kullanılıyor.

Elde çekim modu daha değişik ve son derece akıllıca: Makine 1/60 saniye içinde 16 adet fotoğraf çekiyor, her seferinde algılayıcı biraz sağa-sola-yukarı-aşağı kaydırılıyor AMA çekim aralarında titreşim azaltma etkinleşiyor! Yani 16 çekim arasında titreşim azaltma etkin hale geliyor, işte bu yüzden elde 16 çekim yapmak mümkün oluyor (Imaging Resource’daki röportajda okudum bunu). EM1 II’de de bu mümkün olabilir mi merak ediyorum 🙂

Soldaki normal çekim, sağdaki yüksek çözünürlük modunda çekim

Bu modun tek avantajı çözünürlük değil. Tek dosyaya çok daha fazla bilgi aktarıldığı için hem dinamik aralık artıyor, hem gürültü/kumlanma inanılmaz azalıyor, hem “moire” denen dert yok oluyor. Bu yazıda A7R II ve EM1 II’yi karşılaştırmıştım. EM1 II’de bu modda ISO1600 seçseniz bile sonuç ISO200 gibi oluyor. İnanılmaz. EM1 II’de bu modda maksimum ISO1600 seçebiliyorsunuz, EM1 X’te bu ISO6400’e çıkmış. Tahminimce ISO6400’deki fotoğraf kalitesi normal modda ISO400-800’de çekilmiş gibi olacak.

Galiba en büyük dert, sahnede hareketli birşey varsa o pikselleri biraz bulanıklaşması. EM1 X’te bu hareketi bulanıklaştırmamaya yarayan 3-5 algoritma var ama siz gene de örneğin rüzgarda dalgalanan ağaçların çok keskin çıkacağını düşünmeyin. Ben hafif rüzgarlı manzaralarda EM1 II ile böyle bir dert görmedim.

Şu anda buna benzer çekim yapabilen Pentax K3 II, KP, K1, K1 II, Panasonic G9 ve Sony A7R III var ama sadece G9 size daha fazla pikseli makine içinde veriyor. Pentaxlar size aynı sayıda piksel veriyor ama çok daha keskin ve doğru renklerle.. Pentax K1’in 36MP’lik dosyalarının bu modda ne kadar dehşet detay verdiğini şu yazıda göstermiştim.

Sony’de durum işler acısı: Makine birkaç çekim yapıyor ama bunlar sonradan bilgisayarda birleştirmeniz lazım! Eyyyyy Sony! Uğraştırmasana beni? Makine içinde bunu yapmak neden bu kadar zor?

Canlı ND (doğal yoğunluk – natural density) modu (yeni)

EM1 X’te sayısal ND modu var. Sanıyorum ki bunu yapabilen ilk makine EM1 X. Normalde ND filtresi gereken sahnelerde (örneğin akan bir şelaleyi ipek gibi göstermek için) EM1 X bu işi filtresiz yapabiliyor.

EM1 X ile böyle fotoğraflar için ND filtreye gerek yok

Bazı lenslere filtre takılamıyor (örneğin 7-14mm f2.8 Pro), EM1 X bu derdi ortadan kaldırıyor. Ve bir de güzel tarafı var: Sonuçta çıkacak fotoğrafı ekranda baştan görebiliyorsunuz! Yani fotoğrafı çekmeden önce EM1 X size son fotoğrafı gösteriyor!

ND etkisi 1-5 durak arası seçilebiliyor.

Odak yığınlama (Focus stacking), odak basamaklama (focus bracketing) (aynı)

EM1 X’te 3-15 arasında, farklı noktalara odaklı çekim yapıp, hepsini birleştirip tek bir RAW dosyası alabiliyorsunuz. Bu sayede makro çekimlerde çok daha geniş bir net alan derinliği elde ediyorsunuz.

Odak basamaklama daha da geniş derinlik istediğinizde kullanılıyor. Bu ayarda 999 fotoğrafa kadar, değişik noktalara odaklanmış fotoğraf çekip sonradan bilgisayarda bunları birleştirebiliyorsunuz. Bunun güzelliği şu: Örneğin geniş açıda manzara çekeceksiniz ve yakındaki taş ve 50 km uzaktaki dağın odakta olmasını istiyorsunuz. Lensi f16’ya kapatıp ışık saçılması yüzünden çözünürlük kaybetmek yerine lensi f5.6-8’e alıp 10 çekim yapıp hem heryeri odağa almak hem de lensin en keskin olduğu diyaframı kullanmak mümkün.

Kilit taşı düzeltme (Keystone correction) (aynı)

Titreşim azaltma özelliği sayesinde bazı geometrik bozulmaları (lensin açısı yüzünden oluşan) makinede çekim yaparken düzeltmek mümkün. Bunun için “Shift” lense ihtiyacınız yok:

Soldaki düzeltilmemiş, sağdaki makine içinde düzeltilmiş hal. Çekim yapmadan önce ekranda bunu görüyorsunuz

Bu özellik Pentax gövdelerde de var.

Balık gözü düzeltme (aynı)

Eğer elinizde Olympus 8mm f1.8 Pro balık gözü lens varsa, EM1 X makine içinde bu lensin bombeliğini düzeltebiliyor:

Soldaki balık gözü ile çekilmiş, sağdaki düzeltilmiş

Bu işlemin makine içinde yapılması büyük kolaylık. Ayrıca bu sayede alacağınız görüş açısı sanıyorum ki tam karede 9-10mm lens civarına geliyor ki çok ciddi açı bu (m43’te bu kadar geniş açılı lens zaten yok).

GPS, barometre, termometre ve pusula (yeni)

EM1 X’te GPS var, ama bunun yanında barometre, sıcaklık ölçer ve pusula da var! Sanıyorum ki bu bir ilk. Çektiğiniz dosyalara yükseklik, koordinatlarınız, sıcaklık, yön ve basınç gibi bilgiler eklenebiliyor.

USB’den şarj, “anti-flicker” özelliği, Bluetooth’tan RAW transferi, 400 000 çekimlik perde ömrü, daha gelişmiş toz silkeleme, odak noktası değiştirme kolu (yeni)

EM1 II ile karşılaştırıldığında EM1 X’te başlıktaki yenilikleri var. Makineyi USB’den şarj edebiliyorsunuz, “anti-flicker” özelliği sayesinde titreşen ışıklar yüzünden fotoğraflarınız karanlık çıkmıyor (bu özellik ilk olarak Canon 7R Mark II ile gelmişti), Bluetooth bağlantısının yanısıra bu bağlantıyla RAW dosyalarını transfer etmek mümkün, perde ömrü 200 binden 400 bine çıkarılmış, algılayıcının titreşimi arttırılmış ve bu sayede üzerinde toz birikmesi neredeyse imkansız hale gelmiş (ki m43 algılayıcılarda toz zaten nedense çok az birikiyor).

Ek olarak EM1 X’e “joystick” de gelmiş. Bu kolla odak noktasını daha kolay değiştirmek mümkün.

Videoda OM-Log 400 profili (yeni)

EM1 X’teki video özellikleri genel olarak EM1 II ile aynı (DCI 4K, Cinema 4K, All-I, maksimum 237 Mbps vs..). Sanıyorum ki 3 önemli yenilik var: OM-Log profili sayesinde Flat profile göre 1/2 – 1 durak arası daha fazla dinamik aralık mümkün, 1080p’de saniyede 120 kare çekim yapabilme gelmiş (EM1 II’de 60 kare) ve yeni donanım sayesinde hem dahili hem harici mikrofondaki “tsssss” sesi yok edilmiş (“white noise” dedikleri şey).

Şunu eklemem lazım: EM1 II’de çektiğim videolarda titreşim minimum olduğundan A7 III ile çektiklerime göre daha çekici oluyor. Üçayakta video çekmediğimden şu anda kişisel videolarımın neredeyse tamamını EM1 II ile çekiyorum çünkü video çekerken A7 III’ün titreşim azaltması pek başarılı değil. EM1 II’deki “Flat” video profili de beklediğimden daha başarılı.

Bak Cehapeliler, İyi Parti falan hepsi Fetö’yle kolkola… Ortadaki Özhaseki mi lan yoksa? Kesin CHP’li olduğu dönemde çekilmiştir bu…

SONUÇ – EM1 X PAHALI MI? ALINIR MI?

Zurnanın zırt dediği yer………..

Son 1 yılda değeri neredeyse yarı yarıya düşen Türk Lirası ile beraber fotoğraf makinesi fiyatları ciddi arttı. Bugün üst seviye bir tam kare makine almak için 6-7 asgari ücret vermek zorundasınız (ortalama). Yeni ürünler iyice pahalı. Bu ürünün şu anda (Şubat 2019) Türkiye fiyatını 18 bin TL olarak görüyorum. EM 1 II’nin iki katından daha fazla. 2 bin TL daha verip Canon EOS R + EOS adaptörü + 24-105mm L lens almak mümkün, ya da 14 bin’e tek gövde A7 III almak mümkün. Yani EM1 X için buna değer mi? Eninde sonunda ufak algılayıcı?

Yukarıda yazdığım özelliklere bir daha bakın. EM1 X o kadar gelişmiş bir alet ki, içine tam kare algılayıcı koyduğunuz anda fiyatı 6000 Dolar olacak. Kesin. Hiç tartışmasız. Bugün Nikon D5 36 bin TLlerde, tam kare algılayıcılı bir EM1 X de aynı fiyatlara gelirdi.

Ek olarak, EM1 X’i ciddi bir Canon 1DX II veya Nikon D5 kullanıcısı belki almayacak ama m43 kullanıcıları için önemli bir seçenek. Açıkçası seri çekim gerektiren fotoğraflara meraklı olsam ben EM1 X’i düşünürdüm çünkü elimde kaliteli m43 lensler de var. Eğer sürekli ISO6400 ve üzerinde fotoğraf çekiyorsanız zaten gideceğiniz yol tam kare (hayır X-T3 veya D500 de uygun değil). Ama ISO3200 ve altı size yetecekse m43 algılayıcılar bu konuda hiç de kötü değil. Ben EM1 II’yi hiç düşünmeden ISO1600’de kullanıyorum ve ışık idare ederse ISO3200 rahat. Gün ışığında hareketi donduracaksam ISO6400 bile olur ama tabi A7 III kadar iyi olmuyor sonuçlar.

Bir de şunu düşünün: Spor fotoğraflarından dev gibi baskılar pek çıkmıyor, en fazla iki sayfalık spor dergisi ya da tam kare ekranda bakıyorsunuz bu fotoğraflara. Bu boyutta fotoğraflar için 20MP’lik m43 algılayıcısı çok yeterli. Kıytırık “inceleme” sitelerine bakmayın, bu sitede birebir yanyana fotoğraf çekip inceleme yazıyorum, o yazılardaki karşılaştırmalara bakın.

EM1 X bana göre değil çünkü o kadar gelişmiş ve sağlam alete ihtiyacım yok. EM1 II bile benim kapasitemin üzerinde, mesela şimdiye kadar sadece 2-3 defa saniyede 18 kare çekme ihtiyacım oldu. O kadar hızlı otomnatik odaklamaya da ihtiyacım yok, genelde tekli odaklamayla sakin sakin çekmeyi seviyorum. Yani benim profilim EM1 X’e uygun değil.

Lens konusunu da unutmamak lazım. M43 lensleri genelde tam kare lenslerden ufak ve hafif. 300mm f4 Pro lense bir 1.4x teleçevirici takarsanız EM1X ile birlikte elinizde taşıyabileceğiniz ve çok yüksek kalitede 840mm lensiniz oluyor. Aynı mesafeye uzanmak için APS-C’de bile çok daha ağır bir set taşıyacaksınız ve bu setle elde çekim yapmak imkansıza yakın olacak. EM1 X + 300mm f4 Pro + 1.4x teleçeviriciye en yakın set Nikon D500 + 300mm AF-S PD VR + 1.4x set ama o da 640mm’ye gidiyor (2.0x çevirici ile alacağınız fotoğraf kalitesi ve otomatik odaklama becerisi daha kötü). Gene EM1 X ve 3 kaliteli f2.8 lensi rakiplerinden daha ufak bir çantaya koymak ve o çantayı gezdirmek daha kolay. Böyle avantajları asla unutmamak lazım.

Ele sağlam oturan, foşur foşur yağmurda bile kullanılabilecek, iyi otomatik odaklamaya sahip, çok hızlı seri çekim yapabilen (saniyede 18 kare), dünyanın en iyi titreşim azaltma sistemine sahip, GPS-barometre-termometre-pusulaya sahip, en hızlı ve sorunsuz elektronik bakaca sahip, dahili ND filtreye sahip, sizi yarı yolda bırakmayacak bir makine istiyorsanız ve şimdiye kadar ISO 6400 ve üzerine pek ihtiyaç duymadıysanız EM1 X size göre.

“X-T3 veya A7 III daha iyi ve ucuz” diyorsanız siz zaten EM1 X, 1DX II veya D5’in hedef kitlesi değilsiniz. Tahminen size X-T3 veya A7 III daha uygun zaten. Hatta daha fazla piksel istiyorsanız Nikon D850 var (biraz daha pahalı), eski D810 var, Canon 5Ds R var. Gidip onlardan alın tabi, ama bu aletlerle EM1 X farklı kulvarlarda onu da unutmayın.

Tek kıstas algılayıcı performansı olsa Nikon D500, D610’dan daha pahalıya satılmazdı, ve hatta D5 bu kadar pahalı olamazdı (D5’in baz dinamik aralığı D3300’den bile kötü ama fiyat farkı 10 katından fazla 🙂 ).

“EM1 X ile birlikte Olympus m43’e ihanet etti, yolunu kaybetti, çok büyük abi bu alet” diyorsanız zaten diyecek lafım yok 🙂 Sanki Olympus bundan sonra EPL-9 veya EM10 III’ü üretmeyecek 🙂

Atar abi bu gavurlar… A Haber’den iyi mi bileceeen…

11 comments for “Yeni Olympus EM1 X nasıl birşey?

  1. 2019-02-01 at 5:43 pm

    Süper yazı Ertan hocam,
    Emeğine sağlık. Tamamen aynı fikirdeyim.
    Troller konusundaki yazdıklarına imzamı basarım.
    Bangır bangır duyurulan yeni APS-C aynasızı her ikimiz de gördük 🙁
    Selamlar.

    • ErtOzt
      2019-02-01 at 8:57 pm

      Şşş aman abi çaktırma 🙂

  2. Mehmet Güneş
    2019-02-01 at 6:06 pm

    Üstat merhaba,
    Umarım beni unutmadınız.
    Yaş 67 yaşında bir takipcinizim
    Kafa kağıtım eskidi. Şu an hastanede ilik naklinden dolayı yatıyorum.
    Em1x e gelince,
    İnternetten izlediğim kadarıyla yazayım.
    Özellikleri Olympus’ un mark 2 si ile karşılaştırılmış. Em1x ‘ in artıları var ama örnek fotoğraflar beni tatmin etmedi.
    Bence aynı fotoğrafları mark 2′ de çeker.
    İzlediğim videoda kullandığı objektifi tam olarak anlayamadım. Ama daha profesyonel olarak sizin incelemenizi bekliyorum.
    Üstat, sizi yakalamışken iki sorum var.
    Bende em5 mark2 var. Ama gözüm, aklım Em1 de. Soğuğa, kara, yağmura çok dayanıklı. Em5 ile geçen kış karda çekime çıktım. Lcd ekran dondu. Çekim yaptı ama görüntü vermedi. Eve gelince normale döndü. Em1 de bu olumsuzluk yok. Uludağ’ a çık sabahtan akşama kadar çek. Ayrıca fiyatı Türkiye’ de 3.000 TL, Amazon’ da 327 dolar. Yani 1.750 TL.
    Bir de Olympus 60 mm efsane lens dedikleri objektifi düşünüyorum. Sizin geçmişten bildiğim kadarıyla bu ürün hakkında düşünceniz çok iyi.
    Türkiye fiyatı 2.650 TL, dolar fiyatı 399
    Türkiye fiyatı 2.091 TL.
    Özellikle Em1 hakkında görüş bildirirseniz sevinirim. Teşekkürler, selamlar.

    • Mehmet Güneş
      2019-02-01 at 8:18 pm

      2091 ₺ Dubai nin ₺ fiyatı

      • ErtOzt
        2019-02-01 at 8:56 pm

        Mehmet Abi çok geçmiş olsun. Inşallah kısa zamanda geçer.
        EM5 II teknolojik olarak daha yeni ama EM1 biraz daha sağlam, ergonomik ve sürekli odaklaması daha iyi. Seri ve hızlı birşey çekmiyorsan EM5 II daha iyi (ikinci versiyon).

  3. Mehmet Güneş
    2019-02-01 at 7:56 pm

    Üstat, az önce arşivinizden em5 mark 2 nin incelemesini okudum.
    Sonuç kısmında bir takipciniz em5 mi, em1 mi diye sormuş, siz “bence em5” diyorsunuz. Şimdi okuyunca kafam karıştı.
    Ayrıca m43 serisi incelemelerinize baktım em1 yok. Sonradan sildiniz mi yoksa inceleme yapmadınız mı?
    Teşekkürler, iyi akşamlar.

  4. Erkan Tural
    2019-02-03 at 7:12 am

    Perspektif düzeltme (kilit taşı düzeltme) olayını E-M1 yazılımla yapıyordu. RAW dosyalarda düzeltme olmuyordu. Eğer Pentax gibi algılayıcıyı kaydırarak yapıyorsa E-M1X, müthiş olur.

    Alan derinliğinin büyük algılayıcılı sistemlere göre daha yüksek olması ve yüksek çözünürlük özelliği ile birlikte mimari fotoğrafçılıkta kullanım için büyük artı sağlar. Olympus’un perspektif düzeltme lensi çıkarmayı planlamadığını okumuştum bir zaman önce. Ne yapsak da duyursak bu isteği?

  5. Ahmet
    2019-02-03 at 9:43 am

    Markalar uygun fiyatlı modeller yerine üst segment ürünlere yöneldi. Em1x Olympus’un neler yapabileceğinin göstergesi. Çok satmayacak ama marka algısını yükseltmek için yapılmış olduğunu düşünüyorum. Sanıyorum bütün markalar yapay zekaya yüklenecek.

  6. Mehmet Güneş
    2019-07-12 at 11:15 am

    Üstat, yazınızın başında cep telefonları çok gelişti. DSLR piyasasını olumsuz etkiliyor. ( Mealen anladığımı yazıyorum).
    Cep telefonu ile çekilmiş fotoğrafı doğrudan telefondan paylaşırsanız sorun yok. Ama bilgisayara atıp fotoğraf sitesine yüklemeye kalkarsanız hemen sırıtıyor. Kendini belli ediyor. Bu nedenle ben Olympus’ un küçük cebe sığan g5 modelini aldım. En azından macro çekimleri harika. Su altında 1,5-2 metre derinlikte video ve yakın çekimleri çok başarılı.
    Geçen yazımda yeğenimden hediye olarak em1 mark 2 gövde ve 12-40 lens geldi demiştim. Hastalık nedeniyle henüz kullanma fırsatı bulamadım. Siz yazınızda bu gövdedeki teknik özellikleri kullanmam beni aşar demişsiniz. Sizi aşarsa beni haydi haydi aşar. Fakat gövdenin muhteşem performansı, fotoğrafların netliği ve çekim hızının yüksekliği övgüye değer.

  7. Mehmet Güneş
    2019-07-12 at 12:50 pm

    Üstat, konuyla ilgili yıllar önce yaşadığım bir anımı paylaşmak isterim.
    Sene 1981
    O sıralar basın sektörünün amiral gemisi olan Hürriyet’ te çalışıyorum. (Hürriyet şimdiki gibi yandaş yalaka gazete değildi)
    O aralar Rus malı ucuz makine ile anı fotoğrafları çekmekle meşkulüm. Sirkeci vitrinlerinde o yılların en gelişmiş makineleri sergileniyor. İç geçirerek seyrediyorum.
    O aralar kayınbirader Singapur’dan mektup yazmış “burda elektronik çok ucuz bir isteğin var mı” diyor. Büyük bir heyecanla Sirkeci’ ye koştum vitrinde Pentax me süper gövdeyi seçtim. Ürün bir müddet sonra mesai saatinde elime geçti. 50 mm kit koymuşlar. Makineyi kaptığım gibi foto muhabirleri salonuna koştum. ” Beyler makine için ne diyorsunuz” dedim. Salondakilerin hepsi makinenin etrafına doldu.
    Biri sordu. “Daha önceden bu tip bir makine kullandın mı” ben “hayır ilk defa deyince ” bu makina senin kapasiteni çok aşar” dedi. Bayağı bozulmuştum. sonradan öğrendim ki ürün Pentax’ın son çıkardığı yarı otomatik bir makineymiş. Ama makineyi uzun yıllar çok severek kullandım. Şimdi em1 mark2 için aynı durumdayım. Umarım alışırım.

    • ErtOzt
      2019-07-12 at 1:51 pm

      Abi alışırsınız sıkıntı olmaz 🙂

Leave a Reply to Mehmet Güneş Cancel reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.