Ne kadar bulanık portre çekmeyi seviyorsunuz?

Bir “arkası bulanık olsun” hastalığı var, hepiniz mutlaka en az bir defa yakalandınız o hastalığa… “Arkayı bulanık yapan” lens peşinde koştuk hepimiz yıllarca. “m43 küçük abi, arkayı bulanık yapmıyor” lafı da bu hastalıktan gelen bir arıza.

Aşağıdaki yazı “portreleri böyle çekin, diğer türlü çekmeyin” yazısı değil. Herkesin kendine göre zevki var, yorumu var. “En nefis portre böyle olmalı görüşünü saçma şekillerde savunmamalıyız ve bunu yaparken diğer sistemlere b.k atmamalıyız” demek istiyorum.

Birkaç aydır tam kare gövde kullanmıyordum. Şimdi A7RIII incelemesi hazılarken “ulan bokehin dibine vurayım, bakalım özlemiş miyim” diye Zeiss 135mm f2.0 Apo Sonnar’ı taktım aletin önüne… Bu lens ilginç bir lens. Odağı tutturabilirseniz “oha, keskin lan bu” diyorsunuz, ayrıca doğal olarak inanılmaz bir bokeh kalitesi var (135mm + f2.0 + Zeiss). DxO sıralamasına baktığınızda da bu lens en tepelerde:

Keskinlik değerini okuyun: 36MP. D800E kaç MP? 36. Yani Zeiss diyor ki: “Sen tamamsın, sıradakini gönderin”.

Canon’daki “Transmission” değeri neden Nikon versiyonundan fazla bilmiyorum ama lens f2.0, T (transmission) değeri de 2!

Geometrik bozulma yok (0.1%), köşe kararması çok çok az, renk bozulması (chromatic aberration) inanılmaz düşük. Zaten Zeiss bu lense “Apo Sonnar” diyor. Keskinliğiyle meşhur Zeiss 100mm f2.0 makronun tozunu atıyor, Canon 135mm f2.0L’ye el sallıyor, Zeiss Otus 55mm f1.4 ve Sigma 85mm f1.4 Art’a bile çok yaklaşıyor (keskinlik olarak). f2.8’deki performansı rakiplerinin f5.6’daki performansı gibi (keskinlik, köşe kararması ve renk bozulması anlamında).

Diyeceğim o ki eğer manuel odaklamaden şikayet etmezseniz, lensin kütlesi sizi yormayacaksa ve fiyat sizi zorlamayacaksa bu lensi hayran hayran kullanacaksınız. Ben EM1 II’de bile kullandım (ZF2 versiyonunda diyafram bileziği var) ve f2.0’da bile çözünürlük çok ciddi yüksek. EM1 II üzerinde bu lens 270mm f2.0 (ışık alma kapasitesi) veya f4.0 (net alan derinliği) olarak çalışıyor. Manuel odaklama aynasızlarda daha kolay çünkü bakaçta görüntüyü büyütebiliyorsunuz. Ayrıca EM1 II ve A7RIII’teki titreşim azaltma da elle odaklamaya büyük katkı sağlıyor.

Ama bugünkü konumuz bu Zeiss değil, “ne kadar alan derinliği?” sorusunu irdelemek. Bakın aşağıda iki fotoğraf vereceğim:

DSC00518

DSC00519

İkisi de A7RIII ve Zeiss ZF.2 Apo Sonnar 135mm f2.0 ile f2’de çekildi (bana modellik yapan lens Zeiss ZE 50mm f2.0 Macro). Yaklaşık 1 metreden çekildi. Aradaki farkı görebiliyor musunuz? Dilerseniz Flickr’dan tam hallerine de bakabilirsiniz. Göremeyen için söyleyeyim: Birinde odak en alttaki rakamlarda (22, 16, 8, 8, 16, 22), diğerinde odak noktası ters Carl Zeiss yazısında.

Rakamlara odaklayınca “Carl Zeiss” yazısı biraz bulanık oluyor, “Carl Zeiss” yazısına odaklayınca rakamlar bulanık çıkıyor. Halbuki bu ikisi arasındaki mesafe 2mm civarında (fotoğraf makinesinin baktığı yöndeki mesafe)! İki fotoğrafta da lensin geri kalanı tamamen bulanık. Yani siz portre çekerken bunu mu istiyorsunuz? Bu bir portre olsa bırak kafanın geri kalanını, kirpikler bile bulanık çıkacak! Ciddi portreciler f2 gibi aşırı geniş diyaframları çok nadir kullanırlar, genelde kullandıkları diyaframlar f4’ün üzeridir. Sebep belli: Çektiğiniz insanın tamamı önemlidir, sadece göz bebekleri değil. Burnu, saçları, alnı, kulakları… Bu tip “göz bebekleri keskin, kirpikler bulanık” fotoğraflara zamanında biri “yaratıcılık bu işte” demiş, o laf yapışmış kalmış adeta. Halbuki bu tembelliktir bana göre…

Burada örnek vermeyeyim ki kimseyi incitmeyeyim. Bazı fotoğraflar görüyorum, mesela Taksim’de kestaneci olsun. Arka plan tamamen bulanık, nerede çekildiği bile belli değil! E ne anladım ben ondan? Kestaneci arabası reklamı mı bu? O kestanecinin güzelliği, arkasındaki sosyal yaşamla bütün olmasından geliyor, yoksa tek başına kestaneci biraz saçma. O fotoğraf için Taksim’e gitmeye bile gerek yok hatta, nasıl olsa Taksim’i göremeyeceğiz fotoğrafta 🙂

Aşağıda Flickr’dan seçmece örnekler vereyim. İnşallah fotoğrafların sahipleri fotoğrafları silmez 🙂

Kestaneci değil ama bağlantılı bir örnek:

IMG_8862

Burada önemli olan abla mı sokak mı ikisi beraber mi? Bence ikisi de önemli. Sadece ablayı izole etseniz sokağın güzelliği ya da orjinalliği kaybolacak. Kaldı ki bu fotoğrafın amacı da “ben buraya gittim” demek 🙂 Bu arada kompakt bir makineyle çekilmiş.

Şimdi buna bakın:

Streets of Havana

Bu fotoğraf bana hiçbirşey ifade etmiyor. Bir köpek var, sana bakıyor. Arka plan belli belirsiz. Evet size değişik gelebilir arkası (eski mavi araba, sokağı silen pembeli teyze vs..) ama bu fotoğrafın hakkı bence en az f5.6 (f2.8’de çekilmiş). Küba’ya gidip köpek fotoğrafı mı çekmek istersin yoksa “Küba’da bir sokak ve köpek” mi çekmek istersin? Yani önemli olan sokak köpeği mi Havana mı yoksa ikisinin içiçe geçmesi mi?

Portreye dönersek, işte size bir örnek:

Portrait

Kulaklar belirgin, saç, ter damlaları, hepsi belirgin. Burada önemli olan sadece gözler mi adamın tamamı mı? O kulaklar flu olsa bu fotoğraf o kadar etkili olmayacaktı.

Bir bebişe bakalım:

005 - 365 - The Flu

Evet bebek portreleri güzeldir, eğlencelidir, ama burada bebek yaratık gibi durmuyor mu? Sadece yüzü varmış gibi? Halbuki onun saçları da (olmayan saçları 🙂 ) kulakları da ayrı güzel.

Bruce, Veteran of Gulf, Homeless and Ill with PTSD - San Diego - 2010 6th december

Yukarıdaki 105mm ve f4.5’te, 5D Mark II ile çekilmiş. 105mm f2.8 olsaydı tahminen kulaklar net olmayacaktı. Bu haliyle fotoğrafı çekilen kişi tamamen gösterilmiş, sadece yanakları ve göz bebekleri görünseydi anlatılmak istenen ne kadar anlatılırdı emin değilim.

Aşağıdaki örnek Canon 135mm f2.0 ile f2’de çekilmiş:

street.portrait.(angry.smoker)

Örneğin yukarıdaki fotoğrafı Olympus ile çekemez misiniz sizce? Adam arka plandan izole olmuş gibi duruyor, m43 algılayıcı ile bu imkansız mı? Aslında fotoğraf Canon 135mm ile değil Olympus 75mm ile f1.8’de çekilmiş. Olympus 75mm ile başka bir örnek:

Juliette Armanet

Başka bir tane:

candid.portrait

Yukarıdaki Olympus 75mm ile f3.5’ta çekilmiş. f1.8’de biraz daha izolasyon sağlanabilirmiş ama bu haliyle bile obje arka plandan ayrılmış (ve arka planın aşırı bulanık olmaması size mekan hakkında ipucu veriyor).

Olympus 75mm, f2:

_JAY0123

Olympus 75mm, f5.6:

Highway U Bein

Yukarıdaki fotoğrafta arka plan yeterince belirgin. Burada f1.8 kullanılsaydı fotoğrafın bir kısmında gereksiz bulanıklık olacaktı zaten. Şu haliyle bir hikaye anlatıyor fotoğraf…

Son olarak kedi değil ama bir köpek fotoğrafı koyayım:

Woody (2) (Olympus OM-D EM1-II & M.Zuiko 25mm f1.2 Prime) (1 of 1)

Olympus 25mm f1.2 ile f1.2’de çekilmiş. Bayağı kötü bir fotoğraf olmuş. Odak burunda, gözler bulanık, kadraj zaten evlere şenlik. Burada gözlere odak yapılsaydı bile burun bulanık çıkacaktı. Şu haliyle köpeğe pek benzemiyor bence. Ben olsam f4 civarında gözlere odaklayıp çekerdim.

SONUÇ

En başta da dediğim gibi, amacım “iyi portre için düşük diyafram kullanın” demek değil. Amacım “ama efendim iyi portre için geniş diyafram ve tam kare şart, o yüzden ufak algılayıcılardan uzak dur” lafının ne kadar ön yargılı ve hatta yanlış bir düşünce olduğu. Portre için geniş diyaframlı lenslerle m43 algılayıcı genel olarak yeterli oluyor. En başta verdiğim Zeiss 135mm f2.0 örneğini düşünün. Elbette yeri gelecek büyük algılayıcı ve f2’nin avantajı olacak. Özellikle geniş açıda tam kare algılayıcı ve geniş diyaframlı bir lens (örneğin 35mm f2 veya 24mm f1.4) size m43 sisteminde elde etmesi zor olan sonuçlar verecek.

Sony A7RIIIi Metabones adaptör ile Zeiss Milvus 35mm f2.0, f2’de çekildi

Yukarıdakini f1.4’te çeksem (elimde 35mm f1.4 lens yok) arka plan daha bulanık olacaktı. Bu açıda bu kadar izolasyonu m43 ile elde etmek zor. Panasonic 12mm f1.4 ile buna bir miktar yaklaşmak mümkün olsa da…

Amaaaaa, portrede bu izolasyonu yakalamak daha kolay. Canon EOS M6’ya Zeiss 50mm f2.0 makroyu takıp kızımın portresini çekmek çok zevkli ve aldığım sonuçlara bakınca “tüh keşke 5D Mark IV ve 85mm f1.2 ile çekseydim” demiyorum. Aynı şekilde EM1 II ve 45mm f1.8 ya da 75mm f1.8 ile de güzel portre çekmek mümkün. Burada örnek vermedim ama bir arama motorunda “Robin Wong Olympus 45mm f1.8” aratıp örneklere bakın derim. Eleman sokakta ufacık lens ile harika işler çıkarıyor.

Hatırlatayım, yukarıdakileri A7RIII ve bilimum Zeiss ve Canon L sahibi biri olarak yazıyorum.


SONUÇTAN SONRAKİ SICAK

Türkiye’deki basın dünyada halkını en çok düşünen basınlardan biri. Ayrı ayrı gazete almanıza gerek yok, bir tane alınca hepsini okumuş gibi oluyorsunuz. Bu sayede son zamanlarda artan fiyatlarda bir nebze rahatlıyorsunuz:

Gerçi bu gazetelerde artık zam gibi “kötü” haberleri göremiyoruz ama olsun…

 

1 comment for “Ne kadar bulanık portre çekmeyi seviyorsunuz?

  1. Ömer
    2018-08-05 at 8:02 pm

    Portre çok ilginalanımda değil ama arada çocukları çekiyor ve f:4 ile çektiğim fotoğraflardan şikayetçiyim. Keşke 1-2 durak diyaframı kıssaymışım diyorum. Bu yazdıklarıma rağmen ben açık diyaframlı lensler ve büyük sensör taraftarıyım. Büyük sensör ve açık diyafram için ödeyeceğim para bütçemde kapladığı alan önemli değilse daha fazla imkan sunan teknoloji taraftarıyım 🙂 Pentax ile ilk tanıştığım yıllarda (o zamanlar Pentax af ve iso da çok gerideydi) Pentax kullanıcıları yüksek isoya ne gerek var en iyi fotoğraflar düşük isoda çekilir, hızlı af için o kadar para verilmez derlerdi. O zaman da itiraz ederdim. Belki ihtiyacım az olacak ama ihtiyaç anında da makine lens işe yaramalı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.