Kulaklık tecrübesi

Atatürk’e ve annesine atılan iğrenç iftiralarla dolu bir ay geçirdik. Hatta bazıları daha da ileri gidip sonradan üretilmiş bir “belge”yi kanıt olarak bile göstermeyi denediler. Murat Bardakçı bu belgeyi incelemiş ve burada belgenin yalan ve uydurma olduğunu yazmış. Ama bu heriflerin gözleri o kadar dönmüş ki ağızlarından din-iman eksik olmazken diğer taraftan yalanın ve iftiranın en iğrencini söylemekten de geri kalmıyorlar.

Mustafa Armağan denen adamın yalanlarıyla ilgili 2-3 yazı yazmıştım bu sitede. Bu herifin Çukur Tarih dergisindeki yalanlar 10larca defa tarihçiler tarafından belgelendi, hala utanmadan bu dergide yalanlara devam ediyor. Çocuğu bile olmayan Damat Ferit’e 10’un üzerinde torun uydurup bunlardan biriyle mektuplaştığını söylemesi, Lozan 2023’te bitecek ve gizli maddeleri var demesi (sonradan kendi yazısıyla bunun doğru olmadığını da söyledi) vs.. İşin kötü yanı insanlar bu herife inanıyor. Zaman Gazetesi’nde yazarken Fetö’ye dizdiği güzellemelerle, ondan yaptığı alıntılarla ve referanslarla hatırlıyorum ben bu herifi. Hala nasıl dışarıda hayret, temizlikçi ve çaycılar bile “Fetöcüsün sen” diye içeri alınırken…

BÜTÜN BUNLARA KULAK MI TIKAYALIM?

Kulaklıkla müzik dinlemeyi seviyorsanız, “biraz da kaliteli duyalım” diye düşünüyorsanız kesenin ağzını hafiften açmanız lazım. Kesenin ağzını açmak da yetmiyor, ek olarak ne tip bir kulaklık istediğinize de karar vermeniz gerekiyor:

  • Kulak içi kulaklık mı istiyorsunuz? Bunların taşıması biraz daha kolay, ayrıca çok göze batmıyor.
  • Kulak içi olsun, aynı zamanda dışarıdaki sesi kesen kulaklık mı istiyorsunuz? Bunlar yukarıdakine göre biraz daha pahalılar.
  • Kulak içi olsun ama kablosuz mu olsun? BT destekli kulak içi kulaklıklar bayağı yaygınlaştı.
  • Kulak içi olsun, kablosuz olsun, bir de dışarıdan gelen sesi kesen sistemi mi olsun? Hey yavrum hey…
  • Kulak üstü kulaklıklar var. Bunlar kulağı tam kapatmıyor, yani kulağın etrafını tam olarak sarmıyor.
  • Kulak üstü olsun, dışarıdaki sesi de kessin. Bu kulaklıklar 4-5 yıl önce çok pahalıydı, şimdi daha uyguna bulunabiliyorlar (tabi markasına göre).
  • Kulak üstü olsun, dışarıdan gelen sesi kessin, bir de kablosuz olsun! Olsun tabi, suyundan da koy…
  • Kulağı çeviren, yani kulağı tamamen kaplayan kulaklıklar var. Bunlar dışarıdan gelen sesi kısmen kesebiliyor (pasif olarak hem de).
  • Kulağı tamamen kaplayan kulaklık olsun, ek olarak dışarıdan gelen sesi kessin. Bunlar bayağı popüler, özellikle hergün uzun yol gidenler ve sık olarak uçanlar için.
  • Kulağı tamamen kaplasın, dışarıdan gelen sesi kessin ve kablosuz olsun. Bose QC35, Sony MDX1000x vs…
  • Kulağı kaplayan tiptekiler de ikiye ayrılıyor: Açık ve kapalı. Açık olanlarda ses dışarıdan da rahatça duyuluyor, bunlar evde veya stüdyoda sıkça kullanılan tipler. Uygun fiyata kaliteli ses alabiliyorsunuz genel olarak. Açık tiptekilerde müzik dinlerken evdeki birinin dediklerini duymak da mümkün, bu yüzden otobüste uçakta vs.. kullanmak pek akıl karı değil. Kapalı olanlarda ses doğrudan kulağınıza gidiyor, bu yüzden dışarı çok ses gitmiyor.
  • Devam edeyim mi? “Nötr” kulaklık mı seviyorsunuz basları yoğun veren birşey mi? Kulaklıkların verdiği sesin karakteri de firmanın kararına göre değişebiliyor. Örneğin B&W P7 alırken aynı zamanda bir Skullcandy Crusher kulaklık denedim. Metallica’nın Astronomy’sini dinlerken Skullcandy bana daha çekici geldi mesela, diğer yandan Mozart’ın Piano Sonatasında (8 numaralı) P7 bambaşka bir kalite verdi. Müziğe ve zevke göre de kulaklık seçimi değişebilir.
  • Daha da var… Bazı kulaklıkların direnci yüksek, böyle olunca cep telefonları bu kulaklıkları çalıştırmakta zorlanabiliyor. Ya düşük dirençli model bakacaksınız ya da Audioquest Dragonfly gibi (Black ve Red modelleri var, “Siyah” olan bana yeterli gibi geldi) aparatlar kullanacaksınız.

Uzuuuuuuun yıllar Sony ve Philips’in ucuz kulakiçi kulaklıklarını kullandım. Artık kaç tane çakma (sahte) kulaklık geçti elimden bilemiyorum çünkü bir ara her yer 5 milyon liraya (domates ve et ucuzken) Sony ve Philips kulaklık kaynıyordu. Daha küçükken evde kulak üstü (kulağı kaplayan) kocaman bir kulaklık vardı, onunla kasetçalarda klasik müzik vs.. dinlerdim.

Buna benzer kulaklıkları bir zamanlar 1 TL’ydı. En son 2002’de mi ne 5TL’ye almıştım. Bugün baktım, 25TL olmuşlar. Hiç yoktan iyiler ama adam gibi müzik dinlemek istiyorsanız bütçeyi biraz daha arttırmanız gerekiyor.

RHA CL1 seramik kulak içi kulaklık. 1880TL civarı fiyatı var ki bu çok ciddi bir rakam.

Üniversiteden sonra da kulak içi kulaklık kullanmaya devam ettim. Zaten o zamanlar sokakta kulağında kocaman kulaklıklarla gezen sayısı azdı (gezenlere de manyak gözüyle bakılıyordu zaten). Samsung ve Apple’in telefonlarıyla gelen kulaklıkları “ne güzel işte” diye kullanan ben, 2010 yılında Sennheiser, Bose, B&O, B&W, Harman, Onkyo, Aiduoquest gibi markaları tanıdım. Tabi bundan sonra insan kurtlanıyor 🙂 Önceden kullandığım kulaklıklara nasıl sabrettiğime hayret ettim.

Denon AH-D7200. Denon’un çok ucuz kulaklıkları olduğu gibi bunun gibi çok üst seviye kulaklıkları da var. 700-1000$ arasında bulunabiliyor bu alet.

Birkaç sene sonra oraya buraya daha da sık uçmaya başlayınca dışarıdan gelen sesleri azaltabilen kulaklıklara ihtiyacım oldu. Gidip uygun fiyatlı bir Sony aldım. Bu alet o zamanlar ender olan kablosuz çalışma özelliğine de sahipti. Bir süre memnum memnun kullandıktan sonra Bose QC25’i denedim, ve Sony bir anda gözümden düştü. Bose’nin QC serisi kulaklıkları uçak yolculuğu yapanlar için biçilmiş kaftan. Motordan gelen o uğultuyu en iyi kesen kulaklıklar bunlar, ve ses kaliteleri de fena değil.

Bose QC25: İyi ses kalitesi, mükemmel ses kesme özelliği

AZALAN DEĞERLER KANUNU

Sonra sonra, “dışarıdan gelen sesi azaltan kulaklığım var ama, bir de gerçekten iyi ses veren kaliteli bir kulaklık alsam nasıl olur?” fikri kafamda belirmeye başladı. Bose QC25 iyi hoş ama ses olayından gerçekten anlayan insanlar bu kulaklıkların istedikleri ses kalitesini vermediklerini söyler hep. Birçok internet sitesinden incelemeleri okudum, karşılaştırmalara baktım, bütçeme baktım, ve karar verdim: Bowers & Wilkins P7.

Bu kulaklık birçok sitede “referans” kulaklık olarak kullanılıyor, yani yeni kulaklık incelemelerinde “bir de P7’ye göre nasıl ses veriyor ona bakalım” lafını görüyorsunuz. En en en iyisi değil, ama fiyatına göre çok kaliteli bir alet. Kulağı saran bir yapısı var ve malzeme kalitesi muhteşem. P9 “biraz” pahalı, o yüzden P7 ve daha ucuz kardeşi P5 bayağı tutulan kulaklıklar.

1 aya yakın kullandım bu kulaklığı, ve daha önce tahmin ettiğim şeyi bizzat yaşadım: Eğer çok kaliteli müzik kütüphaneniz yoksa, çok çok kaliteli kulaklık farkını hissettiremiyor.

Mesele şu ki: FLAC gibi yüksek kaliteli müzik dosyalarında P7’nin farkını bir miktar hissetmek mümkün, QC25’e göre daha temiz ve geniş ses alıyorsunuz. Diğer yandan 128bit MP3lerde fark yok denecek kadar az. Hatta daha da kötüsü, otobüste trende tramvaydaysanız P7 hiç iyi değil çünkü dışarıdan çok ses alıyor ve müziği gerçekten duymak istiyorsanız sesi çok açmanız gerekiyor, böyle olunca da dışarı çok ses çıkıyor. Ayrıca kablosu nedense beni rahatsız etti, belki de biraz kısa olduğundan (telefonu mont cebine koyunca kablo biraz sağa sola dolanıyor).

Kablo olayı biraz kafama takıldı. Baktım P7’nin kablosuz modeli piyasaya giriyor, belki onu denerim dedim ama ondan da vazgeçtim çünkü QC25’in sizi dışarıdan izole etmesinin verdiği rahatlık çok önemli (en azından benim için). Ek olarak 128bit MP3lerim çoğunlukta olduğu için çok pahalı kulaklık istemedim.

Tek derdim kalmıştı: Kablo. QC25’in kablosu yeterince uzun (P7’ninki biraz kısa, gerçi daha uzun kablo takma şansım da vardı) ama kablosuz modellerin rahatlığı da çok farklı.

Okudum, dükkanlara gittim denedim, satıcılarla konuştum, forum ve incelemelere baktım ve seçenekleri 2’ye indirdim: Bose QC35 ve Sony MDR1000x. Sony’nin bu modeli çok ses çıkardı (ses çıkaran kulaklık?) çünkü dediklerine göre hem dışarından gelen sesi azaltma konusunda Bose kadar iyi hem de ses kalitesi anlamında Bose’nin önünde. Bu çok ciddi bir iddia çünkü Bose’nin ses azaltma teknolojisi çok çok iyi. Malzeme kalitesi konusunda da Sony biraz daha iyi gibi, ama bu da kişisel tecih meselesi çünkü Bose biraz daha hafif olması için Sony’ye göre biraz daha fazla polimer kullanmış (plastik değil, polimer). Uzun yıllar QC25 kullanmış biri olarak bu teknolojinin (hafif polimer) pek zararını görmedim diyebilirim.

Her neyse, gidip bu ikisini dükkanlarda denedim. Nedense kafama QC35 daha iyi oturdu. Ek olarak Sony’nin bazen bağlantı sorunları yaşadığını da okudum, ve satıcılardan ikisi benzer şeyler söyledi ki bu adamlar iki kulaklığı da satan adamlar.

Sony’nin ek avantajları olsa da (mesela kulaklığın kafanıza oturuşuna göre ses azaltmayı farklı şekillerde ayarlayabilmeniz, böylece mesela gözlük takıyorsanız bile ses azaltma teknolojisinden faydalanıyorsunuz) bu ek güzellikler benim işime pek yaramayacaktı ve Bose’den zaten çok memnundum (QC25), böylece Bose QC35’i seçtim.

Sessiz bir odada P7’nin ses kalitesi daha iyi diyebilirim ama yukarıda da bahsettiğim gibi 1) Müzik koleksiyonum büyük oranda 128bit MP3 2) Kulaklığı ev yerine sokak veya uçak/otobüs/trende kullandığım için P7’nin kalitesinden ziyade QC35’in ses azaltma teknolojisine ihtiyacım vardı. Şu anda çok memnunum, QC35 dışarıdaki sesi ciddi oranda azalttığı için hem müziğin sesini çok açmıyorum hem de müziği dinlerken “kendinize ait” bir ortamda gibi hissediyorsunuz.

Bu gri-beyaz modeli. Ben siyah olanını aldım ki çok dikkat çekmesin ve beyaz fazlaca hızlı kir tutuyor.

Pahalı mı? Evet. Daha pahalısı veya daha ucuzu var mı? İki sorunun da cevabı evet. Değer mi? Benim ihtiyaçlarıma göre evet, sizin için değmeyebilir (QC35’in Türkiye fiyatı şaka gibi, ben çooook daha ucuza aldım).

SONUÇ

Sonuç olarak, İstanbul hayvan dolu. Konuyla alakasız ama dayanamadım. İnsanların birbirine saygısız olması ayrı, sürücüler alenen insan öldürmeye uğraşıyor! Bakın bugün şahit olduğum bir sahne: 70 yaşlarında bir bayan torununu gezdiriyor. Yaya geçidinden geçmeye başladı. Yolun ortasına geldiğinden diğer yönden gelen araçların hiçbiri durup yol vermedi! İnanılmaz! Kadın yol ortasında, araçların kendine yol vermesini bekliyor! 1) Kadın yaşlı 2) Bebek arabasıyla duruyor 3) Orası yaya geçidi!

İki plaka aldım: 34 HG 4864 (beyaz BMW) ve 34 C 0018 (kırmızı taksi, ama plaka 0018 miydi 19 muydu %100 emin değilim). O sırada 10-15 araba ve iki minibüs geçti, onlar da durmadı. Bunlara ne deseniz boş, insanlıktan çıkmışlar. Türkiye’ye geldiğim zaman bunun gibi çok hikayem oluyor; bebek arabalı kadını itip asansördeki tek boş yeri kapmaya çalışanlar, yaya geçidinde bebek arabalı kadının üzerine sürüp 5 cm yanından hızlıca geçenler, yaya geçidinden geçenlere korna çalanlar, yürüyen merdivende elinde bebek taşıyan kadını itip geçmeye çalışanlar, kasa sırasında önüme geçmeye çalışanlar (4 kişilik kasa kuyruğunda bile önüme geçmeye çalışan ayı gördüm, uyarınca “ne var geçeriz sıraya” diye bir de laf etti ayı) vs..

Bu durum ne yazık ki son 10 sene içinde kötüye gitti. İnsanlık, nezaket gibi şeyler kalmadı İstanbul gibi şehirlerde. Elimde güç olsa hergün 10 kişiyi falakaya yatırırdım. Ben mi çok şanssızım da öküzlere denk geliyorum?

Kulaklık mı? Haa onu unuttuk…

Deneyebiliyorsanız kulaklıkları deneyip alın. Ben konunun çok uzmanı değilim ama yukarıdaki kulaklıkları hepsi iyi. Böyle aletleri alınca uzun süre kullanıyorum, bu yüzden çok fazla sayıda inceleme ve kullanıcı yorumu okuyorum. Siz de öyle yapın. İngilizceniz yoksa Google Translate’i aktif olarak kullanmaktan korkmayın. “Ne kadar ekmek, o kadar köfte” lafı kısmen geçerli ama mesela 2000TL’lik kulaklık 1000TL’lik kulaklıktan 2 kat daha kaliteli olmayabiliyor. Bu dengeyi iyi yakalamak önemli.

Şunu da hatırlatıp konuyu kapatalım.

7 comments for “Kulaklık tecrübesi

  1. Osman
    2017-05-17 at 8:31 am

    Evet Ertan Bey. Ben de Bose QC25 kullanıyorum. 2 yıldan beri. Çok mutluyum. Dışarıdan kulağa zerre kadar ses girmiyor. Bir de ben, bass sesleri çok severim. Mesela kontrbasın veya basgitarın o yumuşacık sesini aynı frekansta duymalıyım. Ama mat, boğuk bir bass sesten bahsetmiyorum. Temiz, aslına azami ölçüde benzeyen bass sesler. Elbette tiz sesleri ve ikisi ortasında kalan sesleri de duymalıyım. Ama dominant değil. Bu kulaklık bütün istediklerimi karşılıyor. Kısacası Tavsiyeye şayan bir kulaklık.
    Saygılarımla.
    Osman ERENLER.

  2. Mehmet Güneş
    2017-05-17 at 2:25 pm

    Üstad, İstanbul’da trafik magandalarıyla mücadele etmenin, yaptıklarını yanlarına kâr bırakmamanın, onlara iyi bir ders vermenin en iyi yolu “Fahri Trafik Müfettişi” olmaktan geçer. Ben yaklaşık 4 senedir fahri trafik müfettişiyim. Trafikte bir çok olayla karşılaşıyorum. Plakasını alıyor, “ceza tesbit tutanağı” düzenleyip trafik ekibine ulaştırdım mı herif cezasını buluyor. En azından ben rahatlıyorum. İstanbul trafiğine de bir katkımız oluyor. Bilerek kırmızı ışıkta geçenleri, yaya kaldırımına park edip geçişi kapatanları hiç affetmem. Sayımız Türkiye çapında 4-5 bin kişi kadar var. Görev alanımız Türkiye’nin her yeri. Bundan sonra giriş için imkân doğarsa haber veririm.

    • ErtOzt
      2017-05-17 at 2:35 pm

      Abi ben Türkiye’de yaşamadığım için bu iş zor ama fahri müfettişlik çok önemli bir iş. Ben o pozisyonda olsam yaya geçitlerinde çok önem verirdim mesela.

  3. Sali̇h Güler
    2017-06-23 at 7:25 am

    Kulakçalık demek Türkçe açısından daha doğru ama dilimize bu şekilde yerleşmiş.

    • ErtOzt
      2017-06-23 at 7:36 am

      O sözcüğü bulamadım hiçbir yerde, kaynak var mıdır?

      • Salih
        2017-07-08 at 12:05 pm

        Aile büyüklerim, başka bazı kişiler kulağa takılan işitme aygıtları için “kulakçalık” sözcüğünü kullanırlardı.

        • ErtOzt
          2017-07-08 at 12:20 pm

          Olabilir. Adını bilmedikleri alete kendilerine göre bir ad uydurmuş olabilirler ki aslında böyle verilen adlar çok doğal olabiliyor. Halk yeni şeylere TDK’dan daha iyi ad buluyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *