“Hangi fotoğraf makinesini alayım?” sorusu ve yanıtlama yöntemleri

Halbuki cevap kolay: Nikon D850 / D5, Sony A9 / A7RIII, Canon 1DX Mark II / 5D Mark IV al…

Günde 5000 defa falan bu soruyu soruyorlar bana: Ne alayım? 5000 rakamı abartılı mı geldi? Yalan mı söylüyorum sizce? Kabataş’ta 100 kadar üstü çıplak, deri giymiş adamın bebeğini taşıyan başörtülü bacımın üzerine işediğine inanıyorsunuz da bana mı inanmayacaksınız 🙂 Bu arada İsmet Berkan gibiler o zaman maşalık yapmıştı, şimdi ne yapıyorlar ki? Mesela Elif Çakır, mesela Balçiçek Pamir, mesela Sabah’tan Sevilay Yükselir, mesela Habertürk’ten Nihal Bengisu Karaca, mesela Milliyet’ten Nagehan Alçı… Bak mesela o yalanı söyleyenlerden ismini vermeyeceğim bir arkadaş hala en tepede oturuyor. Aralarında sadece İsmet’i yediler galiba.

Malum arkadaşın fotoğrafını burada vermiyim, biliyorsunuz uçan kuşa dava açıyor ve ahlaksız hakimler de adamın önünde düğmesiz cübbelerini iliklediklerinden aleyhte karar veremiyorlar

Yani o gün bunlara inandın da bana mı inanmıyorsun 🙂

Konuya dönersek: Hangi fotoğraf makinesini alayım? Bu yazıda “şunu al” değil, yanıtlamak için nasıl bilgi toplanması gerektiğini anlatacağım.

Bu masum bir soru. Balığa merak sardığımda “hangi oltayı alayım?” diye sordum etrafta, gitara merak sardığımda “hangi gitarla başlayayım, hangi anfiyi alsam?” dedim ortamlarda. Soru masum ama, aslında bu konuları gerçekten bilen birine sorarsanız alacağınız yanıt “şunu al” değil “ne yapmak istiyorsun?” olacaktır. Doğru ya, bin çeşit olta ikibin çeşit gitar var. Örneğin oltada: Ne tutmak istiyorsun? Nerede tutacaksın? Bütçen ne? Gitarda: Hangi tür müzik çalmak istiyorsun? Ağır taşıyabilir misin? Nasıl bir ses istersin? Bütçen ne?

Gibi…

Bir hikaye okumuştum, hatırladığım kadarını aktarayım: Kırsal bir alanda uzakta bir yere yürüyen yabancı yolda bir köylü görür. Yanına yaklaşıp “şu köye yürümem ne kadar sürer?” diye sorar. Köylü “yürü de görelim” der. Adam biraz bozulur, tekrar “şu köye gitmem lazım, ne kadar sürer yürümem?” der. Köylü gene “yürü de görelim” der. Adam iyiden iyiye sinirlenir, “söylesene be adam ne kadar sürer diye, neden böyle başından savıyorsun beni?” der. Köylü de “kardeş biraz yürü de hızına bakayım, ona göre ne kadar süreceğini söylerim” der.

Tahmin edeceğiniz gibi “hangi fotoğraf makinesini seçeyim?” sorusunun en iyi yanıtı gene birkaç soru. Bakın size bu sorulardan bir demet sunayım:

Ne çekmeyi istersin?

Eğer fotoğrafa uzaksanız, sadece merak için birşeyler alma hevesindeyseniz bunun yanıtı genelde “işte sokak, mimari, portre, manzara, biraz makro” oluyor. Neyse ki şimdiye kadar  “biraz su altı, biraz astronomi, biraz konser, biraz manken-model, biraz kızılötesi” diyene rastlamadım 🙂 Bu yanıt, olta alırken satıcıya “biraz deniz kenarından biraz tekneden biraz nehirde, yeri geldiğinde orkinos yeri geldiğinde hamsi” dememe benziyor (yok öyle demedim 🙂 ). Bu demek ki, henüz ne çekeceğine karar verememişsin ki bu da doğal birşey. Bu yanıta önereceğim makineler ikinci el Panasonic FZ1000/2000, Sony RX10 serisi, bir m43 gövde ve 14-140/150mm lens, veya Canikon + 18-200/300mm lens oluyor. Belki bir de 50mm lens (m43’te 45mm). Bunlarla başlayıp neyi sevdiğine karar verdikten sonra gelip bir daha sor 🙂 Peki neden ikinci el? İkinci el aldığın malzemelerde kaybın daha az oluyor da ondan. Sonradan “ya ben manzara seviyorum galiba” dersen elindekileri elden çıkarıp yenisini alırken çok para kaybetmezsin.

Bütçe?

Dış güçler ve faiz lobisi yüzünden (bir de belki CHP) Türk Lirası’nın değerini dibe vurduğu memleketimde “bütçe” denen sihirli sözcük artık her zamankinden daha önemli. Kesin bütçe vermeye de gerek yok, bir aralık düşünmek her zaman daha faydalı. Önümüzdeki dönemdeki harcamalarını da göze alarak bir bütçe aralığı belirlemek iyi birşey.

Bazen forumlarda “hangi makineyi alayım” diyene hiçbirşey sormadan “Sony A7RIII al, çok acaip süper alet”, “Canon makineme hangi geniş açı lensi alayım” diye sorana “Canon 16-35mm f2.8 L III süper, git onu al” gibi şeyler diyenlere rastlıyorum ki buna ne demeli bilmem.

Fotoğrafa yeni mi başlıyorsun daha önceden tecrüben var mı?

Bazen uzun süredir fotoğraf çekenlerin “ne alayım” dediğine tanık olursunuz. Bu bazen kararsızlıktan çok “beni gazlayın, almama destek olun” çağrısı 🙂 Yalan değil, herkesin hayatında yaşadığı durumlar bunlar. Psikologlara göre rahatlamak için insanın hayatında yaklaşık 2 yılda bir ufak (mesela telefonunu değiştirmek, oturma odasındaki eşyaların yerini değiştirmek vs..), 5 yılda bir önemli bir değişiklik (mesela eşini… yok lan yok arabayı veya evi değiştirmek) yapmalı.

Bazen de insanlar fotoğrafa başladıktan bir süre sonra ellerindeki ekipmanın bazı durumlarda onlara yetmediğini düşünüyorlar ama neye ihtiyaçları olduğunu tam bilemiyorlar, ya da birkaç seçenek arasında kalıyorlar. İşte bu noktada kilit sorular sorup onların gerçekten neye ihtiyaçları olduğunu anlamak lazım. Bu sorular aslında yardım isteyene de faydalı sorular. Örneğin “elindeki lens/gövde nerede yetmiyor?” sorusu çok basit ama bazen hiç sorulmayan bir soru. “18-55mm lensimle arkayı tam bulanıklaştıramıyorum” yanıtı size bir ipucu mesela, hemen atlayıp “50mm f1.8 al abi” diyebilirsiniz 🙂

Bak mesela tecrübeli bir arkadaş makinesini satıyor. İlanını biraz düzelttim gerçi:

“Hepinizin bildiği gibi”…

Elindeki ekipman hangi durumlarda yetmiyor?

Yukarıda bahsettiğim soruyu burada biraz açayım dedim. Örneğin “Canon 55-250mm IS ile keskin fotoğraf çekemiyorum” yanıtının cevabı “70-200mm f2.8 L IS III al” olmamalı. Belki de yanlış perde hızı kullanıyordur? “IS” seçeneğini kapalı unutmuştur? Lens veya gövde odak hatası yapıyordur? Çeken arkadaş yanlış odak noktası kullanıyordur? Çok düşük ışıkta çektiği için yüksek ISO kullanmak zorunda kalıyordur vs.. Bu gibi dertleri anlamanın en güzel yolu “örnek fotoğraf gösterir misin?” diye sormak.

Bu soru bazen “fotoğraf eğitimi almayı düşünür müsün?” sorusuna da gidiyor. Örneğin elinde 5D Mark III olan bir arkadaşım 2 ay önce “D850 alsam mı, dinamik aralığı daha iyiymiş” diye geldi. Bu soruya iki şekilde bakabilirsiniz: 1) D850 ve 5D Mark III’ü karşılaştırarak (ki bu durumda D850 neredeyse tamamen üstün) 2) 5D Mark III’ün hala çok çok iyi bir gövde olduğunu düşünerek. Ona şunları sordum: Elinde hangi lensler var? Dinamik aralığın yetmediği fotoğraf örnekleri atar mısın bana? 5D Mark III ilk makinen mi? Bu 3 sorunun yanıtını alınca ona bir pozlama kitabı bir de eğitim almasını önerdim. Bir de bir haftasonu beraber fotoğraf çekeriz dedim. Beraber çektiğimiz fotoğrafları görünce D850 almaktan (ve tonla para kaybetmekten) kurtuldu. Hatta bu arkadaşın özelinde, 5D Mark IV’e bile ihtiyacı yok çünkü çektiği fotoğrafları Mark III haydi haydi karşılıyor. Mesele “ama ben almak istiyorum”sa, orası ayrı 🙂


ARA SICAK

Bazen “eski müzikler daha iyi diyorsun, örnek versene” diyenler oluyor. Bakın size bir örnek:

Deep Purple – Wasted Sunsets (Boşa gitmiş günbatımları). Yumuşak, hafif ama derin. Gitarda Richie Blackmore inanılmaz (harala gürele jet hızıyla çalmıyor, gitarı konuşturuyor); soloda Ian Gillan bir değişik; bateri, bas ve org yerli yerinde (ne fazla ne az). Son 15-20 yılda başımıza çöreklenmiş paçoz ve şarlatan “şarkıcı”ların alayını toplayın, bir Deep Purple yapmazlar. Birebir aynı değil ama batı pop ve rock (hatta metal) müziğinde Deep Purple, Pink Floyd neyse Türkiye’de Bedia Akartürk, Neşet Ertaş, Belkıs Akkale, Barış Manço, Neşet Ertaş, Kudsi Ergüner (tıklayın), Selda Bağcan, Ruhi Su (tıklayın) gibi: Yani kaliteli müzik yapan devlerden…

Bu arada Ruhi Su’yu duymamışsanız mutlaka araştırın. Opera sanatçısı ama aynı zamanda türkü üstadı. Çok ilginç bir kişilik. Türk kültürünü anlamak istiyorsanız onun türkülerini de dinleyin.


Soru Sormanın Faydaları

Şu her konuda geçerli: Size birşey danışan arkadaşınıza anında yanıt vermek yerine konuyu biraz daha anlamak adına birkaç soru sormak her durumda faydalı. Hatta sorduğunuz sorular karşınızdakinin kendini sorgulamasına, doğru yolu kendinin bulmasına bile sebep olabilir. Hatta terapistler seanslarında birşey önermek yerine soru sorup karşısındakini konuşturmayı tercih eder. Bazen insanlar çıkış yolunun kendi içlerinde olduğunu bilmezler, bu yüzden soru sormak onlara gereken bakış açısını sağlayabilir.

Yukarıda olta örneğini vermiştim. Kendimden olta örneğini açayım: Malum 40 yaş krizi, “Ulan bu yaşa geldim hala balık tutmadım. Neden olta alıp balık tutmuyorum, evde gerekli gereksiz tonla eşya var, fazladan bir olta olsa ne olur?” diye düşünüp bir spor mağazasına gittim. Mağazada 50li yaşların sonunda, kalender bir abimiz bana türlü sorular sordu:

  • Merhaba. Balık tutmak istiyorum. Bana yardım eder misiniz?
  • Anladım. Ne tutacaksın?
  • Bilmem? Ne var bu denizde?
  • Anladım… Nereden tutacaksın?
  • Nerede tutabilirim? Bilmem? Hiç sormadım, hiç okumadım nereden tutulur diye..
  • Anladım… Büyük birşey mi istersin, küçük ve hafif mi olsun?
  • Küçük ve hafif olsun ama gerektiğinde büyüsün ve ağır balık da tutabileyim.
  • Anladım… Bütçe?
  • 100 – 2000 NOK arası (50 – 1100 TL arası) desek? Bilemiyorum ki, hiç fiyat bakmadım.
  • Anladım… Al sana bu boru gibi fiyatlı ve aslında bir b.ka yaramayan olta. Yanında da balıkların asla gelmeyeceği sahte yem. Ha bir de tutamayacağın balıkları temizlemen için paslanmaz çelik bir bıçak. Hadi yallah…

Bu “anladım” diyaloğu 1 ay önceydi, şu ana kadar 3 kere balığa gittim hala birşey tutamadım. Hatta bir seferinde yanımda 50TL’lik misina setiyle (büyük bir makara etrafına misina sarılmış, misinaya 8-10 kanca ve tüy takılı) bekleyen Polonyalı 2 saat içinde 9 tane tuttu. Sonradan bir arkadaşım “ulan sen yanlış yerede yanlış oltayla durmuşsun, orada misinayla tutacaksın” dedi…

Yukarıdaki diyalog ve başıma gelenler sizin de başınıza gelmiştir tahminen. Fotoğraf makinesi ya da lens önerilerinde de böyle durumlar görüyorum.

Sonuç

Soruya soruyla yanıt vermek bazı durumlarda sinir bozucu gelse de çoğu zaman aslında yapılması gereken birşey. Böyle yapılmadığı zaman elindeki 30 bin TL’lik Leica ile kedi köpek çeken insan sayısı artıyor.

Tabi soruların ve sorma amacının da düzgün olması lazım ki sorudan önce ve sorudan sonra durumu analiz edip doğru öneriyi yapabilecek bilgiye sahip ol.

Bu “önce” ve “sonra” konusu önemli. Hamdolsun, ne de olsa Osmanlı torunuyuz:

Not: Tahminen soldaki fotoğraf sahte. Diğer yandan Nihal “Sultan”ın 100lerce başı açık fotoğrafı da var. İşine gelince başını kapat, işine gelince aç. İkiyüzlülük değilse nedir?

 

 

 

4 comments for ““Hangi fotoğraf makinesini alayım?” sorusu ve yanıtlama yöntemleri

  1. Oktay Par
    2018-06-22 at 9:04 am

    Sn.ErtOzt,

    Bendeki değişimi tetiklediğiniz için size tşk ediyorum. Sony A 7 II ye geçtim. Sony 24-70 f4, Sony 85 f 1.8 aldım ve Sony 55-210 da (çok kullanmadığım için ) kendime ayırdım. İlerde 35 veya 50 mm da almayı düşünüyorum.
    Bakalım ne olacak ?
    Saygılarımla.
    Av. Oktay PAR

    • ErtOzt
      2018-06-22 at 11:53 am

      Arada değişiklik iyidir 🙂

  2. Wisdom
    2018-07-23 at 8:08 am

    Yazdigin yazilari dikkatle ve severek okuyorum yazdigin ara sicaklar ve siyasi yazilarinida ayni dikkatle okuyorum sahsi dusuncelerine ve fikirlerine saygim var sozum yok fakat nilhan osmanoğlu hakkinda paylastigin resimdeki bikinili kadin sahtedir lutfen once dogrulugunu teyit et sonrasinda paylas

    • ErtOzt
      2018-07-23 at 10:25 am

      Tahminen sahte. Diğer yandan başı açık 100lerce fotoğrafı var. “Osmanlı torunuyum ben” derken başını ört, başka yerde aç. İkiyüzlülüğün zirvelerinden. O fotoğrafı silmeyeceğim, ama altına sahte olduğunu ekliyorum.
      Bu arada Türkçe dilbilgisine dikkat lütfen.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.