Fujifilm X-H1 incelemesi – Sayfa 2

Önceki yazıda X-H1’in bazı özelliklerinden bahsetmiştik. Bu yazıda detaylıca fotoğraf kalitesine bakacağız. Açıkçası X-H1 iyi bir fotoğraf makinesi olduğu kadar iyi bir de video kamera, bu yüzden video kalitesine de bakmak lazım.

Ama incelemeye geçmeden önce bir efsane dinleyin: Tanju Okan – Kadınım

Ses, müzik, sözler… Enfes…

Örneklere ve karşılaştırmalara geçmeden önce bir sorundan bahsetmek istiyorum. Elimdeki 3 lenste de bazen odaklama sorunları yaşadım. İyi ışıkta bile alet “odakladım” diyor ama fotoğraf odaksız çıkıyor. Belki 15-20 arası böyle fotoğraf gördüm. Örnek:

Yukarıda, ortadaki fotoğrafın %100 hali solda. Dikkat ederseniz gündüz vakti bol bol ışık var ve odağı yaptığım yerde bol bol kontrast var (kapının pencere kısmına odakladım). Nedense f1.2’de odaklamamış, f4’te odaklamış.  En sağdakini f5.6’da çektim, ilkinde doğru odaklamış ikincisinde yukarıdaki gibi odak şaşmış. Çoğu zaman bu sıkıntı olmuyor ama bazen bu kadar bariz odak hatası olması biraz can sıkıcı. Bakın burada ufak hata değil, odak bayağı kaymış. Çoklu odaklamada bunu görmek normal ama tekli odaklamada hoş değil.

Tekrar hatırlatayım: Bu dert genelde olmuyor.

Flickr’da bir galeri açıp X-H1’le çektiğim bazı fotoğrafları koydum. Aşağıdaki galeriye gidip fotoğrafların EXIF bilgilerini görüp %100 yaklaşıp bakabilirsiniz. Bunlar düşük ISO’daki fotoğraf kalitesini göstermek amaçlı:

https://www.flickr.com/gp/30843640@N02/hdh99y

Açıkçası düşük ISO’da, hele iyi bir lensiniz varsa, X-H1 ile alacağınız detay 24MP’lik tam kare gövdelerden az değil, ve hatta belki fazla bile olabilir çünkü X-H1’in X-Trans algılayıcısında Bayer algoritmasına gerek yok. En az AA filtresiz bir APS-C kadar fazla detay veriyor.

Bunun orjinal JPEG dosyası Flickr’daki albümde var. Yukarıdakini ACR’de Eterna renk profilini seçip biraz işledim ve Nik Collection’daki “Color Efex Pro 4” filtreleriyle birkaç efekt uyguladım. Kadrajda rahatsız eden birkaç detay var ama renkler ve detaya bayıldım.

Yukarıdaki örneğe %100 yaklaşıp bakın. f4.0 ve ISO200’de 56mm f1.2R ile Eterna profiliyle çekildi. Oslo yakınlarında bir çiftçinin evinin kapısı.

Renk konusunda ise… Yazının ilerleyen bölümlerinde bu konuda birkaç örnek vereceğim.

Yukarıdaki fotoğraf ISO25600, f2.8 ve 1/13’te çekildi. Bildiğin karanlık gece fotoğrafı yani. APS-C algılayıcılı bir makine için hiç de fena değil. Titreşim azaltma sistemi sayesinde 1/13’te çekebildim. Aynısını X-T3’te çekseniz en az 1/50 lazım ki bu da ISO102400 demek (XH1’de ISO102400 yok zaten). Sol üstteki fotoğraf makine çıktısı JPEG. Provia modunda çekildi. Ek olarak ACR’de (Adobe Camera RAW) RAW dosyasını işleyip 4, 8 ve 24MP olarak JPEG çıktılarını da verdim. 8MP 4K demek, yani 4K monitörünüz veya TVniz varsa 8MP’lik JPEG’i tam ekran yaparsanız böyle göreceksiniz. 4MP de internetten paylaşım için yeterli (hatta 2MP bile yeterli). Dikkat ederseniz varsayılan JPEG motoru (Provia) fena iş yapmasa da siyahları çok çabuk kapkara yapıyor ve gürültü azaltma biraz fazla gibi (burada gürültü azaltmayı makine içinde -2’ye getirdim çünkü diğer türlü ufak detaylar iyice ölüyor). ACR’de gölgelerde biraz daha fazla detay alabiliyorum.

Yukarıdaki fotoğraf ISO25600, f2.8 ve 1/26. Provia modunda çekildi (Fuji’nin standart JPEG modu). Ortadaki RAW’un ACR’de Provia’da işlenmiş hali ve gürültü azaltma sıfırda (Luminance), sağdakinde “eser miktarda” gürültü azaltma var.

Tam hali için üzerine tıklayın

Yukarıdaki ISO200, f1.2, 1/17000. Burada Provia kullandım.

TİTREŞİM AZALTMA ÖRNEKLERİ VE KARŞILAŞTIRMA

Önceki sayfada bundan biraz bahsetmiştim ama burada örnek de vereyim dedim. X-H1’in fotoğraf çekerken titreşimi azaltma becerisi iyi. En iyisi değil ama iyi. Örneğin Sony A7R II ve Pentax K3’tekinden biraz daha iyi gibi gördüm ama iyi m43 gövdelerin gerisinde. Aşağıda Olympus EM1 II, Panasonic GX80 ve A7 III’le karşılaştırmalarını görebilirsiniz. Hepsi mekanik perdede çekildi.

0.4 saniye, GX80, Olympus 45mm f1.8 lens. Titreşim azaltma yoksa bu lensle en az 1/150’de çekim yapmanız lazım (eski 1/odak mesafesi formülü modern algılayıcılarda olmuyor ne yazık ki):

0,4 saniyede (1/2,5) GX80 ile yaklaşık %50 başarı almışım. 6 durak 🙂 Ama %50 başarıyı unutmayın. GX80’den genelde ortalama 3-5 durak arası avantaj alıyorum (lense ve diğer koşullara bağlı).

Bu 0,8 saniye perde hızındaki durum. Pek iyi değil. 0,4 saniyede daha iyiydi.

0,6 saniyede EM1 II:

Hepsi keskin

1/5 saniye (0.2 saniye), A7 III ve 24-70mm (70mm’de):

85mm’ye denk değil ne yazık ki ama fikir veriyor gene de

A7 III tam kare (çerçeve?) algılayıcılı bir alet. Dikkat ederseniz tüm fotoğraflar tam net değil ama genelde idare eder. Titreşim azaltma olmadan 70mm’de net fotoğraf çekmek için en en en az 1/100 kullanmanız lazım (hatta ben garanti olsun diye 1/150 derdim).

Ve nihayet geldik X-H1’e… 1/7 saniye.. Bunun altındaki perde hızlarında nedense bir türlü net fotoğraf çekemedim. Elim mi titrek? Bilmem:

Durum hala pek iç açıcı değil. Daha yavaş perde hızlarında daha da kötüydü, en düşük kabul edilebilir perde hızı bu (56mm lens ile). Bu lens ile titreşim azaltma olmadan kullanmanız gereken en düşük perde hızı 1/100 (hatta 1/150 bence, çünkü 24MP’lik APS-C’de ciddi çok piksel var.

1/13’e bakalım:

Daha tutarlı

Nevet, 56mm ile titremeden çekmek için en az 1/13 (belki de 1/10) lazım. Yaklaşık 4 durak demek bu. Fujifilm’in iddia ettiği 5.5 durağı yakalayamadım ben ama eliniz daha sağlamsa belki siz yakalarsınız.

Bu arada elim titrek bile olsa (ki o kadar değil) EM1 II ve GX80’de iddia edilen rakamlara çok yaklaşıyorum.

Videoda titreşim azaltma biraz daha kötü. Örnek vermiyorum, sözüme güvenin sadece. Yani örneğin EM1 II ve hatta GX80 ile elinizde yürüyerek video çekebilirsiniz ama XH1’de titreşimi biraz fazlaca görüyorsunuz. Yerinizde sabit durarak elde çekim yapmakta sorun yok tabi ki bu durumda yeni X-T3’e göre avantajlısınız. Yeni X-T3’ün bazı video özellikleri daha gelişmiş olsa da X-H1’deki titreşim azaltma her lensle çalıştığı için daha az titreşimli video çekebiliyor.

DOSYA BOYUTLARI

XH1’in RAW boyutları bayağı ciddi:

Yukarıdaki titreşim testinin RAW dosyaları. Dikkat ederseniz XH1’in RAW boyutları en yakın ikincinin (A7 III) iki katı. Galiba A7 III’te kayıplı sıkıştırmalı RAW kullanmıştım ama XH1’de bu seçenek yok, yani sürekli yaklaşık 50MP’lik RAW dosyasıyla oynayacaksınız. M43ler 12bit olduğundan RAW boyutları çok değil. JPEG’de de X-H1 boyut olarak en tepede, sonra EM1 II geliyor, sonra A7 III ve en son GX80. Bunlar en yüksek kaliteli JPEGler.

JPEG RENK VE TON MODLARI

Fujifilm’in film modları meşhur (başka bir olayı da yok zaten – şaka lan şaka hemen inanmayın 🙂 ).

Aşağıda benim favorilerim var. Bakalım Fujifilm kullanıcıları hangisi hangi moddur anlayabilecek mi. Bunun cevabını biraz aşağıda verdim:

Aşağıda soldaki Eterna (makine çıktısı JPEG), sağdaki ACR’de Eterna modunda açılıp işlenmiş hali (büyük halleri için tıklayın):

Eternayı şu yüzden seviyorum: Siyahları hemen kapkara yapmıyor, renkler de abartılı değil. ACR’de RAW’ı açıp Eterna film stilini seçince çok iyi bir yerden başlangıç yapıyorsunuz (gölgeler belirgin, renkler saçma sapan patlak değil, beyazlar da aşırı parlak değil). Eterna aslında video profili ama fotoğrafta da kullanmayı sevdim nedense.

Bir örnek vereyim. Aşağıda soldaki Velvia (Canikon ve Sony’de “Vivid” benzeri), sağdaki Eterna modu:

Velvia’da ağaç neredeyse yokken Eterna’da daha belirgin. Soldakine X-H1’in ekranından bakınca nerede ne detay var anlayamıyorum ama Eterna’yla çekince nereden ne detay çıkar, büyük oranda belli oluyor. ACR’de bunun RAW dosyasını açıp Eterna’yı seçtim ve biraz işledim:

Elbette film modlarının RAW’a etkisi yok, yani RAW çekip sonradan istediğiniz gibi işlemek de mümkün.

X-H1’de Velvia, Provia, Eterna, Pro Neg Hi, Classic Chrome, Acros gibi artistik isimlerle 16 farklı film simülasyonu var. RAW ile uğraşmak istemeyenler bunları deneyip kendilerine uygun birşey bulup onunla devam edebilirler. Açıkçası ben standart JPEG profili olan Provia’yı aşırı kontrastlı buldum o yüzden neredeyse hiç kullanmadım.

Bakın aşağıda Velvia ve Provia:

Sizce ormanda bu kadar mor var mı?

Yukarıdaki renklere bakın. Ciddi saçma renkler var (mor???). Aşağıda solda Provia ve solda Eterna:

Eterna gerçeğe en yakını, ama hala olması gerektiği gibi değil (çünkü beyaz ayarı yanlış)

Bir örnek daha vereyim:

4 JPEG örneği. Üst sıra A7 III alt sıra X-H1. Soldakiler standart JPEG profili, sağdakiler Landscape (Fuji’de Velvia). Provia’da bile (standart profil) gri ağaç gövdeleri biraz mora kaçıyor ama Velvia’da bu çoook daha baskın. A7 III’teki Landscape modu da bazı yerlerde mora kaçmış ama Fuji’nin Velvia’sı heryeri mora boyamış gibi. Ben manzara çekerken Velvia’yı asla kullanmam. En güzeli Eterna 🙂

Açıkçası X-H1 ile fotoğraf çekerken renklere çok dikkat etmem gerekiyor çünkü yukarıdaki gibi olmayan renkleri fotoğrafta görebiliyorsunuz. Belki biraz daha zaman harcayıp renk modlarına alışmam lazım (biraz zaman = birkaç ay).

DİNAMİK ARALIK

Deli testler yapmayacağım (mesela -5EV düşük pozlamayla çekip sonradan yazılımla +5EV açmak) çünkü bu senaryo %99,9 sadece stüdyoda test için yapılıyor. Normal hayatta X-H1’in dinamik aralığı çok iyi:

ISO200’de (baz ISO değeri) bol bol gölge detayı var

Yukarıdakiler de ISO200’de çekildi. Bunlar gerçekçi fotoğraflar, sırf algılayıcıyı zorlayıp sidik yarışı yapmak için çekilmiş şeyler değil.

Yani diyorum ki: X-H1’in dinamik aralığı size yetmiyorsa gideceğiniz yol modern kare gövdeler (K1, K1 II, A7R II, A7R III, 5D Mark IV, EOS R, D850, Z7, A7 III, D750 vs..).

X-H1 İYİ FOTOĞRAF ÇEKİYOR MU?

Yukarıdaki fotoğrafları beğendiyseniz bu fotoğrafları çeken makineyle siz de iyi fotoğraf çekebilirsiniz.

“Bir adadan Oslo şehri” fotoğrafında biraz gürültü var ve ön plandaki ağaçlarda detay biraz az. O fotoğraf ISO800’de çekildi ve orjinali şöyle:

Fotoğrafın makine çıktısı JPEG dosyası böyle

ISO800’den alıp gölgelerle oynamak doğal olarak gürültü yaratmış ama gene de sonuç çok berbat değil.

Yalnız bir sorun var: Bunlar EM1 II ile çekildi! X-H1’in dosyaları biraz daha esnek. Tahminen aynı koşullarda A7 III veya A7R III daha iyi olacaktı ama size yetecek seviye nedir ne değildir ona karar vermeniz lazım.

DEĞİŞİK BİR ISO STANDARDI

“ISO” genelde “International Organisation for Standardization”ın kısaltılmışı olarak kullanılıyor. Fotoğraf filmleri için de bir standart bu: ISO100, ISO200 vs.. Yani aslında her firmanın “ISO” rakamlarını aynı anlamda kullanmasını bekliyorum, ama Fujifilm’de bu iş biraz farklı işliyor. Fujifilm diyor ki “biz başka bir ISO standardı kullanıyoruz”. Yani örneğin Fujifilm’in ISO1600’ü ile Canon’un ISO1600’ü farklı. Aynı ISO değerlerinde Fujifilm’in makineleri genelde diğer markalara göre daha karanlık bir fotoğraf veriyor (perde hızı ve diyafram aynıyken). Örnek:

Soldaki fotoğrafların tam halleri, sağdaki ise aynı noktalardaki RGB ölçümleri (iki RAW dosyasını da ACR’de açtıktan sonra ikisini de Adobe fotoğraf stiline çevirdim, ölçümleri sonra aldım). Dikkat ederseniz iki makinede de diyafram f4 ve ISO400 ama X-H1’de perde hızı 1/25’ken A7 III’te 1/40. Yani burada X-H1’in 2/3 durak kadar parlak (fazla pozlanmış) fotoğraf vermesini beklerdim. Tam tersinde X-H1 biraz daha karanlık fotoğraf vermiş. ISO400’de X-H1, A7 III’e göre yaklaşık 2/3 durak daha az pozlama yapıyor. Yani bana göre A7 III ve X-H1’i yüksek ISO’da karşılaştıracaksak A7 III’te ISO3200 seçtiysek X-H1’de ISO5000 ya da ISO6400 seçmemiz lazım. Aşağıda bu örnekleri daha detaylıca göstereceğim gerçi…

Daha vurucu bir örnek vereyim. Aşağıda soldaki A7R III (A7 III değil, R versiyonu), sağdaki X-H1. İkisi de ISO100, f5.6 ve 1/500:

Doktor bu ne?

Aradaki dev farkı gördünüz mü??? Tabi “Provia” modunun biraz fazla kontrastlı olmasından da fark fazla ama RAW dosyalarını açıp RGB ölçümü yaptığımda arada 0,6-0,8 durak kadar fark gördüm. X-H1’de ISO’yu 200’e çıkarırsanız A7R III’ün ISO100’üne hafiften denk hale geliyor:

Hala hafiften karanlık gibi. Provia sağolsun…

Canon EOS M6 ile de karşılaştırdım, sonuç aynı oldu (yani X-H1 ve EOS M6 ile aynı parlaklıkta fotoğraf çekmek için X-H1’de yaklaşık 0,7EV fazla ISO kullanmam gerekli.

Bu şu demek değil: Allah belanı versin Fujifilm 🙂 Elinizde tek bir makine varsa ISO değerlerinin hiç önemi yok. Siz çekeceğiniz fotoğrafa uygun pozlama değerleri seçeceksiniz ve fotoğraf çekeceksiniz. Mesele sadece karşılaştırmalarda karşımıza çıkıyor. Yani aynı ISO değeri kullanıp parlaklığı eşitlemek için diyafram ya da perde hızıyla oynamamak lazım: Aynı değerlerde çekip bir RAW düzenleyici ile X-H1’in dosyalarına yaklaşık 0,7EV pozlama telafisi verip karşılaştırmayı öyle yapmak en iyisi.

FUJIFILM X-H1 VE SONY A7 III

İkisi de 24MP. Biri APS-C algılayıcılı diğeri tam kare (çerçeve?). Sony daha pahalı, ayrıca sağlam Sony lensler daha pahalı ve ağır. Diğer yandan ilk Fujifilm çıktığından beri “tam kareye gerek yok, bizimki tam kare gibi performans veriyor” diyorlardı (bu iddiayı teeee X-Pro1 döneminden beri duyuyorum. “Yok öyle birşey demediler” demeyin, vallahi Allah taş yapar!). Bakalım gerçekten de öyle mi?

Önce aşağıdaki örneğe bakın. İki makine de standart pozlama modunda (Evaluative, Matrix, ne derseniz). Beyaz ayarı otomatik, standart JPEG renk modu (Fuji’de Provia):

Sağdaki X-H1

Dikkat ederseniz X-H1 fazlasıyla karanlık duruyor. Kadraj neredeyse aynı. Neden böyle? Fujifilm’in pozlama “ekibi” buna karar vermiş demek ki. Ben soldakini tercih ederim (ki burada bir Canon olsa pozlama daha da fazla olacaktı).

Daha yakından

RAWları işleyip RGB değerlerini eşitlersek:

Beyaz ayarlarına dokunmadım, ikisine de biraz keskinleştirme yaptım. Burada birkaç şey var:

  • Fujifilm düşük pozlama yaparak gölgelerden daha iyi detay almamızı biraz engellemiş.
  • X-H1’de beyaz ayarından kaynaklı (ya da algılayıcıdan yansıma mı? – blooming? ) kötü bir “mor” renk var.
  • X-H1’i aslında pek keskinleştirmeye gerek yok (AA filtresine ihtiyacı yok zaten).
  • Bu mesafede 24-70mm f2.8 GM lens, Fuji’nin 27mm f2.8 lensinden biraz daha iyi (f2.8’de). Bu arada bu Sony lens cidden çok iyiymiş, alabiliyorsanız tavsiye ederim.
Sağdaki X-H1, Pro Neg. Std modunda. Soldaki A7 III Standart modda.

Aynı kadrajı iki farklı JPEG modunda görmek ilginç. Bu Fuji modunu pek sevemedim (kişisel tercih) ama bazen ilginç olabiliyor.

Açıkçası ISO800 civarına kadar, eğer pozlamayı tutturursanız ve aşırı düzenleme yapmazsanız (gölgeleri 5 durak açmak gibi) X-H1 ile A7 III size çoook benzer sonuç verecekler. Yani burada “tam kare daha iyi abi” lafı geçerli değil bence. Belki çok aşırı kontrastlı kadrajlarda olabilir ama ben yaklaşık ISO800’e kadar X-H1’den şikayet etmem.

Aradaki ISO anlayışı farkını da gözeterek, aşağıdaki değerlerde bir manzara çekelim:

X-H1’de Velvia kullandım (sağda). O iğrenç morumsu renk gene bizimle beraber 🙂

İki RAW dosyasını Adobe RAW’un standart fotoğraf profilinde açınca:

Arada pek fark yok gibi. A7 III’ü biraz daha keskinleştirmek lazım (X-H1’in dosyaları zaten keskin çıkıyor)

A7 III’ün JPEG motoru bence X-H1’e göre çok daha iyi. Hem detay olarak hem renk hem beyaz ayarı hem de pozlama parametreleri açısından A7 III’ü daha beğendim. Peki RAW dosyalarını ACR’de biraz işlersek:

Arada fark yok. Ufak tefek farklar da işleme farkından geliyor.

Yerde yapraklar:

Soldaki A7 III “Landscape”, sağdaki X-H1 “Velvia” modu.

FUJIFILM X-H1 VE SONY A7R III

A7 III’e “R” eklersen ne olur? A7R III olur. AA filtresi kalkar, piksel sayısı 42.4 milyona çıkar, 3-5 daha farklılık olur ama bizim için önemli olan algılayıcı (bu karşılaştırma için).

Yukarıdakiler X-H1’de Provia modunda, 16-50mm OIS II lens ile 34mm’de f8’de çekildi. A7R III’te 24-70mm f2.8 GM, 51mm ve f8 kullandım. Makine çıktısı JPEGler.

42-24MP farkının yanı sıra lensin farkı hemen belli oluyor (%100 bakınca tabi). 16-50mm kit lens kötü bir lens değil ama 2000+ Dolarlık Sony lensin karşısında çözme gücü olarak geride kaldığı bariz. Belki Fujifilm 16-55mm f2.8 olsaydı durum farklı olurdu. Peki buradan ne anlıyoruz? İyi lens genelde büyük algılayıcıdan daha faydalı. Yok lan, buradan bunu anlamıyoruz aslında ama dediğim doğru 🙂

Gene ikisi de standard JPEG modunda, makine çıktısı JPEGler. Provia modunda bazı renkler biribine giriyor ve renk ayrımı çok iyi yapılamıyor. Yukarıdaki örnekten %100 kesmeyle göstereyim:

Sol üstteki Sony JPEG çıktısı, sağ üstteki X-H1 Provia modunda JPEG, alttaki ACR’de Eterna moduna çevrilip biraz “highlight” ile oynanmış hali

Dikkat ederseniz Provia modunda kısmızı çiçekteki detaylar neredeyse tamamen ölmüş. Bu detayları anca Eterna modunda (diğer tüm modları denedim olmadı) geri getirebiliyorum. Ki aslında makine çıktısı Eterna JPEG modunda da bunlar pek görünmüyor, illa bir RAW çeviricide işleyeceksiniz.

Yukarıdaki örneğin EXIF bilgilerine dikkat edin (yeşil yazılar). Pozlama değeri çok yakın olmasına rağmen Fuji klasik olarak biraz daha karanlık. 16-50mm lens 47mm’de f5.6’da son derece kabul edilebilir bir performans sergiliyor, buna rağmen A7RIII’te orta bölgede detay daha fazla (Sony lens 70mm’de f2.8’de). Kenarlara gittikçe Fujifilm lens daha tutarlı, Sony lens 70mm’de f2.8’de kenarlarda idare eder ama orta bölgedeki kadar iyi değil.

Fuji’ye biraz daha iyi bir lens takınca:

Fujifilm’in 27mm f2.8 lensi orta bölgede f2.8’de yeteri kadar keskin bir lens. Gördüğünüz gibi durum 16-50mm lense göre çok daha iyi. Hep ne diyorum? İyi lens, pahalı gövdeden daha iyidir (özel ihtiyaçlar durumu değiştirir ama bu genelde doğru).

Şimdi 24mm’de bakalım (JPEG), standart profil:

Sony lens f2.8’de, Fujifilm f3.5, f5.6 ve f8’de. Nedense burada Fujifilm 16-50mm lens f8’e kadar kötü. Hatta f3.5’ta f5.6’dan daha iyi çıkmış. Sebebini bilemiyorum. Odaklamada mı hata oldu? Benim suçum olmadığı kesin.

RAWları ACR’de işleyince:

RAW’da biraz da keskinleştirme yapınca durumlar hafiften düzelmiş ama hala Sony kadar detay yok (unutmayın, hem Sony gövde hem lensin fiyat toplamı Fujifilm’in belki 3 katı kadar pahalı).

Aşağıdaki örnektebiraz RAW dosyalarının esnekliğine bakayım dedim. Aslında gündüz çekilmiş bir fotoğraf ama tekerleklerin için ve iskelenin altında bol bol gölge var:

Detay olarak mecburen A7R III ve 24-70mm ikilisi daha iyi ama standart JPEG profillerinde gölge detayı farkı da var. Fujifilm’in Provia (standart) modu gölgeleri fazlaca karartıyor.

Şimdi bunların RAWlarını alıp ACR’de +4EV açalım:

Baştan söylemem lazım: Eskiden daha önem veriyordum ama son birkaç senedir bu “+5EV açtım gürültü oldu” laflarına artık incelemelerde yer vermiyorum. Adam gibi fotoğraf çekip fotoğrafı +3EV veya -2EV ile kurtaramıyorsan suçu artık makinede aramayacaksın.

Gene de bazılarını memnun etmek için göstereyim dedim 🙂 İki RAW dosyasına +4EV verince doğal olarak X-H1 biraz geride kalıyor. A7R III’ün detayları çok daha iyi: Hem gölgede hem parlak bölgelerde ( = daha iyi dinamik aralık). Diğer yandan, X-H1 bana yeterli olurdu. Yani X-H1 ile kontrastlı sahnelerdeki gölge-parlak alan sorunlarını düzeltemiyorsanız sorun genelde sizde ya da çektiğiniz sahnededir. +4EV gibi düzeltmeler ciddi aşırı uçta kalıyor.

FUJIFILM X-H1 VE OLYMPUS EM1 II

Şu anda favori fotoğraf makinesi gövdem EM1 II. İnanılmaz ergonomik, çok hızlı, çok sağlam, perde titreşimi yok, titreşim azaltma zaten hala en iyisi, fotoğraf kalitesi birçok yönden çok iyi, video kalitesi bile iyi, lensler zaten inanılmaz. Türkiye’de fiyat biraz yüksek kaldı (son döviz artışlarından sonra) ama gövde olarak bence hala iyi bir yatırım.

Ama algılayıcı ufak aaaabiiiii 🙂 Aşağıda bakıp göreceğiz bunu.

Yukarıdakiler makine çıktısı JPEGler (standart profil). Aşağıdakiler RAW’dan işlenmiş haller (ACR’de Highhlight -100, Shadow +100 yaptım):

Arada ya fark yok ya çok az.

Bir adet top. Oslo kalesinden. Kontrasta dikkat.

Yukarıdaki topsahnesi klasik manzara kontrastı. Daha kötüsünü görmek düşük ihtimal: Güneş vuran duvar, gölgede kalan çimenler.

Hiç +4EV falan yapmaya gerek yok. Burada -100 Highlight +100 Shadow yaptım. Farka siz karar verin.

Yukarıdakiler makine çıktısı JPEGler. Lens yüzünden olsa gerek, EM1 II’de daha fazla detay var. Ayrıca EM1 II’nin varsayılan JPEG profili mavileri aşırı koyu yapmış. Aşağıda RAWların işlenmiş halleri:

X-H1’de “moire” derdi sıfırken EM1 II’de biraz moire görüyorum. Diğer yandan EM1 II’deki lens, aradaki 4MP farka rağmen, biraz daha iyi detay veriyor gibi.

Bir dinamik aralık karşılaştırması daha:

Üst sıra XH-1, sol kolon makine çıktısı JPEG ve sağ kolon işlenmiş RAWlar. Gölge kısmında kendi monitörümde fark göremedim ama parlak bölgeleri kurtarma konusunda E-M1 II çok daha iyi. Aslında E-M1 II patlayan bölgeleri geri kurtarmada bence piyasadaki en iyi makinelerden (tam karelerden sonra). Gölgeler konusunda fark da çok az. Dikkat edin, burada +5EV gibi deli saçması ayarlara gitmedim çünkü bu fotoğraf herkesin karşılaştığı kontrastlı sahnelerden biri. Daha kötüsünün karşınıza gelme olasılığı az.

Gene üst sıra X-H1, bu sefer sol kolon RAW’dan işlenmiş haller ve sağ kolon JPEG makine çıktısı. Shadow’u +100 Highhlight ayarını -100 yaptım. Aradaki farklara kendiniz bakın.

Kendi ekranımda EM1 II’yi daha iyi görüyorum. Siz de öyle görüyor musunuz? Gene -100 Highlight ve +100 Shadow yaptım. İlginç…

Yukarıdaki daha vurucu bir örnek. İki makinede de aynı pozlama değerlerini kullandım ve sonradan ikisine de ACR’de -3EV verdim. Sonuçta Fujifil X-H1 o binayı kurtaramadı ama EM1 II (benim de beklemediğim bir şekilde) tüm detayları kurtardı.Fuji’nin RAW dosyasını ON1 2018 ve Luminar 2018’de de düzeltmeyi denedim, sonuç aynı çıktı.

Yani histogramın parlak bölge ucunda EM1 II X-H1’den çok daha iyi. Aradaki algılayıcı boyutu farkına rağmen. Gölgelerde çok zorlarsanız (+4EV gibi) X-H1 biraz daha iyi oluyor ama yukarıda da verdiğim örneklerde (normal, gündelik koşullarda) iki makine de size yetecektir.

Gövdelerle eğlenin ama lenslerle evlenin 🙂

YÜKSEK ISO

Sürpriz! ISO6400 ve üzerinde 100 civarı karşılaştırma fotoğrafı çekmiştim. O dosyaları bilgisayar atmadan önce X-H1’i kartla beraber sattım. Sattığım herif fotoğrafları sildim dedi. O fotoları kurtarmayı anlattım, 1 hafta yazıştık ama bir türlü fotoğraflarımı kurtarmadı adam. Kartı gönder ben yapayım dedim, hatta daha iyi bir kart vermeyi teklif ettim ama adam kıl çıktı! Bir daha onunla alışveriş yapanın…

Yani sonuçta, A7R III A7 III EM1 II ve EOS M6 ile yaptığım karşılaştırmalar badem oldu 🙁 Fotoğrafları vermeden burada yorumlarımı yazayım onlarla idare edin 🙂

X-H1’in JPEG motoru gürültüyü çok iyi hallediyor. ISO25600’de A7 III’ün bariz avantajı olsa da X-H1’in JPEG dosyaları EM1 II ve EOS M6’dan çok daha temiz ve iyi duruyor. A7R III belki biraz daha iyi ama arada dev fark görmedim. RAW dosyalarında aradaki fark biraz kapanıyor ama X-H1 EOS M6 ve EM1 II’den daha iyi (ISI25600’de). Hatta bu ISO değerinde EM1 II ile arasında 1 durak fark var. ISO6400’de EM1 II Ve EOS M6 ile arada pek fark yok gibi birşey ama X-H1’in JPEG dosyaları gene de biraz daha iyi gibi (1/2 – 1/3 durak fark var belki). RAW’da fark biraz daha azalıyor, hatta ISO6400’de EOS M6 ve X-H1’i ben aynı gördüm.

Bunlar benim kişisel görüşlerim. Şimdi elimde X-T3 var, onunla adam gibi bir yüksek ISO karşılaştırması hazırlarım.

VİDEO

Video biraz daha derin bir konu. Yok F-Log yok perdeyi 180 derece yap aman yazılımı düzgün kullan vs.. derken bin tane detayı var. Kendi kendime yaptığım denemelerde X-H1’in videolarını başarılı buldum. Zaten birkaç video sitesine de bakarsanız herkes X-H1’in video kalitesini beğeniyor.

FUJIFILM XF 56MM F1.2R VE SONY ZEISS FE 55MM F1.8

Bence Sony’nin 55mm f1.8 lensi ilk çıktığı günden beri efsane. Ufak, hafif, metal dış tasarımlı, inanılmaz keskin, iyi bokehi var, otomatik odaklaması hızlı ve sessiz… Sony sisteminde en sevdiğim lenslerden biri. Fujifilm’in 56mm f1.2 lensi de çok iyi bir lens. İkisini yanyana koyup bokeh farkına bakayım dedim. Açıkçası burada adam gibi portre çekimi yapmak daha faydalı olurdu ama nedense kimse bana model olmak istemiyor 🙂

İki makineyi de aynı yere koyup pijamaskelileri çektim. İki makine de birkaç çekimde odak hatası yaptı. Sanıyorum sorun biraz düşük ışık ve oyuncakların çok yakın olması:

Ardarda çekilmiş iki fotoğraf. Soldakinde odak hatası var.
Ortadaki f1.2 Fuji, kenarlardakiler f1.8

Sony f1.8’de hafiften yanlış odaklamış, ama Fuji de f1.8’de yanlış odak yapmış 🙂 Vallahi bravo.

Aynı noktadan çekilmiş fotoğrafta, Fujifilm 56mm f1.2 lens f1.2’de, Sony’nin f1.8’inden daha yumuşak bokeh veriyor. Hem arka plan hem ön plandaki bokeh daha iyi. Kadrajı eşitlemek için Sony’de biraz daha yaklaşsaydım durum farklı olacaktı (sonraki bir yazı için saklayalım bu konuyu).

İki lensi de f2.8’e alınca:

Hmmm.. Sony Zeiss’te kontrast daha yüksek, diğer yandanFujifilm’in bokehi daha yumuşak gibi. İki lensin odak mesafeleri birbirine yakın ve fotoğraf aynı yerden çekildiğinden net alan derinliği benzer olmalı. Neyse, kararı siz verin.

Buradaki karşılaştırma çok adil olmadı galiba, çünkü düzgün bir portre karşılaştırması yapmadım. Kişisel görüşüm şöyle: 56mm f1.2R çok iyi bir portre lensi. Eş-dostum çektiğim portrelerine bayıldı, herkes makine ve lensi sordu 🙂 Bu lens f1.2’de bile yeterince keskin ve çok iyi bir bokehi var. Daha yeni ve pahalı olan APD versiyonuna gerek var mı emin değilim.

SONUÇ

Kısa bir inceleme olacak demiştim ama 1000 tane örnek verince gene uzadı (hem de ara sıcak olmadan!).

X-H1 ilginç bir gövde. Şimdi X-T3 de elime geçti ve açıkça şunu diyebilirim:Ben X-H1’i tercih ederim. Sebep belli: Adam gibi tutma yeri var ve titreşim azaltma fotoğraf konusunda müthiş yardımcı.

Ergonomi konusunda EM1 II hala rakipsiz, ve size ilginç gelebilir ama A7 III’ün tutuşunu X-H1’e göre daha çok sevdim. Sebep şu: X-H1 ile çekim yaparken AF-On ve AE-L tuşlarına basabilmek için parmağımı deklanşörden çekmem gerekiyor. Sanki tutacak yeri 1.90 metrelik insanlar için yapmışlar, baş parmak o iki tuşa bir türlü adam gibi uzanmıyor (ben 1.75 civarıyım). X-T3 ufak lenslerle idare eder ama 56mm f1.2R bile tutuşu zorluyor bence. Yani o lens ufak ve hafif ama X-T3’ün tutuşu da saçma rahatsız geldi bana. X-H1 o konuda çok daha iyi. Hele 100-400mm gibi bir lensiniz varsa X-T3 cidden tutulmaz.

Fotoğraf kalitesi bildiğiniz 24MP’lik X-Trans APS-C algılayıcı. Çok iyi. İyi bir lensiniz varsa detay olarak 24MP’lik tam kare gövdelerden geri kalmıyor. Diğer yandan Provia modu bence aşırı kontrastlı ve bazen gereksiz yere moru fazla kaçırıyor. Hele Vivid (Velvia) bence manzara çekenlerin kesinlikle uzak durması gereken bir profil (gene aşırı mor yüzünden). Bu yüzden ben genelde Eterna’yı tercih ettim. RAW dosyalarının dinamik aralığı çok yeterli. X-H1’in baz ISO’daki dinamik aralığı size yetmiyorsa A7R III gibi birşey almadan önce şunu unutmayın: Sadece 1 durak kazanacaksınız ve daha büyük ve ağır lensler taşımak zorunda kalacaksınız (fiyat farkı da ciddi). “Highlight” kurtarma konusunda EM1 II’nin belki 1 durak gerisinde, gölge kurtarma konusunda (çok zorlarsanız) EM1 II’den 1 durak kadar daha iyi. Moire derdi hiç yok ve iyi bir lens kullanırsanız RAW dosyaları keskinleştirmeye bile gerek duymayabilirsiniz. Adobe yazılımlar Fuji’nin dosyalarını işleyebiliyor ama keskinleştirme konusunda iyi değiller (ufak solucan derdi devam ediyor sanki).

Amacınız video değilse bile X-H1 şu anda benim gözümde en iyi Fujifilm gövdesi.

Ve gene hatırlatayım: Gövdelerle eğlenin ama lenslerle evlenin 🙂

X-H1’i X-T3 ile takas yaptım. Sırf yeni inceleme yazmak için 🙂 

8 comments for “Fujifilm X-H1 incelemesi – Sayfa 2

  1. Uğur
    2018-11-13 at 4:03 pm

    Hocam elinize sağlık çok güzel bir yazı. Valla sizin yaptığınızı kimse yapmaz inceleme için. Sizin gibi inceleyen de yok zaten 🙂

    Fujifilm makine içinde modlarla alengirli makineler yapma peşinde sanki. Yoksa diğer makinelerden çok farkı yok gibi. Gerçi siz her zaman diyosunuz artık şimdiki makineler hangi marka olursa olsun bir çok kişinin ihtiyacını karşılayacak düzeyde.

    Hiç bir fotoya tıklanıp açılmıyor bilginiz olsun.

    • ErtOzt
      2018-11-13 at 4:33 pm

      Hakikaten fotoğraflar açılmıyor. Eve gidince bakayım sorun neymiş diye.

  2. hedefa7III
    2018-11-13 at 6:35 pm

    Dört gözle bekliyorduk. Elinize sağlık, çok güzel inceleme olmuş. Her geçen gün, EM1 II karşı ilgim artıyor. A7 III deneyip memnun kalmazsam kesinlikle EM1 II alacağım. Peki Sigma Art serisi lens hiç denediniz mi? Deneme inceleme gibi bir planınız var mı?

    • ErtOzt
      2018-11-13 at 8:34 pm

      50mm Art ile ilgili yazı yazdım galiba. Süper keskin, büyük ve ağır lensler.

  3. Ahmet
    2018-11-17 at 10:38 am

    Ertan bey fiyatı konusunda ne düşünüyorsunuz?

    • ErtOzt
      2018-11-17 at 1:02 pm

      Neyin fiyatı? XH1 mi?

      • Ahmet
        2018-11-17 at 5:25 pm

        Evet. Fiyatına göre değer mi? O fiyatlara güçlü seçenekler var.

        • ErtOzt
          2018-11-17 at 7:08 pm

          Fuji sistemi seviyorsan ve film çekip titreşim azaltma istersen değer. Fuji’ye uzaksan film ve titreşim azaltma için Panasonic GH5 çok daha iyi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.