Geçen hafta içinde neler öğrendim – 04 Ekim 2018

Bu başlığı bir seriye dönüştüresim var. Geçen hafta kaba bir hesap yaptım. Hergün yaklaşık 40 A4 sayfası dolduracak kadar yazı okuyorum. Bunlar arasında inşaat kontratları, prosedürler, maliyet-planlama-risk raporları, günlük haberler, makaleler, eş-dostun sosyal medya paylaşımları, kitap-dergi, eğitimler var. Ve evet, hala kendimi öğrenci gibi hissedip katılabildiğim kadar eğitime katılmaya çalışıyorum 🙂

Tüm bu okuduklarım arasında beğendiklerimi “ileride yazılarda kullanırım” diye bir yerlerde saklıyorum ama farkettim ki bu sakladığım yerin boyutu 4 GB’a ulaşmış 🙂 Bu yüzden bundan sonra “geçen hafta neler öğrendim” başlıklı yazılar yazayım diyorum.

Not: Kapaktaki Bahçeli “haberi” uyduruk tabii ki, ama son yıllarda yaptıklarına bakarsak yakında bunu da söyleyebilir 🙂

Mesela geçen hafta içinde neler öğrenmişim:

  • Memleketimizde kriz yokmuş, bir manipülasyon varmış. Meğer herşey sanalmış. Hep Trump yapıyormuş bunları. Yani özellikle son 5 senedir ekonomi uzmanlarının “bakın kötüye gidiyoruz ve çok ciddi bir krize gireceğiz” uyarıları boşunaymış!
  • Sony RX10 IV’teki faz bazlı odaklama sadece sürekli odaklamada ve sadece çerçevenin belli bir bölgesinde çalışıyormuş! Galiba her zamanki gibi Sony’nin pompalamasıyla ilk “inceleme”ler bu ufak detayı kaçırdı… Verdiğim bağlantıdaki arkadaş Pentax K70’in otomatik odaklamasının bile daha iyi olduğunu söylüyor ki “Pentax bile daha iyi” demek RX10 IV için hakaret demektir 🙂 Neyse, bu hafta RX100 VI geliyor bana, onu da deneyip deneyimlerimi burada yazarım.
  • Panasonic iki farklı tam kare gövde ile gelecekmiş. İkisi de Leica’nın “L” bayonetini kullanacak (ki Leica SL sistemini Leica için Panasonic üretiyor diye biliyorum zaten). Biri 50MP’ye yakın, Panasonic algılayıcılı, 4K60 video çekebilen, titreşim azaltma sistemli, 150MP fotoğraf çekebilen (titreşim azaltma yardımıyla), çift kart yuvalı, yaklaşık 4000 Dolar fiyatlı gelecek. Daha alt seviyedeki de benzer özelliklerde olacak ama algılayıcı 20MP civarı olacak. Sigma da bu sisteme lens üretecek ve EF-L adaptör satacak. Panasonic ilk aşamada 24-70mm, 70-200mm ve 50mm lensler çıkaracakmış. Tahminen 2019’un ortalarında göreceğiz bunları…
  • Şu 4 şeyin ortak noktalarını bilin bakalım: – Adet görmek, – Beyin tümörünün olması, – Çok miktarda gereksiz gıda tüketmek (cips, çikolata, şeker vs..), – Vücut geliştirmecilerin aldığı anabolik steroidler kullanmak…. Evet, ortak yanları var mı bunların? … … … Bunların ortak yanı şu: Tüm bunlar Amerika’da mahkemede cinayet sebebi olarak kullanıldı ve bu davalarda katiller ya hiç ceza almadı ya da çok ciddi ceza indirimleri aldılar. Örneğin adet görmek: Adet dönemlerinde kadınların şiddete daha yatkın oldukları artık kanıtlanmış bir gerçek ve Amerika’da birçok davada avukatlar tarafından hafifletici sebep olarak gösteriliyor! Beyin tümörlerinin bazılarının da beynin amigdala bölgesine baskı yapıp insanı şiddete yönelttiği bilimsel olarak kanıtlanan bir gerçek, yani tümörünüz varsa (Allah korusun) gidip birini öldürüp “valla o salak tümör yüzünden” diyebilirsiniz :).
  • Düşüncelerimiz fizyolojimizi etkiliyor. Örneğin gece rahat yatağınızda uyumaya hazırlanırken kalbinizin atışı yavaşlıyor mu? O kalbin birgün duracağını, dudaklarınızın mora döneceğini, derinizin kuruyarak çürüyeceğini düşünürseniz kalbiniz güm güm atmaya başlayacak. Yani düşünceniz burada kalp atışınızı değiştirdi.
  • Yabancı dil bilmemek aslında çok büyük dert değil ama bazen sorun oluyor:
Olum ne gülüyonuz lan?
  • Fujifilm XH1 ve 56mm f1.2R’nin çok iyi bir ikili olduğunu öğrendim. Bu lens bayağı keskin ve bokehi de güzel. Gerçi arada odak hatası görüyorum ama genel olarak bu ikili portre için muhteşem. XH1’in perde sesi yok gibi birşey, tutuş ergonomisi iyi ama gövde biraz büyük. Neyse, X-H1 incelemesinde bunlardan detaylıca bahsedeceğim.
  • Şöyle bir gazete manşeti gördüm, eskilerden:
Ah bu CHP yok mu bu CHP… Neyse ki McKinsey’i getirdik de Amerika’yla aramız düzelecek…
  • Artık neredeyse hiçbir kurumu denetleyemeyen Sayıştay 2017’de bizim sarayın yıllık harcamasını açıklamış. Buna göre saray 2017’de günde 1.8 milyon TL harcamış (eski parayla 1.8 trilyon). Bakın bu günlük harcama. Bu harcamalar 2018’de katlanarak arttı diye düşünüyorum (en son 30 Ağustos davetinde ejder meyveli smoothie gibi adını duymadığımız 10larca yiyecek içecek servis edildi). Haaa, bu arada buna gizli ödenek dahil değil. Hani tüm harcaması CB’ye bağlı olup AKP tarafından Sayıştay denetiminden çıkarılan “gizli” bütçe var ya, işte o.
Haber AA’dan, yani AKP haber ajansından
  • Biliyorsunuz 16 bakanlığımızın denetlenmesi Amerikan McKinsey firmasına verildi. Bu firma Ankara’da bir ofis açacak, 16 bakanlıktan birer (galiba birer, daha fazla da olabilir ama) yetkili bu ofiste olup bakanlığın icraatlerini ve planlarını bu firmaya raporlayacak. “Kayyum”dan hallice… E hani bu ekonomik operasyonu Amerika yapıyordu? Ne oldu da Amerikan firmasını evine sokuyorsun? Neyse ki sonra öğrendik ki Amerika’ya göbeğimizden bağlı değilmişiz:
Artık neremizden bağlıysak…
  • Damat Ferit… pardon, finans ve maliye bakanımız Amerika’ya gidip yurda dönerken Amerikan McKinsey’i de tutup getirdi. Neden böyle birşey yaptı peki? Amerika’ya gidene kadar “ekonomimize saldırı olduğu için döviz ve enflasyon yükseldi” diye kürsülerde bağıranlar, ne oldu da Amerikan firmasını Ankara’nın göbeğine sokuyorlar? Bu soruyu düşünürken, para söz konusu olduğunda malum partideki arkadaşların bunu hep yaptığını hatırladım:
Alttaki: Yok abla şimdilik elini tutmayayım, biraz şov yapmam lazım.
Üstteki: Allaaaah para geliyor lan, saldır!

Abdullah Gül’ü hatırlayın. Zamanında “frak bize uygun değil” demişti ama İngiliz Kraliçesi geldiğinde frakı üzerine çekivermişti.

Son olaran bir de parça paylaşayım. Paçoz yavşakları dinleyeceğinize arada gerçek sanatçılar dinleyin:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.