Üçayak Düşmanı: Olympus EM1 Mark II İncelemesi

İzninizi rica ederek yazıya Kaptan Haddok’tan (Tenten’in arkadaşı) bir alıntıyla başlamak istiyorum: Milyonlarca ve milyarlarca kabaran mavi midyeler adına!

Ya da şöyle şaşırayım: Yüzbin fırtına adına!

EM1 II’yi 2 saat kullandıktan sonra kafamdaki tepki böyle oluştu. Olympus ilginç bir alet yapmış, şu ana kadar tepkisi ve hızı 7D Mark II ayarında gibime geldi. Belki yanyana koysam farklı düşünürüm ama şimdiye kadar bendeki izlenimi “bu alet zıpkın gibi” oldu. Ek: Birkaç hafta kullanım sonunda görüşüm: 7D MarkII kadar atik ve seri hakikaten.

İlk başta kısa kısa görüşlerimi yazayım, gerçek incelemeye sonra geçerim dedim ama makineyi kullandıkça “kısa görüşler” uzadı gitti, fotoğraf örneklerine geçtim, titreşim engelleme, karşılaştırma vs.. derken baktım ciddi ciddi “inceleme” sınırlarına geldik. Bu yüzden bu incelemeyi tek sayfa tutacağım (inşallah).

Bu incelemede şunları bulacaksınız:

  • E-M5 II ile karşılaştırma
  • 1 gecelik kısa tecrübeden sonra fikirlerim
  • Nesi Özel? sorusuna yanıtlar
  • 7D MarkII, Nex-7 ve E-M5 II ile fotoğraf kalitelerinin karşılaştırması
  • Sonuç

Not 1: Burada hava o kadar berbat ki, neredeyse sürekli kapalı ve gri, bazen yağmur yağıyor vs.. Zaten hava geç aydınlanıp erken kararıyor, bu yüzden çok fazla adam gibi cıvıl cıvıl manzara fotoğrafı çekemedim. Portre fotoğrafı da yok aşağıda.

Not 2: Tüm fotoğrafları tam halleriyle görmek için üzerlerine tıklayın.

ÖNCE KISA KISA, MADDE MADDE

E-M5 II’YE GÖRE NE DEĞİŞMİŞ

EM1’le karşılaştıramıyorum çünkü EM1’i çok kısa kullanmıştım. Diğer birçok sitede EM1’den değişiklikler verilmiş zaten. EM5 II’ye göre:

  • Otomatik tekli odaklama: Biraz daha hızlı (kl buna şaşırdım çünkü EM5 II de bayağı hızlı odaklıyor)
  • Otomatik sürekli odaklama: Çok daha hızlı ve daha doğru. Aradaki fark çok belirgin, ki EM5 II kontrast bazlı odak sistemi kullandığı için zaten dezavantajlı bu konuda. Hele ışık seviyesi düşünce EM5II sürekli odaklamada ciddi geri düşüyor, EM1 II düşük ışıkta bile çok hızlı ve doğru odaklıyor (A7RII’den de iyi gördüm bu konuda).
  • Seri çekim: Aboooo…. Perde sanki hiç kapanmıyor gibi… 7DMII’nin saniyedeki 10 kare hızı bile bana ilginç gelirken bu saniyede 15 kare… Aboooo… Elektronik çekim modunda saniyede 60 kare 20MPlik fotoğraf çekebiliyor ki galiba şimdiye kadar sadece Nikon 1ler bunu yapabiliyordu. Aboooo…
  • Çektiğin fotoğraflara bakma: PNY 64GB 90MB/sn SD kartla RAW dosyayı yeniden izlemek için 1 saniye kadar bekliyorum. Makineyi aldığım adamdaki Lexar 1000x kartta bekleme süresi çok daha azdı. UHS-I desteğinden de olabilir. Evdeki diğer kartları da denemem lazım. Ama karta yazarken makine bekletmiyor. Ek: 4GB 133x Sandisk karta yazarkan daha az bekliyorum! Olympus’un internet sitesinde verdiği uyumluluk listesinde sadece Toshiba ve Sandisk kartlar var, acaba ondan mı? Ek2: Sandisk 95MB/sn UHS-1 kartta bu iş daha da hızlı. PNY kartta mı bir dandiklik var ki?
  • Perde sesi: Sanki desibel olarak benzer ama EM1 II’nin perde sesi daha tok gibi.
  • Ergonomi: Tabii ki EM1 II daha iyi. EM5 II’ye pil tutacağı (grip) de aldım ama EM1 II’nin tutuş ergonomisi çok daha iyi. Sağ küçük parmağım boşta kalmıyor, tutacak bölgeyi tüm elimle kavrayabiliyorum. Şimdilik tuşların yeri de fena gelmedi, sadece sanki EM5 II’nin tuşlarına biraz daha kolay basılıyor gibi. Belki zamanla fikrim değişir.Evet fikrim değişti çünkü zamanla alıştım tuşlara.
  • Menüler: EM1II’de menüler biraz daha derin. Mesela odaklama için daha fazla seçenek var, özelleştirme olarak da seçenekler artmış. Yavaş yavaş alışacağım (mesela biraz önce menüde odak limitleyici buldum. Mesela bir lens için “odağı 5 metreden sonrada ara, daha geride arama” diyabiliyorsunuz ki bu otomatik odaklamayı daha efektif hale getiriyor). Daha önce Olympus kullanmış olmasam menüler itici gelebilirdi belki (Sony’nin berbat ve anlamsız menü gruplaması kadar kötü değil elbette, ki Sony kadar kötü menü yapan da yok hala). Bir de tavisye: Canon’daki gibi “özelleştirilebilir menü” gelmesi lazım bu makineye.
  • Elektronik perde hızı 1/13’ten 1/60’a çıkmış demek ki bu da daha az “jöle” efekti demek. Videolarda da daha az jöle efekti var diyorlar, hatta videoda “rolling shutter” süresi A7SII ve Sony FS7’den bile daha iyiymiş. Fotoğraflarda da aslında bunu hissettim. EM5II’de hızlı giden bir otobüsü elektronik perde ile çekince otobüsün altı ve üstü darmadığınık çıkıyor, EM1II’de bu etki çok çok az farkediliyor. Mesela bu yazıya bakıp örneği görebilirsiniz (yazıdaki damlalar fotoğrafına bakın). Bu “hız” perde hızıyla aynı değil. Elektronik perdede EM1 II 1/32000’de çekebiliyor ama algılayıcıdan okuma hızı 1/60.
  • Pil kocaman olmuş. Hatta sanıyorum ki ben bu kadar büyük pili (1D ve D5 serisi hariç) hiçbir DSLR’da görmedim. CIPA standartlarında 440 çekim gider diyorlar ama ben EM5’i 600’ün üzerinde kullandığımı hatırlıyorum (ekranı az kullanarak, arada seri çekim yaparak). EM1 II’yi aldığım adam pili sadece bir defa şarj etmiş, şu anda makine 550 çekimde ve pil de %49’da. Arada seri çekimle 1000’i görürüm gibime geliyor ama henüz karar vermek için erken. Ek: Bugün -5 derecede 1 saat kadar dışarıda çekim yaptım, bu sıcaklıkta (soğuklukta?) pil hızlıca azaldı. %35 civarından %17’ye geldi 1 saatte. Makine hep elimdeydi, belki her çekimde çantaya soksam biraz daha iyi olurdu pil ömrü. Bu sırada A7RII de öbür elimdeydi ve o %43’ten %11’e düştü. Ha bu arada EM1II’de kalan pil ömrünü % ile gösterme seçeneği gelmiş (nihayet).
  • 4K video gelmiş. Cinema5D sitesine göre video kalitesi de bir hayli iyiymiş ve titreşim azaltma sisteminin başarısı sayesinde elde en rahat video çeken alet diyorlar. EM5II ve EM1 de videoda titreşim azaltmada iyiydi zaten, ve EM5II’deki video kalitesi de fena değildi. Bu sefer Olympus videoyu daha da ileri taşımış (diyorlar). Ben kendim birkaç video çekmeden %100 yargıda bulunmayacağım.
  • Titreşim azaltma becerisinde henüz çok fark göremedim. 12-40mm f2.8 ve 40-150mm f2.8 lenslerle EM5II de çok iyi zaten. Biraz daha denemem lazım çünkü Olympus bu konuda da iyileştirme olduğunu söylüyor. EM5II’de EM1’e göre daha yeni ve kaliteli motorlar kullandık diyorlardı ve EM5II’nin titreşim azaltma sistemi gerçekten de EM1’den daha iyiydi, yani adamlar yalan demiyor 🙂 Düzeltme: Titreşim azaltma EM5II’den çok daha iyi. İlk inceleme yapanların dediği kadar varmış hakikaten, elde 2-3 saniye çekimler mümkün. Dün gece EM5II ve EM1II’yi yanyana defalarca denedim, EM1II bariz daha iyi. 12-100mm f4 Pro lensim yok, onunla daha da iyi olacak kesin. Loş salonumuzda ISO200’de elde çekim yaptım ki galiba akşam bu salonda elde hiç bu kadar düşük ISO’yla çekim yapamamıştım. Kaptan Haddok “Çürümüş kum piresi!” derdi burada…

Soldakinin perde hızı 1/50, sağdaki 1/5. Soldaki ISO2000 sağdaki ISO200. Açıkçası ISO2000’de de çekmekten çekinmem ama tabi ISO200 ayrı bir güzel 🙂

Perde hızı 4 saniye! 12-40mm f2.8 Pro, 12mm, f2.8, ISO64.

  • Artık 2 SD yuvası var. İyi birşey…
  • ISO3200’den sonra JPEG ve RAW kalitesinde önemli üstünlükleri var. Aşağıda daha detaylı değindim buna…

1 GECELİK KISA TECRÜBEDEN SONRA FİKİRLERİM:

  • Tekli ve sürekli odaklamada Leica 25mm f1.4’ü kullanınca A7RII ve Zeiss 55mm f1.8’den daha iyi. Daha hızlı yakalıyor ve ileri-geri hareketi çoook daha az. Özellikle sürekli odaklamada EM1II ve Leica 25mm f1.4 ikilisi A7RII ve Zeiss 55mm’den daha hızlı. Hala 7D MarkII ile denemedim. Bu arada bu Leica lens Olympus lensler kadar hızlı tepki vermiyor nedense, yani EM1 II üzerinde Olympus lensler varken çok daha hızlı odaklıyor gibime geldi. Mesela Oly 40-150mm f2.8 Pro ile otomatik odaklaması Panasonic 35-100mm f2.8 OIS’den biraz daha hızlı gibi geldi bana.
  • Adobe Camera RAW’da EM1 II profili hala BETA, %100 destek gelmeden RAW kalitesini tam olarak anlayamayacağım. Olympus’un verdiği yazılımı henüz denemedim. Bugün Olympus Viewer 3’ü denedim. Yazılım, nasıl desem, aslında güzel görünüyor. Menüler ayarlar falan basit, karışık değil. Yalnız biraz yavaş gibi. Yani ne kadar yavaş? Olympus bu yazılıma “Olympus Turtle – Kaplumbağa” demeliymiş, o kadar yavaş. Sigma’nın verdiği berbat yazılımdan bile yavaş. Mesela beyaz ayarı mı değiştiriyorsunuz? Alet bir hesaplama yapıyor, tam ekranda o etkiyi görüyorsunuz ama %100’e yaklaşırsanız piksellerin kendine gelmedi 15 saniye kadar sürüyor, keskinleştirme 10 saniye kadar sürüyor (SSD diskte, Core I5 işlemciyle). Bir kartta işlem yaparken 25 saniye keskinleştirme bekledim mesela ki Sigma’nın o iğrenç programı bile bu kadar yavaş değildi. Adobe EM1 II profilini geliştirmesi lazım ki bu Olympus Viewer’dan kurtulalım. ACR’de RAWLarı açıp işliyorum ama gene de istediğim verimi alamıyorum gibi hissediyorum. Mesela ACR’de EM1 II’nin yüksek ISO’da çekilmiş RAW dosyalarının renkleri hiç iyi değil. Adobe’nin acilen Olympus renk profillerini eklemesi lazım ACR’ye.
  • Hiçkimse EM1 II’den D810, A7RII, 5DMIV veya Pentax K-1’deki imaj kalitesini beklemesin. Aynı ISO değerlerinde EM1 II’nin yapacak hiçbirşeyi yok. Mesela:

Soldaki A7RII. Lens biraz daha telefoto, bir de 42MP ve 20MP farkı var. A7RII ISO6400’de EM1 II’yi parçalıyor (ki piyasadaki hemen her makineyle kapışır A7RII). Aynı ISO değerlerinde ufak algılayıcı dezavantajlı. EM1 II’nin büyüsü titreşim azaltmada, ergonomide, süratte ve lenslerde.

Yapacak hiçbirşey yok. A7RII’nin karşısına APS-C gövde de koysanız yüksek ISO’da çiğneyip bir kenara fırlatacak. Bu 42MP algılayıcı bir önceki nesil 36MP’nin de önünde. Ama yukarıdaki resmin altında ne yazdım? EM1 II’nin büyülerinden biri titreşim azaltmada:

Bir öncekine göre ne değişti? EM1 II’de perde hızını 1 saniyeye düşürdüm (elde çekimde), böylece ISO değeri 800’e indi. A7R II ile burada 55mm ile 1/8’in altında keskin fotoğraf çekemedim. Aslında EM1 II ile 1.5 saniye perdede de bu lensi rahat titretmeden tutuyorum ama Olympus’taki lens f1.4 olduğu için 1 saniyelik çekimi kullandım (torpil olmasın diye). Beyaz ayarları haricinde aslında aşırı fark yok gibi. Bir de A7RII’yi 20MP’ye indirirsek:

Beyaz ayarına gene dokunmadım. Gölgelere bakarsanız EM1 II daha temiz, genel olarak detay seviyesi de iyi. ISO 800-6400 arasında 3 durak fark var ki bu durumda avantaj Olympus’a kayıyor yavaştan.

Bir tane daha, bu sefer orta bölgeden %100 kesme:

Soldaki A7RII 42MP’de, ISO800’de. Sağdaki EM1 II 20MP ve ISO64’te. A7RII’yi de 20MP yaparsak (ortadan %100 kesme gene):

Yukarıda bu sefer EM1 II soldaki. Beyaz ayarı haricinde fark ya yok ya da çok az. Eğer çok büyük baskı alacaksanız ya da ciddi kesmeler alacaksanız A7RII gene avantajlı tabi, onun dışında 20MP RAW dosyaları ile önemli büyüklükte kaliteli baskılar almak mümkün zaten.

  • Normal ampul ışığında ev içinde beyaz ayarı A7RII’den de Nex7’den de iyi. EM5II’den de iyi hatta (bir önceki maddedeki örneklere bakın). Beyaz duvarı beyaza çok yakın görüyorum ki ilginç geldi bana. 5DMarkIV’ten bile daha iyi bu konuda galiba (makineyi sattığım için %100 emin olamıyorum ama çektiğim eski fotoğraflardan öyle anlıyorum).
  • Tam elektronik perde ile mekanik perde arasında %95 oranla gözle görülür fark yok. Florasan ışığı altında elektronik perde saçmalayabiliyor (ki tam elektronik perde kullanan her makinede var bu dert), bir de makine bir süre açık kaldıktan sonra ISO25600’de çekim yaparsanız tam elektronik perde kullanıaln çekimlerde mor-maviye renk görüyorsunuz fotoğrafın bazı bölgelerinde. Adobe Camera RAW bu tür dosyalarda çevrimi iyi yapamıyor bence. Şimdilik ISO25600’de tam elektronik perde kullanmamaya çalışıyorum, mekanik perdede sorun yok zaten.
  • Perde sesi çok hoşuma gitti gerçekten. Tok ve bayağı sessiz. İnsanın fotoğraf çekesi geliyor. Sony A7RII’ninki bunun yanında daha mekanik. D810’unki gibi hoş olmuş perde sesi.
  • Ters ışıkta 40-150 ve 12-40 ile odaklamada sıkıntı yaşıyor. Hiç yapamıyor değil ama bazen odağı uzun uzun arayıp bulamıyor, bazen buluyor. Aynasızların ortak derdi galiba (A7RII de Lumix G7 de aynı). 7DMII ve 5DMIV çok daha iyi bi konuda. DSLRların avantajlarından biri zaten bu ters ışıkta odaklama. “Benim makinem öyle değil, zırt diye odaklıyor” diyorsanız benimle aynı koşullarda denemiyorsunuz demektir.
  • Dinamik aralık iyi tabii ki. Bana m4/3lerin baz ISOya yakın dinamik aralıklar yeterli geliyor zaten. Pentax K-1 performansı beklemiyorum elbette de, aşağıdaki performans bana yetiyor.

Orjinal

+3,5EV pozlama telafisi, tonla gölge-siyah ayarı, beyaz ayarı, parlaklık vs.. ayarından sonraki durum. Bulanık bölgeler net alan derinliği dışında kaldıkları için bulanık (40mm f2.8). Hiç de fena değil (ya da Kaptan Haddok’un deyimiyle: Çürümüş kum piresi!).

  • Son yaptığım inceleme Pentax K-1 incelemesiydi, ondan önce D810 5D Mark IV ve A7RII incelemelerini yazdığım için EM1 II’den çıkan ISO6400 fotoğraflarını ilk gördüğümde “amaan bu ne be” diye düşündüm, sonra NEX7 ve 7DMarkII’ye de baktım ve “hmmm iyiymiş lan” dedim 🙂 EM1II’de ISO3200’e rahat çıkarım, pozlamayı tutturursam ISO6400 de kullanılabilir (stüdyoda kıl tüy detayı isteyen işlerde değil elbet):

Dolica B300 üçayak kafası. Olympus 40-150mm f2.8 Pro, 150mm, f2.8, 1/160, ISO6400, Olympus EM1 II. Büyük hali için üzerine tıklayın.

Pozlamayı düşük yaparsanız yukarıdaki performansı alamayacaksınız elbette ki, ki bu her algılayıcı için geçerli (hala histogram yazılarını okumadınız mı?: Burada, Burada, Burada, Burada ve Burada)

  • Gözünüz elektronik bakaçtayken ekrandan odak noktasını değiştirmek mükemmel bir şey. Bunu ilk Panasonic GH3’te görmüştüm, şimdi G6 ve G7’de bile var. Çok büyük kolaylık, ayrıca burunla odağı yanlışlıkla değiştirmemek için de Olympus bir çözüm önermiş: Ekrana iki defa tıklayınca bu özellik kapanıyor!

Odak noktasını en sol üst tarafa getirmek için parmağınızı ekranın en üstüne götürmenize gerek yok, sadece parmağınızı ekrandan kaldırın ve bir daha dokunup noktayı köşeye itin. Yani birkaç sefer parmakla dokunup bırakarak noktayı en köşelere taşımak mümkün.

Bu şekilde odağı istediğiniz yere getirebiliyorsunuz.

  • Titreşim azaltmaya bayıldığımı söylemiş miydim? Gene hatırlatayım dedim:

Haddock şöyle derdi: Viyaklayan papağan! 25mm lens, 1 saniye perde hızı, ISO64!


ARA SICAK

Herşeye “Hayır” demiyorum, mevcut Anayasa’da değiştirilmesi gereken maddeler elbette vardır ki Ecevit zamanında Anayasa’da çok ciddi düzeltmeler de yapıldı zaten. Ama bu yeni Anayasa teklifi çok ciddi. Siyasetle ilgili hiç olmayanların bile dikkat etmesi lazım çünkü buradaki konu “Erdoğan’a seviyor musun sevmiyor musun?” değil, buradaki konu ülkenin yönetim sistemini kökten değiştirmek, hem de bence yönetim sistemi çok kötü bir yöne doğru gidecek. Sebeplerini bu yazı boyunca kendimce açıklamaya çalışacağım. Bence bu konuya daha fazla eğilin ve yeni tasarının eleştirilerini dikkatlice okuyun.

Malum yavşak basın bu konuyu sürekli “bak HDP ve PKK hayır diyor, demek ki evet demek lazım”a bağlıyor ama iş o kadar basit değil. Bu mantık çok yanlış ve tehlikeli. Ona bakarsan İŞİD katilleri de aynı kitaba inanıyor, veya Ensar Vakfı’ndaki tecavüzcü adama bakıp her vakıflıya tecavüzcü mü diyelim? Bu işleri böyle basite indirgemeyin, ahlaksız basın gibi olmayın. Sorumlu vatandaş olun ve okuyun şütfen.

Elbette ki Anayasa profesörü olmadığım muhakkak ama gerizekalı da değilim, en azından Burhan Kuzu kadar aklım var 🙂

Hala “darbe Anayasası’nı değiştiriyoruz” masalı okuyorlar ama darbecilerin getirdiği YÖK’ü baştacı ediyorlar, bir de üniversite seçimlerini kaldırıp rektörleri atamayı doğrudan Cumhurbaşkanı’na bağladılar! E hani antidemokratik darbe Anayasası’nı değiştiriyordunuz?

Şaka değil, birçok ülkede böyle değişikliklerin sonuçları yaşandı: Roma İmparatorluğu (Sezar), İtalya (Mussolini), Almanya (Hitler), İran (Humeyni), Afganistan vs.. Bunlar gerçek, masal değil. Bu adamlara bu yetkileri verenler de bu liderleri karizmatik gören “normal” vatandaşlardı.

  • Sezar’ı halk kurtarıcı olarak görüyordu, Senato ortalıktaki karışıklığı Sezar’ın çözeceğine inandığı için elindeki avucundaki her yetkiyi Sezar’a verdi. Sonra baktılar olmuyor, Brütüs’ü gazlayıp Sezar’ı hem de Senato binasında öldürdüler. Sonraki yıllarda İmparatorluk güçlenmiş gibi görünse de gücün kaynağı tamamen askeriydi, bu yüzden de “efsane” Roma yönetim sistemi kayboldu ve ülkenin yıkılması hızlandı.
  • Mussolini ve Hitler “herkese aş iş, ülkeyi eski gücüne döndürmek” sloganlarıyla o güçlere kavuştular. Sonra bir de baktılar hakimler savcılar askerler polisler vs.. kim varsa adamın önünde eğiliyor, muhalefet birer birer tutuklanıyor (hem de kanunlar dahilinde çünkü mesela Hitler gerekli kanunu çıkarıp ertesi hafta o kanunu uyguluyordu, yani herşey “kanuna uygun” yapıldı). Hitler’in propaganda filmleri hala internette bulunabiliyor, hatta geçen bir sitede Türkçe altyazılısını bile bulmuştum. O filmlere bakarsanız “ne güzel ya herkes mutlu gururlu” izlenimi edineceksiniz, halbuki işin aslı belli…
  • İran’da 70lerde birkaç yıl içinde Şah hain dinsiz vs.. ilan edildi, Humeyni bir anda “kurtarıcı” oldu. Halkın büyük çoğunluğu sessiz kaldı, sonra beklemedikleri kanunlar ardarda geldi ve Humeyni bir anda ülkeyi “İslam Cumhuriyeti” ilan etti. Ondan sonra üniversiteleri bile birkaç yıllığına kapattı çünkü eylemler üniversitelerden doğuyordu genelde. Halk ne kadar sokaklara doluşsa da geri dönüş imkansızdı çünkü Humeyni askeri polisi yargıyı vs.. ne varsa ele geçirmişti.
  • Afganistan’ın eski fotoğraflarına bir bakın, aynen İran gibi modern giyimli insanlar vardır. Şimdiki haline bakın bir de, rezil gibi yaşıyorlar.
    İran da Afganistan da “İslam hakim olacak herşey süt liman olacak” sloganlarıyla bu hale geldiler, sanki ondan önce hepsi dinsiz yaşamış gibi…

Sonraki “Ara Sıcak”larda yeni Anayasa teklifinin maddelerine değineceğim, lütfen sıkılmadan okuyun.


 

2 HAFTA KULLANIMDAN SONRA: ŞİMDİ ADAM GİBİ İNCELEMEYE GEÇELİM

Aynasız makinelerin dertleri saymakla bitmiyor… Yok lan şaka şaka, 3-5 eksikleri var sadece, onu da zamanla toparlıyorlar zaten. Bunların en büyüğü olan sürekli otomatik odaklama sorunu son yıllarda farklı markaların ataklarıyla bayağı iyi duruma geldi. Sony A6XXX serisi bu konuda şu anda bayağı iyi (ışık iyi olunca tabi, ışık miktarı biraz düşünce cortluyor o aletler de, kim ne derse desin). M4/3 gövdelerde de Olympus’un EM1 gövdesinde faz bazlı odak noktaları geldi, bu sayede sürekli odaklama önceki gövdelere göre biraz daha iyileşti (hala DSLRların arkasındaydı tabi). Panasonic de DFD teknolojisiyle sürekli odaklamayı biraz ilerletti. Buna rağmen m4/3 sistemi bu konuda hala DSLRların ve Sony A6xxx serisinin gerisinde…. idi… EM1 II’ye kadar…

Konuya iyice girmeden hemen Sony A7R II kullanıcılarını gururlandıralım:

E-M1 II Panasonic lenslerde otomatik CA düzeltme yapmıyor galiba. Genel olarak derdim yok çünkü çok keskin bir lens ama bazen böyle “mor” fotoğraflar görüyorum. RAW’da düzeltmek çok zor değil.

Yukarıdakiler doğrudan makine çıktısı JPEGler. A7RII piyasada en iyi imaj kalitesine sahip 3-4 gövdeden biri, ve E-M1 II fizik kurallarını bükemediği için dezavantajlı. E-M1 II’nin olayı bu değil zaten, yani ideal koşullarda tam kareyle başa çıkmak için üretilmedi bu alet, bu Olympus’un olayı başka. Bu konuyu açıklamak istedim çünkü bazı konuları bazı arkadaşlar yanlış anlıyor, onlar sanıyor ki ben “m4/3ler mükemmeldir süperdir” diyorum.

Bu konuda anlaştıysak incelemeye devam edelim.

EM1 II’yi şöyle görüyorum: Olympus CEO’su bütün tanıdıklarını toplamış, “sizin departmanda hangi teknolojiler var lan, toplayın hepsini getirin masaya bir bakalım” demiş. Sonra masanın üzerindeki yığına beraberce bakmışlar, bir gövdeye sığacak herşeyi toplamışlar ve EM1 II’ye tıkıştırmışlar. Çift işlemci, mükemmel titreşim azaltma, süper hızlı ve doğru otomatik odaklama sistemi, en iyi m4/3 algılayıcı, sağlam ve ergonomik gövde, çift SD kart yuvası (UHS-II desteğiyle), 237 Mbps’de 4K video, Tip-C USB 3.0 yuva, saniyede 60 kare RAW çekimi vs.. Yani tahminen Olmypus’ta ne teknoloji varsa EM1 II’de hepsi var.

Birkaç özelliğine bakalım:

  • Algılayıcı artık daha büyük! Olympus EM1 II’de çok daha büyük bir algılayıcı kullanmış, bu sayede dinamik aralık ve yüksek ISO performansı artmış! Biliyorsunuz büyük algılayıcı her zaman daha iyi… Deermişim. Böyle iddialı lafları pazarlama bölümleri ya da yalandan “incelemeci”ler kullanmaya bayılıyor. Evet E-M1II’deki algılayıcı E-M1’dekinden 0,1mm daha büyük, gerçekten büyük ama 0,1mm!
  • 20.4MP Live MOS algılayıcı. Bu algılayıcı 20.15MP fotoğraflar veriyor. Pen F’teki algılayıcıdan farklı çünkü üzerinde 121 adet çapraz odak noktası var ve algılayıcıdan okuma hızı çok daha yüksek.
  • 121 çapraz odak noktası var ki galiba aynasız makinelerde ilk defa çapraz odak noktası gördüm (yanlışım varsa düzeltin). A6500deki 425 noktanın hepsi tek yönlü. Hatırladığım kadarıyla Olympus E-5’te (E-M5 değil) çift çapraz odak noktası (düşey, yatay ve iki çapraz) vardı, bu yüzden E-5 çıktığında “en hızlı odaklayan DSLR” diyorlardı bu alet için…
  • Nokta ölçüm (spot metering) odak noktalarına bağlanabiliyor. Galiba bunu ilk yapan aynasız Pen F’ti, sonra EM1 II geldi, en son da A6500.
  • 237 Mbps Cinema 4K video. Kulağa hoş geliyor, ben denemedim çünkü 4K monitör ya da televizyonum yok.
  • LCD ekran sola açılıp dönebiliyor ve dokunmatik.
  • Elektronik bakaç 2.36 milyon nokta, yani standart sayılır ama saniyede 120 kare tazeleme hızı ve sadece 5ms gecikme hızı var. Sony A7RII’nin bakacı da iyidir ama Olympus’taki çok daha iyi (tazeleme hızı bariz etkiliyor). Büyütme oranı 0,74x, yani D810 ve 5D MarkIV ayarında.
  • Tekli odakla saniyede 60 kare (elektronik perde ile) ve 15 kare (mekanik perde), sürekli odakla saniyede 18 kare (elektronik perde) ve 10 kare (mekanik perde) RAW çekebiliyor. Tampon bellek 77 kare. Elektronik perdede okuma hızı 1/60 ki galiba bu değer piyasadaki en hızlı değer (diğer makinelerde yaygın olarak 1/8 – 1/13 arası kullanılıyor, mesela E-M1 1/13 saniye).
  • Gövdede iki işlemci var, ama her işlemci 4 çekirdekli.
  • Pil yeni ve bayağı büyük. Hatta galiba boyut olarak Canon 1Dx ve D5’ten sonra en büyük pil bu (boyut olarak). 1000 tane çekenler de var, seri çekimle beraber 2000’i bulanlar da ama ekranla menülerle vs.. biraz oynarsanız 500-600 civarı çekersiniz gibime geliyor. Eyyyy Sony, ölür müsün ki böyle bir pil sokuştursan kendi gövdelerine?
  • Pro Capture Mode diye birşey gelmiş. Bu modda düğmeye yarım basınca makine çekim yapmaya başlıyor, siz deklanşöre tam bastığınızda makine çoktan çekim yapmış oluyor. Burada siz çekim yapana kadar 14 kareye kadar çekebiliyor EM1 II. Saniyede 18 veya 60 kare çekme seçenekleri var. Mesela “18” seçerseniz siz deklanşöre basmadan önce saniyede 18 kare ile 14 kare çekiyor. Bu modda toplam 99 kareye kadar çekim hakkınız var. Siz çekimi yaptıktan sonra da makine bir süre çekmeye devam ediyor, böylece sahne kaçırma tehlikesi azalıyor. Bu mod sadece elektronik perde ile çalışıyor ve maksimum f8 diyafram kullanma zorunluluğu var (f11 kullanamıyorsunuz). Zaman zaman çok faydalı olacak bir özellik bu. Daha önce de birkaç makinede kullanıldığını hatırlıyorum buna benzer modların. Bu mod şimdilik sadece Olympus lenslerle kullanılabiliyor, ileride bellenimle Panasonic lenslere de destek gelir mi bilmem.
  • 50 MP çekim modu var Bu modda makine 8 çekim yapıp bunları birleştiriyor ve size 80MP RAW, 50MP JPEG veriyor. Genel olarak alazağınız detay 80MP olmasa da bazen 60-70MP arası kullanabilirsiniz diye düşünüyorum (en büyük sorun diyagonallerdeki kedi merdiveni etkisi). Olmazsa 50MP zaten elinizde.
  • ISO64 kullanmak artık mümkün (Low ISO seçeneğiyle). Bu baz ISO değil ama eğer sahnede çok fazla parlak bölge yoksa çok faydalı çünkü gölgelerdeki gürültü ve diğer dertleri azaltıyor.
  • Videoda birşey dikkatimi çekti: Dahili mikrofon EM5II’den çok daha kaliteli. Bazıları EM1’den de daha iyi olduğunu söylüyor ki Olympus aslında profesyonel kayıt cihazları da üreten bir firma. Acaba o departmanda da mı biraz destek aldılar?
  • Odak mesafesi sınırlayıcı gelmiş. Mesela 300mm f4 Pro kullanıyorsunuz ve kuşlar bayağı uzakta. Minimum mesafeyi 10 metreye ayarlayıp lensin 10 metreden sonraya odaklamasını isterseniz odak doğruluğu ve hızı artacaktır. Daha önce bir Sony gövdede de (A bayonet) olduğunu hatırlıyorum bu özelliğin sanki. Bazı lenslerde de var bu (makro veya profesyonel telefoto lenslerde mesela). Bu özelliğin gövdede olması daha da iyi olmuş.
  • Yeni perde sistemi 200 000 çekime kadar test edilmiş, ayrıca perde ve gövde çerçevesi arasında şok emici parçalar da var ki perde sesinin bu kadar az olması ve saniyede 15 kareye dayanması da bu sayede (saniyede 15 kare mekanik perde lan! Şakada şukada diye gidiyor vallahi alet).
  • Şimdi bu DSLR ya da aynasız makinelerde bir ilk: Video moduyla fotoğraf modu arasında tuşlara farklı görevler atayabiliyorsunuz! Ve mesela fotoğraf çekerken “Enhabced” fotoğraf profilini kullanıyorsunuz. Video moduna geçerseniz bir anda da adüz (flat) bir profile geçiyor alet (yani sizin istediğiniz profile), ve özelleştirilebilir tuşlar bir anda videoya uygun hale gelebiliyor. Video çekenler için süper bir özellik bence ki bunu yapan başka marka da yok sanıyorum piyasada.

“NESİ ÖZEL?” SORUSUNA 7.5 YANIT (8 DEĞİL)

EM1 II ucuz bir makine değil, dolayısıyla bazı şeylerin özel olması gerekiyor. Bu başlıkta bence neylerin özel olduğunu anlatmaya çalıştım:

1) TİTREŞİM AZALTMA

EM-5 piyasadaki ilk 5 akslı titreşim azaltmayla geldi, E-M1 onu aldı geliştirdi, E-M5 II’deki sistemi E-M1’dekinden de iyiydi ve…. E-M1 Mark II’de Olympus kendini de aşmış. Yukarıda biraz örnek vermeye çalıştım ama elinize alıp çekmeden durumu tam kavramak zor. Elde 2 saniye çekim inanılmaz, ki 12-100mm f4 Pro ile 5 saniye bile çeken var. 60 yaşlarında bir amcaya 12mm f2.0 sattım, E-M1 II ve 300mm f4 Pro ile 1/10 saniye ile elde çekim yaptığını anlattı defalarca. Makineden o kadar memnundu ki Pentax K-3 II gövdesini ve 3 Pentax lensi satmış (Pentaxçılar kızacak şimdi…). Seçim meselesi tabi.

Size titreşim azaltma sayesinde düşük ISO kullanmanın avantajlarını gösteren bazı %100 kesmeler göstereyim (hepsi elde çekim). Aşağıdakilerin EXIF bilgilerine dikkat edin (yeşil yazılar):

Aynı açıda değil ne yazık ki, biraz yürüyerek çektim ama aynı pencere

Soldaki A7RII, 42MP’yi 20MP’ye indirdim. İkisi de RAW’dan işleme.

Hepsi makine çıktısı JPEG. Soldaki 7D MarkII, 24-70mm f4 L IS (50mm’de), 1/10, f4, ISO2000. Ortadaki EM1 II ISO2000, 1/10 Oly 12-40mm f2.8, En sağdaki gene oly ama bu sefer 1/5 perde hızında, ISO1000. Olympus ile 40mm’de (80mm eşlenik) 1/5 neredeyse garanti gibi, daha da indirebiliyorsunuz ama ben burada abartmadım ki Canon’a haksızlık olmasın 🙂 Bu arada beyaz ayarına dikkat edin, Olympus çok daha iyi çünkü halı ve terliklerin rengi Olympus’ta %99 doğru. Bu ilginç çünkü Canon genelde en doğru beyaz ayarını verir.

Bunlar ACR’dan RAW dönüşümü. İkisine de +1EV pozlama telafisi verdim, biraz gös kararı keskinleştirme ve gürültü azaltma yaptım. Algılayıcı ne kadar büyük olsa da 1 durak ISO farkına dayanamıyor, Olympus biraz daha iyi göründü benim gözüme (gene hatırlatayım: Canon ISO2000’de Olympus ISO1000’de).

Hangisi hangi makine? Ben farkı görüyorum ama beklediğimden az.

Daha da örnek vermeye gerek yok sanıyorum. E-M1 II ile en titrek ellerle bile titreşimsiz fotoğraf çekmek mümkün.

Burada Olympus’un bir eksiği var. Otomatik ISO ayarlarında “hızlı, daha yavaş” gibi seçenekler yok. Bu ne demek? “Auto” seçeneğinde alet 1/odak mesafesi kullanıyor, halbuki mesela 12mm lens ile çok rahat 2-3 saniye fotoğraf çekebilliyorsunuz. Ayarlarda bir “minimum perde hızı” seçeneği var ama mesela 12-40mm f2.8 için bu ayar iyi değil. Ben isterim ki “çok yavaş” seçeneği olsun ve otomatik ISO değeri 1-2 saniyeye kadar arttırılmasın. Canikon ve Sony bunu menülerine ekledi, Olympus’tan da bunu bekliyorum.

Bak 5 akslı titreşim azaltma tavuğu, hem de “gezen” cinsinden…

EM1 MarkII ve 12-100mm f4 Pro size 6.5 duraklı avantaj verebiliyor. Bir Olympus yetkilisi “6.5 durak avantaj aslında teorik sınır çünkü dünyanın kendi etrafında dönmesi bizi sınırlıyor” demişti 🙂 Yani dünyanın dönüşü manyetik alanda değişiklik yarattığı için makinedeki algılayıcılar şaşırıyormuş. Dünya dönmese 10 durağa kadar gidecek belki de amcalar 🙂 Ya da bu algılayıcıları dünyanın dönüş hızına göre ayarlamak lazım (GPS koordinatları lazım tabi). Pentax’taki Astrotracer özelliği gibi birşey olabilir mi mesela? Abooooov, bir olsa…

Video konusuna gelirsek… EM5 II videoda titreşim azaltma konusunda zaten liderdi, EM1 II bunu bir adım daha ileriye taşıyor. 4K videoda bile muhteşem bir titreşim azaltma sistemi var, aleti elinizde tutup neredeyse koşsanız bile görüntü titremiyor (abartmaya gerek yok tabi). Ek alete edevata gerek olmadan elde titreşimsiz video çekebilmek pekçok kişi için müthiş bir avantaj.

Titreşim azaltmanın bu kadar etkili olmasının bir de dezavantajı var: Sistem devreye girince ufak kadraj düzeltmeleri yapmak isterseniz alet bunu titreme olarak algılyor. Mesela makineyi 1mm yana kaydırınca görüntü kaymıyor çünkü makine bu 1mm hareketi dengeliyor 🙂 Eminim bu yazıyı okuyanların %99’u “ne demek istiyorsun?” diye düşünüyordur, o yüzden kafanızı takmayın.

2) SÜREKLİ OTOMATİK ODAKLAMA

Burada bir uyarı yapmam lazım: Sürekli otomatik odaklama, odağı doğru bulma ve seri çekim hızı konularını karşılaştırmak ciddi uğraş istiyor. Bir kere birebir aynı lensi bulmak imkansıza yakın, gövdelerde odakla ilgili envai çeşit ayar var ve iki makineyi birebir aynı koşullarda test etmek imkansıza yakın. Geriye şu kalıyor: Tecrübe. Yani iki makineyi çeşitli lenslerle günlerce haftalarca aylarca kullanacaksınız, ve sonunda diyeceksiniz ki “aga bu daha iyi”. Benim böyle bir şansım olmadı, o yüzden aşağıdaki yorumlarım ilerleyen zamanlarda E-M1 II’yi veya 7D MarkII’yi kullandıkça değişebilir.

Oympus E-P3 ile beraber artık hızlı odaklamaya geçti, ondan önceki Olympus modelleri bu konuda biraz yavaştı. Panasonicler ilk modelden beri hızlılar (tekli odaklamada).

E-M5 ve GH-3 ile tekli odaklamadaki hız ve doğruluk iyice arttı. GH-4 ve E-M1 ile sürekli odaklamada ilerleme gördük ama m4/3ler bir türlü DSLR ya da Sony A6XXX seviyesinde değildi (sürekli odaklama konusunda).

Sanıyorum ki E-M1 Mark II ile bu artık değişti. Bu alet hem tekli hem sürekli odaklamada canavar. Cidden canavar. Elimde A6500 gibi bir alet yok ama hem tekli hem sürekli odaklamada E-M1 Mark II A7R II’den daha iyi ki bu Olympus’un ne kadar ilerlediğini gösteriyor. İyi ışıkta durum böyle, ışık azaldığındaysa durum değişiyor: E-M1 II A7R II’den çok daha iyi oluyor 🙂 Örneğin 25 m2 salonu 60 Wattlık tek ampulle aydınlatıyorum (lamba odanın en köşesinde). Sonra ortalıkta koşturan kızımı A7R II ve Zeiss 55mm f1.8 ve 35mm f2.8 lenslerle takip ediyorum, E-M1 Mark II’de de Leica 25mm f1.4 ve 12-40mm f2.8 Pro var. Bu kadar düşük sayılabilecek ışıkta sürekli odaklamada A7R II de fena değil ama E-M1 II hem odağı tekrar daha hızlı buluyor hem de seri çekimde fotoğrafın net olma oranı çok daha yüksek. E-M5 II’den gelmiş biri için (bendeniz) çok büyük gelişme. Aynı salonda A6000’i de kullandığımdan iyi biliyorum aradaki farkı (A6000 kaplumbağaya dönüyordu aynı ışıkta odak takibi yaparken). A6300 veya A6500 nasıl olurdu bilmem çünkü onları kullanmadım.

Hepsi çapraz 121 faz bazlı odak noktası

Peki 7D MarkII’ye göre nasıl? Hmmm…. Şimdi iş burada karışıyor çünkü 7D Mark II piyasadaki en iyi otomatik odaklama sistemlerinden birine sahip. Aletin önüne ne taktıysam odağı buluyor diyebilirim ki otomatik odaklamanın lensle alakası büyük. Ne ters ışıkta ne ciddi düşük ışıkta 7D MarkII odaklamada zorlanıyorsa bilin ki her makine zorlanır.

Gerçekten de yukarıda bahsettiğim salonda 7D Mark II E-M1 Mark II’den daha hızlı odağı buluyor (sürekli odaklamada). Sigma 50mm f1.4 Art, Canon 50mm f1.8 STM, Canon 70-200mm f4 L ile denedim, Olympus’ta eşlenik lens kullandığımda Canon otomatik odak konusunda hep biraz öndeydi. Ama burada sürekli odaktan bahsediyoruz, unutmayın çünkü tekli odakta E-M1 II 7D Mark II seviyesinde diyebilirim.

Burada bir istisna 24-70mm f4 L IS oldu. 7D MarkII ve bu lens E-M1 II ve 12-40mm f2.8 Pro’dan biraz daha yavaş odakladı ki aslında 24-70mm f4 L IS’in otomatik odaklaması çok hızlıdır.. Sebep f4 diyaframı bilemiyorum ama aradaki farkı gördüm (fark gene az aslında, yani amatörseniz aradaki farkı hissetmeyebilirsiniz bile).

Hem E-M1 Mark II + 40-150mm f2.8 Pro hem de 7D Mark II + 70-200mm f4 L ile 2 gün 100lerce fotoğraf çektim. Tekli odak, sürekli odak, tekli çekim, seri çekim vs…. Sonuçta diyeceğim şudur: 7D Mark II sürekli odaklama ve “basayım hemen çeksin” konusunda hala bir miktar üstün, ve (aşağıda daha detaylı gösterecek olsam da) ISO3200’ün üzerinde 7D Mark II daha iyi. Diğer yandan, E-M1 II ve 40-150mm f2.8 Pro lens o kadar hızlı ve iyiler ki, şu anda ciddi ciddi 7D MarkII’yi satmayı düşünüyorum. Ciddi telefoto lenslerle yağmur çamur demeden kuş ayı vs.. çeksem belki 7D MarkII’yi tutardım ama şu an bunlara hiç ihtiyacım yok. Ek olarak E-M1 II’deki elektronik perde ve saniyede 15-18-60 çekim olasılığı da avantaj.

Şunu da diyebilirim: Olympus sadece aynasız sistemler içindeki değil, piyasadaki en hızlı ve doğru odaklayan, en seri çekim yapan makinelerden birini yapmış.

Olympus’a büyük bir aferin benden. 40-150mm f2.8 Pro lensim sayelerinde gözümde daha da değerlendi 🙂

Kaptan Haddock’u dinleyelim: Tatlısu hödüğü!


ARA SICAK

Yeni Anayasa teklifiyle ilgili ilk yorumum: Teklifin 8, 10 ve 12. maddelerinde Cumhurbaşkanı’na Kararname yetkisi veriliyor. Buradaki en büyük sorun bu değil, buradaki sorun bu yetkinin Meclis’i pratikte anlamsız kılması! Yani Cumhurbaşkanı meclise sormadan kararnameler ile ülkede her türlü yasayı çıkarabilecek! Şimdiki Anayasa bu yetkiyi kısıtlıyor ve “idare kanunla düzenlenir” diyor. Yeni teklifte bu “idare kanunla düzenlenir” lafı kalkıyor! Hele 12. maddeye göre OHAL varsa Cumhurbaşkanı’nın kararname yetkisi iyice sınırsız hale geliyor ki artık bu durumda bu kararnameleri kimse denetleyemiyor. Tek bir adam (bakın burada Erdoğan özelinde düşünmeyin, herhangi birini düşünün) istediği her kanunu getirebilecek.

Meclis ne iş yapacak peki? “Ama cumhurbaşkanını da görevden alacak ya da denetleyecek kurumlar var” diyorsanız, bakın size bunun pratikte neden olamayacağını anlatayım:

Şu anki Anayasa’da hükümet meclisten güvenoyu alır, başbakan veya bakanlar hakkında gensoru verebilir. Yeni teklifte yasamanın bu denetim yolları kaldırılıyor. Nasıl mı? Cumhurbaşkanı ve yardımcıları ile bakanların görevleriyle ilgili olsun olmasın işledikleri suçlar açısından cezai sorumluluk var, ama meclis soruşturması açılması önergesi vermek için 301 milletvekilinin oyu, meclis soruşturması açılması için 367 milletvekilinin oyu, yüce divana göndermek için 400 milletvekili lazım. Şimdi bugünü düşünün, AKP gibi bir hükümet mecliste ağırlıktayken bu rakamlar bulunabilir mi? İmkansız. Sadece tek adam için de değil, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar da adeta dokunulmaz oluyor. Ve daha da beteri, görevleri bittikten sonra da bu güvence devam ediyor ölene kadar!

Yargı tarafında da iş kötüleşiyor çünkü yasama denetimi ve Anayasa Mahkemesi’nin Yüce Divan sıfatıyla yargı denetimi pratikte ortadan kalkıyor çünkü bu kurumun yargıçlarının çoğunu Cumhurbaşkanı seçiyor! Madde 146’ya bakarsanız pratikte hepsini Cumhurbaşkanı seçiyor (3 tane meclis – ki mecliste CB’nin partisi çoğunlukta, 3 tanesini YÖK – ki YÖK Başkanı ve rektörlşeri CB atıyor, 4’ünü doğrudan, 5’ini Yargıtay ve Danıştay öneriyor ama gene CB seçiyor. Yani 15’te 15 yargıç CB tarafından seçiliyor)

Yani tek bir adam parti başkanı olacak, kendi partisinin vekillerini kendi seçecek, yüksek yargıya atamaların çoğunu (madde 146’ya göre aslında hepsini) kendi yapacak, e bu adamı kim sorgulayacak kardeşim? Yarın Fetöcü biri tepeye gelirse “kandırıldık” diye kenara mı çekileceksiniz? Ki bugün bile en beklenmedik insanlar Fetö’den içeri alınırken…

Yasama ve yargı denetimi güçlenmiyor, adeta ortadan kaldırılıyor.


 

3) YÜKSEK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ ÇEKİM

E-M5 II ile yüksek çözünürlüklü çekim geldi. Bu sistemde makine 8 adet fotoğraf çekiyor (her seferinde algılayıcıyı yarım piksel kadar kaydırarak), bu sayede algılayıcı her pikseldeki gerçek renk değerini okuyor (Bayer algoritmasındaki bulanıklık ya da renk bozulması derdi olmuyor). Olympus bu bilgiyi alıp size normalden daha fazla piksel veriyor. 16MPlik m4/3 makinelerde 64MP RAW ve 40MP JPEG, 20MPliklerde 80MP RAW ve 50MP JPEG alıyorsunuz. Mesela E-M1 MarkII’de 80MP’lik RAW alıyorsunuz ama Olympus’a göre gerçek detay 50MP civarı, bu yüzden de size 50MP JPEG veriyor. İsterseniz JPEG’i 25MP de seçebiliyorsunuz.

Detaya girmeden önce Olympus’u uyarmam lazım: Aranıza Sony’den bir ajan karışmış! Neden mi? Yüksek çözünürlüklü çekime geçtiğiniz zaman varsayılan ayar olarak dosya tipi JPEG’e dönüyor! Yani normalde JPEG-RAW seçmiş olsanız bile yüsek çözünürlüğe geçtiğinizde otomatik JPEG’e dönüyor! Yani makine çıktısı ayar böyle! İlla gidip özellikle JPEG-RAW ayarlayacaksınız. Yahu ben makineyi zaten hep JPEG-RAW’da tutuyorum, hangi akla hizmet sen JPEG çekiyorsun bu modda??? Sony ajanları iş başında, size söyleyeyim ben, bu kadar kötü ve kullanıcı düşmanı ayarları anca Sony’de görüyorsunuz…

Yukarıdaki dert yüzünden aşağıda size sadece JPEG dosyaları göstereceğim çünkü bu derdi bilgisayarın başına oturduğumda farkettim! Elimde RAW dosyaları olsa emin olun ki daha iyi sonuç alacaktık, ama bu hali bile (sadece makine çıktısı JPEG) çok ciddi avantaj getiriyor:

EXIF değerleri yeşille yazılı. İkisi de makine çıktısı JPEG. Beyaz ayarlarını değiştirip EM1 II’nin dosyasına biraz keskinlik verdim çünkü EM1 II’nin JPEGleri biraz yumuşak. Ayrıca EM1 II’nin piksel sayısını 50 milyondan 42 milyona çektim ve gölgeleri çok az açtım. Yalnız denize dikkat edin, Olympus’ta bulanık, sebebi de sağdaki dosyanın 8 ayrı çekimden oluşması.

Elimde Olympus’un RAW dosyası olsa hem A7RII’ninkini hem de EM1 II’ninkini işleyip öyle verecektim ama ah ulan bu Sony ajanları… Deniz gene çok iyi değil.

A7RII’de balkonlarda ciddi moire oluşmuş, EM1 II’de moire yok çünkü yüksek çözünürlük modunda o dert ortadan kalkıyor. Bu arada burası en köşe. Olympus 12-40mm f2.8 Pro Zeiss 25mm f2.0 ile başabaş diyebilirim. Bu Olympus lens geniş açıda sabit odaklı lensler kadar iyi, hatta çoğundan daha iyi. Yukarıdaki fotoğrafta ağaçlardaki bulanıklık hafif rüzgar ve JPEG motorunun dosyadaki detayları yeterince verememesinden.

 

İkisi de makine çıktısı JPEG (hiç düzenleme yok), ISO1600. Olympus %100 doğru beyaz ayarı bulmuş, A7RII daha sıcak ve renkler bu yüzden yanlış. Detay olarak da ben Olympus’u tercih ederdim.

Aynı fotoğrafın en kenarı. A7RII daha bozuk, özellikle kırmızı araba üzerindeki renk bozulmalarına dikkat edin, Olympus’ta bunlar hiç yok.

Sağdaki Olympus soldaki Sony

TV’deki pikselleşmeye dikkat, Olympus çok daha iyi iş yapmış

Aşağıdakiler ISO100 (Sony) ve 64 (Olympus):

A7RII’deki “kedi merdiveni etkisi” EM1 II’de yok çünkü 8 kare çekip bunları tek bir dosyada birleştirince AA filtresinin olmamasının getirdiği “merdiven” etkisi yokoluyor. Kırmızı geyiğin kulağının sağında, arabanın üzerindeki diyagonal çizgilere dikkat edin.

Bu gene ISO1600, çerçevenin tam ortasından %100 kesme, makine çıktısı JPEG (düzenleme yapılmadı):

Sağdaki EM1 II’nin makine çıktısı JPEGinde daha az kontrast var (Neutral fotoğraf stili seçiliydi) ve beyaz ayarı daha doğru. Onun dışında arada fark yok diyebilirim.

4) KULLANIM HIZI VE ERGONOMİ

E-M1 Mark II’nin ele oturuşu çok iyi, gövde gerçekten sağlam izlenimi veriyor, önemli ayarların hepsi el altında, mekanik perde sesi çok az ve titreşim yok gibi birşey, ayrıca elektronik perde sayesinde tam sessiz çekim yapma olasılığı var, deklanşör gecikmesi sıfıra yakın, makine herşeye anında tepki veriyor, “çek” dediğinizde çekiyor, tampon belleği çok hızlıca boşaltıyor (özellikle 1. yuvaya UHS-II bir kart takarsanız), yağmura çamura dayanıklı, -10 dereceye kadar kullanım sözü veriyor (bir forumda “-28 derecede perde dondu, bu ne böyle Olympus!” diyeni gördüm 🙂 ). Bu özellikler gerçekten de profesyonel gövdelerle ortak özellikler. Bir kere 2 haftadır alet hiç takılmadı, kilitlenmedi, “bi saniye abi bişey yapıyorum” demedi (saniyede 60 kare RAW+JPEG çekim haricinde), açılma hızı çok iyi. Kullanım hızı derken bunlardan bahsediyorum, yani makine hiç beklemeden ve sorunsuzca sizin istediğinizi yapmalı ki Sony A7RII böyle değil, arada durup bir düşünüyor, makine bir süre kapalı kaldıysa açılması 2-3 saniye sürüyor vs..

E-M5 II de bu konuda iyi ama E-M1 II bir adım daha ileri taşımış bu konuyu.

Bu arada EM1 II’de tam 12 tuşu özelleştirebiliyorsunuz.

5) SERİ ÇEKİM HIZI

E-M1 Mark II saniyede 1-60 kare arasında tam boyutlu fotoğraf çekebiliyor. Mekanik perdeyle maksimum 15 kare çekebiliyorsunuz (odak kilitli halde), odaklama açıkken saniyede 10 kare çekiliyor ki Canon 7D Mark II veya Nikon D500 ayarında bu hız. Elektronik perdede odaklama açıkken 18 kare, odak kilitliyken saniyede 60 kare çekebiliyorsunuz. Müthiş bir hız bu. Otomatik odaklama da bu hızı genel olarak sağlıyor, A6000’den daha iyi buldum bu konuda.

6) UFAK VE KESKİN VE HIZLI LENSLER

Bu özellik tüm m4/3 sistemindeki gövdelerle ortak ama diğer rakiplerine göre (A6500, 7DMarkII, D500, A77II) bence bu çok büyük avantaj. 7-14mm f2.8 Pro, 12-40mm f2.8 Pro, 40-150mm f2.8 Pro, 300mm f4 Pro gibi tam profesyonel lenslerin hepsinin optiği en üst seviyede, hepsi tamamen metal yapıda, hepsi çok hızlı ve sessiz odaklıyor ve boyut olarak rakiplerinin benzer lenslerinden daha ufak ve hafifler. Hele sabit odaklı lenslere geçerseniz kaliteli lenslerin boyutu iyice ufalıyor. Olympus 12mm f2.0, 75mm f1.8, 45mm f1.8, 60mm f2.8 makro, Panasonic 20mm f1.7, 14mm f2.5, Leica 42.5mm f1.2 OIS, Leica 15mm f1.7 gibi lensler yaptıkları işe göre ufacıklar. Yalnız bu saydığım sabit odaklı lenslerin hepsinde toz-nem geçirmezlik yok o yüzden yapmur çamura gelmezler (galiba bunlar arasında sadece Olympus 60mm f2.8’de var). Bu sabit odaklı lenslerden mesela 20mm f1.7 veya 12mm f2.0’ı ya da 14mm f2.5’i makineye takınca sanki makinede lens yokmuş gibi hissediyorsunuz, aletler o kadar ufak ve hafif.

Şaka değil bu avantaj, gerçek. Diğer yandan mesela Canon 7D Mark II ve 100-400mm ile de 600mm’ye ulaşmak mümkün ama ona karşılık Panasonic Leica 100-400mm hepsinden ufak 🙂

Soldan sağa: Canon 100-400mm L IS II (1590 gram), Olympus 300mm f4 Pro (1270 gram), Panasonic 100-400mm OIS (985 gram).

7) PRO CAPTURE

Daha önce biraz anlattım ama tekrar edeyim: EM1 II’de Pro Capture modunu seçerseniz siz deklanşöre yarım bastıktan sonra çekime başlamak mümkün, böylece deklanşöre tam basıp çektiğiniz zaman makine ondan önce 14 kareye kadar çekmiş oluyor. Bu cidden önemli bir avantaj çünkü Henri Cartier-Bresson’un “decisive moment” dediği konuda Olympus size yardım ediyor. Spor müsabakalarında, düğünlerde, mini veledinizi çekerken “o” anı yakalamak için müthiş bir özellik.

Panasonic’in 4K fotoğraf modu da buna benziyor ama orada size sadece 8MPlik JPEGler veriliyor. EM1 II’deki bu özellik çok daha faydalı.

Mesela siz 14. karede düğmeye bastınız. Gördüğünüz gibi aslında istediğiniz kareyi yakalayamadınız ama EM1 II’nin Pro Capture modu size düğmeye basılmadan önce 14 kare daha verecek ve istediğiniz kareyi (burada 13. kare) alacaksınız, hem de tam 20MP RAW.

7,5) ISO64

Tam “8” diyemiyorum çünkü ISO50-64 artık birçok gövdede gelmeye başladı ama bu fiyat seviyesinde gene de az. ISO64 EM1 II’de “Low” olarak geçiyor, yani baz ISO olan 200’den algoritmayla hesaplanan “düşük” ISO değeri. Bu ISO’da parlak bölgeler daha kolay patlıyor AMA gölgelerdeki detaylar 1-1.5 durak kadar artıyor ki bence bu çok büyük kazanım.


ARA SICAK

  • Madde 88’de kanun teklif etme yetkisi bakanlar kurulundan alınıyor, sadece vekillere veriliyor. Ve dikkat edin, bakanlar vekil olmayacak (hatta galiba bakan seçilen vekilin vekilliği de düşecek). Yani bakanlar kurulu kanun teklif edemeyecek. Peki kardeşim bu adamlar Cumhurbaşkanı’nın sekreterliğini mi yapacak?
  • Yeni Anayasa teklifinde Cumhurbaşkanı’nın yardımcılarının sayısı ya da nitelikleri yok, yani CB isterse 50 tane yardımcı atayıp bunların yarısını sokaktan toplayabilir, ya da sevdiği eş-dost-akraba arasından seçebilir. Cumhurbaşkanlığı makamı boşalırsa (mesela ağır hastalık, ölüm, yurtdışı ziyaret vs..) yerini geçici alacak vekil aslında Cumhurbaşkanı’nın tüm yetkilerini alıyor. Şaka gibi ama bu adama kararname yetkisi, orduyu kullanma yetkisi, OHAL ilan etme, bakanlık kurma ve kaldırma, yüksek mahkemelere yargıç atama vs.. gibi yetkiler veriliyor. Daha da beteri var: Hatırlayın, bu adam seçilmiş değil! Yani Cumhurbaşkanı vekili (yardımcılardan biri olacak) seçilmiyor, doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor! Mevcut Anayasa’da CB vekili TBMM Başkanı ki bu adam en azından seçilmiş (vekil) ve görevleri arasında “bağımsız ve tarafsız” olması var.
  • Yeni teklifte CB 2. dönem sonuna doğru meclis feshedip yeni seçim kararı alırsa yeniden (yani 3. defa) aday olma imkanına kavuşuyor. Yani tek bir kişi 3 dönem CB olabilir. Bakın gene Erdoğan özelinde düşünmeyin, tek bir kişinin bu kadar uzun süre koltukta kalması dünyanın her ülkesinde rezilliğe yol açar çünkü GÜÇ zehirleyicidir. Ciddi demokrasilerde 2 defadan fazla o koltukta oturamazsınız çünkü bu ülkeler böyle yapmanın acı sonuçlarını tecrübe etmişlerdir. Bunlar şaka değil beşeri sorunlar, uzun süre gücü elinde bulunduran adam mecburen güç zehirlenmesi yaşar.
  • Bu arada HSYK üyelerini de artık tamamen CB seçecek (6 doğrudan kendisi, 7 de meclis seçecek ama zaten mecliste CB’nin partisi çoğunlukta olacak).
  • Madde 123’e göre Cumhurbaşkanı “Eyalet” sistemine karar verebilecek. Evet, madde aynen şöyle bitiyor: Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur. Yani “kamu tüzelkişiliğini Cumhurbaşkanı bir kararnameyle değiştirebilir. Mesela bir CB çıkıp “ben eyalet tipi tüzelkişilik” istiyorum diyebilir. Osmanlı’ya ilk baş kaldıranların “eyaletler” olduğunu bilmiyor olabilir mesela bu CB, ya da PKK’nın HDP’nin bağıra bağıra “federe devlet, eyalet sistemi” istediğinden de haberi olmayabilir. CB’ye bu yetkiyi vermek demek, buna göz yummak demek. Ha, “Erdoğan yapmaz” diyorsanız 2 satır yukarıda verdiğim videoyu izleyin. Ek olarak, 10 sene sonraki CB’nin yapmayacağı ne malum?

 

APS-C ALGILAYICILARA GÖRE NASIL PEKİ: 7D MARK II VE NEX-7 İLE KARŞI KARŞIYA

Olympus’a göre E-M1 II’nin algılayıcısı piyasadaki APS-C algılayıcılar kadar performanslı, hatta bazı konularda bazılarından iyiymiş. Bunu kendim görmek istedim ve Sony NEX-7 ve Canon 7D Mark II ile karşılaştırdım. Bunlar en son gövdeler değil elbette, Sony o 24MPlik algılayıcıyı birkaç kere yeniledi ve Canon da 7D MarkII’deki algılayıcıdan sonra 24MP’lik daha iyi bir algılayıcı çıkardı. Buna rağmen, bu NEX-7 ve 7D MarkII’deki algılayıcıları ben hala çok başarılı buluyorum ve birçok açıdan daha yeni algılayıcıların çok çok gerisinde değiller. Gönül isterdi ki karşılaştırmayı Nikon D500 veya Sony A6500 ya da Canon 80D ile yapsaydım ama onların hepsini bir araya toplamak biraz zor…

m4/3 standartlarında E-M1 II büyük sayılır ama üst seviye DSLRların yanında hala ufacık kalıyor

NEX-7 ile E-M1 II’ye bakalım. Nex-7 hala çok iyi bir gövde bence. 3’lü kontrol sistemi (3 tekerlekli) çok başarılı, elektronik bakacı hala modern sayılır, ekran hareketli, 24MPlik APSC algılayıcısı (eksiklerini bilirsen) hala çok iyi. Ayrıca A7 serisine göre ufacık alet. Bence en büyük eksisi kötü pozlama sistemi. Birçok Sony makine gibi çoğu zaman eksi pozlama yapıyor, hatta bazen kafayı yediriyor bana. Bakın örnek (%100 kesmeler):

BUnlar makine çıktısı JPEGler. En soldaki NEX7 ve A modunda çekildi, sonra E-M1 II ile de A modunda çektim ve en sağdaki çıktı. Dikkat ederseniz NEX’teki detaylar berbat (en soldaki) çünkü düşük pozlayarak histogramın en soluna toplamış bütün bilgileri. Sonra NEX7 ile M modunda gene çekim yapmak zorunda kaldım.

ACR’de işlenmiş dosyalar. Hiç ayar yok, doğrudan açıp kaydettim (Sony “Standart” fotoğraf stilinde, Olympus’unki Beta).

Arada biraz parlaklık farkı var. Sebep nedir bilmiyorum, E-M1 II’nin ISO6400’ü gerçek ISO6400 değil mi yoksa? Ya da NEX7’nin 6400’ü gereğinden fazla mı? Nedir yani?

ISO12800’de kurabiyeye bakalım (gene %100):

Enteresan çünkü EM1 II NEX7’den daha iyi bu ISO değerinde. Bunlar ACR’de işlenmiş dosyalar, NEX’i anca bu hale getirdim. Beyaz ayarları da benzer aslında (kurabiyenin altındaki kağıda dikkat edin).

Şimdi EM1 II ISO6400’de, NEX-7 ISO3200’de:

Soldaki Olympus

ISO yükseldikçe EM1 II belki NEX-7’ye bir durak kadar fark atıyor gibi. Düşük ISO’da çok farkları yok (24-20MP farkı haricinde) o yüzden burada vermedim.

Biraz daha bakalım (ikisi de ISO3200, ACR çıktıları, beyaz ayarları düzeltilmiş):

E-M1 Mark II ufak algılayıcısına rağmen NEX-7 kadar iyi, hatta gürültü parçacıkları daha ufak gibi duruyor.

ISO6400:

ISO12800’e geçmeden bir konuyu hatırlatmam lazım: Adobe Camera RAW’da E-M1 Mark II’nin RAWları için şu anda sadece BETA desteği var. ISO yükseldikçe ACR Olympus’un dosyalarındaki renkleri bence iyi tutamıyor. Bakın aşağıda ortadakiler E-M1 II’nin makine çıktısı JPEGleri, sağdaki ACR çıktısı JPEG. Makine çıktısı JPEG’de renkler daha iyi, ACR çıktısı JPEG’de detaylar daha iyi. Bu ikisinin ortasını bulmak lazım ama galiba bunun için ACR’nin doğru Olympus profillerini yayınlaması gerekecek:

En son da mantıklı bir ISO değeri olan 1600’e bakalım:

 

7D MarkII’ye geçersek… E-M1 II’nin en büyük rakiplerinden biri 7D MarkII bence çünkü o da atak, hızlı ve sağlam bir gövde.

ISO16000 ve %100 kesme… APSC algılayıcılar için bile çok ciddi bir değer. Zorda kalmadıkça asla kullanmam, ki tam kare gövdelerde bile ISO12800’ü geçmemeye çalışıyorum.

Burada EM1II’nin RAW dosyasını ACR’de açtım ve gene renk konusunda ACR beni yarı yolda bıraktı. Diğer yandan Canon yüksek ISO’da daha iyi, ki Canon algılayıcılar bence yüksek ISO’da renkleri Sony algılayıcılardan daha iyi koruyorlar. EM1 II’de gürültü tanecikleri daha ufak gibi, kontrast da biraz düşük ama özellikle arttırmadım. Seçecek olsam 7DMarkII’yi seçerdim, AMA EM1 II bayağı yakın bence.

Yukarıdakiler doğrudan makine çıktısı JPEGler. İlk ikisinde EM1II’de ISO16000 kullanmışım, 7DMII’de ISO12800 var.Bence özellikle gölgelerde Canon renkleri çok daha iyi koruyor (gene Canon-Sony algılayıcı farkı). Buna rağmen EM1II de kullanılabilir ve algılayıcı boyutuna göre çok iyi.

Şimdi ISO12800:

Makine çıktısı JPEGler

Bunlar ACR çıktısı JPEGler

ACR’de EM1II’nin RAW’una mor bir renk bulaştığına dikkat edin. Diğer yandan hem detay hem renk olarak çok geride değil (Canon gene de renkte daha iyi). ACR’ye adam gibi RAW desteği gelirse o mor renk de gider diye düşünüyorum.

ISO25600:

Ortadaki ACR çıktısı JPEG, sağdaki Olympus Viewer 3.0 çıktısı JPEG. En soldaki 7D ACR çıktısı. ACR’ye profil de gelse ISO25600 bu algılayıcı için aşırı yüksek, 7DMarkII’nin Canon algılayıcısı her zamanki gibi ciddi yüksek ISO değerlerinde bile renkleri çok kaybetmiyor. Yalnız EM1 II bu ISO değerinde siyah beyaz kullanılabilir çünkü detaylar bayağı iyi, 7DMarkII kadar iyi hatta belki daha da iyi. Bu arada Olympus’un yazılımı ACR kadar detay veremiyor ne yazık ki…

Bu doğrudan makine çıktısı JPEG. EM1 II’in en iyi m4/3 olduğu kesin

Biraz daha düşük ISO değerine bakalım:

ACR çıktısı JPEGler. ISO800.

ISO6400:

Makine çıktısı JPEGler

ACR çıktısı JPEGler. Canon yarım durak kadar daha parlak, aynı ISO değeri olmasına rağmen.


ARA SICAK

  • Vekil seçilme yaşı 18’e iniyor. 18 yaşında meclise giren biri birkaç senede hayatı boyunca ballı emekli maaşı ve koşullara kavuşacak. 18 yaşında pekçok şey olabilirsin ama ülkeyi kökten yönlendirecek kararları vermeye yetecek kadar bilgi, birikim ve olgunluk 18 yaşında olan kaç kişide var? Gençlere güvenmek başka, mecliste olmak başka.
  • Meclisten Bakanlar Kurulu’nu onaylamak ve denetleme fonksiyonu alınıyor, yani meclis artık bunları denetleyemiyor. Amerika’daki başkanlık sisteminde bile Kongre Başkan’ın yetkilerini önemli şekilde denetliyor ve sınırlıyor (mesela seçilen bakanları onaylamak, bütçe yasalarını onaylamak vs..).
  • Yeni teklifte Cumhurbaşkanı’nın veto yetkisi de çok güçleniyor. Mevcut sistemde CB bir kanunu veto edince o kanun meclisten ikinci defa geçerse artık CB etkisiz kalıyor. Yeni sistemde vetodan sonra mecliste “salt çoğunluk” aranıyor ki bu CB’nin elini daha da güçlendiriyor. Yani CB zaten kararnamelerle inanılmaz kanunlar getirebiliyor, hem de meclisten gelen kanun tekliflerini çok güçlü bir şekilde veto edebiliyor. Mussolini’nin de benzer yetkileri vardı galiba.
  • Madde 93’te meclisin kendi kendine ya da bakanlar kurulunun isteğiyle acil toplanma yetkisi kaldırılıyor, bu yetki tamamen CB’ye veriliyor! Mesela 3 aylık yaz tatilinde ciddi bir sorun olsa meclis kendi toplanamayacak, CB’nin ağzına bakacak. Bakın gene Erdoğan özelinde düşünmeyin, genel olarak düşünün, 10 sene 20 sene sonrayı düşünün. Bunlar ülkenin yönetimi için dengeyi bozan maddeler. Meclisi neredeyse tamamen etkisiz hale getiriyor böyle şeyler, e o zaman neden 550 vekili 600’e çıkarıyorsunuz???
  • Madde 98’de meclisin sadece CB yardımcıları ve bakanlara soru sorabileceği yazılı. Yani Cumhurbaşkanı’na soru soramayacaklar? Nasıl yani? Bu kadar mı tek adam sistemi getiriyorsunuz yahu? Yani diyor ki “ben sizin muhattabınız değilim”. Monarşi gibi hakikaten, şaka değil gerçekten böyle.
  • Madde 104’te CB’nin yetkileri arasında “Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir” ibaresinin yanına ” bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler” ifadesi eklenmiştir. Bu ne demek biliyor musunuz? Devletin kilit yerlerine adam atayacak ama bunların eğitim durumları veya tecrübesi gibi koşulları da kendi belirleyecek! Yani mesela ben CB isem evimde fayans döşeyen ustayı beğenip Tapu Kadastro Müdürü yapabilirim. Beni engelleyen hiçbirşey yok, tek yapmam gereken bir kararname yayınlayıp “Tapu Kadastro Müdürü’nün fayans ustası olması yeterlidir” demek. Gülmeyin, alay etmeyin, bu kadar basit bu iş. TC devletinde böyle ciddi pozisyonlara seçilebilmek bu kadar kolay olmamalı, devlet ciddiyeti denen birşey var. Osmanlı’nın yıkılma sebeplerinden biri de budur, ehil olmayanların “tandıık” diye kilit yerlere getirilmesi. Rezalet…
  • 104. maddede bir rezillik daha var: “Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir”. TBMM adına kararname çıkarıyor CB! Yahu o zaman TBMM’ye ne gerek var? Bir adam olsun, onun yardımcıları olsun, bakanlar olsun bitsin bu iş? Biz 600 ekstra gereksiz adamı beslemek zorunda mıyız?

 

İMAJ KALİTESİ E-M5 II’YE GÖRE NASIL?

Buradaki sonuç ne çıkarsa çıksın EM5 II’yi seviyorum. Seviyorum ulen! Reyiiiiiizzz!!! Bu alet ufak, tekli odaklaması süper, titreşim azaltması da (EM1 II kadar iyi olmasa da) muhteşem, perde sesi çok çok az ve tam elektronik perde var. Maşallahı var yani.

ISO12800 ve 25600 makine çıktısı JPEGler. Üst sıra EM1 II. Ben bu yüksek ISO değerlerinde 1 durak kadar fark görüyorum. Bu arada EM1 II’nin beyaz ayarının ne kadar doğru olduğuna dikkat (arkadaki duvar normalde beyaz). Yapay ışıkta EM1 II çok doğal sonuçlar veriyor.

Aynı fotoğraftan farklı bir bölüm. EM1 II daha kontrastsız çünkü “Natural” fotoğraf stili seçmişim burada.

Şimdi ACR’den RAW-JPEG dönüşümüne bakalım:

Burada fark daha bariz belli oluyor. Eminim ki ACR’ye doğru dürüst EM1 II desteği gelse fark biraz daha açılır.

ELEKTRONİK PERDE ISO25600’DE

Bu kadar yüksek ISO’da tam elektronik perde biraz cortluyor. Nasıl mı:

Soldaki mekanik, sağdaki elektronik perde.

Gördüğünüz gibi, tam elektronik perdede komik renkler oluşmuş. Bu çekimi birçok yüksek ISO çekimi yaptıktan sonra yaptım, yani algılayıcı biraz ısınmıştı ama gene de ISO25600’de tam elektronik perdeyi önermem. ISO12800’de bunu görmedim.

SONUÇ

Sonuca geçmeden bir ek yapayım: Makineyi ikinci el almıştım, yaklaşık 1 hafta kadar pili şarj etme gereği duymadım. Geçen hafta ortasında bir kere şarj ettim, o günden bu yana 1100 çekim yapmışım (seri çekimler dahil, hiç flaş yok), pil %45’te!!! Seri çekimler pili pek harcamıyor ve menüleri az karıştırırsanız pil cidden az harcanıyor. Bu performans artık Nikon’u da geçmiş.

Dikkat ettiyseniz makinenin kendisini bu incelemede hiç vermedim. Bence gerek yok, bildiğin Olympus işte, ve inceleme biraz uzadı o yüzden sayfayı daha da uzatmak istemedim.

Issız bir adaya düşsem yanıma hangi gövdeyi alırdım? Kesinlikle EM1 Mark II. Gerektiğinde hızlı, gerektiğinde süper fotoğraf kalitesi var (50MP modu), titreşim azaltma mükemmel, video kalitesi çok çok iyi, sağlam, hafif, ergonomik, yani her iş elinden gelen ender makinelerden biri. Ayrıca şu hissi de verdi bana: Her koşulda benim yanımda olacak, her koşulda çalışacak ve bana istediğim fotoğrafı verecek. Bu hissi almak önemli, çünkü her makine bu hissi vermiyor (Sony A7RII böyle değil mesela). Biraz Canon 5D serisi havası verdi bana bu alet: Herşeyi en iyi olmasa da çok iyi yapıyor, ama herşeyi.

Fotoğraf kalitesi elbette tabii ki bittabii kesinlikle herhalde yani tam kareler kadar iyi değil (50MP modunu kullanmazsanız), sadece modern APSClere yakın (çoğu durumda çok benzer hakikaten). ISO6400 ve sonrasında kullanırken iki defa düşünmek lazım, aşırı kontrastlı sahnelerde dikkatli olmak lazım vs.. Diğer yandan, EM1 II bu yazıyı okuyan insanların %99’undan daha becerikli bir makine 🙂 Hatta bu yazıyı yazandan da daha becerikli.

Video konusunda bile ciddi ilerleme var. 237 Mbps 4K video mesela, mesela video modunda kesme olmaması, mesela hem UHD hem Cinema 4K olması, mesela video ve fotoğraf ayarlarının ve tuş kısayollarının ayrı ayrı yapılabilmesi, mesela jöle efektinin (rolling shutter) 60hz okuma sayesinde rakiplerinin hepsinden iyi olması (mesela Sony A6xxx serisi, mesela Nikon D500)…

E-M1 II, Panasonic 14-140mm f3.5-5.6, ISO640, 140mm, f5.6, 1/40, ACR’de işlendi (+2EV pozlama telafisi, gölgeler açıldı, kontrast vs..)

Benim gözümde E-M1 MarkII’nin rakipleri Canon 7DMarkII, Sony A77II veya Nikon D500. Açıkçası bu makineyi alıp inceledikten sonra satarım diyordum (Nikon D810, Canon 5DMarkIV ve Pentax K-1’e yaptığım gibi) ama şimdi elimde tutacağım.

Şimdi avantajlar ve dezavantajlarına bakalım. Hatta “dezavantajlar” kısmını biraz geniş tutmaya çalıştım ki oradakilerin çoğu benim için dezavantaj değil:

AVANTAJLARI VE BAZI ÖZELLİKLERİ

Önem sırasına göre değil, aklıma geldikçe yazdım:

  • 60-1/8000 saniye mekanik perde hızı
  • 1/32000’e kadar elektronik perde hızı
  • ISO64-25600
  • 50MP yüksek çözünürlük modunda gerçekten çok ciddi imaj kalitesi alıyorsunuz. A7RII ile bile karşılaştırabilirim ki bu bile size birşeyler söyleyecektir. Bu arada “en en en iyi imaj kalitesi” bence Pentax K-1’de. K-1’in yüksek çözünürlük modu inanılmaz detay veriyor. Bu incelemede göstermiştim, K-1’in bu moduyla 36MP RAW dosyasını neredeyse 70-80MP arasına çıkarmak mümkün ki ne merdiven etkisi ne birşey görünüyor bu fotoğraflarda. İnanılmaz bir detay veriyor alet ve gürültü de çok çok az oluyor. Artık diğer markaların da böyle şeyler getirmesi lazım gövdelerine
  • 237 Mbps 4K video modu
  • pil ömrü DSLRlar seviyesinde. Nihayet bir firma aynasızlarında büyük pil kullanmış, bu sayede mesela A6500 ile 4-6 pil kullanacağınız yerde (seri çekime bağlı olarak) E-M1 II ile tek pil yeterli olacak!
  • mükemmel titreşim azaltma (burada bir video örneği var mesela, harici desteğin de yardımıyla çekilmiş ki hiç titreşim yok)
  • sağlam ve ergonomik gövde. Elimin ufak parmağı bile oturuyor tutacağa, yani gövdenin altına kıvırmak zorunda kalmıyorum.
  • en iyi DSLRlarla yarışabilecek AF hızı (tamam bir D500 değil ama çok yakın ve A7RII’den daha iyi)
  • saniyede 10-60 kare arasında tam boyutta RAW-JPEG (20MP) fotoğraf çekebilme
  • Live Time ve Live Bulb özellikleri (incelemede bunlardan bahsedemedim)
  • çift SD kart ve USH-II desteği
  • stüdyo için doğrudan bilgisayara bağlanıp çekme özelliği var ve Olympus bunun için bedava program veriyor (Olympus Capture). Bu yazılımla makinedeki hemen her ayarı değiştirebiliyorsunuz ve çektiğiniz fotoğrafı Lightroom, Capture One gibi programlara atmak da mümkün
  • tam hareketli ve dokunmatik ekran
  • geometri düzeltme (keystone correction)
  • beyaz ayarı konusunda Canon kadar iyi, hatta yapay ışıkta (mesela floresan veya ekonomik apmuller) E-M1 II mükemmele yakın beyaz ayarı veriyor ki diğer incelemelerde bundan hiç bahsedilmemesi ilginç
  • en iyi DSLRlar ayarında pil ömrü (seri çekim kullanırsanız)
  • güvenilirlik hissi
  • seri çekimden sonra bile tekli fotoğraf çekebilmek (Sony gibi kitlenmiyor)
  • elektronik bakaç çok hızlı (saniyede 120 kare tazeleme hızı var) ve neredeyse hiç teklemiyor (Pro Capture modunda tazeleme hızı düşüyor)
  • “Düz” (Flat) profili var (video için)
  • portrelerde fotoğraf stilini “Natural” seçerseniz ten renkleri ve tonlama bayağı iyi oluyor, Sony’den daha iyi hatta
  • harici mikrofon ve kulaklık girişi var
  • USB 3.0 (C tipi)
  • mekanik perde sesi çok az
  • odak yığını yapabilme (focus stacking). Makrocular için bayağı faydalı
  • video için temiz HDMI çıkış verebilmesi
  • videoda jöle efektinin (rolling shutter) Sony A7SII A6500 FS700’den bile daha düşük olması
  • videoda “Timecode” özelliği
  • Mod tekerinde 3 tane “özel ayar” var (C1, C2, C3)
  • 7-14mm f2.8 12-40mm f2.8 ve 40-150mm f2.8’in standart bir omuz çantasına sığabilmesi

DEZAVANTAJLARI VE ÖNERİLER

Aşağıdakilerin hepsi kendim için geçerli değil ama bazı insanlar için dezavantaj olabilir, o yüzden listeyi olabildiğince geniş tutmaya çalıştım:

  • ISO6400 ve üzerinde daha iyi performans veren APSCler var, bu fiyata tam kare ya da APSC gövde alınabiliyor (tabi birçok özellikten mahrum kalacaksınız)
  • bakacı Leica SL ayarında beklerdim (ama gene de piyasadaki en iyi bakaçlar kadar iyi, SL hariç)
  • dokunmatik ekranda iki parmakla fotoğrafı büyütemiyorsunuz
  • dahili flaş ya da GPS yok
  • hala 12 bit RAW? Neden hem 14 hem 12bit seçeneği yok? Mesela yüksek çözünürlüklü modda 14bit kayıpsız sıkıştırmalı RAW seçeneği olabilirdi, 12biti seri çekimde kullanabilirdik
  • JPEGlerde ve RAW’da kontrast önceki Olympuslardan daha düşük ama bu da işlemek için daha fazla seçenek sağlıyor
  • ilk SD kart yuvasında bazı UHS-II kartlarıyla sorun yaşayanlar var (Olympus önerilen kartlar listesi yayınladı, bende USH-I kartları olduğu için dert yaşamadım)
  • video için “düz” (flat) profili daha “düz” olabilirmiş (gerçi ayarlara girip kontrastı ve rengi daha da azaltmak mümkün)
  • yüksek çözünürlük modu hala üçayak gerektiriyor
  • ters ışıkta hala odaklamada zorlanıyor (tüm aynasızlar gibi). Bu konuda DSLRlar hala rakipsiz
  • Olympus Viewer 3 deli gibi yavaş çalışıyor ve ACR’nin verdiği detayı da veremiyor (keskinleştirme algoritması kötü). ACR’de de RAW desteği hala BETA ve Olympus’un profilleri programda yok, bu yüzden Olympus’un renk profillerini ACR’den alamıyorsunuz. Özellikle yüksek ISO’da (ISO12800 ve 25600) bu eksik renk konusunda çok hissediliyor, detay olarak dert görmedim
  • otomatik ISO modunda ISO6400’ün üzerini kullanamıyorsunuz
  • videodaki sürekli odaklama Canon seviyesinde değil (ki hiçbir markanınki Canon’un Dual Pixel seviyesinde değil zaten)
  • yüksek çözünürlük modu ISO1600 ile sınırlı (üçayak üzerinde çok dert olmamalı aslında)
  • menüler biraz derin o yüzden Canon’daki “My Menu” gibi bir menü ya da Super Control Panel’in özelleştirilebilmesi lazım
  • ISO25600’de tam elektronik perdede değişik renkler ortaya çıkabiliyor (ısınmaya bağlı olsa gerek)
  • “gözler net kaşlar bulanık” portresi çekmenin tam kareden biraz daha zor olması (hala böyle portre çeken kaldı mı? Lan saçları da alsanıza net alanın içine)
  • keşke bir adaptörle eski BLN pillerini kullanma olasılığı olsaydı (elimde 4-5 tane var)
  • Sweep Panorama modu yok; makine o kadar hızlı ki olmamasına şaşırdım
  • otomatik ISO modunda minimum perde hızını Canikon ve Sony’deki gibi belirlemeye izin vermeli (1/odak mesafesi çarpı bilmemne)
  • IS sistemi Panasonic lenslerle de ortak çalışabilse (şu anda sadece Olympus’un 12-100 ve 300mm lensleriyle ortak çalışabiliyor)
  • seri çekimden hemen sonra fotoğraflara bakamamak (Olympus yeni bellenimde bunu verecekmiş, tebrikler)

E-M1 II, Panasonic 14-140mm, ISO250, 21mm, f5.6, 1/25, ACR’de işlendi (+1EV pozlama telafisi, gölgeler açıldı, kontrast vs..), 10.6MP kesme.

PEKİ KİM ALSIN BU MAKİNEYİ?

E-M1 Mark II çok sayıda karakteri olan bir makine. Yeri geldiğinde hızlı (hem odaklama hem çekim hızı), yeri geldiğinde sessiz (elektronik perde), yeri geldiğinde yavaş (titreşim azaltma), yeri geldiğinde mükemmel detay verebiliyor (50MP yüksek çözünürlük modu), yeri geldiğinde manuel lensle rahat kullanılıyor (elektronik bakaç ve odak vurgulama ile), yeri geldiğinde Tam HD ya da 4K video çekebiliyor (ve elde titremeden çekmeye izin veren en iyi alet), yeri geldiğinde özçekim yapıp anında paylaşabiliyorsunuz (tam hareketli ekran ve WiFi), isterseniz 14-42mm ya da 12-32mm lenslerle mont cebinizde isterseniz 40-150mm f2.8 ile omuz çantanızda taşıyabiliyorsunuz. İsviçre çakısı biraz, eksikleri olsa da hemen herşeyi çok iyi yapıyor. Kuş çeker, koşturan çocuk çeker, portre çeker, pul tablo vs.. büyütmek için kullanılabilir (50MP modu), makro çekilir, sokakta camide kilisede sessizce kullanılır.

Artık m4/3 sisteminde üst seviye APSC DSLRlar ile yarışabilecek bir gövde var, ki E-M1 MarkIII çok daha iyi olacaktır eminim. Sony A6000 bu konuda bir adım atmıştım, E-M1 II (ve A6500) ile aynasızlar DSLRlara artık daha da ciddi kafa tutabilir.

Mesele hep haklı olarak paraya geliyor. Eğer çok seri çekime veya çok hızlı sürekli otomatik odaklamaya ihtiyacınız yoksa E-M1’in ilk versiyonu da çok iyi alet, ya da E-M5 II ve el tutacağı (grip) alabilirsiniz veya Pen-F bakılabilir. E-M1 II’deki algılayıcı bu dediklerimden daha iyi ama çooook ileride değil (yukarıda E-M5II ile örnekler de verdim).

Veya sürekli ISO12800 ve üzerinde çekmek zorundaysanız eliniz mahkum bir tam kare alacaksınız (APS-C gövdeler EM-1 II’den bu ISO değerlerinde daha iyi ama gene de ISO12800’de bir APSC algılayıcıya güvenmem).

Eğer herşeyi çok iyi yapan bir gövde arıyorsanız E-M1 Mark II uygun.

Orjinal çekim. Panasonic 14-140mm, 14mm, f5.6, ISO160, 1/25

RAW dosyasının ACR’de işlenmşi hali. İki fotoğrafın da üzerine tıklayıp son hallerini görebilirsiniz

7D MarkII, D500, A77 II, A6500 veya K-3 II’ye göre: E-M1 II’de tam elektronik perde (A6500’te de var galiba), çok daha sessiz mekanik perde, daha seri çekim (saniyede 60 kareye kadar), titreşim azaltma (Sony ve Pentax’ın çok ilerisinde), elektronik bakaç (manuel odak daha kolay, çektiğini görmek daha rahat) ve boyut/kütle avantajları (hem gövde hem lensler) var. Otomatik odaklama ve takip yeteneği olarak 7D MarkII ve D500 biraz daha iyiler, bu konuda Olmypus A77 II’den de K-3 II’den da çok daha iyi. Sağlamlık olarak E-M1 II en üst seviyede zaten. Algılayıcı performanslarında yukarıda karşılaştırmaları gördünüz (D500, K-3II ve A77 II yok orada ama NEX-7 ve 7D MarkII size iyi bir fikir verir diye düşünüyorum). Yüksek çözünürlük modunda tüm APSClerden daha iyi (ki A7RII ile bile neredeyse başabaş). Lens konusunda telefoto haricinde tüm sistemlerle kapışır hatta Sony ve Pentax’tan daha iyi olduğunu söyleyebilirim (geniş açı, sabit açılı geniş diyaframlı lensler, f2.8 değişlen odaklılar, telefoto lensler vs.. hepsini beraber düşününce). Videoda da EM1 II belki bunlar arasında en iyisi belki de en iyileri arasında (A6500 daha keskin vs.. ama 4K videoda hala ısınıyor, titreşim azaltması E-M1 II’nin yanında geçmiyor ve jöle etkisi çok daha kötü). Fiyat konusunda kararı siz vereceksiniz. Yukarıdaki avantaj ve dezavantajları bir daha okuyun, fotoğraflara bir daha bakın, “NESİ ÖZEL SORUSUNA 7.5 YANIT?” başlığına bir daha bakın ve o parayı verip vermeyeceğinize siz karar verin.

SONRAKİ HEDEFLER

Bu incelemede bakamadığım birçok konu var. Mesela yüksek çözünürlüklü moddaki RAW dosyalarına bakacağım, A7RII ile ne kadar farklaı var onu görmek istiyorum. WiFi özelliğine de adam gibi giremedim. Bir de 7D MarkII’ye 70-200mm f2.8 bulabilirsem onunla otomatik odak performansına bir daha bakacağım çünkü elimdeki 70-200mm f4 L hızlı ama f2.8L IS’in sürekli odaklaması daha da hızlı. Sonra bir tane UHS-II kart alıp seri çekim performansına gene bakmak istiyorum. Ek olarak düşük ISO’da 7DMarkII ve Nex-7 ile karşılaştırmam lazım (klasik “-5EV düşük pozla, sonra +5EV ver” denemesi).

Sizin de aklınızda başka sorular varsa burada yorumlar kısmına yazın, mümkün olduğunda bakarım, ama lütfen “bir de şu makineyle karşılaştırsana” diye sormayın. Kaç aydır inceleme yazmaktan fotoğraf çekemedim 🙂


SON SICAK

Bu yeni Anayasa teklifi çok ciddi arkadaşlar. Lütfen biraz zaman ayırın ve eleştirileri iyi okuyun. Ve tekrar hatırlayın bu referandum “Erdoğan’ı seviyor musun yoksa HDP’li Fetöcü PKK’lı dış güç müsün?” seçimi değil. Getirilmek istenen maddeler devletin işleyişini, iç dinamiklerini ve dengesini bozacak kadar ciddi.

Bunu “efendim devlet efektif ve hızlı çalışacak” diye savunamazsınız. Kabile devletlerinde bu geçerli olabilir ama birçok ülkede daha önce olmuş rezillikleri hatırlayın, yukarıda sadece birkaç ülkeyi örnek verdim. Bunlar uzak değil, yani “hadi canım bize olmaz” demeyin. AKP’yi Erdoğan’ı sevmek ayrı, ona seçimde oy vermek ayrı, devleti 10 yıllarca tek bir kişiye bağlamak ayrı (Erdoğan’dan sonra da devam edecek bu sistem çünkü yeni Anayasa yapmak ya da bu maddeleri değiştirmek öyle kolay olmuyor).

Birşey demiyorum, sadece Survivor ya da gerizekalı dizileri biraz daha az izleyip okuyun ve düşünün diyorum. Çok mu şey istiyorum?

Şu siteye de bakabilirsiniz: http://anayasadegisikligi.barobirlik.org.tr/Anayasa_Degisikligi.aspx

Bağlantısını verdiğim sayfanın en tepesinde mevcut Anayasa ve değişiklik teklifi de PDF olarak var. Bu her vatandaşın görevi ve sorumluluğu, lütfen okuyun ve tartışın. Evet diyecekseniz de bunları bilerek Evet deyin.


 

49 comments for “Üçayak Düşmanı: Olympus EM1 Mark II İncelemesi

  1. Mehmet Güneş
    2017-02-02 at 5:09 pm

    Üstad, tam senin bu incelemeni okuyacaktım ki, Habertürk’te saat 20 de İlhan Kesici var. Biter bitmez bunu okuyacağım. Ama daha sonra. Tavsiye ederim Sayın Kesiciyi kaçırma.

  2. Anil
    2017-02-02 at 6:19 pm

    Elinize sağlık. Son sözünüze istinaden 300 m pro incelemesini sizden umarım birgün okuruz 🙂 Sizin ara sıcaklara bir dış sıcak. C. Baskanı sizin inceleme yapıp paylasmanıza khk yetkisiyle engel olabilir. Benim de okuyup, yorum yapmama. Espiri yapıyorum sanılmasın durum cidden bu. Kbk ile gazete çıkarmayı yasaklayabilir, türban zorunlu olabilir. Adamlar 100 yıllık prangalardan kurtuluyoruz anadolu hareketi geliyor diye spot programlar hazırlamışlar ülke tv denen kanalda….

    • ErtOzt
      2017-02-02 at 6:26 pm

      100 yıllık pranga mı? Onu diyenler o. çocuğudur. Bana küfür de ettiriyorlar.
      Vahdettin’in Abdülhamid’in Abdülmecid’in torunlarının onlarca röportajı var, hepsi Atatürk ve onun yaptıklarına duacıyız diyor.
      Neslişah Sultan’ın var mesela Fransız TV’sine verdiği röportaj, ya da Murat Bardakçı’nın roportajları var. Vahdettin bile torunları Atatürk’ü kötüleyince “susun o bizim ailemize zararlı olsa da devleti kurtardı, o benim paşamdı ona laf etmeyin” dermiş. Bunların hepsinin videoları var.
      Ülke TV ne b.k yiyor belli değil.

  3. Mehmet Güneş
    2017-02-02 at 7:32 pm

    Üstad, kutluyorum sizi. Bu incelemeye bayağı mesai ve emek harcamışsınız. En çok ilgilendiğim tarafı da Benim kullandığım em5 mark 2 ile olan karşılaştırması idi. Tabi ki em1 mark 2 daha ileride olacak. Em1 amiral gemisi olarak üretildi. Şu an Türkiye’de henüz satılmasa da bir ara fiyatı (sadece gövde) 6.750 TL olarak açıklanmıştı. O fiyat verilip alınır mı? Ben veremem. Ama veren bulunur.Yalnız bir uyarı yapayım. Kurlar yükseldikçe daha yüksek fiyattan piyasaya çıkabilir.
    E5 mark 2 nin perde sesi ve bakaçın büyüklüğüne hayranım. Fotograf çekmeyi zevk haline getirmişler. Şimdi olur olmaz her yerde çekim yapıyorum. Eve gelince çoğunu siliyorum. Örneğin bugün bizim semtte fotograf çekmeye çıktım. Dönüşte evde iki kare dışında diğerlerini sildim. Bakaçtan gördüğünü aynen çektiği için 12-50 kit objektifle çektiğim fotograflara bakan arkadaşlar geniş açıyla mı çektin diye soruyorlar.
    Sorum şu:
    Em1 mark 2 yi siz incelediğinize ve em5 mark 2 yi de bildiğinize göre bakaç büyüklüklerini karşılaştırırsanız hangisi daha büyük? Yazıyı baştan sona tekrar gözden geçirdim. Özellikle Em5 ile karşılaştırma bölümüne baktım. Böyle bir karşılaştırma yapılmamış.

    • ErtOzt
      2017-02-02 at 8:21 pm

      Abi bakaçlar aynı. Sadece EM1II’de tazeleme hızı daha fazla.

  4. Hasan İSMAYİL
    2017-02-02 at 8:29 pm

    Vay be…

  5. Bumin
    2017-02-02 at 9:14 pm

    Valla yarıda bıraktım üstad bi solukta bitecek inceleme değil. Seni okurken hiç acele edemiyorum. Yazdıklarını sindirmek geniş zaman istiyor. Bir de takipçi kitleni biraz hafife aldın sanki %99 o yazdığını anlamıyorsa gitsin başkasını okusunlar. Bu arada 50mm 1.8 STM yi bulmana sevindim 🙂

  6. MMM
    2017-02-03 at 5:36 am

    Elinize emeğinize sağlık. Fırsatınız olursa M10 mark II, Fujifilm XT20 gibi orta seviye fiyat/performans ürünlerini de incelemelerinizde görmek isteriz. Fiyatı yüksek olsa da Sony A6500 de merak uyandıran bir ürün.

    • ErtOzt
      2017-02-03 at 9:33 am

      7DMarkII’yi takasa vereceğim, belki bir Fuji ya da A6500 bulabilirim onunla.

  7. fatih
    2017-02-03 at 12:09 pm

    Merhaba,
    incelemede verdiğiniz jpg ve adobe’da işlenmiş raw dosyalarınıza baktığımda, raw dosyalar işlenince detaylar biraz pütürlü hale geliyor sanki. örnek fotoğraf ekledim orada duvar detayında da belirgin. jpg örnekte duvar düz iken raw dosyada duvar sanki pütürlü piksellerden oluşuyor gibi. Olympus m1 kullanıyorum ve onun raw dosyalarını da işlediğimde benzer pütürlü şekilleri sıkça görüyorum. acaba bu işlemeden mi kaynaklanıyor, yoksa adobe’nin olympus dosyalarıyla uyumsuzluk mu?

    http://i.hizliresim.com/WgmOZ4.jpg

    • ErtOzt
      2017-02-03 at 1:46 pm

      Örnek fotoğrafı açamadım ama JPEG’de gürültü azaltma fazla olabilir. ACR’de de gürültü azaltmayı arttırıp o “pütür”leri gizleyebilirsin ama bu sefer de keskinlik azalıyor.

  8. Serhan
    2017-02-03 at 8:59 pm

    Olympus, Sony RX1 serisi veya Fuji X100 serisi gibi bir makine üretemez mi? Bir de şirketlerin çarpanlı algılayıcılarda (hem aps-c, hem mft) çözünürlüğü artırmalarının mantığı nedir? Mesela, bu fotoğraf makinesindeki algılayıcıyı çözünürlüğünü artırmadan geliştirselerdi daha iyi olmaz mıydı? Titreşim engelleme sistemi düşük iso’da fotoğraf çekme imkanı sağlasa da diyelim ki gece düşük ışıkta kısık diyaframda hareketli konuları dondurmak istediğimde yüksek iso’ya ihtiyacım olacak, yanlış bilmiyorsam. Söylemek istediğim, şirketler çarpanlı algılayıcılarda çözünürlüğü artırma konusunda daha cimri olmaları gerekmiyor mu? Sonuçta sizin de dediğiniz gibi ortada fiziki gerçekler var.

    • ErtOzt
      2017-02-03 at 9:11 pm

      Piyasadan baskı var diyorlar sürekli. Panasonic GX8’İ duyurduğunda bir satış temsilcisi “müşteri baskısı yüzünden 20MP’ye çıktık” demişti.
      Eğer piksel bazında performans aynı kalacaksa fazla piksel her zaman iyi ki mesela D7200’deki 24MPlik algılayıcı piksel bazında bile D300s’teki 12MP’den iyi. Belki benzer teknoloji kullanıp 12MP ile ISO25600’de mükemmel sonuç da verebilirlerdi ama yapmıyorlar işte.
      Artık MP arttırmadan yeni makine çıkarınca “aaaa gene mi” diye yazıyorlar incelemelere, bu da bir etken.

  9. Zerrin MISIROĞLU
    2017-02-04 at 7:53 pm

    Merhaba EM5 + pana 20mm ve oly 45mm kullanıyorum. EM1 m2 alamam, EM5 m2 de. Daha basit birşey istiyorum , en mantıklısı ricoh gr gibi duruyor. Elimdeki seti satıp ricoh gr alabilirsem(bulursam) imaj kalitesi adına kazanır mıyım kaybeder miyim?
    Sony’nin tam kare aynasızı rx1’den sonra en iyi imaj kalitesi bu alette diye duymuştum. Ne dersiniz?

    • ErtOzt
      2017-02-04 at 7:59 pm

      Nikon Coolpix A ve Ricoh GR 28mm f2.8 lensli 16MP APSC algilayıcılı ufak makineler. Titreşim azaltma yok, bu yüzden EM5’e göre sadece aynı ISO’yu kullanırsan fotoğraf kalitesi biraz daha iyi olur (ISO3200 üzerinde).
      Ben Coolpix A kullandım. 28mm bana uysaydı elimde tutardım ama uymadı, EM5 ve 14mm f2.5 gibi bir lens daha uygun geldi bana (elimde zaten Em5 olduğundan).

  10. 2017-02-05 at 10:45 am

    Kocaman teşekkürler 🙂

  11. Angry Bird
    2017-02-05 at 11:23 pm

    Merhaba Ertan bey, dxomark sitesinde bir kullanıcı şu yorumu yapmış EM-5 için.
    Üretici ISO: 200 Ölçülen iso: 107
    Üretici ISO: 400 Ölçülen iso: 214
    Üretici ISO: 800 Ölçülen iso: 394
    Üretici ISO: 1600 Ölçülen iso: 782
    Yani mesela Olympus’un resmi olarak verdiği 200 değeri normalde 100 gibi. Sizce bu doğru mu?

    • ErtOzt
      2017-02-05 at 11:36 pm

      O değerlerde bir durak farketmedim, sadece ISO6400 ve ilerisinde gördüm o durumu. Bu yazıdaki örnek fotoğraflara da bakabilirsin.

  12. Özgür Altay
    2017-02-06 at 4:09 am

    HighRes moda girince raw+jpg modundayken bile jpg moduna dönüyor, sony mühendislerinin parmağından dolayı demişsiniz. Ben bu işi HDR butonuna myset atayarak çözdüm.
    Em5 MarkII’de HDR tuşuna myset atayınca istediğiniz ayarlarda açıldığı için çok kullanışlı oluyor. Sadece bazen eliniz çarpıyor ve “bu makine niye pozlamayı bitirmedi” , veya “ISO’yu neden değiştiremiyorum” gibi sorular oluyor.

  13. Tuba COŞKUN
    2017-02-06 at 9:31 pm

    Merhaba konu ile alakası yok ama Canon 100d almayı düşünürken https://www.dpreview.com/products/canon/slrs/canon_eos100d burada iso performansının kötü olduğu belli oluyor. Bunun gerçeklik payı var mı?
    2.olarak da Canon 100d’de af takip hızı nasıldır? Kuş , spor çekimi için uygun mudur? Çapraz af noktası 1 tane sonuçta. 650d’de ise 11 tane. Bu af takip yeteneğini etkiler mi? Hangisini tavsiye edersiniz? Amaç spor ve kuş çekimi.

    • ErtOzt
      2017-02-06 at 11:21 pm

      ISO performansı bütün Canonlarda benzer.
      Kuş vs.. için 650D 100D’den daha iyi.
      Daha da iyisi 750D ama daha pahalı tabi.
      Eğer Nikon istersen D5200 kuş-spor çekimi açısından 650D’den biraz daha iyi (odaklama sistemi biraz daha iyi), diğer yandan Canon 650D’nin hareketli dokunmatik ekran avantajı var.

  14. S.Altınkaya
    2017-02-07 at 3:45 pm

    Çok güzel bir inceleme yazısı olmuş, emeğinize sağlık. Ben yaklaşık bir yıldır e-m 10 mark ii kullanıyorum. Çok memnunum. Ancak büyük zoom lenslerle tutuşta zorlanıyorum, ayrıca hava şartlarına dayanıklı, videoda becerikli m43 bir gövde arayışındayım. E-m 1 mark ii güzel bir gövde ama fiyatı biraz fazla geldi bana. Yurtdışına çıktığımda bir gövde almayı planlıyorum. Bir ara ikinci el e-m1 gövde almayı düşündüm. Şimdi panasonic G85 (G8) incelemeri okudum yabancı kaynaklarda. İlgimi çekti açıkcası. Ya da panasonic GH4 fiyatları düşüşe geçti. Sizin fikrinizi ve önerinizi almak istiyorum.

    • ErtOzt
      2017-02-07 at 7:26 pm

      Em1 ya da G85 çok iyi. Hangisi aklına yatarsa onu al, üzülmezsin.
      Hatta fiyatı uygunsa G85 al bence çünkü daha yeni gövde. Ama Em1’in fiyatı çok uygunsa onu düşün.

  15. Mehmet Güneş
    2017-02-08 at 8:43 pm

    Üstad, Olympus 12-40 ın fiyatı daha düne kadar 2.600 TL iken, bugün baktım 3.100 TL ler düzeyine fırlamış. Tabi kur artışlarından.
    Şimdi gözüm yurt dışına çevrildi.
    Örneğin Çin’deki fiyatları biliyor musunuz? Veya orda takibettiğiniz bir alışveriş sitesi var mı? Varsa web sitesini yazarsanız memnun olurum. 12-40 ın Çin’deki fiyatına bakacağım. Bir yakınım bu ay içinde Çin’e gidecek. Eğer çok ucuza fiyat görürsem sipariş verebilirim.

    • ErtOzt
      2017-02-08 at 8:47 pm

      Abi ben Kasım Aralık’tan beri diyorum, almak istediğiniz birşey varsa şimdi alın yakında fiyatlar patlayacak dedim. Hatta biri bana “sen ekipman satıyorsun ondan böyle diyorsun” dedi 🙂 Sanki 3 kuruş fazla kazanmak için yalan söylüyorum, gazeteci ya da başbakan mıyım ben?
      Çin’i hiç bilmem. Dubai ucuz derler ama oraya da gidip almak lazım.

  16. Tolga
    2017-02-18 at 10:08 am

    Selamlar Ertan Abi. Yine mükemmel bir yazı ve emek. Cidden senin gibi bir insanı “keşfetmiş” olduğum için kendimi çok şanslı sayıyorum abi. Daha nice incelemeler inşallah =)

    Uzun zaman önce bana em5’i tavsiye etmiştin yazdıklarımdan ötürü. Birkaç güne ikinci el bir em5 alıyorum. Fotoğraf çekme işine yeni başlıyor olacağım. Kısaca yapmak istediğim şeyler hakkında bilgi vereyim abi. Senden ricam müsait olduğun bir anda bana almam gereken lensleri söylemendir.

    Daha çok arkadaş eş dost portresi, kendi portrelerim ve sokaklarda dolaşarak önüme çıkabilecek herşeyi çekmeyi düşünüyorum. Son olarak da ben bulutlara aşık bir insanım. Bulut fotoğrafları çekmek istiyorum. Bulabilirsem ikinci el almayı düşünüyorum lensleri de. Uzun zamandır em5 ve em5 ii kullandığın için heralde bana tavsiye verebilecek en iyi kişi sensindir abi. Rica etsem bana birkaç öneride bulunabilir misin?

    Pixel peeper sitesinden em5 ile çekilen fotoğraflara bakarken dikkatimi en çok çeken panasonic 20mm f1.7 lens ve olympus 70-300 f4-5.6 olduğunu gördüm. Bu lensler hakkında ne düşünüyorsun abi?

    Şüphesiz ki 12-40 f2.8 pro lensi para bulur bulmaz muhakkak alacağım. Onunla çekilen fotoğraflar da dikkatimi fazlası ile çekiyor.

    İyi günler dilerim abi. Şimdiden çok teşekkür ederim zaman ayırıp okuyup yorum yapacağın için..

    • ErtOzt
      2017-02-18 at 2:51 pm

      Kit lens, 45mm f1.8 ve 20mm f1.7 çok iyi bir set olur.
      Olympus 75-300mm var, onu mu sordun? O da telefoto ama o kadar uzun telefoto lazım olur mu bilmem. Şimdilik dediğim 3 lens yeterli olur. Olmadı ilk başta 20mm yerine bir 40-150mm alırsın.

      • Tolga
        2017-02-18 at 7:40 pm

        Çok teşekkür ederim abi yardımların için. 75-300’ü kastetmiştim evet yanlış yazmışım yukarıda. O zaman ben nakit buldukça 12-50, 20mm f1.7 ve 45mm f1.8 alayım =) ilk başta 12-50 ya da 20mm arasında gidip geliyorum ama sanırım aralığı yüzünden büyük de olsa 12-50 yi alacağım. Daha sonra 20mm ve 45mm şeklinde ilerlerim. Tabi denk gelirse 12-40 f2.8 kaçırmam

  17. halit
    2017-02-21 at 5:37 am

    Ertan Abi,
    Aylar -yıllar sonra tekrar merhaba. Takip etmediğim için değil, aylar yıllar sonraki ilk mesaj olduğu için belirttim bu durumu!
    Bizi bilir siniz, çok pahalı ekipmanlar, o ekipmanları taşımak pek olmuyor. Bu yazınızı ve bir sonraki ”7D mark II satıldı” yı okudum. En etkilendiğim, aklımda kalan, ”boru gibi lensleri taşımak” oldu. LENS ; lensleri makine da sabit tutan ama sensöri iri ve marifetli , taşıması kolay, anı kaliteli-hızlı yakalayabilecek CanonG1XII ve Sony rx100 IV veya RX100 III sizce uygun olur mu? Hangisini tercih ederdiniz? Veya başka bildiğiniz alternatif var ise. Aynalının tadını alamayacağımız halde sormak isterim.

    • ErtOzt
      2017-02-21 at 6:33 am

      Selam Halit. O 3 makine arasından performans/fiyat oranı en yükseği RX100 III. Daha ucuz bulursan Canon G7X II de olur.

  18. halit
    2017-02-21 at 8:15 am

    Bakaçlı olan rx100 III olacak galiba. GX1 II algılayıcısı büyük olması daha verimli değil mi? Diğerlerine göre F 2.0 olması mı?
    G7X II bakaçlı olmuş olsaydı! Bep böyle zaten, ”bir koltukta iki karpuz gitmiyor” 😀

    • ErtOzt
      2017-02-21 at 11:21 am

      G1X II de iyi evet. Ben olsam RX100III, G7X II ya da G1X II’den hangisi ucuzsa onu alırdım. Ufak makinede çok bakaç aramıyorum açıkçası.

  19. OSMAN G.
    2017-02-21 at 10:39 am

    Yine derin ve öğretici bir inceleme olmuş… tabi ara sıcaklarda anlaşamıyoruz… Ama fikirlerin ayrı olması bizi bölmez, renklendirir, çünkü herkesin tutunduğu delil farklıdır (bu da benim ara sıcağım olsun)… Elimde “E-pm2 + Lumix G X 14-42mm PZ Power OIS” var. Küçüklüğünden dolayı bu lense geçtim, hatta size sormuştum, küçüklüğü imaj/optik kaliteyi bozar mı diye… Sizde küçük lens her zaman avantajdır demiştiniz, ki çok memnun kaldım, kit lensini hiç aramadım. Sormak istediğim, incelemede Panasonic lenslerin IS’si çalışmıyor yazmışsınız, şimdi bende mi lensimi IS olmadan kullanıyorum! Ki bu lensi gövde+lens IS olsun diye de almıştım… Aslında ayarlarda “Lens IS” diye bir ayarı aktif yaptım ama, kullanım kılavuzuna bakıp bu ne demedim, Lensin IS’sini açtım zannediyorum… yani Pana lensler Oly gövdelerde IS’siz mi çalışıyor?

    • ErtOzt
      2017-02-21 at 11:20 am

      Yok şöyle: EM1 II ve Oly 12-100mm f4 Pro’daki IS beraber çalışabiliyor. EM1II 5 durak avantaj sağlıyor tek başına, 12-100mm ile birleşince 6.5 durak avantaja çıkıyor bu. 12-100mm yerine PAnasonic lens takınca ya sadece lensteki OIS kullanılacak ya da EM1II’deki IS, ikisi beraber çalışmıyorlar.
      Panasonic de aynı aslında. Mesela yeni G80’de gövdedeki IS Panasonic lenslerle ortak çalışabiliyor ama Olympus lens takarsan (mesela 12-100mm ya da 300mm Pro) ya lensteki IS’i ya da gövdedekini açacaksın, ikisini beraber açarsan bulanık sonuç veriyor.
      Ara sıcaklar konusu önemli. Bak senin gibi medeni yanıt verenlerin sayısı artsa bendeki ara sıcakların sayısı azalacak çünkü benim derdim benim gibi düşünmeyen insanların varlığı değil, konuşmayı bilmeyen öküzlerin kilit yerlerde olması ve onca uyarıya rağmen ileriyi görememeleri.

  20. Saffet
    2017-06-06 at 11:39 am

    Ertan Bey Merhaba,

    Öncelikle incelemeniz için teşekkürler. Kullanma kılavuzunun tümünü okudum ama gene de yazınızdan kullanımla ilgili yeni şeyler öğrendim. Ben de 3 haftalık EM-1 Mark II kullanıcısıyım, uzun zaman sonra fotoğrafa geri döndüm, yavaş yavaş ısınıyorum.

    Geçtiğimiz gün daha önce değerlendirmelerde de önemsemeden atladığım bir durum karşıma çıktı ve açıkçası sizin de bununla karşılaşıp karşılaşmadığınızı ve sizce önemini merak ettim.

    Durum kadrajın tam kenarında ya da hemen dışında kalan bir ışık kaynağının yarattığı mor yansıma/parlama durumu. Purple flare/haze/artifact/ghost hepsi de aynı yere çıkıyor. Araştırmalarım ve kendi düşüncem bunun sensörden kaynaklandığı yönünde. Mevcut iki lensle de (12-100 F/4 ve 25 F/1.2) benzer doğal olmayan mor-pembe bir flare söz konusu. Siz bununla karşılaştınız mı? Ürün gamının tepesindeki bu denli teknolojik bir gövdede bu sorunu yaşamak beni şaşırttı. Sizin fikrinizi merak ettim. Servise göndermeye değer bir problem mi?

    Bİr başka kişinin örnekleri, forumda karşılaştım benim yaşadığım problemin aynısı. Fotoğraflarıma erişince iletebilirim kendi örneklerimi.
    https://drive.google.com/drive/folders/0B6h2w6RhaahwUVhpQS11N1c5Z3c

    • ErtOzt
      2017-06-06 at 2:38 pm

      Bende o lensler yok, sizin gösterdiğiniz dertleri yaşamadım ama o koşullarda fotoğraf da çekmedim açıkçası. Lensten mi algılayıcı kaplamasından mı bilemedim şimdi.
      Benzer sorunları ben birçok makine-lens kombinasyonunda yaşadım ama. Yani bu dert sadece EM1 II’ye özgü olmasa gerek. Eve gidince bir bakayım, farklı lenslerle deneyeyim bakayım olacak mı diye…
      İlk Sony A7 serisinde bu dert vardı mesela, ikinci seride Sony bunu düzeltti.

  21. spelik
    2017-08-25 at 3:31 pm

    Merhaba ben emlakçılık yapıyorum ve kaliteli fotoğraf için daire, ofis iç mekan çekimleri için tecrübenizden faydalanmak istiyorum. Bana tavsiyeniz varmı geniş açı lens ve gövde fotoğraf makinesi ne almalıyım???
    sizce bu makineyı almalımıyım yoksa panasonic gh5 imi ttercih etmelıyım

    • ErtOzt
      2017-08-25 at 7:56 pm

      Halil Bey merhaba. Türkçe yazım kurallarına dikkat lütfen, bu sitede bu konuya dikkat ediyorum.
      Size en uygun fiyatlısı Canon 650D-800D arasında bir gövde ve Canon 10-18mm IS STM lens. Bu lens çok geniş ve çok keskin. Canon gövdelerde de hareketli dokunmatik ekran var, bu ekranın size çok faydası olur. Bir üçayak alacaksınız, bir de 430EX flaş.
      O bahsettiğiniz Olympus ve Panasonic gövdeler size gereksiz pahalı gelir.

  22. Salih Aydın
    2017-11-30 at 10:25 am

    Merhabalar hocam.
    Sizin tavsiyenize uyarak em1 mark 2 ve 12-100 aldım çok memnunum, lakin bir konuda sıkıntım var bakaç dan bakarken sahne aşırı koyu çıkıyor.
    Misal lacivert elbiseli birini fotoğraflarken bakacta siyah duruyor bukadar koyu, aynı sahneyi lcd ekrandan gayet canlı ve normal şekilde görüyorum bunun nedeni ne olabilir yada ayarı?
    2. si ise lensi manüel e aldığım zaman net olan yerlerin yeşil olması gerekmiyormuydu em1 de bu şekild e idi , bunun bir ayarı varmıdır acaba ?

    • ErtOzt
      2017-11-30 at 4:13 pm

      Özel ayarlarda I sayfasındaki ayarlarda S-OVF Kapalı, EVF Otomatik Geçiş Açık, EVF Ayarla altındaki “EVF Oto Ayarla” Açık hale getirip dener misin?

      • Salih Aydın
        2017-12-01 at 8:50 am

        Düzeldi hocam teşekkür ederim.
        Makinayı afc de denedinizmi merak ettim ?
        Ben kuş için denedim biraz galiba diyaframdan dolayı (f4) fotoğraflarım pek net çıkmıyor yada hava biraz karanlık gibiydi ondanmıdır acaba ?
        Çünkü kuşu havada çok iyi takip ediyor sericekimde 7-8 tane çekiyorum ve kuşlarda netlik olmuyor.

        • ErtOzt
          2017-12-01 at 2:40 pm

          AF-C işi biraz daha karışık. MAkinedeki ayarlara ve senin becerine çok bağlı. Mesela gökyüzündeki kuşu çekmek için tüm 121 noktayı kullanmak iyi de, kuşun arkasına evler ağaçlar vs.. geliyorsa 121 noktadan 5 noktaya inmen neredeyse mecburi. Nikon’da da Canon’da da bunu yapman lazım hatta.
          Ek olarak mesela kuş belli bir mesafedeyse (mesela senden 10 metreden daha fazla mesafedeyse) “Focus Limiter” ayarını kullanmanu tavsiye ederim. Bu ayarda, örneğin, diyorsun ki “10 metreden yakına odak yapma, sadece 10 metreden uzağa odak yap”. Bu sayede odaklamayı hem daha hızlı hem daha doğru yapabilirsin.
          Yakında EM1 II’nin menüleriyle ilgili bir yazı yazacağım (1 aya kalmaz), orada bunları daha detaylı anlatacağım.
          İngilizcen varsa AF-C ile ilgili şu siteye bak:
          http://www.getolympus.com/us/en/autofocus_birdtips

  23. Salih Aydın
    2017-12-01 at 7:04 pm

    EM1 MARK II incelemenizde “focus limiter” özelliğinden bahsetmiştiniz,yada m43 turkiye.com da yazdınız tam hatırlamıyorum ama okudum o özelliği onu da bir deniyim.
    121 noktayı 5’e düşürmek aklıma gelmedi açıkçası,iyi fikir onuda deniyim cevabınız için teşekkür ederim.

  24. Mert kayalı
    2018-02-15 at 5:03 pm

    Ertan bey merhaba, iyi akşamlar

    İnceleme yazınız için çok teşekkür ederim. O kadar emek harcanmış ve dolu dolu bir inceleme olmuş ki, okurken gözlerim kanadı :))

    Yazdıklarınızdan anladığım çok çok spesifik bir ihtiyacınız yok ise em 5 mii’ den m1 mii’ye geçmeye gerek yok. Dolayısı ile ben geçmeyeceğim.

    Benim asıl merak ettiğim husus şu:

    7-14mm ve 12-100mm ikilisi atıyorum leica 42.5mm f1.2 ya da 25mm f1.2 fotoğraf kalitesini daha da önemlisi genel olarak herkesin bahsettiği prime lens keyfini veriyor mu?

    • ErtOzt
      2018-02-15 at 7:53 pm

      Em5 ii’den memnunsan Em1 ii’ye gerek yok.
      O lensler sabit odaklı lenslere yakın keskinler ama diyafram farkını da unutmamak lazım. Bir de o örnek verdiğin lensler özel lensler, onların yerini 1-1 doldurmak zor.

  25. 2018-06-26 at 8:15 am

    Merhaba Arkadaşlar
    EM1 mark 2 nin stüdyo performansı hakkında tecrübesi olan varmı?
    Mesela yüksek cözünürlükte çekim yapılabilinirmi

  26. 2018-07-09 at 3:29 pm

    Merhaba Bu makinanın stüdyo kullanımı hakkında bilgi almak istiyoruz.
    Mesela yüzksek çözünürlikte stüdyo ortamında paraflash ile çekim yapılabilinirmi?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.