CaNikon’un yeni aynasızları

Giriş: Şu anda A7R III ve A9 kullanıyorum. Birini satmak istiyorum ama millet CaNikon’u beklediğinden 2 haftadır ikisi de satılmadı (Norveç’te). İsteyenler de komik fiyatlar öneriyor. Galiba bir süre daha Sony ile gideceğim 🙂 Aşağıdakileri okurken bu paragrafı unutmayın.

Klip 60ların sonundan, ve bayağı saçma sapan 🙂  Ama şarkı tamamen büyüleyici. Hele 2. dakikadan sonraki flüt kısmı…

Birkaç senedir şunu yazıyorum: CaNikon piyasaya girdiği anda Sony dahil tüm aynasız firmaları korkmalı. Bu iddiamın temeli “en iyi makine ve lensleri CaNikon yapıyor” değil. Sebep “En iyi dinamik aralık, en iyi yüksek ISO performansı CaNikon’da” da değil. Sebepleri türlü yazılarda anlatmaya çalıştım, şimdi detaya girmeyeyim.

“Canon bize eski teknoloji satıyor, Canon alanlar reklamlara aldanıyor, bak ..xxxxx.. markası ne kadar süper ve kullanıcı dostu” demek, Canon (veya Nikon) alanlara hakaret etmek demek. “Ben CaNikon alanlardan daha akıllıyım, CaNikon alanlar aptal”dan farkı var mı bu lafın? “Bana oy vermeyen teröristtir” diyen hastalıklı zihniyete benziyor biraz… Sen başka marka seçtiysen ne güzel, çık dışarı fotoğraf çek 🙂 Bak ben Sony A9 ve A7RIII’ümle ne kadar mutluyum 🙂

NİKON Z

Neden Z? Nikon’un şimdiye kadar kullandığı bazı kodlar şunlar:

  • D: DSLR makineler için (D850, D5100, D4s vs..)
  • V: 1″ aynasız, elektronik bakaçlılar (V3, V2 ve V1)
  • S: 1″ aynasız, giriş seviye, elektronik bakaçsız (S1, S2 vs..)
  • J: 1″ aynasız, orta seviye, elektronik bakaçsız (J1, J2 vs..)
  • AW: Sadece AW1 var. 1″ aynasız, elektronik bakaçsız, su altına girebilen model.
  • E: Nikomat ELW, Nikon EM, Nikon EL2 vs.. Filmli SLR makineler
  • F: E serisinden genel olarak daha gelişmiş filmli SLR makineler. F6, FM10 vs..
  • E: Şaşırdınız mı? Bir “E” daha ama bunlar ilk elektronik algılayıcılı lensi değiştirilebilir Nikon makineler! E2/E2s, E3 ve E3s. Bunları Fuji’yle beraber yaptılar. E2lerde 2/3″ 1.3MP CCD, E3lerde 1.4MP CCD algılayıcı vardı. E2s tam saniyede 2 kare, E3s ise tamı tamına saniyede 3 kare fotoğraf çekiyordu!
  • N: Kuzey Amerika’da satılan Nikon DSLRlar (örneğin Amerika’da N90 olarak satılan makine dünyanın kalanında F90 olarak satıldı)
  • S: “Rangefinder” tarzı makineler
  • A, B, L, P, S, W: Bunları kompakt algılayıcılı modellerde kullandı.

Ve şimdi de “Z” geldi. Neden Z?

Buradaki “N” yazısını yan çevirince “Z”ye benziyor 🙂

Başka bir açıklama bulamadım 🙂 D850’deki D “sayısal” anlamındaki “Digital”in ilk harfi, F6’daki F “Film” sözcüğünün ilk harfi. Hadi “N90″daki N harfi de “North America”dan (Kuzey Amerika) gelsin de Z ne? V ne? S ne?Ayrıca neden Z6 ve Z7? Z6’yı anladığımı sandım (D600, D610’un devamı gibi) ama Nikon kendi internet sitesinde Z6’yı D750’nin yanına koymuş. Z7 D700 ve D750’den ziyade D850’nin devamı gibi değil mi? Mesela D5’in devamı Z5 olacaksa D500’ün devamı Z500 mü olacak? Sayılar biraz karışmış anlaşılan…

Neyse, bunları bırakalım da konu dağılmasın. Böyle açıklaması olmayan adları her firmada bulmak mümkün.


ARA SICAK

Şalcı Bacı’yı duydunuz mu? Hani başörtüsünü çıkarmadığı için” ya da “şapka devrimine karşı geldiği için” asıldığı söylenen bacımız? İşte o hikayeyi çıkaran kimdir biliyor musunuz? Ahmet ve Mehmet Altan’ın babası Çetin Altan! Hani şu Fetö davalarından tutuklu Altanlar var ya, işte onların babası. Dönek Altan, pardon, Çetin Altan. Peki Çetin bu hikayeyi nereden duymuş? Tabii ki dedesinden! Meğer dedesi, şapka takmadığı için bir hışımla o “şalcı bacı”yı asıvermiş! Kaynak? Yok. Şahit? Yok. Kadının çocukları da varmış ama her ne hikmetse kimse çıkıp “benim annemi/ninemi astılar” demedi.

Hep bu laikçiler asmış şapkaya karşı gelenleri…

Bu hikaye Çetin Altan’ın “Kahrolsun Komünizm Diye Diye” kitabında yer alır. Necip Fazıl da “Son Devrin Din Mazlumları” adlı tamamen uydurma kitabında bu kadından bahseder.

Yukarıdaki fotoğrafı da paylaşırlar “belge diye”. Bu fotoğrafın aslı nedir bilir misiniz?  TBMM kararıyla idam edilen ilk kadın olarak tarihe geçen Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Darıbükü Köyü’nden Hasan kızı Fatma’nın resmidir bu… Bu kadının suçu ise, “20’lik altın ve tarla karşılığı aynı köyden Eşref’in Hanife’yle evlenmesini temin etmek amacıyla Eşref’in karısı Ümmüşani’yi öldürmek”tir.

Yani bu “Şalcı Bacı” hikayesi de ona buna b.k atmaktan başka bir halta yaramayan bu “herif”lerin uydurmasıdır…


KONUYU DAĞITMA DA Z SİSTEMİNE GEL

Geldim.

Z sistemi şimdilik iki gövde ve 3 lensle çıkıyor:

Gövdeler: Z6 ve Z7.

Lensler: 24-70mm f4 S, 50mm f1.8 S, 35mm f1.8 S.

Gövdelere bakalım:

Dikkat ederseniz aradaki fark aynen Sony A7 III ve A7R III arasındaki fark gibi: Çok az. Burada Z6’nın odaklama sisteminde daha az odak noktası var ama daha karanlıkta görebiliyor. Sony’de odaklama sistemi ucuz gövdede pahalıya göre biraz daha iyi.

Yeni Z bayonet eski F bayonete göre daha büyük:

Flanş mesafesi de 16mm

Z6 ve D750’yle yanyana:

Z7 ve D850 yanyana:

Gövdelerde titreşim azaltma olduğunu da söylemiş miydim? Hem Z6 hem Z7’de 5 akslı titreşim azaltma var. İlk deneyenler titreşim azaltma becerisinin Sony’den bir tık geride olduğunu söylüyorlar. Artık düzgün incelemeler geldikçe bunu göreceğiz. FTZ ile kullanılan VR’sız lenslerde (örneğin 14-24mm f2.8G, 105mm f1.4G) bu etki 3 aksa düşüyor (Sony’de de aynı şekilde 5 akstan 3 aksa iniyor).

Ek olarak gövdelerde elektronik perde de var. Bunun hızını şimdilik bilmiyoruz ama inşallah A7RIII’tekinden hızlıdır (perde hızı değil, elektronik perdenin okuma hızından bahsediyorum).

Gövdenin üstünde OLED bir ekran var. Hem iyi hem kötü. Ben bunun yerine 2 kontrol düğmesi daha koyardım.

Yüz tanıma var; çift kart yuvası yok (Sony’de var); göze odaklama yok (Sony ve Canon’da var); tüm Nikon flaş sistemiyle uyumlu (Canon da Canon flaşlarıyla uyumlu); odak vurgulama var (Focus peaking); odak yığınlama var (Focus stacking); Z6 4K, Z7 8K “time lapse” video çekebiliyor (Sony’de bunun için uzaktan kumanda alacaksınız ve sonradan fotoğrafları birleştireceksiniz). Ayrıca Nikon yakında iki gövde için de bir pil tutacağı (grip) çıkaracak.

Beyaz ayarı, odak tipi anahtarı (AF-C, AF-S, M), pozlama tipi, “picture controls” gibi düğmeler Z6 ve Z7’de yok. Sony’de daha fazla fiziksel tuş var ama Nikon sanıyorum ki bu ayarlar için dokunmatik ekrana güveniyor. Canon da benzer bir felsefeyi benimsemiş (EOS R’de). Odaklama alan modlarının olmaması bence eksik.

BAYONET VE LENSLER

Nikon herşeyden önce bir optik firması. Firma içinde de optik kısmının gövde kısmına göre daha “ağır” olduğunu okumuştum. Dolayısıyla “lens” konusu Nikon Z sistemi için önemli. Gerçi Nikon ilk duyurularda lens konusunun üzerinde çok durmadı bence, halbuki:

“S” Nikon’a göre “üst seviye lens” demek. Yani tüm S lensler çok yüksek kalite optikle gelecek ki ilk gösterilen MTF grafikleri muhteşem. Nikon bu lenslerde bildiği her türlü teknolojiyi kullanmış gibi görünüyor. 24-70’i kullanmış biri “f4’ten indirmeye gerek bile yok, daha ufak diyaframları sadece geniş alan derinliği için kullanın” diyor ki Nikon, eğer bu doğruysa, Olympus’un ve Panasonic’in f2.8 ve f4 lenslerinin performansını yakalamış demektir. Keza yeni 50mm S ve 35mm S’nin MTF grafikleri de inanılmaz görünüyor. Lensler bir çıksın da gerçek kullanıcı testlerini görürüz.

Yukarıda bayonetin fotoğrafını göstermiştim. Z bayonet F bayonete göre oldukça büyük (Canon’un 54mm’sinden 1 mm daha geniş) ve flanş mesafesi de 16mm (galiba piyasadaki en ufak rakam bu). Bu yeni bayonet Nikon’a göre şu avantajları sağlayacak:

  • Daha fazla elektronik bağlantı sayesinde lens-gövde arasında daha hızlı iletişim. Böylece daha hızlı odaklama, daha iyi titreşim azaltma, lensteki kontrol halkasıyla daha iyi iletişim gibi şeyler mümkün olacak.
  • Bayonet geniş, flanş mesafesi de az olunca geniş diyaframlı lens yapmak daha kolay olacak. Nikon’un lens planında 58mm f0.95 Noct bir lens var ki bu lens Nikon’un yeni bayonetinin şovu olacak gibi duruyor. Manuel odaklı bu lensin diğer f0.95mm lenslerden farkı, en geniş diyaframda bile çok iyi performans verecek olması.
NOCT: “Deli pahalı ama güzel lens”in kısaltması

Şimdi diyeceksiniz ki “iyi de daha önce de 50mm f0.95 lensler vardı (mesela Mitakon 50mm f0.95)”. Burada Nikon şunu iddia ediyor: “Bayonetimiz ve flanş mesafesi o kadar ideal ki bu f0.95 lenste optik bozulmalar minimumda olacak”. Mitakon, veya eski Canon 50mm f0.95 lens en geniş diyaframda biraz bulanıktır ve köşe kararması, “coma” gibi sorunlar had safhadadır. Nikon’a göre bu dertler yeni Noct lenste ya olmayacak ya çoook az olacak.

S serisi lenslerde (sanıyorum hepsinde) bir kontrol halkası var. Bu halka ile pozlama telafisi, diyafram gibi şeyler ayarlanabiliyor. Canon R’de de benzer halkadan var.

Nikon, F bayonetle uyumluluğu sağlamak için bir de FTZ adaptör duyurdu bu adaptör ile çoğu Nikon lensi kullanabiliyorsunuz. Anladığım kadarıyla AF-P ve AF-S lensler sorunsuz kullanılıyor.

Maşallah…

İlk deneyenler son 10 yıl içinde çıkan AF-S ve AF-P lenslerin sıkıntısız kullanıldığını söylüyorlar ama mesela Tamron 24-70mm f2.8 VC ve 70-200mm f2.8 VC’de otomatik odaklama çalışmıyormuş. Artık Tamron bu derdi yazılımla çözer mi göreceğiz. Birkaç ay önce sattığım Tamron’un 16-300mm VC lensi Canon EOS M’de adaptörle odaklama yapmıyordu ama 70-300mm VC sorunsuz çalışıyor mesela. Sigma da benzer sorunlar yaşayacak gibi duruyor…

FTZ adaptörünün uyumluluk tablosu. İngilizce’ye çevirmedim, idare edin

Daha eski AF-D lensler sadece manuel odakla kullanılıyor.

S lenslerde “focus breathing” denen dert mimimuma indirilmiş, böylece video çekimlerinde odak değiştikçe görüş açısı hemen hiç değişmiyor (bunu da denemek istiyorum).

Nikon bir de önümüzdeki 2.5 yıl için bir lens planı yayınladı:

Dikkat ederseniz tüm lensler S serisi ve çok önemli lensler var (58mm f0.95, f2.8 serisi (14-24, 24-70 ve 70-200mm), 50mm f1.2) ama bunların tamamı S serisi olduğundan büyük ihtimalle “pahalı” olacaklar. “Pahalı” derken örnek vereyim: Yeni 50mm f1.8S 600 USD (597), mevcut 50mm f1.8G 217 USD. Evet yeni 50mm lens süper keskin, acaip bokehli vs.. olacak ama ayı zamanda Nikon sistemine girişi de zorlaştıracak çünkü “50mm lensim olsun” diyorsanız 600 Dolar bayılacaksınız. Adaptörle eski lensi de kullanmak mümkün ama tek başına adaptör 250 Dolar. Ayrıca Z7 alıp ucuna adaptörle lens takmak istemiyorum (adaptör = bir şekilde normalden düşük performans).

Diyorum ki: Nerede uygun fiyatlı 50mm? Nerede 500 Dolarlık 70-300mm lens? Nerede uygun fiyatlı 24-120mm f3.5-5.6 lens? Bir tane 18-35mm f3.5-5.6 bu sisteme güzel gitmez miydi? Önümüzdeki 2.5 yılda alacağınız Z lenslerin hepsi yüksek performanslı ama “pahalı” olacak.

Tamam 58mm f0.95 iyi de:

– “Aynasızlar ufacık aabi, DSLR taşımaktan belimiz çöktü”
– Al sana Nikon 58mm f0.95 Noct! Laaaaak…

ARA SICAK

12 Adaları Lozan’da verdik! …. mi acaba?

Mesele şu ki, Yunanistan bağımsızlığını kazanırken o adalardaki Türk nüfus ufak bir soykırımdan geçti, ve 1912’de Kuzey Afrika’da İtalyanlara karşı savaş kaybedince Uşi’de o adaları İtalyanlara “geçici” olarak verdik. “Geçici” mi? Sizce “geçici” olarak bir toprak verilir mi? Ve 1912’den sonraki yıllarda o adalarda artık Türk bile kalmadı.

Sonradan İtalya o adaları Yunanistan’a bırakmak zorunda kaldı. Neden Türkiye’ye bırakmadı peki? Çünkü o adalarda artık Türk nüfusu kalmamıştı da ondan! Nüfusun olmadığı yeri geri de isteyemezsin.

Bir de birşey ekleyeyim: Lozan süreci neden aylarca sürdü bilir misiniz? Neden hemen bir günde imzalanmadı? Çünkü Ankara Hükümeti Osmanlı’ya dayatılan kapitülasyonların (mali dayatma veya yabancılara imtiyaz hakkı) kaldırılması konusunda direndi! Bu inanılmaz bir direnişti çünkü memleket savaşlardan sonra fakir ve yıkık, herifler sürekli birşeyler istiyor, İnönü ve Atatürk’ün telgrafla yazışmaları sürekli izleniyor…  İngiliz ve Fransız devlet arşivleri açılınca görüyoruz ki, aylarca İnönü’ye bağırıyorlar, ikna etmeye çalışıyorlar, İnönü o kadar dik kafalı ki İngiliz temsilciler 2-3 defa değişiyor. Hatta “sağır İsmet” lakabını de İngilizler takıyor çünkü bazı şeyleri (savaşta yanında patlayan bir bombadan hafifi sağır kaldığı için) duymamazlıktan geliyor 🙂 Yani “sağır İsmet” lakabını takanlar İngilizlerdir, ona “ağır İsmet diyenler” kimin ekmeğine yağ sürüyor görün.


NİKON NEYİ YANLIŞ YAPTI?

Son 15 senedir Nikon pek yanlış yapmadı bence. Fabrikasyon hataları – D800, D7000 ve D600’deki, D600’deki bariz hatayı kabul etmemek ve D610’u piyasaya sürmek, Nikon 1 serisindeki saçma fiyatlandırma ve gerizekalı menü ve kontrol sistemi, APS-C lensleri uzuuuun süre unutmak, KeyMission denen garabet, DL serisinin iptal edilmesi, D300s’ten sonraki gövdeyi çok geciktirme haricinde… Aboooov birsürü hata yapmışlar 🙂

Esasında Nikon’un çıkardığı DSLR gövdeler ve özellikle son 5 yılda piyasaya sürdüğü lensler muhteşem. D500, D850, D5 üçlüsü inanılmaz. Bir türlü insanlara anlatamadıkları D7500 bile çok iyi. Lensler deseniz, 70-200mm f2.8 FL belki de 70-200 lenslerin zirvesi, 300mm f4 PF ve 500mm f5.6 PF inanılmaz ufak ve hafif ve keskin, AF-P serisi lensler hem çok keskin hem inanılmaz hızlı odaklıyor vs… Yani gördüğüm kadarıyla Nikon’un mühendisleri piyasadaki en iyilerden.

Ama pazarlama ekibi… Nasıl desem? Yazmayı bilmeyen ama mecliste milli eğitim komisyonuna atanan “Yeliz”den halliceler.

Kendine “Yeliz” kod adı verip Periscope kullanıp meclisten canlı yayın yapan Ahmet Hamdi Çamlı. Yazmayı bilmeyen bu arkadaş mecliste eğitim komisyonu üyeliği yaptı. Yandex’te aratın bulun.

Bakın, Nikon Z tanıtıldığı anda bir gürültü patırtı koptu. Doğal olarak, Nikon gibi önemli bir oyuncunun aynasız tam kare pazarına girmesi önemli birşey, ama duyurudan bir süre sonra şunları fazlaca duymaya başladık: “Neden tek kart yuvası?”, “tampon bellek çok küçük”, “sürekli odaklama kötüymüş”, “bayonet büyükmüş de, niye?”, “F bayonetli lenslerimiz ne olacak?”… Bunlar haklı sorular, çünkü Nikon Z sistemini duyurduğunda bu soru(n)ları muallakta bıraktı. Aslında bazılarını açıkladı ve Nikon’un sitesine girerseniz çoğunu detaylı şekilde açıklıyorlar ama benim gibi sıkılmadan okumanız lazım, yoksa internetteki fırtınadan fazlaca etkilenirsiniz.

İşte Nikon’un sorunu bu oldu yıllarda. Belki de en iyi gövdeleri ürettiği halde Canon sürekli pazar payını arttırdı ve Sony kendine önemli bir yer edindi (hatta sanıyorum ki Amerika’da tam kare gövde satışlarında Nikon’u geçti bile). Gördüğünüz gibi suç Nikon ürünlerinde değil, pazarlama ve ürünleri konumlandırmasında. Gelecek tepkileri önceden tahmin edip bunlara uygun bir pazarlama organizasyonu hazırlamaları lazımdı. Bakın başka bir soru: D850 mi Z7 mi? Z sistemi ilk duyurulduğunda Nikon bunu açık açık anlatamadı. Ek olarak duyurulan lensler tam profesyonel lensler değil, daha çok “meraklı ve ileri seviye fotoğrafçılar için” üretilmiş duruyorlar. Yani Z7 aslında D850’nin bir tık altında konumlanmış gibi duruyor, peki öyle mi?

Gerçek bir profesyonel olsam ve D850’m olsa ben Z7’ye bakmazdım çünkü şu anda D850 çok olgun ve hemen herşeyi yapabilen bir gövde. Ayrıca Z lens sisteminde henüz tam profesyonel lensler çıkmadı. 14-24mm 24-70mm ve 70-200mm f2.8 lensleri beklerdim. Evet adaptörle bu lensleri Z7’de de kullanmak mümkün ama adaptör de bir yere kadar. %100 sorunsuz sistem istiyorsan adaptörden uzak duracaksın.

D4-D5’iniz varsa Z6 ve Z7 zaten sizi kesmez. Belki Nikon D6 çıkaracak belki Z5 (ya da Z9?), ona kadar beklemeniz lazım.

Peki D800, D810, D750, D700 kullanıcıları? İhtiyaçlarınıza bağlı olarak değişir ama Nikon size şunu açıklıyor mu: “D750 satıp Z6 alırsam fotoğraflarım daha iyi olacak mı?”. Tamam Z6 biraz daha ufak, dokunmatik ekranı daha iyi, 4K video var… Tamam da bunlar senin işine yaramıyorsa?

Nikon hala beklediğim yerden yüklenmedi: Fotoğraf kalitesi! Z sistemindeki lenslerin optik kalitesi çok yüksek, hatta çok çok yüksek. Örneğin 50mm f1.8 S’nin MTF grafiğine bakarsanız Otus 55mm f1.4’ün MTF grafiklerine yakın birşey göreceksiniz ki bu inanılmaz. Ek olarak yeni Z7’deki 46MP’lik algılayıcı D810’daki 36MP’den bir tık daha iyi. Bu algılayıcı ve yeni S lensler birleşince alacağınız sonuç…. gerisini siz getirin. Ama Nikon buradan pek yüklenmiyor gibime geliyor.

Soldaki Zeiss Otus 55mm f1.4, sağdaki Nikon 50mm f1.8 S. Ya da soldaki Nikon.. Hangisi ne?
Soldaki Sony FE 50mm f1.8, sağdaki Nikn 50mm f1.8 S. Aradaki boyut farkının bir sebebi olmalı…

Bir diğer konu da APS-C algılayıcı… Nikon böyle bir gövde duyuracak mı, duyuracaksa ne zaman yapacak bunu? Buna ek olarak Z sisteminden sonra D3500 de piyasaya çıktı. E hani aynasız Z3000? En azından bir yol haritası gelseydi.

Bir konu daha: Neden tek kart yuvası? Thom Hogan bu konuyu Nikon’dan daha iyi savunuyor galiba 🙂 XQD kartlar SD kartlara göre bozulmaya daha dayanıklı. Bu yeni kartlar dış etkilere daha kapalı, hareketli parçaları yok (kitleme mekanizması), ve teknolojik olarak daha yeniler. Bu yüzden tek bir kart yuvası olsa da kartın bozulma olasılığı çoook daha düşük. Tabi gönül isterdi iki yuva olsun… En azından Z7’de…

Ve aklıma gelen son konu: Makineyi bir süre kullananlar pil ömrünün daha iyi olduğunu söylüyorlar. Özellikle biraz seri çekim yaparsanız 600-1000 arasını görmek mümkün diyen de var. Bakalım göreceğiz…

NİKON NEYİ DOĞRU YAPTI?

Nikon Z7 ve 24-70mm f4 S lens

Bence Nikon Z6 ve Z7’yi iyi dengelemiş. Ergonomi Nikon DSLRları andırıyor (mecburen gelen bazı değişiklikler olsa da), menü yapısı DSLRlardaki menü gibi, fotoğraf kalitesi D850 veya D750’den geri değil (hatta JPEGlerde iyileştirme bile var diyorlar), video kalitesi ve özellikleri Nikon DSLRlara göre çok gelişmiş, lensler çok iddialı (MTF grafiklerine bakarsan), f0.95 ve hatta daha geniş diyaframlı lensler mümkün, algılayıcıdan titreşim azaltıcı var, mevcut Nikon lenslerle bağ kopmamış (AF-D haricinde; bunlar adaptörle otomatik odaklama yapamıyorlar), XQD karta geçmek önemli bence, Nikon flaş sistemi ile tam uyumlu, sağlam bir lens haritası yayınladılar (58mm f0.95, 50mm f1.2, f2.8 üçlüsü vs..), toz-nem koruması D850 seviyesinde (yani en iyilerden; gör bunu Sony!), videodaki otomatik odaklama iyi ve hatta bunun hızını da ayarlayabiliyorsun (Canon’da bu hız ayarlama işi bir süredir vardı)…

Bunlar ilk aklıma gelen güzellikler. Hatta öyle ki, Sony’ye geçmi bazı eski Nikoncular Nikon’a geri dönecekler.

CANON EOS R

Ağır abi de geldi…

Şu hareketli ekranı neden Sony ve Nikon vermiyor bize? Nedeeeeeeeennn?

Canon piyasada en çok eleştirilen marka ama son yıllarda pazar payını arttırdı ve hatta Canon’un satışları tüm diğer firmalarınkine eşit (Nikon+Sony+Olympus+Panasonic+Pentax+diğerleri). Canon’un ne kadar büyük olduğunu anlatabildim mi?

Bunun sebebi “hep reklam abi, alan bilmeden alıyor”la açıklanamaz. Bunu diyen adam dolaylı yoldan kendine akıllı, Canon alana gerizekalı diyordur.

Piyasaya hakimiyet teknik özellikle, otistik Youtube videoları ya da paralı “inceleme” sitelerindeki hakimiyetle değil, müşteriyi dinlemekle oluyor. Piyasa araştırmasını iyi yapacaksın, insanlar gerçekten ne istiyor onu belirleyeceksin. Ek olarak ürünlerin güvenilir ve sorunsuz olacak, ve her bütçeye hitap edecek ürünlerin olacak. Sadece ve sadece bunları yaparsan bile piyasada yer edinirsin ki Canon’un bir de “büyüklük – bütçe” avantajı var. Ve tabii ki Canon’un lensleri… Buna aşağıda daha detaylı değindim.

Canon’un tüm bu özelliklerini EOS R’de görüyoruz: Gövde mükemmel değil ama çok dengeli. Algılayıcı en iyisi değil ama 5D IV’teki başarılı algılayıcının geliştirilmiş hali. 4K video var ama 1.7x kesme çarpanıyla. Maksimum fotoğraf çekim hızı saniyede 8 kare ama ilk karede odak sabitlenirse (diğer türlü saniyede 5 kareye iniyor, Z6 ve Z7’ye yakın yani).

Arka taraf sade. Belli ki bu Canon’un giriş ya da orta seviye gövdesi.

Ama EOS R gövdesinin diğer markalarda olmayan özellikleri de var. Aşağıda bazı önemli özellikleri anlatmaya çalıştım.

EOS R’nin özelliklerine kısaca bakarsak:

  • 30.3MP tam kare algılayıcı
  • 5.655 seçilebilir otomatik odaklama noktası! 56 değil, 560 değil tam 5.655 (beşbin altıyüz ellibeş). Dikkat edin “seçilebilir” dedim çünkü Canon’un Dual Piksel odaklama sisteminde tüm pikseller odaklama noktası olarak kullanılabiliyor.
Türkçe’ye çevirmeye erindim, kusura bakmayın
  • Dual Piksel odaklama sistemi: Dikeyde %100, yatayda algılayıcının %88’ini kaplıyor. EF lenslerle de bu kadar kapsama alanı mümkün. Sadece bazı lenslerle yatayda %88 yerine %80 kapsama alanı olacakmış.
  • EOS R’deki odaklama sistemi tamamen faz bazlı, yani kontrast bazlı odaklama yok. Faz bazlı odaklama sistemi olan aynasızların hepsinde kontrast bazlı odaklama da var, bu sayede faz bazlı noktalar lensi yaklaşık odağa getirirken hemen kontrast bazlı sistem devreye girip odağı mükemmel hale getiriyor. Sadece faz bazlı odaklama olunca odak hataları meydana gelebiliyor. Canon, Dual Piksel sistemine öyle güveniyor ki kontrast bazlı odağa gerek duymamış. İşte bu yüzden Dual Piksel sistemi videoda mükemmel odaklama yapabiliyor: Kararlı ve doğru.
  • Sadece faz bazlı odaklama sistemi kullanmanın bir avantajı daha var: Klasik DSLR lensleri sadece faz bazlı odaklama sistemine uyumlu, bu yüzden DSLR lensleri kontrast bazlı odaklama yapan aynasızlarda aşırı yavşa ve tutarsız odaklama yaparlar. Örneğin Sony NEX7’ye LE-EA1 adaptörle Sony A lensi takarsanız odaklama hem yavaş olur hem de bazen odağı bulamazsınız. Aynı şekilde faz bazlı odaklama sistemi olmayan Olympus EM5 II’ye adaptörle eski bir 43 lensi takarsanız odaklama hem yavaş hem tutarsız çalışır. Diğer yandan Olympus EM1 II veya Sony A7 III gibi gövdeler DSLR lensleriyle bile hızlı ve tutarlı odaklama yapabiliyor. Canon’da durum çok daha iyi: EF lensler aynen DSLRlarda olduğu gibi odaklama yapabilecek, herhangi bir performans kaybı olmayacak.
  • Canon’a göre EOS R bazı durumlarda 5D Mark IV’ten daha kötü, bazı durumlarda daha iyi odaklama yapıyor. Canon bunu detaylı açıklamıyor ama tahminimce tekli odaklamada genelde EOS R ileride, çoklu odaklamada 1DX II, 5D IV gibi aletler ileride olacaktır. Özellikle f1.2, 1.4 gibi lenslerle otomatik odaklamada EOS R’nin ileride olacağı kesin.
  • Odak sabitken saniyede 8 kare, sürekli odaklamayla saniyede 5 kare çekebilme
  • f1.2 lensle -6EV’ye kadar otomatik odaklama yapabilme. Şimdi burada bazıları diyor ki “ama diğerleri f2 lenste odaklama değerini söylüyorlar, Canon hile yapıyor”. Hayır efendim, mesela Nikon diyor ki “Z6 f/2.0 veya daha hızlı lensle -4EV’ye kadar otomatik odaklama yapabilir”. Yani Nikon’da f1.2 lens kullansanız bile -4EV’nin altında odaklama beklemeyin. Canon’da algılayıcı bir şekilde -6EV’ye kadar otomatik odaklama yapabiliyor. -6EV bildiğin zifiri karanlığın bir üstü 🙂
  • Tekli odaklamada göze odaklama var. Canon ileride yazılımla çoklu odaklamada da göze odaklama getireceğinin sözünü verdi.
  • Elektronik perde var (nihayet!).
  • ISO100-40000 aralığı. Bu ISO50-102400’e genişletilebiliyor.
  • Yeni C-RAW dosya formatı sayesinde RAW dosya boyutunda %50’ye kadar kazanım sağlanabiliyor.
  • 0,76x büyütmeli, 23mm göz mesafeli 3.69 milyon noktalı elektronik bakaç. Nikon’da 0.8x büyütmeli ama göz mesafesi Nikon’da daha az. Büyütme oranları arasındaki fark önemsiz, bence daha önemli olan bakaçtaki optikler. Bazı markalar bu optiklerde ucuza kaçıyor. İlk kullananlara göre hem Nikon hem Canon’un bakaçlarındaki optikler çok kaliteliymiş.
  • Tek bir SD kart yuvası var. Bari XQD ya da CFExpress olsaydı… En azından UHS-II destekliyor.
  • Arka ekran tam dönebilir, dokunmatik ve 2.1 milyon noktalı. Ayrıca yansıtmasız kaplaması var (A9 ve A7RIII’teki kaplama b.k gibi, en ufak ışıkta ekran görülemiyor).
  • LP-E6N pil kullanıyor (modern Canon DSLRlarındaki pil gibi). Pil ömrü 370 kare. EOS R’yi bir süre deneyenler pil ömrünün bunun daha üzerinde olduğunu söylüyorlar ama gerçek testler gelince göreceğiz bu konuyu.
  • Video konusuna gelirsek.. 1.7x kesme çarpanlı 4K video var. Maksimum kare sayısı 30. ALL-I (420 Mbps) veya IPB (120 Mbps) sıkıştırmalı ve MPEG4 formatlı video çekebiliyorsunuz (H.264). Canon’un C-Log’u dahili olarak geliyor. Bu log moduyla dahili olarak 8bit, harici olarak (HDMI’den) 10bit 4:2:2 olarak video çıkışı alabiliyorsunuz.
  • 4K videoda 1.7x kesme çarpanı (1.83x diyen de var) olduğundan adaptörle EF-S lensler kullanmak mümkün 🙂 Adaptör EF-S lenslerle de uyumlu. 5D IV’e EF-S lens takamıyorsunuz ama EOS R’de örneğin 10-18mm STM lensle 4K video çekebilirsiniz (yaklaşık 18-33mm’ye denk), veya ucuz 55-250mm STM lensle 450mm’de 4K video çekme imkanınız var, hem de IS ile (lensteki).
  • Ergonomi konusunda Canon fena görünmüyor. Açıkçası kendim kullanmadığım için kesin konuşamam ama sağ ele gelen kısım yeterince büyük görünüyor (eyyyyy Sony!).
  • Harici tuş konusunda Canon biraz cimri davranmış gibi. Fiziksel tuş sayısı biraz azalmış, azalan tuşların yerini dokunmatik ekrandan yönetim gelmiş.
  • Yeni RF bayonet ve flanş mesafesi: Aslında bayonetin içi çapı EF ile aynı (54mm), buradaki asıl değişiklik flanş mesafesinin 44mm’den 20mm’ye inmesi. EK olarak bağlantı noktalarının sayısı 8’den 12’ye çıkmış. Imaging Resource’un röportajında bu noktaların hepsinin henüz kullanılmadığı, bazılarının ilerideki gövdelere eklenecek bazı özellikler için atıl durduğu söylenmiş. Tahminen Nikon gibi, lens-gövde arasında aktarılan veri arttıkça veri yükünü karşılamak için bu kadar bağlantı noktası kullanılmış.
Bunu da Türkçe’ye çevirmedim. Tembel miyim yoksa???
Gördüğünüz gibi iki bayonetin iç çapları aynı ama RF bayonette lensin arka elemanı algılayıcıya daha yakın.
  • 20mm flanş mesafesi yüzünden RF lensler EF-M bayonetli gövdelerde kullanılamıyor. En azından şimdilik optiksiz bir adaptörle bu mümkün görünmüyor. Bu ilginç çünkü şu anda Canon 4 farklı bayonette lens ve gövde üretiyor, ve iki aynasız sistemi arasında lensleri ortak kullanamayacaksınız. Şu anda EF-S gövdelerde sorunsuzca EF lensler kullanılabiliyor. Bu da Canon’un açıklamadığı (ya da açıklayamadığı) sorulardan biri.
  • EF ve hatta EF-S lensleri RF gövdelerde kullanmak mümkün. Bunun için Canon 3 adet adaptör duyurdu: Bir basit adaptör, bir kontrol halkalı adaptör, bir de hem kontrol halkalı hem de filtre takılabilen bir adaptör. Kontrol halkasına lens başlığında geleceğim ama bu filtreli adaptör güzel çünkü örneğin 11-24mm f4 L gibi filtre takılamayan lensleri bu adaptör sayesinde filtreyle kullanmak mümkün.
Filtre takılamayan EF lenslere bile bu adaptör sayesinde filtre takmak mümkün
  • Nikon Z6 ve Z7’de olmayan “alan odaklama modu” Canon EOS R’de var. “Expand AF Area”, “Zone AF”, “Large Zone AF” gibi modları seçmek mümkün.
  • Canon bir de BG-E22 pil tutacağı duyurdu.
  • Gövde tamamen magnezyum çerçeve üzerine oturtulmuş, ve gerçek toz-nem koruması var (eyyy Sony!). Bu koruma 6D seviyesindeymiş, 5D’nin biraz gerisinde ama %99 eminim ki gene de Sony A9’dan daha iyi 🙂
  • Makine kapandığında algılayıcının önündeki perde de kapanıyor! Canon bu sayede tozlu ortamlarda lens değiştirirken algılayıcıya toz gelmesinin önüne geçmek istiyor. Ayrıca makine kapalıyken lensi güneşe çevirirseniz lens büyüteç görevi görüp algılayıcıyı yakabilir, Canon bunu da engellemeye çalışıyor. Pratik ve güzel bir yöntem ama gövdeye lens takılı değilken elle o perdeye değerseniz…
  • Gövdede titreşim azaltma yok. Nikon Z6 ve Z7’de titreşim azaltma da var. Sony de ikinci nesilden sonra gövdede titreşim azaltmaya geçti. Umarım Canon da sonraki nesillerde gövdeden titreşim azaltma getirir. Yalnız burada Canon bir güzellik getiriyor: EOS R’de gövdede de hareket algılayıcılar var ve bu algılayıcılar lensteki algılayıcılarla sürekli iletişim halinde. Yani lensteki IS sürekli gövdeden de veri alıyor. Ek olarak video modunda elektronik titreşim azaltma var ve bu sistem lenstekiyle ortak çalışıyor.
  • Gövdenin üstünde bir LCD ekran var. Bu ekranın benzeri Nikon Z6/7’de de var, Sonylerde yok. Ben o ekran yerine 5D serisindeki düğmeleri isterdim…
O üstteki LCD ekran yerine iki düğme daha olsaymış keşke. 7D veya 5D serisindegövdenin üstündeki düğme sistemini ben seviyorum.
  • Arka ekranı sağında dokunmatik bir kontrol şeridi var. Bunun solunu ve sağını düğme gibi kullanabiliyorsunuz, ya da baş parmağınızı sola-sağa sürerek ISO, pozlama telafisi gibi şeyleri değiştirebiliyorsunuz. Kullanmadan birşey diyemem. Bazıları çok beğenmiş, bazıları “ne lan bu” demiş 🙂 Yani “ya sev ya terket” 🙂

Bir de EOS R gövdesi ile ilgili Canon’un yaptığı akıllı bir hareketi söyleyeyim: Canon piyasada belli bir beklentinin oluştuğunu görüp (ayrıca bu alet 30MP, diğer rakipleri 24MP) fiyatı diğerlerinden biraz yüksek tuttu. İlk aylarda 2300 Dolar’dan satılacak bu alet, yani diğerlerinden birkaç yüz Dolar daha pahalı. Ama Canon gerektiğinde bu aletin fiyatını kırıp satış sayısını arttıracak esnekliği de yaratmış oldu. Her zaman yapılabilecek birşey değil ama Canon bunu yapabilecek pozisyonda.

BAYONET VE LENSLER

Canon’un en büyük avantajlarından biri hep lensleri oldu. Canon EF lensler genelde çok iyi, hızlı odaklayan, sağlam ve güvenilir lensler. Özellikle L modelleri bu konuda çok iyiler. Şu anda en gelişmiş ve olgun lens sistemi Canon’un DSLR lens sistemi. Bu kesin (DSLRlarda Nikon da çok yakın ikinci).

Canon’un EF lens sisteminin bir güzelliği de diğer sistemlerde göreceli olarak daha rahat kullanılabilmesi. Örneğin Metabones veya Sigma adaptörlerle Canon lenslerin çoğunu Sony gövdelerde kullanmak mümkün. Dikkat ettiyseniz sırf bu yüzden Metabones diye bir marka doğdu 🙂 Millet Sony gövde alıp yıllarca akın akın Canon lens peşinde koştu. Ayrıca Canon EF-M gövdelerde basit bir adaptörle Canon EF/EF-S lensleri tüm özellikleriyle kullanabiliyorsunuz. Bunun en büyük sebebi Canon EF bayonetin tam elektronik olması. Nikon, Pentax gibi markalar eskiyle bağlantıyı kesmemek adına bayonetlerini tam elektroniğe çevirmediler, Canon FD’den EF’ye geçerken bunu yaptı.

RF sisteminde de Canon sağlam 4 lensle geldi: 24-105mm f4 L IS, 35mm f1.8 Macro IS, 50mm f1.2L ve 28-70mm f2.0 L.

En sağdaki alet 28-70mm f2.0L. Kendisi yaklaşık 1.5 kilo 🙂 Yalnız uzunluk olarak Sony 24-70mm f2.8GM kadar, onu da hatırlatayım.

Dikkat ederseniz iki lens özel: 50mm f1.2L ve 28-70mm f2.0L. Uzuuun süredir tam kare DSLR sistemlerinde Canon’un EF f1.2L lensleri rakipsiz (f1.2 olmalarının yanı sıra otomatik odaklı ve toz-nem geçirmezler). Canon RF sistemine de bir f1.2 lensle giriş yaptı. İlk testlere göre bu lens EF bayonetteki abisinden çoook daha iyi. Ek olarak tam karede f2.0 diyaframlı değişken odaklı lens yoktu, Canon’la 28-70mm f2.0L lensimiz de oldu 🙂 Canon’a göre bu lens f2’de, EF 24-70mm f2.8 L II’nin f2.8’nden daha iyiymiş ki bu bile lensin ne kadar özel olduğunu gösteriyor.

Diğer iki lens daha “ileri seviye amatör” lensi. 24-105mm f4 L IS, Canon’un ilk 5D’den beri sattığı belki de en başarılı L lensinin RF bayonetindeki versiyonu. Performans olarak EF 24-105mm f4 L IS II’ye denk diyor Canon, ama bu lens daha ufak ve hafif (100 gram daha hafif). 35mm f1.8 IS Macro edense pek ilgi görmedi ama hem tak-gez lensi olarak hem de kısa makro lensi olarak çok faydalı olacak gibi görünüyor. Ayrıca IS olması da önemli ayrıntı.

Canon’a göre 24-105mm ve 35mm f1.8’nin tasarımlarında otomatik odaklamanın hızlı olması ön plana çıkmış, bu yüzden bu ikisi “aşırı hızlı” odaklayabiliyor 🙂 Bu lenslerde nano-USM motorları kullanılmış. Diğer iki lens, yani 50mm f1.2L ve 28-70mm f2.0L’de öncelik fotoğraf kalitesinde. Bunlarda büyük ve ağır camlar kullanıldığından otomatik odaklama diğer iki lense göre biraz daha yavaş. Hatta 50mm f1.2L odak yaptıkça ağırlık merkezinin değiştiğini bile hissedebiliyorsun diyorlar 🙂

RF lenslerde önemli bir özellik var: Ayar halkası. Bu halka ile ISO, diyafram veya pozlama telafisi gibi ayarları değiştirebiliyorsunuz. Hatta ve hatta Canon’un iki adaptöründe de bu halka var, böylece bu özelliği EF lenslerle bile kullanabiliyorsunuz. Cidden çok pratik bir yaklaşım.

Lensteki ayar halkasını bu videoda görebilirsiniz (36:18’de). Bu arada çok merak eden varsa tüm 39 dakikayı seyredin derim, çok detaylı bir video
Bu halkanın dönüş hassasiyetini de değiştirebiliyorsunuz. Güzel birşey…

CANON VE NİKON’U SONY İLE KARŞILAŞTIRIRSAK

Tabii ki bunu soracaksınız. Aslında bu soruyu şu anda dünyadaki herkes kendine soruyor 🙂

Aşağıdakiler tamamen benim CaNikon ve Sony tecrübemle ve CaNikon’un yeni sistemleriyle ilgili internette okuduklarım ve seyrettiklerimle yazıldı. Yani Canon EOS R veya Nikon Z6/7’ye veya lenslerine el sürmüşlüğüm yok.

Önce Canikon’un Sony’ye karşı avantajlarını ve dezavantajlarını yazayım:

  • Canon ve Nikon’un çok derin bir fotoğraf tecrübesi var. İkisi de fotoğrafçıların ne beklediğini iyi tartan firmalar. Ayrıca ikisinin de ciddi bir kullanıcı kitlesi zaten var (DSLR tarafında), bu yüzden DSLR kullanıcılarını kendi sistemlerine çekmek konusunda Sony’den daha avantajlılar.
  • Hem EOS R hem Z6/7 çok yakışıklı gelmedi bana (Nikon Canon’dan biraz daha “güzel” duruyor sanki, ama ikisi de iyi ergonomi düşünülerek tasarlanmış. İkisini de kullananlar tutuş ergonomisinin Sony’den çok daha iyi olduğunu yazmış. Sony A9 ve A7RIII’ü tutunca küçük parmağım alta kıvrılıyor, bu yüzden Sonylerin tutuşunu ben sevmiyorum.
  • Adaptörler! İki firma da sahneye adaptörleriyle çıktı, bu sayede birçok DSLR kullanıcısı mevcut lenslerini yeni gövdelerle kullanabilecek. Özellikle Canon bu konuda daha da ileri gitmiş ve iki adaptöre kontrol halkası ve birine filtre yuvası bile koymuş. Sony’nin de LE-EAX adaptörleri var ama aynasızdan önce Sony-Minolta kullanıcı sayısı CaNikon kadar değildi zaten…
  • Canikon’un gövdelerinin üstünde ufak bir LCD ekran var (DSLRlardaki gibi). Bu ekranlardan mevcut ayarları anında okuyabiliyorsunuz. Bazıları bunu sevecektir ama ben nedense o ufak ekranlar yerine iki ek düğme isterdim.
  • CaNikon’da yeni bayonet Sony’ninkine göre daha geniş, böylece geniş diyaframlı lens yapmak daha kolay. Sony FE bayonette de f0.95 lens görüyoruz ama bu lenslerde köşe kararması, renk sapması gibi sorunlar mevcut. Canikon’un yeni bayonetlerinde bu sorunlar çok daha az olacak.
  • Kalite kontrol… Üzülerek söylüyorum ki GM lenslere kadar Sony’nin kalite kontrolu berbattı. 4 adet 28-70mm lens denedim, tamamında lens elemanlarında kayıklık vardı (sağ-sol keskinlik farkı). 2 tane 10-18mm lens denedim, birini geri verdim birini hafif zararla sattım çünkü ikisinde de sağ-sol keskinlik farkı ciddiydi. İlk kullandığım 16-35mm f4 OSS lenste solda bazir bulanıklık vardı, ikincisinde hiç sorun yoktu. Şimdi bunları görmezden gelmemin imkanı yok. Diğer yandan Zeiss 55mm f1.8, 24-105mm f4 G ve 24-70mm f2.8 GM mükemmel çıktı. Canikon lenslerde bu sorunlar daha az görülüyor (Sony de son yıllarda işi biraz daha sıkı tutuyor anlaşılan).
  • Toz-nem koruma… CaNikon gövdelerde toz-nem koruma varsa, o koruma gerçektir. Sony tüm A7/9 serilerinde bu konuda çuvalladı. Son seride bile aletler alttan su alıyor (Imaging-resource videosunu bulup seyredin). Hatta hem A9 hem A7RIII’te kart yuvasının kapağında conta yok. Yani su girer mi bilmem ama insan korkuyor 🙂
  • CaNikon’un arka LCDleri Sony’ninkilerden daha iyi gibi duruyor. Açıkçası Sony’nin arka ekranları o kadar kötü ki şu anda elimdeki tüm makinelerin ekranları güneş altında Sonylerden daha net seçiliyor. İnsan bir yansıtmaz kaplama koymaz mı yahu şunlara!
  • Profesyonellere destek. Sony de bir profesyonel destek programına başladı ama bu hem her ülkede yok hem de CaNikon kadar düzgün yürümediğini duyuyorum (kulaktan duyma bilgiler, pek güvenilir olmayabilir).
  • Dokunmatik ekran desteği: CaNikon’da dokunmatik ekranlar Sony’ye göre daha hassas ve dokunarak ekranlarda daha fazla iş yapabiliyorsun (örneğin menülerde gezmek ya da ekrandan ayar yapmak). Sony’de tek yapabildiğin odak noktasını seçmek!
  • Sony kullanan eski “ödünç” CaNikon kullanıcıları. Bu çok önemli bence çünkü bugün Sony kullanıcılarının birçoğu eski CaNikon kullanıcısı. Eski sistemlerinin de tam kare aynasız ürettiğini gören bu kitle CaNikon’a dönmeyi seçebilir.
  • Gene lense döneyim: CaNikon’da DO, PF, TS-E gibi özel lensler var ve bunlar adaptörle rahatça kullanılabilecek. Sony tarafında nedense böyle özel bir lens görmedik (en azından bir 24mm TS-E gelseydi).
  • CaNikon’da kayıpsız sıkıştırmalı RAW var. Sony’de iki seçeneğiniz var: Kayıplı sıkıştırma ya da sıkıştırmasız (yani dev gibi dosyalar).

ARA SICAK

Camiler ahır yapıldı mı? Ne bileyim, meclis kürsüsünde o gazetenin manşetini gösterip “bak sizin gazeteniz bile manşet yapmış” diye konuşan herif öyle dememiş miydi?

İşin gerçeği şudur arkadaşlar: 1939’dan sonra İnönü 2. Dünya Savaşı’nın gidişatını görüp, neredeyse sınırlarımıza gelen Hitler’in İstanbul’a ilerleyebileceğini düşünüp İstanbul’daki birçok hazineyi Anadolu’daki bazı şehirlere göndermiştir. Bunlardan biri de İstanbul’daki “kutsal emanetler”dir. İnönü bu emanetleri (peygamberimizin sancağı, kılıcı, hırkası, Hz. Osman’ın kanlı Kur’an-ı Kerim”i vs..) gizlice bir trene yükletip Niğde’de bir camiye götürüp 1945’e kadar orada saklattı. Kapıya da asker dikip bu camileri ibadete kapattı. Peki neden camiler? Çünkü camiler hazır depo gibiydi (büyük, kapalı ve boş alan) ve Hitler’in orduları genelde kutsal binaları bombalamıyordu.

O gazetenin manşetine gelirsek… Ahır meselesi… O zat-ı muhteremin meclis kürsüsünde salladığı gazetenin ilk sayfasında “camileri ahır yaptılar” manşeti ve bir fotoğraf vardı ama aynı gazetenin içine bakarsanız o haberin açıklaması şöyleydi: Anadolu’yu işgal eden Ermeniler ve Yunanlıların ahıra çevirdiği camiler onarılıyor!” Anlatabildim mi? Herif göz göre göre yalan söyledi yani! Ve içinizde bazılarınız da bunu yedi!


Sony’nin avantajları:

  • Sony ilk aynasız tam kareyi çıkaran firma ve şu anda 3. nesil gövdeleri piyasada. Yani bu konuda belli bir birikimleri oldu ve piyasada önemli sayılacak bir kitleye ulaştı.
  • Sony’nin şu anda 4 seviye gövdesi var: A7, A7R, A7S ve A9 serileri. Bu sayede birçok gelir grubuna hitap edebiliyor. Şimdi 1500 Dolar civarında da bir gövde çıkaracağı konuşuluyor ki bu önemli bir atak olur.
  • Şu anda FE bayonette envai çeşit lens var ve bu sayı hergün artıyor. Sony G ve GM lensler, Zeiss ZA, Zeiss Batisler, Sigma Artlar, Voigtlander Apo lensler çok üst seviye lensler. Son 2 yılda 100-400mm ve 400mm f2.8 de gelince telefoto tarafı biraz toparlandı mesela. Canikon’un kendi bayonetlerindeki lens “çeşit”liliği şu anda çok kısıtlı, onlar da Sony’nin bir süre yaptığı gibi adaptörle idare edecekler.
  • Lens konusunda şunu da yazmalıyım: Sony tarafında (biraz geç çıksalar da) 50mm f1.8, 85mm f1.8, Samyang 35 ve 24mm f2.8 gibi uygun fiyatlı ama iyi lensler var. CaNikon tarafında henüz “uygun” fiyatlı lens göremedim (Canon 35mm f1.8 Makro en ucuzları galiba). bu da yeni kullanıcıları bir süre uzak tutacaktır (eğer adaptör kullanmayı seçmezlerse). Açıkçası ben olabildiğince adaptörden uzak durmaya çalışıyorum.
  • Pazarlama! Sony’nin pazarlama stratejisi ve gücü Nikon’dan çok daha üstün. Sony bir ürün çıkardığında ortalık yıkılıyor, tuvalet açması bile canlı yayınlanan Erdoğan gibi her sitede her Youtube kanalında “Sony gene yaptı” naraları görüyorsunuz.
  • Sony (bence biraz “adi”ce) Youtube ve bazı bloglardaki “incelemeci”leri kullanarak diğer firmaları sürekli “geri kalmış, dinazor” gibi göstermeye çalışıyor. Elbette bunu açıkça yapmıyor ama tüm bu “Youtuber”ların ve bazı “inceleme” sitelerinin bir ağızdan bunu sürekli hep bir ağızdan dile getiriyor olması bana bunu düşündürüyor.  Yahu düşünsene, A9’a bir odak kolu geldi, ortalık inledi “vay Sony acaip yenilikçi” diye. O odak kolu Canon’da 20D’den beri vardı…
  • Sony gövdelerde artık 2 hafıza kartı yuvası var. Biri UHS-I olsa da ikinci SD karta fotoğrafları yedeklemek faydalı birşey.
  • Sony gövdelerin (3. nesil) pil ömrü mevcut CaNikon gövdelere göre çoooooook daha üstün.
  • Sony gövdelerde titreşim azaltma var (Canon’a göre üstünlük)
  • Sony gövdelerde tampon bellek daha iyi ve çekim hızı çok daha iyi.
  • Sony’nin A9 gibi bir gövdesi var ki mevcut CaNikon aynasızları performans konusunda A9’un yanından geçemezler. Ayrıca A9’da seri çekimde elektronik bakaç hiç kararmıyor.
  • Sony gövdeler bir miktar daha ufak ve hafif (bana göre tutacak yerlerin ufak olması kötü ama).
  • Sony ile Capture One Express bedava
  • Sony’nin FE bayoneti herkese açık (bir gizlilik sözleşmesi imzalamak şartıyla). Bu sayede Tamron, Voigtlander, Sigma, Zeiss, Samyang gibi firmalar rahatça Sony için lens üretebiliyorlar. CaNikon’un yeni bayonetleri herkese kapalı olacak, diğer üreticiler türlü cambazlıklarla lens üretmeyi deneyecek.
  • Sony gövdelerde 4K video çekerken kesme çarpanı yok (Canon’daki 1.7x çarpana göre avantaj).

Bunlar aklıma gelenler. Başka varsa yorumlar kısmına yazın lütfen.

NE YAPALIM?

Vallahi açıkçası hem Sony hem Nikon hem Canon’un sistemleri çok iyi. Kafanıza ve bütçenize hangisi uygunsa onu alın derim. Şimdi Panasonic de tam kare gövdesiyle geliyormuş. O da gelsin, ortalık şenlensin 🙂

Peki APS-C veya m43 sistemler hala alınabilir mi? Elbette. M43’ün boyut avantajı hep olacak (özellikle lenslerde) ve tahminimce titreşim azaltmada m43 hep önde olacak. APSC de tam karelerden daha ucuz kalacak, veya tam kareyle benzer fiyattaki APSCler hep daha becerikli olacak (7D Mark II – 6D, ya da D500 – D610/D750 örneklerini düşünün). Belki bir fiyat baskısı oluşur, onu da yakında göreceğiz.

İKRAMİYE

Nights in White Satin’i daha iyi ses kalitesiyle dinlemek için:

Bir de Styx’ten bir klasik daha vereyim: Boat on The River

En son ne zaman biri size “Boat on The River” söyleyen mandolinci ve akordiyoncu gibi baktı?
Koskoca cumhurbaşkanına “Tayyip” denir mi?

10 comments for “CaNikon’un yeni aynasızları

  1. Bünyami
    2018-09-19 at 4:45 am

    Merhabalar Ertan Bey, başka bir yerde Nikon’un eski F banyonet çapının 44mm yeni Z banyonet çapının ise 49mm olduğunu okumuştum. Arada ciddi fark var. Web sitesinde bir şey bulamadım. Hangisi doğru acaba.

  2. Ahmet
    2018-09-19 at 10:03 am

    Doların katlanmasından sonra bu makineler bize hayal oldu. Nikon 1 V1 ile devam 🙂

    • ErtOzt
      2018-09-19 at 10:30 am

      Haklısın. Neyse ki yeni uçağı var reisin ama…

  3. ersoy
    2018-09-19 at 2:44 pm

    Türkiye’de, Sony a7r lll 24.000tl. Nikon Z7 36.400tl. Aralarında %50 gibi bir fiyat farkı var. Bu nasıl bir saçma fiyatlandırma böyle. Kaldıki Z7’nin Sony’deki karşılığı Rll’dir, ve onunda fiyatı 14.000tl. Böyle bir durumda Nikon’u kim ne sebeple alacak merak ediyorum. Üstelik bazılarının döviz’i ısrarla tepelerde tutmaya gayret ettiği bir zamanda.

    • ErtOzt
      2018-09-19 at 7:27 pm

      36400 mü????? Norveç fiyatından %40 daha pahalı!

      • ersoy
        2018-09-20 at 9:46 am

        Maalesef öyle, Fotoğrafıum sitesindeki fiyatlar, Rll 16100, Rlll 22400, A9 30149, Z7 36409tl olarak yazılı.

  4. Ömer
    2018-09-19 at 8:42 pm

    Fiyattan bağımsız olarak en çok Z7 yi beğendim. Yinede canikon 2. nesil tam kare aynasızları beklemek gerek. Canon makine ve uygun fiyatlı lens hariç her şeyi en iyi yapıyor 🙂
    Bu makineler artık bizim için hayal bile değil ama yinede hepsini okudum. Sağlam bir APSC DSLR gövdenin bile ortalama memur maaşını ikiye katladığı ortamda en iyisi bir şey almadan oturup müzik dinlemek. Müzikler harika teşekkürler.

  5. Cemil Barmanbek
    2018-10-11 at 1:12 pm

    Merhabalar,
    Neden “Z” sorusunun cevabı aşağıda gibi 🙂 Yazıyı görünce sizin yazınız aklıma geldi ve paylaşmak istedim.

    https://www.eoshd.com/2018/08/the-curious-double-strike-nikon-z-mirrorless-logo-math-link/

    • Cemil Barmanbek
      2018-10-11 at 1:13 pm

      Hatta neden R 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.