Bir m4/3 algılayıcının dinamik aralığı Sony tam kareden daha iyi olabilir mi?

Olympuslardaki “yüksek çözünürlüklü çekim” modu çok ciddi potansiyeli olan bir teknik. Galiba şu ana kadar EM5 II, Pen F ve EM1 II’de var bu özellik. Makine titreşim azaltma sistemini kullanıp algılayıcıyı farklı yönlerde 1er piksel kaydırıp 8 kare fotoğraf çekiyor ve bunları 80MP RAW dosyasına dönüştürüyor (EM5 II’de 64MP), sonra bundan 50MP JPEG fotoğraf veriyor (EM5 II’de 40MP) veya isterseniz 80MP RAW dosyası üzerinde düzenleme yapabiliyorsunuz.

Bu çekim sırasında titreşim azaltma sistemi devre dışı kalıyor (bu sistem 8 fotoğraf çekmek için kullanılıyor) bu yüzden elde bu modda çekim yapmak şu anda imkansız. Ayrıca sahnedeki hareketli cisimler (dalgalı deniz, rüzgardan sallanan ağaçlar, hareketli arabalar veya insanlar vs..) son fotoğrafta bulanık çıkabiliyor.

Bu eksikleri bir şekilde çözebilirseniz elinizde 50MP fotoğrafınız oluyor, ama bununla da kalmıyor. Son fotoğrafta moire belası kesinlikle olmuyor ve algılayıcı 8 fotoğraf çekip her pikseldeki renk değerini doğru okuduğu için renkler de en doğru şekilde okunabiliyor.

Mesela kontrollü ışık altında çekim yapıyorsanız (kumaş, biblo, tablo, rüzgarsız manzara, hatta sabit durabilen bir model) bu sistem tam kare gövdelere kafa tutacak kadar iyi sonuç verebiliyor.

Bugün “Ara Sıcak” yok. Memlekette çok rezil şeyler oluyor, bu Almanya ve Hollanda olaylarının perde arkası meydana çıkınca yazacağım. İlk başta Hollanda ve Almanya’ya ciddi tepki vermiştim (çünkü yapılanlar TC Devleti’nin bakanlarına yapılmıştı), sonradan işin aslının farklı olduğu anlatıldı bazı yerlerde. Provokasyon olabileceği için bu açıklamaları şimdilik kulak arkası yaptım, 1 haftaya meydana çıkar gerçek. Yalnız şunu da hatırlatayım: Bir cinayette katilin kim olduğunu değil kimin karlı çıktığına bakmak lazım. TVlerde gazetelerde sosyal medyada bu olayları bangır bangır “Avrupa’ya inat Evet demeliyiz” e dönüştürenlere iyi bakmak lazım…

ARABA

Evde cidden çok kontrastlı bir sahne yarattım. Salondaki lambalardan birini açtım, önüne bir araba koydum. Lambanın aydınlattığı bölgeler çok parlak, arabanın ön bölgesi gölgede kaldığı için çok karanlık. Bu durumda “benim” diyen algılayıcılar bile zorlanır. Bakalım A7RII ve EM1 II ne yapmış:

Soldaki Sony sağdaki EM1II, ikisi de makine çıktısı JPEGler. EM1II daha soğuk duruyor ama odadaki beyaz ayarına çok daha yakın, Sony aşırı sarı çıkmış. EM1II’de isterseniz “beyaz ayarını sıcak tut” gibi bir ayar seçip “daha sıcak” beyaz ayarı alabiliyorsunuz ama ben böylesini tercih ediyorum. Dikkat ederseniz lamba, perde ve özellikle arabanın motor kapağı kısmı çok parlakken arabanın bize bakan kısmı karanlık. Bu sahnede tüm tonları sorunsuz yakalamak istiyorsanız HDR mecbur, aksi halde gürültü ve kumlanmaya razı olacaksınız ki ne kadar uğraşırsanız uğraşın motor kapağını üzerindeki parlak bölgelerdeki detayı kurtarmak çok zor (lambada RGB değerleri 255-255-255ken tekerleklerin en karanlık kısmında RGB değerleri 1-1-1).

ACR’de RAW dosyalarını işledikten sonra:

En üsttekiler Sony, alttakiler Olympus. Sol üstteki normal işlenmiş dosya, sağ üsttekine -0,5EV pozlama verdim (parlak bölgeleri kurtarmak için), sol alttaki EM1II’nin 80MP dosyası, sağ alttaki EM1II’nin 42MP dosyası. Dikkat ederseniz hepsine aynı yüzdede büyütme verdiğim için sol alttaki 80MP dosya hepsinden büyük duruyor. Aradaki oran farkından 80 MP ve 42MP arasındaki farkını anlayabilirsiniz.

EXIF değerlerine bakın, değerlendirmeyi kendiniz yapın. Ben gene de Olympus’taki ISO64’ün eksiğini söyleyeyim: Parlak bölgeler çok bçabuk patlıyor. Arabanın motor kapağı üzerindeki bölgeye bakarsanız bu bölge Sony’de daha düzgün, Olympus’taysa patlak. ISO64 Olympus’ta baz ISO değil, makine bu ISO değerine gelmek için önce ISO’yu arttırıp sonra sayısal olarak ISO64 değerine eksi pozlama telafisi yapıyor. Bu sayede gölgeler çok temiz çıkarken parlak bölgeler daha çabuk patlıyor.

MASA

Burada şok oldum. Şaka değil. A7RII’deki algılayıcı EM1II’dekinin 4 katı, normalde aynı ISO değerlerinde A7RII’de düzgün lens kullanırsanız ve fotoğrafa %100 yaklaşırsanız EM1II’yle aradaki farkı görüyorsunuz. Yapacak birşey yok, fizik kuralları böyle.

Mesele şu ki Olympus farklı kurallarla oynuyor: Yüksek Çözünürlükü Çekim modu.

En soldaki Sony, sağdaki ikisi Olympus. Burada şunu söylemem lazım: En soldaki ve en sağdaki fotoğrafların pozlama değerleri aynı (ISO farklı ama perde hızıyla dengeledim), buna rağmen JPEG fotoğraflarda farklı parlaklık görüyorum. Ortadaki Sony’ye daha yakın gibi (o da biraz daha parlak).

Bu yüzden bu 3 fotoğrafı aynı anda işledim ki Sony’ye haksızlık olmasın. A7RII’ye ACR’de +3EV, ortadaki EM1II’e +3 ve en sağdaki EM1II’ye +4EV verdim. Highlight -100 Shadow +100’dü (3’ünde de aynı ayarlar):

Sonuçlar böyle:

Sony’de net alan derinliği az, bu yüzden bazı bölgeler bulanık. Olympus’ta da iki fotoğrafta farklı yerleri odaklamışım o yüzden farklı bölgelerde netlik farklı olabilir AMA sonucu çok değiştirmiyor, EM1II’deki yüksek çözünürlük modunun inanılmaz potansiyeli ortada.

Bu arada çocuğun yüzünü yalayan köpek sübliminal mesajlar mı veriyor?

Özellikle kamyonun etrafındaki gölge ve tekerleklere bakın. Fark inanılmaz, EM1II çoooook daha iyi. A7RII’de kontrast biraz daha yüksek, EM1II’ye de sonradan kontrast verilebilir ama ben yapmadım.

Peki sebep ne? Yani A7RII neden bu kadar kötü, ya da EM1II neden bu kadar iyi? Aklıma gelen iki sebep var:

  • A7RII’de elektronik bakaçla çekmiş olabilirim (ki bu durumda RAW dosyaları 11bite düşüyor) ki bu büyük ihtimal
  • Omypus bu yüksek çözünürlük modunda harikalar yaratıyor

Bence sebep bu ikisinin toplamı. A7RII’de mekanik perde kullansaydım (14bit sıkıştırmasız RAW) sonuç bayağı değişecekti ama EM1II gene de A7RII kadar iyi olacaktı.

Şimdi A7RIII’ten ne beklediğimi anladınız mı: 70MP algılayıcı ve yüksek çözünürlük moduyla 180MP fotoğraf çekebilme modu! Ama Sony bize ne verecek: Daha fazla odaklama modu, daha hızlı çekim, belki 60-70MP, daha yüksek çözünürlüklü EVF.

AĞAÇ, NEHİR

Yüksek çözünürlüklü çekim modunda yapmanız gereken en önemli şey: Makineyi süper sağlam tutmak ve çektiğiniz sahnenin de hareket etmeyeceğinden emin olmak! Bunu beceremezseniz:

Fotoğrafın tamamı bu:

Göreceğiniz gibi önceki örneklerdeki performans bunda yok. Sebep büyük ihtimalle üçayağın oynaması. Yanımda çok hafif bir üçayak götürmüştüm ve tahta bir köprüde çektim, yani köprü de arada sallanmış olabilir. Herşeye rağmen insani boyutlarda baskılarda (tahminen A3’e kadar) aradaki farkı göremeyeceksiniz.

DENİZ VE EVLER

Bu sahnede son yıllarda moda haline gelen “acaba gölgeleri 5 durak açınca nasıl görünüyor” dalgasına bakacağız. Tabi 5 durak falan açmayacağız çünkü eğer fotoğraflarının %1’inde bile gölgeleri 5 durak açmak zorunda kalıyorsan vay haline…

Konuya geçmeden EM1 II’de ISO64’ün bir dezavantajına bakalım: Parlak bölgeler.

Soldan sağa: A7RII ISO100, EM1 II ISO64, EM1 II ISO200, hepsi makine çıktısı JPEG. Olympuslarla çekerken karşıdan güneş doğdu o yüzden aslında Olympusların işi daha zor (güneş aşırı kontrast yaratıyor mecburen). Yukarıda kırmızı çizgiyle çizdiğim bölgelere dikkat edin.

Soldaki ISO64’te tonal geçişler sert ve güneşin olduğu bölgede ve çevresinde detay tamamen yokolmuş. Sağda ISO200’le çekilmiş fotoğrafta tonal geçişler çok daha yumuşak ve bulutlarda daha fazla detay var.

A7RII’ye uyguladığım ayarlar böyleydi:

Olympuslarda “Shadow-Gölge” ayarı +100’deydi. Sonuçlar:

Olympuslarda ISO64’te çekilmiş fotoğrafta gölgeler ISO200’de çekilmişe göre çok daha temiz, hatta A7RII seviyesinde diyebilirim (belki bilimsel karşılaştırma yapsam fark bulurum ama elimdeki monitörlerde kendi gözümle belki en fazla yarım durak fark görüyorum). Hatırlatayım, bunlar yüksek çözünürlük modunda çekildi. Normal modda çeksem gölgeler bu kadar temiz olmayacaktı ve A7RII’nin büyük algılayıcısının farkı bariz olacaktı.

Şimdi farklı birşey yapayım ve görüntüleri %100’den %50’ye çekeyim:

Nasıl anlatayım? %50 boyutta bile çok başarılı A3 baskı almanız mümkün. Sonuçlara siz karar verin.

GÖL

Donan gölleri seviyorum. Üzerinde yürümek insanın kafasında ilginç duygular doğuruyor.

Maridalsvannet Gölü

Norveç’te normal görüntülerden. “Nerden geliyo lan bu?” diye düşünürdüm eğer Norveç’i bilmeseydim. ISO200, f5.6, 210mm (40-150mm f2.8 + 1.4x, 420mm eşlenik). 20MP’den 10MP kesme aldım, yani orjinal fotoğrafın tam yarısı. Büyük hali için üzerine tıklayın.

Gölü bir uçtan diğer uca yürüyerek geçmeyi bırak, nereye gidiyorsun be abi? Orman lan orası. Ben donmuşum, ellerim titriyor bu amca ormana gidiyor hala…

Adobe nihayet Olympus’un RAW dosyalarına destek vermeye başladı. Standart RAWlarda sorun görmedim ama yüksek çözünürlüklü dosyalarda dandik görünüyor, tahminen dosyayı 80MP açıyor ama 20MP’lik detay veriyor. Örnek:

En solda ve en sağdakiler Olympus’un yüksek çözünürlüklü moduyla çekildi. En soldaki ACR, en sağdaki Olympups Viever 3 ile işlendi (daha doğrusu OV3’ten TIFF çıktı aldım, sonra gene ACR ile işledim). Aradaki detay farkı ciddi.

Şimdi iki karşılaştırma:

Her iddiaya girerim ki size A7RII fotoğrafları diye EM1II ile çekilmişleri gösterseydim inanırdınız. Evet mikron düzeyinde bit kadar farkları görmek mümkün AMA A7RII ile kapışabilmek bile önemli (piyasada bunu yapabilen 3-5 makine var şu anda).

Yeter ki makine sabit olsun 🙂

KÖPRÜ

Bu örnek şunun için önemli: Bazıları “tam kare her zaman iyidir” diyor ya, işte burada tam karenin dezavantajlarından birini görüyoruz: Dar net alan derinliği! A7RII f8’de, EM1 II f71.’de:

Odağı yaptığım alanda sıkıntı yok, hatta EM1II galiba başabaş.

Odak çizgisinden biraz uzağa gidince artık A7RII’nin “dar net alan derinliği” dezavantajı ortaya çıkıyor. f8 ve 25mm bile köprünün geri kalanını net çekmek için yeterli değil.

Köprünün ucunda ipler iyice kopuyor.

A7RII ile bu köprünün tamamını net çekmek için iki seçenek var: 1) f22 ile çekmek (bu durumda ışık saçılması çözünürlük çalacak) 2) Farklı noktalara odaklayıp çekeceksiniz.

Ne olursa olsun, böyle durumlarda tam kare algılayıcı işi biraz daha zor hale getiriyor.

NEHİR, TAŞ VS..

Ortadaki makine çıktısı JPEG (EM1 II), diğerlerine +100% Shadow-Gölge ayarı yaptım.

Yorumu size bıraktım burada.

Yüksek Çözünürlüklü Çekim Modunun Getirdiği Zorluklar:

  • Makineyi üçayak ya da sabit bir yerde tutmanız lazım çünkü yüksek çözünürlüklü çekim sırasında titreşim azaltma çalışmıyor ve makine 8 çekim yaptığı için elinizin titrememesi imkansız. Ek olarak mesela manzara çekiyorsanız ve etrafta rüzgar varsa, bu rüzgardan hareket edecek herşey bulanık çıkacak (ağaçlar, çalılar vs..) ve üçayağın da çok sağlam olması lazım. Ben ilk çekimlerde çok çok ucuz plastik dandik bir üçayak kullandım ve gördüm ki üçayak hafiften hareket ediyor, bu yüzden ilk çekimlerim heba oldu. Dalgalı deniz, akan nehir (akmayanı var mı?) vs… de sıkıntı yaratabilir.
  • Yüksek çözünürlüklü RAW dosyalarını sadece Olympus Viever 3 tanıyor ve bu programı kullanmak Çin işkencesi gibi çünkü program aşırı yavaş. Ciddi yavaş, şaka gibi yavaş. Bu yüzden dosyaları açıp anında 16bit TIFF’e çeviriyorum ki ACR’de açabileyim. Nihayet Adobe bir yenileöeyle EM1 II’nin dosyalarına destek verdi. Yukarıdaki bazı dosyaları yeniden işledim ki Olympus Viewer ve ACR arasındaki farkı göreyim. İlk izlenimim: Olympus Viewer 3 80MP’lik dosyalarda daha iyi performans veriyor. Normal 20MP’lik çekimlerde sorun yok. Bu konuyu biraz daha inceleyeceğim.
  • Uzun pozlama gerekiyorsa çekim süresini 8le çarpmanız lazım. Bir gece dışarıda bir adayı çekeyim dedim, pozlama sistemi 15 saniye verdi. 4 saniye gecikme + 8 x 15 saniye kadar beklemek zorunda kaldım. İnsan beklerken “çıkar A7RII’yi çek ulan” diyor kendi kendine 🙂
  • Yukarıdaki maddeyle bağlantılı olarak, mesela bu yöntemle HDR falan yapacaksanız düşük pozlama gerektiren sahnelerden uzuk durun. Mesela normal pozlama süresi 15 saniye gerekiyorsa en az 8×15 + 8×30 + 8×8 saniye bekleyeceksiniz ki bu sürede sahnenin %100 sabit kalması lazım. Haaaa, eğer becerebilirseniz inanılmaz bir dinamik aralık ve inanılmaz bir detay elde edeceksiniz orası da ayrı.

Yüksek Çözünürlüklü Çekim Modunun Getirdiği Avantajları:

  • İncelemedeki karşılaştırmaları yaparken çoğu kez fotoğrafların neyle çekildiğine bak ak zorunda kaldım çünkü çoğu zaman EM1II mi A7RII ile mi çekildiğini anlayamadım. İki fotoğrafa bakarken hangisinin ne ile çekildiğini bilirseniz “tabi ya bu A7RII abi” dersiniz belki, ama tek başına fotoğraflara bakarsanız anlamak kolay değil. Bu bile bu modun kalitesini gösteriyor.
  • Normal çekime göre belki 2 durak dinamik aralık ve yüksek ISO becerisi kazanıyorsunuz ki bu bile onu APSC algılayıcıların önüne geçiriyor ve tam karelerle karşılaştırma olanağı veriyor.
  • 50MP detay veriyor. Keskinlikten memnun olmayan 36’ya indirsin 🙂
  • Moire derdi yok çünkü her pikseldeki renk değeri doğru olarak okunuyor.

SONUÇ

EM1II’nin yüksek çözünürlüklü modu ciddi potansiyele sahip. Şimdilik yukarıda saydığım zorlukları olsa da avantajları da yadsınamayacak kadar ciddi. Ben şahsen hala manzara makinesi olarak A7RII’yi tercih ederim çünkü “elde 42MP çekebilme” gibi bir avantajı var 🙂 Ek olarak A7RII’de daha yumuşak tonal geçişler var (aradaki fark az olsa da) ve bazen yüksek ISO’ya ihtiyaç duyuyorum (nadir de olsa).

Diğer yandan, eğer tek makinem olsaydı bu kesinlikle EM1 II olurdu çünkü hemem herşeyi yapıyor bu alet. Yeri geliyor kuş çekiyor, yeri geliyor koşturan kızımı çekiyor, yeri geliyor 50MP çekiyor, yeri geliyor makroda odak yığınlaması (focus stacking) yapıyor, yeri geliyor elde koşarken bile titreşimsiz video çekiyor, yeri geliyor… Anlatabildim mi, her konuda becerikli bir alet bu.

Tabi en güzeli A7RII, EM1 II ve 1Dx II almak belki de 🙂

 

 

 

43 comments for “Bir m4/3 algılayıcının dinamik aralığı Sony tam kareden daha iyi olabilir mi?

  1. Mehmet Güneş
    2017-03-13 at 8:48 pm

    Üstad, bana whatsApp’ tan geldi. Almanya ve Hollanda’ daki yaşananların içinde olan birisi olaylarla ilgili olarak gözlemini bir yakınıma göndermiş. Size olayların gerçek yüzü hakkında fikir verir.

    “Hollandada yaşayan bir arkadaşımdan kopyaladım :
    Sadece Türk haberlerini izleyerek doğru bilgi alamazsınız. Ben özet geçeyim neler oldu bugün: Hollanda bakanlara dedi ki: “Gelin ama bizim burda bu hafta kendi seçimimiz var, haftaya seçim bitsin öyle gelin yani haftaya haftasonu gelin” dediler. Ama Türk hükümeti inat etti biz bu hafta geleceğiz dedi. Üstüne Türk hükümeti Hollanda’yı tehdit etti. Tehdit edince de Hollanda hükümeti, sen kimi tehdit ediyorsun blöfünü görüyoruz diyip bakanın uçağına iniş izni vermedi. Rotterdam valisi Türk konsolosluğuna başka kimse bekliyor musunuz diye sordu, fakat Türk konsolosluğu hayır beklemiyoruz program Yok dedi. (Yani yalan söyledi)

    Bunun üzerine Erdoğancılar Almanya’daki diğer bakanı araba ile sınırdan içeri soktular, (Türk konsolosluğu Hollanda hükümetini şaşırtmak için bütün güvenlik görevlilerini farklı yönlerdeki araçlarla yönlendirdiler ki Hollanda polisi hangi araçta kimin olduğunu kontrol edemesin.)
    ama bu sefer de Hollanda polisi yemedi bunu “kardeşim ne yapmaya çalıştığınızın farkındayız, olmaz” diye kadını nöbette bekletti. Durum Budur. Türk haberlerini izlerseniz ama neymiş Hollanda faşistmiş, nasıl izin vermezmiş, uluslararası kanunlara aykırı imiş. Bir de üzerine Tayyip’in nazi sözlerini Hollandalı kabul etmez. Çok ağır. Kabul edilemez yani. Kimse Hollanda’ya bok atmasın bu konuda. Ben gerektiğinde direk söylerdim zaten Hollanda’nın hatası olsaydı. Olay tamamen Erdoğan ve hükümetin çirkefliği ve çirkinliği.

    Bakanın bekletilmesi ve konsolosluğa alınmaması tamamen bu oyunlar sebebiyle. Başlangıçta bilgisi geçilmemiş olması değil ilginç olan, asıl saklanmış olması ve çoklu arabalarla şaşırtılma çabaları epey enteresan!! Kanuni olarak, İzin verilmeden gelen herhangi bir diplomatik görevlinin yabancı topraklarda herhangi bir dokunulmazlık hakkı bulunmaz, yani yasal olarak bekletilmesi doğru ve sonrasında da gönderilmesi doğru.

    Olay maalesef buradaki Türklere yansıyacak, aşırı sağcı Wilders’a bu hafta Hollanda seçimlerinde daha çok oy çıkacak. Olan yine burada yaşayıp Erdoğan kıçını yalayan Türklere olacak. Çünkü onlar güzelim Hollanda hükümetinin bütün faydalarını sömürüyorlar. Mesela ben veya Hollandalı eşşek gibi vergi öderken (%45) , onlar düşük maaşlı olduklarından devletten yardım, vergide indirimden tut da kira yardımı sosyal yardım alan bir grup. Al jazeera da sormuş: “niye Türkiye’de yaşamıyorsunuz?” Cevap: “Türkiye’de refah yok”. Oh yemişim. yani Tamamen onlara patlayacak haberleri Yok. O refahın R’sini göremezler.

    Bu Arada saat 23:46 (ams saati) itibariyle bakan Kaya ongewild vreemdeling yani unwanted alien yani istenmeyen yabancı ilan edildi. Yani muhtemel sınır dışı gelebilir her an.

    00:12 itibariyle de polis eşliğinde ülkeden çıkartılacak. Kibarca polis bunu anlattı fakat o yine çıkmayacağım gitmeyeceğim diyor. Anlaması için de direk Türkçe konuşan bir polis yönlendirildi. Çünkü şu anda kadın toplumun güvenliğine tehdit oluşturmakta. böyle giderse tutuklanır. Kanun diye bişey var.

    01:00 polis zoru ile bakan Kaya polis arabasına bindirildi ve Almanya’ya götürülüyor. Oysaki Türk haberlerde söylenen, bakan kaya’nın kendi isteği ile rotterdam’dan ayrıldığı yönünde. (Enteresan yine yanlış bilgi)

    01:42 Türkler protesto alanını 15 çağrı yapılmış olmasına rağmen hâlâ terketmiyor. Korkulan olmasın, millet niye evine dönmüyor, diyor herkes. Belki de Cumartesi gecesi eğlencesi çıktı bunlara. Polise saldırmaya çalışanlar var. Ellerine ne geçecek amaçları ne bilinmez ?”

    • ErtOzt
      2017-03-13 at 9:58 pm

      Abi bunu ben de okudum ama işin gerçeğini kesin öğrenmek için 1 hafta bekleyeyim dedim.

  2. Kesim Bey
    2017-03-13 at 9:20 pm

    Merhaba hocam, Omd’de patlayan alanları kurtarmak için raw çekip düzenlemek çözüm olur mu?

    • ErtOzt
      2017-03-13 at 9:57 pm

      RAWdan düzenledim hepsini zaten ama ISO64’te çekersen çok fazla kurtaramıyorsun (eğer patlamışsa). Iso200’de kurtarmak daha kolay.

    • Elif
      2017-03-16 at 6:43 pm

      Ertan Bey merhaba. Yaklaşık 5 aydır dlsr makine almak için araştırma yapıyorum ve bu sırada aynasız makineler ilgimi çekti. Gerçekten incelemeleriniz çok detaylı ve güzel yol gösteriyor. Kafamda önce Sony a6000 vardı fakat satılan 16-50 kit lensinin çok iyi olmadığını okuyunca Olympus OMD-E10 ve Fuji XT-1 modellerini de inceledim. OMD-E10’nun daha küçük sensör kullanması, Fuji XT-1’in de forumlarda bahsedilen bazı dezavantajlarindan dolayı net karar veremedim. Sizin tavsiyeniz ne olur? Şimdiden çok teşekkürler.

      • ErtOzt
        2017-03-16 at 6:58 pm

        Om-d Em-10 öneririm, eğer tutması rahat gelirse. Küçük algılayıcı laflarını falan boşver bence, makine ufacık ve hafif, titreşim azalma iyi, fotoğraf kalitesi çok iyi.

        • Elif
          2017-03-16 at 7:25 pm

          Çok teşekkürler Ertan Bey. Sony a6000’ı gönül rahatlığıyla eliyorum. İyi akşamlar.

    • Elif
      2017-03-16 at 7:19 pm

      Ertan Bey merhaba. Yaklaşık 5 aydır dlsr makine almak için araştırma yapıyorum ve bu sırada aynasız makineler ilgimi çekti. Gerçekten incelemeleriniz çok detaylı ve güzel yol gösteriyor. Kafamda önce Sony a6000 vardı fakat satılan 16-50 kit lensinin çok iyi olmadığını okuyunca Olympus OMD-E10 Mark 2 ve Fuji XT-1 modellerini de inceledim. OMD-E10 Mark 2’nin daha küçük sensör kullanması, Fuji XT-1’in de forumlarda bahsedilen bazı dezavantajlarindan dolayı net karar veremedim. Sizin tavsiyeniz ne olur? Şimdiden çok teşekkürler.

  3. Elif
    2017-03-16 at 8:55 pm

    Ertan Bey merhaba. Internette Olympus EMD-10 Mark 2’nin fiyatına bakarken hemen yanında Sony a6000’nin 18-105 f4 kit lensle birlikte satıldığını gördüm. Bu haftasonu en geç makina almayı düşünüyorum. Bu ürünün yanında Olympus EMD-10 Mark 2 tavsiyeniz geçerli mi? Tekrar teşekkürler.

    • ErtOzt
      2017-03-17 at 6:36 am

      Aynı fiyat mı iki kit de? 18-105mm biraz büyük bir lens ama kötü değil. Video için iyi.

  4. Elif
    2017-03-17 at 9:13 am

    O zaman Sony setin fiyatı 3500 TL’ye çıkıyor Ertan Hocam. Olympus EMD-10 Mark 2 14-42 mm EZ beraber 2500 TL. Bir de bu sete 40-150 mm ilave edilirse fiyat 3400 TL. oluyor. Bu şekilde neyi önerirsiniz Ertan Hocam? Sizi yordum çok teşekkürler.

    • ErtOzt
      2017-03-17 at 9:24 am

      O zaman Olympus al, ikinci el de bir 40-150mm alırsın.

  5. Elif
    2017-03-17 at 10:54 am

    Tavsiyeniz için çok teşekkürler…

  6. Elif
    2017-03-17 at 10:55 am

    Yardımınız için çok teşekkürler…

  7. Elif
    2017-03-18 at 7:58 am

    Dün itibariyle OMD-E10 Mark 2 12-50-40-150 (kampanyadaydı) sipariş verdim. Teşekkürler Ertan Bey.

    • Zeki
      2017-03-19 at 8:51 pm

      Hocam selam. Em5+ oly 12-50 kullanıyorum. Em5’i alırken pozlama tekerinin düğmesi yoktu, bir de flaş takılan yerin kapağı da yoktu. Yani oralar açık. Yalıtımı kullanmak istiyorum ama ister istemez oralardan su gidebilir. Bunu nasıl telefi edebilirim.

      • ErtOzt
        2017-03-19 at 8:58 pm

        Olympus’a taktırsan?

        • Zeki
          2017-03-19 at 9:21 pm

          Makina yurt dışından alındı. Takarlar mı ki. Garantisi de bitti. Olympus’un böyle bir şeyi olabilir mi?

          • ErtOzt
            2017-03-20 at 5:53 am

            Parasıyla yaparlar ancak.
            Tekrarlar mı derken, neyi tekrarlar mı?

  8. Kesim Bey
    2017-03-21 at 8:23 pm

    Hocam EM-5’te şu ekrana bir türlü ulaşamıyordum. http://i.hizliresim.com/nREqNM.jpg
    Keskinlik, doygunluk değerlerini 1 yapmak için. Acaba bu sadece em10 m2’de mi geçerli?

    • ErtOzt
      2017-03-21 at 9:45 pm

      Em5’te o menüyü ayarlarda açman lazım galiba. Em10 II’de o menü zaten açık geliyor.
      Inşallah doğru hatırlıyorum.

      • ErtOzt
        2017-03-21 at 9:46 pm

        Adı SCP (Super Control Panel) olmalı.

        • Kesim Bey
          2017-03-22 at 8:44 pm

          Teşekkür ederim buldum. Hocam Olympus M.Zuiko Digital 25mm f/1.8 ile Pana 20mm f1.7 arasında seçim yaparsak neyi tercih edersiniz. Optik, bokeh, vs hangisi üstün?

          • ErtOzt
            2017-03-22 at 10:19 pm

            Panasonic biraz daha keskin ama Olympus’un bokehi daha iyi.

  9. Mehmet Güneş
    2017-03-25 at 4:39 pm

    Üstad, bugün em5 mark 2 makinemde olumsuz bir durum keşfettim. Canım sıkıldı. Çözüm için yine yardımına ihtiyacım var. Şöyle ki,
    Ben genellikle diyafram öncelikli modda çekim yaparım. Beyaz ayarı devamlı otomatiktedir. İsoyu güneşe ve ışık durumuna göre ayarlarım. Işık durumuna göre artı ve eksi pozlama veririm. Çekim yapıyorum, çektiğim fotografa lcd ekrandan bakıyorum çok aydınlık çıkmış. İnfo’ dan çekim değerlerini kontrol ediyorum +1 veya +1,7 pozlama verilmiş. Fotograf karanlık çıktığı zaman da makinenin –1.7 filan eksi pozlama verdiğini görüyorum. Halbuki ben ayar yaparken pozlama vermedim. makine bu ilave pozlamayı kendisi vermiş oluyor. Bu durumu farkedince çok canım sıkıldı. Eski em5 de böyle bir durumla hiç karşılaşmadım. Sorunu nerden, nasıl düzeltiyoruz? selamlar…

    • ErtOzt
      2017-03-25 at 4:51 pm

      Abi tekerleklerden birini pozlama telafisine atadın mı? Belki o tekerlekler yanlışlıkla dönüyordur.

      • Mehmet Güneş
        2017-03-25 at 5:28 pm

        Üstad, tekerlerden biri diyaframa, diğeri +/- pozlamaya bağlı. Atama böyle. Doğru olan bu değil mi? Kendisi ben döndürmeden yanlışlıkla nasıl döner? Başka yerlerden ayar yapmak gerekiyormu acaba?

        • ErtOzt
          2017-03-25 at 6:29 pm

          Çantada falan yanlışlıkla dönüyorsa olur, yoksa durup dururken – + pozlama yapmaması lazım. Bendekinde öyle olmadı hiç. Yani ISO’yu manuel ayarlıyorsan A modunda makine perde hızını ona göre ayarlar normalde.

          • Mehmet Güneş
            2017-03-25 at 7:45 pm

            Üstad manivela fonksiyonu ile ilgili diye düşündüm. Bende 3 te ayarlı. Sizde kaçta ayarlı

          • ErtOzt
            2017-03-25 at 7:47 pm

            Manivela ne?

          • Mehmet Güneş
            2017-03-25 at 8:23 pm

            Menü içinde B arama fonksiyonuna gelin.
            “Detaylı kamera seçenekleri” ne girin.
            ” Tuş kadranı ve manivela” ya tıklayın,
            ” Manivela fonksiyonu” nu göreceksiniz.
            O fonksiyonun 1 den 6 ya kadar derecesi var. Siz kaça ayarladınız?

          • ErtOzt
            2017-03-25 at 11:41 pm

            Makine bir arkadaşta o yüzden bakamıyorum ne yazık ki.

  10. Kesim Bey
    2017-03-26 at 7:02 pm

    Hocam Oly EM-5 ile çektiğim fotolarda gölgeler hep kumlu ? Bunu birkaç arkadaşa sordum dinamik aralığının zayıf olmasına bağlıyor. Bir diğer arkadaş da rawlarının 12 bit olmasına. Bu soruna nasıl çare bulabilirim. Lütfe yardım edin.

    • ErtOzt
      2017-03-26 at 9:14 pm

      Gölgeler %100 kumlu mu? Yani her fotoğrafın mı öyle çıkıyor?
      Bir de şunu düşün: Fotoğrafların süper de sadece gölgelerdeki kumlanma mı onları kötü yapıyor?
      Birkaç da örnek verir misin?
      Yeni orta format Fuji’nin örnek fotoğraflarına bak. Ben belki 200 taneye baktım, onda bile gölgelerde kumlanma var. A7RII’de de var.
      Mesele bunun miktarı ve fotoğrafı ne kadar bozduğu.

      • Tuba COŞKUN
        2017-03-29 at 10:14 pm

        Merhaba, Nikon d7000+ sigma 18-250 ya da EM-5+ oly 12-50 alacağım. İkisi arasında imaj kalite farkı ne kadar? Makroyu seviyorum. Sanırım sşgma 18-250’de makro var. Açıkçası kararsızım.

        • ErtOzt
          2017-03-30 at 6:35 am

          12-50’deki makro modu daha gelişmiş. Makro seviyorsan kesinlikle Olympus.

  11. Ahmet
    2017-03-30 at 11:57 am

    Merhaba Olympus 40-150 R hakkında ne düşünüyorsunuz. https://www.ephotozine.com/article/olympus-m-zuiko-digital-ed-40-150mm-f-4-0-5-6-lens-review-16898 incelemede baya iyi. 150mm’de bile iyi. Bu grafik gerçeği yansıtıyor mu sizce?

    • ErtOzt
      2017-03-30 at 12:29 pm

      Ufak, hafif ve ucuz bir telefoto lensi. Ben sürekli satıyorum ama 1-2 ay sonra gene alıyorum 🙂 m4/3 sistemde kötü telefoto lens yok zaten.

  12. Ersoy
    2017-03-31 at 2:57 pm

    Merhaba Ertan bey,
    Pana GX7 ile o-md-m5 gövdelerini, kullanım kolaylığı, taşınabilirlik, iso ve malzeme sağlamlıklarını karşılaştırarak bir seçim yapacak olsaydınız hangisini seçerdiniz ? Ayrıca, GX7’de titreşim önleyici var olduğunu sanıyorum. Umarım yanılmıyorumdur.
    M1’i sattıktan sonra elimde kalan, Oly 9-18 ve Pana 20f1.7 lensleri değerlendirmek için, sürekli taşınmada rahatsız etmeyen, ucuz ama kullanışlı bir kamera almayı düşünüyorumda.

    • ErtOzt
      2017-03-31 at 8:07 pm

      Gx7 güzel alet. Titreşim engelleyicisi 2 akslı ve videoda çalışmıyor ama ergonomisini ben seviyorum.
      Bence ikisi arasında Em5 ağır basar.

      • Ersoy
        2017-04-02 at 8:00 am

        Cevabınız için teşekkür ederim.

  13. Zerrin MISIROĞLU
    2017-04-05 at 11:04 pm

    Merhaba şu anda EM-5 kullanıyorum. Pentax ks-2 arkadaşta gördüm inceledim çok hoşuma gitti. EM-5’İ satıp ks-2 almak sizce yanlış bir adım mı olur? Onda da gövdede titreşim önleme varmış. Ne yapsam bilemedim.

    • ErtOzt
      2017-04-06 at 5:05 am

      EM5’ten memnun değilsen ve değişiklik arıyorsan olur tabi, onun dışında değmez.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *