Panasonic FZ1000 incelemesi

Dövizin patladığı, Türk Lirası’nın hergün eridiği bugünlerde kafamı dağıtmak için kullanmaktan zevk aldığım bir makine hakkında yazayım istedim. Aradaki “Ara Sıcak”ları okumasanız da olur, mesela A Haber falan seyredin onun yerine:

Kork bizden eyyyy Amerika! Utanmadan, sıkılmadan, ahlaksızlığın dibine vurmaca…

Sony’nin RX100 ile piyasaya sürdüğü 1″ 20MP algılayıcı birkaç senedir diğer firmalarca da kullanılıyor. Sony, Canon ve Panasonic bu algılayıcıyı kullanan firmalar (Canon üst seviye video kameralarında kendi ürettiği 1″ algılayıcıyı da kullanıyor ama o sadece video odaklı). Nikon da J5’te bu Sony algılayıcıyı kullandı. Bu algılayıcı şu anda iyi fotoğraf kalitesi için minimum sınır gibi duruyor. Firmalar üzün süredir 1/1.7″ ve 2/3″ algılayıcı kullanmıyor (Olympus Stylus 1’de 1/1.7″ var mesela) ve son 2-3 yılda en yaygın olarak kullanılan 1/2.3″ boyutlu algılayıcılar da ISO400’de bile pek hoş olmayan sonuçlar veriyorlar. Bu 1″ algılayıcı (ışığa göre tabi) ISO800-1600, ve hatta gene ışığa göre ISO3200’de bile kullanılabilir fotoğraflar verebiliyor. Hemen burada hatırlatmam lazım ki internet efsanesi olan “Sony’nin 1″ sensörü süper abi, m43 falan hikaye, hatta APSClerle bile kapışır” lafı, adı üzerinde, tamamen efsane. Evet bu algılayıcı bayağı iyi ve büyük baskı almaya bile elverişli ama kesinlikle ve kesinlikle m43 algılayıcılar kadar iyi değil. Belki ilk nesil 12MP m43 algılayıcılar kadar iyidir ama 16MP ve 20MP m43 algılayıcılar bu 1″ algılayıcıdan kesinlikle daha iyi. Hele APSC? Amaaaaan…

Yalnız tabi burada bir detay var: Her algılayıcının ışığa ihtiyacı var, ufak algılayıcıların daha da bol ışığa ihtiyacı var. 1/2.3″ algılayıcıya rağmen Panasonic’in FZ200 ve FZ300 modellerini ben beğeniyorum çünkü telefotoda f2.8 diyafram cidden farkediyor. ISO1600 yerine ISO400 kullanmak ciddi avantaj. Ek olarak Olympus’un 1/1.7″ algılayıcılı Stylus 1 modeli (28-300mm f2.8 lens var) de iyi çünkü f2.8 sabit diyafram var, bu yüzden telefotoda bayağı ışık alıyor.

m43 algılayıcılar da tek başlarına performans olarak APSC ve tam kare algılayıcıların ardındalar ama gövdedeki titreşim azaltma ve lensle beraber çalışan hibrit titreşim azaltma ve geniş diyaframlı lensler sayesinde genelde aradaki farkı büyük oranda kapatabiliyorlar.

Panasonic’in bu algılayıcıyı kullanan birkaç modeli var, ilk aklıma gelenler FZ1000, FZ2000, LX10/15, ZS100, ZS200. Bunların hepsi başarılı modeller ama Türkiye’de pek bulunmuyorlar (Panasonic nedense Türkiye’de hala adam gibi temsil edilmiyor).

FZ1000 ve FZ2000’i aynı anda kullanma fırsatı buldum. Aşağıda FZ1000’in incelemesi var ama aklıma geldikçe “FZ2000 de şöyleydi böyleydi” şeklinde karşılaştırmaları da ekledim.

FZ1000 NEDİR, NEYE YARAR?

FZ1000’e önden bakış. Ekran tam öne dönebiliyor.

Panasonic FZ1000 Haziran 2014’te duyuruldu (neredeyse 4 yıl olmuş) ve anında aranan bir model oldu. Sebep belli:

  • 25-400mm f2.8-4.0 Leica lens var ve bu lenste diyafram 1/3 duraklarda değişebiliyor. FZ2000’de 24-480mm f2.8-4.5 Leica lens var ve bu lensi bir kere açınca uzunluğu değişmiyor. Ayrıca FZ2000’deki diyafram adımsız değişiyor (Seamless Iris Control, Panasonic’in profesyonel video kameralarındakiyle aynı).
  • 1″ 20MP algılayıcı
  • DFD otomatik odaklama sistemi. Bu konuyu aşağıda ayrı bir başlıkta anlattım.
  • Tam açılabilen hareketli ekran. FZ2000’de ayrıca dokunmatik ekran var.
  • 5 akslı titreşim azaltma. Bu bayağı başarılı, Sony’nin RX10larından daha iyi bence (RX10 IV’ü denemedim). Ayrıca “Level Shot Function” sayesinde alet videoyu her zaman yatayda tutabiliyor.  400mm’de sanki FZ2000’deki titreşim azaltma daha iyiydi ama FZ1000’inki de çok iyi.
  • 2.36 piksel XGA OLED bakaç kocaman (0.7x büyütme var), tam kare gövdelere çok yakın. FZ2000’deki büyütme 0.74x, bildiğin tam kare optik bakacı kadar. Örneğin Fuji’nin XT2’sindeki bakaç da kocaman ama XE3 ve XT20’deki ufak (0,62x büyütme).
  • 4K video, 100 Mbps, saniyede 23.98 ve 30 kare. MP4 videolardan 8MP’lik fotoğraf karesi çıkarabiliyorsunuz (yani saniyede 30 kare 8MP fotoğraf çekmiş gibi). Cinelike D ve V modları var (kontrastı ve doygunluğu azaltıyor böylece dinamik aralığı ve filmin sonradan işlenebilirliğini arttırıyor). FZ2000’de bunlar çok daha gelişmiş. Öncelikle FZ2000 200Mbps çekebiliyor, 1080p’de saniyede 10-180 kare video çekebiliyor (örneğin saniyede 48 kare ile video çekip sonra yavaşlatabiliyorsunuz, hani o uyuz Amerikan rap videolarındaki gibi 🙂 ). Ek olarak FZ2000’de 4K fotoğraf modu, odak yığınlama (focus stacking), odağı sonradan seçebilme gibi seçenekler de var.
  • 1080p’de saniyede 60 kare video. Hızlı çekim modunda saniyede 120 kare çekip 30 karede oynatabiliyor (4 kere yavaşlatılmış video)
  • Mikrofon girişi, temiz HDMI çıkışı. FZ1000’de harici çıkış 4:2:2 8 bitken FZ2000 harici çıkışa 4:2:2 10bit video verebiliyor (8bit dahili SD karta yazabiliyor). Ayrıca FZ2000’de kulaklık girişi de var (kaydedilen sesi duymak için).
  • Zebra desenleri ve odak vurgulama
  • WiFi, NFC. FZ2000’de NFC yok.
  • Sürekli odaklamayla saniyede 7, sürekli odaklama olmadan saniyede 12, 5MP’de saniyede 50 kare fotoğraf çekebilme
  • ISO 80-25600 (125-12800’den genişliyor)
  • Çok iyi ergonomi, hem tutuş hem kullanım için. Panasonic “ufak ve artistik olsun” yerine “insanlar adam gibi tutsun ve kullansın” demiş. Panasonic’in bu tasarım mantığını seviyorum. GH serisi de aynen böyle.
  • Perde sesi neredeyse yok (maksimum hız 1/4000), elektronik perde zaten tam sessiz (1/16000 maksimum hız)
  • 831 gram, 360 çekim pil ömrü. Flaş kullanmazsanız 450-600 arası pil ömrü var (ikide bir ekrana bakmazsanız 600’ü biraz geçiyor). Toz-nem geçirmezlik yok (Sony RX10larda var diyor ama A7 serisinin ne kadar “dayanıklı” olduğunu biliyoruz, bu yüzden RX10’dan bir Pentax sağlamlığı beklemeyin).
  • Timelapse özelliği var. Belli aralıklarla istediğiniz kadar fotoğraf çekip onları bir video haline getirebiliyor, ya da o fotoğrafları sonradan siz video yapabilirsiniz. Adını vermeyeceğim bazı firmalar bu basit özelliği zamanında parayla sattı, hatta sonra bazı gövdelerden tamamen çıkardılar.
  • Stop Motion modu var. Bu sayede buradaki gibi bazı animasyon filmleri yaratabilirsiniz.
  • Dahili flaş var, ve şimdi sıkı durun: Flaş f2.8’de 1/4000’e kadar, diğer diyaframlarda 1/3200’e kadar senkronize oluyor!
  • Makine içinde RAWları işleyebiliyorsunuz.
  • JPEGlere toplamda 22 filtre efekti uygulayabiliyorsunuz. Ayrıca gece elde çekim modu, portre modu, tatlı çekim modu, hayvan dondurma modu gibi değişik çekim modları da mevcut.

Daha da var ama listeyi uzatmayayım. Bu özelliklerin çoğu bugün bile güncel aslında.

FİZİKSEL YAPI

Lensin üzerinde titreşim azaltmayı açıp kapatmaya ve halkanın yaptığı işi değiştirmeye yarayan iki anahtar var.

FZ2000’de lens üzerinde 3 tane özelleştirilebilir tuş ve doğal yoğunluk filtresi var (3 kademeli veya otomatik). Ayrıca lenste iki halka var, böylece FZ1000’deki anahtara gerek kalmamış.

Hemen tüm kontroller sağ baş parmağın ulaşacağı yerde. Elektronik bakacın etrafındaki kocaman plastiğe dikkat. Bu plastik parça bazı firmaların modellerinde bit kadar oluyor nedense, Panasonic burada gene kullanıcının rahatını düşünmüş. Sağ-üstte görünen tekerleğe basıp özelliğini değiştirebiliyorsunuz: Örneğin diyafram öncelikli modda o tekerlek diyaframı ayarlarken basarsanız pozlama telafisi ayarına dönüyor.

FZ2000’de de kontrol mantığı %90 aynı, sadece sağ-üstteki tekerlek gövdenin üstüne taşınmış.

FZ1000’in üstten görünüşü. Sol taraftaki tekerlekte seri çekim, gecikmeli çekim gibi ayarlar var. Sağ tarafta klasik video çekme, mod tekeri, açma kapama anahtarı ve iki özelleştirilebilir düğme var.

FZ2000’de soldaki tekerleüe 4K fotoğraf modları gelmiş, sağ tarafa ikinci ayar tekeri girmiş, özelleştirilebilir düğme sayısı bire inmiş (ama toplamda daha fazla var)

FZ1000 önden

FZ2000 önden (bu aleti satacaktım, fiyatı da boru gibi olduğundan fotoğraflarına biraz daha özendim)

KULLANIM, ERGONOMİ

Panasonic’in gövdelerini sevdiğimi söylemiş miydim? Belki yukarıda defalarca aynı şeyi dedim ama burada gene yazmam lazım: Panasonic genelde artistik görünüm yerine ergonomi ve kullanım kolaylığını düşünerek gövde tasarlıyor (Canon’a benzetiyorum biraz). FZ1000 de böyle. Gövdenin ele oturuşu çok iyi, en çok kullanacağınız düğmeler sağ baş parmağın ya da işaret parmağının ulaşacağı yerde. İlk iki RX 10 modeline bakarsanız bu aletlerin tutacak yerleri dar ve deklanşör düğmesi çok geride, bu yüzden nedense bu aletlerin tutuşunu hiç beğenmiyorum. Neyse ki sonraki RX10 III ve IV’te Sony bu bölgeyi büyük oranda düzeltti:

Soldaki RX10 III sağdaki RX10 II

FZ1000’de sadece tek ayar tekeri var ama bu tekere basıp ikinci bir ayarı aktif hale getirebiliyorsunuz. Örneğin S modunda tekerlekle diyaframı değiştirdikten sonra tekerleğe basarsanız pozlama telafisini yapabiliyorsunuz. Bu yöntem bana pozlama tekerleğini çevirmekten daha rahat geliyor çünkü elimi o tekerlekten hiç çekmiyorum. Harici pozlama tekerleği olan gövdelerde (EOS M6, Sony RX10 serisi, Fuji’nin birçok modeli) gözümü bakaçtan çekmeden ayarı yapmak nedense konsantrasyonumu bozuyor. EOS M6’yı kullanırken bunu bariz hissediyorum mesela.

Dikkat ederseniz ayarların %90’ı sol işaret ve baş parmakla ulaşabilecek şekilde

Q menü düğmesi ile hızlı bir şekilde birçok ayarı yapabiliyorsunuz. Burada Panasonic’in aynasızları ve Canon’un DSLR ve aynasızlarındaki dokunmatik ekranı aradım açıkçası ama gene de ana menüye girmeden birçok ayara ulaşmak mümkün.

FZ1000’in menüleri, ayar tuş ve tekerleri çok hızlı çalışıyor. Makine sizi neredeyse hiç bekletmiyor. Bazı markaların çok pahalı modellerinde bile sezilen yavaşlık bu alette yok. Menüler bana kolay geldi, ne nerede genelde mantıkla bulabiliyorsunuz (Eyyy Sony, dinamik aralığı bilmemneyi bırak da menü işini çöz). Menü yapısı Panasonic’in aynasızlarındakine benziyor zaten, birçok ayar aynı yerde.

AF/AE lock tuşuyla odağı ya da pozlama değerlerini dondurabiliyorsunuz. Bu tuşun etrafındaki anahtarla otomatik odaklama modunu (Tekli/Sürekli/Manuel) değiştiriyorsunuz.

Deklanşör gecikmesi çok çok az, neredeyse düğmeye dokununda fotoğraf çekiliyor. Bu konuda Fuji XA3 ve EOS M6’dan daha iyi mesela.


ARA SICAK

“Sezer yüzünden bankalar battı, Ecevit ülkeyi batırdı” diye yıllarca böğürenler aynısı kendilerine yapılınca “efendim bunlar hep dış güçler, bize operasyon var” diye ağlamaya başladı. Son 5-6 yılda dış borcun gayri safi milli hasılaya oranı inanılmaz arttı ve hatta galiba bu sene 2002’den de kötü bu oran (yani dış borcun senin toplam üretimine oranı). Bu oran bu sene %60lara yakın, yani cidden ve gerçekten donumuza kadar borçluyuz. Halbuki geçmişe bok atacağına o insanları da sahiplenseydiler şimdi aradıkları desteği ülkede bulacaklardı ama geçmişe o kadar saçma sapan saldırdılar ki, o kadar farklı kesimlerin nefretini kazandılar ki böyle bir ekonomik kriz çıkar çıkmaz kimse arkalarında durmuyor. Kendi tarihine ve kendi devletine saygı duymayan liderin o makamda durmaya hakkı yoktur. “Geçmiş hep b.ktan, bir biz iyiyiz” diyen herif afedersiniz sktirsin gitsin.

Ayrıca artık “Erdoğan’ın alternatifi mi var muhalefette?” sorusunun cevabı da var, hem de iki tane: İnce ve Akşener. Düşünün, bu ikisi olmasaydı adaylar şöyle olacaktı: Erdoğan, Kılıçdaroğlu, Demirtaş, Perinçek. Düşman başına…


Beğenmediğim şeyler:

  • SD kart yuvası pille aynı kapağın altında, bu yüzden makine üçayaktayken kartı değiştirmek zor oluyor. Üçayak kullanmıyorsanız dert değil tabi. Ben son dönemde nedense üçayağa alıştım. Çok hafif ve ufak bir üçayak aldım, bir de inanılmaz kolay takılan ufak ve dandik bir Giotto kafa aldım (Giotto’nun çok kaliteli ve pahalı modelleri de var). Bu ikiliyi bayağı kullanıyorum ve bu yüzden FZ1000’in SD kart yuvasının yeri beni rahatsız etti. FZ2000’de bu yuva makinenin yanında.
  • Üçayakla ilgili diğer birşey: Üçayak yuvası lensin tam orta hizasına denk gelmiyor, bu yüzden panorama çekimlerinde özel panorama kafası kullanmanızı öneririm. Beni çok rahatsız etmedi çünkü FZ1000 ile hiç panorama çekmedim.
  • Manuel modda otomatik ISO var (birçok marka ve modelde bu bile yok aslında) ama burada pozlama telafisi kullanamıyorsunuz. Videoda manuel modu seçerseniz otomatik ISO yok (FZ2000’de vardı galiba, Sony RX10 serisinde de var). Gerçi tamamen manuel video çekiyorsanız ISO değerini de elle ayarlamak en iyisi ama gene de olsa iyi olurdu.
  • Lens üzerindeki halkayla odak uzunluğunu değiştirmek isterseniz, bu operasyonun hızını istediğiniz gibi ayarlayamıyorsunuz. Deklanşörün çevresindeki halkada bu hız kontrolü var ama lensin çevresindeki halkada tek hız var. Video çekerken faydalı olurdu aslında…

OTOMATİK ODAKLAMA

Bu konuyla ilgili özel bir başlık açmayı uygun gördüm çünkü FZ1000 ve FZ2000, GH4’te tanıtılan DFD (Depth From Defocus) teknolojisini kullanıyorlar. DFD kabaca şöyle çalışıyor:

Siz deklanşöre basar basmaz makine iki fotoğraf çekiyor ve bu iki fotoğrafın keskinliğini ve bokeh karakterini analiz ediyor. FZ1000 üzerindeki lensin bokeh karakterini bildiği için doğru odaklama için lensi ileri mi geri mi hareket ettirmesi gerektiğini biliyor. Bu sayede otomatik odaklama kontrast bazlı sistemlere göre daha hızlı ve tutarlı çalışıyor. Bu sistem özellikle sürekli odaklamada kontrast bazlı sistemlere göre çok daha hızlı ve doğru odaklama sağlıyor. FZ300’de de DFD var ve bunun farkını bariz gördüm (FZ200 ve FZ300’ü ardarda kullandım). Bir de konu dışı not: Panasonic’in bazı aynasızlarında da bu sistem var (örneğin GX9, GH4, GH5). DFD olan gövdelerde tüm Panasonic lenslerin bokeh ve keskinlik karakterleri kayıtlı, bu sayede DFD çalışıyor ama diğer markaların lenslerinin verileri olmadığından örneğin GH5’e Olympus 12-40mm f2.8 takarsanız DFD aktif olmayacak, sadece kontrast bazlı odaklama çalışacak. Bu durumda tekli odaklamada çok derdiniz olmaz ama sürekli odaklamada yavaşlama göreceksiniz.

Panasonic’in makineleri hep tekli otomatik odaklamada iyi oldu aslında. Örneğin bit kadar GM5 Sony A6300 ve A7RII’den daha hızlı odaklıyor ve ışık azalınca bu Sonylerin odaklayamadığı yerde odaklıyor (yeni Sonyler belki daha iyidir). Sürekli odaklamada da Sony RX10 IV’e kadar RX10 serisi gerideydi, dediklerine göre RX10 IV faz bazlı odaklama sistemi sayesinde Panasonic’i yakalamış. Ben kullanmadığımdan bilmiyorum.

Uzun lafın kısası: FZ1000’i kullandığım sürede tekli odaklamada asla “ulan gene odaklayamadı” demedim. Bir kere bile. Yani bu konuda sizi yarı yolda bırakmayacak. Sürekli odaklamada FZ2000 daha iyi, FZ1000 sadece idare eder. Sürekli odaklamada hala ilk üç nesil Sony RX10’un önünde ama örneğin kuş çekmek için tek makine olarak bunu düşünmeyin.

P9130914_1

P9130905_2

P9130964_2

P9130969_1

Yukarıdaki maçın (Oslo’da veletler ligi) ilk yarısını FZ1000 ve EOS M6 + 300mm f4 L IS ile çektim. Arka plan b.k gibi olsa da makinenin ne yapabildiğini anlatmak açısından faydalı fotoğraflar. Flickr’da açıp hepsinin çekim değerlerine bakabilirsiniz ama hepsi ISO800-1600 aralığında en geniş diyaframda çekildi. FZ1000 tekli odaklamada Canon ile aynı hızdaydı ve bu modda deklanşöre sık sık basarak çok iyi fotoğraflar yakaladım ama sürekli odaklama ve seri çekimde başarı oranım biraz düşük oldu. Sürekli odaklamda Canon seti çok daha iyiydi, seri çekimde de EOS daha başarılıydı ama EOS M6’da da belirgin bir deklanşör gecikmesi var. Bu gecikme EF-M lenslerle var mı bilmiyorum çünkü elimde EF-M bayonet lens yok. Adaptör ile kullanınca EOS M6 istediğim anda çekim yapmıyor, hep yaklaşık 0,2-0,5 saniye bir gecikme oluyor.

Aşağıdakiler FZ1000 ile çekilmiş ama ben çekmedim. 3. fotoğraf gibi aksiyonları çekmek de mümkün FZ1000 ile, sadece 1Dx ya da D5 gibi makineler kadar kolay olmasa da performansı giriş seviye bir DSLR seviyesinde diyebilirim (çekim hızı ve deklanşör gecikmesinden bahsediyorum).

P1290585

P1290983

P1290507

Kısa lafın daha da kısası: Tekli odaklamada inanılmaz hızlı ve çok düşük ışıkta bile odaklayabiliyor. FZ2000’de tekli odaklama biraz hızlanmış ve FZ2000 çok daha düşük ışıkta odak yapabiliyor. Ayrıca FZ2000’deki sürekli odaklama çok daha iyi ve tutarlı. FZ1000’le kuş kovalamak zor ama yavaş hareket eden şeyleri çekmekte zorlanmayacaksınız.


 

ARA SICAK

Sokakta gördüğüm müsikçalan ve söyleyenleri dikkatli şekilde dinlemeye çalışıyorum. Bazen çok hoş işler görüyorum, bazen b.k gibi, bazen de “eh işte, idare eder”. Çok hoşuma gidenlere para veriyorum ve ister inanın ister inanmayın cebimden çıkan bu paraya asla üzülmüyorum ve hatta o akşam eve geldiğimde “iyi ki vermişim” bile diyorum. Örneğin aşağıdaki gibi sanatçılar:

Veya sokakta böyle çalan görürseniz 3-5 birşeyler vermeye çalışın çünkü bu insanlar gününüzü güzelleştiriyorlar:

Light in Babylon’un güzel birkaç müziği var, tarzlarını sevdiyseniz biraz daha araştırın bence (mesela Baderech El Hayam da güzel).


LENS

Lens bayağı iyi. CA sorunu minimumda, orta bölgede keskinlik en geniş diyaframda bile çok iyi, kenarlar ve köşeler bir durak sonra toparlıyor ama açıkçası 1″ 20MP algılayıcı ile ben bu lensi en geniş diyaframda kullanırım çünkü lensin açıklarından önce algılayıcının limitlerini görüyorum sanki. 16x bir lenste bunu başarmak ciddi zor. Kullandığım RX10 ve RX10II’nin lensleri geniş açıda biraz daha iyiyken telefotoda (Sony’de en fazla 200mm) Leica lens daha iyi. FZ2000’de yeni 24-480mm lens FZ1000’deki 25-400mm lensin biraz daha gerisinde sanki. En geniş diyaframda FZ2000’in lensi biraz daha az çözüyor, FZ1000’in performansına yaklaşması için genelde bir durak daha kapalı diyaframa ihtiyaç duyuyor. Diğer yandan bunu sadece fotoğraflara %100 baktığınızda görüyorsunuz. FZ2000’in inanılmaz bir video makinesi olduğunu da düşünürseniz, videoda doğal olarak bu farkı göremiyorsunuz. Ek olarak, 24-25mm arasındaki farkı görmek imkansıza yakın, yani “ama Sony ve FZ2000 24mm’den başlıyor” demeyin hiç.

P9130756_1

Uzaktaki kırmızılı ablayı gören var mı? 25mm, f5.6.

P9130757_1

Şimdi daha belirgin. Yaklaşık 100mm, f5.6. Unutmayın RX100 serisi 70mm’ye, Canon G7X serisi 100mm’ye gidiyor. Daha da yaklaşalım:

P9130758_1

Büyük hali için üzerine tıklayın. Ekran görüntüsü olduğundan kalite biraz düşük ama iyi lens + 20MP birleşince gözle göremediğiniz şeyleri böyle çekebilmenize fırsat veriyor. Bu arada 1″ algılayıcının sınırlarını da burada görüyorsunuz (gölgelerde gürültü ve kurtarılamayan parlak bölgeler). “Aa ne kötüymüş” demeden önce bu fotoğrafı A3 bassanız bile bu sorunları göremeyeceğinizi hatırlatayım.

Bir örnek daha, önce 24mm f5.6 (işlenmemiş makine çıktısı JPEGler, Bursa – Gölyazı):

P9130047

Şimdi 400mm 5.6:

P9130048

JPEG seçenekleriyle oynamayınca böyle biraz donuk fotoğraflar alabilirsiniz (aslında gerçeğe bayağı yakın fotoğraflar çıkarıyor FZ1000, yani varsayılan JPEGlerden aşırı kontrastlı veya doygun fotoğraflar beklemeyin).

Bu arada Gölyazı’nın güzel bir günde tepeden çekilmiş fotoğrafı:

Biz de bu fotoğrafa kanıp gittik

Bu 400mm f4, gene Gölyazi:

P9130034_1

Bu arada bir parantez açayım: Gölyazı’nın yolları b.k gibi. Haftasonları arabayı köyün bayağı dışına bırakıp köye bayağı bir yürüyorsunuz ve eğer yağmur yağdıysa vay halinize… Biz oraya gitmeden yarım saat önce yağmur bitmişti, çocuk arabası ve bizim ayakkabılar çamurdan rezil oldu. Oranın belediye başkanı ve kaymakamın bindiği makam araçlarını merak ediyorum, o araçlara harcanan parayla 3 metre genişliğinde yürüme yolu yapamıyorlar mı?

Paranteze devam: Güzel memleketimde “fiyat” konusunda bir standart yok. Turistik bölgelerde bile yok. Bazı şeyler inanılmaz ucuza bulunurken sahilde balık yemeye kalkışırsanız Oslo’da iyi bir restoranda yediğiniz parayı verip dünyanın en berbat balığını yiyebiliyorsunuz. Aşağıda fotoğraf örneklerini verdiğim Assos – Behramkale öyle mesela, otelde ilk gece yediğimiz balık hem iğrençti hem de deli paraydı. Yemeğin sonunda ısmarladığım Kemalpaşa tatlısı da keza öyle, yani ben evde oturup yapsam daha iyisini yapardım. Belki 40 civarı ülkede yemek yedim, bunların yarısında balık yedim, hiç bu kadar pahalı ve kötü balık görmedim. İkinci gece yediğim balık (inat edip başka bir restoranda gene balık denedim) sadece idare ederdi, ona bile inanılmaz hesap gelince memleketin içinde bulunduğu saçma ekonomik durum aklıma geldi nedense…

Parantezi kapat…

Lens 25mm’de 3 santimetre, 40mm’de 1 metreye kadar yaklaşabiliyor (lensin ön elemanından mesafe). Aşağıdakiler 400mm’de çekildi:

P9130167_1

P9130168_1

25mm f5.6, Assos – Behramkale:

P9130085_1

Burada makineyi yamuk tutmuşum, ACR’de onu düzelttim. CA düzeltmesi yok.

Gene Assos – Behramkale, 25mm, f5.6:

P9130192

400mm f5.6. Gençler kendi meşreplerince eğleniyorlar (ya da “kızlı erkekli duruyorlar, gerçi kız mıdır kadın mıdır“…):

P9130193_1

Büyük ihtimalle Canon 400mm f5.6L ve tam kare bir Canon ile daha fazla detay alacaksınız ama bu lens de hiç fena iş çıkarmamış ve FZ1000 tam kare ve 400mm f5.6L lensin 3’te biri kütlesinde ve hacim olarak da tahminen 4’te biri falan…

38mm eşlenik, f3.1:

P9130066_1

Bokeh elde etmek bile mümkün, hem de f8’de:

P9130347

Yukarıdaki fotoğrafta bokehi aynen böyle istemiştim. Örneğin tam kare bir makineyle 400mm f8’de çeksem arka plandaki deniz aşırı bulanık olacaktı, bu haliyle belli belirsiz bir bulanıklık var: Tam istediğim gibi. Gerçi ufuk çizgisi tam yatay olmamış…

400mm f4:

P9130354

25mm f2.8:

P9130355

Yukarıdakiler makine çıktısı JPEGler.

Çanakkale merkezde Truva filminde kullanılan atın şeyi… şeyi… yani işte… 80mm f8, makine çıktısı JPEG:

P9130516

Bu da kafası. 90mm f5.6, makine çıktısı JPEG

P9130519

Piri Reis heykeli, Çanakkale, 220mm f5.6, makine çıktısı JPEG:

P9130523


ARA SICAK

Chatham denen kuruluş İngiltere’nin en derin, en berbat kuruluşlarından biri. Osmanlı’nın parçalanmasını planlayanlardan biri, Irak-Suriye-Türkiye-İran’dan toprak koparıp Kürdistan’ın kurulmasını tez olarak yazan insanlar bunlar. Ayrıca Erdoğan’ın önceki PKK açılımının da planlayıcıları. Ama tabi “ümmet(!)” gene ters köşe oldu. Neden? Çünkü bu “ümmet(!)” dünyanın en ahlaksız ve dönek grubu.

 


ALGILAYICI, FOTOĞRAF KALİTESİ

1″ 20MP algılayıcı çok iyi, hatta çoğu zaman her amatöre yeter. Ama tabi sınırları var. Örneğin baz ISO değeri olan ISO125’te gölge kurtarma becerisi eski Canon 18MP APSC’lerden daha iyi olsa da parlak bölgeler çok çabuk patlıyor (Canon 18MP APSClerden daha çabuk hem de), yüksek ISO konusunda da 16 ve 20MP m43 algılayıcıların gerisindeler (doğal olarak). Bu sitede RX100 IV incelemesini referans olacak alabilirsiniz. Yani “m43lerden bile daha iyi abi bu” diyenlere inanmayın siz. Genel olarak, ve doğal olarak, her algılayıcı boyutu artışı adımında (teknoloji aynı kalmak koşuluyla) genel performans 1 durak artıyor. Yani 1″ – m43 – APSC – tam kare arasında genel olarakher adımda bir durak performans farkı var. Bu fark herşeyde 1 durak değil, ama dinamik aralık – yüksek ISO – gölge kurtarma – parlak bölge kurtarma – renk derinliği vs.. gibi şeyleri toplarsanız “ortalama” 1 durak fark göreceksiniz.

Her neyse, FZ1000’deki algılayıcı her 1″ 20MP algılayıcı kadar başarılı. ISO1600’e kadar, pozlamaya da dikkat ederseniz A3’e kadar baskı alınabilir diye düşünüyorum. Gürültü baz ISO’da bile bazı bölgelerde görülse de insani boyutlarda bunu farketmek imkansız. ISO3200’de artık gürültü ve renk değişimi bariz görülüyor, artık bu değerde biraz yazılım (On1, Luminar, ACR, Capture One vs..) desteği gerekiyor. Buna rağmen 4K boyutunda (8MP) ISO3200 bile iyi görünüyor. İpler ISO6400’de kopuyor ki bu artık beklenen birşey.

P9130057_1

Yukarıdaki f3.3, 1/15, ISO1600. Algılayıcının limitlerini görüyorsunuz. Belki 8MP boyutunda çok farkedilmez ama 20MP tam boyutta %100 yaklaşırsanız gürültü ve azalan detayları göreceksiniz. Renkler de pek istediğim gibi değil. ISO’ya çok bakmayın ama, pozlama değerlerine bakarsanız ortamda çok az ışık olduğunu anlayacaksınız. Örneğin ışık f5.6 1/60 ISO1600’e izin verseydi sonuç çok farklı olacaktı. Daha yukarıdaki futbol fotoğraflarını hatırlayın, onlar arasında ISO1600’le çekilmiş fotoğraf da var ve hiç bu kadar kötü durmuyor. Neden? Çünkü orada ışık çok daha fazlaydı.

25mm, f2.8, 1/30, ISO3200:

P9130060_1

25mm, f5.6, ISO125, 1/125:

P9130220

Bu da işlenmiş hali:

P9130220_1

Üzerine tıklayıp büyük haline bakarsanız açılan gölgelerde gürültü olsa da hem gökyüzünde hem tepenin bize bakan kısmında hem otelde bayağı detay var. Renkler de fena değil. Burada, doğal olarak, Pentax KP ya da Sony A7RIII gibi bir alet çok daha iyi sonuç verecekti.

Yukarıda ISO125’ini verdiğim fotoğrafın ISO800’de çekilmiş hali, makine çıktısı JPEG:

P9130064

Hiç fena değil bence.

Aşağıdaki Çanakkale’de çektiğim favori fotoğraflardan. 400mm, f8, 1/5000, ISO125:

P9130543

 

Büyük hali için üzerine tıklayın. Çanakkale merkezde sahilde bir pastanede otururken çektim bunu… Ton geçişleri, renkler çok iyi. Yalnız benim tarayıcıda nedense bulutların etrafında gri-yeşil haleler oluştu, hatta bulutlar biraz griye döndü. Orjinal fotoğrafta bunlar yok. Sizde de varsa lütfen söyleyin fotoğrafı göstermek için başka bir yöntem deneyeyim.

P9130059_2

1/2, f2.8, 25mm, ISO6400. Gene dikkat ederseniz ortamdaki ışık çok az (1/2 ve f2.8), bu ve ISO6400 yüzünden gürültü fazla ve detay kaybı da fazla. Gürültü azaltma yapmadım, yapsam daha az gürültü ama daha da az detay olacaktı. Tabi burada şu da var: Bu performans Nikon D300, D90, Canon 50D, Pentax K7 gibi aletlerin performansından daha iyi. Şaka değil, gerçekten de ilerleyen teknoloji sayesinde ufak bir algılayıcı birkaç nesil önceki APSC algılayıcılardan daha iyi iş yapabiliyor.

Kekik teyze. Bu teyzeden bir tane daha var. Assos – Behramkale’den tarihi Assos Limanı’na inen yolda arabanın önüne atlayıp kekik, tülbent, tahta kaşık vs.. satmaya çalışıyorlar. İlk seferinde 3-5 birşey aldık (maksat destek olmak, yoksa kekik ve tahta kaşık markette de var, hem de daha ucuz) ama oradan her geçtiğimizde önümüze atlayınca artık rahatsız edici oldu (kaza riskinden dolayı). İlk sefer durup fotoğrafını bile çektim ama sonraki 7-8 seferde “aldık teyze sağol” diyerek arabayı sürmeye devam ettim.

Bu arada bir not: FZ1000’in JPEG motoru ışık iyiyken ve düşük ISOlarda (ISO800 ve altı) çok iyi iş yapıyor ama ışık azsa ve ISO yüksekse detayları gereksiz yumuşatıyor. Böyle durumlarda RAW’ı işleyip çok daha iyi sonuç almak mümkün.

Son olarak efektler ve işleme modlarını gösteren bir görsel vereyim:


ARA SICAK

Kabataş yalanını hatırlayan var mı? Hani “zincir takmış, üzeri çıplak 50-100 arası erkek benim başörtülü bacıma saldırıp üzerine çok afedersiniz işemişler” yalanı vardı ya? O yalan destek verenlerden birkaçı bu karikatürde… Bunları unutmayın. AKP’nin memlekete verdiği en büyük zarar ekonomik ya da siyasal değil, ülkenin ahlakını bozmak oldu. Yalan, iftira, hile, rüşvet, adam kayırma, haketmeyeni biryerlere getirme, adamına ihale vermek gibi şeyler artık aleni ve “normal” hale geldi. Eskiden oy verdiği parti böyle şey yapınca ses çıkaran insanlar şimdi “ama öncekiler de yapıyor, din-iman, çalıyor ama yapıyor vs..” diye diye memleket bugünkü haline geldi.

Ekonomi toparlanır, fabrika kurulur, terör bir şekilde hallolur ama çöken ahlakın düzelmesi birkaç nesil sürecek gibime geliyor.


SONUÇ

Güzel alet be… Bunu ve FZ2000’i Türkiye’de satayım demiştim, hangisini satsam diğerini kullanmaya devam edecektim ama nedense istediğim fiyatı veren çıkmadı, Oslo’ya dönüşte FZ2000’i çok daha yüksek bir fiyata sattım. Açıkçası FZ2000’in getirdiği yenilikler benim kullanım şeklime göre FZ1000’e çok birşey katmıyor çünkü gelen yenilikler daha çok video alanında (ve aslında video konusunda çok ciddi ilerleme var FZ1000-FZ2000 arasında).

FZ1000’e dönersek, gez-dolaş için muhteşem tercihlerden biri bence. DSLR ve 16-300mm, 18-270mm gibi bir lens alacağınıza böyle bir makine alın bence.

Hatta mümkünse bugünlerde alın (Haziran 2018) çünkü 2018 sonuna kadar hemen herşeyde ciddi fiyat artışı olacak diye tahmin ediyorum.

2 comments for “Panasonic FZ1000 incelemesi

  1. Ömer
    2018-06-12 at 11:09 pm

    Yine çok güzel bir inceleme olmuş ellerinize sağlık. Flickr’de fotoğrafları görünce hemen siteye geldim. Bence Facebook’tan da paylaşmalısınız 🙂
    Bu seriyi çok önemsiyorum. Bu serinin yıldızı FZ50 kullanmıştım. Gelişen sensör ve lens teknolojisi işe ilerde doğa fotoğrafçılarının tercihi olacaklarını düşünüyorum. 1” sensör çok başarılı, şimdiden Nikon aynasızlara adaptör ile Nikon 300mm (800mm yapıyor galiba 😱 )f:4 v.b lens takıp kuş çekenleri görüyorum. Aynasızların DSLR’in pazarına yaptığı etkiyi yapacaklarını bekliyorum. Şu an Panasonic odak mesafesi olarak geride 400mm APSC de 266mm civarına geliyor, kuş için çok yetersiz 🙁 benim gibiler için 2-3 model çıkmasını beklemek gerekecek gibi 🙂
    Makine işe ilgili merak bir şey var. Panasonic sensörde kullandığı alanı küçülterek odak mesafesini yükseltiyor. Bu makinede bu özelliği kullandığımızda odak nerelere çıkıyor mp ne kadar düşüyor.
    İnceleme için tekrar teşekkür ettim 🙂

    • ErtOzt
      2018-06-13 at 8:37 am

      FZ1000’de 800mm’ye kadar sayısal büyütme yapabiliyor galiba. Şimdi yanımda değil makine gerçi… Sana gene 20MP veriyor ama tabi tahminen anca 5-6MP’lik detay alabilirsin. Başka bir yöntem de lensin önüne telefoto lens filtresi takmak. FZ200 ve FZ300’e Nikon ve Minolta marka 1.7x (1.5 miydi yoksa) filtre takmıştım ve bence fotoğraf kalitesi çok değişmemişti. FZ1000’e takmadım bunları henüz. Takarsan elinde 600mm (ya da 680mm) f4 lens olacak. Hiç fena değil.
      Bende Nikon V2 ve yeni 70-300mm AF-P DX VR var. 300mm gerçekten de 800mm gibi oluyor ve fotoğraf kalitesi bence kabul edilebilir. Ayrıca bu yeni Nikon AF-P lensler inanılmaz hızlı odaklıyor.
      Sony RX10 III ve IV 600mm’ye gidiyor ama onlara da ulaşmak imkansız şu anda, fiyattan dolayı…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.