Canon 6D Mark II incelemesi – Sayfa 1

Baştan bu notu yazmam gerekiyor: 6D Mark II ve 24-70mm f2.8 L II USM bana Canon Türkiye’den inceleme amaçlı ödünç verildi (yani aletleri paketleyip geri götüreceğim). Bunun karşılığında da 6D Mark II’yi acaip süper birşey göstermem gerekiyor 🙂 Gerçi bu sitedeki yazıları okuyorsanız kendi satın aldığım ürünleri bile acımasızca eleştirdiğimi biliyorsunuz, o yüzden tek bir inceleme için hiçbir firmaya kıyak geçme niyetim yok. Canon Türkiye’yle bu konuda konuştum, zaten kendileri de objektif bir inceleme bekliyor (ki tersini bu sitede göremezsiniz zaten).

GİRİŞ

Canon’un tüm 5D serisini (evet tamamını), ilk 6D’yi, 1D serisinden 4 adet gövdesini, 30D’den 60D’ye kadar tüm XXXDleri, 350D’den 760D’ye kadar 5-6 XXD modelini kullandım. Bunlar arasında en beğendiğim 5D Mark IV, en kötüsü ise 6D Mark II oldu…. Deermişim 🙂

Şaka lan şaka. Şimdi moda ya, her yeni çıkan Canon gövdesi olabilecek en garip şekillerde eleştiriliyor. Ben de böyle popüler bir giriş yapayım dedim.

Bu yazı tahminen 2 sayfa olacak. İlk sayfada tam kare gövdelerin gelişimine, menülere, kullanıma, bazı teknik özelliklere ve 6D II’nin rakiplerine bakacağız. İkinci sayfada detaylı fotoğraf analizi gelecek (ama ne yazık ki karşısına tam kare olarak sadece 5Ds koyabiliyorum, keşke bir D610, D750, A7II, A7 gibi birşeye Sakarya’da erişimim olsaydı…)

Tam kare gövdelerin kısa tarihçesi

Önce ufak bir tarihçe.

2002: İlk tam kare sayısal makineyi ha Kodak yaptı, ha Pentax tanıttı, ha Contax üretti vs.. derken ticari olarak ilk sayısal tam kare makineyi Canon 2002’de tanıttı: 11.1 MP’lik 1Ds. Kodak, Contax ve Pentax’ı bir kenara bırakıyorum çünkü bunlar asla yaygınlaşmadı (hatta Pentax MZ-D üretilip satışa konulmadı).

2004: 16.7 MP’lik Canon 1Ds Mark II geldi ki bence bunun algılayıcısı çok iyiydi. ISO1600’de bile ben memnundum (ki 2004 teknolojisi). Otomatik odaklaması o dönemki DSLRların çok ötesindeydi.

2005‘te ilk bomba geldi: Canon 5D. Neden bomba? Çünkü tam kare gövdeler ilk defa alınabilir (!) fiyatlara gelmişti ve boyut olarak da ufalmıştı (!). 5D o kadar başarılı oldu ki, kabaca “Canon hala onun ekmeğini yiyor” bile diyebilirim 🙂 12MP’lik algılayıcısının kendine has bir karakteri var, ISO3200’de bile (pozlamayı tutturursan) kullanılabilir. Ayrıca gölgeleri birkaç durak açsanız bile bantlaşma olayı çok az oluyor (sonraki 5D Mark II’de bu daha fazla). 5D’yi, sanıyorum ki, 3-4 defa alıp sattım ve her yeni aldığım makine bir öncekine göre daha fazla kullanılmıştı (12-13 yıllık DSLR sonuçta). Bir de bunları bazı yerlerde “5Dc” olarak ga görebilirsiniz. Burada c = Classic (klasik). “Klasik” deyince aletin değeri düşmüyor galiba, amaç biraz da ikinci el fiyatını düşürmemek sanki 🙂 Eski 5Dlerde aynanın düşmesi sorunu olabilir, algılayıcı tozlu olabilir (sonraki 5Dlerde bu sorun daha az), alırken dikkat edin.

2007‘de ikinci bomba geldi: Nikon D3. Bu makine ve yanında çıkan D300 o kadar başarılı oldular ki, Nikon için de aynı şeyi söyleyebilirim: Nikon hala D3 ve D300’ün ekmeğini yiyor 🙂 D300’ün 12MP’lik tam kare algılayıcısı hem yüksek ISO’da süperdi hem de baz ISO’da dinamik aralığı çok çok iyiydi. Canon o senelerde uzun süre sonra ilk defa Nikon’a pazar payı kaybetti hatta. Piyasada hala temiz sayılabilecek D3ler bulunabiliyor ama bu alet profesyonel olduğu için “temiz” ikinci el sayısı az. Bütçesi kısıtlı profesyoneller hala D3 kullanıyor.

2007’de çok iyi diğer bir tam kare DSLR duyuruldu: Canon 1Ds Mark III. Bu alette 21MP tam kare algılayıcı vardı. Dinamik aralığı D3 kadar iyi değildi ama 21MP-12MP farkı bayağı fazla olduğundan gene de tutulan bir model oldu.

2008‘de üç firma tam kare gövde duyurdu ama asıl bomba (üçüncü bomba) Canon’unkiydi: 5D Mark II. Hem 21MP tam kare algılayıcısı iyi cözünürlük veriyordu, hem adam gibi canlı önizleme yapabileceğiniz büyük ekranı vardı, hem de Tam HD video çekebiliyordu! İlk video çekebilen DSLR olan Nikon D90, 5D Mark II’nin yanında Audi A8’nin yanındaki Fiat Altea gibi kalmıştı. Müzik videoları, filmler, diziler 5DMark II ile çekilmeye başlandı çünkü o zamanda kadar adam gibi tam kare video çekebilen aletler aşırı pahalıydı ve özel lensler gerektirdikleri için çekim maliyetleri çok yüksekti. 5D Mark II bir anda tam HD videoyu tam kare algılayıcıyla birleştirmiş, ayrıca fiyatı da rakip video kameralera göre “uygun” kalmıştı (lensleri de hesaba katarsak). 5M Mark II mükemmel değildi elbette: Nikon’un D3’ü, D3x’i, D700’ü, Sony’nin A900’ünun hepsinin baz ISO’daki dinamik aralıkları 5DMarkII’den fazlaydı ama gene de 5D Mark II Canon’un DSLR pazarındaki liderliğini korumasına yardım etti. Peki neden? Çünkü 5DMark II genel paket olarak kullanıcıya daha fazla şey veriyordu (adam gibi video, adam gibi canlı önizleme, 21MP-24MP farkı neredeyse yok vs..).

2008’de başka önemli tam makineler: Nikon D3x, Nikon D700, Sony A900. Bunlar arasında sanıyorum ki en tutulanı D700 oldu çünkü D3’le aynı algılayıcısı ve odaklama sistemi vardı, taş gibi sağlamdı, pil tutacağı (grip) takınca saniyede 8 kare çekebiliyordu (D3 saniyede 9 kare), ve bunları D3’ten çoook daha ucuza yapıyordu.

2009‘a geldiğimizde Nikon D3s’i, Sony A850’yi duyurdu. D3s basitçe D3’ün geliştirilmiş haliydi ve ISO25600’de bile adam gibi fotoğraf çekebilen ilk aletti diyebilirim. Nikon ne yapmış etmiş, D3’teki iyi algılayıcıyı 1 durak daha geliştirmişti, otomatik odaklama ve ölçüm sistemlerini biraz daha ileri taşımış, ekranı ve video kalitesini de iyileştirmişti. Sony de A900’ü biraz kırpmış, A850’yi 2000$ altında satılan ilk tam kare DSLR yapmıştı. Ben A850’nin az satmasına şaşırdım açıkçası çünkü fiyatı uygundu ve A900’ün özelliklerinin %95’ine sahipti. Artık lenslerden midir canlı önizleme olmamasından mıdır Sony’nin ürünü adam gibi anlatmamasından mıdır…

Ha, bir de Leica M9’u duyurdu ama o “rangefinder” diye burada anlatmıyım. Ayrıca o aletin algılayıcısı paslanıyor, aman dikkat. Leica bir süre bedava değiştiriyor ama belli bir tarihten sonra (hangi tarih şimdi araştırmaya üşendim) elinizde patlayacak.

2010-2011: Ne olmuş lan bu yıllarda? Tam kare alet yok hiç? Allah Allah…

2012: Ortalık ısınıyor… Bombalara bakın: Canon 1DX, Canon 5D Mark III, Canon 6D, Nikon D800/E, Nikon D600, Nikon D4, Sony RX1, Sony A99 !!! 2011-2012’de millet bunlara çalışıyormuş meğersem (ya da 2011’de Japonya’daki depremi de sorumlu tutabiliriz).

Bu aletlere teker teker bakmak lazım bence:

  • Canon 1DX: Canon 1D ve 1Ds serisini birleştirdi ve 18MP’lik 1DX’i tanıttı. Ben pek sevmedim açıkçası bu hareketi çünkü 1.3x çarpanlı APS-H algılayıcılar telefotoda önemli bir avantaj sağlıyordu ama bunu sevenler de oldu. Kimileri D3 ve D3s’in bunu mecbur kıldığını söylüyor. Ben hala mesela 20MP’lik APS-H bir algılayıcının telefotoda bayağı avantaj sağlayacağını düşünüyorum. Bir tane 20MP APS-H gövde çıkar, bir de 5DS’teki 50MP algılayıcıyı geliştirip 1D gövdesine koyamaz mısın Canon abisi? Bak ne güzel, fıstık gibi… Neyse… 1DX aslında bayağı başarılı oldu çünkü algılayıcısı 5DMark II’nin çok eleştirilen “gürültülü” algılayıcısından çooo daha iyiydi, otomatik odaklaması muhteşemdi, seri çekimi piyasanın en hızlısıydı vs.. Hatta Canon aynı alette 2-3 değişiklik yaparak 1DC’yi de çıkardı ki bazıları bugün bile bu aletin en iyi 4K video aletlerinden biri olduğunu söylüyorlar (1DX’te 4K video yok, 1Dc’de var).
  • 5D Mark III: Evet evet dinamik aralığı D800’den düşük 🙂 Ama gene de ben bu aleti D800’den daha çok sevdim. (Bunun sebeplerini buralarda yazdım: 7 sayfalık D800 incelemesinin ilk sayfası, ve 5DMark III ve D800 karşılaştırması). Kısaca anlatırsam, 5D Mark III, Mark II’nin çok daha geliştirilmiş haliydi: Canlı önizleme daha iyiydi, makine daha hızlıydı (her açıdan), fotoğraf kalitesi çok geliştirilmişti (hem dinamik aralık hem de yüksek ISO becerisi). Kullanımı D800’den daha keyifliydi (bence). Evet, gölgeleri 4 durak açınca D800’deki gibi temiz olmuyordu 🙂 Her neyse, başarı olarak 5D Mark III kendinden önceki Mark II’nin etkisini yaratamadı çünkü 2012’de Canon’un birçok rakibi vardı.
  • Canon 6D: Bugün incelemesini yaptığımız aletin ilk versiyonu. Canon bu aleti “ucuz tam kare” olarak çıkardı. İlk başlarda “bu ne be, ne kadar basit makine bu” diye eleştirildi ama sonraki yıllarda değeri anlaşıldı galiba çünkü duyduğuma göre 5D Mark II’den sonra en çok satan tam kare modeli buymuş. Peki neden? Benim fikrim şu: 6D basit bir alet. Fiyat uygun, kontroller basit, menüler karmaşık değil, WiFi/GPS var, orta odak noktası mükemmel çalışıyor (hem 5D Mark III hem D800’den daha düşük ışıkta odaklayabiliyor), hem de yüksek ISO becerisi 1DX ve D4 ile başabaş (Mark III’ten yarım durak kadar daha iyi, D800’den 1 durak daha iyi). Hatırlatayım: 2012’de WiFi ve GPS’e sahip tek tam kare gövde 6D’ydi.
  • Nikon D800/E: Nikon bu gövdeyle D3/D700’deki etkisini pekiştirdi. 36MP, 51 odak noktası, idare eder canlı önizleme, idare eder video kalitesi, iyi gövde, ve… Dev gibi dinamik aralık 🙂 Evet, bu aletle ISO100’de çektiğiniz bir fotoğrafı neredeyse istediğiniz kadar eğip bükebiliyorsunuz. ISO3200’de de fotoğraf kalitesi kötü değil. Daha yüksek ISO değerlerinde diğer tam karelerin gerisinde kalıyor. Bu arada ilk dönemde bazı D800lerde odak hatası çıktı. Eğer ürününüz hatalıysa Nikon o dönemde ürünü bedava tamir etti. Şu anda da D800/E alıyorsanız alacağınız kişiye odak hatası olup olmadığını sorun.
  • Nikon D4: D3’ün devamı. Bazıları “D3s’ten çok farkı yok” dediler ama aslında D4 çok daha becerikli bir alet. Daha modern, ekranı/canlı ön izlemesi daha iyi, pozlama sistemi ve otomatik odaklaması geliştirilmiş, çok yüksek ISO değerlerinde de D3s’ten bir miktar daha iyi (16-12MP farkını da hesaba katın). D3s’i olan birinin D4’e geçmesi için benim gözümde çok sebep var (D3s kötü demek değil tabi). Gene de bu seri 1DX’in biraz gölgesinde kaldı gibime geldi.
  • Nikon D600: Nikon’un giriş seviye, ucuz tam kare DSLR’ı. Aslında çok becerikli alet ama algılayıcıdaki sorunlar (yağ sıçrama derdi) aletin başarısını engelledi. Nikon’un bu derdi aylarca görmezlikten gelmesi de işe tuz biber oldu. Birileri dava açmasaydı Nikon hala sorunu görmezden gelecekti hatta. Şimdi durum biraz daha iyi: Eğer D600’ünüz varsa Nikon perde sistemini ücretsiz değiştiriyor (faturanız olmasa bile). 2018 başında ikinci el fiyatları da fena değil (3000TL’nin biraz altında 50bin çekim altında gövde bulunabiliyor). 100bin üzerinde cihazlara dikkatli yaklaşın derim çünkü bu alet D800 gibi profesyonel seri değil, çok kullanıma gelmeyebilir.
  • Sony RX1: Sony’nin “ben de geliyorum” dediği gövde. 24MP tam kare algılayıcı, 35mm f2.0 Zeiss lens, ufacık ve hafif gövde… Bunun elektronik bakacı yok, otomatik odaklaması kontrast bazlı (düşük ışıkta fıtık eder), çok hızlı fotoğraf çekemiyor, titreşim azaltma yok ama ufak pakette iyi algılayıcı ve Zeiss lens bulundurması bu aleti çekici kılan özellikleri.
  • Sony A99: Enteresan bir alet. Hiç de kötü değil bence, ama rakipleri çok iyi olunca pek tutmadı doğal olarak. Bir de yarı geçirgen aynadan kaynaklı yarım duraklık bir dezavantajı da bunda etkili. Bana sorarsanız ilk nesil A7lerden daha iyi bir alet bu.

2013: Nikon D610, Nikon DF ve RX1R çıktı. D610 açık ve seçik “düzeltilmiş” D600’dü. Nikon, utanmadan ve sıkılmadan, bu ürünü piyasaya sürüp D600 kullanıcılarını fıtık etti (D600lerin bedavaya onarılma kararı çok sonra geldi). D610’a “düzelmiş D600” gibi bakın (ufak tefek 1-2 geliştirmeyi saymıyorum bile). DF ise bambaşka bir model: Nikon’un “Retro” model yaratma çabası. Hem başarılı oldu hem olmadı bence. D4’teki 16MP tam kare algılayıcının olması bence iyi seçim ama 39 noktalı odaklama sistemi düşük ışıkta pek başarılı değil, gövde bildiğin D610 gövdesi gibi (hatta gri olanın üst tarafı plastik galiba), video çekmiyor (retro olduğundan 🙂 ), tutacak yeri (grip) çok ufak. DF’yi seven çok seviyor, sevmeyen “ne lan bu?” diyor. Ben aradayım. DF’yle ilgili en sevmediğim şey kit lensi. Nikon 50mm f1.8G’nin önünü griye boyayıp “retro” diye millete iki kat fiyattan kakalamaya çalıştı.

RX1R kısaca RX1’in AA filtresiz modeli.

2013’te bence 2008’deki 5D Mark II’nin etkisi gibi birşey oldu ve dördüncü bomba geldi: Sony’nin A7 serisi piyasaya sürüldü. A7 24MP, A7R 36MP. Bunlar ufak, kısmen becerikli tam kare gövdeler. Ufak lenslerle (mesela 35mm f2.8, 55mm f1.8) gerçekten de DSLRlara göre bayağı ufak bir set oluyor bunlar. Gerçi son birkaç senedir gördük ki kaliteli değişken odaklı lensler (zoom) ve bazı kaliteli sabit odakl lensler de DSLR lensleri kadar büyük ve ağır. A7R’daki 36MP AA filtresiz algılayıcı inanılmaz detay veriyor, eğer perde titreşimsiz fotoğraf çekebilirseniz! Alet o kadar hafif ki, perde titreşimi fotopraflarda titreşim yaratıyor (belli perde hızlarında). Böyle bir alete elektronik ön perde koymayan Sony… Aah Sony ah… Daha ucuz olan A7 modelinde elektronik ön perde ve hatta faz bazlı odaklama sistemi var (ama ilk nesil), A7R’da bunların hiçbiri yok. İlk nesil A7lerde bayonet kısmı polimer, bu yüzden ağır lens kullanırsanız orası eğilebiliyor. Eğik bayonete lens hala takılır ama keskinlik ve hatta odaklama sorunları olabiliyor. İkinci el A7 alırken kontrol etmekte fayda var. Sony fanatikleri bu sorunu kabul etmezken Sony 2014’te A7S’i çıkarırken “artık bayonet daha sağlam, metal” deyiverdi 🙂

Sony 2013’ten sonra özellikle Nikon’dan bayağı pazar payı çaldı. Bazı ülkelerde Canon’un ardından ikinci olduklarını bile iddia ediyorlar (Canon’un toplam pazar payı Nikon ve Sony’nin toplamından fazla hala).

2014: Nikon için yenileme yılı. Nikon D810 ile D800/E’yi, D4s ile D4’ü yeniledi. Ben D810’u çok beğendim açıkçası. D800’ün arada hata yapan odaklaması yerini çok daha tutarlı ve hızlı odaklama aldı, “dan dun” perde sesi ve titreşimi yerini yumuşacık bir perdeye bıraktı,alet biraz daha hızlandı, ergonomi gelişti, baz ISO 64 oldu (böylece dinamik aralık da 1 durak arttı) vs.. D810’da o kadar çok ufak tefek yenilik var ki D800’den sonra D810 kullandığınızda farklı bir makine kullandığınızı anında anlıyorsunuz.

D4s’te de D4’ün bazı eksikleri tamamlandı: Otomatik odaklama daha tutarlı, grup odaklama geldi, biraz daha iyi JPEG algoritması, daha uzun pil ömrü (CIPA standardı 3020 ama seri çekerseniz 5000leri geçiyor), 100 yerine 1GHz LAN bağlantısı, yeni işlemci, seri çekim saniyede 11 kareye çıktı (otomatik odaklama ile), 1080p’de saniyede 60 kare video çekimi, video konusunda bazı gelişmeler (harici alete aktarırken dahili karta da video yazma, sesle ilgili bazı gelişmeler vs..).

Derken, aslında önemli bir makineyi unutmayalım: D750. Bu alet D610 ve D810 arasına yerleşti (neden D710 demedi Nikon sizce?). Odaklama sistemini D810’dan aldı, algılayıcıyı D610’dan, kontroller ve gövde genel olarak D610’dan, hatta perde sistemi bile D610’a benzer. Bir de ekran artık yukarı aşağı dönüyor (DSLRlar arasında ilk). Özelliklerine bakarsanız D750 gerçekten de ideale yakın bir alet: Odaklama sistemi D4’le benzer, algılayıcı iyi, hareketli ekranı var, çekim hızı idare eder, ergonomi iyi vs.. Gerçekten de D750 çok popüler oldu, mesela düğün fotoğrafçıları arasında bayağı tutulan bir model oldu. İlk başlarda perde sistemiyle ilgili bir ışık sızdırması derdi oldu, sonra bunlar nasıl çözüldü açıkçası çok takip etmedim. Bir de perde sistemi profesyonel olmadığı için (D610’a benzer, orta kalite bir perde düzeneği) perde sayısı arttıkça sorunlar da ortaya çıktı. D750ler tahminen D700/D800/D810/D850ler kadar uzun ömürlü değil )evet 100bini geçen D600ler de var ama genel olarak D700/D800/D4 serisi daha uzun ömürlü). D750 hala popüler, bakalım Nikon bunu ne zaman yenileyecek (aslında 4. yıla girdik, 2018’de bunun yenilenmesi lazım bence).

2014’te Sony iki yeni tam kare aynasız duyurdu. Birincisi A7S. Bu alet 12MPlik, 4K video çekebilen (tam kare makinelerde ilk, ama sadece harici depolama birimine çekebiliyor), elektronik perdeli ve yüksek ISO becerisi çok çok yüksek bir alet. Bence en büyük eksileri biraz yüksek fiyatı ve kontrast bazlı odaklama sistemiydi. ISO25600’de bile güzel fotoğraf verebilen bir alet, o ISO’nun gerektiği ışık koşullarında odaklayamıyor 🙂

Sony’nin 2014’te duyurduğu ikinci aynasız A7 II. Bu alette ergonomi değişti (bence biraz daha iyi oldu ama alet biraz büyüdü ve ağırlaştı) ve gövdeye titreşim azaltma geldi. Bence A7II’nin en büyük derdi tam elektronik perdenin olmaması. A7S’deki gibi tam sessiz çekimi olsaydı ben A7II’yi almıştım. Bunlar dışında A7II, A7’nin hemen hemen aynısı.

2015: Canon 5Ds ve 5Ds R geldi. 50,6 MPlik yeni bir nesil. Bunlar 5D Mark III’ün devamı değildi, bunlar yüksek MP’li ağır abiler. “R” modeli AA filtrenin etkisini ortadan kaldıran ikinci bir filtre içeriyor (aynen D800E’deki gibi), böylece daha fazla detay alabiliyorsunuz. Ben ikisini de kullandım. R olan modeli gerçekten de biraz daha fazla detay veriyor ve iyi bir lensle kullanırsanız nedense 42MP’lik A7RII’den daha fazla detay görebiliyorsunuz (42-50MP arasında aşırı fark yok ama bu iki alet arasındaki detay farkı gözle görülür). Baz ISO’daki dinamik aralığı Sony/Nikon kadar değil ve ISO değer 12800 ile sınırlı (Canon bunu gereksiz sınırlamış çünkü yüksek ISO’da bence D800 kadar iyi bu aletler). Otomatik odaklama sistemleri ilk D800lerden çok daha iyi, hatta D810’dan bile daha iyi geldi bana (doğru odaklama açısından). 50mm f1.2 L’yi rahat kullandığım ilk Canon gövde 5Ds’ti mesela (1DX kullanmadım). Ek olarak Canon perde sistemini mekanikten motorlu perdeye çevirdi, böylece perde titreşimi gerçekten de çok çok az (hatta ben hiç farketmedim). Video kaliteleri rakiplerinin biraz gerisinde.

Ayrıca Sony’den de iç gövde geldi: A7RII, A7SII ve R1R II. A7RII benim çok beğendiğim bir gövde. 42MP algılayıcı çok iyi (genelde D810’dakinden daha iyi), otomatik odaklaması bayağı iyi (Sony’nin abarttığı kadar değil ama, mesela “eski” ve bit kadar Panasonic GM5 bile daha düşük ışıkta odaklayabiliyor), ergonomi iyi sayılır, tam elektronik perde var, titreşim azaltma idare eder, karta 4K video yazabilme (A7S sadece harici kayıt cihazına yazabiliyor), 4K video kalitesi iyi (özellikle Super 35 modunda) vs.. A7RII gövde olarak benim istediğim hemen herşeyi veriyor (iğrenç menüler, berbat pil ömrü, seri çekim yapınca kitlenen menüler, dokunmatik olmayan ekran, tam elektronik perde kullanınca RAWların 11+7 bit sıkıştırmaya inmesi gibi şeylerin haricinde).

A7SII de A7S’nin yenilenmiş hali: Daha iyi ergonomi, gövdeden titreşim azaltma, biraz daha iyi 4K video kalitesi, yeni SLOG, dahili karta 4K video yazabilme, 25’ten 169 noktaya çıkan odak noktası sayısı (hala kontrast bazlı ama), biraz daha büyük bakaç (0.71 büyütmeden 0.78 büyütmeye). A7SII (kendinden önceki A7S gibi) aslında video için özel bir model. Amacınız video değilse ve sürekli ISO102400’de fotoğraf çekmeyecekseniz A7RII çok daha iyi bir seçim.

R1R II: Bu alet R1R’nin ciddi yenilenmiş hali: 24 yerine 42MP algılayıcı, elektronik bakaç, hibrit otomatik odaklama, NFC’li WiFi… A7RII’nin önüne 35mm f2.0 Zeiss takmışlar, elektronik bakacı da ufaltıp kenara koymuşlar gibi. İlginç bir alet ama tabi biraz tuzlu. Zeiss lens süper olsa da insan bu kadar para verince tek lense bağımlı kalmak istemez herhalde (eğer 35mm’ye aşık değilseniz).

2016: Ve Pentax geri döndü! Yok lan şaka şaka, sadece K-1’i duyurdu 🙂 Canon 1Dx Mark II ve 5D Mark IV’ü çıkardı, Nikon D5’i ve Sony A99 II’yi duyurdu.

Önce gözdemiz K1 🙂 Önce çok detaylı bir K1 incelemesi için sizi buraya alalım. Sonra özetleyelim: 36MP AA filtresiz algılayıcı, taş gibi su-toz geçirmez gövde, hareketli ekran (garip şekilde dönüyor), LED ışıklar, gövdede 5 akslı titreşim azaltma, yıldızları izleyebilen algılayıcı, süper yüksek çözünürlük modu (son iki özellik titreşim azaltma özelliği sayesinde), D810’un bile üzerinde dinamik aralık vs..  Aslında bu alette yok yok ve fiyatı 2000 Dolar’ın da altında. Sadece manzara çekiyor olsam düşünürdüm açıkçası. Yalnız Pentax farkında mı bilmiyorum ama her zaman olduğu gibi tam kare pazarına biraz geç girdi (DSLR pazarına da geç girmişti) ve 36MPlik algılayıcı artık ömrünün sonunda (herkesin yeni bir algılayıcıya geçeceği çok malum). Ek olarak otomatik odaklaması rakiplerinin gerisinde (tekli odaklama bile), lens seçenekleri biraz kısıtlı (FA Limited lensler artık eskidi, fanatikler kabul etmese bile), yeni duyurulan lensler hem zor bulunuyor hem de biraz tuzlu (gerçi Canikon ve Sony’nin yeni lensleri de pahalı). K1 hem süper hem “eh işte” diyebileceğim bir gövde. Mesela süper yüksek detay moduyla çekilen fotoğrafları 36MP’den 80MP’ye çıkarıyorum, sanki 80MP makine ile çekilmiş gibi! Hem de “eski” M 28mm f2.8 manuel lensle! Diğer yandan canlı önizmelede bile 70mm f2.4 ve 50mm f1.8 AF ile odaklama hatası yaşadım!

Canon 1DX Mark II: Başarılı 1DX’in yenilenmiş modeli. Yeni 20MP algılayıcı, 4K video (galiba 2017 sonuna kadar 4K’de saniyede 60 kare çekebilen tek tam kare model buydu), canlı önizlemede saniyede 16 kare çekim hızı (bakaçtan 14 kare), Dual Pixel AF ve dokunmatik ekran, önceki modele göre %24 daha geniş alan kaplayan odak noktaları, yeni ölçüm sistemi, CFast kart desteği, tüm odak noktaları f8 lenslerle odak yapabiliyor vs.. 1DX’ten memnunsanız, bu alet biraz daha iyi ve 4K@60 video güzelliği var. 4K sıkıştırması biraz dandik (MJPEG) ama MJPEG’in de kendine göre güzellikleri var. Mesela işlemesi daha kolay (çünkü sıkıştırma çok az), mesela videodan fotoğraf çekme çok kolay (çünkü her kare aslında 8MP bir fotoğraf), mesela az işlemci gerektirdiği için daha az pil harcıyor. Diğer yandan dosya boyutları dev gibi. MJPEG’in bir güzellği de piyasada yaygın olarak kullanılan H.264 ve 4.2.0 sıkıştırmasına karşılık 4.2.2 sıkıştırması kullanması.

Canon 5D Mark IV: Siz laf edenlere bakmayın, taş gibi alet. Evet aldım, evet kullandım, evet inceledim. Otomatik odaklaması nefis, perde sesi çok iyi ve perde titremesi yok, Dual Pixel AF ve dokunmatik ekran süper çalışıyor (fotoğraf ve videoda), algılayıcısı gerçekten de D810 ve A7RII’ninkine çok yakın performans veriyor (evet evet, artık gölgeleri 4-5 durak açabilirsiniz 🙂 ), yüksek ISO’da ikisinden de iyi, ergonomisi zaten bilindik 5D, ve videoda “jello effect” denen şey çok az. Bu son dediğim önemli çünkü birçok insan “4K video var ama tam kare değil 1.74x kesme var” diye eleştiriyor. Halbuki A7RII ve A7SII’de bile tam kare modlarında “jello effect” denen şey çok kötü (Canon’dan da kötü) ve A7RII’nin tam kare 4K modunda ISO arttıkça görüntü kalitesi gözle görülür şekilde düşüyor. A7RII’de 4K video çekecekseniz en iyi seçim Super 35, bu da 1.5x kesme demek! Ek olarak, filmler genelde Super 35 modunda çekiliyor, yani tam kareye göre 1.5x kesme. 1.74x ve 1.5x arasında fark var ama dev gibi değil. Bir ek daha: Bilmemkaç bin Dolarlık profesyonel video kamerası Red Epic de 1.74x çarpanlı 🙂 Her neyse, eğer Canon sistemini kullanıyorsanız “aa bak öbürleri daha iyisini yaptı” diye düşünmeyin çünkü 5D IV gerçekten çok çok iyi bir alet.

Nikon D5: Hmmmm… Otomatik odaklamada hafiften devrim. 153 noktalı (99’u çapraz) otomatik odak sistemi… Çift XQD kart desteği… Yeni 20.8MP algılayıcı… CIPA standardında 3780 çekim pil ömrü (ama normal çekimde 6000’i geçenler var)… 4K video, dokunmatik ekran (sadece otomatik odaklama için), ISO 3,280,000 (üç milyon küsur)… Acaip bir alet yani. Belki de tek eksiği düşük ISO’daki dinamik aralığının D7200’den bile kötü olması. Ama buna bakarak “almam bunu” demek deli saçması, çünkü bu aletin olayı “deli gibi çekmek, en yüksek ISO’da çekmek, hep çekmek”. Thom Hogan’a göre D5 şu anda çok yüksek ISOlarda (ISO6400 ve üzeri) en iyi performans veren makineymiş ki o adama ben güvenirim.

Sony A99 II: A7RII’nin en büyük rakibi 🙂 Haha, şaka lan şaka. Şaka bir yana, bence A7RII’den daha iyi bu alet. A7RII’nin her güzel özelliğini alıyor, daha iyi pil ömrü ve 10x daha iyi ergonomiyle birleştiriyor. Ek olarak videoyla ilgili bazı iyileştirmeler bile var ve otomatik odaklama sistemi A7RII’den çoook daha iyi. Peki ne eksik? Tabii ki Sony’nin A sistemdeki lens desteği 🙁 Kaç senedir o sisteme adam gibi lens çıkmadı (ya da mevcut lensler yenilenmedi). 42MP algılayıcıyı çözmek pek kolay değil, bakın her firma lenslerini yavaş yavaş yüksek çözünürlüğe göre yeniliyor.

2017: Nikon D850, Sony A7RIII, Sony A9, Canon 6D Mark II. Bu senenin pek kazananı yok galiba (ama evet, Canon kaybetti çünkü dinamik aralığı geride 🙂 Haha çok eğlenceli bu “dinamik aralık” lafı). Bu aletlerin hepsi kendi sınıflarında çok iyiler.

Nikon D850: Nikon’un D800-D810 serisinin devamı. Yepyeni 45MP algılayıcı (Sony değil bile diyen var), hareketli dokunmatik ekran, D5’tekiyle aynı otomatik odaklama sistemi, saniyede 7 kare çekim (pil tutacağıyla ve D5 piliyle 9 kareye çıkıyor), 4K video (saniyede 30 kare ve kesme çarpansız), 1 XQD 1 SD kart yuvası, 1840 kare çekim sayısı (siz normalde 2500 deyin), arkadan aydınlatmalı düğmeler (eyyyy Canon, hala ne bekliyorsun bunun için?)… Nikon sisteme bağlıysanız, alın size canavar… Dinamik aralıkta lider (baz ISO’da), otomatik odaklaması D5’e çok yakın (biraz geride), seri çekim hızı 9’a kadar çıkabiliyor (resmen spor bile çekebilirsin), 4K video var, dokunmatik hareketli ekran var… Var da var.

Sony A7RIII: A7RII’nin dandikliklerinin %90’ının çözülmüş hali. Pil ömrü daha iyi, alet çok daha hızlı çekiyor (saniyede 10 kare, ama bakaç kapanmasın dersen saniyede 8 kare), daha seri çalışıyor, donma daha az, 3.69 milyon noktalı elektronik bakaç, çift SD kart yuvası, seri çekimde bile 14bit RAW kullanabilme, daha düşük ışıkta odaklayabilme (-3EV, A7RII’de -2EV’ydi) vs.. Bir de içine su kaçırmasaymış… 🙂 Bu makine için 24-105mm f4 G OSS bile aldım, ikinci elinin düşmesini bekliyorum… Ama 3-4 ay daha bekleyip dandiklikleri ney, onu da göresim var çünkü mesele Sony olunca artık pek güvenim yok. Asıl kullanıcıların testlerini beklemek istiyorum.

Sony A9: Sony’nin hız canavarı. Saniyede bilmemkaç kare çekiyor, 100lerce odak noktası var, seri çekimde elektronik bakaç hiç kapanmıyor, sağlam (bir de içine su kaçırmasa 🙂 ), 20MP yığın algılayıcı (stacked sensor, daha hızlı olması için)… Sony buna 1DX II ve D5’in rakibi diyor ama siz gene de o aletlerin bir alt sınıfı gibi düşünün. Canon ve Nikon’un amiral gemileri artık olgunlaştılar, Sony’ninki hala bebek sayılır. Ergonomi, sağlamlık, tutarlılık, güvenilirlik (ve hatta profesyonel lens seçenekleri) açısından Sony hala emekleme dönemimde. Tüm bunlara rağmen çok iyi bir başlangıç diye düşünüyorum. Seri çekimde hiç ses çıkarmaması (tam elektronik perde kullanırsanız) çok büyük avantaj. Nikon 1, Panasonic ve Olympus bunu yıllardır yapıyor ama galiba tam karede bu bir ilk.

Veeee…. veeeeee… 2017’de duyurulan bir tam kare makine daha var:

CANON 6D MARK II

6D Mark II’ye geçmeden önce tam kare gövdelere özetle bir daha bakalım:

2018 sırası benim tahminlerim. Yanında “???” olanlar da o kategoriye girip girmeyeceklerinden emin olamadıklarım.

Göreceğiniz gibi, fiyat aralığını da düşünürseniz 6D Mark II’nin rakipleri Nikon D750, Nikon D610, Sony A7, Sony A7II, Pentax K1. İlk 6D çıktığında rakipleri D600 ve 5D Mark II’ydi (Mark III çıkınca Mark II’nin fiyatı düştü). Yani 6D Mark II daha zor bir dünyaya doğdu.

Bu arada becerikli ve kaliteli APSC gövde sayısı da 2017’de 2012’ye göre bayağı fazla, yani yukarıdaki listede görünmeyen başka makineler de var (tam kare – APSC algılayıcı farkını gözardı ederseniz).

Kısaca teknik özelliklere bakarsak:

  • 26MP CMOS tam kare algılayıcı: 20-30MP arası bu fiyat aralığında piyasa standardı zaten (Pentax K1 işi bozuyor 🙂 )
  • Canlı önizlemede Dual Pixel otomatik odaklama sistemi (hem video hem fotoğrafta): İyi birşey. Hatta bayağı iyi birşey. Aynı fiyat aralığındaki rakiplerinin hepsinden daha iyi bu sistem.
  • 1080/60p video, makine içinde sayısal 5 akslı titreşim azaltma (lenste de IS varsa bu ikisi beraber çalışıyor): Evet evet 4K video yok haklısınız 🙂 Tabi yukarıdak 6D Mark II’nin rakiplerine de bakın, hangisinde 4K video var? Yalnız 720p’de saniyede 120 karelik video olsaydı keşke…
  • 45-noktalı faz bazlı otomatik odaklama sistemi (hepsi çapraz, -3 EV’ye kadar odaklama becerisi): Bu da iyi birşey. Son derece tutarlı ve hızlı bir sistem bu.
  • ISO 100-40,000 (ISO50-102,400’e genişletilebilir): Siz bakmayın Nikon D500’ün 1 milyon, D5’in 3 milyon ISOlara gittiğine. Kullanılabilir ISO aralıkları çok farklı.
  • Saniyede 6.5 kare fotoğraf çekimi (canlı önizlemede 4.5 kare): D750’yle aynı.
  • Tamamen dönebilen ve dokunmatik 3″ arka ekran: Bu ekranı kullanmak o kadar rahat ki… Panasonic, Olympus ve Canon bu işi bu kadar iyi becerirken diğerleri neden hala eski dandik teknolojiyi seçiyor hayret. Yalnız ekranda yansıma engelleyici katman yok.
  • Wi-Fi w/NFC, Bluetooth, GPS: Bunların tamamını içeren bu fiyatta başka tam kare gövde yok. Yalnız Samsung S7 Edge telefonuma Canon’un programını kuramadım. “Sizin telefon bu versiyonla uyumsuz” diyor ki yani S7 Edge’e de kuramayacaksam… IPhone’a sorunsuz kurdum bu arada, ve program IPhone’da çok temiz ve dertsiz çalışıyor.
  • Alüminyum alaşım ve polikarbonat reçine gövde, su ve toz-nem geçirmez yapı: 6D’de gövde kalitesiyle ilgili belirgin bir sorun duymadım, Mark II’de de olmaz diye düşünüyorum.
  • Tek SD kart yuvası (UHS-1 destekli): Eyyyy Canon…
  • %98 görüş açılı, 21mm göz mesafeli optik bakaç: Evet %100 değil, evet sağdan soldan 3-5 piksel az görüyorsunuz. Diğer yandan bakaç hibrit model (önünde bir LCD ekran var), yani optik bakacın üzerinde yazılar çıkabiliyor. Mesela pil durumu, pozlama tipi, çekim hızı gibi ayarları bakacın üzerinde görebiliyorsunuz (kenarda ya da altta değil. Bunun aynısı 5D Mark IV’te de vardı. Büyütme oranı 0.71x (D750’de 0.70x).

Bakaçta birçok bilgiyi gösterebiliyorsunuz (hangisini görmek istediğinizi de seçiyorsunuz)

  • Flaş senkronizasyonu 1/180, ve dahili flaş yok: Dahili flaş ve GPS’i neden bir arada alamıyoruz ki… Neyse, dahili flaş yok ne yazık ki. Flaş senkronizasyonu bu fiyat aralığındaki tam kareler arasında idare eder (D750 1/200 ama A7 II 1/250). Kablosuz kumanda ve HSS ile bunu arttırmak mümkün elbette…
  • HDR video var: Bu modda makine saniyede 60 kare çekiyor ama size saniyede 30 kare video veriyor çünkü alet bir kareyi az birini çok pozlayarak çekiyor, ardışık iki kareyi birleştirip size HDRli bir video hazırlıyor.(rakiplerinde yok).
  • Perde hızı maksimum 1/4000. Aynen rakipleri gibi.
  • JPEGler için adeta “Unsharp Mask” yapar gibi keskinleştirme tanımlayabiliyorsunuz (Fineness ve Threshold ayarları var). Galiba bu başka firmada yok (bildiğim kadarıyla).
  • Işık titremesini azaltma (Flicker reduction) fonksiyonu var: Florasan lambaların titrek ışıklarını düzeltme fonksiyonu var. Örneğin kapalı bir spor salonunda çekiyorsanız çok faydalı bir özellik. Rakiplerinde yok.
  • Ara zamanlayıcı (time lapse) özelliği var. Bununla 1080p veya 4K video üretebiliyor alet.
  • Işık saçılması düzeltme (Diffraction Correction): Artık hemen her makinede standart oldu. JPEGlerde geçerli ama RAWları da etkilediğini söyleyenler var. Dar diyaframlarda (mesela f16) ışık saçılmasından oluşan bulanıklığı otomatik olarak azaltmaya yarıyor.

 

MENÜ

Menüler bildiğiniz, alıştığınız Canon menüleri. İsterseniz tekerleklerle, isterseniz “SET” düğmesinin etrafındaki kontrollerle, isterseniz de ekrana dokunarak (aynen akıllı telefonlardaki gibi) menü ayarlarını yapabiliyorsunuz.

Canon’un 500 yıldır falan kullandığı, Sony’nin anca A9’la geçtiği menü yapısı (ki A9’da hala fonksiyonlar Canon’a göre dağınık duruyor)

 

“Menüm” sekmesine istediğiniz ayarları koyup sonradan hızlı erişim sağlayabilirsiniz. “Q” düğmesi ile önceden belirlenmiş ayarların olduğu bir hızlı menü açılıyor, o ekranda ister dokunarak ister tuşlarla ayarlarınız yapabiliyorsunuz:

Bu hızlı erişim menüsünü ilk Olympus getirdi, sonra diğer markalar yavaş yavaş uyguladı (ilk Sony A7 serisinde yoktu galiba)

Canon’da menüler 10 üzerinden 10 bence. Kullanımı basit, benzer amaçlı ayarlar aynı sekmede, ekrandan dokunarak ayar yapmak çok hızlı ve keyifli… Darısı diğerlerinin başına (Panasonic’te bu sistem var).

OTOMATİK ODAKLAMA SİSTEMİ

45 nokta, tamamı çapraz faz bazlı odak sistemi var. Odak noktalarının 27 tanesi f8 diyaframlı lenslerle bile odaklama yapabiliyor (D750’de sadece 11 nokta f8 lenslerle AF yapıyor). 7D Mark II’nin biraz gerisinde olduğu doğru, kapsama alanının da biraz dar olduğu doğru. Yalnız birşeye “kötü” derken rakiplere de bakmak lazım. 6D Mark II’nin doğrudan rakibi olan D750 ile 6D II’nin odak noktalarını üstüste koyarsak:

DPReview’da forumlarda biri uğraşmış bunu yapmış

Gördüğünüz gibi D750’nin odak noktaları bakaçta tahminen sadece 1mm daha geniş. Ayrıca D750’nin 51 odak noktasından sadece 15’i çapraz. Dedim ya, birşeye “kötü” derken doğrudan rakiplerinin durumuna da bakmak lazım.

Eğer f2.8 veya daha geniş diyaframlı bir lens kullanırsanız orta nokta çift çapraz noktaya dönüyor (yatay-düşey ve X şeklinde çaprazlar), böylece o odak noktası daha hassas oluyor.

Odaklama ayarlarından bazılarına bakalım. 6D Mark II’de 5 adet odak alanı seçeneği var:

“Bölge seçimi”nde bu bölgeleri seçebiliyorsunuz

“Geniş bölge seçimi”nde bu bölgeleri seçebiliyorsunuz

Bu ayarlar arasında geçiş yapmak da çok kolay. Anlatmak yerine şekil göstereyim:

Önce arkada, sağ-üstteki düğmeye basıp sonr deklanşörün yanındaki düğme ile odak modları arasında geçiş yapıyorsunuz. Sonra arkadaki “SET” tuşunun etrafındaki kontrollerle ya da tekerleklerle odak bölgesini seçiyorsunuz.

Yapmak anlatmaktan daha kolay. Zaten bu seviyede bir Canon kullandıysanız, yıllardır bu sistem çok değişmedi. Sadece odak noktasını değiştirecekseniz (mesela tek nokta odak çalışıyorsunuz), ilk aşamaya gerek yok: Sadece SET’in etrafındaki kontrollerle odak bölgesini seçebiliyorsunuz (menüden aktifleştirmek lazım bunu).

Genel olarak odaklama sisteminden ben memnun kaldım. Kuş vs.. çekseydim zorlandığım anlar olurdu diye düşünüyorum (optik bakaçtan odaklamayla). Böyle durumlar için 7D Mark II, D500, hatta EM1 II daha uygun bence. Hatta temiz bulursanız ikinci al 1D Mark IV bile daha iyi. Diğer yandan, etrafta koşuşturan kızımı takip ederken (3.5 yaşında) 24-70mm f2.8 L II USM ile çok zorlanmadım mesela.

Sürekli odaklamayı (AF-C) test etmek hem 2-3 daha iyi lens hem de daha fazla zaman gerektiriyor. Dediğim gibi, evdeki çocuğu 24-70mm ile takip etmek kolay ama mesela 400mm lensle uçan martıyı-kuzgunu takip etmek nasıl olur? Bunu denemeye fırsatım olmadı.

Ek olarak, Sony’deki göz tanıma sistemi 6D II’de yok. Yüz tanıma var ama f1.4, f1.2 diyaframlı lenslerde sürekli göze odak yapmak isterseniz 6DII’de odak noktasını göze getireceksiniz (ya da canlı önizlemeyi seçip gözün üzerine parmakla tıklayacaksınız). Burada birşeyi de hatırlatayım: A7II’deki göze odaklamayı çalıştırmak için bunu harici bir tuşa atamanız gerekiyor, yani normal odaklama sırasında bu çalışmıyor.

VİDEO

6D Mark II en çok 4K video seçeneği sunmaması sebebiyle eleştirildi. Evet 4K video çekemiyor 6D Mark II, sadece saniyede 60 kare 1080p çekebiliyor. Hatta 720p’de 120 kare bile çekemiyor.

Ben aşağıda yazdıklarımı her ortamda aylardır yazıyorum, beni takip edenler biliyordur zaten:

Şimdi size basit bir soru soracağım: 6D II’nin benzer fiyatlı tam kare rakipleri arasında hangisinde 4K video var? Cevap basit: Hiçbirinde. Evet, APSC ve m43 gövdelerin çoğunda artık 4K seçeneği var ama 6D II’nin hiçbir tam kare rakibinde bu seçenek yok. Ama tahminen asıl sebep “rakiplerde yok, biz de koymayalım” değil. Bence asıl sebep şu:

Benim eski Samsung Note 3 telefonumda bile 4K video seçeneği vardı, ve o kadar sene içinde tahminen sadece 2 dakika 4K video çekmişimdir. Şu anda S7 Edge kullanıyorum, bununla hiç 4K çekmedim (0 = Sıfır dakika). EM1 II makinemle sadece 30 saniye 4K çektim, sonra baktım iki dizüstü bilgisayarım da oynatamıyor bir daha çekmedim 🙂 Zaten oynatsalar da ekranları 4K değil. Kişisel olarak tanıdığım hiç kimse 4K video çekmiyor. Özel hayatında 4K video çekenlerin sayısı toplam kullanıcıların %1’i civarı var mıdır? Bir IPhone’da 4K videonun dakikası 375MB tutuyor. 1080p@60 ise 200MB, bunu 30p’ye indirirseniz 100MB olur. Bakın bir dakika diyorum. 4K video, 1080p@30 videonun yaklaşık 4 katı yer kaplıyor (ki piksel sayısına bakınca mantıklı bir rakam). Senin depolama alanın buna yeter mi, videoyu sonradan sıkıştıracaksan veya işleyeceksen işlemcin RAM’in yeter mi, o videoyu kiminle paylaşacaksın? Bir dakikası 375MB olan videoyu hangi arkadaşın hangi telefondan seyretmek ister? Telefon faturası ne kadar gelir, bağlantı hızı yeter mi? Sonra nerede izleyeceksin onu? Kaçımızda 4K TV var?

Bunlar hikaye değil, hayatın gerçekleri. Norveç’te dahi 4K video çekenlerin sayısı %5 diyordu geçende konuştuğum bir TV dükkanı sahibi, sebep hep aynı: Depolama, işleme, paylaşma.

Yoksa kimse 4K’nın güzelliklerini inkar etmiyor: Evet daha detaylı görüntü, evet 1080p’ye çevirince görüntü daha keskin, evet sonradan kesme olanağı var vs.. Evet var var var, ama pratikte 2018’in başında bile bu iş dertli. Canon çok ciddi olarak kullanıcıları tartan ve anlamaya çalışan bir firma (Nikon da bunun tam tersi sanki 🙂 ). %99 eminim ki 6D II için istek listesinde 4K video sonlarda kalmıştır.

Bir de şöyle düşünelim (ki bu benim tahminim): 6D’nin yaklaşık 3-4 yıl arayla yenilenmesi lazım (5D serisi gibi). Diyelim 2021’de 6D’nin yenilenmesi gelecek. Tahminimce Canon en geç 2019’da tam kare bir aynasız çıkaracak ve onda 4K video olacak. Bence Canon 4K’yi daha alt seviyelere indirmek için 2019ları bekliyor. Şu anda diyor ki: 4K videoya ihtiyacın varsa profesyonelsin, profesyonelsen 5D Mark IV veya bir EOS Cinema gövde almaya da paran vardır.

4K ekranlar, 4K ekranlı dizüstü bilgisayarlar şu anda var ama hem genel olarak pahalılar hem de yaygın değiller.

“Ama o kadar para veriyoruz, yıl 2017, 4K da olmasın mı?” dersen… 4K video koyacağına, Canon sana Dual Pixel AF, hareketli ve dokunmatik ekran vermiş 🙂 Diğerlerinde de bu yok işte. Gönül ister hepsi olsun da, hepsi olunca fiyat da artacak mecburen.

Şu da var: Ucuza 4K video istersen Olympus EM10 Mark III var, al onu mis gibi kullan 🙂 Gövdede titreşim azaltma, ufak ve hafif gövde, hareketli ve dokunmatik ekran (yukarı-aşağı), ooh nefis…

Şunu da anlatmam lazım: Videodaki elektronik titreşim azaltma bayağı iyi çalışıyor. Mesela Sony’nin aksiyon kameralarındaki ya da bazı cep telefonlarındaki sayısal titreşim azaltma sistemleri 6D II’dekinden çok daha kötü. Tabi gönül isterdi EM1 II’deki muhteşem titreşim azaltma olsun… Ek olarak, IS’li bir lensiniz varsa hibrit titreşim azaltma gerçekten de başarılı (videoda), hatta 70-200mm f2.8 L IS II ile denediğimde gerçekten de şaşırdım: Videoda titreşim neredeyse yoktu (6D II’yi IS’li bir lensle kullanırsanız lensteki IS sistemi ve elektronik titreşim azaltma beraber çalışıyor). Rakiplerinde sadece A7II’de titreşim azaltma var ve şunu çok net söyleyebilirim: Videoda 6D II’nin elektronik titreşim azaltması A7II’nin mekanik titreşim azaltmasından daha iyi  (A7II’deki fotoğrafta da çalışıyor bu arada, 6DII’deki sadece videoda). D750’de ve A7’de bu sistem hiç yok. Ek: Üzerini çizdiğim bölüm hakkında pek emin değilim. 24-70mm f2.8 L II USM ile çok iyi olan elektronik titreşim azaltmanın etkinliği 70-200mm f2.8 L IS (ilk versiyon) ile biraz azaldı. Bazıları daha yeni lenslerle bu özelliğin daha iyi çalıştığını söylüyor. Yanımdaki EF 20mm f2.8 USM ve Zeiss 85mm f1.4 ZE ile de videoda titreşim azaltma fena çalışmıyor. Belki mesele gerçekten de ilk nesil IS’tedir.

Dual Pixel AF denen zımbırtı muhteşem çalışıyor. Video çekerken aletin senin dokunduğun yere yumuşak bir şekilde odaklaması, o odağı takip etmesi insanın iyi hissetmesine yardım ediyor 🙂 Dual Pixel AF sisteminin d,ğerlerinden farkı şu: Odak noktası çok yumuşak bir şekilde, hiç aksamadan yeni yerine kayıyor. Ayrıca 6D Mark II’de bu hızı da siz belirliyorsunuz (9 kademede). Yani isterseniz odak noktası kağnı gibi kayar, isterseniz anında kayar. Çok başarılı.

Pekiiii… Video kalitesi nasıl? Videodan çok iyi anlamam, sadece kişisel aile ve gezi videoları çekiyorum. Bunlar için 6D Mark II çok yeterli bence. Ekrana dokunup istediğin yere odaklamak büyük kolaylık, ve sen odağı seçtikten sonra 6D II seçtiğin yeri bayağı iyi takip ediyor. ISO6400’den sonra gürültü artıyor ama o koşullarda gene de iyi. Film çekiyorsanız, en iyi kaliteyi istiyorsanız bir Lumix GH4, GH5, GH5s, G9 veya Sony A7S II daha iyi seçimler. Zaten 6D II’de mikrofon girişi var ama kulaklık girişi yok.

Son olarak, makinede “Flat” video stili yok (dinamik aralığı arttırmak için) ama Canon’un Technicolor’la beraber çalışmasının bir sonucu olarak Cinestyle profilini indirip makineye yükleyebilirsiniz. Hatta bunu tüm Canon makineler için yapabilirsiniz. Bu profil kontrast ve doygunluğu bayağı azaltacak, böylece videonuz sonradan işlenmeye daha uygun hale gelecek (daha fazla dinamik aralıkla beraber). Sadece 6D II için değil, tüm Canonlarda bunu yapabilirsiniz.

GENEL KULLANIM, ERGONOMİ

Ergonomisi bildiğin Canon: Çok iyi. Tutuşu ilk 6D’den daha iyi (tutacak yer daha derin), bütün önemli tuş ve tekerlekler sağ elin parmaklarına denk geliyor, istersen zaten ekrandan da ayar yapmak mümkün. Odak tipi, odak yöntemi, çekim hızı, ISO, pozlama yöntemi, AF-On, canlı önizleme başlatma, çektiğin fotoğrafa bakma tuşları en kolay ulaşılan tuşlar. Arkada “SET” tuşunun etrafındaki yön tuşlarına pek kolay basılmıyor (tepkileri pek iyi değil). Alıştıkça daha kolay oldu ama Olympus’un tuşlarını tercih ederim. Bu yön tuşlarıyla menülerde geziyor, veya odak noktasını değiştiriyorsunuz.

Genel olarak makineyi kullanmak hızlı. Menüler hızlı, tampon bellek dolsa bile makine kilitlenmiyor (Sony aynasızlar bu konuda biraz sabıkalı ama onlar da A9’da işi biraz düzeltti), makine anında açılıyor ve çekime hemen hazır hale geliyor. EM1 II bile, ki aynasızlar arasında en hızlı açılanlardan biri, hemen çekmeye hazır hale gelmiyor. Canon ve Nikon DSLRlar bu konuda çok iyiler zaten, aynasızlar “hemen aç, çek” konusunda hala biraz gerideler.

Şöyle tarif edeyim: 6D Mark II sizinle fotoğrafınız arasına girmiyor.

Sessiz perde modu son yıllardaki her Canon’da olduğu gibi 6D II’de de var. Açıkçası normal perde sesi de çok yüksek değil ve elektronik motor sayesinde perde titreşimi yok denecek kadar az ama sessiz modda (“S”) bu ses biraz daha azalıyor. Bu tam elektronik perde modu değil, yani aynasızlardaki gibi tam sessiz çekim yok 6D II’de (galiba DSLRlar arasında sadece D850’de var bu, o da canlı önizlemede).

AYNASIZLARA GÖRE BOYUTU

6D Mark II çok üst seviye bir gövde değil ve boyut ve kütle olarak da tam kare DSLRlar arasında en ufaklardan biri sayılır. Hatta hareketli ekrana sahip olanlar arasında da en hafif (D750’den 75 gram daha hafif).

Tabi bunlar DSLR dünyasında böyle. Peki aynasızlarla karşılaştırırsak?

EM1 II ufak bir aynasız değil, hatta aynasızlar arasında büyüklerden biri. A7RIII kadar birşey (ama 75 gram daha hafif). 6D Mark II ufak bir tam kare DSLR olmasına rağmen, “büyük” dedikleri EM1 II’den çok daha büyük bir alet (ve 191 gram daha ağır). 24-70mm gibi bir lensle taşırsanız gün içinde bileğinizi zorlayabilir ama daha hafif lenslerle kullanırsanız (örneğin 24-105mm STM, 40mm f2.8 STM, 20mm f2.8 USM, 85mm f1.8 USM) sizi çok zorlamayacaktır. Hatta 40mm f2.8 ile iyi bir sokak makinesi bile olabilir.

24-70mm f2.8 L II USM hakkında kısa kısa

Araya şunu da sıkıştırayım dedim. Bu lens gerçekten de optik olarak eski 24-70mm f2.8 L USM’den çok daha iyi. f2.8’de bile 6D II’de kullanılabilir. Hatta f2.8’de 24-70mm f4 L IS’in f4’ünden daha iyi gibi gördüm ben. Çok büyük değil, çok ağır da değil. Otomatik odaklaması çok çok hızlı, hatta Olympus 12-100mm f4 Pro kadar iyi (ki bu lens şaaak diye odaklayan bir lens). Canon’un dış yapısı polimer (sokaktaki plastikler gibi değil ama), iç iskeleti metal. Toz-nem geçirmez bir yapısı var, filtre çapı 82mm. Bundan önceki versiyon 70mm’de en kısaydı ve 24mm’ye doğru uzuyordu, bu lens tam tersi 24mm’de kısa 70mm’de en uzun. Sağ tarafında 24mm’de lensi kitleyen bir ayar var ama alet zaten hiç sarkma yapmıyor, o ayar neden orada bilemedim. Belki çantadayken yanlışlıkla açılmasını önlemek içindir.

6D Mark II ile kullanırken sol elimle lensi alttan desteklemem gerekiyor çünkü ne kadar “hafif” desem de sonuçta bir tam kare lensi (ve de f2.8). 5Ds ile biraz daha dengeli duruyor.

6D Mark II ile odak hatası yapmıyor gibi birşey. Hatta odak hatalarının tamamı benim yanlışım diyebilirim. Bokeh kalitesi 70mm’de iyi, kısa portre lensi olarak kullanılabilir. Odak halkaları çok yumuşak. Lens çok sade duruyor, hatta öyle ki kutuyu ilk açtığınızda “lan bu kadar parayı bu na mı verdim?” diyebilirsiniz ama lensi kullanırken kalitesini hissediyorsunuz. Bu tip lensler ağır çalışma koşullarında yıllarca kullanılacak şekilde tasarlanıyor.

Fotoğraf kalitesine sonraki sayfada bakacağız.

SONUÇ: TEKNİK ÖZELLİKLER VE KULLANIM AÇISINDAN

Fotoğraf kalitesine sonraki sayfada bakacağız ama teknik ve kullanım özellikleri açısından 6D Mark II’yi ben çok sevdim. Resmen modern bir tam kare DSLR olmuş. Aynı fiyattaki tam kare rakiplerinden hiç de geri kalır yanı yok, hatta birçok konuda önde bile diyebilirim:

  • WiFi, Bluetooth, NFC
  • Dual Pixel AF hem videoda hem fotoğrafta çok çok iyi
  • Tamamen açılabilir ve dokunmatik ekran
  • GPS
  • Seri çekim hızı D750’yle aynı
  • Odaklama sistemi D750’yle neredeyse aynı, hatta daha fazla çapraz odak noktası var ve f8 diyaframlı lenslerle çok daha fazla nokta çalışıyor. Orta odak noktası çok karanlıkta odaklayabiliyor (A7II’nin odak sistemi bu iki DSLR’a göre biraz daha basit ve becerisi az)
  • Videoda elektronik titreşim azaltma var ve bu sistemi IS’siz lenslerle de çalışıyor. Bu hafta boyunca kızımın bol bol videosunu çektim, hem de IS’siz 24-70mm f2.8 L II USM ile 🙂 Bu sistem IS’li lenslerle senkronize çalışabiliyor (daha iyi titreşim azaltma yapıyor böylece). A7II’de titreşim azaltma var ama D750’de gövdede yok
  • Kişisel görüşüm, bu makine genel toplamda 5D Mark III’ten daha iyi. Hareketli dokunmatik ekran, DualPixel AF, adam gibi kablosuz bağlantı özellikleri, GPS, biraz daha fazla MP, 1080p@60 video, videoda elektronik titreşim azaltma gibi özellikler az değil. Mark III’ün gövde kalitesi biraz daha iyi ve elleriniz biraz daha büyükse Mark III elinize daha iyi oturacak. İlk 6D çıktığında 5D Mark II ufaktan ağır basıyor gibiydi (Mark III yüzünden fiyatı da azalmıştı) ama şimdi durum ters bence.
  • Black Friday’de yanında tonla ekstrayla Amerika’da 1300 Dolar civarına satıldı ki o fiyata Amerika’da bu aleti almayan kaldıysa kafa atasım var. Canon Türkiye de buna benzer güzel bir kampanya yapsa da Türk insanı güzel fiyatlardan güzel makine sahibi olsa 🙂

Bu saydıklarım azımsanmayacak avantajlar. Dezavantajlarına gelirsek:

  • 4K video çekemiyor (aynen rakipleri tam kare gövdeler gibi)
  • 720p’de saniyede 120 kare film çekemiyor
  • 1080p video kalitesi ve diğer video özellikleri ciddi film çekmek isteyenlere uygun değil (ki aslında gene rakiplerine bakarsak…)
  • Tam kare algılayıcıyı bir an unutursanız aslında bu fiyat seviyesinde bayağı ciddi alternatifleri var (4K çeken APSC veya m43 algılayıcılı gövdeler dahil)
  • Bütçeyi biraz daha arttırıp A7RII, D810 gibi makinelerin ikinci ellerini de bulmak mümkün
  • Ne kadar “ufak ve hafif” de desek, eninde sonunda tam kare algılayıcılı bir DSLR. Kaliteli lenslerle kullanmak istiyorsanız ağır bir çanta taşımaya razı olacaksınız (ya da 3-4 sabit odaklı lens gezeceksiniz). Sony’nin A7 sistemi bile bu konuda dertliyken… Hafifi sistem isteyen m43lere baksın.

Sadece teknik özellikler ve kullanım kalitesi açısından 6D Mark II çok iyi. 2017’de piyasada olan bu fiyattaki tam kare gövdelerden kötü olmasını geç, belki hepsinden daha iyi. Fotoğraf kalitesi haricindeki tüm özelliklerine 10 üzerinden 8.5 verebilirim (referans olarak D850’yi ve EM1 II’yi 9.5, 5D Mark IV’ü ve A7RIII’ü 9, D750’yi ve A7RII’yi 8, D610 ve A7II’yi 7.5 olarak düşünün, 10 üzerinden 10 makine şu anda kafamda yok)

Fotoğraf kalitesine sonraki sayfada bakacağız.

 

 

15 comments for “Canon 6D Mark II incelemesi – Sayfa 1

  1. mehmet güneş
    2018-01-16 at 1:44 pm

    Üstad, kutluyorum sizi. Güzel bir inceleme olmuş. Tam kare makinelerin yıllar itibariyle gelişimi ve 6D mark II nin video performans incelemesi bölümleri hariç diğer konuları okudum. İkinci sayfayı da ilgiyle okuyacağım. Gövde güzel olmasına güzel. Maalesef çok pahalı. Sirkeci’ de spot piyasadan 24-105 f:4 objektifi ile birlikte 10.000 TL ye, belki daha aşağı bir fiyata sıfırını bulmak mümkün. Ama yine de pahalı.
    Lens kısmını okurken dikkatimi çekti. “Lens zaten sarkmıyor. Neden kilit koyarlar anlamış değilim” (mealen böyle) filan yazmışsınız. Sıfır lens sarkmaz. Lens kullanıldıkça ve eskidikçe zamanla kendini bırakır ve sarkma öyle başlar. Onun için koymuşlardır diye düşünürüm.

    • ErtOzt
      2018-01-16 at 5:29 pm

      Kilit konusunu ben de öyle düşündüm aslında, sonra yazıya eklemeyi unuttum. Bazı lensler sonradan sarkabiliyor.

  2. tevfik oguzhan yilmaz
    2018-01-16 at 2:28 pm

    İncelemeyi okuduktan sonra Tam kare dijital fotoğraf makinası ararken seçtiğim nikon d750’nin hala referans olarak karşılaştırılmalarda kullanılması beni çok mutlu etti. Benim gibi amatör fotoğraf çeken biri için herhalde ömür boyu ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir makina. İncelemesini yaptığınız Canon da teknik özellikleri olarak ilgi çekici. Fakat, 4K çekimden önce, dahili flaşının olmaması bence daha ciddi bir eksiklik. Çünkü, bunu alan kişiler hala amatör olarak fotoğraf çekimi yapan yanında çoğu zaman harici flaş taşıma alışkanlığı olmayan insanlar olacak. Ben her yere flaşımı taşımama rağmen genellikle aile içinde yaptığım çekimlerde çantadan çıkarmak yerine üzerindekini kullanıyor ve insanları mutlu edecek sonucu alıyorum. Mesela gps özelliği de olsa iyi olur diyeceğim bir konu. Dağda bayırda fotoğraf çekerken. Çekilen lokasyonların otomatik resim içinde bulunmasını isterdim. Öylece tasnif sırasında geotag da kullanabilirsin. Şu an iPhone ile aynı noktada bir adet boş fotoğraf çekiyorum veya telefon üzerinden Nikon d750 yi kontrol ediyorum. Son olarak bir de pil ömrü önemli. Gövde ağırlığı ilk başlarda hafifi olan cazip gelse de iyi bir lens hep makinanın gövde ağırlığını unutturuyor. Selamlar,

    • ErtOzt
      2018-01-16 at 5:28 pm

      Evet D750 hala çok iyi.

      • Şirzat Temiz
        2018-01-17 at 6:16 pm

        Bu arada Ertan bey, D750 için inceleme yaptınız mı diye aradım ama göremedim.

        • ErtOzt
          2018-01-17 at 8:08 pm

          Hayır yapmadım.

  3. Salih Aydın
    2018-01-16 at 5:01 pm

    Elinize sağlık güzel bir yazı olmuş.
    Beni asıl merak ettiğim konu ise, em1 mark2 ‘nin ucuna bir 12-40 takıp,karşılaştırmak olmuştu, 6d mark2 ve 24-70 2.8 ile.

    • ErtOzt
      2018-01-16 at 5:30 pm

      12-40mm yok bende ne yazık ki. 12-100mm alınca sattım.

  4. Salih Aydın
    2018-01-17 at 10:52 am

    Elinizde tam kare gövde yok diye hatırlıyorum ?
    Peki ne ile karsilastiracaksiniz fotoğraf kalitesini ?
    2. sayfada fotoğraf kalitesinden bahsediceginizi yazdınız.

    • ErtOzt
      2018-01-17 at 11:48 am

      5Ds (ödünç makine), EM1 II ve Nex 7. D750 ya da A7II olsaydı iyi olurdu ama imkanlar böyle 🙁
      Bir de kendi tecrübeme göre nasıl buldum, onu yazacağım.

      • tevfik oguzhan yilmaz
        2018-01-17 at 4:15 pm

        D750 istiyorsanız ve İstanbul’da veya yakın bir şehirdeyseniz kullanımınız için getiririm. Yeter ki objektif yazılarınıza devam edebilin.

        • ErtOzt
          2018-01-17 at 4:59 pm

          Dur bakayım. İstanbul’da olabilir belki. Aslında makineyi geri vermeyi planlıyordum ama biraz daha uzatabilirim herhalde.

  5. Emrah
    2018-01-19 at 12:00 pm

    İncelemeye D750 de dahil oldu.Güzel haberler bunlar. 🙂

  6. Emrah
    2018-01-26 at 11:08 am

    Her gün sabah ve akşam olmak üzere iki kere siteye girip kontrol ediyorum.İnceleme yazısının ikinci bölümünü merakla ve sabırsızlıkla bekliyoruz.

    • ErtOzt
      2018-01-26 at 1:10 pm

      Evet ben de merakla bekliyorum 🙂 İş güç derken biraz gecikti.
      EOS M5 incelemesi de gelecek yakında.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *