Nikon D800 incelemesi – 3

Önceki bölümden devam…

Hala eğlenmeye başlamadıysanız veya havaya giremediyseniz doğru yerdesiniz. Aşağıda D800’le ilgili biraz mambo cambo anlattım.

OTOMATİK ODAKLAMA

D800’de Nikon’un şu ana kadar kullandığı en iyi otomatik odaklama sistemi var.

Bu kadar.

Şaka değil. D4’teki odaklama sisteminin aynısı D800’de de var. D700 de böyle şanslıydı. Dedikodulara göre D4’ün (ve daha önceki D serisinin) pili daha büyük olduğu için odaklaması daha hızlıymış ama birçok kullanıcı fark göremediğini söylüyor. Canon 5DMarkIII ve 1Dx arasındaki odaklama becerisindeki farkın da ek işlemciden çok pil voltaj farkından geldiğini söylüyorlar. Tabi elalemin ağzı torba değil ki büzesin…

Her ne olursa olsun, D800’ün odaklama sistemi piyasadaki en iyilerden. Canon’un yeni 61 noktalı sisteminin üstünlükleri var geride kaldığı noktalar var. Elimde olmadığı için hangisi daha iyidir kesin yargıya varamıyorum. Kullananlar Canon sisteminin bir adım önde olduğunu söylüyorlar. “Aaaa ne kötüymüş” demeden önce şunu düşünün: D3s ve D4’ün odaklama sisteminden ne kadar şikayet duydunuz?

Canon’u bir kenara bırakalım, D800’e dönelim. D800’de 51 tane faz bazlı (phase detection) odak noktası var. Bunlar yaklaşık olarak optik bakaçta gösteriliyor:

51 noktalı odak seçiliyse D800’ü gözünüze götürdüğünüzde noktalar görünmüyor, sadece 51 noktanın çevresindeki çizgi var. Tekli odak noktası seçerseniz sadece o görünüyor. Odak yapılınca odaklanan noktadaki kareler yanıyor ve yaklaşık yarım saniye sonra sönüyorlar.
 
Kullanılan odak sisteminin adı “Advance Multi-CAM3500FX”. Pek bi artistik maşallah. Bu sistem D3’ten beri kullanılan sisteme (Multi-Cam3500FX) benziyor ama Nikon’a göre yeni sistem çok daha gelişmiş. Algoritmalarda gelişmeler olmuş ve sistem artık f8 diyaframlı objektiflerde bile odaklama yapabiliyor. Nikon DX makinelerindeki odak sisteminin sonuna “DX” koyuyor, yani D300’deki sistemi CAM3500DX. Nokta sayısı aynı görünse de FX gövdelerdeki odak sistemi DX gövdelere göre biraz daha güvenilir ve hızlı.
CAM3500FX’teki 3500 rakamı odak algılama noktacıklarının sayısı (aslında alanı ama siz sayı gibi düşünün). Evet, yukarıda 51 nokta görüyorsunuz ama bu 51 nokta da alt noktacıklara bölünmüş durumda ve bu noktaların kapladığı bir alan var. Örneğin D7000’de kullanılan CAM4800DX’in alanı daha fazla (4800>3500) ve D7000’de sadece 39 odak noktası var. Buna göre D7000’de her odak noktasına daha fazla odak noktacığı düşüyor, yani D7000’deki gerçek odak noktalarının alanı (bakaçta görünen değil) D800’dekine göre daha büyük. Bu neden önemli? Eğer D800 ile odaklayacağınız nesne odak noktasının yarısından daha ufaksa odaklama yapılmayacak demek. Ufak detaylar çekiyorsanız ve ufak detaylara otomatik odak yapıyorsanız bunu bilmek önemli (çoğunuz için gereksiz detay olsa da).
 
D800’de ayrıca giriş seviye Nikonlar’da (D3XXX ve D5XXX) olmayan odak motoru da var, böylece AF-D objektiflerle de otomatik odaklama yapabiliyor. Ek olarak AF İnce Ayarı (AF microadjustment) yapabiliyorsunuz. Bu ayar sayesinde ufak odak hatası yapan objektiflerinizi bir yere kadar düzeltebiliyorsunuz (objektife dokunmuyoruz tabii ki, sadece D800’e ne kadar ileri-geri odaklaması gerektiğini söylüyoruz). 5DMarkIII’teki sistem daha başarılı çünkü D800’de sadece tek bir odak mesafesi için ayar yapabiliyorsunuz, bu yüzden değişken odaklı objektiflerde bu ayar geçersiz oluyor. 5DMarkIII’te objektifin maksimum ve minimum odak mesafeleri için ayrı ayrı (örneğin 24-70mm’de 24mm ve 70mm için) ayar yapabiliyorsunuz.
 
D800’de 51 noktanın 15 tanesi çapraz, yani hem yatay hem düşeyde ölçüm yapıp odağa karar verebiliyor. Kalan 36 tane sadece düşeyde hassas:
odak nokta tipleriYukarıda kırmızı ile gösterdiklerim çapraz odak noktaları, maviler düşeydeki karşıtlığa (kontrast) duyarlı noktalar. “Düşeye duyarlı” ne demek? Mavi ile gösterilen noktaların en iyi performansı göstermesi için düşey detay gerek demek. O noktalara sadece yatay detay gelirse odaklama hızı ve doğruluğu azalıyor.
Daha da detay var. D800 f8 diyaframa kadar odaklama yapabiliyor, ama bütün noktalarla değil. Bütün 51 nokta f5.6 ve altındaki (f4, f2.8 vs..) objektiflerle çalışıyor. Diğer kombinasyonlar aşağıdaki gibi:
f8’de çalışabilen noktalar
f5.6-8 arasında çalışabilen noktalar
Not: “f8’e kadar odaklama yapabiliyor” demekle “maksimum diyaframı f8 olan” obektiflerde bahsediyorum. Örneğin 300mm f4 objektifi 2x extender ile kullanırsanız en geniş diyafram değeri f8 olur ve D800 bu durumda odaklama yapabilir.
 
Odak noktalarının bakacın tamamını kapsamadığına dikkat edin. DX makinelerde (D7000, D300s) bu odak noktaları daha geniş bir alanı kapsıyor. Peki bu durum sürekli odaklama yaparken (örneğin bir futbolcuyu takip ederken) sorun yaratır mı? Hem evet hem hayır. Modern DSLR gövdeleri “tahmini odaklama takibi” (predictive focus tracking) denen bir algoritma kullanıyor. Eğer obje bir süreliğine odak noktalarının dışına çıkarsa ve geri dönerse makine bu objeyi tanıyıp odağı devam ettirebiliyor. Kendi deneyimlerime göre D700’ün odak noktaları daha az bir alan kaplasa da sürekli odak takibinde D300’den geri kalmadığını biliyorum, hatta genel toplamda D700 D300’den bu konuda daha iyi. Tabii ki bu noktalar keşke daha yaygın olsaydı ama çok korkmaya da gerek yok.
 
ODAKLAMA MODLARI
 
Eğer herhangi bir Nikon gövdeniz varsa buradaki yazıyı kesinlikle okuyun. Hatta bazı başlıklar diğer markalarda da benzer. Eğer yukarıdaki yazıyı okursanız aşağıda anlattığım konuları daha rahat kavrarsınız, benden uyarması.
 
D800’de iki ana odak modu var: Otomatik ve elle (manuel). Bu ayarı gövdenin ön tarafındaki mandal ile yapıyorsunuz:
Otomatik odaklama modu da kendi içinde ikiye ayrılıyor: Tekli (AF-S) ve sürekli (AF-C). Tekli, yani AF-S, modda deklanşöre yarım basınca odak bir kere yapılıyor ve kilitleniyor. Sürekli, yani AF-C, modda ise deklanşöre yarım bastığınızda makine odaklamaya çalışır, odağı bulabilirse o objeyi sizçekim yapana kadar takip eder. Tabi bunlar “varsayılan”, yani fabrika çıkışı davranışlar. Bu ayarları Özel Ayarlar Menüsü’ndaki “Otomatik netleme” ayarlarıyla değiştirebilirsiniz.
 
Bahsettiğim mandalın ortasındaki düğmeye basıp tekerlekler yardımıyla AF-S ve AF-C modları arasında geçiş yapabilir veya odak noktalarının sayısını seçebilirsiniz. Bu sistem D700’de ayrı bir mandal ile yapılıyordu, D800’de düğme+tekerlek şekline dönmüş.
 
Not: Garip Nikon terminolojisi devam ediyor. Yukarıdaki fotoğraftaki objektif Nikon AF-S 50mm f1.4G. Nasıl? AF-S? Ama objektifteki AF-S ile odaklama modu olan AF-S aynı değil. Objektifteki AF-S odaklama motorunun sessiz olduğunu anlatıyor (çoğu durumda hızlı ve odakladıktan sonra elle odaklanabilir). Gövdedeki AF-S ise “tekli odaklama modu” anlamında.
Yukarıdaki anlattığımı bir daha alalım: AF-S modunda (fabrika çıkış ayarlarında) makine odak bulana kadar çekim yapmaz. Odağı bulamıyorsanız çekim yapamazsınız, odağı geç buluyorsanız çekim geç yapılır. AF-C modunda ise (gene fabrika çıkış ayarlarında) makine odağı beklemeden siz deklanşöre basar basmaz çekim yapar, eliniz deklanşördeyse odağı aramaya devam eder.
AF-S modunda iki tip odak alanı var: Tekli nokta ve otomatik. Tekli noktada odak noktasını siz belirliyorsunuz. Otomatik modda makine 51 nokta arasından odaklanacak noktayı belirliyor.
AF-C modunda altı tip odak alanı var: Tekli, 9’lu, 21’li, 51’li, 51’li 3 boyutlu ve otomatik. Bu modlarda “genelde” ilk odaklanacak noktayı siz belirliyorsunuz ve makine odak takibini seçtiğiniz noktanın etrafındaki noktalarla yapıyor (9, 21 ya da 51 nokta). Eğer seçtiğiniz noktada odaklama yapamazsa gene aynı noktalarda (9, 21 ya da 51) kendi odaklanacak bir nesne buluyor. 51’li 3 boyutlu modda ilk odaklanacak noktayı siz belirliyorsunuz, D800 bu noktanın mesafesini (G ve D objektiflerle) ve etrafındaki renkleri analiz ediyor ve obje hareket ederse bu mesafe ve renk bilgisini kullanıp odak takibi yapıyor. Eğer çekeceğiniz objenin rengi arka plan ile farklıysa (kırmızı çiçekler arasında uçan arı, yeşil sahada koşan kırmızı formalı futbolcu vs..) bu mod çok faydalı. Otomatik modda D800 51 noktadan herhangi birini seçiyor ve onu takip ediyor. siz ilk odaklanacak noktayı seçemiyorsunuz. Bu mod en çok sahnede insan yüzleri varsa etkili çünkü D800 insan yüzlerini tanıyıp onlara odaklanmada çok başarılı (büyücü gibi desem yeridir). Diğer çekimler için çok tavsiye etmem.
AF-C modunda olabildiğince 51 nokta 3 boyutlu seçeneği kullanmanızı tavsiye ederim ama diğer modları da deneyip nasıl çalıştığına bakın.
AF-S ve AF-C modlarındaki ayarları özetleyelim:
Aslında bu modların hepsi arasında tek bir tuşla (makinenin ön-sol tarafındaki) geçiş yapabilmek bir yerde hız avantajı kazandırıyor çünkü D700’de odak alan modlarında 9-21-51-3B arasındaki geçişi menüden yapıyorduk.
 
AF-ON TUŞU
D800 aldıysanız artık bu tuşu kullanma vaktiniz geldi demektir. A4 ayarına gidip bunu “Yalnızca AF-ON” seçeneğine getirin. Böylece otomatik odaklamayı sadece AF-ON ile yapıp ölçün ve çekim yapmayı deklanşöre bırakıyorsunuz. Kısaca AF-ON’a basıp odak yap, deklanşöre basıp çekim yap. Bunun sayısız avantajları var, mutlaka alışmaya çalışın. Sadece AF-C değil AF-S modunda da bunu kullanmaya alışmaya çalışın.
 
Bu tekniğin en büyük dezavantajı makineyi başkasına verdiğinizde ortaya çıkıyor:
– Ercan şu makineyi alıp bizi çeksene yengenle bak buraya basacan.
– Ehe ne güzel makine abi bu ehe. Kaç megapikseldi? Neyse boşver güzel ama kırmızı falan var önündeki tekerlekte. Bak çekiyorum… Abi ekranda görüntü yok.
– Buradan bakıp çekecen.
– Ooo profesyonel falan. Hadi bakalım gülümseyin çeeeektim… Ama net değil bu ne biçim şey bu? Senin makine netlemiyo abi.
– Odaklamıyor mu? Orada AF-ON tuşu var ona basacan sonra çekecen. Pardon söylemeyi unuttum.
– Tamam abi… Abi bastım gene bulanık.
– O düğme AE-L yanındakine basacan kocaman yazıyor orada.
– Amaaan kocaman makine netleyemiyor. Çok karışık bu dur ben telefonla çekeyim. Akıllı alet dokun netlesin. Sonra hemen feys.
Netleme değil odaklam… Amaaan neyse boşver ver sen makineyi geri.
 
Aslında suç arkadaşınızda değil, bu işin şakası. AF-ON + deklanşör sisteminden herkesin haberi yok çünkü profesyonellerin kullandığı bir teknik (gururunuz okşansın biraz 🙂 ). Düzgün anlatmazsanız pekçok kişi sizin makinenizi kullanırken zolanır.
 
ELLE (MANUEL) ODAKLAMA
 
Birçok DSLR (ya da hepsi diyelim) elle odak yapmaya izin veriyor. D800 gibi üst seviye tam kare Nikon gövdelerin bu konuda birkaç avantajı var:
– Optik bakaç büyük ve parlak olduğu için elle odaklama yapmak daha rahat ve zevkli
– Optik bakacın sol alt tarafında bir odak yardımcısı var. Bu yardımcı şu şekilde çalışıyor: Sola bakan ok varsa objektifteki odak halkasını saatin ters yönünde, sağa bakan ok varsa odak halkasını saat yönünde çaviriyorsunuz (Nikon objektifler için geçerli). Eğer içi dolu halka varsa odak olmuş demektir:
Güzel bir yardımcı. Ayrıca bu yardımcı her 51 noktada kullanılabiliyor. Diğer markaların DSLRlarında sadece odağı bulunca ortadaki sarı daire yanıyor.
 
Elle odaklama için gövdedeki mandalı “M” moduna getirmeniz gerekli. Ayrıca AF-D objektiflerin üzerindeki MA anahtarını da M‘e getirmeniz gerekiyor. AF-S objektiflerde sadece elle odak yapmak istiyorsanız aynı şekilde anahtarı M moduna almanız lazım, ya da M/A modunda bırakıp otomatik odakladıktan sonra elle odağı değiştirebilirsiniz. Bazı AF-S objektiflerde (örneğin 18-55mm AF-S VR ve 55-200mm AF-S VR) M/A-M yerine M-A anahtarı var. Bu, objektifin otomatik odaklama modunda elle odaklanamayacağını söylüyor. Yani bu objektif AF-S olmasına rağmen otomatik modda elle odaklanamıyor. Dikkat etmek lazım, her AF-S objektifte bu özellik yok.
 
Önceki sayfalarda da bahsetmiştim, D800’ün LCD ekranı ne yazık ki kesin elle odaklamaya izin vermiyor çünkü ekrandaki görüntü piksel bazında değil. Hiç yoktan iyi elbet, ve alışınca biraz dikkat ederek elle odaklama yapabiliyorsunuz ama Canon‘un rahat ve keskin görüntüsüözlüyorum. Saçma, hatta çok saçma. Böyle harika bir gövdede böyle kısıtlamaların olması resmen amatörlük. Nikon elektronik konusunda ne yazık ki çok amatör. Ne bileyim, git Samsungla anlaş Sharp ile anlaş Philips’le konuş…

ÖLÇÜM YÖNTEMLERİ

Sekonic ismini duydunuz mu? Duymadıysanız dert değil. Çook eski dönemlerde, uzaaak diyarlarda, develer tellal pireler berber iken, fotoğraf makinelerinde ışık ölçüm cihazları yoktu ve fotoğrafçılar harici ölçüm cihazları kullanırdı. Bu aletlerle istedikleri noktaya gelen ışığı ölçer, makinede enstantane ve diyaframı ayarlar öyle çekim yaparlardı.
O dönemlerde iktidar partileri sütten çıkmış ak kaşık değildi ama en azından elde avuçta ne varsa yabancıya satmak için uğraşmazdı. Şu anda Ziraat Bankası’nı bile satmaya uğraşıyorlar (ki Türk bankası kalmadı gibi birşey zaten. Yani kredi borcunuz varsa büyük ihtimalle Türk bankası gibi görünen yabancı bir bankaya borçlusunuz). Arazilerini yabancıya satan benim bildiğim tek ülkeyiz (batık Yunanistan bile satmamak için direniyor). Anladığınız gibi artık devir değişti (e tabi Çelik de değişti 🙂 ).
Devir değişti ve harici ışık ölçerler artık neredeyse hiç kullanılmıyor. Benim bildiğim kadarıyla birden fazla flaşla çalışanlar haricinde ışık ölçer kullanan yok.
Peki neden bunlara gerek yok? Çünkü artık DSLRlar (aslında tüm fotoğraf makineleri) ışık ölçümünü mükemele yakın yapıyorlar. Bir elinde DSLR diğer elinde ışık ölçerle dolaşan kaç fotoğrafçı gördünüz?
D800’de 3 tane ölçüm metodu var: Matris, merkez ağırlıklı ve nokta. Bunların nasıl çalıştığını bilmek önemli. ayrıca D800 (ve D4’teki) ölçüm yöntemleri önceki makinelere göre biraz değişmiş durumda.
MATRİS ÖLÇÜM
 
Aslında bu mod çekimlerin çoğunda yeterli tek mod. Özel durumlar haricinde bu modu pek değiştirmiyorum.
 
Bir uyarı: Bu başlık biraz karışık. Yani okuyup “bu ne len” derseniz üzülmeyin. Sadece bir defa daha okuyun, bir defa okuyun. Ya da hiç düşünmeden bu modu kullanın gitsin 🙂
 
Bu yöntemde sahne karelere bölünür ve her karedeki ışık ve bu ışıklar arasındaki ilişkiler değerlendirilir, bu değerlendirmeye odak noktalarından gelen bilgi eklenir ve sonuçlar makinedeki hazır verilerle karşılaştırılır, böylece enstantane+ISO+diyafram üçgenine karar verilir.
 
Nikon, D800’deki matris ölçüm yöntemine “Advanced Scene Recognition System” diyor. Nikon Türkiye sitesinde bununla ilgili bir bilgi göremedim. Türkçe’ye “Gelişmiş Sahne Tanıma Sistemi” diye çevirebiliriz (GSTS: GalatasarayTrabzonspor gibi oldu). GSTS kabaca şöyle çalışıyor:
Büyük hali için üzerine tıklayın
Bu sayfadaki şekilde odak sistemini göstermemişler, halbuki D800 ve D4’ün ölçüm sisteminde odaklama sistemi de önemli.
 
Burada matris sisteminin nasıl çalıştığını detaylı olarak anlatamam. Zaten tamamını bilmiyorum, tahminimce Nikon’da da bunu bilenlerin sayısı 2-3‘ü geçmez. Söylenenlere göre ölçülen sahnenin karşılaştırıldığı veritabanında 30-40.000 arası fotoğraf varmış!.Şaka gibi.
Yeni (ya da eskisinden geliştirilmiş) sistemin özelliklerinden biri yüz tanıma sisteminin faz tabanlı odak sistemine (phase detection) entegre edilmesi. Canlı önizleme sırasında yüz tanıma sistemleri zaten vardı, ama D800 ve D4’te bu sistem normalde de çalışıyor. Sistem yüzleri tanıyor (kaş-göz-ağız-kulaklar ve ten renginden) ve pozlamayı yüze göre oluşturuyor. D700‘deki matris sistemi sahneyi tamamen ölçüyordu.
 Farkı anlatabildim mi? Yukarıdaki fotoğrafları çekebilmek için gelinlik kiralayıp kızı ormana götürmek zorunda kaldım. Anlayın artık ne kadar uğraştığımı! (ya da D800’ün teknik kılavuz kitabından almışımdır, kim bilir?).
D800 aynı muameleyi flaşlı çekimlerde de uyguluyor. Yani sahnedeki yüzleri tanıyıp flaş pozlamasını onlara göre ayarlıyor.
Aferin D800’e… 
 
Aferin ama bir yere kadar. Odak sistemi ölçümü etkilediği için portrelerde veya arkadan aydınlatmalı sahnelerde (silüet çekimlerin izorlaştırsa da) iyi çalışan matris sistemi manzara ya da bina gibi cansız obje çekimlerinde ilginç davranıyor:
1/160, f1.8, ISO1600
1/200, f1.8, ISO1600
Yukarıdaki sahnelerde aradaki tek fark odak noktası. Matris ölçüm kullandım. Birincisinde odak arkadaki yastıkta, ikincide önceki sandalyede. Yastığa odaklarken bazen 1/125 bile verdi. Gördüğünüz gibi D800’deki odak sistemi odaklanan bölgeye daha çok önem veriyor (sürpriz: Canon’un Evaluative sistemi de yıllardır böyle çalışıyor!). Manzara çekimlerinde bu sistemi hatırlamanız lazım çünkü odaklanan noktaya göre pozlama 1/3 ile 2/3 stop arası farkedebiliyor.
Nikon teknik belgelerindeki bilgiler ve tecrübeler ışığında yeni Matris sistemi şu faktörlere bağlı olarak çalışıyor:
– 91,000 pikselden okuna ışık bilgisi ve bunlar arasındaki ilişkiler (farklar, mesafe). Bu 91,000 piksel sahnenin tamamını kapsıyor (neredeyse tamamını)
Eski 1005 piksellik sahne tanıma sisteminden bir gösterim. Yeni sistemde sahnede 1005 yerine 91,000 piksel var, böylece hem sahne daha doğru tartılabiliyor, hem de sürekli odakta eskisine göre daha ufak cisimler takip edilebiliyor.
– Sahnedeki genel ışık miktarı
– Odaklanan nokta, bu nokta ve etrafındaki renk ve ışık bilgisi.
– G ve D objektiflerde mesafe bilgisi, odak uzunluğu (24mm, 35mm, 100mm vs..)
Sahnede yüz varsa pozlama bu yüze göre yapılıyor

Sıralama böyle değil. Genelde yüz tanıma sistemi en önemli durumda, yani sahnede yüz varsa diğer şeyler gözardı ediliyor ve herşey bu yüze göre ayarlanıyor. Bu sistemin nasıl çalıştığını öğrenmenin en iyi yolu denemeler yapmak. Ben hala matris sisteminin nasıl çalıştığını tam olarak anladığımı düşünmüyorum.

Çok karanlık yerlerde (bar, akşam ışıklandırılmamış sokaklarda) odak noktalarının olduğubölge matris ölçümde daha önemli hale geliyor. Sahnede insan yüzü varsa alet gene pozlamayı yüze göre yapıyor ama insan yüzünden başka birşey çekiyorsanız odak noktalarından birini bu obje üzerine getirmeye çalışın.

Düşük kontrastlı sahneler her zaman düzgün pozlanıyor (benim gördüğüm bu şekilde). Ayrıca D800 böyle durumlarda histogramı genelde en sağa yaslamaya çalışıyor (parlak bölgeleri patlatmadan) ki sayısal makinelerde bu istenen bir durum. D700 histogramı biraz daha ortalamaya çalışıyordu. Siz gene de odak noktalarını gerçek objenin üzerinde tutmaya çalışın.

Bu sistemi şöyle özetleyebilirim: Odak noktasındaki bölge orta gri tonlarından parlaksa o bölgeyi dengelemeye çalıştığından sahne biraz karanlık çıkabiliyor. Tersi olursa, yani odak noktasındaki tonlar orta griden karanlıksa, bu sefer onu açmaya çalışacağından sahne biraz parlak çıkabiliyor.

Odak noktasına göre veya yüzlere göre ayarlanan pozlama bir sorunu da yanında getiriyor: Silüet çekimi (yukarıda bir yerde söylemiştim). Hele hele D800 silüette bir yüz görmeyiversin, sahneyi tanımayı falan unutuyor tamamen yüzü açmaya çalışıyor bu yüzden arka plan (gökyüzü ya da herhangi bir ışık kaynağı) tamamen patlıyor. Bu durumlarda zaten matris sistemini kullanamak lazım. spot ya da ortadan ölçüm, hatta manuel modda (M) çekim yapmak en iyisi.

En son da Nikon’a bir not: Bu sistemi, yani “odak noktasına önem veren matris ölçüm sistemi”ni kesinlikle seçilebilir yapmanız lazım. Yani özelleştirilebilir fonksiyonlara bir seçenek koyun ve bu yöntemi açılıp kapanabilen bir hale getirin. Yani istediğimde D800’ün matris ölçümünü D700 gibi kullanabileyim. Bunu isteyen çok fotoğrafçı var. Gerçi, benim bildiğim Nikon kulağının üzerine yatacak ve bildiğini yapacak…

Not: Eğer objektif bilgilerini girerseniz D800 CPU’suz objektiflerle de matris ölçüm yapabiliyor.

MERKEZ AĞIRLIKLI ÖLÇÜM

Bu yöntemde bütün sahne ölçülür ama orta noktaya %75 önem verilir, geri kalan bölgelerin önemi %25 kalır. Buradaki “orta nokta” şu oluyor:
Yukarıdaki 12‘mmlik kısım (dairenin çapı) fabrika çıkışı değer. Bu bölgeyi 8, 12, 15, 20 ve “Ortalama” olarak ayarlayabiliyorsunuz (B5). Yalnız 12mm haricindeki alanlar bakaçta görünmüyor, yani alanı tahmin etmek zorundasınız.

Bu ölçüm yöntemi flaşlı çekimlerde ve ND filtre kullanırsanız öneririm. Silüet çekmek için de faydalı olabilir. Çok kullandığım bir yöntem değil, genelde nokta ve matris kullanıyorum.

NOKTA ÖLÇÜM YÖNTEMİ

Artık bunu da anlatmaya gerek yok di mi 🙂 Aslında var. Çok konuşulan ama bazen yanlış bilinen ve kullanılan bir yöntem. Herşeyden önce, bu “nokta”nın büyüklüğünü bilen var mı? Otomatik odak noktaları kadar mı mesela?

Cevap: Tüm sahnenin %1.5’u kadar. Nikon bu rakamı veriyor ama aranızda kaç kişi bu %1.5’un anlamını biliyor? Nokta ölçümü ilk duyduğumda “odak noktasındakini ölçüyor” diye düşünmüştüm. Ama olay o kadar basit değil:

Gördüğünüz gibi nokta ölçümün alındığı alan odak noktalarından büyük. Dairenin merkezini bir odak noktası alırsanız nokta ölçüm alanı (mavi alan) komşu odak noktalarının yarısına kadar geliyor. 51 noktanın her birini nokta ölçüm alanının merkezi olarak kullanabiliyorsunuz, merkez noktayı kullanmak zorunda değilsiniz. Canon’da nokta ölçüm 1D serileri hariç sadece orta noktadan yapılabiliyor.

Eğer AI veya AI-S objektif kullanırsanız (ya da CPU’su olmayan herhangi bir objektif), nokta ölçüm sadece orta noktadan yapılıyor. AF-C modunda 3C 51 nokta ve Otomatik alan odak modlarında da nokta ölçüm sadece orta noktada.

Peki nokta ölçüm metodunu hangi zamanlarda kullanmalıyız? Artık onu da araştırıp bulursunuz 🙂

ISO DUYARLILIĞI AYARLARI

D800 PASM modlarında ISO’yu otomatik olarak ayarlayabiliyor. Bu ayar D800’de çok geliştirilmiş bu yüzden bahsetmem lazım. D800’de maksimum ISO’yu seçebildiğiniz gibi (ama minimum ISO yok) minimum perde hızını da seçebiliyorsunuz. Minimum perde hızını 1 saniye ve 1/4000 arası belirleyebiliyorsunuz. Bununla yetinmeyip bir de “Otomatik” ayarı var ki asıl olay burada: D800’e “ISO’yu öyle ayarla ki perde hızı her zaman 1/odak mesafesi olsun” diyebiliyorsunuz. Yetti mi? Yetmez ama evet 🙂 İsterseniz 1/(1,5xodak mesafesi) ya da 1/(2xodak mesafesi) seç de diyebilirsiniz. VR’lı objektifiniz mi var? Bu otomatik ayarı 1/(0,5xodak mesafesi)ne getirin yeter! Çok faydalı bir özellik ve diğer hiçbir markada bunu görmedim. Maşallah…

Şimdi otomatik ISO’nun nasıl çalıştığına bakalım:

– A modunda seçtiğiniz “Minimum perde hızı”na ulaşana kadar ISO değişmiyor, sonra bu perde hızını tutturacak şekilde ISO artıyor veya azalıyor.
– P modu da aynı şekilde.
– S modunda objektifin minimum diyafram değerine gelene kadar ISO değişmiyor. Örneğin 24-70mm f2.8 kullanıyorsanız diyafram değeri f2.8’e kadar iniyor, eğer ışık daha da azalırsa ISO’yu yükseltmeye veya azaltmaya başlıyor.
– M modunda perde hızı + diyafram + ISO değeri pozlamaya yetmiyorsa ISO değeri artıyor, eğer pozlama fazlaysa ISO değeri azalıyor.

D800’de ISO’yu otomatik ayarlasanız bile baz ISO değeri seçebiliyorsunuz. Örneğin ISO’yu otomatiğe aldınız ama ISO değerini elle 800’e ayarladınız. Bu durumda D800 olabildiğince 800’ü kullanacak, gerektiği durumlarda artıracak veya azaltacak.

Burada en saçma şey “Maksimum duyarlılık” ve “Minimum perde hızı” ayarlarını “Menüm” menüsüne atayamamak! Yani bu ayarları yapmak için illa Çekim Menüsü’ne girmek gerekiyor.

Bu menüde hangi ISO değerini maksimum olarak seçmek istediğinize siz karar vereceksiniz. Turistik gezilerde ya da eş-dost çekimlerinde ben en üst değer olarak Hi1 (12.800) seçiyorum (20MP’de yüksek ISO gürültü azaltma en az seviyede, keskinlik 3, 9MP’de keskinlik 6). Ciddi çekimlerde üst değer olarak 800 ya da 1600 ayarlamak daha mantıklı.

ETKİN D-LIGHTING

D800’ün Türkçe menüsünde “Lighting”i çevirmemişler, ben de aynısını aldım. Bu ayar kabaca gölgeler ve parlak bölgelerdeki detayların kaybolmamasını (olabildiğince) sağlıyor. Yapılan işlem bütün fotoğrafa değil bölgesel olarak uygulanıyor. Bu ayar HDR değil, Canon’un makine içindeki benzer ayarlarıyla da birebir aynı değil (örneğin HTP).

Ve işin can alıcı noktası: Yapılan işlem sonucunda pozlama değeri değişebiliyor!

D-Lighting’de şu ayarlar var:

Kapalı: “Kapalı” demek. “K-a-p-a-l-ı”. Basit, değil mi?
Düşük: Pozlama etkilenmiyor.
Normal: PAS modlarında pozlama yaklaşık 1/3 durak azalıyor (parlak bölgeleri kurtarmak için).
Yüksek: PAS modlarında pozlama 2/3 durak düşüyor.
Ekstra yüksek: PAS modlarında pozlama yaklaşık 1 durak düşürülüyor.
Otomatik: Makine sahneye bağlı olarak değeri kendi seçiyor.

Bu değerler ilginç bir şekilde flaş pozlamasını da etkiliyor. Flaş pozlaması “Düşük”te 1/3 durak, “Normal”de 2/3 durak, “Yüksek”te ve “Ekstra Yüksek”te 1 durak düşüyor.

Mesele şu ki, D-Lighting her sahnede farklı bir şekilde uygulanabiliyor, yani “işte bu sahnede kesin şunu yapacak” diyemiyorsunuz. Sanıyorum sebebi matris ölçüm. D-Ligthing açıksa bunu uygulayabilmek için 91,000 piksellik ölçüm sistemi kullanılıyor ve matris ölçüm yapılıyor (manuel modda çekseniz bile). “Picture Control” ayarlarındaki kontrast ve parlaklık ayarları gözardı ediliyor, yani siz ne ayarlarsanız ayarlayın D-Lighting bütün parlaklık ve kontrast kontrolünü ele alıyor.

Doğal olarak D-Lighting RAW dosyalarına uygulanmıyor, sadece JPEGler için geçerli. açıkçası bazen bu ayarın etkisini RAWlardan almak için bayağı uğraşmam gerekiyor. Yüksek kontrastlı sahnelerde etkisini seviyorum, hayat kurtarıcı olduğu zamanlar var. Ciddi işler için önermem çünkü yukarıda da dediğim gibi etkisini tahmin edemiyorsunuz.

D-Lighting’i basamaklama (bracketing) yapabiliyorsunuz. Bence çok saçma, ama Nikon bize bunu vermiş.

CANLI ÖNİZLEME

Her modern DSLRda olduğu gibi Nikon D800’de de canlı önizleme var. Leica bile en son gövdesine canlı önizleme koydu, demek ki lazım birşey.

Not: Her canlı önizlemeyi açtığınızda D800 çekim sayısına (shutter count) 1 ekliyor. Fotoğraf çekip çekmemeniz önemli değil, perde açıldığı zaman +1.

D800’de canlı önizleme modunda odaklama yapmak normal odaklamaya göre yavaş. Aynasız sistemler gibi bir hız beklemeyin. 50mm f1.8G ve Tamron 24-70mm f2.8 VC ile odak hızı idare eder.

D800’de iki tip canlı önizleme var: Fotoğraf modu ve film modu.

Fotoğraf modunda fotoğraf çekiyorsunuz (sürpriz!). Ayna sürekli kalkık durumda, sadece flaş kullanırsanız iniyor. Ayna sürekli açık olduğu için deklanşör sesi normalden daha az. Bu modda sessiz moduna da alırsanız (Q) ses daha da azalıyor. Ayrıca bu modda seri çekim yapmak da mümkün, ve normal moda göre bayağı sessiz oluyor (5DMarkIII ya da 6D kadar olmasa da). Bu modda objektif ayarlanan diyaframa kapatılıyor. Yani 50mm f1.4G’yi f5.6’ya alırsanız bu hemen yapılıyor ve ekrandaki görüntü f5.6’lık görüntü oluyor. Bu durumda D800 pozlamayı dengelemek için ISO’yu arttırıyor ve eğer ortamdaki ışık düşükse çok fazla gürültülü bir görüntü oluyor, bu yüzden odağı ve hatta renkleri kontrol etmek zorlaşıyor. Ayrıca bazı objektiflerde f10 civarında otomatik odak yapmayı da reddetti çünkü f10 civarında algılayıcıya giren ışık çok azalıyor. Ne olurdu bunu “opsiyonel” yapsaydın be Nikoncum?

Fotoğraf modunda (PAS modlarında) varsayılan olarak görünen görüntü “0” pozlama hali, yani siz pozlama telafisi verseniz bile ekranda bunun yansımasını göremiyorsunuz. Görebilmek için “OK” tuşuna basıp pozlama telafisi kadranını çıkarmanız lazım. Bu durumda gerçek pozlama değeri ekrana yansıyor (aydınlık, karanlık). Güzel bir uygulama. Bu iki mod arasında anında geçiş yapmak bazen zaman kazandırıyor. M modunda ekrandaki görüntü o anki pozlamanın görüntüsü, yani OK tuşuna basmaya gerek yok.

Film modu ilginç. Bu modda algılayıcının tamamı kullanılmıyor ve ekran 16:9 orana geçiyor. Bu modda hem film hem fotoğraf çekebiliyorsunuz ama alacağınız fotoğraf 25,37MP oluyor (6720×3776, 16:9 oranlı).

Film modunda farklı ekran modları arasında geçiş yapmak için INFO tuşuna basıyorsunuz. Ekranda pozlama telafisini görebiliyorsunuz ama “pozlama telafisi kadranı”nı görmek için gene OK tuşuna basmanız lazım.

Film modu ilginç demiştik, işte bir ilginçlik daha: S modunda (yani enstantane öncelikli mod, yani enstantaneyi değiştirebildiğin mod) enstantaneyi, yani perde hızını değiştiremiyorsun! ISO değerini de değiştiremiyorsun! P modu da aynı. Neyse ki A modunda diyafram değiştirmeye izin var 🙂 M modunda herşeyi değiştirebiliyorsun. Demek ki Nikon’da birileri herşeyi kullanıcılardan daha iyi biliyor.

O “herşeyi bilen” amca şuna da el atsaymış keşke: Fotoğraf modunda canlı önizleme sırasında görüntüyü %100 büyütünce görüntü bulanıklaşıyor!!! Neden? Sebebi şu: 36 milyon pikseli VGA’ya enterpole etmek. 7360×4912’lik görüntüyü yaklaşık 10 kat ufaltarak VGA ekrana sığdırınca %100 boyutta tüm pikselleri görmek yerine enterpole edilmiş bulanık birşey görüyorsunuz. Bahaneyi anladık da, 24-20MP arasında tam kare gövdeleri bulunan Canon ve Sony bunu nasıl beceriyor? Sorun 36MP’de olamaz çünkü yapılan işlem aynı. Bu konuda Nikon büyük çuvallamış. O “ben kullanıcılar için herşeyin en iyisini bilirim” diyen arkadaş boş işlerle uğraşacağına bununla uğraşsaymış. Ciddi ciddi, bu konu D800’de en hoşuma gitmeyen sorun. “Hiç mi elle odak yapılamıyor” derseniz elbette ki yapılıyor. Ekrandaki görüntü abarttığım kadar “çamur” değil. Mesele şu: Bu alet doğru koşullarda mükemmel fotoğraflar veriyor ve fiyatı az değil. Sen git makro çekimler gibi detay gerektiren işler için harika bir makine yap, ama LCD’yi yarım yamalak bırak.

Not: Film modunda canlı önizleme biraz daha temiz görüntü veriyor. Sanıyorum algılayıcının daha küçük bir alanını kullandığı için biraz daha keskin görüntü ortaya çıkıyor.

Not 2: Film canlı önizleme modunda OK tuşunun üzerindeki “Zoom out” düğmesi ve ana kontrol oklarıyla ekranın parlaklığını ayarlama, mikrofonun ses seviyesi, beyaz ayarını değiştirme gibi ilginç şeyler yapabiliyorsunuz. Deneyin.

Not 3: Canlı önizleme sırasında diyafram değiştirirken duyulabilir seviyede ses duyuyorsunuz. Nikon AF 80-200mm f4-5.6 gibi değişken diyaframlı bir objektifiniz varsa odak uzunluğu değiştirirken (örneğin 80mm’den 200mm’ye) diyafram da otomatik olarak değişeceğinden zoom yaparken bu “çıt çıt” sesleri defalarca duyuyorum çünkü 80mm’de f4’te başlayan diyafram 200mm’de f5.6’ya kadar kapanıyor. Harici mikrofonum olmadığı için deneyemedim, dahili mikrofonda bu ses bayağı bayağı duyuluyor.

SONRAKİ SAYFADAN DEVAM

4 comments for “Nikon D800 incelemesi – 3

  1. 2013-03-19 at 7:31 pm

    Bir D800 kullanıcısı olarak makine ile ben… aramızda meğer ne kadar çok mesafe varmış:) biz biribirimize ne kadar da çok yabancıymışız:)) kafanıza, elinize, emeğinize sağlık adaşım:) defalarca okunası bir inceleme, mükemmel olmuş sizi yürekten kutlarım.

  2. 2016-04-30 at 12:20 pm

    Aradığım bir çok konuda sitenizi buluyorum teşekkürler

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.