Bu fotoğrafların nesi kötü?

KONUYA GİRMEDEN ÖNCE

Çalıştığım ofiste kırmızı ayakkabıyla işe gelen bir proje müdürü, haftada 3 gün 35 km uzaktaki evinden ofise bisikletle gelen 59 yaşında bir diğer proje müdürü (tanıştığımda 45 yaş civarında olduğunu düşünmüştüm), Türkiye’de görseniz farklı bir cins olduğunu düşüneceğiniz kadar renkli giysilerle işe gelen risk müdürü, dünya yarılsa saat 4’te işten çıkan departman müdürü, sabah 6.30’da işe gelip öğleden sonra 2’de işten çıkan doküman kontrolcü, iş programında Temmuz’a iş koymamamı isteyen bir başka proje müdürü (herkes tatilde olacağı için), şirket partilerinde millete salata servis edip kendi kullandığı Audi A3 arabasıyla işe gelen CEO, hergün trenle işe gelen başka bir CEO, “geçen hafta sonu bisikletle 120 km’den sonra devam edemedim” diye üzülen iş geliştirme mühendisi (64 yaşında), çocuğuyla balığa gideceği için yaklaşık 15 kişinin katılacağı toplantıyı 1 gün sonraya atan finans müdürü (herkes benzer şeyi yaşadığı için kimse itiraz etmedi), arkadaşlarıyla ortaklaşa kiraladıkları depoda 7 motosikleti olan (hepsi klasik, en eskisi 1924 model) teknik ofis müdürü, toplantıda müdürüne “sen bu işten anlamıyorsun, biraz beni dinle” diyen elemanlar (ki bunlardan fazlaca sayıda var), herkese yeterli sayıda oda olmadığı için departman müdürlerini açık ofise oturtup diğer çalışanları kapalı ofislere yerleştiren genel müdür yardımcısı, cuma öğleden sonraya toplantı istemeyen kontrat müdürü…

Bunlar size tanıdık geldi mi? Gelmedi mi? Aaa?

6-7 sene önceye kadar bu insanların varlığından haberim yoktu. Norveç’te yukarıda saydığım insanlar var. Ben ayda sadece 2 gün tatil yapılan (sadece 2 pazar) şantiye kültüründen geliyorum, böyle şeyler bünyeyi zorlayan şeyler haliyle 🙂 Diğer yandan, insan evladı hemen herşeye alışıyor. İlk başta garip gelse de insan zamanla “akşam 4’e toplantı mı konur lan” fikrini benimsemeye başlıyor.

Şimdi yukarıda yazdıklarıma bakın, bir de aşağıdakine bakın:

Bu kanuna göre artık işveren size “Pazar da çalışacaksın” diyebilecek. Neyse ki memlekette istikrar var da çalışanların anasını belleyebiliyorlar…

AŞAĞIDAKİ FOTOĞRAFLARDA NELERİ BEĞENMEDİNİZ? YA DA NELERİ BEĞENDİNİZ?

 

 

11 comments for “Bu fotoğrafların nesi kötü?

  1. Sebahattin Demir
    2017-06-21 at 11:48 am

    2. fotoğrafı beğendim.
    1. fotoğrafı biraz beğendim.
    Diğerlerini beğenmedim, çok klasikler. Bana birşey ifade etmediler.

    Saygılar.

    • ErtOzt
      2017-06-21 at 2:06 pm

      Teşekkürler Sebahattin Bey.
      Hadi arkadaşlar daha yorum alalım. Nesini beğenmediniz fotoğrafların? Nesini beğendiniz?

  2. Omardaing
    2017-06-21 at 5:06 pm

    5. Fotoğraf çok güzel belki tel tam köşeden köşeye olsa kuşlarda az birbirlerine yakın davransalar 🙂 daha etkileyici olurdu.
    4. Fotoğraf etkileyici değil ama eleştirecek birşey de bulamadım 🙂 sanki sırf alttaki metal ay ile yukarıdaki ayı bir araya getirmişler gibi.
    3. Fotoğrafta gök yüzü çok fazla bulutların hemen bittiği yerden kesilse derinlik hissi daha fazla olurdu.
    2. Fotoğrafta eleştirecek çok birşey bulamadım. Sadece fazla duman var.
    1. Fotoprafda yol tam bükün alanından olması güzel ama yukarıda dağlar sis aşağıda kalabalık otobanı beğenmedim. Sakin bir orman yolu olsa çok güzel olurdu.

    • ErtOzt
      2017-06-23 at 6:47 am

      Dur bakalım hala “noise çok” diyen çıkmadı:)

      • Sebahattin Demir
        2017-06-23 at 10:18 am

        “Kumlanma çok” 🙂

        Şaka bir ana ben özellikle beğendiğim 2. fotoğraftaki gibi fotoğraflarda kumlanmayı daha çok seviyorum.
        Kumlanma bu gibi fotoğraflara daha özel bir hava katıyor sanki.

      • Omardaing
        2017-06-23 at 12:33 pm

        Telefonda çok belli olmuyor 🙂

  3. Hakan KUŞ
    2017-06-23 at 12:51 am

    Konu ile alakalı değil ama, bizim ülkede (Türkiye) araba sayısı çok fazla. Ben işe yürüyerek gelip giderim. Herkes neden arabanla gelmiyorsun diyor. Yürümenin keyfi başka, bisikletin de. Ama insanlar tuvalete bile yürüyerek gidecekler. Tuhaf değil mi?
    Daha bunlar iyi günler, işim diyetisyenim. İlerde obezite, kanser şu anda çığ gibi büyüyor ama kat ve kat artacak.

    • ErtOzt
      2017-06-23 at 6:47 am

      Evet konu ile alakalı değilmiş 🙂
      Ben 5 senedir araba almadım. Tramvay, otobüs, yürüyüş, bisiklet şehir içinde en iyisi. İstanbul’da bunlar zor ama ufak şehirlerde bir yerden bir yere bisiklet ile ve yürüyerek gitmek hala çok yaygın değil.
      Aslında bu iş devlet bütçesine de ufaktan katkı sağlar. Tüm ufak şehirlerde bisiklet yolları teşvik edilirse araç kullanımı da bir şekilde azalır. Diğer yandan sağlığa katkısı da önemli, daha az insan hastaneye gidecek. Konya’ya Bursa’ya vs.. iki bisiklet fabrikası kur, Çin’e bağımlı da kalma vs..
      Faydalar saymakla bitmez.
      Neyse, biz anlamayız bu işlerden. Böyük devlet adamlarımızın daha önemli işleri var.

  4. selim insan
    2017-06-27 at 8:24 am

    İyi bayramlar 🙂
    Bir fotoğrafta leke dengesini sağlamak için fotoğrafın merkezini kaydıracak şekilde yeniden çerçeveleme yapılması bence doğru değil ama, kuşlu fotoğraf çok boş; kuşların ayrıntıları ve özellikle ifadeleri ön plana çıkacak şekilde iyice büyütülmeleri lazım sanki.

    İkinci fotoğrafta caminin belirginliği güzel ama kompozisyonda hafif bir dengesizlik var gibi; birincininkinde de öyle sanki.

    Üçüncü fotoğraf da işlenmeyi gerektiriyor; kontrastı, parlaklığı, renk yoğunluğu vb. Böyle bir fotoğrafta lekelerin kenarlarının belirgin olması iyi olabilir.

    Dördüncü, kemerli fotoğrafta da sadece orta kemer sütunlarının boyuna yarısı çerçevenin iki kenarında olacak şekilde, kuş ve ay olsa; daha büyük odak uzaklığı ile ve yukarıdaki boş gök çerçeve dışında bırakılarak çekilse daha iyi olabilirmiş sanki.

    Bunlar kişisel fikirlerim elbette. Sanatta seçenekler sonsuz. Dünyanın en pahalı fotoğrafı Rhein II diye bir fotoğrafmış; biliyorsunuzdur. Sınır yok. Kolay gelsin 🙂

    • ErtOzt
      2017-06-27 at 10:08 am

      Ben de fotoğraflar hakkında genelde benzer şekilde düşündüm aslında. Çektikten sonra daha kolay yorum yapılıyor tabi ama öğrenmek açısından böyle yorumlar çok faydalı.
      Kuş fotoğrafını özellikle öyle bıraktım çünkü gölgeleri açınca kuşlarda fazla kayda değer detay kalmadı.

  5. Mehmet
    2017-07-11 at 10:11 am

    Ben hepsini beğendim. Minimalist düşünceye uygun hepsi.
    Kompozisyon olarak eleştirilecek yada neden böyle diye düşünülecek bir taraf görmedim.
    Fotoğraf çekildiği anı durdurur. O anı tekrar yaşamak mümkün değildir. Sadece bu düşünce bile her fotoğrafı değerli kılar.
    Fotoğrafı çeken içinse olay daha farklıdır. Vizörden görünen için yapılan kendini ifade etme, gördüklerini paylaşma veya ölümsüzleştirme düşüncesinden gelir. Kurgulanmış fotoğrafları bu nedenle hiç dikkate almıyorum. Bu konuda bu işi profesyonel anlamda yapan ve bizim gibi amatörlere ders veren insanlarla da çok tartışmışlığım vardır. Bana göre bu tarz insanın kendini kandırmasından başka bir şey değildir. Hele de benim gibi kurgu arayanlara yakalandığınızda duyacağınız rezil olma düşüncesi hepsinden kötü olmalıdır. Bu kadar uzun yazmamalıydım. Hepsi için sizi tebrik ederim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *