Nikon D800 incelemesi – 2

Önceki bölümde D800’ün geçmişi ve genel özellikleri hakkında konuştuk. Bu bölümde D800’ün özelliklerinden bahsedeceğiz.

TASARIM VE GÖVDE YAPISI

D800’ü bu amcalar tasarlamış: http://www.italdesign.it/project/nikon-d800-eng

Hatlar biraz daha yuvarlaklaşmış, deklanşörün açısı değişmiş. Ayrıca bazı düğmelerin yeri ve fonksiyonu da değişmiş. Bunları D700’le karşılaştırarak aşağıda verdim:
 

yanyana 1Göreceğiniz gibi D800’ün hatları ve duruşu tamamen değişmiş. Ön tekerlek daha açılı duruyor, aynı şekilde deklanşör de öyle. Bu değişikliklere alışınca D700’ü aratmıyor. D800 yazısının altında mikrofon görünüyor (dahili mikrofon tek kanallı).
Soldaki D700, sağdaki D800

 Makineyi kavradığınız nokta da hafif bir değişikliğe uğramış. Daha girintili orta kısım sayesinde orta üç parmağınız makineyi daha iyi kavrayabiliyor. Bu arada, Nikon’un marka haline gelmiş logosu da artık sadece çizgi halini aldı.

Sol üstteki kontrol grubundaki halka arkadan bakınca  da görülecek şekilde düzenlenmiş. Bunu ilk D7000’de görmüştük. İyi bir karar.
Arkadan görünüm, sağ alttaki kontrol grubu

Görüleceği gibi D700’deki odak noktaları seçimi kontrolü yerine canlı önizleme kontrolü gelmiş. Burada fotoğraf ve video olmak üzere iki seçim yapabiliyorsunuz. Eğer anahtar “video” modundaysa deklanşöre yarım bastığınızda canlı önizleme açılıyor (özelleştirilebilir fonksiyonlardan g4 ile değiştirebiliyorsunuz). Bu G4 ayarının ne kadar gereksiz bir ayar olduğunu anlatamam (aslında bir-iki paragraf aşağıda anlattım).

Peki D700’deki odak kontrolü nereye gitti?

Odaklama ayarlarının hemen hepsini bu kontrolden yapabiliyorsunuz

Yukarıda okla gösterilen kontrol odaklama ayarlarını yapmanıza yarıyor. D700’de bu anahtar ile manuel ve otomatik odak arasında geçiş yapabiliyorsunuz. D800’de de anahtar aynı işe yarıyor. Anahtarın ortasındaki düğmeye basıp ön ve arka kontrol tekerlekleriyle de odak noktalarının sayısı (tekli, 9’lu, 21, 51 ve 51 3B) ve sürekli/tekil çekim ayarını seçebiliyorsunuz. Bu değişiklik hem iyi hem kötü. Alışana kadar ön tekerlekle arka tekerleğin neyi değiştirdiğini sürekli karıştırdım (hala arada karıştırıyorum). Ayrıca gözünüz optik bakaçtayken sol elle o düğmeyi bulmak kolay değil. D700’deki “başparmak altına gelen anahtar” mantığı daha iyi gibi.

Üst-sol kontrol grubuna basamaklama (bracketing – BKT) eklenmiş. Keşke bunu ekleyeceklerine ISO tuşuyla sağdaki mod tuşunun yerini değiştirselermiş… Ama Nikon bu, dik kafalı ne yazık ki…

Deklanşör ve muhiti. Kırmızı düğmeyi farkettiniz mi? İşte o düğme video çekmeye yarıyor. Yani deklanşörün yanında video çekimi için yer ayrılmış durumda (tam da ISO’nun cuk oturacağı yere). Neden yerini beğenmedim? Deklanşörün yanındaki düğmeleri bakaçtan bakarken kullanırsınız değil mi? Video da canlı önizleme sırasında çekildiğine göre, LCD açıkken o düğmeye ulaşmak kolay mı? LCD’den kadrajı yaptın (makinenin arkasına bakıyorsun doğal olarak), çekimi başlatmak için kafanı kaldırıp bu düğmeye uzanman lazım. Saçma. Hadi madem bunu yaptın, 3 paragraf önce bahsettiğim G4 ayarı neden var? Deklanşörün yanında video düğmesi varken deklanşöre video fonksiyonu atamak ne demek? Koy oraya adam gibi bir ISO ya da WB tuşu rahatlayalım değil mi? Gerçi ben ISO değiştirmeyi arka tekerleğe atadım, böylece PAS modlarında ISO’yu sadece tekerleği çevirerek değiştirebiliyorsun ama M modunda bu çalışmıyor (doğal olarak) ve PAS modlarında ISO’yu değiştiren tekerlek farklı (A modunda arkadaki PS modlarında öndeki).

Dedim ya, mükemmel makine yok.

Diğer birkaç değişikliğe bakarsak:

– D800 -2EV’ye kadar odak yapabiliyorken D700 -1EV’ye kadar yapabiliyor (5DMarkIII de -2EV, yeni 6D -3EV).

– D800 5:4, 1.2x ve DX modlarında optik bakaçta kullanılmayan bölgeyi griyle karartabiliyor (A5 ayarını “Off” hale getirmeniz lazım).

– Pozlama sistemi odak sistemiyle daha sıkı fıkı. Yani D800 ve D700’deki “Matrix” ölçüm sistemleri aynı değil. D800’de odaklanan noktanın mesafesi ve renkleri pozlamayı eski gövdelerden daha fazla etkiliyor (biraz Canon’un Evaluated sistemi gibi). Bundan aşağıda bahsettim.

– D800’de + taraf sağda (nihayet!), – taraf solda. Yıllardır Nikon sisteminde – pozlama hep sağ taraftaydı, nihayet birileri “ulan biz yanlış yapıyoruz galiba” dedi. Dünyanın çoğu ülkesinde sağ taraf artan, sol taraf azalandır değil mi? Size “sayıları 1’den 10’a kadar yaz” desem kaç kişi sağa 1 rakamını koyar? Ama koyu Nikoncular üzülmesin, F12 ayarı sayesinde eski mantıksız sisteme geri dönebilirsiniz 🙂

D800’Ü ALDIK DİYELİM. HANGİ FORMATTA ÇEKMELİYİZ?

Bunu soruyorsan aslında cevabım “almasaymışsın keşke” olurdu ama ben nezaketimi bozmayıp anlatacağım: 14-Bit RAW!

Buradaki yazıda ve buradakinde uzun uzun histogramdan ve sayısal algılayıcıların “ışığı nasıl algıladığını” anlatmıştım. Bu bilgi (benim yazdığımı referans almasanız bile) her fotoğrafçının bilmesi gereken birşey. Işık nasıl yakalanır, nasıl saklanır, nasıl işlenir, “bit” nedir vs.. gibi şeyleri bilmek çok faydalı.

Bu yazıları okuduğunuz varsayıyorum, bu yüzden sorunun cevabını kısa keseceğim. D800’ün mükemmel dinamik aralığından faydalanmak için 14-bit RAW çekeceksin! D800’ün derdi şu: Algılayıcıdan gölge detayı çıkarmak muazzam kolay! Yeter ki sen onu saklayacak dosyayı seç. Eğer JPEG seçersen (8-bit) 14-bitlik RAW’a göre en gölge yerde 64/65 kat ışık verisi kaybediyorsun (36’ya karşılık 2340, ya da (2^14) / (2^8)). Elindeki teknoloji harikasına yazık! Ufak boyutlu JPEG çekeceksen (Chuck Norris Rockwell’in yaptığı gibi) D5100 alman daha hayırlı, en azından adam gibi objektif almaya paran kalır.

Peki “Kayıpsız sıkıştırma”, “Sıkıştırma” ve “Sıkıştırmasız” seçeneklerini ne yapacağız? Benim önerim “Kayıpsız sıkıştırma”. Nikon’a göre bu tip sıkıştırmada veri kaybı olmuyor, bu yüzden seçmekte bir sorun yok. Ben de “Kayıpsız sıkıştırma” ve “Sıkıştırmasız” RAW dosyaları arasında kalite farkı göremiyorum. Bu şekilde 14bit RAW dosya boyutu yaklaşık yarı yarıya iniyor.

Peki kartımız yetmiyorsa? Yani yer kalmazsa? O zaman kalan yere göre sen karar ver. Düşük kontrastlı sahneler için “12bit kayıpsız sıkıştırma” kullanmak çok zarar vermez ve bayağı yer kazandırır. Normal sıkıştırmada en büyük kayıp parlak bölgelerde (highlights) yaşanıyor. Eğer sahnenizde parlak bölgeler yoğunluktaysa ya da sonradan bu bölgeleri işleyeceğinizi düşünüyorsanız Kayıpsız Sıkıştırma öneririm.

Başka bir şekilde anlatayım: D800’ün RAWlarında müthiş bir dinamik aralık var. Var ama, bu aralık ISO yükseldikçe daralıyor, ve rakiplerinden daha hızlı azalıyor:

Rakamları ezberlemeye çalışmayın, her sitenin DA hesaplama metodu farklı. Önemli olan elinizdeki gövdenin nasıl davrandığını anlamak

Bu grafikteki rakamları DxOMark’tan aldım. Nikon’un bütün gövdelerinin harikalar (!) yarattığı bu siteye göre, D800’ün DA avantajı ISO1600’e kadar, sonra 5DMarkIII onu yakalıyor. D4 daha ISO400’de yakalıyor. Şimdi sen cimrilik edip JPEG ya da 12bit RAW çekersen, yukarıdaki performansı bile yakalayamayacaksın.

Şimdi biri çıkıp “bit sayısı dinamik aralığı etkilemez, sadece bu aralıktaki tonlama miktarını belirler” derse ne diyeceğiz? Tabii ki “haklısın” demek zorundayız çünkü doğru. Benim meselem şu: 14 stopluk bir aralığa 8 bitlik JPEG’deki 256 tonu mu yaymak istersin 14 bitlik RAW’daki 16,384 tonu mu?

Not: 12bitlik dosyalarda parlak bölgelerde ışık bilgisi biraz kayboluyor ama gördüğüm kadarıyla en çok kayıp gölgelerdeki renk bilgisinde.

Ek not: Dinamik aralığı düşük olduğu ISOlarda bile D800’ün gölge bölgeleri 5DMarkIII’e göre daha temiz kurtarılıyor.

Bir ek not daha: 14bit Sıkıştırılmamış RAW ile 12bit Sıkıştırılmış RAW arasında düşük kontrastlı sahnelerde çok fark yok. Eğer pozlamanız doğruysa ve patlayan ya da kararmış bölge yoksa (ve sonradan çok oynama yapmayacaksanız) 12bit de bir seçenek.

EKSPİİD ÜÇ

Artık her firma yeni bir gövde duyurusu yaptığında “XXX motoru ile güçlendirilmiş yeni mükemmel algılayıcı” lafını mutlaka basın duyurusuna ekliyor. Peki bu size ne anlatıyor? Bu “XXX motoru”nun ne olduğunu bilmezsen bu cümle çok anlamsız gelecektir. O motor ne işe yarar ki?

Bu işe ilk Canon başladı. Gitti, bildiğin ASIC birimlerine (Application-Specific Integrated Circuit) DIGIC deyiverdi (DIGital Imaging Core). Sonra doğal olarak diğer markalar da bu yolu izledi ve hepsi bu birimlere isim vermeye başladı. Pentax PRIME, Sony BIONZ, Panasonic VENUS, Olympus TruePic, ve Nikon EXPEED.

EXPEED aslında bir işlemci değil, daha çok Nikon’un imaj işleme felsefesi. Işığı aldıktan sonra onu fotoğraf dönüştürme işlemi tamamen EXPEED tarafından yapılıyor. D3 ve D300’de EXPEED vardı, şimdi D800’de EXPEED3 var (Nikon V1’de bile bundan bir tane var, bu yüzden Nikon 1 ailesi çok seri).

Bakalım D800’de EXPEED nerede devreye giriyor. Aiağıdaki şekilde sol taraftaki “IŞIK”tan başlayıp okları takip edin (büyük hali için üzerine tıklayın):

Nasıl? Şimdi EXPEED daha bir anlaşılır oldu di mi 🙂

PİL

D800/E EN-EL15 kodlu pilleri kullanıyor. Aynı pil D7000, D7100, V1 ve D600’de de var. Umuyorum ki Nikon bu standartlaştırma işine devam eder. Sırada aynı yedek pil haznesini birkaç nesil devam ettirmek var. D800 bir şekilde MB-D10’a uyunlu tasarlanabilirmiş. Yeni MB-D12 Nikon’un sitesinde 616$! Neyse ki Amazon’da 390$lara geriledi ama gene de pahalı.

Nikon’a göre D800/E CIPA standartlarında 900 kare çekebiliyor. Kullanım koşullarına göre bu rakam artabilir de azalabilir de. LCD’yi ve/veya dahili flaşı sık kullanıyorsanız bu rakam azalacaktır. Flaşsız ve LCD’yi sadece çektiğinize 1-2 saniye izlemek için kullanırsanız bu rakam artacak.

D800’ün üst tarafındaki LCD’den ya da “Info” tuşuna basıp arkadaki LCD’den kalan pil miktarına bakmak mümkün. Pil ömrüne detaylı bakmak için Ayarlar menüsünde “Pil bilgisi”ne bakmanız yeterli. Burada pilin kalan %si, bu pille kaç çekim yapıldığı ve pilin sağlığı (0-4 arası, 0 en iyi 4 ölmüş pil) görünüyor.

Naçizane tavsiyem, pilin %10 ömrü kalırsa dikkatli olur, %5’te artık pili değiştirin. %5 rakamını tğm makinelerimde uyguluyorum (% gösterenlerde elbette). Yaklaşık %5’ten sonra pilin nasıl bittiğini anlayamayabilirsiniz. Ayrıca pilleri %0’a kadar bitirmemek de iyi birşey.

Ek olarak, çok düşük piliniz kaldıysa VR ve hatta otomatik odak motoru bile bazen dengesiz çalışıyor. 28-300mm’de VR motoru %5’in altında bazen çalışmıyor örneğin.

HARİCİ VE TAMPON BELLEK, DOSYA BOYUTLARI

Yukarıdaki şekilde tampon bellek ve harici karttan bahsettik. Bu tampon bellek dosyalar karta yazılırken geçici olarak depolamayı sağlıyor, ama tabii ki bunun bir sınırı var. D800’in tampon belleğinde depolanabilecek dosya sayısı makine ayarlarına, seçtiğin dosya türüne (RAW-JPEG) ve harici kartın hızına bağlı olarak değişiyor. JPEG için 50-100, RAW için 15-25 arası. Bu rakamlar bazı ayarlarda azalıyor, örneğin Active D-Lighting, yüksek ISO (1600 üzeri) ya da Auto Distorsion Control gibi Expeed’e ek iş bindiren şeyler aynı zamanda tampon bellekte depolanabilecek  (dolayısıyla karta yazılabilecek) dosya sayısını azaltıyorlar.

D800’de iki adet kart girişi var: CF (Type 1) ve SD. İkisini aynı anda ya da ayrı ayrı kullanabiliyorsunuz.  D800’de 2-128 GB arası kartlar kullanılabiliyor. Size tavsiyem, olabildiğince UDMA ve UHS-1 kart kullanın. Özellikle iki kartı aynı anda kullanıyorsanız ve biri diğerinden çok yavaşsa makine yavaş kartı bekliyor. Bu bekleme benim durumumda 1-2 saniyeden 5-6 saniyeye kadar çıktı (kullandığım kartlarla) ki bazen can sıkan bir durum. SD kart tarafında Sandisk’in 45MB/sn ve en son 95 MB/sn kartlarını aldım da rahatladım. 95MB/sn olan, 45MB/sn olanlardan daha seri çalışıyor, özellikle seri çekim yaparsanız bunu çok rahat görüyorsunuz. Lexar 400x ve 600x CF kartlarla şu ana kadar bir sıkıntı ya da yavaşlama görmedim. Eski Kingston 133x CF kartlarımla belleğin hızlıca dolduğunu rahat görebiliyorum ve yazma süreleri bayağı uzuyor (seri çekmezsem sorun yok).

Yukarıdaki önerilen kartların bazıları var. Pahalı mı? Evet. Bunların bir ya da iki düşük modelleri de pek çok kişiye yeter.

Sadece video için Class-6 SD kartlar yeterli gibime geldi. Tabi Class-10 ve USH-1 öneririm ama elinizdeki Class-6 kartlar da çok sıkıntı yaratmayacaktır. Yalnıztekrar söylüyorum: Sadece video için.

Eğer D800’de iki kart kullanırsanız birkaç seçeneğiniz var: İsterseniz tek karttan çekmeye başlayıp o dolduğunda diğerine geçebilir (Overflow), isterseniz birine RAW diğerine JPEG yazdırabilir, isterseniz iki karta da aynı anda aynı dosyaları yazdırabilirsiniz (Backup).

Bazı sitelere göre 32GB ve üzeri kartlarda D800’ün operasyonu biraz yavaşlıyormuş (Thom Hogan da aynı şeyi söylüyor). Elimde 32GB kart olmadığı için deneyemedim. Fotoğraflar arası geçişin bile yavaşladığını söylüyorlar.

D800 Eye-Fi kartlarla da çalışabiliyor ama ben şimdiye kadar denemedim. Eye-fi kartlar ile pil ömrü bayağı azalıyor diyorlar, buna dikkat edin.

D800’de farklı boyutlarda farklı sıkıştırmalarda 30’un üzerinde farklı JPEG dosyası alabiliyorsunuz. FX, DX, 5:4 ve 1.2x formatlarında JPEG çekebiliyorsunuz. Bunların en büyüğü FX formatında 36MP JPEG Fine 15-20 MB civarı, en küçüğü DX formatında 3.8MP JPEG Basic 0.6-0.8 MB civarı. Sahnedeki kontrast ve renklere göre, kullandığınız ISO değeri vs.. gibi değişkenlere göre bu dosya boyutları biraz artabiliyor.

JPEG sıkıştırmasında Fine, Normal ve Basic olmak üzere 3 farklı sıkıştırma seçebiliyorsunuz. Biraz karta yatırım yapıp he zaman “Fine” kullanmanızı tavsiye ederim ama yer sıkıntınız varsa ISO800 ve altında “Normal” sıkıştırmayı da kullanabilirsiniz. Hatta detayı az sahnelerde “Basic” bile sizi kurtarabilir. En güzeli deneme yaparak karar vermek. Bunun yanında D800’ün son sıkıştırmada nasıl hareket etmesini de belirleyebiliyorsunuz: “Optimal Quality” ve “Size Priority”. Baştan söyliyim, her zaman “Optimal Quality” kullanın. “Size priority” seçeneğinde makine şunu yapıyor: Detaylı sahnelerde normalde dosyanın boyutu normale göre biraz daha artar. Keskinliği yüksek dosyalar da böyledir. Size Priority seçiliyse makine dosya boyutunu belli bir değerin altında tutmak isteyeceği için bir miktar detay kaybı olacaktır. Bu kayıp sahneye göre değişse de örneğin çok fazla ağacın olduğu bir manzarada, çok fazla desenin olduğu bir kumaşı çekerken detay kaybı bayağı yüksek olabiliyor. Bu yüzden her zaman “Optimal Quality” seçili olsun.

Ha unutmadan, bir de TIFF var. Ama neden hala TIFF var bilmiyorum. Elinde RAW var, TIFF’e neden hala ihtiyaç duyuluyor ilginç. JPEG, bildiğin sıkıştırılmış TIFF. NEF, işlenmemiş veri. İki uçta iki dosyan var zaten, 100 küsur MB’lik TIFFlerle oynamaya gerek var mı? Ne yazık ki birçok baskı programı ve merkezi hala TIFF istiyor, TIFF seviyor. Bu yüzden D800 sıkıştırılmamış TIFF de çekebiliyor. Çeksin tabi bir köşede, biz ona karışmayalım… (Not: Nikon NEF dosyaları aslında TIFF formatının biraz değiştirilmiş hali. Herşeyin merkezinde TIFF var).

RAW hakkında yukarıda “hangi formata çekmeliyiz” konusunda bahsetmiştim.

ARTIK KULLANMAYA BAŞLAYALIM

Oooo oturmaya mı geldik hadi kalk kullanalım.

Üstteki LCD böyle:

Tabii ki bakınca gördüğünüz ekran böyle değil ama ne kadar fazla ayarı görebildiğinizi göstermek istedim. Hatta bence gereğinden fazla ayar var ve bazı gerekli şeyler eksik.

Bu simgelerin ne anlama geldiğiyle ilgili kullanma kılavuzunda açıklamalar var, oraya bakmanızı tavsiye ederim.

Yukarıdaki gibi simgeleri numaralayıp ne olduklarını anlatmışlar. Kullanma kılavuzu hikaye değil, makineyi adam gibi kullanabilmek için okunması gerekli. Türkler için bile böyle. Valla…

OPTİK BAKAÇ

Optik bakaç büyük ve berrak. Bir aralar çok modaydı bu “berrak” lafı, ama ne demek olduğunu kimse açıklayamadı.

– Bu alet mükemmel berrak fotoğraf çekiyor
– İyidir herhalde, peki berrak ne demek?
– Hani böyle kımıl kımıl canlı falan.
– Göster bakayım ne demekmiş?
– Abi berrak işte.
– Tamam da berrak nedir onu göster bir de anlayalım.
– … Neyse ne diyorduk…

APS-C bir gövdeden geliyorsanız bakacın büyüklüğünü hemen farkediyorsunuz:

DPReview sitesinden alıntı

D800’de bakaç aşağıdaki gibi:

Garip bir şekilde bakaçta referans çizgilerini gösterebiliyorsunuz (yukarıda 1 numara) ama bunlar 4×4 ya da 3×3 (altın oran) oranında değiller. Bunun yerine 1 numaralı çizgilerin oluşturduğu içerideki kare DX formatında çekimin sınırlarını gösteriyor. Yani DX formatında çekimi ayarlarsanız algılayıcının o kadarı kullanılıyor. Bu çok faydalı, ama altın oran çizgilerini de görmeyi isterdim.

2 numaralı kareler otomatik odaklama noktaları. Aslında bu noktaların gerçek boyutları tam o kareler kadar değil ama sembolik olarak durdukları yerler dikdörtgenler ile gösterilmiş. Deklanşöre basmadan önce bu noktalar ortalıkta yok, yarım basınca odaklanan noktalar yanıyor ve bir saniye sonra gene kayboluyorlar. Güzel birşey, ortalıkta tonla nokta görmeyi sevmiyorum. Odaklanan noktayı sana söylüyor ve gözünün önünden çekiliyor.

3 numaralı çizgi odak sisteminin sınırlarını gösteriyor. Gene çok kesin olmayan bir sınır ama “yaklaşık olarak bu çizgilerin içinde odak noktaları var” demek istiyor.

4 numaralı göstergeler sanal denge göstergeleri. Yaklaşık olarak elinizin düz olup olmadığını anlatıyorlar. 1-2 derece şaşabiliyor, %100 güvenmemekte fayda var. Ben genelde bakaçtaki çizgileri kullanıyorum (onlar bile tam doğru olmayabiliyormuşl!

Bakaçta kadrajın tamamını görebiliyorsunuz (yaklaşık %100 ama birkaç piksel dışarıda kalabilir).

Bakacın altındaki menü ilginç Tam 25 tane göstergesi var, ve bunları iyi öğrenmenizi tavsiye ederim. Kullanım kılavuzunda bu ayrıntılı bir şekilde anlatılmış, bakın ve öğrenin.

D800’ün arka LCD’si ortamdaki ışığa göre parlaklığını ayarlayabiliyor. İşte bu ayarı kapatmanızı öneririm. 5DMarkII’de de vardı galiba, onu da kapatmıştım. Her ışık değişiminde LCD’nin parlaklığı değişiyor, bu yüzden pozlamanın doğru olup olmadığını tam anlayamıyorum. Evet histogramdan da bir miktar anlaşılabilir ama LCD’nin parlaklığını sabit bırakırsanız her ortamda LCD’ye nasıl bakmanız gerektiğini rahatlıkla öğreniyorsunuz. Menülerden önce bundan bahsetmek istedim çünkü beni rahatsız eden bir özellik, siz memnun olabilirsiniz.

GÖRÜNTÜ ALANI

Optik bakaçtan bahsetmişken D800’ün farklı çekim boyutlarından bahsedelim. D800 algılayıcının farklı bölgelerini kullanıp farklı formatlarda çekim imkanı sağlıyor. Bunlar:

FX – 36×24: Algılayıcının tamamını kullanıyor (35,9x24mm). Verdiği piksel sayısı 36,3 MP. Bu durumda optik bakacın tamamı çekilen alanı gösteriyor.

1.2x – 30×20: Çekim alanı 30×19,9mm’ye iniyor. Verdiği piksel sayısı 25,1MP. D800’ün bakacında DX çizgilerinin biraz dışında yeni çizgiler beliriyor ve size “bu çizgilerin içinde kal” diyor:

Kırmızı çizgileri ben çizdim (aferin bana). Bu çizgilerin içinde 25,1 MP var.

Peki 1,2x oranı bize ne verecek? Çek 36MP gitsin halbuki? Birincisi dosya boyutları ciddi oranda azalıyor (%30 oranında). İkincisi bakaçta çekim alanının dışını da görebildiğin için (kırmızı alanın dışı) kadrajı ayarlarken en bir yardımcı kazanmış oluyorsun. Hareketli birşeyi ya da düğün çekerken yardımcı olabilir. Üçüncüsü çekim hızı saniyede 5 kareye çıkıyor (D700’ünden kopamayanlar için 🙂 ). Peki imaj kalitesi nasıl? Merak etmeyin, 36MP’nin tamamını kullanmasanız bile piyasada hala D800’ün 25,1MP’lik dosyalarından daha iyi imaj kalitesine sahip DSLR sayısı 2-3 (o da varsa).

DX – 24×16: Çekim alanını 23,4×15,6mm’ye indiriyor. Piksel sayısı 15,4’e iniyor. DX objektif taktığınızda D800 otomatik olarak DX moduna geçiyor. Bunu “Görüntü alanı” ayarından değiştirebiliyorsunuz, ve değiştirmenizi tavsiye ederim. DX çizgilerinin dışında neler olup bittiğini görmek iyi birşey ve kadraj sorunu olursa sonradan düzeltmek rahat olur. Fazla MP göz çıkarmaz (kartın ve bilgisayarın yeterliyse 🙂 ).

D7000’e yakın, değil mi? Aslında D800’ün içinde bir D7000 gizli, ben buna böyle bakıyorum. Seri çekim hızı haricinde D800 D7000’i her türlü kapsıyor. Normalde D7000 telefoto ve makro çekimlerinde 12 ve 24MP’lik FX gövdelerden daha avantajlı çünkü 1.5x kesme çarpanı sayesinde daha ufak bir alana daha çok piksel sığdırıyor (düşük ISO’da daha fazla detay). D800, 36MP’lik algılayıcısı sayesinde, 16MP’lik gövdelerin bu avantajını yok etti. D7000’de ne kadar detay alıyorsanız D800’de de o detayı alabiliyorsunuz:

İçimdeki çocuk…

24MP’lik APS-C algılayıcılar hala detay açısından telefoto ve makroda D800’e göre avantajlı (düşük ISO’da).

5:4 – 30×24: Klasik 4×5″, 11×14″ baskı almak için faydalı. Çekim alanı 30x24mm’ye iniyor ve piksel sayısı 30,2MP oluyor. Bakaçtaki çizgiler 1,2x’teki gibi, sadece yatay sınırlar kalkıyor (düşeyler de boydan boya). Yani düşey piksel sayısı aynı, yatayda piksel azalması var.

Bu formatlarda çekim yapmanın ortak avantajı dosya boyutlarının azalması. Sadece JPEG değil, RAW dosyalarının boyutu da azalıyor:

Gördüğünüz gibi algılayıcının tam alanını kullanmayınca dosya boyutlarından kazanıyoruz.

Bu formatları seçince optik bakaçta oluşan etki iki türlü. İlkini (çizgiyle sınırlandırma) yukarıda anlattım. İkinci bir tür gösterim de “çekim sınırlarının dışını griyle boyama” şeklinde. Aşağıda 1,2x formatının gösterilme şekli var:

Bunu elde etmek için A5 özel seçeneğine gidip bu ayarı “Kapalı” hale getirmeniz lazım, yoksa o gri alan değil sadece çizgiler çıkıyor. Yukarıda da söylediğim gibi, ben gri alanı beğenmiyorum, çizgilerin dışındaki bölgeyi de görmek avantaj. Zaten tüm sahneyi görmek için iki gözünüz de açık çekiyorsunuz değil mi?… Değil mi?… Tek gözünüzü kapatıp çekecek kadar amatör değilsiniz değil mi 🙂

MENÜLER

İlk sayfanın başında da dediğim gibi, D800 karmaşık bir makine. Özellikle filmden ya da giriş seviye bir makineden geliyorsanız menülerin içinde kaybolmak normal. Menüler kısmen mantıklı yerleştirilmiş olsa da, Nikon’un felsefesi ve dikkafalılığının getirdiği bir takım ilginçlikler de yok değil. Aşağıda bunların bir kısmına değinmeye çalıştım.

Beim fikrim, Canon menü konusnda Nikon’dan bir miktar daha ileride. Canon gövdelerindeki menülerde her sekme tek bir sayfa, yani bir sekmeye geldiğiniz zaman aşağı kaydırmak zorunda değilsiniz, bütün ayarları tek sayfada anında görebiliyorsunuz. Bu yöntem sekme sayısını arttırsa da büyük kolaylık sağlıyor. Nikon’da birçok menüde ayarların geri kalanına aşağı kaydırarak ulaşıyorsunuz. Bu sistem artık terkedilmesi gereken tarihi eser bir sistem.

D800’de menüler 7 ana başlık altında toplanmış durumda:

İZLEME (Playback) menüsü
ÇEKİM (Shooting) menüsü
ÖZEL AYARLAR (Custom Settings) menüsü
AYARLAR (Setup) menüsü
RÖTUŞ (Retouch) menüsü
MENÜM (MyMenu) menüsü

Menü seçenekleri çok katmanlı olabiliyor. Ana menü altındaki seçeneğin de altında iki ya da üç kademe seçenek olması muhtemel, buna dikkat etmek gerek.

D800’in menülerinde gezinirken gezinti oklarını kullanabiliyorsunuz ama size “OK” tuşu ile ayar yapmaya alışmanızı tavsiye ederim. Bazen oklara o kadar alışıyorsunuz ki seçimi yaptıktan sonra “OK”e basmayı unutuyorsunuz, ve seçiminiz boşa gidiyor. Tecrübe konuşuyor, “OK” tuşuna alışın.

İZLEME (PLAYBACK) MENÜSÜ

Bu menüde fotoğraf ve video gösterimiyle ilgili seçenekler var. Eğer makinede kart yoksa menüye giremiyorsunuz.

Seçenekler ayrıntılı bir şekilde kullanma kılavuzunda anlatılmış, ve bunların çoğu basit işlevler olduğu için detaylara girmiyorum. Sadece şunu hatırlatayım: Bir fotoğrafa ya da videoya bakarken, farklı “bakış” ekranları arasında geçiş yapmak için (detaylı görüntü, histogram, tam ekran görüntü vs..) yukarı ya da aşağı oku kullanmanız gerekli. İlk defa Nikon kullananlar genelde bunu göremiyor.

Bu tuşları kullanmayı öğrenin. Fotoğrafları izlerken sol-sal ftoğraflar (ve videolar) arasında geçiş yapmayı, yukarı-aşağı tuşlar dosya hakkında farklı bilgi ekranları arasında geçiş yapmaya yarıyor. Özellestirilebilir fonksiyonlardan F9’da ön ve arka tekerleklere bu özellikleri atayabiliyorsunuz.

Bilgi ekranlarında neleri görmek istediğinizi “İzleme görüntü seçenekleri” ayarından yapabilirsiniz. Burada ben neredeyse tüm seçenekleri seçiyorum çünkü hangi durumda neyi görmek istediğinizi bilemiyorsunuz. Bazen RGB histogram sayfası hayat kurtarıyor, bazen parlak noktaları gösteren ekran. “Copyright” ekranını görmeye gerek yok, onu kapatıyorum.

İzleme menüsünde bir karttaki bütün ya da seçtiğiniz dosyaları diğer karta kopyalamaya yarayan “Resim(leri) kopyala” seçeneği bazen işe yarıyor. Bu yöntemle yanınızda yedek kart varsa çektiğiniz önemli pozları makine içinde yedekleyebilirsiniz.

“Dikey görüntüle” seçeneğini kullanmanızı tavsiye etmem. Sözde düşey kadrajda çektiğiniz fotoğrafları olduğu gibi göstererek faydalı olmaya çalışıyor ama ekran zaten ufak, düşey bir portreyi ekranda çavirdiği zaman fotoğraf çok ufak çıkıyor. Bırakın D800 fotoğrafı çevirmesin, siz makineyi çevirip bakın.

Bir de bu menüde “İzleme klasörü” önemli. Eğer D800’ün sadece tek bir klasördeki fotoğrafları görüntülemesini seçip bunu unutursanız, ileride çektiğiniz fotoğrafları göremeyince telaşlanabilirsiniz çünkü D800 hala o seçtiğiniz klasördekileri gösterecek. Bu seçenekte “Tümü” seçeneğini seçiyorum.

ÇEKİM (SHOOTING) MENÜSÜ

Bu menü önemli. Ne yazık ki gene Nikon’un kötü “tren modeli menü” anlayışının kurbanı olmuş. Menüdeki tüm ayarları 3-4 sayfa arasın da aşağı kaydırarak anca görebiliyorsunuz. Bu menüdeki ayarlar kısaca: Menü kümeleri (Shooting banks), kayıt klasörünü belirleme, dosya adlandırma, birincil ve ikincil yuva (kart) seçimi, fotoğraf boyutu ve kalitesi, görüntü alanı, JPEG sıkıştırması, RAW kaydı, beyaz dengesi, Picture Controls (Türkçe kılavuzda geçen isim bu), renk uzayı (“renkli alan” olarak çevrilmiş), D-Lighting ayarları, HDR, kçşe kararması ve CA düzeltmesi, gürültü giderme ayarları, ISO ayarları, çoklu pozlama, aralıklı çekim ve film ayarları.

İlk önemli ayar “Menü kümeleri” ayarı. Nikon’da çekim ayarlarını bu “kümeler” altında saklayıp sonradan çağırabiliyorsunuz. Bu küme sisteminin dandikliği şu: Çekim ayarlarında çekimle ilgili her ayar yok! Örneğin otomatik odaklama ayarları “Özelleştirilebilir özellikler” menüsünde ve bu menü için aytı bir “küme” seçmeniz gerekiyor. Örneğin spor çekimi yapıyorsunuz, o sırada güzel bir portre yakaladınız. Önce çekim menüsüne gidip “menü kümeleri” ayarını seçecek, sonra da Özelleştirilebilir fonksiyonlar menüsüne geçip onunla ilgili kümeyi seçmeniz gerekiyor. Canon’da bu işi bir seferde hallediyorsun ve olay bitiyor!

Mantıksızlık bununla da bitmiyor. Picture Controls ayarı tüm kümelerde ortak! Yani örneğin “Portre” kümesinde “Portrait”, “Manzara” kümesinde “Landscape” Picture Controls seçemiyorsun, o an seçili olan Picture Controls sen değiştirene kadar aynı kalıyor.

Zaman ayarlı çekim ayarları da ortak! Yani birine yaptıysan diğerleri de aynısını kullanıyor. Gidip özel olarak değiştirmen lazım. Ayrıca “Genişletilmiş menü kümeleri” seçeneği de ortak, yani hangi kümeyi seçersen seç değişmiyor. Yani, “Çekim menüsü kümeleri”nde bütün Çekim menüsü altındaki ayarları kaydedemiyorsun! Hangi ayarların kaydedildiğini hatırlaman gerekiyor.

“Genişletilmiş menü kümeleri” seçeneğiyle çekim modları (PASM) ve çekim ayarlarını (enstantane ve diyafram) da saklayabiliyorsun. Örneğin, “Spor” isimli bir küme oluşturdum. Bu kümeye S modunu atayıp diyaframı f2.8 ve enstantaneyi 1/500 atayabilirsin, böylece sen “Spor” modunu seçer seçmez S modu f2.8 ve 1/500 ayarları hazır gelir. Ama burada da bir dert var: Örneğin A kümesinde “herşey manuel olsun” dedin ve M modunda çekiyorsun. S moduna geçtin veya bir-iki farklı ayar değiştirdin. Sonra şartlar gereği B kümesine geçtin (A modu diyelim). Şimdi ne oldu? A kümesindeki ayarlar son değiştirdiğin gibi kaldı! Yani sen A kümesine geri dönersen M modu değil S moduyla karşılaşacaksın ama ya bunu unuttuysan? “Son değiştirdiğin ayarlar aynen kalsın” mantığı, küme mantığıyla tamamen ters.

Nikon, duy sesimi: “Çekim menüsü kümesi” mantığın yanlış. Aynen Canon’daki gibi, bütün ayarları tek bir yerde saklayabileceğin bir sistem gerekli. C1, C2, C3, bu kadar basit…

Geri kalan ayarlar basit, o yüzden anlatmaya gerek yok.

ÖZEL AYARLAR (CUSTOM SETTINGS)

Bu menüde D800’ü istediğiniz şekilde (neredeyse) yapılandırabiliyorsunuz. Bu ayarların büyük çoğunluğunu önceki yazılarımın bazılarında anlatmıştım (5-6 sayfa), o yüzden aynılarını buraya yazmadım. Aşağıda ilginç bulduğum veya D700’den farklı olan ayarlar var.

D800’ün “Özel ayarlar menüsü”nde de kümeler var. Yani istediğiniz ayarları yapıp ayrı kümelere atayabiliyorsunuz. Örneğin Spor, manzara, portre gibi ayrı kümeler oluşturup istediğiniz ayarları bu kümelere atayabilirsiniz. Dikkat edin, Çekim menüsü kümeleri ile Özel ayarlar kümesi farklı, yukarıda dediğim gibi, eğer “Spor”dan “Portre”ye geçeceksiniz bu iki kümeyi ayrı ayrı seçmeniz lazım.

A5 AF nokta aydınlatması: Varsayılan olarak odaklanan noktalar optik bakaçta kırmızı ile gösteriliyor. “Auto” seçeneğinde D800 sahnenin ışığına bakar ve kırmızı ile vurgulamanın gerekli olup olmadığına karar verir. “On” seçeneğinde odak noktaları hep kırmızı ile gösterilir, “Off” seçeneğinin ne olduğu belli.

D4 Pozlama gecikme modu: D800’de, D700’den farklı olarak, gecikme süresini 0 ile 3 saniye arasında ayarlayabiliyorsunuz.

F12 Ters göstergeler: Nihayet  + işareti sağ tarafta! Ama eski saçma haline döndürmek isteyenler için Nikon bir seçenek koymuş. İsterseniz + pozlamayı sola, – pozlamayı sağa geçirebilirsiniz.

D800’de G menüsü yeni. Bu menü video ile ilgili bazı ayarları yapmayı sağlıyor:

g1 ve g2 seçenekleri Fn ve DOF düğmelerinin fonksiyolarını değiştiriyor: Fn düğmesine diyaframı açmayı ve DOF düğmesine diyaframı kapamayı atayabiliyorsunuz (video sırasında), ayrıca bu iki düğmeye dizin işaretlemeyi ve video çekimi sırasında “fotoğraf” ayarlarına bakmayı atayabiliyorsunuz.

Fn düğmesine “diyafram açma” görevini atarsanız, video sırasında Fn tuşuna bastığınız sürece diyafram açılacak. Bu seçenek sadece A ve M modlarında geçerli, P ve S modlaında kullanılamıyor.

DOF düğmesine “diyafram kapama” fonksiyonunu atarsanız video çekimi sırasında DOF düğmesine basıp diyaframı kapatabiliyorsunuz.

Dizin atama: Video çekimi sırasında o anki kareye dizin işareti atar, böylece videoyu yeniden seyrederken doğrudan o kareye geçebiliyorsunuz. Bu dizinler arasında video izleme sırasında arka tekerlekle gezebilirsiniz, ve her filme 20 tane dizin koyabiliyorsunuz.

g3 AE-L/AF-L düğmesini ata: Bu düğmenin video çekimi sırasında farklı görevler yapmasını sağlayabiliyorsunuz. Bence bu seçeneklerden sadece “AE kilidi (Tut)” seçeneği faydalı. Bu seçenekte AE-L/AF-L düğmesine basıp pozlamayı kitleyebiliyorsunuz. Bunun dışındaki fonksiyonlar çok da gerekli gibime gelmedi, ama tabi filmle ciddi anlamda uğraşan biri farklı düşünebilir.

g4 Deklanşör düğmesi ata:
Bence gereksiz bir fonksiyon daha. Canlı önizleme anahtarı “Video” modundaysa, deklanşör düğmesi ile video çekmeye başlayabiliyorsunuz. Ama deklanşörün hemen dibinde video düğmesi varken bu fonksiyon hangi akla hizmet kullanılır bilemiyorum.

AYARLAR (Setup) MENÜSÜ

Bu menüde ne var sizce? AYARLAR! Ama ne ayarları? Tabii ki makine ayarları. Peki sizce “Pil bilgisi” bir makine ayarı mıdır? Nikon’a göre öyle… Neyse, fazla uzatmadan konuya girelim. Her ayardan bahsetmeyeceğim çünkü çoğunluğunun ne anlama geldiği bariz.

Ekran parlaklığı: D800’de LCD ekranın parlaklığını elle yapmanı yanında ortamdaki ışığa göre D800’ün de ayarlamasını seçebilirsiniz. Manuel ayar için D800 size ekranda 10 kademeli bir histogram çıkarıyor. Bu histograma bakıp parlaklık ayarını yapacaksınız. Buradaki kilit nokta, 10 kademenin hepsinin birbirinden ayrılabilmesi. Eğer yanyana iki kademe birbiri içine geçtiyse parlaklık ayarınız hatalı demektir. Ben bu ayarı çok nadiren 0’dan farklı bir değere getiriyorum. Çok aşırı parlak bir ortamda parlaklığı arttırıp çok karanlık bir ortamda (örneğin konser) parlaklığı azaltabilirsiniz. Otomatik ayarı önermiyorum. Ayrıca hatırlatayım ki D800’ün LCD ekranı profesyonel IPS ekranlar kadar renk ve ışık bilgisini doğru göstermiyor, bu yüzden ekranda gördüğünüz görüntüye %100 güvenmeyin. Ayrıca Thom Hogan’ın dediğine göre ekran sRGB renk paletine daha yakın olduğu için AdobeRGB ile çekilen fotoğraflarda renkler tam doğru çıkmayabiliyor.
Ayarları kaydet/yükle: Eğer birden çok D800’ünüz varsa istediğiniz ayarları bir makinede yapıp diğerlerine aktarabiliyorsunuz. Eğer bir D800 bir D800E’niz varsa bunların arasında ayar aktaramıyorsunuz. Ayarlar mevcut karta kaydediliyor. Eğer iki kart varsa birincil karta kaydediliyor. Mesele şu ki, her ayar kaydedilmiyor! Örneğin ekran parlaklığı, AF ince ayarı, Kablosuz verici ayarları, çoklu pozlama, aralıklı çekim gibi ayarlar kaydedilmiyor. Neden? Bilmem… Ayarların kaydedildiği dosyanın adı NCSETUP8. 
USB 3.0 bağlantısına dikkat. Piyasada USB 3.0 kullanan başka makine duymadım.

HDMI: D800 HDMI yoluyla sıkıştırılmamış 8 bitlik videoları 4:2:2 standardında (karta yazılanlar 4:2:0) harici cihazlara kaydedebiliyor (dakikası 11-12 GB). Karta yazılan sıkıştırılmış 1080P/30 videonun dakikasının 160-180 MB civarı olduğunu düşünürseniz… İyi birşey. Ama… HDMI bağlantısından fotoğrafları izleme kolay. C tipi mini-HDMI kablosu al, D800’ü kapat, kabloyu D800’e ve TV’ye tak, D800’ü aç olsun bitsin (D800’deki “Oynat” tuşuna basmanız gerekiyor). D800 TV ile otomatik olarak çözünürlüğe karar veriyor. Bendeki Panasonic plazma TV’de hiç sorun olmadı. Eğer TV’de adam gibi görüntü alamıyorsanız “Çıkış çözünürlüğü”nü elle ayarlamayı deneyin. Bir önce kirada oturduğumuz evdeki eski Philips LCD TV XBOX360’la anlaşamıyor ve bazı oyunları tam çözünürlükte göstermiyordu. Aynı TV’de D800’ün ekran görüntüsü de alt ve üstten kesikli görünüyordu. Böyle bir sorununuz varsa “Çıktı görüntü boyutu”nu %95’e getirin.

Peki kayıpsız video alma? HDMI çıkışından video alma ile ilgili birşeyler yazmam lazım. Herşeyden önce elinizde C tipi mini-pin HDMI kablosu olması lazım. Bu kolay. Sonra HDMI ayarlarından “Gelişmiş-Çıkış aralığı”na gidiyoruz ve bunu “Sınırlı aralık”a alıyoruz (siyah ve beyaz limitlerini belirlemek için). Sonra “Canlı görüntü ekranı”nı “Kapalı” haline getiriyoruz. Çıktı görüntü boyutunu %100 yapıyoruz ki 1920×1080 görüntü alabilelim. Sonra, C4 Ekran Kapanma Gecikmesi ayarındaki “Canlı görüntü” seçeneğini “Limitsiz”e alıyoruz ki makine arada kapanmasın (benimki 5 dakikada bir kapanıyordu, sebebi buymuş!). Sonra canlı önizleme mandalını “Kamera”ya ayarlayıp “Lv” tuşuna basıyoruz. Bu arada, D800’deki bütün kartları çıkardınız değil mi? Çıkarmazsanız temiz HDMI çıktıyı unutun.

D800’ü aldığım dükkanda HDMI’dan video alınmasıyla ilgili bir eğitime katıldım. Sırasıyla Blackmagic Hyperdeck Shuttle 2 ve Atomos Ninja 2’ye video kaydettiler. Eğitmen her zaman SSD kullanmayı önerdi. Sonraki sayfalarda videodan biraz daha detaylı bahsedeceğim.

D800 bir TV’ye bağlıyken fotoğraf çekmeye devam ediyorsunuz. Stüdyo ya da makro çekimleri için faydalı birşey.

CPU olmayan objektif verileri: Adı üzerinde. Eğer gövde ile haberleşemeyen bir objektif kullanıyorsanız (Nikkon AI ve AI-S objektifler, bazı Zeissler, Samyang-Rokinon vs.. gibi markaların çipsiz modelleri vs..) bu objektiflerin bilgilerini bu menüye girip Matrix ölçüm yönteminin çalışmasını sağlayabiliyorsunuz. Faydalı bir menü. Giriş seviye gövdelerde bu özellik yok. Buradaki bilgileri doğru girerseniz AI ve AI-S objektifler TTL flaş desteği de kazanıyor çünkü makine diyafram bilgisini okuyabiliyor.

MENÜM (My Menu)

Çekim ve Ayarlar menüsünde sürekli yaptığınız ayarlar varsa bunları “Menüm” altında toplayıp tek yerden erişim sağlayabilirsiniz. Ama burada bir sorun var: Menüm’e ulaşmak diğer menülere ulaşmak kadar zor! Yani diğer menülere ulaşmak için kaç düğmee basıyorsanız buna ulaşmak için de o kadar düğmeye basıyorsunuz.  Neyse ki programlanabilen tuşlardan birine Menüm’ün en üstündeki ayara ulaşmayı atayabiliyorsunuz (ama bir tuşu buna harcamış oluyoruz).

Bu menüye Otomatik ISO kontrolü, Film kalitesi, Pozlama gecikme modu (bunu kesinlikle ekleyin) gibi şeyleri ekleyebilirsiniz. D800’ü kullandıkça hangi ayarları buraya eklemeniz gerektiğine siz karar vereceksiniz.

SONRAKİ SAYFADAN DEVAM…


6 comments for “Nikon D800 incelemesi – 2

  1. 2013-03-19 at 9:31 am

    d700’de de o pozlama çubuğunun yönü değişiyor (f12 reverse indicators) eğer d700’ün ayarlarını açıklamayı g’de bırakmayıp söz verdiğin gibi f’den devam etsen bilirdin 😀

    şu anda hangi yönü kullandığımı hatırlamıyorum ama ben de sol taraf az sağ taraf çok pozlama olarak kullanıyorum galiba.

    sağ tarafı az sol tarafı çok pozlama yapmalarının sebebi tekerleri sağa çevirdikçe pozlamanın düşmesi olabilir. yani nikon’un bu standart ayarında tekeri çevirdiğin yöne doğru pozlama çıbığı (indicator) hareket ediyor.

    bir de rec düğmesi konusunda çok haklısın, o düğmenin orada işi yok. video modunda liveview tuşu kayıt tuşu görevini görebilirdi. gerçi nikon’un oto-iso’sunu severek kullandığım için iso tuşuna ulaşmak gibi bir derdim yok. d700 kullandığım için video kayıt tuşu gibi bir derdim de yok zaten 🙂

    • 2013-03-19 at 12:58 pm

      D700’deki mantık farklı ama. D700’de varsayılan olarak + taraf solda – taraf sağda, F12 ile onu “düzeltiyorsun” 🙂 Bu ters mantık taaa 1940lardan geliyor, cidden çok eski. Canikon eski kullanıcıları kızdırmamak için eski kontrol mantığını pek değiştirmiyor o yüzden D800’e kadar bu böyle geldi (D7000’de nasıldır bilmiyorum).

      O Rec düğmesi tam deli saçması. Deklanşörün yanına video tuşu koyan başka firma var mıdır bilmiyorum.

  2. 2013-03-25 at 9:05 am

    Merhaba
    Blog yazılarınızı yeni keşfetim. Baştan son hepsini okuyorum. Çok yararlı oldu teşekkürler.
    Aşağıdaki yazıyı sizin sitenizden aldım. Acaba A ve S modlarında kulanılmayan tekerleğe yada herhangi bir tekerleğe nasıl atıyabildiniz? Bende D600 var. Sizin yöntem ile atamak istiyorum.

    Deklanşör ve muhiti. Kırmızı düğmeyi farkettiniz mi? İşte o düğme video çekmeye yarıyor. Yani deklanşörün yanında video çekimi için yer ayrılmış durumda (tam da ISO’nun cuk oturacağı yere). Neden yerini beğenmedim? Deklanşörün yanındaki düğmeleri bakaçtan bakarken kullanırsınız değil mi? Video da canlı önizleme sırasında çekildiğine göre, LCD açıkken o düğmeye ulaşmak kolay mı? LCD’den kadrajı yaptın (makinenin arkasına bakıyorsun doğal olarak), çekimi başlatmak için kafanı kaldırıp bu düğmeye uzanman lazım. Saçma. Hadi madem bunu yaptın, 3 paragraf önce bahsettiğim G4 ayarı neden var? Deklanşörün yanında video düğmesi varken deklanşöre video fonksiyonu atamak ne demek? Koy oraya adam gibi bir ISO ya da WB tuşu rahatlayalım değil mi? Gerçi ben ISO değiştirmeyi arka tekerleğe atadım, böylece PAS modlarında ISO’yu sadece tekerleği çevirerek değiştirebiliyorsun ama M modunda bu çalışmıyor (doğal olarak) ve PAS modlarında ISO’yu değiştiren tekerlek farklı (A modunda arkadaki PS modlarında öndeki).

    • 2013-03-25 at 9:23 am

      D800’de özelleştirilebilir fonksiyonlardan D7’de bunu ayarlıyorsun. Adı “Easy ISO”. D600’de var mı aynısı bilmiyorum ama çok faydalı birşey. Nikon’da ISO tuşu solda olduğu için sürekli gözümü bakaçtan çekmek zorunda kalıyorum, bu ayar hayat kurtarıcı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *