Fujifilm X-H1 incelemesi – Sayfa 1

İnceleme yazılarını biraz uzun tutuyorum galiba. Bu sefer incelemeyi olabildiğince kısa kesmeye çalışacağım. Hatta sayfaları arttırıp tek sayfadaki yazı kısmını azaltmayı da düşünüyorum. Bakalım bu aleti kaç sayfada inceleyeceğiz 🙂

Bu yazıyı hafta başında bitirmeyi planlıyordum ama iş-güç derken anca rahip Brunson serbest bırakıldıktan sonra yayınlayabildim 🙂 “Bu fakir görevde olduğu sürece o rahip çıkmayacak” diyen adam şimdi “efendim bağımsız yargı bilmemne” demeye başladı…

X-H1’e girmeden önce bu sitede daha önce Fujifilm’le ilgili yayınlanan birkaç yazıya bakmanızı öneririm:

X-H1 NEDİR? NEDEN ÇIKTI?

Fujifilm piyasada kendini “farklı” konumlandırmaya çalışan bir firma. Açıkçası ilk Fujifilm aynasız çıktığında Canikon’la başetmenin birkaç yolundan biri de buydu ve Fujifilm bence bu konuda başarılı da oldu. “Retro” tasarımlar ve kaliteli lens sistemiyle Fujifilm şu anda nev-i şahsına münhasır bir yerde.

Bakın size Fujifilm’in makinelerini kabaca en alttan en üst kategoriye göre yazayım: X-A10, X-A5, X-T100, X-T20, X-E3, X-Pro2, X-T2. Bunların tamamı fotoğraf düşünülerek tasarlandı, hiçbirinde gövdede titreşim azaltma yok, hepsi “retro” görünüşlü. Aralarında video ağırlıklı bir gövde yok. Aslında X-T2 ve X-E3’ün 4K video kaliteleri bayağı iyi ama profesyonel video çekenlerin istediği bazı ayarlar bu gövdelerde yok. Bir de ek: Yeni X-T3’e de videoyla ilgili pekçok yani özellik eklenmiş. Henüz detaylı bakamadım ama hala video için X-H1 daha uygun gibi duruyor.

Fujifilm’in Amerika sitesindeki gövde sıralaması

İşte bu yüzden Fujifilm X-H1 gibi bir gövde çıkardı. X-H1, biraz Panasonic GH5 gibi, video göz önüne alınarak tasarlanmış bir gövde. DCI ve UHD boyutlarında 4K video çekebilme, 200 Mbps’ye kadar veri kaydedebilme, dahili F-log kaydetme, 24-bit ses kaydı, Eterna film simülasyonu modu, “timecode”, fotoğraf ve video için birçok ayarı ayrı ayrı yapabilmek gibi profesyonel videocuların ihtiyaçlarını karşılayabilecek şeyler X-H1’e eklenmiş durumda.

Gelişmiş video özelliklerine ek olarak X-H1’de dahili titreşim azaltma var. Bu sistem 5 akslı ve birçok Fujifilm lensle 5 durağa kadar avantaj sağlayabiliyor (tabi bu Fujifilm’in rakamları, gerçek hayatta bu rakam daha düşük). Titreşim azaltmanın avantajı 10-24mm f4 OIS ile 2.5 durağa, 18-55mm f2.8-4.0 OIS le 3.5 durağa, 55-200mm OIS ile 4.5 durağa düşüyor. 35mm f1.4 ile etki 5.5 durağa çıkıyor. Tahminen 10-24mm ve 18-55’in titreşim azaltma sistemleri ilk nesil olduğundan gövde ile lens arasındaki iletişim çok başarılı değil, başarımdaki düşme buna bağlı. Ek not: “yeni” sayılabilecek 16-50mmm OIS II kit lensle titreşim azaltma beklediğimden daha düşük çıktı. 16mm’de 2-2.5 durak etki var ki geniş açıda en az 4 durak güzellik bekliyordum ben. Hatta hatırladığım kadarıyla X-A3’te bu lensteki titreşim azaltma biraz daha iyiydi.

Tahminen titreşim azaltma sistemini sığdırmak ve 4K video çekerken ısınmayı engellemek amacıyla X-H1’in gövdesi X-T2ye göre bayağı büyümüş. X-T2 507 gramken X-H1 %25 ağırlaşıp 673 grama çıkmış. Boyut olarak özellikle derinlik olarak bayağı fark var:

X-H1 tepeden biraz GFX’e benziyor

Camerasize’daki boyutlara bakarsak:

X-H1 şu anda elimdeki en büyük fotoğraf makinesi. EM1 II ve A7R III’ten bile daha büyük. “Büyük” olmak tek başına kötü birşey değil elbette, örneğin Sony’nin A6XXX serisini ben düzgün tutamıyorum çünkü alet aşırı ufak geliyor bana.

TEKNİK ÖZELLİKLER, KULLANIM

Aşağıda, X-H1’in bazı rakipleriyle karşılaştırmasını görebilirsiniz:

Bu makineler arasında iyi yönde sivrilenleri yeşil, kötü yönde sivrilenleri koyu pembe ile gösterdim. Dikkat ederseniz X-H1 bazı konularda en iyisi değil ama son derece dengeli bir gövde (pil ömrü haricinde pembeleşmemiş). A6500 doğal olarak biraz geride çünkü hem eski sayılır (hem de Sony olduğundan… 🙂    ).

Dikkat ederseniz X-T2’ye göre aslında bayağı önemli geliştirmeler var. Dokunmatik ekran, daha iyi elektronik bakaç, dahili titreşim azaltma, daha düşük ışıkta odaklayabilme, büyük lenslerle daha iyi tutuş ergonomisi, %25 daha kalın magnezyum alaşım, inanılmaz sessiz ve yumuşak perdei ışık titreşimi azaltma (flickering reduction) gibi konular bence önemli.

Işık titremesini azaltma özelliği ilk olarak Canon 7D Mark II’de gelmişti. Hani “Canon hiç yenilik getirmiyor, bize hep eski teknoloji satıyor” dedikleri Canon var ya işte o…

Ek olarak tabii ki video özellikleri de X-T2’ye göre çok gelişmiş.

BAĞZI ŞEYLER

Yukarıdaki gelişmelere ek olarak bazı değişiklikler de var. “Gelişme” değil “değişme” diyorum çünkü bence bu yeni özellikler her zaman avantajlı değil. Aşağıda bazı beğendiğim ve beğenmediğim özellikleri özetledim:

  • Üstte ayarları gösteren ek ekran: Bu ekran, bazı DSLRlarda olduğu gibi, sık kullanılan ayarları gösteriyor. Çekim sırasnda ayarları hem bakaç hem ekranda görebildiğiniz için buna ne kadar gerek var bilemiyorum ama Fujifilm’in bu ekranı DSLRlardakine göre çok daha gelişmiş. Her türlü ışıkta görebiliyorsunuz (OLED) ve burada ne göreceğinize siz karar veriyorsunuz! Örneğin ISO’yu en üste taşıyabiliyor, perde hızını en alta çekebiliyor veya görmek istemediğiniz ayarları kaldırıp yenilerini koyabiliyorsunuz. Ek olarak bu ekran makine kapalıyken de pil ömrü ve karttaki boş alan gibi şeyleri de gösteriyor. Size uyabilir, ben bunun yerine Canon’un 5D serisindeki gibi 3-4 ekstra tuş olsun isterdim.
  • “Feather-touch” (tüye dokunurmuşçasına 🙂 ) deklanşör düğmesi: Hemen söyleyeyim, bunu hiç mi hiç beğenmedim. Düğme aşırı hassas. Yanlışlıkla ve istemeden o kadar çok fotoğraf çektim ki anlatamam. Şimdiye kadar belki 100 civarı fotoğraf makinesi kullandım, X-H1’in deklanşör düğmesi bence en kötüsü. Bakın bir örnek: Fotoğrafı çekiyorum, ekranda ne çektiğime bakıyorum, sonra yeni fotoğraf çekmek için ekrandaki görüntünün gitmesini sağlamak amacıyla deklanşöre çooook çok hafif basıyorum ve hoooop alet fotoğraf çekiyor! Ve ekrana gene istemeden çektiğim fotoğraf geliyor, bu sefer onu ekrandan kaldırmaya uğraşıyorum! Cidden çok sinir bozucu bir durum. Menüde bunu kapatmayı bulamadım, bilen varsa söylesin lütfen.
Aşırı yumuşak deklanşör
  • Eski Fujilerle aynı pili kullanma: Tutacak yer büyümüş ama pil büyümemiş. Fujifilm eski makinelerindeki pil boyutunu korumuş. Bu sayede eski pillerinizi de kullanabiliyorsunuz ama tek pille çekim sayısı istediğim kadar yüksek değil. O “grip”e Olympus EM1 II’deki veya Sony’nin 3. nesil A7lerde yaptığı gibi kocaman bir pil girebilirmiş. Bu arada eski pilleri (NP-W126) kullanabiliyorsunuz ama bu durumda pil ömrü biraz az ve makinede USB şarjı için yeni NP-W126S pili gerekli.
  • Tutacak yer büyük (grip): Bu hem iyi hem kötü olmuş. Makineyi kavramak çok rahat, grip elinize çok iyi oturuyor ama baş parmağınız o kadar sağa kayıyor ki dokunmatik ekranda odak noktası değiştirmek veya AE-L tuşuna basmak zorlaşıyor. Bunlar için elinizi gripten çekmeniz gerekiyor. Hiçbir gövdede böyle bir sorun görmedim. Çok büyük sorun değil ama kullanırken sıkça farkettim bunu.
Elin oturduğu bölgenin hissi çok iyi, kavrayış güzel ama sağ parmak dokunmatik ekrana ve AE-L tuşuna biraz uzak kalıyor
  • Gövde büyük: Büyük lensler iyi, eliniz biraz büyükse hoşunuza da gidecek ama şu anda elimdeki en büyük gövde X-H1. DSLRlara göre kütle ve boyut avantajı hiç yok. Örneğin Nikon D7200’den daha geniş ve daha kalın (ama 7mm daha kısa). Kütle olarak da X-H1 D7200’den sadece 47 gram daha hafif. Tahminimce bunun en büyük iki sebebi titreşim azaltma sistemi ve 4K video sırasında ısınmayı engellemek. Yalnız videoda daha uzun çekim yapmak için hala ek pil tutacağına ihtiyacınız var (battery grip). Kişisel görüşüm: Ergonomiye biraz daha dokunulursa büyük gövdeyi tercih ederim. Mesela Sony A6500 bana aşırı ufak geliyor (hem tutma hem düğmelerin yerleşim ve boyutu açısından). Sadece diyorum ki “ufak gövde alayım rahat edeyim” diyorsanız X-T2 ya da yeni X-T3’e bakın.
X-H1 birçok açıdan EOS M5’ten daha iyi bir makine. Burada sadece boyut farkını göstermek istedim. Ek olarak X-H1 %50 kadar daha ağır.
  • Pil tutacağı video için neredeyse mecburi çünkü X-H1’te mikrofon girişi yok ve video çekim süresini arttırmak için bu tutacak şart. Normalde X-H1 sadece 10 dakika 4K video ve 15 dakika 1080p video çekiyor. Pil tutacağı ile bu süre 30 dakikaya çıkıyor. Panasonic GH serisi pil tutacağına gerek duymadan sınırsız video çekebiliyor. Yani video çekecekseniz X-H1 için bir de pil tutacağı almanızı tavsiye ederim, böylece fiyata 350 Dolar kadar ekleniyor.
  • Yeni perde sistemi mükemmel. Çok sessiz ve titreşimsiz. Galiba bundan daha sessizini sadece Panasonic GM1 ve GM5’te duymuştum (ama onlarda da flaş eşitleme hızı sadece 1/60). EM1 II’ninki de sessiz ve titreşimsiz ama X-H1’inki daha iyi. Perde o kadar sessiz ki sessizlik için %90 elektronik perdeye ihtiyacınız olmayacak.
  • Seri çekim hızı elektronik perdede saniyede 14 kare, mekanik perdede 8 kare. Pil tutacağı alırsanız mekanik perdedeki seri çekim hızı saniyede 11 kareye çıkıyor.
  • Üstteki ayar tekerleklerini isterseniz kilitleyebiliyorsunuz. Kilitlemezseniz makineyi çantaya sokup çantadan çıkarırken özellikle ISO tekeri arada dönebiliyor, ama kilitlerseniz de gözünüz bakaçtayken o tekerlekleri döndürmek işkenceye dönüyor. üreticilerin bu teker kilidine bir çözüm bulması lazım. EM1 II’de ve hatta EOS M5 ve 6’da böyle bir sorun yok. A7R III’teki tekerleri de bu yüzden beğenmemiştim, neyse ki A7 III’te mod tekerinde kilit yok 🙂
Arkadaş ne kadar çok kilit meraklısı var ortalıkta…
  • Nihayet pozlama tekeri yok! Bu “retro” ayarlara bir türlü alışamadım. Deklanşörün sağındaki pozlama telafisi düğmesine basıp arkadaki tekerleği çevirmek 10 kat daha hızlı ve basit. Hatta bana sorarsanız ISO tekerine bile gerek yok. Hatta ben menüden bunu iptal ettim. ISO tekerini “A” moduna getirip “ayarları arka ya da ön tekerle yap” diye bir seçenek var. Bu sayede gözüm bakaçtayken ISO’yu değiştirmek çok daha kolay ve pratik oluyor. E o zaman o teker ne işe yarayacak?
  • Dokunmatik ekran idare eder. X-H1’de Sony gövdelerin hepsinden daha iyi bir dokunmatik ekranı var. Odak noktası seçmek, Q ekranında ayarları değiştirmek, video çekerken düğmeler yerine ekrandan ayar yapmak gibi güzel güzel şeyler yapabiliyorsunuz. Sadece menülerde gezinti dokunmatik ekranla yapılamıyor. Panasonic ve Canon’un dokunmatik ekrandaki akıcılığının biraz gerisinde olsa da Olympus EM1 II ile benzer diyebilirim (akıcılık ve tepki konusunda).
Ekran yukarı, aşağı ve bu şekilde garip açılarda dönebiliyor ama tam öne dönemiyor
  • Elektronik bakaç büyük ve detaylı. Tazeleme hızı iyi gibi geldi bana, ve düşük ışıkta çok fazla teklemiyor. Ek olarak “”Doğal canlı önizleme” gibi bir ayar gelmiş. Bu modda bakaçtaki görüntü normal hayata olabildiğince yakın hale geliyor (kontrast azalıyor, renkler biraz daha doğal oluyor). Bu ayarı seçerseniz bakaçta fotoğraf efektlerini göremiyorsunuz (mesela Astia, Chrome vs..) ama pozlama telafisinin etkisi görülebiliyor. Gece karanlıkta çekimlerde çok faydalı geldi bana.
  • Otomatik ISO ayarında ISO aralığı ve minimum perde hızını seçebiliyorsunuz. Buna ek olarak “Auto” ayarında makine lens odak mesafesinin tersini perde hızı olarak ayarlıyor (örneğin 50mm’de perde hızını en az 1/50 yapıyor). Burada Canon’daki gibi “daha hızlı” ya da “daha yavaş perde hızı seç” gibi bir ayar yok.
  • Soldaki ISO tekerinin etrafında basamaklama, seri çekim ve video modunun olduğu bir halka var. Bu halkayı çevirmek ortalama seviyede kolay.
ISO tekerinin altında gizli halka
  • Dahili mikrofonun kalitesi bayağı yüksek ama sessiz ortamda titreşim azaltmanın sesini fazlaca duyuyorsunuz. Titreşim azaltma sistmei kapalı olsa bile bu ses mikrofonda duyuluyor.
  • Titreşim azaltma fena değil. EM1 II ya da GH5 kadar iyi beklemeyin ama mesela Pentax K3 ve K1’den iyi. EM1 II’den 2.5, GX80’den bir durak geride gibi geldi bana ama Fuji-severler memnun kalacaktır. Fuji’nin bahsettiği 5 durak avantajı ben göremedim (hatırlatma: Elimde 16-50mm OIS II, 27mm f2.8 ve 56mm f1.2R var) ama ortalama yerine ve lense göre 2-4 arası avantaj bekleyebilirsiniz. Videoda durum biraz farklı: Olympus EM1 II ve Panasonic GX80 videoda titreşim azaltmada çok daha iyi. Hele EM1 II ile video çekerken neredeyse koşabiliyorsunuz. X-H1’de video çekerken titreşimi daha fazla hissettim. Gene de hiç yoktan iyidir. Ek: En son A7 III’le de karşılaştırdım: Videoda titreşim azaltma anlamında benzerler ama fotoğrafta Sony 1 durak kadar daha iyi.
  • Videoya ayrı bir bölüm açmam lazım ama video konusunda ciddi tecrübeye sahip olmadığımdan burada kısa olarak geçeyim. Eve 4K televizyonum olmadığından arka bahçede oynayan çocukları X-H1 ile 10 dakika DCI 4K video çekip yan komşunun 65″ Samsung QLED televizyonuna (8 serisi) götürdüm. ISO4000lere kadar video kalitesi çok iyi, hatta çok çok iyi. Hele ISO1600’ü geçmezseniz neredeyse gürültü göremeyeceksiniz (F-Log’da taban ISO 800). Eterna film simülasyonunu da çok beğendim (F-Log denemedim). Eterna’da renkler biraz soluk ve kontrast çok az ama F-Log’daki gibi aşırı değil, bu yüzden videoyu Eterna ile çekip anında TV’de izleyebilirsiniz. Açıkçası ben video kalitesini çok beğendim, komşu da “bu makine ne kadar?” dedi 🙂 Bu arada Samsung QLED 8 serisi de sağlam TV…
4 sayfa video ayarı var (ve bazı ayarların alt ayarları da var)
  • Kablosuz bağlantı özelliği elbette var ama ben hiç denemedim.

OTOMATİK ODAKLAMA

Bu biraz karışık, çünkü otomatik odaklama lense de bağlı birşey. Şu anda eşimde 16-50mm f3.5-5.6 OIS II, 27mm f2.8 ve 56mm f1.2R lensler var. Bunlarla X-H1 otomatik odaklama konusunda çok sıkıntılı değil. Tekli odaklamada ışık yeterliyse yeterince hızlı odaklıyor. Bu konuda (tekli odaklama, AF-S) şu anda elimdeki en hızlı makine GX80 (EM1 II de hızlı ama bu Panasonic biraz daha hızlı). Tabi burada ufak farklardan bahsediyoruz, yani X-H1 veya A7 III de tekli odaklamada yavaş değiller.

Işık miktarı çok düşünce X-H1 elimdeki tüm diğer makinelerden daha fazla zorlandı (EOS M6 hariç). Sony A6000 kadar kötü değil tabi, ama Lumix GX80 gibi “ucuz” sayılabilecek bir makinenin bile gerisinde (gerçi Panasonicler tekli odaklamada çok iyiler zaten). Zaten teknik özelliklere bakarsanız X-H1 sadece -1 EV’ye kadar otomatik odaklama yapabiliyor.

Yalniz otomatik odaklama için gerekli diyafram f11 olmuş ki galiba bu başka hiçbir gövdede yok (Nikon D5 ve Canon 1DX II’te f8). Örneğin Fujifilm 100-400mm lense 2.0x teledönüştürücü takarsanız alet otomatik odaklama yapabiliyor.

Elimdeki lensler Fujifilm’in en hızlı odaklayan lensleri değil, bu yüzden açıkçası sürekli odaklama konusunda çok yorum yapamayacağım. Gene de önceden kullandığım X-E2, X100s, X-A3 ve hatta X-T2’den (arkadaştan ödünç alarak 3 gün kullanmıştım) sürekli odaklama konusunda çok daha iyi. Sürekli odaklamayla ilgili birçok ayar var:

Yukarıdaki ayarlara ek olarak bir de önceden tanımlanmış 5 set AF-C ayarı var

Norveç’te uzaktan tanıdığım bir spor fotoğrafçısı (motokros ve kayak fotoğrafları çekiyor) X-H1 ve 100-400’ün bayağı iyi bir ikili olduğunu söyledi ama en yüksek hızda değil ama ortalama çekim hızlarında (saniyede 6-8 kare diyelim) bayağı memnunmuş. Siz gene de X-H1’i sürekli odaklamada yaklaşık E-M1 II ayarında gibi düşünün, yani 7D Mark II ya da D500 ile pek rakip değil.

Videoda sürekli odaklama fena değil. Sürekli odaklamanın hızını da ayarlayabiliyorsunuz ki “pull focus” yapmak isterseniz bu çok faydalı. Ben -3 ve -5 arasındaki hızı bayağı “film gibi” buldum. Canon’unda bazı makinelerinde benzer ayarlar var, Fuji’ye de gelmesi iyi olmuş.

Çift kart yuvası. İkisi de UHS-II destekli

Bir de not: X-H1 ile X-T2’nin işlemcileri ve odak sistemleri temelde aynı, yani benzer iyileştirmeleri bir bellenimle X-T2’de de görebiliriz belki.

MENÜLER, KONTROLLER

X-H1’in menüleri Nikon’un tarzına benziyor: Sekmeler ekranın solunda, sağ tarafta da sekme altındaki sayfalar var. Ayarlar mantıklı bir şekilde dağıtılmış ve genelde anlaşılabilir (Sony, okuyor musun bunları?). Ana menüde dokunmatik ekran çalışmıyor.

Q tuşuna basıp hızlı menüyü açıp bazı ayarları hızlıca tuşlarla ya da ekrana dokunarak değiştirebiliyorsunuz. Bu menüyü de özelleştirmek mümkün.

Bunlara ek olarak menüde “My Menu” sekmesi var. Bu menüye de istediğiniz ayarları getirip bunlara sonradan hızlıca erişmek mümkün.

Hemen her tuşa farklı bir ayar atayabiliyorsunuz. Tuşlar çok ufak gelmedi, basma tepkileri de fena değil (deklanşör haricinde).

Menüden her çıktığınızda menü “My Menu”ye dönüyor. Bunu “önceki ayara geri dön” şeklinde ayarlayamadım bir türlü. Son yaptığınız ayarı denedikten sonra aynı menüye dönebilmek için biraz uğraşmanız gerekiyor. Sony’de bile (!) var bu özellik, Fuji’de yok.

Yalnız video çekmek için illa video moduna geçip deklanşöre basmanız lazım. Başka bir yöntem göremedim, bilen varsa söylesin lütfen. Bu yüzden fotoğraf çekerken hemen video çekemiyorsunuz.

Üstteki kontrollerle ilgili eleştiriler

Üstteki kontrol tekerleklerine hiç alışamadım. Dediğim gibi, gözüm bakaçtayken ayar değiştirmek için gözümü genelde bakaçtan çekmek zorunda kalıyorum çünkü lensi sol elle tutarken ISO tekerleğine ulaşmak imkansız, perde hızı tekerini döndürebilmek için de elimi tutacak bölgeden kaldırmak zorunda kalıyorum. X-T serisi daha dar olduğu için bunu yapmak belki daha kolaydır ama X-H1 bayağı geniş olduğundan (ve tutacak bölge bayağı derin) perde hızı tekeri baş ve işaret parmağına uzak kalmış.

Bir de bu perde hızı tekerinin bie saçmalığından bahsetmezsem olmaz: Bu tekerden sadece tam duraklık perde hızları ayarlanıyor. Mesela 1/500, 1/250. Arada 1/320 isterseniz bunu arkadaki kontrol tekeriyle yapmanız lazım (baş parmağa denk gelen). Manuel modda 1/500’de çekim yaparken 1/160’a indirmek isterseniz önce baş ve orta parmağınızı kaldırıp üstteki tekeri 1/125’e getiriyorsunuz, sonra parmakları geri koyup arka tekeri çevirip 1/160’ı buluyorsunuz! Yani “retro olacam” derken kullanım bu kadar zor hale getirilmez.

Video çekmek için makineyi video moduna almanız lazım. Eğer tekli çekim modundaysanız ISO tekerinin altındaki ufak tekeri 5 adımda video moduna çevirmeniz lazım ki bunu yaparken defalarca ISO değerini de değiştirdim. Ayrıca bunu yaparken zaman kaybı da ek sıkıntı. Galiba son 3-4 yılda çıkıp da video çekim tuşu olmayan tek makine bu. Herhangi bir tuşa video çekim fonksiyonu da atayamadım (bilen varsa söylesin lütfen).

Tekli çekim – video modları arasında geçiş yaparken hemen üstteki ISO tekerini döndürmek çok kolay

SONUÇ (FOTOĞRAF KALİTESİ HARİCİNDE)

X-H1’i açıkçası diğer tüm Fujifilm gövdelerinden daha çok sevdim. Kullanım ve tutuş açısından klasik DSLR havası verdiğinden olsa gerek…

Fotoğraf kalitesini sonraki sayfada göreceğiz ama bildiğiniz X-T2 gibi, arada en ufak fark yok. Yani çok iyi. Video kalitesinde de ISO3200’e kadar bayağı iyi (profesyonel iş için ISO1600’ü geçmezdim gene de). Eterna film simülasyonunu çok beğendim, ve hatta fotoğraf çekerken bile bazen onu kullandım 🙂

Perde sesi ve titreşimi inanılmaz iyi. 1 metre yanınızdaki adamın perde sesini normal bir ortamda duymanız imkansız, perde o kadar sessiz. E-M1 II’nin perdesinden bile daha iyi. İnsanın fotoğraf çekesi geliyor 🙂

Tutuş ergonomisi A7 III’ten biraz daha iyi ama AF-On tuşuna rahat erişememek (orta boy ellerimle) ve ciddi aşırı yumuşak deklanşör bence sorun. Fujifilm bu son sorunu bir bellenimle çözer mi bilemem.

Şimdi X-T3 de çıktı ve X-T3’te X-H1’de olmayan bazı gelişmeler var. Yeni algılayıcı bence çok önemli değil ama otomatik odaklama ve video özellikleri bile daha gelişmiş. Arada seçim yapmanız gerekirse seçim yaparken X-H1’deki titreşim azaltma ve daha iyi (bence) tutuş ergonomisini unutmayın. Eğer retro görüntüye bayılmıyorsanız X-H1 alın derim. 56mm f1.2R ile 1/15lerde ve hatta 1/10larda fotoğraf çekebilmek büyük avantaj. Aynı koşullarda X-T3’te en az 1/100 kullanmanız lazım ki bu 3-4 durak fazla ISO demek.

Sony A6500’e her durumda tercih ederim. Gerçi A6500 artık eski bile sayılır ve Sony de yeni APS-C gövdesini 1-2 aya duyurabilir ama şu haliyle X-H1 daha bir “fotoğraf makinesi”.

Kuş, vahşi doğa çekimleri gibi şeyler yapıyorsanız başka markalara bakmanızı öneririm, eğer Fujifilm setiniz zenginse (mesela 100-400mm varsa) X-T3’e de bakın bence çünkü otomatik odaklaması daha gelişmiş.

Fotoğraf karşılaştırmaları ve sonuç bölümü sonraki sayfada.

4 comments for “Fujifilm X-H1 incelemesi – Sayfa 1

  1. Ahmet Önder
    2018-10-13 at 7:03 am

    Hocam, her zamanki gibi, yine doyurucu bir inceleme yazısı olmuş. Keşke X-T100’ü de kıyaslamalara dahil etseydiniz. Bir çok amatör için X-T100, bence daha çok alınabilir bir makine.

    Bir de, fotoğraf makinelerinde video olayına çok önem veren mantığı anlamıyorum. Ben 4K istiyorsam, video kamera alırım. Bu konuda Fuji iyi yol çiziyor. Ayrıca, retro politikası bir harika. Fuji’nin her makinesinin inceleme yazılarını keyifle okuyorum.

  2. uğur
    2018-11-01 at 6:42 am

    Sitede bir sorun mu var acaba? Epeydir güncelleme yok, yazıları merakla bekliyoruz 🙂

    • ErtOzt
      2018-11-01 at 8:33 am

      Sitede değil de bende sorun var 🙂 Önümüzdeki haftadan itibaren işler düzene girecek inşallah maşallah.

      • Uğur
        2018-11-01 at 3:42 pm

        İnşaAllah hocam 🙂 Allah işlerinize kolaylık versin 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.