Sony FE 24-105mm f4 G OSS incelemesi

Kısa yazarım demiştim ama bu yazı gene tren gibi uzun oldu. Bol bol karşılaştırma ve yorum var yazıda. Tek olmayan şey: Lens tam kare uyumlu ve bende şu anda tam kare Sony gövde yok!

Not: Bu yazının devamı niteliğinde bir yazı daha hazırladım, orada da bol bol örnek var.

Hızlı erişim için: Giriş, Lens, Fiziksel yapı, Otomatik odaklama ve titreşim azaltma, Fotoğraf kalitesi, Burayı iyi okuyun lütfen, Sonuç.

Not: Aranızda Sakarya, İzmit civarında yaşayanlar var mı? Varsa size bir iyi bir kötü haberim var: İyi haber; Ocak olmuş ama hava hala soğumamış. Kötü haber; tahminen kanser oldunuz ya da olacaksınız. Şu anda Ocak 2018 ve Sakarya-İzmit civarında hava kalitesi o kadar berbat ki! Kalitesiz kömürden mi, millet doğalgaz yakmaktan vaz mı geçti (dev gibi faturalardan), fabrikalardan mı nedir bilmiyorum ama bu hava adamı hasta eder. Bu iki şehrin üzerinde resmen kahverengi bir tabaka var! Artık belediyeye mi Sağlık Bakanlığı’na mı gideceksiniz, şikayet edin bir an önce.

Önce zehir zemberek bir giriş

Mesele şu ki, 2017’ye kadar Sony tarafında 24-70mm aralığında adam gibi bir değişken odaklı bir lens yoktu. 28-70mm OSS en fazla vasat, Zeiss 24-70mm f4 OSS de “Zeiss” adını haketmeyen bir lens (tam kare üzerinde kenarlar resmen kötü). Neyse ki Sony 24-70mm f2.8 GM’i duyurdu da ortalık biraz toparlandı, ama gene de FE sisteminin acilen Canon 24-105mm f4 L IS ayarında bir lense ihtiyacı vardı (hem fiyat hem boyut/kütle açısından). Ve nihayet Sony FE 24-105mm f4 G OSS duyuruldu…

İlk incelemeler olumlu çıktı. Bazıları “işte Sony bu işi bitirdi” dediler. Ben Sony ürünlerinin ilk incelemelerine artık kesinlikle inanmıyorum çünkü bunların çoğu Sony tarafından sponsorlu “inceleme”ler ve incelemeyi yapan adamlar resmen yalan söylüyor (açık ve net söylüyorum). Asıl gerçek incelemeler ürün çıktıktan sonraki 6 ay içinde tarafsız incelemecilerden geliyor ki bunlar ilk “inceleme”lerden çok farklı oluyor. Zeiss 16-70mm f4 OSS’ye “süper” dediler, fotoğraf çözünürlüğünün daha kenarlara bile gelmeden azaldığı ortaya çıktı. Keza Zeiss 24-70mm f4 OSS öyle. “Aslında 28-70mm o kadar kötü değil, fiyatına göre iyi bile” dediler, kendi testlerimde 3 ayrı 28-70mm’nin hepsi birbirinden kötü çıktı (APSC gövdelerde bile!). A7ler ilk çıktığında Sony bunlar için “toz-nem geçirmez” dedi, A7leri su alan kullanıcılar A7leri servislere yığmaya başlayınca Sony bu iddiayı internet sitesinden kaldırdı ve su konusunda kullanıcıları suçladı. A7RII de tam olarak toz-nem geçirmez değildi. En son A9 ve A7RIII için bangır bangır “yağmur çamur demeden çalışır” dediler, Imaging-Resource’un testinde A7RIII pil yuvasından su aldı ve tam bir gün kullanılamaz hale geldi (1 gün kuruttular aleti de hayata döndü). Aynı testten 1DX II ve EM1 II hiç dertsiz çıktı, D850’nin sadece optik bakacı biraz su aldı ama çalışmaya devam etti. A6300 süper hiper 4K video çekiyor dediler, alette ısınma derdi çıktı.

Sony bu sefer dersini iyi çalışmış, önlemini almış: “Sorumluluk almayız” diyor en baştan 🙂 (en alttaki yazılara bakın: “%100 toz ve nem koruma garanti edilmiyor” diyor).

Sony kötü, berbat demiyorum. Son yıllarda Sony o kadar agresif bir strateji izledi ki, Canon’dan pazar payı çalamasa da Nikon’u çok ciddi örseledi (Nikon’un da ciddi hataları var tabi). Ben de ilk NEX-3’ten beri Sony kullanıcısıyım zaten, yani Sony’nin iyi taraflarını takdir ediyorum. Mesele, adeta “yalan” iddialar.

Bir de başlamışken size ilginç birşey daha göstereyim de neden sürekli Sony’yi “ne yapacağına karar veremediler” diye eleştirdiğimi anlayın:

Adobe Bridge’den ekran görüntüsü. Aynı lensler NEX7’de “FE”siz A6300’de “FE”li

Bu neden böyle oldu sizce? Sebebi şu: Sony NEX serisini çıkardığında “deneyelim, tutarsa sonrasına bakarız” dedi. Baktı iş tutuyor, “ulan bir de tam kare deneyelim” dedi. Lens adlarını bile sonradan değiştirdi ve tam kare uyumluların başına “FE” koydu. NEX7’nin “55mm f1.8 ZA” diye bildiği lens A6300’de “FE …” oluverdi. Bu dediğim şey basit bir değişiklik değil, bu Sony’nin aynasız sisteme girerken uzun süreli bir planlama yapmadığını gösteriyor.

Her Sony yazımda böyle bir eleştiri görmekten bıktıysanız şanssızsınız çünkü sonraki Sony yazılarında da buna devam edeceğim 🙂 İnsan sevdiğine kızarmış.

Kızmış mıyım 🙂

SONY FE 24-105mm G OSS

Bu sert girişten sonra, lense gelelim 🙂

Özetle, bu lens iyi bir lens gibi duruyor. Daha önce kullandığım Sony-Zeiss FE 24-70mm G OSS’den biraz daha iyi davranıyor. Orta bölgede Zeiss daha iyi ama çerçevenin geneline bakarsak bu Sony daha iyi gibi. “Gibi” diyorum çünkü bu lensi A7RII’de sadece yarım saat kullandım, ve aşağıdaki fotoğrafların hepsini NEX 7 ve A6300’de çektim. Şu anda tam kare bir Sony gövdem yok, bu yüzden lensin gerçek performansını %100 söyleyemiyorum. Yaniiiii… aşağıdaki inceleme bu lensin APSC algılayıcıdaki performansını anlatacak. Önümüzdeki günlerde bir A7/A7II/A7RII bulabilirsem tam fikrimi söyleyebilirim. Elinde ucuza A7RIII olan var mı 🙂 ?


ARA SICAK: Osmanlı Devleti bir şeriat devleti miydi?

Bunu Facebook’ta kendi gözlerimle gördüm ve kızmaktan çok üzüldüm. Bir milletin geleceğinin ağzının tam ortasına işte böyle s.çılır:

Çocuk “Halil İnalcık kim ki, git dizi seyret de öğren” demiş resmen. Böyle iğrenç bir nesil yetişti son 15 senede.

Bazı Osmanlı Anayasalarında “devletin dini İslam’dır” der. Tarihimizi Diriliş Ertuğrul, Payitaht Abdülhamid gibi kurgu dizilerden değil ama gerçek bir tarihçiden öğrenmek isterseniz, size Halil İnalcık’ın mükemmel “Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı” kitabını öneririm. Aşağıda o kitaptan bazı alıntılar var:

  • Osmanlı İmparatorluğu tarihte Roma İmparatorluğu’ndan sonra dini toleransın en çok görüldüğü, üstelik bu toleransın zamana ve hükümdara bağlı olmaksızın kurumsallaştığı bir devletti. Cemaatlerin sadece dini değil, iktisadi, adli ve maarife ilişkin işleri kendilerine bırakılmış, hatta ruhani liderler ve kurumlara rütbe, imtiyazlar bahşedilmiştir. Bunun sayısız kanıtlarından birkaçı: Ocak 1454’te Gennadios’a resmen Rus-Ortodoks Patrikliği bahşedildiğinde ona yapılan tören ve gösterilen ihtiram göz alıcıydı ve böylesi Bizans devri patriklerine bile nasip olmamıştı. Ermeni Patriği Musevi Hahambaşı protokolde önde gelen bir yere sahiplerdi. İmparatorluğun dört bir yanındaki manastırlar vergi ve angarya bağışıklığına sahip olduğu gibi, faaliyetlerini sürdürmeleri için huzur ve güvenliklerinin sağlanması mahalli yöneticilere sık sık ihtar edilir, hatta bazı manastırlara miri hediyeler gönderilirdi.
  • Devlet hayatını, toprak düzenini tayin eden kanunnameler şer-i hukukla uyum içinde değildir. Osmanlı idaresi, toplum ve devlet hayatının temel kurum ve ilişkilerini, şer-i mevzuattan çok örfi kanunlarla, hatta mahalli gelenek ve teamüllere göre düzenlemeyi tercih etmiştir.
  • Osmanlı’nın gerileme dönemi Kanuni’nin ölümüyle başlar kabul edilir (birçok tarihçiye göre). Peki bu neden böyle? Kanuni süper acaip hiper biriydi de, sonra gelenler mi bozdu ortamı? Asıl mesele şu: 15. yüzyılda İstanbul’a Yunan heykelleri getiriliyor, Bellini gibi ciddi ressamlar İstanbul’da çalışıyordu. 16. yüzyılda ise (Kanuni’nin döneminin sonlarına doğru, özellikle Ebussuud Efendi’den sonra) ulema neredeyse minyatür sanatını bile yasaklamak istedi. Kanuni’nin gözde sadrazamı İbrahim Paşa, 1526 Mohaç Seferi’nden sonra Budin’den üç adet tunçtan heykel getirmişti. Bu heykel grubu Herkül, Apollon ve Diana’yı tasvir ediyordu ve At Meydanı’na dikilmişlerdi. Sadrazam aleyhinde “ateist” diye dedikodular çıktı. 16. yüzyılda Kadızadeliler ve Üstünvani Mehmed Efendi gibi yobazlar türemiş ve bunlar tarafta toplamışlardı. Bunlar sevmedikleri her kurum ve adete “bid’at” dediler.
  • 15. yüzyılda Osmanlı padişahı artık Oğuz boylarının başkanlığından çok bir Roma kayzeri olmayı benimsemiştir.
  • Kardeş katli İslam’a uygun değildir. Fatih’in kardeş katline izin verdiği kanunnamesine ulema itiraz edemedi çünkü o dönemde padişah padişah hemen her konuda son sözü söylüyordu.

Osmanlı İmparatorluğu laik de değildi çünkü özellikle 16. yüzyılın ortalarından sonra Şeyhülislam ve yukarıda bahsettiğim yobazlar (bu arada yobaz sözcüğü ilk olarak Osmanlı’da kullanıldı) devlet yönetiminde önemli söz sahibi oldular. Örfi adetlerin geri planda kalması da koca imparatorluğun zayıflamasının önemli sebeplerindendir.

Yani Osmanlı bence ne bir şeriat devleti ne de laik devletti, ikisinin ortasıydı. İlk başlarda, en güçlü zamanına kadar bayağı laik görünümlüydü, 16. yüzyıldan sonra şer-i hükümler hızlı bir şekilde devleti etkilemeye başladıysa da hiçbir zaman tamamen (%100) devleti etkileyemedi.


Fiziksel Yapı

Lens sağlam. Dış yapısı polimer, içi metal çerçeve. Toz ve nem korumalı (ama %100 garantili değil, Sony bu konuda uyarıyor). Sabit f4 diyaframlı, 9 diyafram perdeli (dairesel), 663 gram (ilk versiyon Canon 24-105mm f4 L IS 664 gram, ikinci versiyon 795 gram), 113,3mm uzunluk (Canon 118mm), ön lens elemanında nano kaplama var (bu fiyat seviyesindeki lenslerin hepsinde var zaten artık böyle bir kaplama), 77mm filtre çapı (nihayet!), 38cm yakına odaklama (Canon 45cm), Sony Direct Drive SSM odak motoru var (odaklama sessiz ve hızlı), üzerinde G düğmesi var (G noktası?) böylece gerektiğinde odaklamayı durdurabiliyorsunuz (veya göze odaklamayı aktifleştirebiliyorsunuz), ek olarak otomatik odaklamayı ve titreşim azaltmayı açıp kapatmaya yarayan iki adet daha anahtar var.

Eğer elinizdeki gövdede titreşim azaltma varsa (A7II, A7RII, A6500 vs..) titreşim azaltmayı sadece bu düğme kontrol ediyor, gövdeden OSS’yi açıp kapatamıyorsunuz. Bunu sevdim, ama otomaitk odaklama sistemi farklı işliyor. Otomatik odaklamanın çalışması için hem gövdeden hem lensten “AF” seçmeniz lazım, bunlardan biri “M” konumundaysa lens otomatik odaklama yapmıyor.

Bildiğin 1200$’lık lens işte 🙂 Gerçi bu seviyedeki bazı lenslerin dış yüzeyleri (mesela Olympus Pro lensler) tamamen metal ama bu sistem de (dışarısı polimer içerisi metal çerçeve) iyi işleyen bir sistem. Canikon da birçok önemli lensinde buna benzer sistem kullanıyor.

Odak halkası elektronik bir motora bağlı, yani halka doğrudan lenslere bağlı değil. Manuel odak hareketi hassas sayılır ama fiziksel bağlı halkalar kadar hassas değil sanki. Lenste odak mesafeleri yazmıyor.

Odağı değiştirme halkası (zoom) çok güzel. Yumuşak ve tek parmakla hareket ettirmesi kolay. Ek olarak lensi aşağı tutsanız bile sarkma olmuyor. Lens 24mm pozisyonunda tamamen kapalı, 105mm’ye doğru uzuyor.

Soldan sağa: Olympus 12-100mm f4 Pro, Sony FE 24-105mm f4 G OSS, Sony E 18-105mm PZ f4 OSS

Soldan sağa: Olympus 12-100mm f4 Pro, Sony FE 24-105mm f4 G OSS, Sony E 18-105mm PZ f4 OSS

Olympus en uzunları (ama aynı zamanda 24-200mm aralığını kapsıyor ve çok daha yakına odak yapabiliyor).

Özetle, fiziksel yapısını beğendim. 5 üzerinden 4.5 diyebilirim.

Otomatik odaklama, titreşim azaltma

Otomatik odaklaması hızlı ve sessiz. Titreşim azaltma NEX7 ve A6300’de yerine göre 2, yerine göre 3 durak etkili gibi. Özellikle 105mm’de beklediğim perde hızlarını yakalayamadım nedense. 1/50-1/60’ta kesin keskin sonuçlar aldım ama 1/30larda başarı oranım düştü. 18-105mm PZ G OSS’de 1/30’da daha iyi sonuçlar aldım nedense ki 24-105mm aslında daha yeni ve pahalı bir lens.

Ek olarak, lensi yan çevirince (makineyle beraber) titreşim azaltma performansı düşüyor. Birçok lenste bu böyle aslında, yani IS/VR/OSS’li lensleri yan çevirip çekerseniz titreşim azaltma performansları biraz düşer ama bu lenste bunu biraz daha fazla gördüm:

Soldaki 24-105 sağdaki 12-100. Bana soldaki olay titreme gibi geldi çünkü 24mm’de o bölgede f5.6’da lensin o kadar kötü olmaması lazım.

Aynı fotoğraf, orta bölge. Soldaki Sony. %99 titreme. Mesela şu ki, perde hızı 1/30! Elimin titremediğinden de eminim çünkü burada ardarda 5 kare çektim, bu en iyisiydi.

Tekli otomatik odaklamada da (AF-S) birkaç defa hatalı odaklama gördüm. Aslında birkaç defa dedim ama baklediğimden dana çok oldu bu. NEX7’de değil ama A6300’de bunu daha çok yaşadım, bu da ilginç çünkü A6300’de daha yeni faz bazlı sistem var. “Odağı yaptım” deyip odaklamamak (hem de iyi ışıkta bile yaptı bazen bunu) hoş değil. Genelde sıkıntı yok ama dediğim gibi bu “hatalı odak” olayı benim alıştığımdan daha fazla oldu. A7RIII ile de arada hatalı odak gören olmuş.

Yakışıklı duruyor, di mi 🙂

Hemen alarm zilleri çalmayın bu arada 🙂 “Bu lens adam gibi odaklamıyor” diye düşünmeyin. Özellikle DSLRlara alışıksanız bu lens ve herhangi bir Sony gövde ile DSLR’dan çok daha az odak hatası yapacaksınız. Ben Olympus’un neredeyse %99 doğru odaklamasına fazlaca alıştım 🙂 Ek olarak, 3 gündür 6D Mark II ve 24-70mm f2.8 L II’yi test ediyorum ve hatalı odağı sadece 2 defa yaşadım, onlardan  da biri bariz benim hatamdı. Ayrıca bu odak derdini A6300 ve Zeiss 55mm f1.8’de çok daha az gördüm.

Sürekli odaklamada A6300 ile çok sıkıntı yaşamadım (düşük ışık haricinde). Galiba bu lens Zeiss 55mm f1.8 kadar hızlı odaklıyor.

Özetle, odaklama sistemini 5 üzerinden 4, titreşim azaltma sistemini 5 üzerinden 3 puan olarak gördüm.

Fotoğraf kalitesi

Zurnanın zırt dediği yer… Ama önce:


ARA SICAK

Evet evet biliyorum, size sürekli bir “Osmanlı bizim atamız, Atatürk geldi onları yıktı” saçmalığı pompalanıyor. Şimdi size dünyanın en büyük Osmanlı tarihi uzmanlarından biri (belki de en büyüğü) kabul edilen Halil İnalcık’ın kitabından ufak bir alıntı yapayım (Atatürk’le alakasız bir bölüm bu):

1000-2000 yılları arasında dünya iki büyük Türk imparatorluğu gördü: İlki 1100-1243 arasnda Orta Asya’dan Bizans sınırlarına, oradan da Akdeniz’e kadar uzayan Selçuk İmparatorluğu, diğeri 1300lerde ortaya çıkarak Anadolu ve Balkanlar’la beraber tüm Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı 500 yıl idaresi altında tutan Osmanlı İmparatorluğu. Asya’da uzakdoğuda Çin İmparatorluğu, Hindistan’daki devletleri, Avrupa’da Doğu Roma (Bizans) ve Kutsal Roma-Cerman İmparatorluklarını bir yana bırakırsak, dünyanın merkezi bölgesi ikinci binin büyük kısmında Türk egemenliği altında kalmıştır.

1055’te Bağdat’ta Abbasi halifesi, İslam ülkelerinin idaresini resmen Selçuklu Sultanı Tuğrul’a bırakmış, bundan sonra İslam dünyası çoğunlukla Türk hanedanlarının idaresinde yaşanmıştır. Birçok tarihçi ikinci bine (1000-2000 arası) İslam tarihinde Türk Çağı demektedirler.

Ortadoğu da bu dönemlerde çoğunlukla Türk hanedanlarının idaresi altındaydı. Mısır’daki Eyyubiler ve sonra 1380lere kadar Kıpçak Türklerinden Memlükler; İran, Azerbaycan ve Anadolu’da Selçuklular, Harzemşahlar ve Timuroğulları bunlardan bazıları. İslam dünyasında devletin örgütlediği ilk medreseler Selçuklular zamanındaki Nizamiye medreseleridir. Bu dönemde Nizamülmülk, İbn Al-Arabi, İbn Teymiyye, Gazali, Mevlana gibi İsam dünyasının önde gelen düşünce ve devlet adamları yetişmiştir.

Anadolu Selçuklularının, bugünkü Türkiye’nin nüfus yapısı ve kültürünün temellerini atmış bir devlet olarak üzerinde durulması gerekir.


Bir objektifin optik özellikleri sadece keskinlikle sınırlandırılamaz. Arka-ön planı nasıl çizdiği, karşıdan veya yandan gelen ışığa ne kadar dayandığı, kontrast ve mikro kontrast, renk bozulmaları, keskinlik, köşe kararması, geometrik bozulma ilk aklıma gelen konular. Bunlardan bazılarını hemen aradan çıkarayım: Lenste renk bozulmaları çok büyük sorun değil (mesela chromatic aberration); köşe kararması APSC algılayıcıda yok gibi birşey (tam karede bayağı var diyorlar), geometrik bozulma bayağı fazla (APSC algılayıcıda bile var ki tam karede Canon 24-105mm f4 L IS’ten bile fazla diyorlar); kontrast idare eder (Zeiss 24-70mm’den biraz daha az), karşıdan gelen ışığa karşı fena değil (bu kadar sürede beni rahatsız etmedi); bokehi… idare eder.

Bokeh konusunda böyle lensler biraz şanssız ne yazık ki. Evet 105mm’de f4-5.6 arasında bokeh olacak ama bokeh karakteri genel olarak “kalabalık”. Alette 80 tane ASPH lens elemanı olunca bokeh karakteri mecburen bozuluyor. Bir 85mm f1.4 GM bokehi beklemeyin bu lensten.

Keskinliğe gelirsek…

Burayı iyi okuyun lütfen

Yukarıdaki gibi MTF grafikleri genelde 1-2 metre arasında çekilen tablolardan oluşturuluyor. Bu yöntem sürekli 1-2 metreden fotoğraf çekiyorsanız faydalı ama işin aslı öyle değil. Özellikle 24-105mm aralığı insana “manzara da portre de sokak da çekerim” güvenini veriyor. Ayrıca bu lens ucuz değil, bu yüzden insan hem manzarada hem portrede iyi birşeyler bekliyor. Bu ne demek? Bu şu demek: Eğer objektif yeterince optimize edilmemişse ve siz yaklaşık 10 metre veya ilerisine odak yapıyorsanız, yukarıdaki MTF grafiği bir b.ka yaramayacak demek. Örneğin telefoto objektifleri 2-3 metrede test ederseniz süper-anlamsız birşey yapmış olursunuz çünkü elinizdeki alet zaten 10larca metreye (belki de sonsuz) odaklanınca iyi performans vermek için tasarlanmış. Aynı şekilde makro lensler de genel olarak çok yakına odaklayınca iyi performans vermek için tasarlanıyor (birçok yeni makro lens hem yakına hem uzağa odaklanınca keskin artık ama genel-geçer olarak dediğim doğru).

Okuduysanız MTF grafiğine dönelim: 24-70mm f2.8 GM kadar değil ama gene de iyi bir grafik.

Tek başına fotoğraf kalitesine karar vermek için ciddi pahalı aletlerle ciddi testler yapmak gerekiyor. Ben burada 24-105’i 18-105mm f4 PZ G OSS ve kalitesini çok iyi bildiğim Olympus 12-100mm f4 Pro’yla karşılaştırdım. Ek olarak böyle lenslerden ne alacağımı az çok biliyorum.

Aşağıda genelde 24-105 ve 12-100’ü göreceksiniz çünkü 18-105’in notunu ilk 2-3 günde verdim zaten (videoya daha uygun bir lens).

36mm eşlenik

24-105’i 24mm, 12-100’ü 18mm’de kullandım. Önce f4. Soldaki 24-105 sağdaki 12-100:

Sonra f5.6:

Orta bölgede Sony 24-105mm f4’te bile bayağı iyiyken kenarlarda 12-100’ün tartışılmaz üstünlüğü var. Hem f4 hem f5.6’da 12-100mm hem ortada hem kenarlarda köşelerde çok iyi. Sony 24-105mm f5.6’da orta bölgede daha fazla detay veriyor (belki A6300’ün 24MP APSC’sinin de farkı var), ama kenarlarda daha kötü.

Burada şunu hatırlatmalıyım: Canon’un 24-105mm lensleri de (iki versiyonu da) 24mm’de f11’e kadar çok iyi değiller ama bu sadece tam karede böyle. Hem 24-105mm L IS II hem 24-70mm f4 L IS APSC’de 24mm’de f8’de bayağı iyi. Eğer Sony 24-105’i tam kare bir gövdeye takarsam kenarlar daha kötü olur mu? Bu arada lensin hem sağ hem solunda aynı sorun var. Sonsuza odaklayınca mı böyle bir dert var? Ya da bendeki sorunlu bir lens mi? Ulan gene mi Sony? Parayla aldığımız lenslerde hala kalite kontrol sorunu mu var? Ya da lensin gerçek performansı bu mu? Kafamda deli sorular…

Başka bir 36mm eşlenik. Bu sefer sonsuza değil yaklaşık 25 metre uzağa odakladım. Önce f4:

f5.6. Burada A6300’de ISO’yu 400’e arttırmak zorunda kaldım çünkü ISO100 ve 200’de çektiklerim biraz titrek çıktı:

Burada durum biraz daha iyi. Belki bu lens 24mm’de sonsuza odaklanmayı sevmiyordur? Olympus lens hala daha iyi ama 24-105 de fena görünmüyor (en azından APSC algılayıcıda).

Bir tane daha 36mm. f4:

f5.6:

Burada f4’te Olympus daha iyi, f5.6’da aradaki fark neredeyse görünmüyor.

Lunapark’ta kral vs.. Önce f4:

Fotoğraflar bunlar. Aşağıda %100 kesmeler var.

f5.6:

Büyük ihtimalle bu 24-105mm lens 24mm’de yakına odaklayınca daha iyi performans veriyor. Sonsuza odaklandığında kenarlar Olympus’un çok altında kalırken odaklanan yer yakınlaştıkça Sony’nin performansı çok ciddi arttı. f4’te bile aradaki fark çok az (Olympus kenarlarda biraz daha iyi ama fark çok az), f5.6’da artık ikisi de benzer. Hatta f5.6’da bu fotoğrafta Sony kenarlarda belki biraz daha iyi (fark gene az).


ARA SICAK

Halil İnalcık’tan (Osmanlı kitabından):

Osmanlı’da en büyük bağnazlık hareketlerinden biri XVIII. yüzyıl ortasında Arabistan yarımadasında aşiretler arasında doğmuş, Vahabi-Su’udi Tev-hid hareketi ile kendini göstermiştir. Vahhabiler, Osmanlı’yı kafir ilan etmiş ve bid’atları kökünden kazımak iddiasıyla devlete karşı fiili gaza hareketine girişmişlerdir. Vahhabi hareketi, bugün İran’da, Mısır’da, Cezayir’de, Sudan’da saldırgan cihadi benimsemiş, kafir saydıkları müslümanları din adına gizli-açık katletmeyi cihad saymış son derece bağnaz grupların kaynağıdır. siyasi otoritenin gevşediği, siyasilerin birbirine düştüğü dönemlerde bu militan akım, her İslam ülkesinde örgütlenip faaliyete geçme imkanı bulmaktadır.

Fatih Sultan Mehmed zamanında şeyhlere, zaviyelere ait vakıfların vakfiyyeti kaldırıldı (nesih) ve bunlar devlete mal edildi. Bunun sonucunda bazı kesimler geçim kaynaklarını kaybettiler. Başta Halveti şeyhleri bu vakıfların çoğunu II: Bayezid (Fatih’in oğlu) döneminde geri aldılar.

Yukarıda bahsedilen Vahhabi akımı ve Fatih’in ellerinden vakıflarını aldığı it sürüsünü bugün Türkiye ve Ortadoğu’da görüyor muyuz? Görüyoruz.

Gerçi tarih dizilerden öğrenilir…


75mm eşlenik

24-105’i 50mm, 12-100’ü 38mm’de kullandım. Önce f4. Soldaki 24-105 sağdaki 12-100:

f5.6:

 

Aha! Lens kendine geldi! 50mm’de 24-105mm çok çok daha iyi, hatta 12-100mm kadar iyi (ve hatta belki orta bölgede bir miktar daha iyi çözüyor gibi). En köşede Olympus mikron kadar daha iyi ama aradaki fark pek önemli değil.

50mm’de 24-105mm bayağı iyi (en azından APSC algılayıcıda 🙂 ).

160mm eşlenik

Aslında 157,5mm 🙂 24-105’i 105mm, 12-100’ü 80mm’de kullandım. Önce f4. Soldaki 24-105 sağdaki 12-100:

f5.6:

Bu lens geniş açı değil, telefoto için optimize edilmiş gibi. 105mm’de hem f4’te hem f5.6’da lens bayağı iyi. Yani 12-100mm kadar iyi değil ama (hem ortada hem kenarlarda 12-100mm daha iyi), gene de ben bu haliyle kullanırdım. Hatırlatayım: A6300’ün 24MP’lik APSC algılayıcısı lensi tam kare 42MP’den daha çok zorluyor (piksel boyutu daha ufak).

Bir 160mm daha. Önce f4:

f5.6:

Burada f4’te Sony 24-105mm Olympus 12-100mm’nin gerisinde, f5.6’da toparlıyor.

Sokakta asılı bir çan. Önce f4. İkisi de ISO1600:

f5.6:

Bir de Sony 105mm’de (160mm eşlenik) Olympus 100mm’de (200mm eşlenik):

Odak mesafesi yaklaştıkça lensin başarımı artıyor mu ne? Ya da bana mı öyle geldi?

Kitaplık

İncelemelere kitaplık testini yeterince koymadığımı farkettim 🙂 Kitaplık olmadan inceleme mi olur yahu, di mi? Burada kitaplık yaklaşık 1.2 metre mesafede.

18-105’le 24-105’e bakalım. İki objektif de 55mm’de, soldaki 24-105mm. Önce f4:

Mason sembolü mü o? Lan yoksa sübliminal mesajlar verip bilinçaltınızı falan mı etkilemeye çalışıyorum? Haydaaa, gördün mü gitti abdest…

f5.6:

Beklendiği gibi 24-105mm biraz daha iyi ama aradaki fiyat farkına değer mi? APSC gövdeniz varsa belki değer belki değmez. f4’te 24-105mm genel olarak daha iyi olsa da f5.6’da fark neredeyse kalmıyor. Ek olarak 18-105mm’de PZ motoru var, bu sayede sessiz ve titreşimsiz olarak odak mesafesini değiştirebiliyorsunuz (video için mükemmel). bir de hatırlatma: Bu sadece 55mm’deki karşılaştırma. 65mm ve 105mm karşılaştırmaları için biraz daha aşağıda ayıcık ve ördekçik örneklerine bakın.

Şimdi asıl amacım olan, 24-105mm ve Zeiss 55mm’yi karşılaştıralım. Soldaki Zeiss 55mm. Diyafram f4:

f5.6:

f4’te orta bölgede benzer gibiler ama orta harici tüm diğer yerlerde Zeiss 55mm çok daha iyi (beklendiği gibi). f5.6’da fark azalıyor. Zeiss 55mm daha iyi gibi olsa da 24-105mm 55mm’de f5.6’da çok çok iyi, ve unutmayın Zeiss 55mm f1.8 ZA en keskin lenslerden biri.

Ayıcık ve ördekçik… Tüylü şeyler detay karşılaştırması yaparken faydalı oluyor. İki lens de 65mm’de, soldaki 18-105mm. Önce f4:

f5.6:

Yorum sizin.

105mm’de. İlki f4 sonraki f5.6. Soldaki 18-105mm sağdaki 24-105mm:

Enteresan… Aradaki fark sadece ekrana 5cm’den bakarsanız belli oluyor.

SONUÇ

Canon’un ilk 5D gövdesi tam kare ihtilalini getirdi gibi görünüyor ama bence 5D’nin yanındaki gizli kahramanın da bunda payı büyük: 24-105mm f4 L IS USM. Bu lens süper keskin falan değil, ama hemen her işi yeterince iy iyapan bir lens. Toz-nem geçirmez, hızlı ve sessiz odak motoru var, IS sistemi iyi (o döneme göre), sağlam sayılır, optiği de ortalamanın üzerinde.

Sony’nin tam karedeki en büyük hatalarından biri A7 gövdelere uygun adam gibi bir 24-105mm f4 eşleniği koyamamış olmasıydı. Herkes “abi süper algılayıcı bu yaaa” diye naralar atarken ben “iyi de o algılayıcının önüne ne takacaz?” diye soruyordum. 35mm, 55mm iyi de, asıl kilit 24-105mm.

Peki neden 24-70mm f2.8 değil? Çünkü f2.8 lensler pahalı, en büyük sebep bu. Piyasaya 2000 Dolar üzeri lenslerle yayılmak kolay değil ama 1000 Dolar civarı eli yüzü düzgün bir lens bunun için uygun (gerçi hala 500 Dolar civarında “yeteri kadar iyi” bir lensi yok Sony’nin. 28-70mm falan hikaye, bana anlatmayın).

Nihayet FE 24-105mm f4 G OSS geldi de FE sistemindeki dev gibi bir açık kapandı… En azından iyi bir deneme 🙂

Gördüğüm kadarıyla lensin fiziksel yapısı çok iyi, odaklama motoru iyi, OSS sistemi idare eder (bence rakip sistemlerin gerisinde), halkaları bayağı iyi, düğmeler yerli yerinde, toz-nem koruması var (ama Sony buna garanti vermiyor).

Optik olarak lensi kısa mesafelerde daha iyi gördüm. Odaklanan mesafe 20 metre ve üzeriyse özellikle geniç açıda lens pek iyi değil. Hele 24mm’de manzara lensi olarak kullanacaksanız f11-f16’ya hazır olun derim çünkü APSC algılayıcıda bile köşelerde pek iyi değil.

Kısa mesafedeyse bayağı beğendim. 20 metre ve yakınına odaklarsanız bazı açılarda ve diyafram değerlerinde Olympus 12-100mm f4 kadar iyi, hatta milim daha iyi oluyor ki şu anda 12-100mm f4 Pro benim referans lensim.

Bu lensin rakipleri Sony 28-70mm OSS, Zeiss 24-70mm f4 OSS, Sony 24-70mm f2.8 GM. Para sıkıntınız varsa bile 28-70’i almanızı tavsiye etmem. İyi algılayıcı + Kötü lens yerine orta seviye algılayıcı + iyi lensi tercih edin derim. Zeiss 24-70mm’nin fiyatı da 24-105’e benzer, bu yüzden artık Zeiss kesinlikle alınmaz diye düşünüyorum. Zeiss’in tek avantajı daha ufak boyutları.

Başka rakipleri de var tabii ki: Adaptörle takacağınız Canon 24-105mm f4 L IS (ilk ve ikinci versiyon), Canon 24-70mm f4 L IS, Sigma 24-105mm f4 Art OS, hatta Canon 24-105mm f3.5-5.6 STM. Optik olarak Canon 24-70mm ve Sigma Art bu Sony 24-105’ten daha iyi ama adaptörle bağlanan lenslerde otomatik odaklama, seri çekim gibi konularda kısıtlamalar var ve optik olarak da biraz kayıp oluyor (adaptörler mükemmel değil). Sony sistemiyle devam etmek istiyorsam artık adaptöre bakmam, bu Sony 24-105’i alırdım.

Diğer yandan, genel olarak lens keskinlik ve otomatik odaklama açısından çoğu zaman 12-100mm f4’ün gerisinde kaldı (özellikle en geniş diyaframda). 24-105’i A7RII’ye taksam durum değişir miydi emin değilim (A6300’ün piksel yoğunluğu A7RII’den daha fazla, bu yüzden lensleri biraz daha fazla zorluyor).

APSC gövdesi olanlara bile tavsiye edebilirim bu lensi. 10-18mm OSS ile iyi bir ikili olurlar. Tam kare gövdesi olanlar için şu anda Sony sisteminde en uygun 24-… lens bu. GM bunun neredeyse iki katı pahalı ve optik olarak iki kat iyi olacağını sanmam. Ayrıca boyut/kütle farkı ve 70-105mm farkı da sizin için önemli olabilir. Ek olarak bu lenste OSS var, yani OSS’si olmayan Sony A7S, A7, A6300, NEX-6 gibi gövdeler için bu lens biraz daha uygun.

Bu lensi biraz daha elimde tutacağım ve ikinci el bir tam kare Sony ile deneyeceğim (ne zaman? Emin değilim).

Bu yazıda da 24-105mm ve 12-100mm’nin bol bol karşılaştırmalı örnekleri var.

Örnekler (Flickr’da)

https://flic.kr/s/aHsm96ZveL

Bir de, evde eldivenle kullanılmış (3400 kareyi eldivenle çekmiş) makine isteyen var mı:

Kendi gözlerimle gördüm bunu. Yani bu kendi telefonumdan ekran görüntüsü 🙂 Evde eldivenle kullanılmış fotoğraf makineleri de varmış.

24 comments for “Sony FE 24-105mm f4 G OSS incelemesi

  1. salih
    2018-01-12 at 10:00 am

    Merhaba, ilanda bir eksiklik var sanki.

    • ErtOzt
      2018-01-12 at 2:20 pm

      Hangi ilan? Lensi satmıyorum ki.

  2. salih
    2018-01-12 at 4:15 pm

    Bir de, evde eldivenle kullanılmış (3400 kareyi eldivenle çekmiş) makine isteyen var mı:?

    • ErtOzt
      2018-01-12 at 5:02 pm

      Ehe 🙂 Evet, fazla detay vermeyeyim dedim ilan hakkında…

  3. salih
    2018-01-12 at 8:26 pm

    kimseye söylemem söz:))

  4. mehmet güneş
    2018-01-14 at 8:05 am

    Üstad, Sony’ de bir de 18-105 f:4 objektif var. Sony 6000, 6300 veya 6500 gövdelere genellikle bu objektifi tavsiye ediyorlar. Bu objektifi incelemeyi düşünüyor musunuz? Selamlar, iyi pazarlar.

    • ErtOzt
      2018-01-14 at 8:42 am

      Abi önceki 24-105 incelemesinde (bir önceki yazı) ondan da bahsettim.
      Video için mükemmel, fotoğraf için fena değil.

  5. mehmet güneş
    2018-01-14 at 8:46 am

    Üstad, bir ara sıcak ta ben yapayım.
    Arif Tekin’ in kitaplarından haberiniz varmıydı? Bunlardan özelikle “İslamda Şiddet” adlı kitabı okumanızı tavsiye ederim. Tamamen hadis, fıkıh ve original islami yazar ve kaynakları referans alarak yazdığı bir kitap. Türkiye’ de bu konulara giren, girse de gerçekleri yazmaya cesaret edebilecek babayiğit bir yazar maalesef yok. Önce can güvenliği tehlikeye girer. Arif Tekin ‘ de zaten yurt dışında yaşıyor.
    Bunları neden yazdım?
    Siz sonradan uydurulan vahabilik ve selefilik ve ışit gibi sapkınlıkların islamla ilgisinin olmadığını ( mealen ) yazmışsınız. O kitabı okuyun. Bu sapkınlıkların nerden çıktığını görebileceksiniz. Örneğin Peygamberin komutasında musevillerin yaşadığı Ben-i Kureyza köyüne yapılan baskın var ki her şeyi çok güzel açıklığa çıkarıyor. İlber hoca acaba bu konularda ne diyor merak ettiniz mi?

    • ErtOzt
      2018-01-14 at 10:08 am

      Hadis, fıkıh, “orjinal” kaynaklar karma karışık. O yüzden önce Kur’an’ı anlayasım var.

      • mehmet güneş
        2018-01-14 at 11:46 am

        Maide suresi 51. Ayet. “Yahudi ve hıristiyanlardan dost edinmeyin”
        Başka ayetler de var .
        Bakara suresi 223. Ayet. “Kadınlar sizin tarlanızdır. İstediğiniz yerden girin”
        Yorum sizin…

        • ErtOzt
          2018-01-14 at 3:01 pm

          “Veli edinmeyin” diyor orada. İyi geçinmek ayrı, dost olup veli edinmek ayrı.
          Ben Kur’an bilimci değilim ama birçok dinsiz, Yahudi, Hristiyan arkadaşım var. Süper yakın değiliz ama iş arkadaşlarım, arada dışarı çıkarız vs..
          Kur’an’ın tamamını okuyup anlamadan tek tümceden anlam çıkarmayı uygun bulmuyorum ben. Tartışmalı ayetler olsa da genel olarak barışçı, iyi insan olmayı öğütleyen bir kitap gibi geliyor bana. Zamanımızdaki sakallı it sürüsüne bakmamak lazım, onlar Vahhabilik yaşıyor İslam’ı değil.

  6. mehmet güneş
    2018-01-14 at 1:39 pm

    Ahzap suresi 37. ayet. ” Evlatlığın Zeyt’ in karısını sana helal kıldık.”

    Enam suresi 92. ayet
    ” Biz kur’ anı Mekke civarındaki araplar için indirdik”

    Üstat, yorum sizin…
    Daha böyle çoook var da gerek yok.

    • ErtOzt
      2018-01-14 at 2:55 pm

      92’de Araplar demiyor be abi. Tüm insanlar için diye çeviren bile var.
      Ahzab’ı da diyanet şöyle açıklıyor:
      https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Ahz%C3%A2b-suresi/3570/37-ayet-tefsiri

      • mehmet güneş
        2018-01-14 at 4:48 pm

        92 de “araplar” demeyişinin nedeni için kendi kaynağıma bakarım. Şu an evimde değilim. Yani kütüphanemden uzağım. Bir kaç gün sonra bakıp yazarım.
        Ahzab 37 ye gelince,
        Bu konuda yapılan bütün yorumlar hikaye. Hiç inandırıcılığı yok. İnsanın aklıyla alay etmesinler. Düşünün 8 tane karısı, bir o kadar cariyesi olan Peygamber, Zeyd’ in boşadığı karısını bekar, evlenmek isteyen bir genç delikanlı ile evlendirme yerine kendisi haremine katmak istiyor. Veee Peygambere vahiyle hemen bir ayet iniveriyor. Hemde isim vererek evliliği onaylayan ayet.
        Kimse kusura bakmasın. İnandırıcılıktan
        Uzak. Üstelik bu olay diğer müslümanlara yol açıyor. İçtihat oluyor.
        Benim de üniversitede musevi arkadaşım vardı. Ailesiyle tanıştım. Sinegog’ a bomba atıldığı zaman kendisini ilk arayan ve geçmiş olsun diyenlerden birisiyim.
        Maide 51 açık. Dost edinmeyin diyor. Veli filan uydurma yorumlardan.
        Kehf suresi 93-97 ayetlerde bir kavimden bahseder. Yecüc mecüc denilen bu kavimi tarif etmiş. Okuyun, kimlerden bahsettiğini görün.
        İslam tarihi içinde her dönem biliniyor. Karanlıkta kalan hiç bir şey yok. İnsanlık ve barışa ait ayetler Mekke’ de hicretten önce İslamın henüz güçlenmediği, Peygamberin elinin zayıf olduğu dönemde inmiştir. Mekke’ de islam yayılıp kendisinin hem Peygamber, hem Mekke emiri olduktan sonra inen ayetler hiç te insani ve barışçıl değildir.
        Bugün Işit ve selefiler Peygamber dönemindeki islamı yaşamak ve yaşatmak istediklerini kendileri söylemişlerdir.
        Üstad, bunlar derin konular. Ne demişler Kur’ an’ ı okuyan ateist, okumayan dindar olur”.
        Şu Ben-i Kureyza baskını internetten bir okuyun. Işit uygulamalarına benziyor mu karar verin. Selamlar…
        .

        • mehmet güneş
          2018-01-14 at 5:48 pm

          Not: yazmayı unuttum. Zeyd, Peygamberin öz evladı olmasa da evlatlığıdır. Peygamber Zeynep bin caşh isimli kızla Zeyd’i kendisi evlendirmiştir. Sonradan bu kadınla Zeyd’in boşanmasından sonra evlenmesinin Türk örf ve adetlerine, ahlakına ne derece uyuyor? Ben yorum yapmıyorum.

          • ErtOzt
            2018-01-14 at 10:34 pm

            Abi o konuda, dediğim gibi, bilgim yok. Diyanet’e göre Zeyd’le Zeynep’in evlenmesi zaten baştan politikti (bir kölenin öyle bir kadınla evlenebileceğini göstermek için). Gene Diyanet’e göre Zeynep’in zaten eskiden beri Hz Muhammed’de gözü varmış.
            Neyse, hikaye karışık 🙂 Dediğim gibi, ben kitabın tamamını anlamaya çalışıyorum önce. Böyle tek tek ayetlere bakarsak, senin de benim de hayatımızda ne rezillikler çıkar 🙂

  7. Mehmet Güneş
    2018-01-17 at 5:53 pm

    Üstad, söz verdiğim üzere Kur’an’ın sadece Mekke çevresi ve araplar için indirildiğine dair En-am 92. ve Şura 7. ayetlerin linklerini aşağıya veriyorum. Ben yorum yapmıyorum. Karar sizin. Selamlar.

    Not: Canon mark 2 geliyor mu?

    http://www.kuranmeali.org/6/enam_suresi/92.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

    http://www.kuranmeali.org/42/sura_suresi/7.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

    • Mehmet Güneş
      2018-01-17 at 5:55 pm

      Canon mark 2 geliyor mu derken, 2. sayfa geliyor mu demek istedim.

      • ErtOzt
        2018-01-17 at 8:07 pm

        Gelecek, belki haftasonu belki haftaya.

    • ErtOzt
      2018-01-17 at 8:06 pm

      Araplara gönderdik demiyor ki abi orada? Arapça gönderdik diyor.

  8. Mehmet Güneş
    2018-01-17 at 9:38 pm

    Üstad, her iki linkte de verilen ayetlerde “Mekke halkı ve çevresi” diye geçiyor. ayrıca dediğin gibi “Arap’ça gönderdik” diyor. Araplar demese de burda kastedilen Arap milletidir.
    Neyse geçelim.
    Olympus 60 mm f: 2.8 sabit odaklı objektifi nihayet almaya karar verdim. Makro çekimlerde ve diğer yakın çekimlerde çok iyi. (Oly. 12-40 f:2.8 lens makroda zayıf kalıyor.)Türkiye’de fiyatı şimdilerde 1.850 TL. Çok pahalı. Durmadan kur farkı bindiriyorlar. Amazon’da 349 dolar. Yaklaşık 1.350 TL ye denk geliyor. Dubai’ye giden olursa sipariş vereceğim. Bu lensi geçmişte kullanmışlığınız veya fikriniz var mı?

    • ErtOzt
      2018-01-18 at 8:30 am

      60mm’yi mi? Dünyanın en iyi makro lenslerinden biri. Şaka yapmıyorum. Keskinlik zaten en tepede ama CA (Chromatic aberration) minimumda, bokeh iyi, alet ufacık ve çok hafif, yağmur-çamurda kullanılabilir, portre lensi olabilir, odaklaması çok hızlı, odak limiti var vs.. Yok yok lenste.
      Bu arada Costa Rica 2017’nin neredeyse tamamını yenilenebilir enerji kullanarak geçirmiş:
      http://vt.co/sci-tech/innovation/costa-rica-just-run-100-percent-renewable-energy-300-days/
      Bizimkiler cari açığı kapatmak için ülkeye kömürü basıyorlar ama hava kalitemiz o kadar felaket ki… Ben İzmit-Sakarya’daki havayı görünce şaşırdım çünkü kirlilik Şangay ve Delhi’den kötüydü geçen hafta. Şaka yapmıyorum. Cari açığı kapatacaz diyorlar, bu sefer de parayı sağlık harcamalarına gömeceğiz.

      • Mehmet Güneş
        2018-01-18 at 12:31 pm

        Teşekkürler üstat. Sizden okeyi alınca almaz mıyım 60 mm yi karar verdim. En kısa zamanda alıyorum.

      • Cemil Barmanbek
        2018-01-23 at 7:26 pm

        Merhabalar,
        İzmit’te yaşıyorum Gebze’de çalışıyoeum hergün Dilovası’ndan geçerken zehir soluyoruz. Herşeyimiz günü kurtarmaya yönelik. Allah yardımcımız olsun.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *