Nikon D800 incelemesi – 6

Önceki sayfadan devam..

5DMarkIII ile yüksek ISO karşılaştırması bir sonraki sayfada.
——————–

Siz sıkılmadınız mı beyaa? 6. sayfa olmuş hala bitmedi. Gerçi diğerlerini okumadan buraya doğrudan gelenler de var ama olsun 🙂

Temel bir gün bir kitap yazmaya karar verir ve hemen uzman bir yazara koşar.
‘Sevgili Üstat, ben bir kitap yazmaya karar verdim ama çok satsın istiyorum ne yapmalıyım’ der.
Uzman yazar:
‘Türkiye’de tutan üç şey vardır. Seks, asalet, gizem. Kitaba bunları içeren bir başlık koyman lazım’
Temel hemen başlamış kitabı yazmaya, üç ay sonra geri gelmiş. Yazar kitabın adını sormuş.
‘Kontesi kim becerdi?’ demiş Temel. Yazar:
‘Aferin, çok güzel olmuş, “kontes” ile asaleti, “becermek”le seksi vurgulamışsın, “kim?” de gizemle ilgili. Ama sana söylemeyi unuttuğum bir şey daha var: Türkiye’de en çok satan şey aslında dindir. Bir de onu koyarsan yıldız olursun‘.
Temel yine çıkmış ve kitabı değiştirmeye başlamış. Bir ay sonra tekrar geri gelmiş. Yazar kitabın adını sormuş. Temel cevap vermiş:
‘Allah Allah! Kontesi kim becerdi?’

Bu 4 kavramdan seks aşağıdaki fotoğrafta. Kız çok asil poz vermiş, yani asalet de var içinde. Elindeki şampanya şarabın bir türü, şarap da Hrıstiyanlık’ta makbul birşey. Dini buradan yakaladık. Alttaki kızın yüzü görünmüyor, al sana gizem. Oldu mu? Olduğu kadar:

Bu ne? Sitede cinsellik olursa daha fazla ziyaretçi gelir diye düşündüm 😉  (Amaç bu değil tabi, asıl konuyu yazının en altında bulabilirsiniz).

NIKON D800 VE CANON 5DMARKIII KARŞI KARŞIYA

Asıl yarış burada. OM-D, NEX-5N tırı vırı. D800’ün asıl rakibi şimdilik 5DMarkIII, dolayısıyla karşılaştırmayı bunlar arasında yapmak daha iyi. Sony A99 ya da D600 D800’e rakip değil, öyle görünseler de.


Bu sayfada yüksek ISO testleri yok, bunlar ve sonuç için sonraki sayfaya geçin.

İki farklı markanın gövdeleri arasında imaj kalitesi karşılaştırması yapmak kolay değil. 10.000 tane değişken var. Basitleştirebilmek için şunları yaptım:

– İki gövdede ortak objektif kullanabilmek için Novoflex Nikon F – EOS adaptörü aldım. Bu adaptör Nikon G objektiflerin diyaframını değiştirebiliyor. Herşey iyi güzel, mesele şu ki adaptör ile ince diyafram ayarı yapmak imkansız. Diyafram basamakları çok dar, sadece “en açık, orta ve en kapalı” ayarlarını yapmak kolay. Böyle olunca ideal diyaframı kullanmak zor (50 mmlerde 4-5.6 arası). Ayrıca ilginç bir şekilde aynı perde hızı-ISO-diyafram değerlerinde D800 ile aynı pozlamayı alamadım, bu yüzden 5DMarkIII’te Canon 50mm f1.2L, Nikon’da 50mm f1.4G kullanmaya karar verdim. Canon 50mm f1.2L köşeden köşeye performansta Nikkor’un gerisinde olsa da orta bölgede başabaş, hatta bence daha iyi. Kaldı ki, bu iki gövdeden maksimum performans alabileceğiniz objektifler belli, 50mmler de bunların başında geliyor.
– İki gövdede de 14-bit RAW çekip varsayılan ayarlarla Adobe Camera RAW’da açtım ve 8 kalitesiyle kaydettim.Bazılarında kaydetmeden doğrudan Bridge’de gösterdim (RAW üzerinden).
– Evdeki çekimleri üçayak üzerinde, manzara çekimlerini elde yaptım.
– Bu yazı D800 incelemesi olduğu için 5DMarkIII’le çok detaylı karşılaştırmadım. Geri kalan içerik artık başka yazıya…

Basit değil mi? E haydin başlayalım o zaman… Bazı fotoğrafların tam halini görmek için üzerlerine tıklamanız gerekiyor aklınızda olsun.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAMal bu. Son fotoğrafta D800 biraz daha büyük görünmüş. Perspektiften olsa gerek. D800 6-7mm daha yüksek, MarkIII 6mm daha geniş.

SANA DÜN BİR TEPEDEN BAKTIM AZİZ OSLO

Manzara çekecek yer arıyordum. Ortalıkta hala kar olduğu için yeşil-kahverengi-mavi tonlarını bulacağım bir manzara bulmak zor. Hava da bazen hafif yağmurlu ve kapalı oluyor. Neyse ki geçen pazar hava açtı güneş çıktı, fırsat bu fırsat deyip Oslo kalesine çıkıp sahil kısmını çekeyim dedim:

Aşağıdakilerde ya soldaki ya üstteki D800, ya alttaki ya sağdaki 5D Mark III.

O bina Nobel müzesi. Hani Obama’ya barış ödülü veren komik kurum var ya, işte o 🙂 Canon 50mm f1.2L f1.4’te Nikkor 50mm f1.4G’nin çok önünde. Morumsu renk bozulmalarını temizlesen ve biraz keskinleştirsen bildiğin manzara fotoğrafı olacak. Kontrast da yerli yerinde. f1.4’te manzara çekilir mi? Çektim oldu 🙂 ama bir aşağıdakine bakın.
Aynı Canon kenarda o kadar da iyi değil. Hatta kenarlarda anca f5.6’da Nikon’u yakalıyor.
f2.0’da Canon orta bölgelerde mükemmele yakın. Renk bozulması yok denebilir. Nikon da bayağı toparlamış.
Canon f2.0’da kenarda biraz toparlanmış ama Nikon hala çok önde.

Hemen f5.6’ya atlayalım çünkü amaç objektif karşılaşırması değil:

f5.6
f5.6 kenarlar. Her ne kadar Nikon hala biraz daha iyi olsa da Canon yeterince iyi. Biraz müdahaleyle daha da iyi olur.

Şimdi kenarları bırakalım ve sadece orta bölgeye dönelim. f5.6’da çektiğimde ACR’de keskinleştirme uyguladım (D800’e 96, 0.5 ve MarkIII’e 88, 0.5). f5.6’da iki objektif de orta bölgede maksimum performansa ulaşıyor. Bu durumda biraz keskinleştirmeyle gövdeler ne kadar çözünürlük verebilir onu görmek istedim.

Binanın ön tarafına bakarsanız hafif bir pütürlenme söz konusu. Gürültü deyin, kumlanma deyin… İki gövdede de var bu sorun. Bu kadar aydınlık havada gürültünün işi ne? Aslında manzara ya da şehir çekenler bilir, kontrastı yüksek havalarda (parlak, güneş tepede) gölgelerde böyle sorunlar olur. Her makinede olur. D800 ve 5DMarkIII’te de oluyor. Algılayıcı boyutu ne kadar ufak olursa bu sorun o kadar büyük olur. Kompaktlar bu konuda en sorunlu olanlar, özellikle 12MP’nin üzeri kompaktlar.

Şimdi f11 ve f16’ya bakalım:

f11’de D800 çözünürlük kaybediyor. MarkIII de öyle ama D800’de daha çok. f16’da bu etki çok daha fazla. Sebebi belli: Işık saçılması. Şöyle bakarsak daha anlaşılır olacak:

Yazılara dikkat ederseniz, f5.6’da en keskin, f8’de çok hafif bir yumuşama var, f11’de daha fazla ve f16’da bariz bir çözünürlük ve keskinlik azalması var. ACR’de keskinleştirerek bir miktar keskinliği geri getirmek mümkün, ama unutmayın ki  aynısını diğer diyaframlara da yapabilirsiniz.

Şahsi fikrim, Eğer sahne gerektiriyorsa f16’ya çıkmak yönünde. Unsharp mask, Smart sharpen, Highpass vs.. gibi yöntemlerle kaybolan mikro kontrastı ve keskinliği bir miktar geri getirmek mümkün:

Sağdakine ACR’de 108-0,6 keskinleştirme uyguladım.

GEMİLERDE TALİM VAR BAHRİYELİ YARİM VAR

Sonraki senaryoda gölgeli ve yüksek kontrastlı bir sahne var:

1/640, f6.3, ISO100

Güneş soldan geliyor, gemiler bembeyaz, binaların sağ tarafında gölgeler var. Acaba D800’ün “inanılmaz” dinamik aralığı bu sahnede kendini gösterip bir fark yaratacak mı?

Gene soldaki D800, sağdaki 5D MarkIII:

Buna biraz keskinlik verince:

 

Keskinleştirince:

 

Keskin:

 

Hop hoop:

 

Keskin (ve CA yokedilmiş hali):

 

Keskin:

Şimdi…. D800’ün 36MP-22MP farkından gelen bir üstünlüğü var, orası kesin. Peki başka bir fark gördünüz mü? Fotoğrafın heryerine baktım, tek fark piksel farkı. Daha iyi dinamik aralık, daha iyi renkler vs.. gibi şeyleri göremedim. İtiraf etmem lazım ki kullandığım monitörlerin renk kalibrasyonu yapılmamış durumda ve IPS monitörüm yok. Yukarıdaki fotoğrafı A3 ve A4 boyutunda Canon Pixma Pro9500 MarkII’de bastım, fark göremedim. Bu boyutlarda çözünürlük avantajı zaten belli olmaz ama renk-tonlama konusunda da fark yoktu.

Belki de sahneyi yanlış seçtim. Belki aşırı kontrastlı birşey bulmam lazım. Ama artık o da 5D MarkIII incelemesine kalsın 🙂

Şimdi bu sahneye +2EV pozlama telafisi verelim bakalım neler olacak:


Sanki… Sanki D800 parlak bölgeleri biraz daha iyi korumuş gibi ana +2EV’de 5DMarkIII de kötü değil. İlk örnekteki gölge de daha temiz.

-1EV denesek?

-1EV verince D800 yelkendeki parlak bölgeleri daha iyi korumuş sanki. Ton geçişleri daha yumuşak.

Mikron derecesinde fark görüyorum.

-3EV deneyelim:

-3EV’de D800 parlak detayları daha iyi korumuş. En azından ACR’nin işlemesine göre.

Son olarak +3EV uygulayalım ve bir gölgeye bakalım:

Soldaki D800 çok daha temiz. 5DMarkIII’ün +3EV pozlama telafisindeki performansı D800’ün gerisinde. Bu üstünlüğün işinize yarayacağı yerler var yaramayacağı yerler var.

Şimdi deniz tarafına dönelim, bakalım neler var:

MAVİ GÖK MAVİ DENİZ

Mavi gök mavi deniz
Hep sevginle gezeriz
Neş’e de biz aşk da biz
Ne güzel şey yaşamak


Türk sanat müziği iyidir, güzeldir…

Not: Eğer o. çocuğu olsaydım (lafı mazur görün) şöyle derdim:
Buradaki “Türk” lafı ırkçı bir söyleyiş. Biz Kuzey Kore miyiz? Türkiye’de Türkler de var Kürtler de Lazlar da. Bunu “Türkiye halkı sanat müziği” ya da sadece “eski sanat müziği” şeklinde değiştirmeliyiz.
Aynı lafları Yugoslavya paramparça olmadan da söylediler. Hatta Yugoslavya basketbol takımı 1989’da Avrupa şampiyonu olduğunda Hırvat ve Sırp oyuncular birbirlerine sarılmayıp ayrı gruplar halinde sevindiler, o duruma getirdiler ülkeyi. Neyse ki o. çocuğu değilim, o yüzden “Türk sanat müziği” olarak bırakıyorum.

Sahne bu. Güzel açık bir günde (ama soğuk) deniz.

Otomatik beyaz ayarında, ACR’de varsayılan ayarlarla kaydedildi.

ACR’de 88 ve 0,6 ayarlarıyla keskinleştirme yaptım. ISO100’de çekilmiş manzara fotoğraflarında keskinleştirme ayarlarında 0,5-0,7 Radius ve 80-90 arası Amount vermeyi seviyorum.

ACR’de düzeltmelerden sonra. Köşe kararması ve CA düzeltmesi yaptım, +0,15EV ve 3-5 kontrast ayarından sonra böyle oldu. Gökyüzünde keskinleştirmeden kaynaklanan etki haricinde (nokta nokta) iki makinede de gürültü/kumlanma/renk bozulması yok. Seçerek keskinleştirme yapsaydım bunlar da olmayacaktı.

Aynı dosya, farklı bir nokta. D800 ile 5DMarkIII arasındaki renk farkı dikkatinizi çekti mi? 5D MarkIII’te yeşil-sarı tonlar ön plandayken D800 biraz mora çalıyor gibi. İlginç. D800’ün otomatik beyaz ayarı zaten mora doğru gidiyor. Bunu gösterebilmek için Fotoğraf stillerini iki dosyada da “Neutral” hale getirip beyaz ayarlarını orjinal yaptım (As shot). Sonuç aşağıdaki gibi:

D800 bağıra bağıra mor-macenta, 5DMarkIII hafiften yeşil-sarı. Ufak kareye bakmayın bütün karelere bakarsanız da D800’ün üzeri sanki ince bir mor filtreyle, 5DMarkIII’ünki de mavi-yeşil bir filtreyle kaplanmış gibi. İkisi de tam doğru değil ama D800 daha kötü. Ken Rockwell sürekli JPEG çektiği için bundan çok şikayet ediyordu, haklıymış amcam.

Bu sayfada yüksek ISO karşılaştırmasını koymadım çünkü sayfa tren gibi çok uzadı. Sonraki sayfadayüksek ISO karşılaştırmaları ve sonuç var.

——————————————————-

UYARI: Buradan sonrası fotoğrafla ilgili değil. Okumak istemiyorsanız sonraki sayfaya geçin.

SOFİ’YE DÖNERSEK

Yazının başındaki Sofi’yi hatırladınız mı:



Kıza bakmayı kesip haberi okursanız birşey gösterecem. Alıntı AKP’nin tanınan haber sitelerinden Ensonhaber’den. Aslında bu site “sözde” bağımsız olduğunu iddia ediyor ama haberlerdeki yorumlar ve veriliş şekli (“gene mi Kemal!” ya da “Bahçeli gene rezil oldu” veya “işte Erdoğan’a bakın, ne kadar da mükemmel di mi?” şeklinde), muhalefetle dalga geçer gibi haberler ve manşetler (Gökçek bile atıyor olabilir manşetleri 🙂 ), iktidar partisinden geldiği belli yazılar (fikircibey vs..), bir tane bile hükümet karşıtı habere yer verilmemesi vs.. derken notunu 1 yıl önce vediğim bir site. Taraflı olmak suç değil tabi, sadece “biz bağımsız ve tarafsızız” diye bağırmak yanlış. Ama gene de takip ediyorum. Dostuna yakın ol, düşmanına daha da yakın 🙂

Habere gelirsek? Afiş İngiltere’de trafiği felç etmiş. Peki İngiltere’nin neresinde? Los Angeles!!! Hmmm… Amerika olmasın? Neyse, bunu da geçtik. Haberin orjinalinde trafikte sorun olduğu yazmıyor, “o kadar seksi ki kesin sorun olacak” diyor. Yani, haber tamamen “cıbıldak hatun koyalım insanlar sitede zaman geçirsin” haberi. “Helga Türk erkeklerini bekliyor” haberleriyle aynı. Buraya kadar herşey normal, çünkü bunu her site yapıyor. Amaaaa… Aynı “haber” sitesi ayda bir-iki kez Hürriyet, Milliyet gibi gazetelerle ilgili “vay efendim cinsellik ve pornoyla okuyucu topluyorsunuz” diye haber yapıyor. İyi de sen ne yapıyorsun? Yukarıdaki gibi haberler aynı sitede hemen her gün çıkıyor. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu… Sen başbakan mısın ki dün dediğinin bugün tersini yapacaksın?

SONRAKİ SAYFA BURADA!!!

2 comments for “Nikon D800 incelemesi – 6

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *