Nikon D800 incelemesi – 1

İnceleme sayfalara bölündü, şimdilik 5 sayfa var. Gezinmesi kolay olsun diye sayfalardaki başlıkları sıraladım. Bunlara bakıp istediğiniz sayfaya gidebilirsiniz.

İçindekiler:

Sayfa1:
ABILENE PARADOKSU
GİRİŞ
D800 NEREDEN ÇIKTI
D700 VE 5DMARKIII
36MP: ÇOK İYİ AMA BİRAZ DA KÖTÜ
El titremesi – Bi an çok korktum, Odak hataları, D800’ün dosyaları çok büyük, Beyaz ayarı yeşile çalıyor, Piller
D800 BU KADAR SORUNLU MU HAKKATEN
D800 ALMAM GEREKLİ Mİ? PEKİ D800 MÜ D800E Mİ?

Sayfa2:
TASARIM VE GÖVDE YAPISI
D800’Ü ALDIK DİYELİM. HANGİ FORMATTA ÇEKMELİYİZ?
EKSPİİD ÜÇ
PİL
HARİCİ VE TAMPON BELLEK, DOSYA BOYUTLARI
ARTIK KULLANMAYA BAŞLAYALIM
Optik bakaç, Görüntü alanı
MENÜLER

Sayfa3:
OTOMATİK ODAKLAMA
Odaklama modları, AF-ON tuşu, Elle (manuel) odaklama
ÖLÇÜM YÖNTEMLERİ
ISO DUYARLILIĞI AYARLARI
ETKİN D-LIGHTING
CANLI ÖNİZLEME

Sayfa4:
İMAJ KALİTESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
GELDİK TEKNİK İMAJ KALİTESİNİ NASIL YÜKSEK TUTACAĞIMIZA
JPEG ÇEKENLER İÇİN
JPEG boyutları, Keskinleştirme, Gürültü azaltma, Karşıtlık (Kontrast), Parlaklık, Doygunluk,  Ton/Tonlama, Picture Controls, Makine içi düzeltmeler

Sayfa5:
D800, FOTOĞRAF KARŞILAŞTIRMASI
ÖNEMLİ OLAN BOYU DEĞİL İŞLEVİ
Nasıl çekildi, Neler çekildi
ANALİZ
DX, FX, m4/3…. KESME ÇARPANI NE KADAR ETKİLİ

Sayfa6:
NIKON D800 VE CANON 5DMARKIII KARŞI KARŞIYA

Sayfa 7:
NIKON D800 VE CANON 5DMARKIII YÜKSEK ISO KARŞILAŞTIRMASI
IŞIĞI AZALTALIM
UFALTALIM
AÇ IŞIĞI HOCAM
SONUÇ
PEKİ D800 MÜ D800E Mİ 5DMARKIII MÜ?

ABILENE PARADOKSU

Psikolojiyle ya da yönetim bilimiyle ilgilenenler duymuş olabilir, “Abilene Paradox” denen ilginç bir paradoks var. Erkekler, duymadıysanız da okuyun kızlara falan satıp hava atarsınız. Şiir kadar etkili olmasa da odun gibi durmaktan iyidir. Amerika’da Edgar Allan Poe’nun şiirlerinden bazılarını ezbere biliyorsanız daha ikinci satıra gelmeden karşınızdaki kız üzerinize atlar, bilen bilir:

– Hey Jane beybi, Edgar Alan Poe der ki:
It was many and many a year ago,
In a kingdom by the…

– Oh öp beni aptal şey…. 

Ne kadar kolay değil mi? Şiir kadar olmasa da felsefe ya da insan psikolojisi de kızları etkileyen birşey (erkekler başka türlü böyle konularla ilgilenmez zaten):

***************************
Bir temmuz öğleni, Coleman Texas’tayız. Çöl sıcakları, ve rüzgar ince taneli kumları eve doğru savuruyor. Sundurmada bir vantilatör var. Limonatalar soğuk ve domino oynuyoruz. Herkes eğleniyor sayılır. Coleman’da sıcak bir pazar öğleninde kabul edilebilir bir durumdayız…. Taa ki kayınpeder “Hadi gidip Abilene’deki lokantada akşam yemeği yiyelim!” diyene kadar…
Bir an “Abilene’e gitmek? 85 kilometre, klimasız 1958 model Buick, sıcak-tozlu çöl?” diye düşündüm. Sonra karım “Harika fikir, ne dersin Ertan?” deyiverdi. Tabii ki benim düşündüğüm şey grubun geri kalanına ters olduğu için “Hadi gidelim” demek durumunda kaldım. “Peki annen isteyecek mi ki?” diye son bir çırpınış sorusu sordum. “Elbette gitmek isterim, zaten ne zamandır gitmemiştim” dedi kadın.

  Neyse efendim yola koyulduk. 85 kilometre, klima yok, etraf toz toprak, araba hamam gibi. Lokantaya girdik. Yemekler rezil, servis kötü… Yemekten sonra geri döndük, gene aynı toz toprak, gene aynı sıcak…
Evde sundurmada vantilatörün önüne oturduk. Uzun süre kimseden ses çıkmadı. Sessizliği biraz kırmak için “iyi ki gitmişiz di mi?” dedim.
Bir süre kimseden ses çıkmadı. En sonunda kayınvalide “Vallahi açık söyliyim pek beğenmedim, keşke evde kalsaydık. Siz gitmeye çok hevesliydiniz diye gidelim dedim zaten. Eğer üzerime gelmeseydiniz gitmezdim zaten” deyiverdi.
Kalta…! Yok, yani, inanamadım! “Ne demek ‘siz hepiniz’ ” dedim. “Ben ‘hepiniz’ içinde değilim. Domino oynamak güzeldi, ben gitmek istemedim, siz gitmek istediniz diye gidelim dedim suçlu sizsiniz”.
Karım şaşırdı. “Bana suçlu deme. Sen, babam ve annem gitmek isteyen değil miydiniz? Ortamı bozmamak için gidelim dedim yoksa o sıcakta o teneke parçası içinde o kadar yol gidilir mi?”
Kayınpeder aldı sazı eline: “Ben Abilene’e gitmek istemedim. Zaten az geliyorsunuz, sıkılmayın diye değişiklik yapmak istedim. Yoksa domino oynayıp kalan dondurmaları yemeyi tercih ederdim”.
Karşılıklı şikayet patlamalarından sonra hepimiz sessizce oturduk. Düşünün: 4 akıllı mantıklı insan, kendi irademizle, Allah’ın unuttuğu bir çölde sıcağın tozun altında 85 kilometrelik you klimasız bir arabayla berbat bir lokantada iğrenç bir yemek yemek için gittik ve geri döndük, ve anladık ki hiçbirimiz bunu istemiyormuşuz!
***************************

Yukarıda yaşanan durum, yani “bir grupta alınan kararın teker teker tüm bireylerin isteklerine ters olma durumu” sıkça görülen birşey. Özellikle biraz sıkıntılı durumlarda ortaya çıkıyor. İş toplantıları bir örnek, aile ziyaretleri bir örnek, uzaktan arkadaşları yemeğe çağırmak bir örnek (“aman mutlu edeyim rezil olmayalım” psikolojisi). Türkiye’de bu durum bazen “dominant ve gösteriş meraklısı arkadaşın ya da despot patronun isteklerine boyun eğme” şeklinde de ortaya çıkıyor. “Aman öbürlerine ayıp olmasın” ya da “aman ortamı bozmıyım” veya “bi kıl ben çıkmıyım şimdi)… “Kral çıplak” diyememe hastalığı da diyebiliriz.

Zamanında akıllı adamın biri yukarıdaki olayı görmüş ve hiç kıvırmadan uzatmadan buna “koyun psikolojisi” deyivermiş. Bitti işte, istediğin kadar sayfalarca hikaye anlat, geleceğin yer “koyun psikolojisi”.

Bu psikoloji fotoğraf sektöründe şöyle görülüyor: Piyasaya yeni bir ürün çıkıyor. Bu ürün o kadar ses getiriyor, o kadar popüler oluyor ki inanılmaz bir momentum oluşturuyor ve akıp gidiyor ki, önüne çıkan her türlü karşı fikir ya da eleştiriyi bertaraf ediyor çünkü kartopu kocaman bir çığa dönüşmüş durumda. Sen ne desen halktan göreceğin tepki “adam sen de” şeklinde oluyor. Artık mecburen “ehe, abi mükemmel bu ya” demek durumunda kalıyorsun. Siyasette de benzer durumlar var. Diğer markalardan ya da siyasetten örnek vermeyeceğim, vereceğim örnek zaten bugünün konusu: Nikon D800.

Nikon D800 buharlı bir şimendifer gibi, ilk çıktığı günden beri yokuş aşağı gidiyor. O kadar ağır ve hızlı ki onu durdurmak çok zor çünkü zaten çok iyi bir D700 sisteminin üzerine bir de 36MP’lik mükemmel bir algılayıcıyı oturtmuş. Durdurmanın imkanı yok.

d800 1İnceleme yaparken şunu yapmak çok kolay: D800 zaten kendini ispatladı bile, orta formatla kapıştırıyorlar, mükemmel dinamik aralık, süper çözünürlük, taş gibi gövde, piyasadaki en iyi odaklama sistemlerinden biri, kayıpsız sıkıştırmasız video çıktısı.. Daha ne istiyorsun? İki tane de renkli canlı manzara fotoğrafı koyarım dibin düşer, 5 stop açtığım gölgeleri gösterip “bak Canon’da bu yok” derim gene gol atarım. Oldu sana iki sayfalık D800 incelemesi. Zaten herkesin beklediğini verdiğim için sorun yok.


Ama işin kolayına kaçmak aynı zamanda kaliteyi düşürür. Önemli olan şey yokuş aşağı giden ağır treni ufak frenlerle kontrol altına almak. Daha önceki incelemelerimi de okuduysanız ürünlerin iyi yanlarını olduğu kadar kötü yönlerini de aynı ciddiyetle anlatıyorum çünkü biliyorum ki bu sitedeki incelemelere güvenip satın alma kararı verenler var. Bu yüzden, inceleme gecikse ve çok uzasa da, D800’ü hakettiği gibi incelemek adına birçok detaya girmeye karar verdim, D800’ün piyasada gezen eksiklerinden (odak hatası vs..) bahsettim, hangi alanlarda eksik kalabileceğini anlattım. Bunlar bilinsin ki almak isteyen kişilere ya da halihazırda kullananlara daha faydalı bir inceleme olsun. Böylece kimse istemeden de olsa çöl sıcağında klimasız arabayla Abilene’ye gitmek zorunda kalmasın 🙂


GİRİŞ

D700 ve 5DMarkII’yi karşılaştırdığım incelemede D700’le ilgili bayağı birşey anlatmıştım. Daha sonra Nikon’un özelleştirilebilir fonksiyonlarında da D700’ün detay ayarlarından bahsetmiştim (toplam 5-6 sayfa). O yazıların büyük çoğunluğu D800’e de uygulanabilir. Belki daha önce onları okumanız daha iyi olabilir.

Nikon D800 dünyanın en iyi DSLR makinesi (mi?). Ya da en yüksek fiyat/performans değerine sahip DSLR makinesi (mi?). Orta format kalitesine bu kadar yaklaşan DSLR daha önce görülmemişti (mi?).



Ama… Ama imaj kalitesi işin sadece tek yüzü. D800’le ilgili söylenebilecekler sınırsız. Bu seviyedeki diğer gövdeler gibi, D800 de çok komplike ve birçok özelliğini öğrenmek için bayağı zaman harcamak gerekiyor. Ayrıca D800’ün mükemmel özellikleri kadar eksik tarafları da var. Bu yazıda bunlardan bahsetmeye çalıştım.

Gena hatırlatayım, D800 çok kompleks bir makine. Hakim olarak hakkını vermek biraz uğraş gerektiriyor. Dilim döndüğünce D800’ün tarihini, Nikon DSLR sistemindeki yerini, D700 ve 5DMarkIII ile farklarını (özetle), sorunları ve kullanım inceliklerini anlatmaya çalıştım. İnceleme birkaç sayfaya yayıldı ve D800’ü gerçekten anlamak için hepsini okumanızı tavsiye ederim. D700 tecrübem olmasına rağmen bu incelemeyi yazarken yeni şeyler keşfettim. Tecrübeli Nikoncular’ın da bu yazıdan faydalanacaklarını umuyorum.

Yazı uzun olmasına rağmen hala eksik kalan parçalar var. Belki daha sonra onlara ayrıca bir yazı hazırlamak lazım. Örneğin D800’de videoya ayrı bir yazı yazmak gerekli.

D800’ün yaklaşık 450 sayfalık bir kullanma kılavuzu var (Türkçesi 472 sayfa) ve makinenin yanında basılı geliyor. İşte size fırsat: Kılavuz ufak. Makineyi taşımasanız bile kılavuzu yanınızda taşıyın arada açıp bakın. Hiç beklemediğiniz bir yerde ilginç bir özellikle karşılaşabilirsiniz.


D800 NEREDEN ÇIKTI

D700 tarzı makinelerin yenilenme frekansı yaklaşık 3 yıl. Yani 3 yılda bir kullanıcılar yeni bir makine bekliyor. Canon da bu stratejiyi izliyor. D700’ün yerine gelecek makine 2011 yaz sonlarında açıklanacaktı ama malum sel ve deprem felaketleri yüzünden bu açıklama ertelendi. D800 ve D800E 7 Şubat 2012’de duyuruldu. D800 Mart, D800E Nisan 2012’de satılmaya başlandı.

D800 ve D800E’den bir ay önce (6 Ocak 2012) D4 duyurulmuştu. D4, D800 ve D800E ile Nikon bir önceki nesil D700, D3s ve D3x’in yerini doldurmaya çalıştı. Kabaca D700 -> D800, D3s -> D4 ve D3x -> D800E diye düşünebiliriz. Tabi bu eşleme birebir değil. D700’ün seri çekimi daha iyiydi (tek başına saniyede 5 kare, pil tutacağı ile saniyede 8 kare). Dolayısıyla bazı D700 kullanıcıları başlangıçta D800 ile biraz hayal kırıklığına uğradı. Halbuki seri çekim hızı haricinde D800 D700’e göre hemen her konuda daha iyi. Ayrıca DX modunda saniyede 5 kare çekebiliyor ki D800’ün DX modu 15MP, yani D700’den daha iyi. Ve 36MP algılayıcının dinamik aralık ve yüksek ISO performansının daha iyi olduğunu düşünürseniz D800 size daha yakın gelecek.

Not: D800/E aslında 36,3MP ama yazıda kolaylık olsun diye 36MP dedim.



D800’e kadar profesyonel Nikon gövdeleri basit bir yol izledi:

Seri çekim gövdeleri: D1h, D2h, D2hs, D3, D3s
Stüdyo gövdeleri: D1x, D2x, D2xs, D3x

D700 çıktığında bu seri biraz farklılaştı çünkü D700’ün D3’ten tek farkı gövde boyutu ve seri çekim hızıydı (ufak-tefek diğer farkları saymazsak). D800/E ve D4’ten sonra yeni dizilim şöyle:

D1, D1h, D2h, D2hs, D3, D3s, D4
D1, D1x, D2x, D2xs, D3x, D800E
D700, D800

D800 ve D800E’nin farklı satırlarda olması biraz kafa karıştırıcı ve sizin görüşünüz farklı olabilir. Birçok insan hala D4x bekliyor ama şu anda böyle birşey görünmüyor. Canon ve Nikon’un 52MP’lik tam kare gövde için çalıştıkları lafları ortada geziyor ama şimdilik (Şubat 2013) ufukta birşey yok. Dolayısıyla elimizde sadece D800/E var, onların da yeri az çok yukarıda verdiğim gibi.

Bu mantığa göre, Şubat 2013 itibariyle Nikon DSLRlarının gelişim tarihi şu şekilde:

Şeklin çoğunu Thom Hogan abimden aldım, ufak değişiklikler yaptım

Aslında belki bu tarih akışına Kodak (14n vs..) ve Fuji’nin (S3 vs..) DSLRlarını da almak lazım ama ben Nikon’la sınırladım.

D800/E ile gelen en büyük sürpriz algılayıcı. 24MP lafları ortalarda gezerken 36MP sürprizi ilginç oldu. Böylece bu kategoride Canon’un önde götürdüğü MP yarışında Nikon bayrağı aldı (D3x farklı bir kategori). 36MP ile 300 DPI’da 16×24″ baskı alabilirsin ki bu D800/E’yi orta formata yaklaştırıyor.



D700 VE 5DMARK III

D800’ün D700’den gelenlerin bir kısmının beklentilerini karşılamadığını söylemiştik. D700 ile D800’ün farklarından kısaca bahsedip araya 5DMarkIII’ü de eklersek:

Böyle tabloları vermeyi sevmiyorum çünkü bu kadar rakam ve terimin arkasında gizli birçok bilgi var. Örneğin 5DMarkIII’te çapraz odak noktası daha fazla ama bunların ortadaki 21 tanesi f5.6 ve altı (f5.6, f4, f2.8 vs..) objektiflerle geri kalanlar sadece f4 ve altı objektiflerle çapraz olurken D800’ün ortadaki 9 çapraz noktası f8’e kadar çalışıyor (f5.6-f8 aralığında). Ölçüm sistemindeki rakamlar da bana göre çok önemli değil, daha önemli olan arka plandaki teknoloji. 5DMarkII’nin “sözde” tarihi eser denilen ölçüm sisteminden şikayet etmedim. Tamamen alışmakla ilgili. Başka bir örnek deklanşör gecikmesi. D800’deki gecikme D3 kadar, yani bayağı hızlı ama bu birçok koşula bağlı. Odaklama yavaşsa (düşük kontrast, düşük ışık vs..), tampon bellek dolu ve makine içi düzeltmeler (CA, köşe kararması, gürültü azaltma vs..) açıksa, i-TTL flaş kullanıyorsanız gecikme artar. Yani bu rakamı yukarıdaki tabloya eklesem bir türlü eklemesem bir türlü (snapzort gibi olmamak lazım).

Peki listede neden 6D ve D600 yok? Çünkü D600 ve 6D tam kare olmasına rağmen “amatör” seviyede. D800 ve D600’ü elinize aldığınızda hemen farkı görüyorsunuz. “Eski” D300 bile D600’e göre daha oturaklı. Ama tabi fark sadece gövdelerde değil. Kırpılmış özellikler de bu “amatör-profesyonel” farkını oturtmaya yardım ediyor. Bu yüzden 6D ve D600’ü karşılaştırmaya almadım, imaj kaliteleri en üst seviyelerde olsa bile.

D700’ün 12MP’lik algılayıcısında ADC (Analog-to-Digital Converter, Analog-Sayısal dönüştürücüsü) algılayıcıdan ayrıydı, bu yüzden “read noise” denen özellik çok da iyi değildi. “Read Noise” yüksek olunca düşük ISOlardaki dinamik aralık da azalıyor. D800’ün EXMOR algılayıcısında ADC algılayıcının üzerinde, bu sayede “Read Noise” çok düşük ve düşük ISO’da müthiş bir dinamik aralığa sahip. Bu son cümle herkesin işine yarayacak birşey değil çünkü 5DMarkIII’ün dinamik aralığı da bayağı iyi ve hatta yüksek ISO değerlerinde D800’den daha iyi oluyor.

D800’ün odaklama sistemi D700’deki gibi görünse de f8’e kadar odaklama yapabilmesi ve pozlama sisteminin odak noktalarıyla daha sıkı fıkı olması gibi özellikleri ile D700’den ayrılıyor. Pozlama sistemi de D700’e göre farklı, ama buna aşağıda değineceğim.



Ekran büyümüş olsa da imaj alanı büyümüyor çünkü LCD 4:3 oranında. D800 standart olarak 3:2 oranında fotoğraflar çekiyor, bu yüzden fotoğrafı 4:3 ekrana sığdırmak için imajı D80 yukarıdan ve aşağıdan kesiyor. Sanıyorum tek avantaj menü kullanımında. Beğenmedim…

Ergonomi ve tuş yerleşimi konusunda da farklar var. İlk başta daha yumuşatılan hatları pek beğenmemiştim ama D800 ele D700’den daha iyi oturuyor. Makineyi uzun süreler elinizde tutuyorsanız D800 daha rahat. Her düğme hakkında konuşmaya gerek yok ama toplama baktığımda D800’ü kullanmak daha rahat. 5DMarkIII ile karşılaştırırsak, ben hala Canon’un tuş ergonomisinin daha iyi olduğunu düşünüyorum. Önemli kontroller sağ baş parmağının altında, bu sayede gözünü optik bakaçtan çekmeden birçok ayarı yapabiliyorsun. Bana göre Canon 5Dlerin en büyük derdi gövdelerinin biraz geniş olması, 5D serisi elde D700 ve D800’e göre eli daha fazla sola doğru çekiyor.

Son olarak imaj boyut farkını aşağıda gösterelim:

Gördüğünüz gibi, D800’ün verdiği fotoğrafın büyüklüğü D700’ünkinin 3 katı değil (36/12), sadece piksel sayısı 3 katı. Yani D800 “D700’ün 3 katı çözünürlüğe sahip” değil çünkü çözünürlük denen şey piksel sayısıyla değil doğrusal ölçülür. Yataya bakarsanız D800 D700’ün iki katı bile büyük değil (7360/4256 < 2)! Buna rağmen D800’den alabileceğiniz detay 5DMarkIII’ten bile hissedilir oranda daha fazla. Hatırladığım kadarıyla yatay boyuttaki her %15’lik artış kolayca farkedilebiliyor. D800 ile 5DMarkIII arasındaki çözünürlük farkı 1,28 (7360/5760).

36MP: ÇOK İYİ AMA BİRAZ DA KÖTÜ

D800/E duyurulduktan kısa bir süre sonra Nikon bu gövdeler için bir “Teknik Kılavuz” hazırladı. Aslında amaç 36MP yüzünden yaşanabilecek sorunları anlatmak ve çözüm yollarından bahsetmek. Bu kılavuzun giriş sayfasından alıntı:

36MP D800/E’ye daha önceki DSLRlarda görülmemiş bir çözünürlük kazandırsa da, bu yüksek çözünürlüğün yan etkisi bulanıklık (blur) daha çok görünür. Bunun sebebi hatalı odaklama ya da titreme olabilir. 30MP ve üzeri kameraların potansiyelini tam kullanabilmek, bu bulanıklığın sebeplerini ve karakterini anlamak, ayarların ve araçların dikkatli bir biçimde seçilmesi ve mümkün olan en iyi objelerin seçilmesiyle mümkün.

mümkün olan en iyi objelerin seçilmesi” ne demek anlaşılır değil, yani D800 ile herşeyi çekemez miyiz? Ama yazının amacı belli: Elindeki alet süper detay verebilir, yeter ki adam gibi kullanmayı öğren. Bu kılavuzu özetlersek:

– Üçayak kullan.
– Canlı ön izleme kullan.
– Ayna kaldırma (Mirror Up), Pozlama gecikmesi (exposure delay mode) ya da kablolu/kablosuz kumanda kullan (üçayak tavsiye edilir).
– Çok ufak diyafram kullanma. Işık saçılması (diffraction) yüzünden Nikon f11 ve üzerinde çözünürlüğün düşmeye başladığını söylüyor. Tabi burada verilen değer genel-geçer bir değer. Keskin objektiflerde bu değer f5.6-8.0 arası. Örneğin 50mm f1.4G’de çözünürlüğün azalması f5.6-8 arası başlıyor. 55mm f2.8 Micro Nikkor da aynı şekilde.

– Mümkünse elde çekimlerde VR kullanma.
– Odakladığın noktaya dikkat etmek. Örneğin portre çekimlerinde model sabit gibi görünse de ufak ufak hareket eder, fotoğrafçı buna dikkat etmeli.
– Diğer DSLRlarda seçeceğin enstantane değerinden biraz daha hızlı bir değer seç. Örneğin D700 ile 1/50 seçeceksen D800 ile 1/75 seç.
– Yüksek ISO çekimlerinde gürültü giderme ayarını “Off” ya da “Low” yap. En iyi sonuç için Capture NX 2 kullan.
– Yeni pozlama sisteminin farkından bahsediyor (aşağıda daha detaylı bahsettim).
– D800E’den maksimum performans alamak için neler yapılması gerektiği: Düşük ISO kullanma, gürültü gidermeyi azaltma
– D800E’de oluşabilecek moire etkisine dikkat etme, oluşursa Capture NX2 ile giderme (bir yere kadar), ya da dar diyafram kullanarak moıre etkisini azaltma.
– Önerilen objektifler:
AF-S NIKKOR 14–24 mm f/2.8G ED
AF-S NIKKOR 24–70 mm f/2.8G ED
AF-S NIKKOR 70–200 mm f/2.8G ED VR II
AF-S NIKKOR 16–35 mm f/4G ED VR
AF-S NIKKOR 24–120 mm f/4G ED VR
AF-S NIKKOR 200–400 mm f/4G ED VR II
AF-S NIKKOR 24 mm f/1.4G ED
AF-S NIKKOR 35 mm f/1.4G
AF-S NIKKOR 85 mm f/1.4G
AF-S NIKKOR 200 mm f/2G ED VR II
AF-S NIKKOR 300 mm f/2.8G ED VR II
AF-S NIKKOR 400 mm f/2.8G ED VR
AF-S NIKKOR 500 mm f/4G ED VR
AF-S NIKKOR 600 mm f/4G ED VR
AF-S Micro NIKKOR 60 mm f/2.8G ED
AF-S VR Micro-Nikkor 105 mm f/2.8G IF-ED

Tabi yukarıdaki liste çok eksik ve hepsi pahalı. Bunlara ilk aklıma gelen objektifleri eklersem:
– AF-S Nikkor 28mm f1.8G
– AF-S Nikkor 50mm f1.8G
– AF-S Nikkor 50mm f1.4G
– AF-S Nikkor 85mm f1.8G
– Tüm makro (ya da Nikon Micro) objektifler
– AF Nikkor 50mm f1.8D
– AF Nikkor 50mm f1.4D
– AF-S Nikkor 70-200mm f4F ED VR
– Tamron AF 24-70mm f2.8 SP Di USD VC (Canon versiyonunu 6D ile denemiştim, o kadar beğendim ki 6D’yi geri verince Nikon versiyonunu aldım)
– Samyang 85mm f1.4 Aspherical
– Samyang 35mm f1.4 AS UMC
– Sigma AF 35mm f1.4 DG HSM
– Zeissler (çoğu)

Bu kadar liste yeterli sanıyorum. Aslında piyasada D800’ün hakkını verecek objektif çok. Asıl mesele “hangi koşullarda, hangi diyaframlarda” bu performansı alabileceğin. Yukarıdaki listedeki objektifler en yüksek çözünürlüğü f5.6-8 arası verebiliyor.



Çoğu objektifin sorunu çözünürlük değil aslında. 36MP yüzünden köşelerdeki performans sorunları (bulanıklık, renk bozulmaları vs..) ve objektifin içindeki lenslerin dizilim hataları daha ön plana çıkıyor (örneğin sağ tarafın soldan daha keskin olması).

EL TİTREMESİ – Bİ AN ÇOK KORKTUM

36MP’nin titreşimleri arttırdığı sorunundan çok korkmuştum. Bazı fotoğrafçılar sorun olmadığını, bazıları çok büyük dert olduğunu söylüyorlardı. Nikon da kendi teknik kılavuzunda “aman titreştirmeyin aleti” deyince daha da korktum.

Yalnız kafamda soru işaretleri vardı. 18MP’lik Canonlar, 16MP’lik Nikonlar, 24MP’lik Sonyler piksel yoğunluğu bakımından daha beter, neden onlar böyle uyarılar yapılmıyor? D7000 piyasaya çıktığında da böyle şikayetler olmuştu. Acaba sorun Nikon kullanıcılarında mı? Bir makineyi adam gibi tutamıyor musun be adam? Sonra şöyle düşündüm: D800’ün hedef kitlesi en fazla detay isteyen kesim. Yani düşük seviye detaylar (low level details) bu kitle için çok önemli. Belki bu uyarılar bu insanlar düşünülerek yapılıyordur.

D800’ü kullanmaya başlayınca bu korkuların yersiz olduğuna karar verdim. Birincisi, çekim tekniğime güvenirim. Yani hangi durumda makineyi nasıl tutmak gerektiğini bildiğimi düşünüyorum. İkincisi, telefoto objektiflerde 1/odak mesafesi kuralını uygulamanın saçma olduğunu daha önce defalarca bahsetmiştim. Modern her gövdenin piksel yoğunluğu yüksek, böyle olunca 150mm bir objektifi D800 ile 1/150’de kullanmamak lazım (IS/VR/OS/SR vs.. yoksa). 550D için de aynı şey geçerli, D5100 için de, K-5 için de, A77 için de. Objektifte ya da gövdede titreşim azaltma varsa şanslısın, ama yoksa (örneğin D800 + 180mm f2.8 AF-D) yapman gereken şey 1/(1.5 x odak mesafesi) kuralını uygulamak. Yani 200mm bir objektifi 1/300’de kullanacaksın (minimum). APSC makinen varsa daha kötü, kesme çarpanı yüzünden formül “1.5×1.5xodak mesafesi”ne dönüyor. Daha telefoto objektiflerde sorun daha da fazla. 400mm objektifte 1/800 öneririm (elde çekim yapıyorsan). Aşağıda el titreşimlerini en aza indirmek için farklı senaryolar oluşturdum. Ama dikkat edin, bu senaryolarda titreşim azaltma yok:

Canon 600D + Sigma 70-300mm APO DG, 300mm’de: 1/800. 200mm’de: 1/500
Nikon D7000 + AF-S Nikkor 300mm f 4 ED: 1/800. Belki sağlam bir tutuşla 1/500 de çalışır ama çekimlerin yarısında ufak detaylar bulanık çıkacaktır.
5DMarkIII + Canon EF 180mm f3.5 L USM Macro: Normal mesafelerde 1/250-1/300. Makroya girersen minimum 1/300, tavsiyem 1/600. Bu kadar düşük enstantanede ışığı yakalamak zor olacağı için üçayak kullanmak en iyisi. Makro çekimlerinde ufak titreşimler bile detay katili.
D800 + 50mm f1.4G: Ben bazen 1/30’da bile keskin kare alabiliyorum ama bu her zaman olmuyor, minimum 1/60, en iyisi 1/80 kullanmak en iyisi.

Üçüncüsü, D800’ün ISO becerisi beklediğimden daha iyi ve 36MP gibi bir çözünürlüğü var. Böyle olunca ISO’yu yükseltmekten korkmuyorum. 36MP’yi 24MP’ye indirmek bile yüksek ISO’dan kaynaklanan birçok sorunu hallediyor. Kaldı ki D800 piksel bazında en az D700 kadar iyi.



ODAK HATALARI

Yaklaşık Ağustos 2012’ye kadar üretilen D800lerin bazılarında odaklama hataları çıktı. Nikon uzun bir süre bu hatayı kabul etmedi (bu yazı yazılırken Nikon hala böyle bir hatayı resmi olarak kabul etmiş değil). Görülen o ki, Sendai’deki bir üretim bandında odaklama sistemine yanlış kodlar girilmiş, bu yüzden bir seri makine hatalı odak yapıyor. Bu hatayı farkeden kullanıcılar uzun süre Nikon servisleriyle boğuştular, bazıları makineyi iade etti, bazıları haftalarca hatta aylarca makinelerinin onarılmasını beklediler (bazı ülkelerdeki servisler makineleri Japonya’ya gönderdi). Ama Nikon, benim duyduğum kadarıyla, hiç “bu senin sorunun git kendi başının çaresine bak” demedi (faturasını gösterdiğin sürece). Durum böyle olunca haklı olarak “D800 sorunlu makine” imajı doğdu.

Benim aldığım makinede (Aralık 2012’de aldım) böyle bir dert görmedim. Satın aldığım firma artık sorunlu ürün gelmediğini söyledi.

Sizin D800’ünüzde böyle bir sorun olup olmadığını anlamak için bu siteye bakmanızı öneririm: http://www.bythom.com/d800autofocus.htm

Son bir not: Bazı sitelerde, Amerika ve Avrupa’da tamir edildikten sonra bile düzeltilemeyen ürünlerin bir şekilde Türkiye’ye getirilip sıfır gibi satıldığından bahsediliyor.

D800’ÜN DOSYALARI ÇOK BÜYÜK

E yani… Ne bekliyordun ki? Hamama giren terler. 14bit sıkıştırılmamış RAW dosyaları 75MB civarına çıkıyor. Ben 14bit sıkıştırılmış (kayıpsız) RAW kullanıyorum, sahneye göre dosya boyutları 35-45MB arasında oynuyor. Belki daha iyi bir sıkıştırma algoritması lazım ama şimdilik 36MP’lik bir algılayıcıdan alacağın dosya boyutu bu.



Peki dosyaların boyutu işlemeyi yavaşlatıyor mu? Evet, bir miktar. Ben RAW dosyalarımı büyük oranda ACR’da işliyorum ve çok ağır Photoshop efektleriyle uğraşmıyorum, bu yüzden aşırı bir yavaşlama hissetmedim. Lightroom’un ilk kataloglaması D700 dosyalarına göre bariz daha uzun sürüyor. Adobe Bridge de bir klasöre ilk girdiğinde ön izlemeleri daha yavaş oluşturuyor.

Ama benim farkettiğim bir diğer sorun var: Eski bilgisayarları kullanmakta ısrar edenler. Artık 2GB RAM ya da Pentium dönemi bitti, 4GB RAM minimum 8GB RAM standart oldu. SSDler en yavaş bilgisayarı bile uçuruyor. Durum böyle olunca “babadan kalma” bilgisayarını tutup “valla D800 beni çok zorluyor şekerim” demek biraz… garip…

Evet, bilgisayarını, hafıza kartlarını ve depolama araçlarını yenilemeni tavsiye ederim. Bentley ya da Ferrari’n olacak, sen gidip alete gaz taktırıp en ucuz lastikleri kullanacaksın öyle mi? Aletin hakkını ver 🙂

BEYAZ AYARI YEŞİLE ÇALIYOR

Ekran da öyle gibi sanki ama asıl önemli olan D800’ün otomatik beyaz ayarının biraz yeşile doğru çekmesi. LCD’lere zaten güvenilmez, ama dosyalar da aynı şekilde. Ben Otomatik Beyaz Ayarı’nda varsayılan değeri Magenta’ya bir birim çekiyorum, o zaman gerçeğe daha yakın oluyor (gene de %100 doğru değil). Canon 6D’de böyle bir sorun yaşamamıştım (hatta 6D’nin otomatik beyaz ayarı mükemmele yakın diyebilirim), D700 de daha iyiydi sanki. RAW çekersen sonradan ayarlarsın elbet ama JPEG dosyanın beyaz ayarının gerçeğe yakın olması iyi birşey, fotoğrafı işlerken ortamı hatırlayamazsan referans alabilirsin diye. Çoğu durumda çok farkedilecek birşey değil. Örneğin odak sistemi ortamda bir insan yüzü tanıdıysa beyaz ayarını yüze göre yaptığı için renkler daha doğru oluyor, ama örnek çekimlerde kullandığım heykeller ve evler sahnesinde bütün D800 dosyalarının beyaz ayarını elle düzeltmem gerekti (arka plandaki duvarı beyaz referans vererek). Birçok inceleme sitesi bu dertten bahsetmemiş, şaşırtıcı doğrusu…

EKRANDAN MANUEL ODAK YAPMAK ZOR

Nikon Mehter Takımı gibi, iki verip bir alıyor. 3.2″ ekran koymuşsun. Diyelim 36 milyon pikseli adam gibi kullanmak için üçayak kullanıp LCD’den odaklama yapacağım. Birçok Canon’da bunun için + düğmesine birkaç kere basmak gerekiyor, üst seviye Nikonlar’da %100 büyütmek için tek tuşa basmak yeterli. D800’de bunu yaptık, görüntü ekranda %100 büyüdü. Ama o da ne? Görüntü bulanıklaştı!! Nasıl yani? Biz elle keskin odak yapmak için ekrandaki görüntüyü %100 büyüttük, neden bulanık birşey görüyoruz?


Ne yazık ki, D800’ün LCDsinde canlı önizleme sırasında sahneyi %100 büyütürseniz pikselleri göremiyorsunuz, onun yerine D800 size enterpole edilmiş bir görüntü gösteriyor. Fotoğrafı çektikten sonra %100 yaklaşmada sorun yok, sorun canlı önizlemede. Canon ve Sonyler bu konuda Nikon’dan çok ilerideler.

Yanımızda illa harici ekran mı taşımak lazım?

PİLLER

İlk D800lerdeki piller hatalıydı (Mart 2012) ve Nikon bunları geri çağırdı. Nikon’un demesine göre bu sorun çok yaygın değil ama her ihtimale karşı hepsi geri çağrıldı. Mart’tan sonra dağıtılanlarda sorun yok ama siz gene de almadan önce kontrol edin.



D800 BU KADAR SORUNLU MU HAKKATEN?

🙂

D800/E, Nikon’un şimdiye kadar ürettiği en iyi gövdelerden biri, ve tüm DSLRlar arasında en iyi teknik imaj kalitesine sahip. 31 ve 40MP’lik orta format makinelerle karşılaştırılıyor daha ne olsun? Yukarıdakileri baştan yazdım ki hayallere kapılmayın. Mükemmel DSLR yok, zaten mükemmel hiçbirşey yok. Bu sitede fanatiklik yok, delikanlılık var 🙂

D800 ALMAM GEREKLİ Mİ? PEKİ D800 MÜ D800E Mİ?

Çok büyük baskılar almıyorsanız, kesme (crop) almak size tersse, videoya ihtiyacınız yok ya da “ortaya karışık” video sizin için yeterliyse, elinizdeki makineden şikayet ettiğiniz şeyler D800’de düzeltilmemişse, saniyede 4 kare size yetmeyecekse, ekipman satın alma hastalığını pas geçersek, D700 ve D600 de çok iyi makineler. D800’ün daha iyi olması D600 ve D700’ü kötüleştirmiyor.

Belki D800’ü lüks bir araba gibi düşünmek lazım. Ama Ferrari değil (O D4 oluyor), Mercedes S vs.. tarzı bir lüks araba. Bu araba sana gerçekten gerekli mi yoksa “olsa iyi olur” diye mi almak istiyorsun?

D800 ve D800E arasındaki seçim bence daha basit. D800E’nin kendini tekrar eden desenlerde (sivrisinek filtresi ya da ufak karelerin belli olduğu bir kumaş) moire (renk bozulması) sorunu yaşadığı bilinen birşey. Eğer bu tip sorunlarla başedebilirim diyorsan D800E ile çok ciddi detay alabiliyorsun. Ama, ama… Gördüğüm kadarıyla D800’de bile moire sorunu oluyor bazen (nadir olsa da), tahminimce D800’deki AA filtresi de zayıf. Bu sayede, D800’ün fotoğraflarını keskinleştirip D800E’ye yakın detay almak mümkün. “Yakın” detay derken, aynısı demek istemiyorum. Bu incelemeyi yazarken stüdyoda D800E ile portre çeken bir arkadaşımı defalarca ziyaret ettim. Gördüğüm kadarıyla D800’ün dosyalarına düzgün bir keskinleştirme yaparsan gerçekten de D800E’ye yakın keskinlik alabiliyorsun, ama D800E’nin dosyalarına keskinlik vermeye çok gerek olmuyor.  D800E’de gördüğüm bir diğer sorun da 45 dereceye yakın açılardaki objeleri çektiğinde (örneğin ince bir ip ya da pipet) merdiven efekti denilen bir efekt oluşması. Her zaman görmedim ama stüdyodaki şemsiyelerin ayaklarında bu etkiyi farkettim. Eğer oyun oynamışsanız bilirsiniz, ekran kartındaki AA filtresini kapatırsanız objelerin etrafında kare kare pikseller farkedilir, aynen onun gibi.

AA filtresi olmayan soldaki şekilde diyagonallerdeki merdiven etkisine dikkat


Manzara, portre (gelin duvakları sorun olabilir), bina, ürün gibi şeyler çekiyorsanız moire derdi daha az olacaktır ve D800E’den D800’e göre daha fazla detay alacaksınız.

Bu ikiliyi karşılaştırırken birşeyden daha bahsetmek lazım: Işık saçılması. Dar diyaframlarda ışık saçılması yüzünden ufak detaylar bulanıklaşacağı için D800E’nin avantajı kalmıyor. f8’in üzerinde D800E’nin avantajı kayboluyor.

İKİNCİ SAYFADAN DEVAM…

Kayıt ol
Notify of
guest

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

20 Yorum
En eski
En yeni
Inline Feedbacks
View all comments
Anonymous

bu emeği sadece alkışlıyorum Ertan Bey miili maçtan sonra diğer sayfalarıda büyük bir keyif ve dikkatle okuyacağım bir canon 600d kullanıcısı olarak uzunca bir süre belki de asla erişemeyeceğim bir model incelemesi olmasına rağmen genle bilgi seviyeme yapacağı katkılardan eminim tekrar teşekkürler
DH forumdan Aragorn20

Omer Turanli

Keyfle okudum, eline sağlık.

[…] Önceki bölümde D800′ün geçmişi ve genel özellikleri hakkında konuştuk. Bu bölümde D800′ün özelliklerinden bahsedeceğiz. TASARIM VE GÖVDE YAPISI D800′ü bu amcalar tasarlamış: http://www.italdesign.it/project/nikon-d800-eng Hatlar biraz daha yuvarlaklaşmış, deklanşörün açısı değişmiş. Ayrıca bazı düğmelerin yeri ve fonksiyonu da değişmiş. Bunları D700′le karşılaştırarak aşağıda verdim:   […]

ömer gökçe tümer

Çözünürlük doğrusal ölçülür derken ne kastediyorsunuz anlatabilir misiniz?

İdeal baskı çözünürlüğünü, difraksiyon gibi çözünürlüğü etkileyen ikincil etmenleri bir yana bırakırsak imaj boyutu farkı dediğiniz şey çok basitçe alanla alakalı, ppi aynı olmak kaydıyla 36 mp bir imaj 12 mp bir imajın 3 katı yer kaplar. fotoğrafla alakalı bir konu değil zaten bu.

hatta o kadar ki, 1920*1080 ekranımda sizin verdiğiniz d700 d800 örneklerini cetvelimle ölçüyorum

d700 için verdiğiniz örnek 6,4cmx10cm=64 cm2
d800 için verdiğiniz örnek 11,4cmx17.3cm=197,22 cm2 tam da 3 küsür katı alan kaplıyor yani

kaçırdığım nokta nedir?

ömer gökçe tümer

sizin cümlenizi paranteze alıyorum “Gördüğünüz gibi, D800′ün verdiği fotoğrafın büyüklüğü D700′ünkinin 3 katı değil (36/12)” kendiniz büyüklük demişsiniz burada detay gibi bir şeyden bahsediyorsunuz, detaydan kasıt nedir. verdiğiniz ikinci örnek tamamen sorunlu. 12mp iki sensör aynı iki çözünürlüğe sahiptir, aynı büyüklüktü iki imaj üretirler. m43 4 e 3 çekiyor malum, ceteris paribus (buna lensin açısı da dahil) yatayda 3 e 2 kareye tam oturan tekne (yani baştan kıça diyelim) 4 e 3 e sığmaz ama bu sefer düşeyde daha çok şey çeker (misal geminin bacası). detayın ne olduğunun ne önemi var, düşeyde sığdığını kabul etmissiniz de sığması için lensin distorsiyonlu… Daha fazla »

ömer gökçe tümer

🙂 seninle çok farklı şeylerden bahsediyoruz. ben senin kullandığın kelimenin yani “büyüklüğün” yanlış olduğunu söyledim bu da çok basit bir gerçek. en baştan beri bahsettiğim konunun fotoğrafla alakalı olmadığını söyledim. detayı sen kendin ekledin.

gönderdiğin konular bildiğim konular, lens çözünürlüğünün konuyla bir alakası yok. doğru terminoloji kullansaydın bu yorumu yapmazdım

ömer gökçe tümer

konuşma sonrasında devam etti o noktadan sonra, net olduğumu düşünüyorum, karışıklık yok.

ömer gökçe tümer

daha önce de belirttiğim gibi, tek amacım terminolojik bir hatayı düzeltmek. pixel resolution’la image resolution arasındaki fark yani, farkında olduğun bir konu yani.

ömer gökçe tümer

*spatial resolution

http://en.wikipedia.org/wiki/Image_resolution

Şirzat

Merhaba Ertan bey, Öncelikle yazılarınızı çok bir keyifle okuduğumu belirtmek isterim. Ellerinize sağlık. Diğer yandanda böylesine uzun ve detaylı yazıları nasıl zaman bulabilip de yazabiliyorsunuz ayrıca merak ediyorum. D800 ve Tamron 24-70 f2.8 di vc usd ikilisini kullanıyorum. Titreme konusunda yazdıklarınızı son derece dikkatli anlayarak okumaya çalıştım. Daha önceleri vc özelliğinin elde çekimi ne kadar iyileştirdiğini düşünür ve yüksek çekim hızlarında bunun bana faydası mı yoksa zararı mı olduğunu anlamaya çalışırdım. Düşük perde hızlarında bana durak faydaları sağlaması kulağıma mantıklı geliyor. Ancak yüksek perde hızlarına çıkılınca (1/500 ve yukarısı) bunun sanki faydası yokmuş gibi geliyor. VC her zaman açık olmalı… Daha fazla »

Burak KESKİN

Abi sana ulaşmam lazım d800 kullanıyorum bazı sorunlarim var netleme ile ilgili sorunlar portre çekerken gereken gereken netliği keskinliği yakalayamıyorum. 24_85 2.8 D lens kullanıyorum. burakkeskin07@gmail.com bana yardımcı olursanız sevinirim.

Muhammed

Ertan Bey Merhaba, Geçtiğimiz Kasım ayına yakın bir değişiklik isteğiyle isteği ile ilgili fikir almak için mail atmıştım.(cümleyi toparlayamadım.) Sizin tavsiyelerinizi dinledim. d810 alamadım, d800 aldım. Olympus Em5 ve 20 mm pana lensimle 1/20 enstantane ile eriştiğim netliğe nikon gövdemde 1/100 ile ulaşamıyorum. Ben farkın bu kadar olacağını tahmin etmemiştim. Bu sebeple bu inceleme yazınız baş ucu eserim oldu. Bende mi hata var diye dönüp dönüp okuyorum ama üçayak taşımak dışında bir çözüm bulabilmiş değilim. Hobi fotoğrafçıları için bu profesyonel gövdeler lüks. 2013 yılında yaptığınız incelemeler ve tavsiyeler 2020 yılında covid sürecinde birilerine fikir verebiliyor. Paylaşımlarınızın ve tavsiyelerinizin artması dileğiyle.… Daha fazla »