Hangi lensi alsam – Bolum 1

Bu yazının ikinci bölümüne de göz atın.

Not1: Yazı boyunca “objektif” ve “lens” sözcüklerini dönüşümlü kullandım. “Lens” baska manalara da gelebilir. Örneğin objektiflerin önüne takılan makro lensleri var, ya da geniş açı lensleri var, hatta objektiflerin içindeki cam ya da benzeri elemanlara da lens deniyor. Diyagramlarda ve şekillerde “objektif”e göre daha kısa olduğu için genelde “lens” kullandım.
Not2: “Objektif seçimi” çok geniş bir konu ve hemen her sistem ayrı uzmanlık istiyor ve kişisel tercihler çok önemli, bu yüzden Leica, orta format ve büyük format objektif seçimleri bu yazıda yok. Bu konulara hakim olanlardan kendi fikirlerini belirttikleri yazılar bekliyoruz 🙂
Not3: Uzun yazılar icin Blogspot’un duzenleyicisi felaket. HTML bilsem olayı toparlarım ama bu haliyle paragraflar arasindaki mesafe, harf boyutları vs.. bazen birbirine giriyor. Artık idare edin.
Not4: Yazıyı 2 haftada yazdım, dolayısıyla birbirinden kopuk bölümler ya da tekrarlamalar varsa uyarırsanız düzeltirim.
Not5: Yazıdan herhangi bir bölümü almak bedava, ama üç koşulu var: Bana önceden haber vereceksiniz, yazıda nereden alıntı yaptığınızı söyleyeceksiniz ve alıntı yaptığınız şeyden para kazanmayacaksınız (yani ticari site ya da dergide yayınlanacaksa alıntı yapmak yasak). Zaten yazıdaki hemen herşeyi internette bulabilirsiniz, biraz ugraşıverin :). Ve merak edenler icin, evet daha önce birkaç yazımın birebir alıntılandığını gördüm, ticari dergiler dahil.

************************************************

Mevlana’nın Mesnevi’sinden bir alıntı (birinci defter):

Kırmızı, yeşil ve sarıyı, bu üçünden önce ışığı görmeden, nasıl görürsün?
Fakat aklın renkte kaybolduğu için bu renkler, ışığa karşı senin yüzünü örttü.
Geceleyin bu renkler örtülünce, o zaman rengi görmenin ışıktan olduğunu görürsün.
Dıştaki ışık olmadan renk görmek imkanı yoktur. İçteki hayal rengi de aynı şekildedir.
….
Gece ışık yoktu ve renkleri görmedin.
O halde ışığın zıttıyla sana belli oldu:
Işığı görünce rengi görülür. Ve bunu ışığın zıttıyla hemen bilirsin.
….
Öyleyse gizli olan şeyler zıddıyla anlaşılır. Hak, zıddı olmadığı icin gizlidir.
Cünkü bakış ışığa dogrudur, sonra renge. Zıt zıddıyla belli olur, Rum/beyaz ve Zenci/siyah gibi.
….
O halde senin için her an ölüm ve dönüş vardır. Mustafa, “Dünya bir andır” buyurdu.

Mevlana ilginc bir karakter. Ciddi ileri goruslu (bir ornek bu baglantida). Aslinda mesele ileri gorusluluk de degil, insan dogasi ve cevrilen dolaplar donemden doneme cok degismiyor, bunu anlamak yeterli. O zaman da yalan varmis, simdi de var; o donem de genis halk topluluklarini etkilemek icin en gecerli yontem irk ve din ayrimiymis simdi de ayni; o donem de ışık varmis, simdi de var.

Yukarida aldigim kisimdan uc tumceye gene bakalim:

Dıştaki ışık olmadan renk görmek imkanı yoktur
Işığı görünce rengi görülür. Ve bunu ışığın zıttıyla hemen bilirsin
Dünya bir andır

Sadece bu üc tümceyi bilmek bile iyi fotografci olmaya yeter sanki. “RENK“, “ISIK” ve “AN” (evet biliyorum renk = ışık, idare edin). Eksik yok mu? Var tabi. Ama yukaridaki kisim sadece 2 sayfadan alinti; Mesnevi on yuz bin sayfa.

Mevlana simdi yaşasa iyi fotograf cekermis 🙂

KONU BASLIKLARI

Konudaki basliklar su sekilde:

KONUMUZ NE?
GENEL OLARAK OBJEKTIF
    ARANA BİRAZ MESAFE KOY: ODAK MESAFESİ
          ELIM TITRIYOR
          MINIMUM ODAK MESAFESI
    SABİT ODAKLI VE DEĞİŞKEN ODAKLI OBJEKTİFLER
    HANİ BÖYLE ARKASI BULANIK FALAN YA: DiYAFRAM
          NET ALAN DERINLIGI (NAD)
          IŞIK SAÇILMASI (DIFFRACTION)
         HIPERFOKAL MESAFE – HM (HYPERFOCAL DISTANCE)
    REX, TUT OĞLUM!: ODAKLAMA
    FX, DX, DG, DC, DI, DI II, EF, EF-S, EEE N’OLUYO BE?
    TİTRE VE KENDİNE GEL: TİTREŞİM AZALTMA
    BÖRTÜ BÖCÜK: MAKRO
         GERCEK MAKRO OBJEKTIFI
         EFEKTIF DIYAFRAM
         PEKI CIKIP EN UCUZUNU ALSAM BANA YARAR MI?
SORUNLAR VE GIDERME TEKNIKLERI
    A- KAPLAMALAR
    B- PAZARLAMA ELEMANLARI CALISIYOR: APO, FLD, ASPH, ED, UD, XLD, XD, LD, HLD, HRI, SLD…
         RENK ANORMALLİĞİ/SAPMASI (CHROMATIC ABERRATION – CA)
         KÜRESEL BOZULMA/ANORMALLİK (SPHERICAL ABERRATION)
         BOMBE, OPTIK YAMULMA (DISTORTION)
         ODAK DÜZLEMİ EĞİKLİĞİ (CURVATURE OF FIELD – COF)
         KÖŞE KARARMASI (VIGNETTING)
         COMA, ASTIGMATIZM, VS..


KONUMUZ NE ?

Once bir uyari: Yazi biraz uzun. Yani “yazi” kismi uzun. Objektif seciminden once ilk sayfada teorik bilgi de verdim ki bu ise yeni baslamis arkadaslar faydalansin. Eger fotograf cekmeyi seviyorsaniz, ilgi duyuyorsaniz okumanizi tavsiye ederim. Cok uzun gelirse 3 gune bolun, her gun ayri bir parca okuyun. Okumak guzeldir. Okumazsaniz “Nikon’un renkleri daha gercekci” ya da “Pentax en bi kullanici dostu” diyen forum kalemşörlerine bagimli kalirsiniz 🙂

“Ben zaten cok biliyorum” diyenler ikinci sayfaya gecsin, “ya sen ne anlatiyosun, gel ben sana ogreteyim” diyenler neden bu sayfada olduklarini bir daha dusunsunler (ne ariyorsun o zaman burada kardesim, di mi yani 🙂 ). 

Konu objektif secimi ama ondan daha buyuk bir sorun var: Sistem secimi. Fotograf konusuna yabanci olanlar ya da ucundan bilenler olaya “fotograf makinesi” ya da “lens” olarak bakiyor, ama mesele o kadar basit degil.

Bir DSLR alirken aslinda o sisteme giris yapmis oluyorsun. Pentax K-30 alacaksan eger, arkasinda sana yarayabilecek ekipmanlari da dusunmen lazim. Ileride hangi objektiflere ihtiyacin olabilir? Yasadigin yerde bunlara kolay erisimin var mi? Fiyatlari ne alemde? (belki) Ikinci el piyasayi ne durumda? Flaş ihtiyacin olursa, aydinlatma sistemi yeterince iyi ve guvenilir mi? Profesyonelsen yasadigin yerde destek ve servis ne durumda? Internette yeteri kadar bilgi kaynagi var mi? Sistemin gelecegi ne durumda, yani 3 sene sonra firmanin bu sisteme devam etmeme olasiligi var mi? Bugun aldigin govde yetmezse, o firmanin daha iyi govdeleri var mi? Ornegin tam kare sana gerekli mi? En hizli makineye mi ihtiyacin var? Vesaire vesaire…

Yani asil soru “hangi makine” ya da “hangi objektif”ten cok daha karisik.

Ama biz bu yazida olayi basit tutup sadece objektif secimine bakacagiz.
Tam bir rehber olmasa da, govde secimi ile ilgili su yaziyi okumanizi tavsiye ederim.

Bu yazida piyasada yaygin olan objektiflere yer verdim. Schneider Optics ve Coastal Optics gibi piyasada cok yaygin olmayan objektiflere cok girmedim.

Dıştaki ışık olmadan renk görmek imkanı yoktur

Tamam da, ışık disarida, makinedeki algilayiciya gelecek ki imaj oluşsun. Iste o “ışık”ı algilayiciya ileten sey, objektif oluyor. Objektif olmadan da fotograf cekmek mumkun (pinhole tarzi ornegin), ama ben normal insanlar icin bir rehber hazirladim 🙂

Son yil icinde etrafimda ve forumlarda “ne almaliyim” sorusunun yavas yavas govdeden objektiflere kaydigini goruyorum. Tabii ki hala “D90 mi 550D mi” diye soranlar var, ama “18-55 yetmiyor ne alsam” diyenlerin sayisi ciddi oranda artti. Bu ne demek? Demek ki insanlar govde aldilar, artik sira lenslere geliyor. Turkiye piyasasi olgunlasiyor mu ne? (evet cok iyi niyetli oldugumun farkindayim, ama cok da yalan degil). Bu demek degil ki govde satislari azalacak. Son birkac yildir DSLRlar ciddi ucuzladi ve cok cesitlendi. Kompakt alacak insanlar bile fiyatlari gorup DSLR’a yoneldiler, iste simdi bunlar yavas yavas “acaba daha ne var” diye meraklanmaya basladi. DSLR govde piyasasinin onu hala acik. Aslinda markalar fiyatlara biraz daha dikkat etseler piyasa cok canlanacak ama bazi objektif ve govde fiyatlari hala Amerika fiyatlarinin iki katindan fazla. Gordugum kadariyla bu konuda Sony (surpriz bir sekilde) en iyisi. Garantili NEX ve “bazi” A-bayonet   objektif fiyatlari Amerika ya da Avrupa ile ayni, bazen daha ucuza bile alabiliyorsunuz.

Objektif secimi ile ilgili olarak cok fazla Turkce kaynak ne yazik ki yok. Tabii ki var, ama cok kapsamli degiller. Bascek’te gordugum su yazilari tavsiye ederim: Olympus (4/3) lensler, lens alirken nelere dikkat etmeliyiz, Canon lens rehberi (2011), Canon genel kullanim lens rehberi. Birkac farkli site daha:
http://www.hakkiceylan.com/objektif-secimi-yaparken-nelere-dikkat-etmeliyiz
http://www.turknikon.com/pahali-profesyonel-ve-ucuz-lensler-arasindaki-temel-farkliliklar-nelerdir-9597

Birkac yazi daha gordum ama pek derli toplu degillerdi. Siz biliyorsaniz burada paylasin.  Turkce kitaplara hic bakmadim, iyi kaynaklar olabilir.

Peki konumuz ne? Aslinda su anda bunlari yazarken tam bilemiyorum 🙂 “ Objektif secimi” konusu govde seciminden daha cetrefilli. Neden? NEDEN?

Birkac forumdan alintiladigim su sorulara bakin (birebir aldim, herhangi bir duzeltme yapmadim):

  • Tokina 11-16mm-canon Auto Focus Varmi
  • Nikon 50mm Lensler?
  • Nikkor 70-300 Mü Simga Mı Tamron Mu
  • Geniş Açı Objektif Tavsiyesi
  • Canon 100-400 L Mi 70-300 L Mi
  • Af Motorlu Makina – Af Motorsuz Lens
  • Sigma İyi Midir?
  • 18 55 Vs 50mm 1.8 Canon
  • 70-300 Vr’siz Alınır Mı?
  • 18-55 yerine ne almaliyim?
  • Canon 70-300USM mi 55-250IS mi?
  • Canon 75-300 nasil?
  • Minolta AF 50mm F1.7 ya da Sony AF DT 50mm F1.8 SAM ?  
  • Kus cekmek icin hangi objektif?
  • En keskin lens hangisi? (10 puanlik uzman sorusu)
  • En kaliteli lens markasi hangisi (raki sofrasinda ulkeyi kurtarsak daha sancisiz olur)
  • En iyi lens hangisi? (bence en iyi lens insanin kendi uzerine yakisani giymesidir)
  • Yardim lutfen, cok acil! (bu ne be?)
Bu sayfada ve sonrakinde (insallah) bu sorularin bir cogu cevap bulacak.
“IşAkışDiyagramı” denen birsey var. Bilen bilir şekerim 🙂 Herhangi kompleks bir ise baslarken İşAkışDiyagramına sahip olmaniz sizi rakiplerinizin bir adim ilerisine tasiyacak, cunku eger bunu cizemiyorsaniz aslinda ne yapacaginizi bilmiyorsunuz demektir. Peki bu dalga nedir? Iste bir ornek:

Gordugunuz gibi, cok basit bir konuda bile ayni anda bircok karar verebiliyoruz. Hatta arada atladigim bircok basamak bile var, ornegin peynir-ekmek tost mu olacak? Kepekli ekmek olur mu? Peynir hangisi olacak? Pizza secersen ne tip istersin? Ince hamurlu mu?

Bu diyagramlari hazirlamak bazen zor oluyor, bazense cok kolay ama her durumda hazirlamaya calisin, inanilmaz faydali oluyor. Isleyisteki olasi hatalari acikca gorebiliyorsunuz.

Bakin baska bir ornek:

Ne oldu? Garip mi geldi? Aynen boyle olmadi mi? Biri “dagitin” dedi, butun hazirliklar ve planlar sonra yapildi. Hatta uzun sure maliyet bile belli degildi (belki hala belli degil). Aslinda elbette ki once biri karar verecek ve sonra planlar yapilacak ve en sonunda uygulamaya gecilecek, ama bizde kararin ertesinde zırt diye kanun yapilip pırt diye uygulamaya gecince biraz garip durmuyor mu? Maliyeti ve yol haritasi bile belli olmayan (kabaca da olsa) bir projeye baslamak anca en ücra Afrika ulkesinde olur.

Neyse, konuyu dagitmayalim.

Objektif secimine gelirsek, genelde amatorlerin durumu soyle oluyor:

Sey yuzunden? Aslinda yukaridaki diyagram daha basindan hatali! “Lens almaliyim”a nasil karar verdin? “Lens almaliyim” kararina gelene kadar bir dizi karara varmak gerekiyor. Yani “Sey yuzunden” kutusunun daha once olmasi lazim. Belki soyle:

Dikkat edin, hala “lens almaliyim” demiyorum, “lens almali miyim?” diyorum.
Objektif secimi çetrefilli dedim. Bu konuya girmeden objektiflerle ilgili genel kultur bilgisi verelim.

GENEL OLARAK “OBJEKTIF”

Fotograf ceken aletler genel olarak bir objektife ihtiyac duyarlar. Bu objektifler ultra-genis aci, telefoto, balik gozu, genis diyaframli, sabit odakli, degisken odakli (zoom), makro, tilt-shift, otomatik odakli ya da manuel odakli, tam kare uyumlu ya da “sadece APS-C algilayici uyumlu” gibi bircok kategoriye ayrilir. Bu ozelliklerin biri ya da birkaci ayni objektifte olabilir. Ornegin Nikon 16mm f2.8 objektif, “genis diyaframli – sabit odakli – tam kare uyumlu – balik gozu” bir objektiftir.

Envai cesit objektif ve lens var. Asagida BH Photo Video’nun sayfasinda 22.06.2012 itibariyle satilan tum “lens”lerin sayisi var:

Yukaridaki listede bazi SLR ve aynasiz sistem lensleri iki defa yer aliyor, biri Amerika garantili biri paralel ithalat, yani teker teker objektif sayisi 845 + 88 degil, daha az. Ama ne kadar az olursa olsun, sonucta yuzlerce objektif var.


DSLR ve aynasiz sistemlerdeki objektiflerin bircok ozelligi var. Onemli olan bazilarini asagida kisaca anlattim. Unutmayin, bunlari ezberlemeye gerek yok, ama kabaca bilseniz yeterli. Sonucta onemli olan sey teknoloji degil sonucta alacaginiz fotografin kalitesi.

ARANA BİRAZ MESAFE KOY: ODAK MESAFESİ

Herseyden once: “Telefoto” objektif ile “zoom” objektif cok karistiriliyor. Uzaga bakabildiginiz objektife “telefoto” objektif denir. “Zoom” denen sey “degisken odakli” objektif demek. Yani 18-55mm de bir zoom, 10-20mm de zoom. Buna karsilik 50mm f1.8 objektif bir “sabit odakli” objektif. Ayrica 500mm f4 VR objektif hem sabit odakli hem telefoto, zoom degil. Bu terminolojiyi bilmekte fayda var.

DSLRlar ile su anda beraber verilen “kit” lenslerin buyuk cogunlugu 18-55mm f3.5-5.6 , 18-105mm f3.5-f5.6, 18-135mm f3.5-5.6 ve 18-200mm f3.5-5.6. Tam kare govdelerle 24-105mm f4, 24-120mm f4 gibi objektifler de verilebiliyor. Buradaki “mm” degeri, lensin odak noktasinin lense mesafesini belirtiyor. Objektiflerin “odak noktasi”nda algilayici bulunuyor.

Cok detaya girmeden, “mm” degeri ne kadar azsa objektif o kadar “genis” bir alani tarar, yani “gorus acisi” o kadar genistir. Ornegin 18-55mm bir objektif Canon 550D uzerinde 18mm’deyken diyagonalde yaklasik 75 derecelik, 55mm’deyken 27 derecelik bir alani tarar.

“… alani tariyor” ne demek? Ahanda bu demek:

18mm’de 75 derece, yani genis. 55mm’de 27 derece, yani biraz dar. Bir daha okuyun: 18mm’de “genis“, 55mm’de “dar“. Bu dar ve genis kavramlarini unutmayin.

Telefoto lensler (ornegin 400mm) ayni zamanda “dar açılı lensler” olarak anilirlar. Sebebi yukaridaki sekilde.

“Açı” meselesinde bir sorun var. Objektifin arkasindaki algilayicinin boyutu buyudukce açı buyuyor! Normal degil mi? Algilayici buyudukce daha genis bir alan gormeye baslar. Liseden Thales teorisini hatirlayin (hani geometri diye bir ders vardi ya?).

Sekli Nikon’un bu sitesinden aldim, sadece Turkcelestirdim.

Yukaridaki sekilde “gorus acisi”nin diyagonal oldugunu farkettiniz mi? Genelde verilen gorus acilari “diyagonal” hesaplanir. Daha yukarida verdigim 18-55mm ornegindeki acilar da boyle diyagonal.

Simdi sekildeki algilayici boyutunu buyutursek, basit geometriden, gorus acisi artmaz mi? Yani lensin sagindaki algilayiciyi buyutursen solundaki kapsama acisi da artar. Bu yuzden tam kare govdeler, ayni lens ile, daha genis bir alani gorebilirler.

Objektifleri acilarina gore siniflandiriyoruz, ama bu “açı” konusu biraz karmasik (detayli bir tablo icin buraya bakin), bu yuzden biz odak mesafesine gore siniflandiralim.

Odak mesafesine gore siniflandirma konusu tam kesin degil, farkli kaynaklarda farkli rakamlar geciyor. Ben en cok kabul goren ortalama rakamlari aldim:

Dedigim gibi, bu tabloyu farkli sekillerde veren bircok kaynak var. Ornegin “normal” aci olarak sadece 43mm’yi kabul eden var, 55-85mm arasini “orta telefoto” kabul eden var vs… Cok buyuk dert degil, sadece “mm” degerinin yaklasik ne oldugunu bilmeniz yeterli. Dikkat ederseniz Tam kare – APSC arasinda 1.5 katlik bir fark var (Canon’da 1.6 ama siz 1.5 dusunun gene), tam kare – m4/3 arasinda da 2 kat var. Bu farklar algilayici boyutlarindan geliyor.

“Telefoto” demek, basitce, “uzagi yakina getirmek” demek. Yani uzaktaki nesneleri cekecekseniz yuksek mm’ye sahip bir objektif isteyeceksiniz. “Ne kadar yuksek almaliyim?” sorusunun cevabi kolay degil, yazinin ilerleyen bolumlerinde bakacagiz.

Not: Objektifteki mm degeri buyudukce uzunlugu da “cogunlukla” artar. Teoride 300mm’lik bir objektifin algilayicidan itibaren 300mm uzanmasi gerekir. Teknoloji gelistikce firmalar bu uzunlugu kisaltmanin yollarini buluyorlar.

Burada dikkat etmeniz gereken birsey var. Diyelim 50mm objektifiniz var, D4 uzerinde kullaniyorsunuz. Ayni objektifi D5100’e takarsaniz objektif 75mm olur mu (1,5 kesme carpani)? Eger 75mm’lik ayri bir objektif almazsaniz, 50mm her zaman 50mm kalacaktir. Ama D5100’de sanki daha uzagi cekiyormussun gibi olmuyor mu? 

Ne demistik? Algilayici boyutu ufaldikca gorus acisi da azalir. Hadi azaltalim:

Manyaksiniz ve Nikon’da Canon 50mm kullaniyorsunuz.
Ne goruyorsunuz? D5100 takinca daha ufak algilayici nedeniyle gorus acisi da daraldi. Objektif ayni objektif, fotograflanan seyin de mesafesi ayni diyelim. D4 daha genis bir alani cekecek, D5100 daha dar. AMA D5100 daha dar bir alani 16 MP’ye islerken D4 daha genis bir alani ayni sekilde 16MP’ye isleyecek. Ornegin D4’te 9x6m bir alan 16MP, D5100’de 6x4m bir alan 16MP olacak. Iste bu durumda D5100 sanki objeyi yaklastirmis gibi oluyor.

Bu avantajli mi? Eger telefoto istiyorsaniz ve cok yuksek ISOlara cikmiyorsaniz elbette avantajli. D4 ile 300mm’de cektiginiz seyi D5100’de sadece 200mm ile cekebiliyorsunuz. Hatta ayni 300mm ile D5100 “sanki” 450mm objektif kullaniyormus gibi yaklasacak ve daha fazla detay verecek. 7D’nin 5DMarkII’den telefotoda daha fazla detay verdigini bu baglantida gostermistim.

Bu soylediklerimiz balik gozu objektifler icin biraz farkli. Balik gozu objektifler ayni odak degerinde daha genis bir açıyı kapsayabiliyorlar. Ornegin Canon 14mm f2.8 L lens diyagonalde 114 derece kapsarken Canon 15mm f2.8 balik gozu lens tam kare makinede 180 derece alan kapsiyor. Ayrica balik gozleri ikiye ayriliyor: Dairesel ve dogrusal. Dairesel olanlar boyle:

Yatayda ve duseyde 180 derece kapsiyorlar, ama algilayicinin tamamini gormedikleri icin koseler karanlik cikiyor. Dogrusal balik gozleri ise soyle:

Bu lens 180 dereceyi goruyor ama daire olarak degil. Yukaridaki iki ornek de Sigma lenslerden.

Bazi balik gozu lensler 180 dereceden cok da gosterebiliyor, ornegin Nikon 6mm 220 derece (bu alet icin bir servet odemeniz gerekiyor).

Tam karede yaklasik 15mm’nin altindaki balik gozleri artik dairesel balik gozu oluyor. APS-C’de bu deger 10,5mm (ya da 10). APS-C’de 8mm ve altindakiler dairesel balik gozu. Balik gozu alirken makinenize gore secim yapin. Tam kare icin uretilmis balik gozleri APS-C’de 180 derece kapsamazlar. 180 derece goren dogrusal balik gozlerine ayrica “Full frame fisheye” deniyor, ama bu “tam kare govde uyumlu” demek degil, “algilayicini tamamini kapsiyor” demek, karistirmayin.
Odak mesafesinden bahsetmisken kisaca perspektiften de bahsedelim.


Yukaridaki gosterim Nikon’un sitesinden.

Perspektiften de bahsetmis olduk…

Tabi pek anlamamis olabilirsiniz. Perspektif sadece ve sadece bulundugunuz noktaya bagli birsey. Odak mesafesine bagli degil. Peki yukaridaki sekilde perspektif nasil degismis? Cunku fotografi ceken, kızı aynı boyutta birakabilmek icin yerini degistirmis. Dikkat ederseniz kızın yeri degismedigi halde odak mesafesi arttikca arkasindaki bina yakinlasmis. Iste bu yuzden “telefoto lensler perspektifi sıkıştırır” derler, yani arka plandakileri objeye yaklastirir. Genis aci kullanirsaniz cektiginiz objeyi arka plandan ayirirsiniz. Bir gece telefoto kullanarak bir arkadasinizi uzaktan cekin ve arka plana Ay’i alin. Ayin arkadasiniza daha yakin duracagini ve boyutunun arkadasiniza yaklastigini goreceksiniz. Sebebi ayni: Perspektif sıkıştırması.

ELIM TITRIYOR

Fotograf cekerken elinizin titremesi sonucu fotograf bulanik cikabilir. Bunu engellemek icin (IS/VR/OS/SR benzeri sistem ya da ucayak olmadigini varsayiyorum) basit bir 1/odak mesafesi kurali var. Yani ornegin 50mm bir objektifiniz ve 5D’niz varsa, minimum 1/50 sn enstantane ile cekmelisiniz ki titresim olmasin. Bu kural bir yere kadar calisiyor, ama:

– Yaklasik 135mm’den sonra enstantaneyi hizlandirmaniz lazim. Ornegin 150mm’de 1/150 pek calismiyor, minimum 1/200 tavsiye ederim. 200mm’de ise 1/300 daha iyi oluyor. 1/odak mesafesi formulu filmli makinelerde 50mm objektifler yayginken onerilen birseydi.
– APS-C govdelerde bu formulu 1/(1.5 x odak mesafesi) yapmaniz lazim. Ornegin Nikon D300s uzerinde 50mm bir objektifte 1/80 onerilir. m4/3 ve 4/3 sistemlerde bu nu 1/(2 x odak mesafesi) yapiyorsunuz. 150mm’den sonra gene bu degeri arttirmaniz lazim. Ornegin D300s uzerinde 300mm’lik objektifte 1/500 altinda titresimsiz fotograf almak zor.
– Govdelerde MP degeri arttikca titresimler artiyor. Neden? Algilayicidaki pikseller kuculunce en ufak titresimi bile fotografa buyuterek yansitiyorlar da ondan. 16, 18 ve ozellikle 24MP’lik DSLRlar titresime 10 ve 12MPliklerden daha hassaslar. Simdi yeni D800’un elestirilen konularindan biri de bu: 1/odak mesafesi formulu calismiyor. Bazilari 1/(2xodak mesafesi) oneriyor.

Gercekten zorda degilseniz 1/(2 x odak mesafesi) kullanin, m4/3 ya da 4/3 ile (1/3 x odak) oneririm. Gerekiyorsa ISO’yu arttirin (duruma gore karar verin, eger gurultu cok artacaksa ornegin ISO800’den ISO1600’e cikin demiyorum). Ben ornegin elde cekerken ISO200’de elimin titreyecegini dusunuyorsam hic dusunmeden ISO400 kullaniyorum. Biraz gurultu el titremesinden cok daha iyi.

MINIMUM ODAK MESAFESI

Objektiflerin odaklanabildigi minimum bir mesafe var, o mesafeden daha yakina odaklayamiyorsunuz. Buna Minimum Odak Mesafesi (Minimum Focus Distance – MFD) deniyor. Bazen onemli olabiliyor. MOM ne kadar azsa buyutme orani o kadar cok oluyor (asagida “MAKRO” basligina bakin). Telefoto objektiflerde bu deger genelde 1 metrenin uzerinde oluyor, 3 metreye kadar cikan var (yani 3 metrenin altinda odak yapamiyorsunuz). Makro ozellikli objektifler normal objektiflere gore daha yakina odaklayabiliyor.

SABİT ODAKLI VE DEĞİŞKEN ODAKLI OBJEKTİFLER


Buna ayri baslik acma ihtiyaci hissettim (cok hisli oldugumdan belki, bilemiyorum).

Degisken odakli objektiflere (DOO) gavurlar “zoom lens” diyorlar. Varifokal objektif de deniyor. Yukarida bahsetmistim ama bir daha soylemem lazim: Telefoto ile karistirmayin. “Uzagi yakina getirmek” icin ihtiyaciniz olan objektif zoom degil, telefoto.

Degisken odak ne demek? Ornegin 18-55mm kit objektifler degisken odakli oluyor. Odak mesafesi 18-55mm arasinda gezdirebiliyorsun. Sen bunu yaparken objektifin icindeki lens gruplari ya da tek bir lens gezerek gelen ışıkları algilayiciya dusurmeye calisiyor (yani ışığı odak noktasına düşürmeye uğraşıyor). Bu islem gorundugu kadar kolay degil. Bazi DOO’ların icinde 20’yi asan lens elemani var, halbuki bu sayi 50mm sabit odakli objektiflerde 5’e kadar dusebiliyor.

Olympus 14-42mm f3.5-5.6 MSC, degisken odakli objektif

Sabit odakli objektifler (SOO), adi uzerinde, odaklari sabit olanlar. Yani 50mm ise 50mm, 400mm ise 400mm, degistiremiyorsun. Bu tip objektiflerde hareketli lens sayisi/grubu cogunlukla bir.

Pentax 55mm f1.4 SDM, sabit odakli objektif

DOOların cok bariz bir avantaji var: Tek objektifle bircok odak mesafesine sahip oluyorsun. Ornegin Tamron 18-270mm f3.5-5.6 VC objektif ile 18mm ile 270mm arasinda butun odak mesafelerini kullanabiliyorsun. Boylece objektif tak-cikar derdi olmuyor ve algilayiciya toz girme olasiligini da azaltiyorsun. Buna karsilik bu objektiflerde cok sayida lens elemani oldugu icin giren ışık çok fazla sayıda elemandan geçiyor ve ışığın kalitesi azalıyor. Bu yuzden genelde en genis ve en dar aci arasindaki oran ne kadar azsa, objektif o kadar daha iyidir.

SOOlar tek bir odak uzunluğuna sahipler, bu yüzden sahip oldukları lens sayısı daha az ve lens dizilimi daha basit. Böylece ışık daha az elemandan geçiyor ve kalitesi çok az etkileniyor, ayrıca objektiflerin boyutu da genelde çok değil. SOOlar fılm zamanında daha popülerdi çünkü DOO yapmak daha zordu.

Sigma 70-200 f2.8 HSM OS’nin lens yapisi. Dikkat edin, genis ve tele acilarda lens yapisi degisiyor.

Yukaridaki Sigma’yi gordunuz mu? On yuz bin eleman var. Buna karsilik Canon 50mm f1.8II’de sadece 6 lens elemani var:

Son yıllarda bilgisayarlı tasarımın ve kalite kontrol sistemlerinin gelişmesiyle DOO yapmak daha kolay oldu. Hatırladıgım kadarıyla Tamron 18-200mm ve ozellikle Tamron 18-250mm’nin basarisi diger ureticileri de bu alanda gelismeye itti. Su anda tum firmalarin en az bir 18-200mm objektifi var (Tokina haric), hatta Nikon 18-300mm objektif duyurdu. Bu objektifleri kullanarak optik birkac eksigi de kabullenmis oluyorsunuz, ornegin keskinlik ve kontrast SOOlar kadar iyi olmuyor, ya da telefotoda otomatik odaklama sorunlari olabiliyor. Ama burada neyden ne kadar vazgectiginiz onemli. Amator biri icin en keskin ya da en mukemmel imaj kalitesi ne kadar onemlidir bilemiyorum. Ben D700 uzerinde Nikon 28-300’den cok memnunum. Tek objektif tasimak cok rahat ve imaj kalitesi bana cok yeterli geliyor. Canon’un 28-300mm L objektifi yillardir profesyonel spor ve haber fotografcilari tarafindan kullaniliyor. D700 ile bazen Tamron 28-300mm VC kullanan profesyoneller de var (Thom Hogan gibi).

Tamron 17-50mm f2.8 de DOO, buna ragmen ben karsilastirmali testlerimde SOOlara yakin performans gordum. Su anda her markanin en az bir tane cok kaliteli DOO’su var. Tam kare icin de 24-70mm f2.8 ya da 70-200 f2.8ler profesyonellerin vazgecilmez objektifleri. Sadece SOO kullanan profesyonel kalmadi gibi birsey, SOOlar artik daha cok studyoda kullaniliyor. Yani sirf DOO diye bir objektiften kacmamak lazim.

HANİ BÖYLE ARKASI BULANIK FALAN YA: DiYAFRAM

“Hani boyle arkasi bulanik bulanik oluyor ya, hah iste onu yapmak istiyorum ama olmuyor” sorunsalinin en buyuk suclularindan biri: Diyafram.

Aslinda diyafram iki ise yarar: Algilayiciya dusen ışığın miktarini ayarlamaya ve alan derinligini belirlemeye.

Pozlama üçgenini duymadiysaniz asagidaki sekle bakin:

Bir fotograftaki ışık miktarina yukaridaki 3 ayar karar verir: f-stop, ISO ve enstantane. İşte objektifteki diyaframin (f-stop) en onemli gorevi bu: Algilayiciya ulasan ışık miktarini ayarlar: Ne kadar genis diyafram acikligi o kadar cok ışık. Yani “f” degeri ne kadar dusukse o kadar cok ışık (“f” rakami ufaldikca diyafram açıklığı genisler).

Önce yaygin f degerlerine bakalim: 0.7, 1.0, 1.4, 2.0, 2.8, 4.0, 5.6, 8.0, 11, 16, 22, 32, 45, 64 vs.. Her deger arasinda yaklasik 1.4 kat fark var (2 / 1.4 = 1.4, 5.6 / 4.0 = 1.4. Yaklasik tabi). Bunlara “tam stop” deniyor (bu “stop” teriminin Tam Turkce’sini bilemiyorum. “Basamak” denebilir belki, ama ben bu yazida “stop” olarak devam edecegim). Her “tam stop” arasi iki kat ışık farkı var. Örneğin f4.0’da f5.6’nin iki kati ışık gecer, f11’den gecen ışık miktari f5.6′dakinden 4 kat azdir cunku arada iki stop var (f11 – f8 – f5.6).

Eski lenslerin bir cogunda sadece bu degerleri secebiliyorsunuz, yani ornegin f1.4 bir lenste f1.4, f2.0, f2.8, f4.0 gibi “tam stop”lar secilebiliyor. Anladiginiz gibi bir de ara degerler var. Bircok DSLR objektifinde f-stop degerlerini 1/2 ya da 1/3 stopluk basamaklarla degistirebiliyorsunuz. Makineniz varsa deneyin, buraya yazmaya gerek yok.

“ışık”denen dalga (tam anlamiyla) algilayiciya gelmeden objektiften geciyor dedik. Objektifin icinde lensler var, ama ayrica bir de birkac parcadan olusan (genelde metal) perde mekanizmasi var. Bu mekanizma algilayiciya giden ışığın miktarini ayarliyor (buradaki duzeltme icin donanimhaber’den ozeba’ya tesekkur. Baska birsey anlatacakken yari yolda fikrimi degistirdim ama 2-3 tumce yanlis olmus, onlari duzelttim).
Işığın gectigi acikliga ecnebiler “aperture” diyor, yani “açıklık”.

Yukaridaki sekli Canon’un sitesinden aldim. Soldaki “Göz”.

Bu açıklığın bir de buyuklugu var. Gozumuzun irisi karanlikta buyur, bol ışıkta ufalir. Objektifteki diyafram acikliginin da ana gorevi bu: Fotografa gelen ışığın miktarini ayarlamak. Aciklik ne kadar buyuk olursa o kadar fazla ışık algilayici ya da filme ulasir (aslinda algilayiciya fazla ışık getirmenin diger yolu da diyafram acikligini uzun sure acik birakmak, ama artik bu baska konuya).
Diyafram acikliginin buyuklugu ” f ” degeri ile anlatilir. ” f ” degeri ne kadar küçükse aciklik o kadar buyuk olur (biraz ters).
En solda f1.4 var. f2.0 oldugunda aciklik daha daraldi. f4.0’i atladim, f5.6 daha da dar. Soldaki uc sekil ideal perde yapisi, ama gercekte durum boyle degil. Perde dedigin sey tek parca degil, bircok parcadan olusuyor. Perde sayisi gunumuz objektiflerinde genelde 5-9 arasinda degisiyor. En sagdaki sekle bakarsaniz 8 perdeli yapi yuzunden diyafram acikligi 8gen olmus. Eski birkac objektifte bu sayi 22’ye kadar cikar.

Pentax 55mm f1.8 SMC. 6 perdeli diyafram yapisi yuzunden 6gen diyafram acikligi var.

Pentacon 135mm f2.8. 15 diyafram perdesi var.

Zeiss 35mm f1.4 . Sadece 3 diyafram perdesi var. O zamanlar Almanya’da hammadde bunalimi varmis galiba…

Ayni objektif tipi icin (ornegin 50mm), maksimum diyafram acikligi arttikca (ya da f-stop degeri dustukce) objektifin boyutlari da artar. Internette Canon 50mm f1.8, 50mm f1.4 ve 50mm f1.2L’in boyutlarini ve kutlelerini karsilastirin. Ayni sekilde 70-200 f2.8L ve 70-200 f4.0L arasindaki boyut ve kutle farki ciddi. 18-55mm kit objektiflerle Canon ve Nikon 17-55 f2.8 lensleri de yanyana koyarsaniz, kit objektiflerin neden f3.5-5.6 uretildigini anlarsiniz (18mm’de f3.5, 55mm’de f5,6). Benzer sekilde, algilayici boyutu kuculdukce ayni f/stop icin gerekli acikligin boyutu da ufalir. Ornegin tam karede f2.8 icin gerekli diyafram acikligi, m4/3 sistemdeki f2.8 icin gerekli olan acikliktan cok daha buyuktur. Kompakt makinelerde bazen f1.8, f2.0 gibi diyaframlar goruyoruz, eger ayni objektifleri DSLRlar icin yapsan boyutlari birkac katina cikarmak zorunda kalacaktin. Olympus XZ-1’in f1.8-f2.5 objektifini Canon 5D icin yapmaya kalksan soba borusunu kalip olarak kullanman gerekir. Yani: Algilayici boyutu ne kadar buyuk, ayni f-stop degeri icin objektif boyutu o kadar buyuk.

Diyafram acikliginin sekli “out-of-focus highlights” (odak disindaki ışıklı kısımlar ya da vurgular) denen şeyi etkiler. Daha dogrusu o “şey”in şeklini etkiler. Bazi arkadaslar hemen “bokeh!” diyecek ama ne yazik ki tam degil. “Bokeh” diye, son yillarda cok meshur olan bir kavram var. İlk üc harfine bakarak yargilamayin, “bokeh” Japonca’da “bulanik” anlamina geliyor. “Bulanik”. Yani her turlu bulaniklik aslinda bokeh. Bokehin kalitesi sadece diyaframin sekline bagli degil.

Hafif dairemsi “out-of-focus highlight”

Besgen  “out-of-focus highlight”

Diyafram acikligi ne kadar genisse o kadar daireye benzer. Bu aciklik kapandikca artik perde sayisi kadar kose sayisi belirginlesir. 5 perdeli Canon 50mm f1.8 f4.0’te yukaridaki gibi 5gen sekiller verir, ama f1.8’de bir ustteki fotograf gibi daireye benzer arka plan etkisi verir.
Bazi lenslerde bu diyafram acikligi her diyafram degerinde dairesel olacak sekilde tasarlaniyor, boylece diyaframi kapatsaniz bile aciklik dairesel kalabiliyor. Ornegin Nikon 50mm f1.4G objektifte 9 diyafram perdesi dairesel sekilde aciklik yaratacak sekilde tasarlanmis. Teoride her diyaframda bu acikligin dairesel olmasi hedefleniyor. “Teoride” diyorum cunku dairesel diyaframa sahip objektiflerin %99’unda belli bir diyafram degerinden sonra arka ya da on plandaki “out-of-focus highlight” bolgelerinde perde sayisi belli olmaya baslar. Dikkat edin hala bokehten bahsetmiyorum.
Surada guzel ornekler var, tavsiye ederim:
http://www.pentaxforums.com/forums/pentax-slr-lens-discussion/85864-out-focus-highlight-demo-focal-length-aperture.html

Tamron, Nikon ve Canon‘un sitelerinde odak mesafesinin etkisini gorebiliyorsunuz. Ozellikle bu ise yeni basliyorsaniz tavsiye ederim.

BURMA BURMA DİYAFRAM BİLEZİĞİ

Tam elektronik objektiflerde diyaframi govdeden degistiriyorsunuz. Tam elektronik olmayan objektiflerin bazilarinda diyaframi sadece objektif uzerindeki diyafram bileziginden, bazilarinda ise hem diyafram bileziginden hem govdeden degistirebiliyorsunuz. Ornek:

Nikon 55mm f2.8 Micro. Objektifin alt kismindaki diyafram bilezigini gorebilirsiniz. Bunu cevirdikce objektifin icindeki diyaframin kuculup buyudugunu kendi gozlerinizle de acikca gorebilirsiniz (bana inanmiyorsaniz).

Canon’un EF ve EF-S, Nikon’un G serisi gibi yeni objektiflerde bu bilezik yok. Zeiss, Voigtlander gibi ureticiler hala bu bilezigi kullaniyorlar.

NET ALAN DERINLIGI (NAD)

Net alan derinligine (depth of field – DOF) gelelim, madem bokeh dedik. Gene kisa gececegiz. Ne kadar genis diyafram, o kadar dar NAD. Diyafram ne kadar dar, o kadar genis NAD. Basit degil mi?

“Bokeh” denen seyin olusmasi ve miktari bircok etmene bagli:
– f-stop degeri
– Objektifin objeye olan mesafesi
– Arka ya da ön planin objeye olan mesafesi (bokeh sadece arka planda olusmaz)
– Objektifteki camlarin dizilimi ve goruntuyu “oluşturma” (render) becerisi

Aslinda yukaridaki ilk iki madde “net alan derinligi”ni (depth of field – DOF) etkileyen maddeler.
Gene alalim: Net alan derinligi (NAD), en yakindaki net cizgi ile en uzaktaki net cizginin arasindaki mesafe. Ne kadar genis diyafram, o kadar az NAD. Diyafram ne kadar dar, o kadar genis NAD. Objeye ne kadar yakinsin, o kadar az NAD; ne kadar uzaksin o kadar cok NAD. Bir de: Ne kadar cok odak uzunlugu, o kadar az NAD. Ornegin 200mm bir objektifin ayni mesafe ve diyaframda NAD’i 50mm bir objektiften daha az oluyor.

Yukaridaki objektif 400mm olmasi durumunda olusacak NAD, 50mm’lik bir objektifin NAD’indan daha az olacaktir. Benzer sekilde ayni objektifle kaplana yaklasirsaniz NAD azalir. Bu yuzden makro cekimlerinde her zaman kisitli bir NAD vardir, bu alan bazen milimetrelere duser.

Bazen sunu duyarsiniz: On plandaki NAD arka plandaki NAD’in yaklasik yarisidir. Objenin onunde 1 metre NAD varsa arkasinda yaklasik 2 metre vardir. Yani bu oran yaklasik olarak 1:2’dir. Bu pek dogru degil. 1:2 oldugu zamanlar da olabilir, orasi ayri. Ama ornegin makro cekiyorsaniz bu oran 1:1’e yakindir. Portrede de ayni sekilde (yani arka plandaki NAD on plandakine esit ya da cok yakin). Sonsuza odaklarsaniz da bu oran 1:sonsuz olacak. 1:2 aslinda nadir durumlar icin dogru. Internette DOF hesap makineleri var (bu ve bu mesela), onlarla kontrol edebilirsiniz. Bir de bu yazıyı okuyun.

Odak mesafesi / diyafram orani ne kadar yuksekse o kadar iyi bokeh olur derler. Ornegin 135mm f1.8 bir objektifin bokeh kalitesi 100mm f4 bir objektiften daha iyi olacaktir (135 / 1,8 = 75, 100 / 4 = 25). Ama bu her zaman dogru degil. Bulanikligin “miktari” daha cok olur, orasi dogru. Yukarida yazdigim 4 maddenin hepsi bokeh kalitesini etkiliyor. odak / diyafram orani cok iyi bir lensin bokehi cok rahatsiz olabiliyor, ya da arka plani cok yumusak olusturan (render) bir objektif ön planda cok rahatsiz ve karmasik bokeh verebiliyor. Mesela Sigma 50mm f1.4’un bokeh kalitesi iyi gibi gorunse de ufak ışık kaynaklari tek bir daire yerine sogan halkasi gibi gorunuyor (içiçe bir sürü halka).

Yukaridaki sekli photozone.de‘den aldim. Sogan halkalarini goruyor musunuz? Sigma Zeiss’ten daha dairesel olsa da bokeh kalitesi “biraz” rahatsiz.

Peki bir objektifin bokeh kalitesine nasil karar verecegiz? Asagida 1960’li yillarda Amerikali yargic Potter Stewart’in bir dava sirasindaki meshur bir lafi var:

“I shall not today attempt further to define the kinds of material I understand to be embraced within that shorthand description [“hard-core pornography”]; and perhaps I could never succeed in intelligibly doing so. But I know it when I see it, and the motion picture involved in this case is not that.”

Yani amca kisaca diyor ki “pornografiyi tarif etmek zor, hatta ugrassam da beceremeyebilirim, ama birseyin pornografik olup olmadigini “gordugum zaman anlarim“.

Iste bokeh de boyle birsey, nasil oldugunu ancak gordugunuz zaman anliyorsunuz. Yani bir lens genis diyaframli diye iyi bokeh verecek degil.

Burada size bir ipucu (ya da tartisma konusu): Fotograftaki objenin boyu ayni kaldigi surece, 12mm ile de 200mm ile de cekim yapsan, NAD ayni kalacak. Ilginc degil mi?

IŞIK SAÇILMASI (DIFFRACTION)

Işık dedigin sey aslinda bir enerji dalgasi. Her dalganin bir boyu var. Işık dalgalari kendi boyuna yakin bir acikliktan gecerken (ornegin cok ufak bir delik) kenarlara carparlar ve “saçılır”lar. İşte bu olaya “ışık saçılması” denir. Işık saçılmasının olması için illa ufak bir deliğe ihtiyaç yok, ufak bir köşe de yeterli. Örneğin içbükey aynalarda da benzer olay oluyor: Teoride paralel gelen ışığın odak noktasından geçmesi gerekirken “saçıl”ıyor.


Yukaridaki sekle bakin. Dumduz gelen bir lazer ışını dalga boyuna yakin bir delikten gecerse, ışınlar deligin kenarlarina carpip hafif yon degistirecegi icin delikten sonra tam duz devam etmeyecek. Sagda olusan halkalar aslinda tek bir lazerden olusan halkalar. Buna “Airy disk” deniyor. Airy isimli matematikci bir amca bulmus, bir de acaip bir formul uydurmus.

Sebep onemli degil, onemli olan “kucuk delik”. Diyafram araligi ne kadar kucukse ışık saçılması o kadar buyuk dert oluyor. Peki ne oluyor yani? Bu neden kotu birsey? Işınlar olmasi gerektigi gibi tek noktaya dusmedigi icin keskinlik azalmasi oluyor, cok yuksek f-stop degerlerinde (ornegin f45) %100 gorunumde bariz bulaniklik oluyor.

Yukaridaki sekil Canon’dan alinma. Işık saçılması iki şekilde oluyor. Ilki soldaki gibi, ufak bir cisme carpinca. Işık dalgalari ilk basta cisimden gecemiyor ama ilerledikce birlesiyor (bu yuzden el fenerinin 10 cm önüne elinizi tutarsaniz duvarda tam karanlik olmaz, elinizin oldugu yere biraz ışık gelir). Ikinci tür ise yukarida bahsettigim “kucuk delik” olayi. Sagdaki sekil kucuk delikten gecen ışığın aldığı hali gosteriyor.

Dikkat edin, algilayici ya da objektif boyutundan bahsetmiyorum, onemli olan o deligin boyutu. DSLR objektifi de olsa, kompakt makine objektifi de olsa delik ayni delik. Yukarida bir yerlerde sunu demistim:  Algilayici boyutu ne kadar buyuk, ayni f-stop degeri icin objektif boyutu o kadar buyuk. Ornek vereyim:
Pentax 50mm f1.4 objektifiniz var. Ayrica Olympus XZ-1 kompakt makineniz var. XZ-1’i 50mm’ye alin ve diyaframi f4.0’a getirin. Pentax 50mm’yi de f4.0 diyaframa aldiginiz zaman Pentax’in acikligi Olympus’un acikligindan birkac kat daha buyuk olacak. Neden? Cunku Pentax’ta algilayiciya ayni miktarda ışığı dusurmek icin diyafram daha fazla acilmak zorunda (ne kadar buyuk algilayici, o kadar genis aciklik).

Simdi, ne demistik? Ne kadar kucuk delik, o kadar cok ışık saçılması. Bu durumda hangi sistem daha avantajli? XZ-1’de diyafram cok daralmak zorunda kalacagi icin daha fazla saçılma olacak. Bu yuzden kompakt makinelerde ışık saçılması daha erken başlar, hatta mümkünse f5.6’yı aşmamak gerekli.

Işık saçılmasını etkileyen diğer bir kavram da algilayicidaki her bir pikselin boyutu. Bir algilayicida ne kadar cok MP varsa pikseller o kadar cok kuculecegi icin, ışık saçılması daha erken başlar. Ornegin 8 MP’lik DSLRlarda f16 rahatca onerilirken yeni 16 ve 18MP’lik DSLRlarda f11’de ışık saçılması etkileri goruluyor. Yeni D800 icin bu degerin f5.6 oldugunu soyluyorlar!!

Objektif ne kadar mukemmel olursa olsun, ışık saçılması belli bir diyaframdan sonra bu olay yaşanır. Bunun sebebi ışığın dalga karakteri. Eger bir objektifin performansini ışık saçılması limitliyorsa (yani o limite kadar herşey mükemmelse)  o objektife “saçılma limitli – diffraction limited” objektif diyorlar.

Yalniz, bu olay amatorler icin cok dert olmamali. Eger fotograf gerektiriyorsa f16/f22 ve hatta f32 bile kullanilabilir. Ozellikle makro ya da manzara cekenler f22’yi sıkça kullaniyor. Biraz keskinlestirme ile (ornegin Unsharp Mask) kaybolan detaylarin bir kismi geri getirilebilir.

Ilginc bir bilgi: Cok kucuk molekullerin gorulebilmesi icin elektron mikroskobunun kullanilma sebeplerinden en onemlisi ışık saçılması. Bu sorun yuzunden, gorulen ışığın dalgaboyundan daha ufak elektron ışınlari kullaniliyor ki “airy disk”in capi cok kuculsun, boylece cok ufak cisimler gorulebilsin.

HIPERFOKAL MESAFE – HM (HYPERFOCAL DISTANCE)

Hemen Hiperfokal Mesafe’nin tanimini yazalim (bircok tanimi olsa da, en cok kullanilani): Hiperfokal mesafe, o noktaya netleme yaptığımızda, sonsuzdaki nesneleri kabul edilebilir derecede keskin çekebileceğimiz en yakın mesafedir. Daha basit ifade ile, azami alan derinliği elde edebilmek için odaklama yapmamız gereken noktadır. Bu tanimi Bascek‘ten aldim. Tanim hatali degil, sonucta uluslararasi kabul gormus bir tanim. Yani belli basli kaynaklara gitseniz ayni tanimi goreceksiniz.

Teori ne guzel degil mi? HM’nin formulu de basit (en azindan bir tanesi):

f: odak mesafesi, N: f-stop degeri, c: Circle of Confusion degeri
c degerini Nikon FX govdeler icin 0.033, DXler icin 0.02 oneriyor. Canon’unkiler de yakin: 0.03 ve 0.019.

Yani, hesap kolay. Nefis. Ama…

HM ne yazik ki filmli makineler zamanindan basimiza kalan bir bela. Bir efsane gibi yayildi,  bircok duzgun insan da bunu dogru sanip etrafa anlattilar. Bir ara ben de “aa ne guzel birsey bu” demistim, ama gercek fotograflara bakinca…
Peki neden buna bela diyorum?

Yukaridaki tanimi bir defa daha okuyun. İlk sorun su tabir: Kabul edilebilir keskinlik. Kabul edilebilir? Kim kabul edecek? Hangi kistaslara gore? Baski boyutu ne olacak? Ne kadar mesafeden bakacaksin? Kodak’in meshur oldugu donemlerde bu hiperfokal denen zikkim cok kullanilirdi cunku film dedigin seyin cozunurlugu cok olsa da baskilar cok buyuk ve kaliteli degildi, dolayisiyla 1960lardaki “kabul edilebilir” kalite ile DSLR zamanindaki kalite “biraz” farkli. 

Ikinci sorun CoC sorunu (Circle of Confusion). Sayisal makinelerini CoC degeriyle filmli makinelerinki cok farkli. Algilayicinin yapisi, MP degeri ve buyuklugu vs.. derken bir suru etken bu degeri etkiliyor. Bu sayfadaki hiperfokal mesafe hesabinda baski boyutu ve ne kadar mesafeden bu baskiya bakacagin da soruluyor, ve her degere gore HM denen dalga ciddi degisiyor. Peki 8MP DSLR ile 24MP’lik DSLR icin ayni CoC degerini mi kullanmaliyiz?

Size HM’nin ne gibi durumlarda ise yaradigini soyliyim:
– Ornegin bir cicek bahcesi cekeceksiniz, ve bahce bayagi uzun. Siz yakini da uzagi da “olabildigince” odakta tutmak istiyorsunuz ama f-stop degerini de cok arttirmak istemiyorsunuz (“ışık saçılması”nı hatırlayan?). Bu durumda HM degerini bir sekilde hesaplayip bahcenin “buyuk bir kismini” odaga alabilirsiniz.
– Ikinci bir senaryo. Kumsalda guzel guzel renkli ve sekill taslar var, denizin rengi guzel, ufukta bulutlar vs.. var. Taslari ve denizin “buyuk kismini” NAD icinde tutmak istiyorsunuz. Bu durumda HM’yi hesaplayip odagi o mesafeye ayarlarsaniz, taslar ve denizin buyuk bir kismi odak icinde kalir. Dikkat edin, ufukta bulutlar dedim. Denize bakarsaniz ufuk cizgisinde cok detay yoktur, yani cok keskin olmasina gerek yok.

Peki HM ne zaman ise yaramiyor?
– Genis acili bir objektifiniz var, manzara cekiyorsunuz ve cooook uzaklardaki (sonsuz) daglarin da net olmasini istiyorsunuz.
– Orta şeker telefoto bir objektifiniz var (ornegin 90mm), uzaktaki daglari ve NAD icinde ama yakin plandaki agaclarin da net olmasini istiyorsunuz.
– A3 veya daha buyuk baski alacaksiniz. Bu durumda, modern murekkep ve baski teknolojilerinin de yardimiyla, HM’ye bagli kalirsaniz sonsuz ya da yakin bolgeler  odaklanmamis gibi gorunecek.

Cok acik soyliyim: Sadece HM’ye guvenirseniz sonsuzun ve/veya yakin planin (teoride net olmasi beklenen) bulanik cikmasini “garanti”lemis olursunuz. Yani manzara cekiyorsaniz ve HM kullanacaksaniz bilin ki sonsuzdaki objeler (ornegin cok uzaktaki daglar) bulanik cikacak. Eger cok uzaklar ya da cok yakin mesafe sizin icin onemliyse, HM kullanmayi unutun.

Alacaginiz baski ya da yayinlayacaginiz ortamda (internet, e-posta vs..) fotografin boyutu ufaksa ise yarayabilir. Ama bu kosullarda zaten diyaframi f32 yapsan bile olusacak keskinlik kaybi gorulmeyecek ki? Ya da 4×6″ baski alacaksan f96 da yapsan ışık saçılmasının etkisini goremeyeceksin.

Peki ne yapmak lazim?

– Birinci cozum, diyaframi arttiracaksin. Bir onceki paragrafta dedigim gibi, eger sizin icin cok yakin ya da cok uzaklar onemliyse HM’yi unutun, tek cozum f-stop degerini arttirmak. Profesyonellerin cektigi manzara fotograflarina dikkat edin, %90’i f16 ve uzeridir. Kimse “aman benim objektifimin en keskin degeri f8, o yuzden f8’i gecmiyim” demez.

– Ikinci cozum, HM’yi hesaplayip uzerine bir miktar eklemek. Ornegin sizin icin sonsuzdaki objeler onemliyse HM 1.5 metre cikiyorsa 3 metreye odaklayin, 15 metre cikiyorsa 20-25 metreye odaklayin. Yakindaki objeler onemliyse biraz cikarin (ama daha az miktarda).

– Ucuncu cozum, TS-E ya da PC-E objektif kullanmak. Bu objektiflerde odak duzlemine bir açı verebiliyorsunuz, boylece f-stop degerini arttirmadan NAD miktarini ciddi arttrabiliyorsunuz.

– Dorduncu cozum, bir dusuk f-stop degerine gore HM hesaplamak. f8 cekmek istiyorsaniz f11’e gore hesap yapin ve o degeri kullanin (gene de guvenmezdim).

Ben normal objektiflerle net olmasi gereken objeyi odakliyorum, sonra gerekliyse f-stop degerini arttiriyorum. Eger cekecegim manzarada yakinlardaki detaylar onemli degilse f8-f16 arasinda sonsuza odakliyorum, ve mutlu mutlu evime gidiyorum 🙂 Eger cekecegim bolge cidden uzaksa f5.6 bile olur (üçayağım yoksa ve yüksek ISO istemiyorsam).

Ozetle, kesin kurallar yok, her durumda karar vermek en iyisi.

Birkac baglanti:
http://www.northlight-images.co.uk/article_pages/hyperfocal_distance.html
http://www.bythom.com/hyperfocal.htm

Not: HM kavramini ozellikle yerin dibine soktum. Eger “aslinda kullanilabilir ama…” dersem insanlarin kolayina geliyor ve istisnalari unutup surekli kullanmaya calisiyorlar. Ne yaptigini bilirsen sorun yok, ama bilmiyorsan HM yontemi hic de iyi sonuc vermiyor.

REX, YAKALA OĞLUM!: ODAKLAMA


Odaklama onemli. (ozel bir amaciniz yoksa) Odaksiz fotograf, otobuste yaninizda buram buram ter kokan biri kadar rahatsiz eder, bir an once oradan uzaklasmak istersiniz. Hatali odak gözü rahatsiz eder cunku gozunuz surekli odaklanmak ister. Objektif ne kadar keskin kontrastli olursa olsun, odak kotu olursa degeri yok.

Objektiflerde odaklamak iki turlu oluyor: Elle (manuel) ve otomatik.

Tamron’un sessiz otomatik odaklama motoru, PZD


Otomatik odaklama iki turlu yapiliyor:
– Phase-detection
– Contrast based (kontrast-karşıtlık bazlı)

Detaya girmiyorum, ama ikisi de aslinda kontrast (karşıtlık) temeline dayali. “Phase-detection” sistemler DSLR ve SLRlarda yer alir. Genel olarak daha hizlidir, dusuk isikta daha tutarlidir ve takip yetenegi daha iyidir. Buna karsilik odak hatalari kontrast bazli sistemlere gore daha fazladir. Kontrast bazli sistemler kompakt makinelerde ve hemen hemen butun aynasiz sistemlerde yer alir. Gecmiste daha yavasti ama son nesil aynasiz sistemler odagi ilk yakalamada “Phase detection” kadar basarili. Ornegin Olympus OM-D (hizli bir objektifle) en hizli DSLR kadar hizli odaklayabiliyor. Buna ragmen dusuk isikta hala tutarsizlar ve surekli odak becerileri (ornegin kosan bir sporcuyu takip etme) hala felaket kotu. DSLRlarin %99’u canli onizleme sirasinda “phase-detection” yontemini birakip kontrast bazli odaklama yapiyor. Bu yuzden bircogu bu modda hantal, ornegin video cekimi sirasinda surekli otomatik odaklama DSLRlarin cogunlugu icin hala cehennem azabi, aynasiz sistemler bu konuda cok daha iyi. En son Canon 650D’de phase-detection ve kontrast bazli odaklama ayni anda yapiliyor, bu yuzden video cekimi sirasinda otomatik surekli odaklamanin daha iyi oldugunu soyluyorlar (STM objektif kullaninca).

Cekeceginiz sahnede karsitlik dusukse otomatik odaklama zorlanir. Ornegin duz renkli (beyaz, siyah farketmez) bir duvara odaklanmak imkansiz gibi birsey. Bulutsuz gokyuzu de ayni sekilde. 

Otomatik odaklamayi firmalar farkli sekillerde yaptirabiliyor. Bazilari odak motorunu govdeye koyuyor, bu motor objektifteki bir mekanizmayi dondurerek odagi sagliyor. Bazilari odak motorunu objektife koyuyor boylede govdede otomatik odak motoruna gerek kalmiyor, bazi markalarda odak motoru hem govdede hem bazi lenslerde oluyor. Bu konuyu basitce anlatalim:

Canon: Canon 1987’de radikal bir karar alarak objektif-govde baglanti bayonetini degistirdi, FD’den EF’ye gecti. Bu bayonet tam elektronik (EF = Electronic focus), yani herhangi bir mekanik baglanti yok. Bu yuzden butun EF ve EF-S lenslerde otomatik odak motoru var, yani govdede odak motoruna gerek yok. Canon icin objektif ureten diger firmalarin objektiflerinde de mecburen odak motoru var. Bunun avantaji şu: 1987’den sonra cikan butun Canon govdeleri butun EF ya da EF-S objektifler ile (tabii ki manuel objektifler haric) otomatik odak yapabilir, buna giris seviyesi modeller de dahil. Benim bildigim su anda özel amacli TS-E ve MP-E objektifler haric butun Canon EF ve EF-S objektifler otomatik odakli.

Canon’un “egitim” sayfalarinda ciddi guzel bilgiler var. Bunlarin AF ile ilgili kismi burada. Sayfanin ustlerinde “Browse the categories” baglantisina tiklarsaniz diger kategorileri de gorursunuz. Ornegin “Lenses” konusu bayagi detayli. Ama elbette ki Ingilizce gerektiriyor.

Nikon: Nikon kendi F bayonetini 1959’dan beri degistirmedi. Otomatik odakli ilk objektifler govdeden kontrol ediliyordu (AF ve AF-D olanlar). Nikon AF ve AF-D objektifler bu sekilde, govdedeki motor sayesinde otomatik odak yapabiliyor. 1992’de tanitilan AF-I (Autofocus – Internal) ve 1996’da AF-S (Autofocus – Silent) objektiflerle beraber Nikon da yavas yavas Canon gibi motoru objektife kaydirmaya basladi. “Yavas yavas” dedim cunku Nikon hala AF-D lens uretiyor. Piyasada da cok miktarda ikinci el AF ve AF-D objektif var. Teoride mevcut tum Nikon makinelere butun F bayonetli objektifler takiliyor (bazilarina bazi govdeler icin modifikasyon gerekiyor). Burada bir sikinti var (aslinda birden fazla). Nikon D40’tan itibaren govdedeki odak motorunu kaldirdi, boylece giris seviyesi Nikon govdelerin hicbirinde (D40-D5100 arasi) odak motoru yok ve otomatik odaklama icin AF-I ya da AF-S objektif kullanma zorunlulugu geldi. Yani AF ve AF-D objektifler giris seviyesi Nikonlar’da otomatik odak yapmiyor, manuel odak yapmak zorundasiniz. Ben sahsen Nikon’un bu tavrina uyuz oluyorum cunku elimde bircok AF-S olmayan objektif var ve cok istedigim D5100’u bu yuzden almiyorum. D5100 + 80-200 f2.8 push-pull ya da 180mm f2.8 AF-D harika olurdu bence. Odagi gecelim, bazi eski objektifler giris seviyesi Nikonlar’a takilmasina ragmen pozlama yapmiyor (bazilarinda menulerden bir ayarla pozlama geri geliyor), ya da tum secenekleri kullanilamiyor. Sirf bunun icin internette bircok sitede uyumluluk tablolari uretilmis. Bu site onlardan biri.

Daha ust seviye Nikonlar’da sorun yok, onlarda govdede odak motoru var (en azindan simdilik).

Sony, Pentax, Olympus: Bu markalarin Nikon gibi bir derdi yok, ne alirsaniz uygun objektifle otomatik odak yaparlar.

Tamron, Sigma, Tokina: Bu markalar yukaridaki firmalarin govdeleriyle uyumlu objektif uretiyor. Nikon D40 cikana kadar sadece Canon uyumlu objektiflerinde otomatik odak motoru kullanmak zorundaydilar, bu yuzden uzun sure bu markalarin bircok objektifi giris seviyesi Nikonlar’da otomatik odak yapamadilar. Artik yeni uretilen tum Nikon uyumlu objektiflerde odak motoru var. Siz gene de ikinci el alirken arastirin, bazi objektiflerin eski modellerinde odak motoru yok.

Elle (manuel) odakli objektiflerde objektifin cevresindeki bir halkayi cevirip odagi gozunuzle ayarliyorsunuz. Bircok makinede odaga yardimci olacak uyari sistemleri var. Genelde optik bakacta odak yakalandigi zaman uyari verilir, bazi modellerde bir ışık yaniyor ya da D700 gibi govdelerde odagin ileride mi geride mi oldugunu soyleyen gelismis yardimci sistemler var. NEX ve yeni Pentax K-30’da LCD ekraninda odaklanan bolgeyi gosteren yardimci sistemler de var (“focus peaking” deniyor).

Nikon 55mm f2.8 AI Micro. Hala sifir olarak satilan manuel objektiflerden biri.

Manuel lensler genelde eski olanlar, ama bazi firmalar hala manuel objektif uretiyor. Zeiss’in ve Voigtlander’in tum ve Nikon’un guncel bazi objektifleri (ornegin 55mm f2.8 mikro ya da 20mm f2.8) manuel odakli. Manuel odakli lenslerin odak halkalari yumusak ve hassas olurlar. Bazilari elle odaklamayi sever, ayrica film cekiminde elle odaklama her zaman tercih sebebi. Kisisel gorusum: 5DMarkII ve D700 kullanirken manuel odaklamak zevkli ama APS-C govdelerin ufak optik bakaclarinda pek keyifli olmuyor. Makro cekerken de manuel odak yapmanizi oneririm.

Objektiflerde odak motorlarinin da turleri var (cok bela birsey degil mi bu teknik konular?). Ilk nesil motorlar basit elektrik motorlariydi, artik bircok objektifte elektronik ultrasonik hipersonik piezo vs.. gibi artistik isimlerle anilan sessiz motorlar kullaniliyor. Kisaca yazalim:

USM (Ultrasonic motor) ve STM (Stepper Motor): Canon’un sessiz ve hizli motoru. Saniyorum bu tur sessiz ve hizli motoru ilk Canon cikardi (bunu bilmek ne isimize yarayacaksa). Benim kullandigim tum Canon objektifler Nikonlar’dan daha hizli odakliyor, hatta 550D uzerindeki 24-105 D700 uzerindeki 3 AF-S objektifimden bile daha hizli odakliyor. Nikon 70-200 f2.8VR’in bu konuda iyi oldugunu soyluyorlar ama ben birebir denemedim. Hemen hemen butun USM objektiflerde odak yakalandiktan sonra odagi elle degistirebiliyorsunuz. Ornegin portre cekerken alet goz yerine kulagi yakaladi, hemen elle duzeltip cekimi yapabiliyorsun. Ilk nesil ucuz USM objektiflerin bazilarinda bu ozellik yok.

STM, Canon’un yeni 40mm f2.8 STM ve 18-135mm f3.5-5.6 STM objektiflerinde kullandigi teknoloji. Sessiz ve video sirasinda surekli odaklama yapabilmek icin kullaniliyor. USM kadar hizli degil, ama cok yavas da degil. Bu objektifler yeni Canon 650D ile video sirasinda surekli odaklama yapabiliyor.

Canon EF 100mm f2.0 USM objektif. Portre icin uygun.

AF-S (Autofocus – Silent): Nikon’un sessiz motoru. Canon’daki gibi hizli diyemiyorum cunku AF-S motoru kullanilan tum objektifler hiz canavari degil. Ornegin 50mm f1.4G eski 50mm f1.4D’den daha yavas odakliyor. Yeni 50mm f1.8G de f1.4G’den daha hizli. Kit lens olan 18-55mm AF-S de hiz sampiyonu degil. Buna karsilik 70-200mm f2.8 VR, 200-400mm f4 VRII gibi ust seviye objektiflerin hiz konusunda sorunu yok. AF-S olan butun objektifler D40 ve sonrasi giris seviye Nikonlar’da otomatik odak yapiyor. Bircok AF-S objektifte, Canon USM gibi, odak yakalandiktan sonra odagi elle duzeltme olanagi var.

nikon af-sHSM (Hyper Sonic Motor): Sigma’nin sessiz odak motoru. Sigma bu motoru artik bircok objektifinde kullaniyor, ama bu sistem biraz Nikon’daki gibi, yani sadece sessiz. Bazi giris seviyesi Sigma HSM objektifler cok hizli odaklamiyor, ama ornegin 150mm f2.8 makro lensin odak hizi cok tatminkar. Odak yakalandiktan sonra elle duzeltme olanagi var.

PZD (Piezo Drive) veya USD (Ultrasonic Silent Drive): Tamron’un sessiz odak motoru. 70-300mm VC’de “Ultrasonic Silent Drive” kullanmislar. USD’nin daha hizli oldugu soyleniyor.

SD-M (Silent DC Motor): Tokina’nin sessiz odak motoru. 16-28mm f2.8’de bir de GMR (giant magneto-resistance) denen bir dalga var, sozde hizli odaklamaya yariyormus. Ben denemedim.

Yeni 11-16’da da SD-M varmis

SDM (Supersonic Drive Motor): Pentax’in sessiz odak moturu. Tokina’ya benziyor sanki degil mi (SDM, SD-M)? Bir aralar Tokina ve Pentax ayni firmanindi, normal yani. Neyse, Pentax bu motoru bazi ust seviye modellerinde kullaniyor. Odak yakalandiktan sonra elle duzeltme olanagi var.


SSM (Supersonic Motor): Sony’nin sessiz motor versiyonu. Odak yakalandiktan sonra elle duzeltme olanagi var. NEX’teki uygulamasini cok basarili buldum, objektifleri cok sessiz.

Maşallah…

SWD (Supersonic Wave Drive): Oympus’un sessiz odak motoru. Bu ismi 4/3 objektiflerde kullaniyor.


MSC (Movie-Stills Compatible): Olympus’un m4/3 sistemi icin kullandigi sessiz motor. Bu objektifler genelde odak yaparken boyut degistirmez (Internal Focus / IF – Icten Odakli (ya da artik herneyse)). Yeni m4/3 objektiflerin bazilari yeni m4/3 govdelerde en hizli DSLRlar kadar hizli odakliyor ve objektifteki lensler bit kadar oldugu icin hic ses cikarmiyor. Canon 24-105mm f4 L IS odak yaparken cok hafif bir fıss fıss ses duyarsiniz, bu ses Olympus 14-42mm II’de hic yok. MSC’nin asil amaci video sirasinda surekli odak yaparken hizli ve sessiz olmak. Odak yakalandiktan sonra elle duzeltme olanagi var.

Panasonic:  Panasonic m4/3 sisteminde “Silent Drive” diye birseyden bahsediyor ama artistik bir isim koyamamislar saniyorum, en azindan ben goremedim ama kullanima bakarsaniz bircok Panasonic m4/3 objektif sessiz ve hizli odakliyor. Hiz olarak Sigma HSM ile benzer buldum, yeterince basarili.

FX, DX, DG, DC, DI, DI II, EF, EF-S… EEE N’OLUYO BE?


Objektiflerin bir diger derdi de örtebildikleri algilayici alaniyla ilgili. DSLRlardan once kolaydi, butun SLR objektifleri guzel guzel 35mm film uyumlu, yani 24x36mm’lik filme ışık dusurecek sekilde tasarlanirdi. Yaygin DSLRlar cikinca APS-C denen bir kavram ortaya cikti. APS-C algilayici 24×36’lik film karesinden daha kucuk oldugu icin ureticiler daha kucuk ve hafif objektifler uretmeye basladilar.

Gene detaya girmeden, marka marka hangi objektif hangi govdeye uyar onlara bakalim (bu liste otomatik odaklama ya da pozlama yetenekleri gozonune alinmadan hazirlandi, yani sadece “takilabilir mi takilamaz mi” listesi):

Canon: 5D ve 1D serisine sadece Canon EF objektifler uyumlu. 7D, 60D ve 650D gibi govdelere EF-S ve EF objektifler takilabiliyor. EF-S objektiflerin arka elemanlari algilayiciya EF lense gore daha yakin oldugu icin EF-S lensleri 5D gibi govdelere takmak pek hayirli degil, arka elemanin aynaya carpma olasiligi var, bu yuzden Canon EF-S objektifler normalde 5D ve 1D serisine takilamiyor bile. Bir sekilde taksaniz bile tum algilayiciyi kapsamayacak ve koselerde bariz kararmalar olacak. Ayrica su anda cok cok kaliteli EF-S lens yok, yani bence 5D’ye 18-55 ya da 55-250’yi takmaya degmez. Belki 17-55 f2.8IS olur, ama o da o kadar pahali ki sat 24-70mm f2.8 ya da 24-105mm f4 L IS al. Bazilari Canon 10-22mm ultra-genis açıyı modifiye edip 5D’ye takiyorlar, bence gene degmez. Onun yerine benzer fiyata Canon 17-40mm f4 L var.

Nikon: Nikon objektiflerini FX ve DX seklinde ayiriyor. DX olanlar sadece APS-C algilayiciyi kapliyor, FX olanlar FX govdelerdeki algilayiciyi da kaplayacak sekilde. Canon’dan farkli olarak DX objektifler FX govdelere takilabiliyor. Ornegin 35mm f1.8 AF-S DX objektif D700’de kullanilabiliyor. Bu durumda makinenin cozunurluk degeri dusuyor (ornegin 12MP’den 5MP’ye, 36MP’den 15MP’ye), ya da koselerde ciddi kararmalar goruyorsunuz. Ilk baslarda “ne guzel, Nikon’da tam kare govdelerde DX lens kullanabiliyorsun, ne kadar da kullanici dostu” diye dusunuyordum ama D700 alip uzerine DX objektif takmak ne kadar mantiklidir bilemiyorum. Yani, hangi objektifi takardin? 18-55? 50-200? Belki 35mm f1.8G. Gidip eski ikinci el FX bir objektif almak daha hayirli.

Pentax: Pentax tam kare govde uretmedigi icin mevcut uretimdeki Pentax objektiflerin %90’i APS-C uyumlu. DA objektiflerin hemen tamami sadece APS-C algilayici icin, FA olanlar tam kare ya da film icin de kullanilabilir (ornegin D-FA makro objektifler). Hatta bircok Limited objektif bile DA. Eger filmli makine kullanmiyorsaniz cok dikkat etmeye gerek yok. Ama benden uyari: Pentax 2012 icinde tam kare bir govde duyurabilir. Boyle olursa eski Pentax lensler de degere binecek, belki 3-5 tane alip elinizde tutmak istersiniz 🙂

Sony: DT objektifler sadece APS-C uyumlu, yani diyafram dairesi sadece APS-C algilayiciyi kapsiyor.

Olympus: Bu sistem cok basit. 4/3 objektif 4/3 govdeye, m4/3 objektif m4/3 govdeye oluyor. Donusturucu ile 4/3 objektifi m4/3 govdeye de takabiliyorsunuz. Ornegin ben 4/3 40-150mm objektifi donusturucu ile E-PL2 uzerinde kullaniyorum. Olympus 12-60 f2.8-4.0 objektifi OM-D ile kullanan da gordum.

Sigma: DC olanlar APS-C, DG olanlar tam kare uyumlu. DC objektifler de 5D ya da 1D’ye takilabiliyor, EF-S gibi bir sinirlama yok. Nikon’da da ayni, DC bir objektifi D700 ya da D800 ile kullanabilirsiniz.

Tokina: Nikon gibi, DX olanlar sadece APS-C uyumlu. Eger isminde DX yoksa tam kare uyumlu oluyor (ornegin AT-X 840 AF D). Sigma’daki gibi DX objektifler bile tam karelere takilabiliyor. Ben 17-40mm f4 L’i alana kadar 5DMarkII uzerinde Tokina 11-16mm f2.8 kullandim, 15-16mm’de kullanabiliyorsunuz (hatta bana sorarsaniz 16mm’de Canon 17-40mm’nin 17mm’sinden daha iyiydi).

Tamron: “Di” objektifler hem APS-C hem tam kare icin, “Di II” olanlar sadece APS-C icin, “Di III” olanlar aynasiz modeller icin.

Aslinda olay basit, sadece bir kere okumaya bakiyor. Yukaridakileri okursaniz buyuk oranda aklinizdaki sorular hallolacak.

TİTRE VE KENDİNE GEL: TİTREŞİM AZALTMA


Bazi markalarda titresim azaltma sistemi govdede, bazisinda objektifte. Dikkat ederseniz titresim “azaltma” diyorum. Bazi markalar titresim “engelleme” diyorlar ama bu mumkun degil. Titresimleri tamamen engellemenin imkani yok.

Canon, IS (Image stabilization): Canon’un kullandigi titresim azaltma sistemi. Canon bu sistemi objektiflerinde uyguluyor. Ilk nesiller 1.5-2 stop kadar fayda sagliyordu ama son nesilde 4 stopa kadar ve hatta dairesel hareketleri de az cok bertaraf edebilen sistemler geldi. Sahip oldugum Canon 100-400mm L objektifteki IS en fazla 2 stopa kadar etkili, Canon 100mm f2.8 L IS ile bazi durumlarda rahatlikla 3,5-4 stop kadar etkili. 1/5’te keskin fotograf cektigimi bilirim. Her Canon objektifte yok.

Nikon, VR (Vibration reduction): Nikon’un VR sistemi de objektifte. Yeni VR II sistmei 3-4 stop arasi titresim azaltma sagliyor. Nikon 28-300mm objektifteki VR sisteminden cok memnunum, ama nedense Canon’daki kadar cabuk devreye girmiyor gibi. Bazen elimi deklansorden cekip bir daha basmam gerekiyor ki VR calismaya baslasin. Her Nikon objektifte VR yok.

Sigma, OS (Optical stabilization): Sigma da son birkac sene icinde objektiflerine OS sistemi koymaya basladi. Sigma 4 stop kadar etkili oldugunu iddia ediyor ama kullanicilar ve test yapanlar 2-3 stop arasi etkili oldugunu soyluyorlar. Ilk nesil OS objektifler biraz fazla pil harciyordu, yeni nesillerde o sorun kalmadi. Sigma artik 150mm f2.8 makro ve 70-200mm f2.8 HSM gibi iddiali objektiflerine de OS koymaya basladi. Rekabet iyi birsey.

Sigma 180mm f2.8 Macro OS. f3.5 versiyonundan cok memnunum, tahminen bu da cok iyidir.

Tamron, VC (Vibration compensation): Tamron’un titresim azaltma sistemi. 18-270mm, 28-300mm gibi cok tutulan objektifleriyle basladi, sonra 17-50mm f2.8 gibi fiyat/performans objektifine de koydu. En son 24-70mm f2.8 VC’de gorduk. VC sistemi ilk harekete gectiginde optik bakacta sert bir titreme goruyorsunuz, sahne sonra sabitleniyor. Canon IS ve Nikon VR daha yumusak gecis yapiyor. Ama VC devreye girdikten sonra sorun yok.

Tamron VC

Tokina: Titresim azaltmayi kullanmayan birkac nadir firmadan biri.

Olympus, Pentax: Titresim azaltmayi govdede kullaniyorlar. Butun Olympus m4/3 govdelerde ve E-5XX ve uzerindeki 4/3 govdelerde titresim azaltici sistem var. Pentax’in da butun guncel modellerinde titresim azaltici sistem var. Olympus Supersonic Wave Drive, Pentax SR (Shake Reduction) diyor. 

Sony, OSS (Optical SteadyShot) ve SSS (Super SteadyShot): Sony DSLR sisteminde titresim azaltici sistemi govdeye, NEX sisteminde objektiflere koydu. DSLR’daki ismi SteadyShot ya da Super SteadyShot (SSS) diye geciyor, NEX’te objektifteki sistemin ismi Optical SteadyShot (OSS). NEX sistemindeki bayagi basarili. Hatta tarihte ilk defa 50mm bir objektife titresim azaltici koymayi basardilar, hem de optik olarak ödün vermeden.

Panasonic, OIS ya da Mega OIS (Mega Optical Image Stabilization): Panasonic de titresim azaltici sistemi objektifte kullananlardan. Ben bayagi basarili buluyorum. Dedikodulara gore m4/3 govdelerinde kullanacagi bir titresim azaltici sistem uzerinde de calisiyormus.

Akla ilk gelen soru: Peki hangisi daha iyi?
Aklima ilk gelen cevap: Sana ne?

Kaba bir cevap ama, buyuk oranda dogru. Bir firmanin kullandigi titresim azaltici teknolojisi DSLR sistemi secerken secim kistaslarinda ilk siralarda yer almaz, alamaz. Ondan once yuz tane secenek var, sen once onlara bak.

Neyse, kisaca bahsedelim. Optik tabanli sistemler “genelde” govde bazlilara gore daha basarili. Cok daha iyi degil, ama genel manada optik bazli sistemler tercih edilir. Govdedeki sistemin avantaji, her objektifle kullanilabilmesi. Optik sistemde sahnenin sabitlendigini optik bakacta da gorebiliyorsunuz, daha tutarli calisir ve video sirasinda algilayicinin isinmasina sebep olmaz. Objektifteki titresim azaltma sistemi bir ara “daha pahali” diye elestiriliyordu ama objektif fiyatlarina bakarsaniz durum pek oyle degil. Pentax, Olympus ve Sony’nin kaliteli objektiflerinin fiyatlari Canon ve Nikon’un benzer IS/VR’li objektiflerinden hic de ucuz degil, hatta Pentax son 2-3 ayda yaptigi inanilmaz zamla (%80’e varan) objektif fiyatlarini cok arttirdi. Uretim teknolojisi olgunlastikca maliyet farki minimuma iniyor.

Bir de, optik titresim azaltici sistemlerde ek bir lens gerekli oldugu icin optik kalitenin dustugu soylenir. Ilk nesillerde durum boyle olabilir ama teknoloji gelistikce bu sorun da yavas yavas aşılıyor. Ornegin Canon 70-200 serisi, Nikon 70-200 serisi, Canon 100mm f2.8 L IS Macro, Canon ve Nikon’un super telefoto lenslerinin (300mm ve uzeri) IS ve VR’li versiyonlarinda optik olarak hicbir sorun yok. Orta seviye Canon 15-85mm IS ve Nikon 16-85mm VR de ayni sekilde optik olarak cok basarililar. Son Tamron 24-70mm f2.8 VC’nin optik olarak Canon 24-70mm f2.8 (Mark I) kadar iyi, hatta bazi durumlarda daha iyi oldugu soyleniyor.

Konuyu daha acmiyim, bu kadari yeter.

Firmalar arasinda titresim azaltma becerisine gore siralama yaparsak, benim gozlemlerime gore: Canon IS > Panasonic MOIS = Sony OSS = Nikon VR > Tamron VC = Sigma OS

Tekrar soyliyim, bu siralamaya gore objektif ya da sistem secimi yapmak cok dogru degil.

BÖRTÜ BÖCÜK: MAKRO


Makro fotografcilik, aslinda, yakindan cekim yapmak demek. Ama genelde “ufak seyleri fotograflamak” anlaminda kullaniliyor. Belki de bu yuzden Nikon bu ise yarayan objektiflerine makro yerine “Mikro” diyor.

“Makro” deyince akliniza “buyutme orani” gelsin. Bunlar 1:1, 1:4 ya da 0.2x (1:5 demek) seklinde gosterilir. 1:1 demek, cektigin objenin boyutunun algilayici uzerindeki boyutuna oraninin bir olmasi demek. Ornegin 2 cm capindaki bir gazoz kapagini cekiyorsun. Eger kapak algilayicida 1 cm gorunuyorsa, oran 1:2 (0.5x) olur. 1.6 metre boyundaki biri algilayici uzerinde 2 cm’ye denk geliyorsa buyutme orani 2:160 = 1:80 olur.

Bu A:B orani objektifle ilgili bir olay, yani algilayici boyutuyla ilgisi yok. Bir objektif 1:1 objektifse, hangi govdeye taksaniz 1:1 buyutur. Yani 1 cm’lik cismi algilayiciya 1 cm olarak yansitir.

Yukaridaki paragrafi bir daha dusunelim. Elimizde 1:2.5 buyutme yapabilen bir objektif var, Nikon D4 ve D5100’e ayri ayri taksak ayni buyutmeyi mi aliriz? Cevap: Hem evet hem hayir. Hadi bakalim:

Soldaki kirmizi cismi fotograflayacagiz. Cismin boyu 2.5cm. Nikon D4’un algilayici boyutlari 24x36mm. 1:2.5 buyutme yuzunden 2.5 cm’lik cisim D4 uzerinde 1cm olarak gorunecek (ortadaki sekil). Objektif ayni oldugu icin D5100’un algilayicisi uzerinde de 1cm gorunecek (sagdaki sekil). D5100’deki algilayici 23,6 x 15,7mm. Ama hem D4 hem D5100 16MP, yani sonucta ayni boyutta fotograf uretiyor. Bu durumda ne olacak? D5100’deki algilayicinin daha buyuk bir kismi kaplandigi icin D5100 cismi daha buyuk gosterecek! Yani D5100 bize daha buyuk bir sekil verecek.

Algilayici boyutuyla MP degerlerini karistirmayin. Ikisi de 16MP. Simdi yukaridaki paragrafi bir daha okuyun, eminim anlamayanlar var (dogal olarak).

Mesele su ki, ufak algilayicili govdeler genel olarak makro fotografcilikta daha avantajli, cunku daha buyuk buyutme oranlari var. Ornegin Olympus 50mm f2.0 makro objektifin buyutme orani 1:2 olmasina ragmen algilayicisi ufak oldugu icin E-P3 ile cekilmis bir cisim, D700 + 105mm f2.8 mikro (1:1 buyutmesi var) ile cekilince ayni boyutta gorunur.

GERCEK MAKRO OBJEKTIFI

Bazen sunu soyleyenleri gorursunuz: “Gercek makro objektif 1:1 buyutme yapandir”. Ben de soyle diyorum: “Hayir efendim degildir.” Aslinda bunu ben soylemiyorum, gercek bu.

1:1 buyutme yapmayan bircok gercek makro objektifi var. Olympus 50mm f2.0 bunlardan biri, hatta benim bildigim tek degisken odakli makro objektif olan Nikon 70-180mm f4,5-5,6D’nin de buyutme orani 1:1,3 – 1:3,2 arasinda degisiyor, yani o da 1:1 degil. Zeiss 100mm f2.0 da 1:2.

Peki gercek makro objektif nedir? 1:2 buyutme yapan her objektif, ornegin Sigma 70-300mm f4-5.6 Macro da makro objektif mi? Makro objektifleri ozel kilan sey, cok yakin cekimlere ozel tasarlanmalari. Bu ne demek? Asiri yakin cekimler icin odak mekanizmasinin bagli oldugu “helical” adli yapinin normal objektiflerden uzun olmasi gerekli ve objektif icinde “gezen” bir elemanin olmasi gerekli (CRC – Close Range Correction yapan bir “floating element”). Bu iki ozellik tum makro objektiflerde var. CRC olmayan objektiflerde asiri yakin odaklamadan kaynaklanan optik bozulmalar gorulur.

Ama sizin yukaridaki detaylari bilmenize gerek yok, sadece “gercek makro objektif istiyorum” demeniz yeterli. 70-300mm ya da 18-270mm objektifler gercek makro objektifi degil.

Piyasada 1:2 – 5:1 arasi buyutme oranina sahip cok sayida makro objektif var. Ornegin Olympus 50mm f2.0 ve Zeiss 100mm f2.0 objektifler 1:2 buyutme verirken Canon MP-E 65mm 5:1 (yani 1cm’yi 5cm yapiyor, iyi birsey) buyutme yapabiliyor. Ve bilmeyenler icin bir surpriz: Piyasadaki makro objektiflerin %99’u optik olarak harika (%1’i belki duymamisimdir diye verdim, eger kotu bir makro biliyorsaniz soyleyin buraya yazalim). Yani piyasada aldiginiz her makro objektifin keskinligi ve kontrasti standart objektiflerin cok cok uzerinde olacaktir, bu konuda dusunmeye gerek yok. Eski manualler de ayni sekilde.

5x buyutme yapabilen 1-2 objektiften biri: Canon MP-E 65mm

EFEKTIF DIYAFRAM

Yetmezmis gibi, makro objektiflerde bir de “efektif diyafram” denen birsey var. Aslinda bu mesele butun objektifler icin gecerli ama makrolarda cok belirgin. Ornegin 50mm f1.4 bir objektif sadece sonsuzda odakladiginda gercek f1.4 degerine ulasir, odak yaklastikca gercek f-stop degeri artar (ornegin f1.8’e cikar). Normal objektiflerde bu cok sorun degil, pratikte bir etkisi olmuyor sayilir.

Makrolarda durum farkli. Objektifiniz f2.8 olsa bile 1:1 buyutmede o deger (genellikle) f5.6 oluyor! Nasil yani? Ornegin Canon 100mm f2.8 USM makro objektif sonsuzda f2.8’ken siz objeye yaklastikca bu f-stop degeri kuculuyor ve 1:1 buyutmede (yani en dusuk odak mesafesine) f5.6’ya dusuyor! Nikon govdeler bu f-stop degerini govdede gosterirken (f5.6 olarak) Canonlar gostermiyor. Peki bu neden oluyor? Nedeni onemli degil, siz oldugunu bilin yeter 🙂 Çok yakın objelere odak yapabilmek için mecburen bir şekilde algılayıcıya giden ışık azalıyor. Mesele objeye yakinlikla ilgili, sonsuzda f2.8 olan objektif mesafe azaldikca daha az ışık geciriyor.

Peki onemli mi? Normalde cok onemli degil, cunku makine yanlis f-stop degeri gosterse bile pozlamayi dogru hesapliyor. Ama bir objektifte cok onemli: Canon MP-E 65mm f2.8 Macro. Bu objektif 1x-5x (yani 1:1 ve 5:1) arasinda buyutme yapabilen ender objektiflerden. 1x buyutmede objektifin calisma mesafesi (working distance, yani objektifin on lens elemanindan objeye olan mesafe) 101mm, yani 10,1 cm. 5x buyutmede bu 41mm’ye dusuyor. Objektifin ozel yapisindan dolayi, 1x buyutmede efektif diyafram degeri f16 oluyor! Yani elinizde f2.8 bir objektif var, ama aslinda ışık toplama kapasitesi f16! Peki 5x buyutmede ne oluyor? F96!!! Nasil? Eglenceli degil mi 🙂 Iste bu yuzden bu objektif herkese gore degil.

Fotograf DigitalPicture sitesinden.

O masum minik objektif nasil bir yaratiga donusuyor, anladiniz mi? En soldaki tam acilmis, soldan ikinci kapali hali. En sagdaki Canon 180mm f3.5L makro.

PEKI CIKIP EN UCUZUNU ALSAM BANA YARAR MI?

Evet makro objektiflerin hepsi optik olarak cok iyi, ama elbette ki makro objektif secerken dusunmeniz gereken bazi seyler var. Bunlar kisaca:

– Odak mesafesi: Ne cekeceksin? Kisa makro objektifler (45-60mm) genelde ürün cekimi gibi objeye yaklasmada sikinti olmayan durumlarda kullaniliyor. Bu tip objektiflerde alan derinligi sorunu daha az oldugundan ürün cekimi icin avantajlilar. 90-105mm objektifler araya biraz mesafe koydugu icin bocek gibi asiri yaklasmanin zor oldugu seylerin cekiminde kullaniliyor. 150-200mm odak mesafeli objektiflerde bayagi bir mesafeden 1:1 ya da 1:2 boyut alabildiginiz icin bu objektifler bocek ya da orumcek cekenler arasinda populer. Ornegin Sigma 180mm f3.5 Macro’ya Sigma 1.4x Extender takip 252mm bir makro objektifiniz olabilir.

Bu arada ilginc bir bilgi: Canon 180mm f3.5L Macro objektifin uretilme amaci, discilere satmak 🙂 Disciler disleri uzaktan cekebilsin diye bu objektif uretilmis. Bence cok ilginc, tahminen discilerin %99’unun bundan haberi yoktur 🙂 (buradaki ikinci sayfaya bakin)

Sigma 180mm f3.5 Apo Macro + Sigma 1.4x + APS-C bir govde ile uzaydan makro cekebilirsiniz

– Odaklama sirasinda objektif boyutunun degismesi: Eski tip makro objektiflerin boyu odaklama sirasinda cok fazla uzuyor, bircogunda objektifin boyunun iki katina cikabiliyor. Bu durum bocek cekenler icin sikinti yaratabilir cunku odak yaptikca hayvani rahatsiz edeceksiniz. Canon 100mm f2.8 USM Macro ya da Sigma 150mm f2.8 Macro gibi objektiflerin odaklama sirasinda boyutu degismedigi icin boyle durumlarda avantajlari var.

– Odak hizi: Makro ustalari manuel odak yapar, bu sayede gercek odaklanmak istedikleri yeri kendileri secer. Bazi durumlarda ise otomatik odak hizi ve kararliligi ise yariyor. Ornegin biraz uzaktan bir ariyi cekeceksiniz, elle odak yerine otomatik odagi kullanarak arinin hareketlerini daha seri yakalayabilirsiniz, iste bu durumlarda otomatik odak onem kazaniyor. Canon 100mm f2.8 USM Macro bu konuda en basarili olanlarindan.

Canon 100mm f2.8 Macro USM

– Titresim azaltici: Yeni makro objektiflerinde IS/VR/OS moda oldu. Nikon 105mm f2.8 Micro VR, Canon 100mm f2.8 L IS, Sigma 105mm f2.8 OS, Sigma 150mm f2.8 OS ve Sigma 180mm f2.8 OS titresim azaltici sisteme sahip makro objektifler. Makroyu tabii ki ucayakla cekmek isteyeceksiniz ama elde cekmek zorunda kalirsaniz titresim azaltma ise yariyor. Ben Canon’dan cok memnunum.

– Maksimum diyafram acikligi hemen hemen hic dert degil. f2.8 bir makro objektif f3.5 ya da f4.0 bir makrodan daha iyi degil. Normalde makro cekerken NAD milimetreye dusecegi icin zaten diyaframi f11-32 arasinda kullanacaksiniz. Genis diyafram iki konuda iyi olabilir: Bakac daha aydinlik olur ve portre cekiyorsaniz arka plani daha kolay bulandirir (“bokeh” demeyince olayin butun artistligi gidiyor degil mi?)

SORUNLAR VE GIDERME TEKNIKLERI


Objektif yapmak kolay degil. Tek bir buyutecte bile bir suru optik sorun olusuyor, 5-6 hatta 22 elemanli bir objektifte olusmayacagini dusunmek hata. Bu sorunlari gidermek icin firmalarin bir takim numaralari var. Bu numaralara kisaca bakalim:

A- KAPLAMALAR


Objektiflerin icindeki camlar artik envai cesit kaplamayla geliyor. Bu kaplamalar genelde objektife gelen ışınların icerideki lenslerden gecerken ışığın kalitesinin bozulmamasini sagliyor. Tabii ki bunu tamamen yapmak imkansiz ama bazi kaplamalar cidden ise yariyor.

Objektif kaplamalarinin en onemli gorevi yansiyan ışınları engellemek, yani objektifin “ışık geçirimi”ni arttirmak.

Sekli Nikon’un sitesinden aldim ve Turkce’ye cevirdim

Yukaridakini bir objektifin icindeki lens elemanlarinden biri olarak dusunun. Tek bir lensten yansiyan (yani diger tarafa gecmeyen) ışınlara bakin. Simdi bu elemandan birsürüsünü ardarda dusunun (normal bir objektifte oldugu gibi). Derdi anladiniz mi? Ozellikle degisken odakli ve ultra genis acili objektiflerde sorun daha buyuk oluyor.

Disaridan gelen ışınların bir kısmı lensin dis yuzeyinden, bir kismi ic yuzeyinden yansir. Boylece ne olur? Cekmek istediginiz sahneden gelen butun ışınlar algilayiciya ulasmaz. Peki algilayiciya ulasmiyorsa nereye gidiyor?

Sekli Canon’un sitesinden aldim ve Turkce’ye cevirdim

Yukaridaki sekilde kaplamasiz ya da kotu-eksik kaplamali bir objektifte olusabilecek sorunlari goruyorsunuz.

Film zamaninda da kaplamali camlar makbuldu ama DSLRlarla beraber bu adeta mecbur oldu. Sayisal algilayicilar “iç yansıma” denen seye karsı daha hassaslar. Bunun iki sebebi var:

– Algilayicilarin yuzeyi parlak oldugu icin lenslerden gecen ışınlar algılayıcıdan bir daha geri yansıyarak lenslere geri donerler, boylece lenslerde ek ic yansilamalar olustururlar. Bu yansimalar hem fotografin degisik bolgelerinde renk haleleri olarak ortaya cikar hem fotografin genel kontrasti duser.
– Algilayicilardaki her pikselin uzerinde bir “mikrolens” bulunur. Bu lensler objektifin icinde etrafta gezen başıboş ışınları (“stray lights” deniyor) toplayarak kontrastin dusmesine sebep olurlar.

Tum bu sebeplerden dolayi, disaridan gelen ışınları dengelemenin yanında sayisal algilayicilara ozel yapilmis objektiflerde iceriden gelen ek yansimalari da azaltmaya yarayan kaplamalar bulunur.

Tek katli kaplamalar genelde bir ya da birkac dalga boyutunun yansimalarini engeller. Gorunen ışık icinde birden cok renk oldugu ve bu renklerin herbirinin farkli dalga boyutu oldugu icin butun yansimalari azaltmak icin birden cok kaplama gerekir. Tek katli kaplamalara “single-layer coating”, cok katlilara “multi-layer coating” deniyor. Bazi objektif ve filtrelerde SC ve MC kisaltmalari de kullaniliyor. Canon’a gore bazi objektiflerinde gelen ışığın %99.9’unu algilayiciya iletiyormus, Nikon durbunlerinde %99.5 rakamini veriyor ama DSLR objektifleri icin rakam goremedim. 

Modern objektiflerde bu kaplamalar nanometre seviyesinde kalinlikta oluyor. Bu yuzden bazi Nikon objektiflerde “N” harfini gorursunuz, yani “Nano”. Canon buna SWC (Subwavelength Structure Coating) diyor. Sigma “DG Coating” diyor. Pentax SMC (Super Multi Coating), Sony ve Zeiss T*, Tamron BBAR (Broad-Band, Anti-Reflection), Tokina MC (her yerde boyle gecmiyor, birkac yerde boyle gordum). Pentax ve Tamron’da bazen SP de goruyorum (Super Protection).

Ic yansimalardan bahsetmisken, objektifin icinide yuksek miktarda toz birikmisse ya da mantar olusmussa, bunun fotografa en buyuk etkisi ic yansima ve azalan kontrast olur. Bazi eski objektiflerde bu durum goruluyor, alirken dikkat edin. 3-5 tane hic onemli degil.

B- PAZARLAMA ELEMANLARI CALISIYOR: APO, FLD, ASPH, ED, UD, XLD, XD, LD, HLD, HRI, SLD…
 
Ucuz durbunlerde ve buyuteclerde olusan goruntude objelerin kenarlarinda mor-mavi-kirmizi gibi cizgiler gorursunuz. Bu efektler genelde goruntunun koselerinde olusur, ayrica bu bolgeler daha bulaniktir.
 
Sagdaki guvercinin etrafindaki bozukluga dikkat
Yukaridaki bozukluk normal bir camin davranis sekli, yani “cam” dedigimiz sey zaten mukemmel degil. Bu yuzden firmalar bu mukemmel olmayan davranisi duzeltmek icin farkli cozumler gelistiriyorlar.
 
Peki “mukemmel olmayan davranis” ne demek? Yukaridaki fotograftaki bozukluk tek degil, daha niceleri var. Kisaca yaygin olanlarindan bahsedelim:
 
RENK ANORMALLİĞİ/SAPMASI (CHROMATIC ABERRATION – CA)
 
Bilimsel detaya gerek yok. Bir objektif, durbun, mikroskop ya da teleskopta sadece dairesel ya da düz lens elemani kullaninca yukaridaki gibi bozukluklar meydana gelir. Sebebi basitce asagidaki gosterimde gorebilirsiniz:
 
Sekil Canon’un sitesinden
Normal cam, her dalga boyunu esit açılarda kirmaz, bu yuzden bazi ışın demetleri odak duzleminde birlesmez ya da odak duzleminde farkli noktalarda olusur. Bu bozulma her objektifte sorun, ama ozellikle genis acili objektiflerin kenarlarinda, ultra telefoto objektiflerin her noktasinda ve genis diyaframli objektiflerde dusuk f-stop degerlerinde (ornegin f1.4, f1.8) daha buyuk sorun.
 
Gercek “renk bozuklugu yaratmayan” ( Apochromatic ) objektifler binlerce Dolar’a satilir. Asagidakine bakin:
 
Yukaridaki objektif Coastal Optics UV-VIS-IR 60mm 1:4 Apo Macro. Aslinda 60mm f4 1:4 manuel bir objektif normalde 100$ civari olmali, ama bu alet 4,650$. UV-IR vs.. gibi degisik ozelliklerinin yaninda, ayrica gercek bir APO objektif. Icinde tam 5 kalsiyum florür eleman var. Bazi markalar objektiflerinde APO ibaresi kullaniyor, ama o objektifler gercek APO degil.
 
CA problemini asmak icin firmalar farkli lens tipleri gelistirmis:
 
Canon: Fluorite (Florür) ve UD ya da S-UD (Super Ultra-low Dispersion). Canon bazi ust seviye telefoto ve zoom telefoto objektiflerinde Florür kullaniyor. Daha cok telefotoda kullanmasinin sebebi, CA sorununun etkisinin uzun mesafede daha artarak gorulmesi. Florür dogal olarak olusuyor. 19. yuzyilda mikroskoplarda da kullanilan bu eleman az miktarda ve ufak kristaller halinde bulundugu icin lens halina getirilmesi biraz zahmetli. Bu elemanin kirilma endeksi (refractive index) düşük oldugu icin farkli dalga boylari olabildigince ayni noktada toplaniyor. Canon uzun süredir kalsiyum florür yerine UD ve S-UD de kullaniyor (ozellikleri  florüre yakin cam eleman).
Sekil Canon’un sitesinden. Florür eleman CA etkisini cok azaltmis.
Nikon: ED ya da Super ED (Extra-low Dispersion). Nikon’a gore Florür guzel ama fazla kirilgan, bu yuzden ED denen bir lens gelistirmis, genelde ust seviye her objektifinde bu lensi kullaniyor.
 
Sekil Nikon’un sitesinden
Sigma: APO (Apochromatic). Sigma APO harfleri bulunan objektiflerinde SLD (Special Low Dispersion) ya da ELD (Extraordinary Low Dispersion) lens kullaniyor. Konunun basligina bosuna “Pazarlama elemanlari calisiyor” yazmadim, ismi okuyunca kendinizi bulutlarda hissediyorsunuz: EXTRAORDINARY. Yalniz Sigma’nin bazi APO objektifler gercekten basarili, ornegin ben Sigma 150mm f2.8 makro ve 180mm f3.5 makro objektiflerini cok begendim. Sigma kalsiyum florür yerine sonradan uretilmis yapay lens elemanlari kullaniyor.
 
Tamron: LD ve XLD (Extra Low Dispersion). Tamron’un XLD elemanlari da gercek kalsiyum florür degil, ama cok benzer oldugunu iddia ediyorlar.
 
Tokina: SD (Super Low Dispersion) ve HLD (High-refraction, Low Dispersion). Tokina 11-16mm f2.8 objektifte kullanilan SD’nin cok basarili oldugunu birebir biliyorum.
 
Sony: ED (Extra-low Dispersion). Sony de Nikon ile ayni ismi kullaniyor. Pazarlama departmani biraz tembel anlasilan. En azindan UMD deselermis (Ultra Mega Extra Low Dispersion).
 
Pentax: ED (Artik ne oldugu belli degil mi?).
 
Olympus: ED ve HR (High Refractive).
 
Panasonic: ED ve UHR (Ultra High Refractive). En son m4/3 LEICA DG SUMMILUX 25mm / F1.4 ASPH objektifte UHR kullanilmis.

Aslinda HRI ve benzeri lenslerin en onemli ozelligi (bence) ışığı normal camlara gore daha fazla kırmaları. Bu sayede daha ufak objektif uretme sansi doguyor. Canon’da bunun ismi DO (Diffractive Optics), Tamron XR (Extra Refractive), Olympus HR, Nikon HRI ve Panasonic UHR. Canon 70-300mm DO’nun boyutu standart 70-300mm objektiflere gore daha ufak. Tamron’un XR objektifleri de standartlardan ufak ve hafif (ornegin Tamron 28-75mm f2.8 XR).
 
Fotograf DigitalPicture sitesinden
 
En soldaki Canon 70-300mm DO’nun standart Canon 70-300mm USM IS’e gore ne kadar ufak olduguna dikkat edin. Gerci heyecanlanip “hemen alayim ne guzel” derseniz, fiyatina da dikkat edin derim.
 
KÜRESEL BOZULMA/ANORMALLİK (SPHERICAL ABERRATION)
 
Eskiden, su icerdim testiden. Eskiden butun objektiflerde küresel lensler vardi. Bunlari uretmek kolay, ama mesele su: Lense gelen ışınların tamami odak noktasinda toplanmayabiliyor! Ilginc:
 
 
Yukaridaki sekilde lense gelen butun ışınların odak noktasina dusmedigine dikkat edin. Bu neye sebep olacak?
 
Sekli Sony’nin sitesinden aldim
Yukaridaki sekilde soldaki normal lens, sagdaki duzeltilmis hali. Duzeltilmis haldeki nokta ne kadar keskin, soldaki nokta nasil dagilmis dikkat edin. Sonuc: Keskinligi azalmis fotograf.
 
Firmalar bu sorunu duzeltmek icin küresel lens (spherical) yerine küre olmayan (aspherical) lens elemani kullaniyorlar. Her firma bu elemani kullaniyor, firma firma ornek vermeye gerek yok.
 
BOMBE, OPTIK YAMULMA (DISTORTION)
 
Hic buyutecten baktiniz mi? Bir buyutec hicbir zaman objeyi normal gostermez, hep “bombe” efekti vardir. Bircok objektifte bu yamulma efektini gorebilirsiniz. Yani “DUZ CIZGILER YAMULUR”.
 
Sekil Nikon’un sitesinde. Ben ceviri yaptim.
Fıçı tipi bozulma genelde genis acida, sıkışma tipi bozulma genelde telefotoda gorulur. Degisken odakli objektiflerdeki bozulma sabit odaklilara gore daha fazladir.
 
Bazi govdeler ve fotograf yazilimlarinin bazilari artik bu bozulmalari duzeltebiliyor. Bazi objektiflerde bu bozulmalar duzgun olurken bazilari karmasik oldugundan duzeltilmesi zor olabiliyor. Doga cekimlerinde bu etki cok farkedilmeyebilir ama mimari cekimlerde cok can sıkıcı olabilir. Yazilimla sonradan duzeltilen fotograflarin duzeltilen kisimlarinda keskinlik azalmasi gorulebilir (ozellikle koselerde).
 
Geometrik bozulma genelde kenarlara gittikce artar, bu yuzden bayansaniz genis aciyla cekilen topluluk fotograflarinda kenarlarda yer almamaya calisin 🙂
 
ODAK DÜZLEMİ EĞİKLİĞİ (CURVATURE OF FIELD – COF)
 
Bu sorun pek cok kisi tarafindan bilinmez. Normalde objektifler objeyi odak duzlemine dik yansitirlar. COF sorunu olan objektiflerde lensten gecen ışınlar düz değil küresel bir düzleme yansitilir.
 
Paint’te bu kadar oluyor, idare edin
Yukarida yesil yuzey film ya da algilayici olsun. Lensten gelen ışınların bu yesil duzleme dusmesi gerekir, ama lens bazi ışınları algilayici ya da filmden on tarafa odakliyor (kirmizi duzlem). Kullandigim Canon 50mm f1.2L objektifte boyle bir durum var. Eger orta noktadan odak alip kadraji farkli yere ayarlarsaniz odak istediginiz yerde olmuyor. Boyle durumlarda odaklamayi yaptiktan sonra kadraji degistirmemek tek cozum.
 
KÖŞE KARARMASI (VIGNETTING)
 
Objektiflerin tamaminda kose kararmasi olur. Neden? Cunku objektiflerin bir uzunlugu var.

Sacma mi geldi?
 
Yukaridaki fotografa bakin. Diyafram en acikken (soldakiler) karsidan bakiyorsan (sol ustteki) sorun yok, butun diyafram acikligini goruyorsun. Peki hemen altindaki gibi biraz aciyla bakiyorsan? Acikligin tamami gorunmuyor degil mi? Acikligin tamami gorunmuyorsa, algilayicinin bir bolgesine de ışığın bir kismi gitmiyor demektir. Diyaframi biraz kapatinca (sagdakiler gibi) aciklik ufaldigi icin kenardan da baksaniz butun acikligi gorebilirsiniz. Bu yuzden, kose kararmasini azaltmak ya da engellemek icin diyafram acikligi azaltilir (f-stop degeri arttirilir).
 
Bu sorun butun objektiflerde var ama genelde genis diyaframli ya da genis acili objektiflerde daha buyuk dert. Zamanimizda bircok govde bu sorunu JPEG fotograflarda halledebiliyor, yazilim paketlerinin de tamaminda kose kararmasini duzeltme araclari var.
 
Bu tip kose kararmasinin bir sonuc daha var. Simdi yukaridaki 4 objektiften sol alttakine bakin. Diyafram acikligi neye benziyor?
 
 
Bu ne? Kedi gozu. Yukaridaki sekildeki 4 objektiften sol alttakinin aciklik sekli aynen kedi gozu degil mi? Yani koselerden objektife gelen ışık, algilayicida kedi gozune donuyor.
 
 
Canon 50mm f1.8. Sol alttaki kedi gozlerine dikkat. Ortadaki sekil yuvarlakken kenardaki kedi gozu gibi. Iste bu bozukluga (ya da efekte) “cat’s eye effect” deniyor, yani kedi gozu efekti. Yukaridaki sekil gozu cok rahatsiz etmeyebilir, ama asagidaki gibi fotograflarda belki de istediginiz sonuc alamayacaksiniz:
 
Kedi gozu etkisi bircok objektifte olan birsey, ozellikle f1.4-f1.8 gibi genis diyaframli objektiflerde daha belirgin.
 
Sayisal algilayicili DSLR ve aynasiz govdelerde kose kararmasinin bir sebebi daha var: Piksel yapilari. Algilayicilar uzerindeki piksellerin tamami “karsiya” bakar, yani algilayiciya dikeydir. Buna karsilik, objektiften gelen ışınlar her zaman algilayiciya dikey dusmez, bazi objektif tasarimlarinda bu ışınlar koselerdeki piksellere bir aciyla duserler.
 
 
Koselere gelen ışınlar açı ile gelirse koselerdeki piksellerin duvarlarindan dolayi ışınların tamami piksele giremez, bu yuzden koselerde kararma olur. Mesele su ki, algilayici ureten firmalar bu sorunu bildikleri icin (dedikodulara gore) koselerdeki piksellerde bunu dengeleyecek onlemler aliyormus (o bolgelerde ISO’yu gizlice arttirmak gibi).
 
“Piksel kararmasi” yoluyla olusan kose kararmasini cozmenin bir yolu var: “Telecentric” objektif tasarimi. Bu tip tasarimda ışınlar algilayiciya dik dusurulur. Genelde Olympus’un objektifleri boyle (algilayicinin ufak olmasi da avantaj tabii ki). Birkac markanin bazi objektifleri de bu sekilde. Yeni tasarimli objektifler artik koseleri eskileri kadar ihmal etmiyor.
 
COMA, ASTIGMATIZM, VS..
 
Yukaridakilerden da anlasilacagi gibi objektiflerde olusacak bircok sorun var. Hepsinden bahsetmeye gerek duymuyorum. Internette bunlarin aciklamalarini rahat bulursunuz. Ornegin “coma” icin Ken Rockwell amcanin objektif incelemelerine bakabilirsiniz.
 
Tek bir ipucu: Eger bir objektifte “coma” ve “astigmatizm” sorunlari yoksa, “Odak düzlemi eğikliği” sorunu da yoktur. Artik ne demekse 🙂 Düşünün bakalım neden?

MTF (Modulation Transfer Function)

Objektifler icin ureticiler MTF denen grafikler verirler. Bunlar “cok kabaca” keskinligi ve kontrasti gosterir. Bu konuyu burada anlatmayacagim, guzel birkac anlatim icin:

http://www.bascek.com/4139/mtf-nedir-mtf-grafigi-nasil-okunur/
http://www.nikonusa.com/Learn-And-Explore/Nikon-Camera-Technology/h3c4udzf/1/What-is-a-lens-MTF-chart-and-how-do-I-read-it.html
http://www.luminous-landscape.com/tutorials/understanding-series/understanding-mtf.shtml

En basta ne demistim? Okumak lazim…

SU VE TOZA KARŞI GEÇİRİMSİZLİK

Bazi markalarin ust seviye objektiflerinde su ve toza karsi koruma var. Pentax 18-55mm ve 50-200mm gibi kit objektiflerinde de son bir-iki senedir bunu kullaniyor. Bu tip objektiflerde tozun girebilecegi noktalarda contalar var.

Unutmayin, bu objektifler tek basina yeterli degil, takildigi govdenin de toz-nem gecirmez olmasi lazim mi ise yarasin. Ayrica bu objektifleri su altinda kullanmamak lazim, bunlar sadece yagmur ve toza dayanikli. Havuza neyin sokarsaniz üzülürsünüz.

Pentax 18/55mm WR. Nem ve toza dayanikli nadir kit lenslerden.

 

HALA OBJEKTIF SECEMEDIK

Ikinci bolumu nihayet bitirdim. Buradan bakabilirsiniz.

12 comments for “Hangi lensi alsam – Bolum 1

  1. Anonymous
    2012-11-02 at 4:01 pm

    Elinize ve Emeğinize sağlık.

  2. Anonymous
    2013-02-09 at 6:11 pm

    Ertan bey merhaba. olympus e420 kullanıyorum. Micro 4/3 lensleri 4/3 sistemlerde kullanmayı sağlayan bir adaptör var mı piyasada? yardımcı olursanız sevinirim

    • 2013-02-10 at 12:17 am

      Tersi var ama m4/3 objektifleri 4/3’e çeviren adaptör ben duymadım.

  3. emre
    2013-07-20 at 3:20 pm

    cok uzun detayli bir yazi okumayi gozum yemedi 🙂

    • ozturer
      2013-07-22 at 8:31 am

      Bence yazıcıdan çıktı al yavaş yavaş oku 🙂 Ben böyle yazıları otobüste-tramvayda okuyorum.

  4. Hasan ismayil
    2014-02-14 at 12:53 pm

    Merhaba

    Nikon d7100 aldim. Uzun sureli canon kullanicisi icin baya zor bir karar oldu ve alismak uzun surecek. Kamera uzerinde 18-105 mm lens mevcut. Bana iyi lens onerebilirmisiniz? Portre, manzara ve genel kullanim icin,

    • ozturer
      2014-02-14 at 1:51 pm

      Portre, manzara ve genel kullanım için Sigma 17-50mm f2.8 OS HSM öneririm. Tamron 17-50mm f2.8 VC de iyi, bunlardan hangisinin fiyatı uygunsa onu alın. Benim tercihim gene de Sigma olurdu.
      50-105mm arasını özler misin emin değilim. 50mm çok kısıtlayıcı gelirse bir tane de 50-200mm VR alabilirsin. 50-200mm D7100’ü tam besleyecek bir objektif değil, yani çok büyük şeyler bekleme. Daha iyi sonuçlar için Nikon 70-300mm VR ya da Tamron 70-300mm VC’ye bakabilirsin ama bunlar biraz büyük ve pahalıdır.

  5. Cem
    2014-08-15 at 6:30 am

    Çok güzel bir yazı olmuş.
    Bir sorum olacak. Umarım yazıda gözden kaçırmamışımdır!
    Fotoğraf makinasının konumu, çekilecek nesnenin konumu-ebatları sabit olduğunda, en az kaç mm’lik objektif kullanmamız gerektiğini nasıl hesaplayabiliriz?
    Bir formül var mı?
    Teşekkürler.

  6. Kesim Kesgin
    2015-03-17 at 9:00 am

    Elinize sağlık, dağınık bir çok noktayı toparlayan, epeyce emek verilmiş bir çalışma.Anlaşılır bir dil görsellerle desteklenmiş.
    Müsadenizle bazı görselleri çalmak isterim acemi arkadaşlara anlatırken destek olacak yalın görselleriniz var.
    Konuların çoğunu biliyordum, bir tek makroda gezen eleemanı yeni duydum. Ama tün konuları derli toplu bir arada okumak faydalı oldu.

    • Kesim Kesgin
      2015-03-17 at 9:04 am

      Eklemeden edemedim, kedi gözü etkisi yumuşak bir elips olduğundan beni rahatsız etmekten öte seviyorum. Köşeli 6-7 gen ışık topları çok itici sadece. Ayrıca 3 bıçaklı lensi de ilk defa duydum bokehini merak ettim internette bulmaya çalışacağım. ilginç bir odak hatalı ışık topu verir sanırsam 🙂

    • ErtOzt
      2015-03-17 at 12:39 pm

      Kesim paylaşabilirsin tabi. Sadece bu siteyi referans göstermen yeterli.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.