Akıllı telefonlar: Nasıl oluyor da bu aletler iyi fotoğraf çekiyor?

Bir anda elime 5 fotoğraf makinesi geçti: Canon EOS M10, Canon EOS M3, Fujifilm X-A3, Panasonic FZ2000 ve Pentax K3 Premium Silver Edition. Bunlardan en az üçünü elden çıkarmam lazım ve bundan önce kısa inceleme yazıları yazmak istiyorum bu yüzden aşağıdaki yazıyı biraz aceleye getirdim, idare edin.

Teeee 2014’ün başlarında “Telefonlar DSLRları döver mi (hadi canım!)” diye bir yazı yazmıştım. O yazının en başında Oslo’da bir düğün çıkışında çektiğim fotoğrafı göstermiştim. Oraya bakarsanız cep telefonuyla çeken 9 kişiye karşılık fotoğraf makinesiyle çekim yapan sadece 2 kişi göreceksiniz:

Bu fotoğraf 2014 başlarından (ya da 2013 sonları mıydı?). Bu yazıyı yazalı 4 sene olmuş. Bir düğün veya nikaha giderseniz bu oran hala benzer. Buna birkaç şekilde bakabilirsiniz:

  1. Telefonlar fotoğraf makinelerinin pazarını ele geçirecek: Henüz buna çok uzağız gibime geliyor, hatta profesyonel makine ve lenslerin pazarı her zaman var olacak.
  2. Telefonlar giriş seviye ucuz fotoğraf makinelerin pazarını ele geçirecek: Bu da %100 olmayacak bence çünkü şu anda 300 Dolarlara alacağınız bir fotoğraf makinesi hala 2018’de duyurulmuş en iyi telefondan daha iyi fotoğraf çekiyor. Belki bu lafı “ucuz fotoğraf makinelerinin pazarını çok daraltacak” şeklinde düzeltebiliriz, ki şu anda olan da bu.
  3. Telefonla çekenler cahiller, asıl fotoğraf adam gibi makine ve lensle çekilir: “Cahil” kısmına katılmasam da “adam gibi makine ve lens” konusunu bir yere kadar anlıyorum. Bazı insanlar fotoğrafı zevk alarak çekmek istiyor ki telefonlar şu anda o zevki bence de vermiyor. Diğer yandan, sürekli yanında olan bir telefonun idare eder kalitede fotoğraf çekebilmesi de büyük rahatlık.
  4. Yukarıdaki orana bakarsanız, 2018’de de durum pek farklı değil aslında. Yani şu sene bir düğüne giderseniz hala elinde fotoğraf makinesi olan insanlar olacak. 4 senede telefonlar gelişme kaydetti ama hala pazarı tamamen ele geçiremedi (daraltmış olsalar da).

Papa’llık seçiminde çekilmiş şu fotoğraflar da çok vurucu:

Sonra 2015 Mayıs’ta “Böyle giderse ne aynasız ne DSLR…” yazısını yazmış, orada DSLRların en büyük rakibinin aynasızlar değil cep telefonları olduğunu söylemiştim. Orada bunun asıl sebebinin telefonların taşıma kolaylığı ve internete sürekli bağlı olduğunu söylemiştim.

Yakın bir tanıdığıma yeni doğmuş kızının fotoğraf ve videolarını çeksin diye Panasonic GX1 hediye etmiştim. Sanıyorum ki o aletle tek bir fotoğraf bile çekmediler, tüm fotoğraf ve videoları telefonla çekiyorlar 🙂 Hem de “eski” IPhone 4s ile. Halbuki GX1 de büyük değil, dokunmatik ekranı var vs.. Ama gene de telefonun kolaylığını tercih ediyorlar ki anlaşılır birşey. Ben gene de düzgün bir fotoğaf makinesini tercih ederdim çünkü çocuğunuzun o özel anlarını iyi bir makineyle belgelemek isteyeceksiniz. Bu arada sanıyorum ki IPhone 4s’teki algılayıcı ilk BSI (arkadan aydınlatmalı) özellikli ufak algılayıcılardan (Sony üretimi).

CEP TELEFONLARI GERÇEKTEN BU KADAR İYİ Mİ?

Evet bu kadar iyiler, aynı zamanda kötüler. Bir zamanlar cep telefonları fotoğraf adı altında çöp çekerken, şimdi telefonlarla çektiğiniz fotoğraflarla büyük baskılar bile alabiliyorsunuz. Nokia’nın 41 milyon piksel algılayıcılı PureView 808 telefonu hala salt fotoğraf kalitesi konusunda önde olsa da modern telefonlardaki gelişmiş otomatik odaklama sistemleri, daha geniş diyafram açıklığı, daha gelişmiş işleme algoritmaları, daha kolay kullanım ve sosyal ağlarla daha kolay etkileşimleri sayesinde modern telefonlar fotoğraf konusunda 5-6 sene önceye göre çok iyi durumdalar.

Pure View 808’in neden daha iyi olduğunu şöyle anlatayım: Alette 1/1.2″ (85mm2 yüzey alanı) algılayıcı ve f2.4 Zeiss lens var. Şu anda “en iyisi” dedikleri Google Pixel 2 veya Samsung S9 Plus’taki algılayıcı bunun yaklaşık 4’te biri. Ek olarak Nokia “Pure View” dedikleri bir algoritmayla fotoğrafı derli toplu işliyor(du), bu da 38MP’lik fotoğraf almanızı sağlıyor (algılayıcı 41MP içeriyor ama 4:3 oranda 38MP alabiliyorsunuz). Nokia daha sonra 1020 Pure View’da 2/3″ algılayıcı kullandı (58mm2 yüzey alanı) ve 1020 ile de 38MP fotoğraf çekebiliyorsunuz. Sony RX100 V’teki algılayıcının yüzey alanı 116mm2. IPhone 5’te 1/3.2″ (15,5″ yüzey alanı), Samsung S6’da 1/2,6″ algılayıcı (22,55″ yüzey alanı) var. Tabi bu çakallar size algılayıcı boyutunu vermiyor, bunun yerine reklam ve broşürlerinde “ultra pixel, bilmemne rendering, vırt-zırt işleme teknolojisi” gibi garip şeylerle milletin gözünü boyuyorlar 🙂

Nokia 808 PureView

Modern telefonlar artık “en incesi benim” hastalığından kurtulamadıkları için Nokia 808’deki algılayıcı yerine 15-28 mm2 yüzey alanlı algılayıcılar kullanıyorlar. Buna rağmen fotoğrafa bakınca “hiç de fena değil” diyorsunuz, değil mi? Bunun sebebi ne?

Buna geçmeden önce size basit bir soru sorayım: 1700lerin sonunda 3. Selim’in kızkardeşi Hatice Sultan’ın Fransız mimar Antoine Ignace Melling ile Latin Alfabesi’yle Türkçe yazıştığı mektuplar var. Melling ile Hatice Sultan arasındaki bu yazışmalar şimdi Fransa’da özel bir kolleksiyonda bulunuyor. Jacques Perot ve Frederic Hitzel tarafından toplanan mektuplar İstanbul’da 2001’de Tarih Vakfı tarafından kitap halinde de yayınlandı. Bu tartışmalar 1800lerin ortasından itibaren daha da kızışıyor, padişahlara kadar çıkıyor. Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşı’na girmeden orduda Latin Alfabesi kullanımı deneniyor ama bunun hemen ardından savaşa girildiği için bu denemeler bırakılıyor. Tüm bunlar ortadayken, Arap Alfabesi’yle Türkçe yazmanın eşşek kadar zor olduğu da ortadayken, biri çıkıp “harf devrimi bizi bir gecede cahil bıraktı” derse ona ne dersiniz? Ben “hasssstir” diyorum genelde…

Telefonlara dönersek, önceki sorunu yanıtı şu olabilir mi acaba (büyük halleri için üzerlerine tıklayın):

3 farklı algılayıcı boyutuyla çekilmiş fotoğraflar. Bu halleriyle hangisin tercih edersiniz?

%100 yaklaşınca?

Şimdi?

Yukarıdakilerden hangisi (veya hangileri?) telefonla çekilmiş sizce?

Peki şimdi farkı görebilecek misiniz?

Yukarıdaki %100 kesmede artık hangisinin telefonla çekildiğini anlamışsınızdır herhalde.

Yukarıdaki örnekleri Samsung S7 Edge, Fujifilm X-A3 ve Panasonic FZ2000 ile çektim ve hepsini 5MP’ye indirdim. Birçok telefonun ekranı 2MP, 5MP olanlar azınlıkta. 4K olanlar da var ama hala çok yaygın değiller. Örneğin son çıkan Samsung S9’un ekranı 4.26MP. Bu ekranda 12MP fotoğraftaki sorunları görmek kolay değil. Ayrıca telefon ekranları hala ufak (6.2″ bile 9.7″lik tabletlere göre ufak kalıyor). Telefon ekranlarında fotoğraflardaki sorunlar pek görünmüyor, ama bilgisayar ekranında veya hatta tablet ekranında bile %100 büyütüp bakarsanız son ekran görüntüsünde olduğu gibi sorunları rahat görüyorsunuz.

TELEFON FİRMALARININ AVANTAJI

Cep telefonu ve tabletler insanlık tarihinde en hızlı yayılan teknoloji oldu. Pazar birkaç yılda patladı, buna ek olarak telefon fiyatları ciddi rakamlara geldi. Apple her sene deli kar açıklamaya başladı mesela çünkü maksimum 400 Dolar civarına ürettiği telefonları şu anda 1000 Dolar civarına kakalıyor. Tabi bu fiziksel üretim maliyeti, bunlara pazarlama reklam araştırma ve.. ekleyince maliyet artıyorsa da bu dev karlar nereden geliyor sizce?

Bu kadar yüksek kar marjıyla çalışınca firmalar fiyatların düşmesini istemiyor ve her sene piyasaya yeni bir ürün sürüyorlar. Aşağıda yazdıklarımı takip etmeye çalışın lütfen. Kendimce telefonlardaki fotoğraf kalitesinin neden arttığını anlatmaya çalışacağım:

Üst seviye cep telefonu fiyatları 500 Dolarlardan 1200-1400 Dolarlara geldi. Tamam ekranlar büyüdü, işlemciler hızlandı, RAM arttı, ek olarak enflasyonu da işin içine katmak lazım ama bunların hiçbiri (tekrar yazıyorum: HİÇBİRİ) fiyatların 2.5-3 kat artmasına sebep değil. Diğer yandan yatırımcılar ve hissedarlar da her sene artan miktarda kar istiyor. Bu karı elde etmek için ne yapmak lazım? 1) Kar marjını arttıracaksınız 2) Satış miktarını arttıracaksınız. Satış miktarları bir süre yıldan yıla artsa da ekonomik durumlardan dolayı ve telefonların belli bir seviyeye gelmesinden dolayı (annem hala Note 3 kullanıyor ve çok memnun) bu artış hem yavaşladı hem de satışların azalması tehlikesi var. Yatırımcılar ve hissedarlar en az geçen seneki karı isteyince, telefon satışını arttıramıyorsanız fiyatlarını yukarı çekmeniz lazım (ya da Apple’ın yaptığı gibi eski telefonları yavaşlatacaksınız ki millet yeni telefon almak zorunda kalsın).

Telefonların fiyatını nasıl yukarı çekersiniz? Fiyatı arttırmak birşey ama tüketicilere telefonu almaları için bir sebep vermeniz lazım çünkü artık “daha hızlı daha büyük” yetmiyor. Son yıllarda bunun için önümüze iki temel şeyi koyuyorlar: Daha iyi fotoğraf/video kalitesi ve sanal zeka. Her sene yeni çıkan modelleri “süper acaip fotoğraf çekiyor” diye pazarlıyorlar, ek olarak yavaştan “öğrenebilir cihaz” dalgası geliyor.

Her sene bu böyle:

  • Artık telefonunuz bir fotoğraf makinesi! Fiyat 700$ olsu ama olsun, çok akıllı bu telefonlar.
  • Bu sene telefonunuz daha iyi fotoğraf çekecek! Haydi fiyat 800 oldu, ama artık 8MP yerine 12MP!
  • Yeni yeni yeni! Artık 16MP çekeceksiniz, fotoğraflarınız daha detaylı olacak! Ha bu arada fiyat 850$ oldu.
  • Bu sene fotoğraf kalitesini ön plana çıkardık, bu yüzden piksel sayısını 12MP’ye indirdik ve titreşim azaltma koyduk! Fiyat mı? 950$.
  • Diyaframa gel haaaanııııımm… F1.7 diyaframla ve akıllı arka plan yumuşatıcıyla (bokeh?) artık profesyoneller gibi çekeceksiniz! 1150$’lık fiyat da boru gibi ama, portre çekeceksin yahu!

2016lardan beri telefonlar sözde sahneyi analiz ediyor ve sahte bokeh uyguluyor ve bu da fotoğraflarınızı “daha profesyonel” yapıyor.

Bu dev karları tutmak için firmalar algılayıcı teknolojisine ve “sanal zeka”ya dev yatırımlar yapıyorlar. Bunlara ayırdıkları bütçeler çok ciddi miktarlarda, öyle ki fotoğraf makinesi üreten firmalar bu araştırma bütçelerini anca rüyalarında görürler (Canon ve Sony buna en yaklaşabilen firmalar ama Apple’ın ciddi finans gücünü düşünürseniz…).

Bunu gören algılayıcı firmaları da son yıllarda üretime ve geliştirmeye ciddi yöneldiler. Sony zaten algılayıcıda dünya liderlerindendi, son 5 yılda çok ciddi yatırımlarla şu anda tekele yakın bir pozisyonda. Geçen ay Samsung da “artık biz de algılayıcı piyasasında liderliğe oynayacağız” diye açıklama yaptı. Bazı telefonlar Dual Pixel AF (Canon’daki gibi) bile kullanıyor artık (mesela Google Pixel 2).

Tüm bu avantajlara ek olarak, fotoğraf makinesi firmalarının genel bir “körlük” içinde olduğunu da eklemem lazım. Cep telefonlarının yaptıkları bu kadar ortada ve barizken klasik gelenekçi Japon abilerimiz bu akımı o kadar geriden takip ettiler ki… “Yazılım” kısmı hala Japon firmaları için üçüncü dördüncü planda. Bakın size çoooom basit bir örnek: S7 Edge telefonum ışık düşmeye başladığında önce perde hızını düşürüyor, hatta bu değer 1/4lere kadar iniyor çünkü alette titreşim azaltma var! Anca ondan sonra ISO’ya yükleniyor. Eğer sahnede hareketli birşeyler varsa da ISO’yu daha erken yükseltmeye başlıyor ki perde hızı aırı düşmesin. Peki Sony NEX7 veya A6000 ne yapıyor sizce? 16-50mm lensle otomatik modda veya P modunda perde hızını 1/60’ın altına düşürmüyor ve ISO’ya yükleniyor! Sahneyi adam gibi analiz edemiyor, veya etmek istemiyor. Bakın aynı sahneyi A5000 ve S7 Edge nasıl çekiyor:

S7 Edge: 1/8 f1.7 ISO200

A5000 ve 16-50mm, P modu: f3.5 1/60 ISO12800

Tamam A5000’in algılayıcısı büyük APS-C ama ISO200 nere ISO12800 nere hemşerim? A5000 perde hızını 1/10’a düşürse ISO değeri de 1600’e inecek ama yapmıyor işte. 1/60 ne yahu? İlla menüde ayarlardan birşeylerle oynayacaksınız. Diğer tarafta S7 Edge’i eline alıyorsun ve çekiyorsun, işlem bitti.

Bence cep telefonlarının fotoğraf kalitelerinin çoğu kullanıcı için yeterli olmasının temel iki sebebi var:

  • Birçok kullanıcı fotoğraflara cep telefonu ekranından bakıyor ve bu boyutta kalitedeki eksiklikler çok belli olmuyor
  • Telefonlar kullanıcıya fotoğraf makinelerinden daha fazla yardımcı oluyor, sahneyi daha iyi analiz edip yazılımla bazı eksikleri gideriyorlar (fotoğraf boyutu ve ekran ufak olunca da yazılımla müdahaleden kaynaklı sorunlar çok belli olmuyor).

Soldaki S7 Edge ISO320, sağdaki Fujifilm X-A3 ISO800

 

Yakın ISO değerlerinde APS-C algılayıcılı bir fotoğraf makinesi S7 Edge’in çok ilerisinde detay veriyor (gerçi bütün fotoğrafa bakarsanız ufak boyutlarda çok dert olmaz).

Şimdi bir de S7 Edge’de ISO1600, X-A3’te ISO6400’e bakalım:

X-A3’ün ISO6400’ü hala daha iyi ama fark çok azaldı

S7 Edge: 1/6, ISO160, f1.7

X-A3: 1/12, ISO6400, f8

Net alan derinliğini kurtarmak için diyaframı f8’e aldım, ve Fuji’de titreşim olmasın diye perde hızını 1/12’ye aldım, bu da ISO6400 verdi. Bu durumda arada fark olsa da aşırı fark yok, değil mi?

Algılayıcı boyutu ufaldıkça ISO değerini olabildiğince düşük tutacaksın, telefonlar da bunu yapıyor ve titreşim azaltmayı akıllı bir şekilde kullanım perde hızını en düşük tutmaya çalışıyorlar.

TELEFONLAR GERÇEKTEN DE AVANTAJLI MI?

Özetlersek: Hem evet hem hayır. IPhone X iyi fotoğraf çekiyor ama fiyatı da o kadar şişik ki, ona 1200 Dolar vermek yerine 600 Dolarlık orta kalite bir telefon alıp kalan parayla ufak bir Sony RX100 III veya Canon G7X II almak mümkün ki bunlar size birkaç kat iyi fotoğraf ve video verecekler.

Yani üst seviye telefonlar çok ciddi pahalı ve bu durum “ama hep yanımızda taşıyoruz” savunmasını zayıflatıyor. 1200 Dolar’a onun beni taşıması lazım hatta 🙂

Avantaj sanal zeka, geniş diyafram, ufak görüntüleme boyutları (ekranlar) ve paylaşım kolaylığından geliyor. Diğer yandan IPhone X, Samsung S9+ gibi modeller için ödeyeceğinzi ciddi bedelin de buna değip değmeyeceğini iyi düşünün derim.

Bir de şunu düşünün:

Atatürk sarıklı ve cübbeli evliyaları astırmadan önce konuşuyor…. mu acaba?

“Sırf sarık sarıp ve cübbe giydikleri için binlerce alim asıldı” veya “meyhaneler Cumhuriyet döneminde açıldı” diyen it sürüsü burada mı?

11 comments for “Akıllı telefonlar: Nasıl oluyor da bu aletler iyi fotoğraf çekiyor?

  1. Mehmet Güneş
    2018-03-20 at 10:10 pm

    Üstat, yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil. Ancak ben cep telefonlarının dslr fotoğraf makineleri ile halâ yarışamayacağı düşüncesindeyim. Yukarıda okudum. Siz de yazmışsınız. Cep telefonu ile çekilen bir fotoğrafı bilgisayara attığınız zaman büyük ekranda gerçek kalite hemen ortaya çıkıyor. Benim fotograflarımı sergilediğim amatör bir fotoğraf sitesi var. Orda diğer üyelerin yükledikleri fotoğrafların cep telefonu veya dslr makine ile mi çekildiği çekim bilgilerine bakmadan hemen anlaşılıyor. Telefonlarda İphone diğerlerine göre biraz daha farklı ve iyi. Ama sonuç olarak o da cep telefonu olduğunu bilgisayarda hissettiriyor.. Samsung s7 edge, s8, a8 (s9’u henüz incelemedim) yeni nesil telefonlarda fotoğraf çekimlerini ciddi bir şekilde inceledim. Samsung’larda çekimde deklanşör gecikmesi hiç yok. Canavar gibi. Çok hızlı bir çekim yapıyor. O yönden çok iyiler. Diğer markalar maalesef öyle değil. Hepsinde saliselerle veya saniyelerle gecikme var. Hele ucuz telefonlar tam bir hezimet. Hareketli objelerin çekimlerinde tam anlamıyla çuvallıyorlar. Samsung’larda özellikle farkettiğim bir durum da fotoğraflarda beyaz ayarını tutturamamışlar. Hangi ortamda çekerseniz çekin fotografa daima sıcak renkler hakim oluyor. Halbuki bakıyorsunuz ortamda sıcak renk veya tonları yok. Manzara başka, fotoğraf bambaşka gösteriyor. Ha bundan çekenler şikayetçi mi? Hayır. Daha canlı ve daha renkli bir fotoğrafı görünce hoşlarına gidiyor. Eşim Samsung telefonu ile çektiği fotoğraflardan bu nedenle çok memnun. Samsung’un amacı da herhalde bu olsa gerek. Benzer ayar bozukluğu diğer marka telefonlarda da var. Bu arıza sadece Samsung’a has bir şey değil. Siz anladığım kadarıyla s7 edge kullanıyorsunuz. Deneyin, bakın. Gerçekle fotograf arasında ne kadar renk farkı var.
    Ayrıca, cep telefonları reklamlarında son zamanlarda lenslerindeki diyafram açıklıkları ile öğünülüyor. Sony yıllarca f: 2 diyafram açıklığıyla telefon üretti. Şimdilerde 1.7 olanlar filan çıktı. Neymiş ortamı daha geniş alıyormuş, özçekimde daha avantajlıymış. Bence 2 diyaframla 1.7 diyaframın farkının öyle gözle belli olacak kadar ortaya çıkacağına, çekeni daha çok sevindireceğini sanmıyorum.
    Gece çekimlerine gelince; hemen hemen hepsi dslrlerin gerisindeler. Yüksek oranda kumlanma hemen belli oluyor. Tat vermiyor yani.
    Ben geçen hafta cep telefonumu değiştirdim. Ne mi aldım? Piyasanın en ucuz telefonu. birilerinin yerli ve milli dedikleri cinsten. İkitelli Organize Sanayi Bölgesi imalatı. Markası “General Mobil” 4 GB ram, 64 GB hafıza, 3000 miliamper batarya var. 1.099 TL fiyatı var. Amacım kesinlikle fotoğraf değil. Tv leri, videoları donmadan, kasmadan izleyebilmek. Şimdilik çok rahat ve güzel izliyorum. Bu bana yetiyor. Fotoğraf için lensiyle birlikte yaklaşık 935 gr. ağırlığındaki Olympus makinemi hamal gibi omuzumda gittiğim her yere taşıyorum. Ne zamana kadar sürer bilemem.
    Üstat, telefonlar konusunda naçizane görüşlerimi yazdım. Ara sıcak yapsamıydım? Çok konu var ama gecenin bu saatinde bu konulara girmek için vakit geç. Başka zaman inşaallah. Selamlar…

    • ErtOzt
      2018-03-20 at 11:26 pm

      Abi memlekette ara sıcaklık konu bol.

  2. Ömer
    2018-03-21 at 9:25 pm

    Tamamen otomatik modda zorlayıcı ışık ortamının olmadığı yerde jpeg çekimi yaptığımda benim iPhone SE (bende geçen yık 1300TL ye aldım 🙂 ) fotoğrafa piksel boyutunda bakmadıkça oldukça iyi fotoğraf veriyor. Hatta yukarıdaki şartlarda bir çok fotoğraf makinesinin otomatik modda çekimlerinden daha iyi. (Piksel piksel bakmamak şartı ile ) Tabiki fotoğraf makineleri genel olarak daha önde ama APSC – 1/1,7” sensör büyüklüğü arasındaki kadar fark yok. Benim gözlemim işlemci yönünden fotoğraf makineleri çok geride. Samsung s9 daki işlemciyi makinelerine yerleştiremez mi?
    Bu konuyu ilk ben istemiştim, nedenine gelince; 2003 yılında ucuz filmli makine almıştım sanatçı ruhu olan (gerçekten sanatçı, senaryo yazdı, şiir kitabı çıktı v.b. ) benim filmli makineyi aldı 2-3 fotoğrafımı çekti fotoğraf kalitesi makine’den kaynaklı çok kötü ama konu ve anlatım harikaydı. Bu arkadaş benim gibi diyafram, enstantane, iso, nr….. uğraşamaz. Hem makine ayarları ile uğraşmayan hemde bizim gibiler için günlük çekimleri LR-PS gibi proğramlarda atmaya gerek bırakmayan makineler üretseler o koca sensörlerin hakkını verseler olmaz mı? 🙂 🙂

    • Ali
      2018-03-24 at 2:20 am

      Hovam merhabalar, kodak ektra telefon hakkinda ne dusunuyorsunuz?

      • ErtOzt
        2018-03-24 at 9:28 am

        Merhaba Ali,
        Türkçe yazım kurallarına dikkat lütfen.
        O telefon orta seviye idare eder bir telefon. Şekli değişik biraz, algılayıcısı Iphone’dakinden büyük ama sonuçta alacağın fotoğraflar ortalama bir kompakt makine kalitesinde olacak.

  3. Hasan İsmayil
    2018-03-24 at 6:55 pm

    Selamlar.

    Cep telefonlari kapitalizmin harika bir kuklası ve artik yilları bos ver, her 6 aydan bir modeller yenileniyor. Biri geldi gelecek derken, bir bakmişsın yenisi çıkmış. Gün gelecek, insanlar cep telefonundan uzaklaşmağa başlayacaklar çünki, artık depresiyona meyillendirmeye başladı insanları. Bu kadar hiz ve bu kadar teknik yükseliş zaten hiç kimseye lazim degil. Adam gibi makineyi bence şu an için XİAOMİ üretmekte.
    Fotoğrafmı?
    Bir tane makine bıraksınlar:
    – Makine Sony a6500 (Boyut)
    – Menu sistemi Canon olsun
    – Lensleri olympus olsun
    – Batarya ömrü Nikon d5 kadar olsun
    – Fiyati da 500 dolar olsun.

    Yapamazlarmı?……. yaparlar.

    Yetmezmi?….. herkese yeter.

    O zaman…?

  4. Serdar Sagdic
    2018-03-24 at 8:41 pm

    Merhaba.

    Ben üniversite öğrencisiyim, bütçem de kısıtlı. Bu şartlara göre bir soru soracağım size.

    Sırf fotoğraf kalitesine çok önem verdiğim için Galaxy S9+ gibi bir modele geçmek istiyorum. Ama sonra aklıma mevcut telefonumla idare edip onun yerine bir fotoğraf makinesi almak geldi.

    DSLR kesinlikle düşünmüyorum. Yakın zamanda yurtdışı seyahatim var ve onun için almayı düşündüğümden taşınabilir olmalı.
    Aklıma şu 3 seçenek gelip gidiyor karar veremiyorum. Günlerdir araştırıyorum ama bir sonuca varamadım.

    Olympus OMD EM10 Mark 2 + Kit lens = 2250 TL
    Sony A6000 + Kit lens = 1800 TL civarı ikinci el alırım alırsam.
    Sony RX100 Mark 4= 3000 TL

    Benim için taşınabilir olması çok çok önemli. Sırt çantama (fotoğraf çantası almadan) atıp kullanabilmeliyim. Bir de en önemli noktalardan biri, ben hobi olarak çektiğimden öyle 1000 TL lik lensler alarak bir yatırım yapamam. Bir kere bu fiyat aralığında bir makine ve/veya lens alıp kullanmak istiyorum.

    Yardımcı olabilir misiniz?

    • ErtOzt
      2018-03-24 at 9:00 pm

      Serdar, dilbilgisine dikkat ettiğin için teşekkürler.
      Ben olsam OMD EM10 II ve kit lens alırdım. Kullanımı keyifli ve ufak bir alet.
      Gömlek cebine atıp kullanacağın birşey istersen de Sony RX100 III (2000TL altı olmalı ikinci elde) veya Canon G7X al. Sony’nin IV versiyonu aşırı pahalı.
      Düzeltme: Sony RX100 III bile ikinci elde 2300lerden başlıyor. 4-5 ay önce 1700lerde bile vardı. Yuh artık. Sen git Olympus al.

      • Serdar Sagdic
        2018-03-24 at 9:14 pm

        Teşekkür ederim çok hızlı cevapladınız 🙂

        Ben de şaşırdım RX100 3’ün bu kadar pahalı olmasına. Rx100 3 ile 4 arasında pek fark olmadığından Mark 4 daha mantıklı geldi.

        Peki gece fotoğraf çekimi konusunda A6000 ve OMD kıyaslaması yapar mısınız? Kendimi ikna edemiyorum bir türlü. O kadar para verince lens de gerekiyor. Size şunu da sorayım: Sony a6000 + genel kullanım amaçlı iyi bir lens mi daha uygun fiyatlıdır, EM10 II + genel kullanıma uygun bir lens mi?

        Alıp 2 ay sonra tüm ekipmanı satanlardan olmak da istemiyorum çünkü tıp fakültesi okuyorum bulduğum vakitler anca yarıyıl ve yaz tatilleri. Bu yüzden cep telefonuna yöneliyor kafam, çok karışık.

        • ErtOzt
          2018-03-24 at 10:03 pm

          Em10 ile alacağın 14-42mm lens A6000’in kit lensinden daha iyi. Fiyat olarak bilemiyorum, Türkiye fiyatlarına süper hakim değilim.
          Gece çekeceğim dersen EM10 çok daha iyi çünkü A6000’de düşük ışıkta odaklamak daha zor ve EM10’daki titreşim azaltma çok daha iyi.

          • Serdar Sagdic
            2018-03-24 at 10:04 pm

            Teşekkür ederim çok yardımcı oldunuz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *