Oyuncak lensim ya da ilk heves

Üniversiteyi henüz bitirmediğim yıllardan birinin ilkbaharının ilk günlerinde, içimde yıllardır ukde kalan filmcilik işlerine kıyısından köşesinden dahil olmak üzere bir kamera almaya karar veriyorum. Diyafram nedir, ışık nasıl yapılır bilmeden üstelik. Kafamdaki filmin görüntü yönetmeni, yıllardır filmcilik hayallerini birlikte kurduğum arkadaşım ‘’alma,’’ diyor, ‘’sen ne anlarsın filmcilikten.’’

Selam. Halk böyle istiyor mu bilmiyorum ama ben bu sitenin yeni junior yazarıyım. Belki de değilim, şu yazı yayınlansın bakarız.

Anlarım, diyorum. Anlamam aslında. Ne senaryo kurgusundan anlarım ne pozlamadan, ne de oyuncu yönetiminden, zaten ışık kurup oyuncu besleyecek kadar param da yok. Ama eski heves bir şekilde alevlenmiş işte, çekeceğim o filmi bir gün. Günlerce araştırma yapıyorum. Pozlama, diyafram, iso, enstantane, perde, beyaz ayarı, odak uzaklığı ve bunlar gibi binlerce en az bir kere duyduğum ama asla ne olduğunu merak etmediğim şeyle karşılaşıyorum. Eski model bir dslr ve onun kit lensini ilk göz ağrım diye kucağıma alıyorum.

Sonra ilerleyen günlerde o film yalan oldu elbette. Yalan oldu demek içime sinmiyor aslında, yüzüncü kez askıya alındı diyelim. Ama o günlerde başka bir şey oluyor, elimdeki makinenin fotoğraf da çekebildiğini, hatta aslında zaten fotoğraf çekmek için tasarlandığını fark ediyorum.

Yavaştan yazının esas konusu geliyor, girizgâh fazla uzadıysa kusura bakmayın.

Henüz bunlar olmamışken ilgimi çeken, renkleri ve hisleri bana acayip gelen bazı fotoğrafların lomografi başlığı altında toplandığını duymuştum. Dijitalde olacak iş değil ama işte, biz de genç olduk, bir bakalım nasıl oluyor diye araştırırken bu lensi buldum, eski model Holgaların lensini söküp dijitale uyarlamışlar. Adı Holga HL-C. Buradaki c harfi lensin Ef-s mount olmasıyla ilgili, Nikon uyumluların ismi HL-N. 60mm f8. Amazon’da görür görmez benim olmalı barım kırmızı oluyor, büyük bir heyecanla sipariş veriyorum. Günlerim dijital Holga test videoları izlemekle ve Amerika’dan gelecek olan kargomu beklemekle geçiyor. Aradaki koca okyanus ve onun kadar koca olmayan kıtayı aştığı düşünülürse çok da uzun olmayan bir süre sonunda elime ulaşıyor.

Bu görmüş olduğunuz küçük, şirin, plastik nesnenin bir lens olduğuna inanabiliyor musunuz. Üstelik Canon makinelere takılabilen piyasadaki lenslerin en ucuzu muhtemelen. Biraz özelliklerinden bahsetmeden önce bu lense iyice heveslenmeme sebep olan videoyu buraya bırakıyorum.

.

60mm sabit odaklı lensimiz yalnızca f8 diyaframda çalışıyor. Arkasında, aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz 9 adet delik var, sanıyorum ışığı hiç almamak üzere tasarlanmış.

Bildiğim tüm Holga makinelerin lenslerinde olduğu gibi focus halkasının dört ayarı var: Yalnız bir insan, birlikte üç insan, birçok insan ve dağ figürleri. Tahmin edeceğiniz gibi yalnız insan en yakını, dağ en uzağı odaklıyor ancak ben focus halkasını çevirmenin vinyetin niteliğini değiştirmekten başka bir işe yaradığını gözlemlemedim.

Bu şirin lens, o küçücük plastik merceğinden ve incecik deliklerinden geçebilen birkaç fotonun sensöre çarpması prensibiyle çalışıyor. O kadar az ışık alıyor ki güneş altında bile 1600-3200-6400 isolara mahkum oluyorsunuz, greniniz bir miktar coşuyor.

Sonuç: Her zamankinden birazcık farklı ve asla lomografik olmayan fotoğraflar. Yine de photoshopta bir şeyler yapılabilir belki, bilhassa raw çekilirse. Ben uğraşmadım, muhtemelen de dünyada bu lensle fotoğraf çekip sonra da photoshopta renklerini ajite edecek manyak sayısı çok azdır zaten. Sanıyorum vinyeti biz verelim, greni de makine versin; pelikülle, kimyasalla banyoyla uğraşmak istemeyen gençlerimiz bununla oynasın demiş Çinli yetkili abiler.

Özetle, filmsiz lomografi olmuyor arkadaşlar. Böyle şeylere alaka duyuyorsanız piyasada şirin ve hesaplı filmli makineler var, Mersin’de artık kalmamış sanırım ama daha büyük şehirlerde filminizi yıkayan stüdyolar da var. Filminizi evde yıkamanızı sağlayan çeşitli aparatlar da mevcut piyasada. Bayat filmleri deneyin.

Oyuncak lensimle çektiğim birkaç fotoğrafı ve bir test videosunu buralara bir yere bırakıyorum. Umarım bu bir başlangıç olur ve başka yazılarda görüşürüz, herkese merhaba ve hoşça kalın.

Not: Bir gün o filmi çekeceğim.

1 comment for “Oyuncak lensim ya da ilk heves

  1. ErtOzt
    2018-08-23 at 12:51 pm

    Hoşgeldin Doruk 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.