Fujifilm X-E2, 23mm f1.4 ve 18mm f2.0 incelemesi, Sonuç

Önceki sayfadan devam..

Ortadoğu ve Balkanlar’ın en uzun Fujifilm incelemesini nihayet bitiriyoruz.

Uyarı: Telefondan bağlanıyorsanız bilin ki sayfada ciddi sayıda fotoğraf var, yani hem sayfa yavaş yüklenebilir hem de cebinize zarar verebilir.

YÜKSEK YÜKSEK ISOLARA EV KURMASINLAR

Bu türküyü bilmiyorsanız (“ISOLARA” yerine “tepelere” olacak) çok şey kaybediyorsunuz. Türkülerimiz önemli. Gerçekten ciddi bir müzik kültürü birikimimiz var Türkiye olarak, bunu kaybetmemek ya da zayıflatmamak lazım. TRT’de bu aralar Musa Eroğlu’nun güzel bir programı var, onu izlemeye çalışın mesela.

Önemli not: Aşağıdaki fotoğraflara bakarken kullandığınız ekran çok önemli. Örneğin dizüstümün ekranında renkler biraz soluk ve kontrast düşükken, 24″ HP monitörümde biraz daha canlı, 20″lik ucuz HP ekranda ise iyice cart renkler görülüyor. Ben genellikle 24″ HP’nin verdiği renkleri ve tonlamayı baz aldım çünkü bu alette IPS panel var ve biraz oynayıp renkleri olması gerektiğine çok yakın hale getirdim (kalibrasyon yapmadım, sadece gözle kontrol ettim).

Bu sayfada çok fazla sayıda fotoğraf var, o yüzden fotoğraf boyutlarını ufak tuttum. Fotoğrafların büyük halleri için mutlaka üzerlerine tıklayıp açın yoksa pek birşey anlaşılmıyor.

Aşağıdakilerin çoğunu (ne yazık ki) markalar arasındaki ISO anlayış farkını farketmeden önce çektim. Yani bazı karşılaştırmalarda X-E2’yi bir durak kadar karanlık göreceksiniz. Eğer X-E2’yi 1 durak açsaydım ya da diğerlerini 1 durak kapatsaydım X-E2’ye haksızlık olacaktı.

1601333_723798477653601_623426826_nŞu anda yukarıdaki pozisyondayım, inşallah SONUÇ bölümünü istediğim gibi bağlayabilirim.

Gezi köşesiyle başlayalım. Dünyanın çeşitli ülkelerinden topladığımız incik boncuğun ufak bir kısmını bu köşeye koyuyoruz. Hem güzel duruyor, hem de test fotoğrafları için iyi bir senaryo oluyor.

VOODOO KÖŞESİ

ISO100 ve ISO200’e bakmaya gerek var mı? Kaldı ki NEX-3n, X-E2 ve E-M5’in baz ISO değerleri 200. ISO400’e bakalım:

iso400 nex fark 1Aynı perde hızı, diyafram ve ISO değerlerinde X-E2 her zaman 2/3-1 durak arası karanlık oluyor. Bu ISO karşılaştırmalarını yaparken NEX’te bir düşük ISO değerini kullandım, aşağıdaki gibi:

iso400 nex fark 2ISO değerleri aynı, ama X-E2’nin perde hızı NEX’in yarısı kadar.

ISO800 (NEX-3n ISO400):

iso800 nex 1iso800 nex 2Renklerde fark var, onun haricinde çok fark yok bence.

ISO1600 (NEX-3n ISO800):

iso1600 nex 2iso1600 nex 1

ISO3200 (NEX-3n ISO1600)

iso3200 nex 2iso3200 nex 1

ISO6400 (NEX-3n ISO3200)

iso6400 nex 1iso6400 nex 2

ISO12800 (NEX-3n ISO6400)

X-E2’de RAW’da ISO12800 ve 25600 çekemediğiniz için X-E2’nin JPEGlerini kullandım.

iso12800 nex 2iso12800 nex 1

ISO25600 (NEX-3n ISO12800)

iso25600 nex 3 3 iso25600 nex 3 1 iso25600 nex 3 2

Yorumlar en sona, şimdilik sadece “gösterme” eylemini yapalım. yukarıdakiler %100 kesme, peki %50 kesme alsak?

iso25600 nex 3 5 iso25600 nex 3 6Bana sorarsanız arada uçurumluk fark yok. Biri renk konusunda daha tutarlıyken diüerinde detaylar daha iyi, birinde kırmızılar iyiyken diğerinde maviler ve kalan renkler daha iyi vs.. Bu aletlerde 12800 ve üzerindeki saçma ISO değerlerinde çektiğiniz fotoğraftan hayır beklemeyin, hatta mümkünse bu ISO değerlerinde siyah-beyaz çekmenizi öneririm. İki gövde de ISO6400’de idare eder, ISO3200 kullanılabilir. X-E2’de ISO12800 ve ISO25600’de renk bozulması çok üst düzeyde. RAW olsa belki bir miktar düzelirdi ama bu haliyle çerçevenin birçok yerinde sarı bölgeler oluşuyor:

iso12800 nex 3 lekeler iso12800 nex 4 lekeler iso12800 nex 5 lekeler nr vibrancenex

Belki sizin kullandığını ekranda belli olmuyordur ama X-E2’nin JPEGlerinde bariz sarılaşmış bölgeler var. Bu sorun RAW çekilebilse (Fuji X serisinde ISO12800 ve üzerinde RAW çekemiyorsunuz) ne kadar düzelir emin değilim çünkü bunlar bölgesel ve düzenli değil. Sanıyorum sonraki nesil X-Trans algılayıcıda Fuji bu konuyu düzeltecektir. Siyah-beyaz çekimlerde bu belli olmayacaktır. Bu arada tekrar hatırlatayın, ISO12800 ve üzeri ISO değerlerinde sadece tam kare gövdelerde iyi sonuç alırsınız. Eğer internette zırt-pırt sitede herhangi bir APSC ya da m4/3 gövdeyler çekilmiş ISO12800/25600 fotoğrafları görüp çok beğenirseniz hemen pozlama değerlerine bakın (perde hızı ve diyafram), %99 ihtimalle iyi bir ışıkta çekilmiş fotoğraflara bakıyorsunuz. Yani sazanlık yapmadan önce “biraz daha” bakın 🙂

Olympus OM-D E-M5’e geçelim mi?

ISO1600’e kadar karşılaştırma yapmadım çünkü aradaki farklar dikkate değer değil. Yalnız burada dikkatli olun çünkü aşağıda göreceğiniz karşılaştırmalar “aynı ISO değerleri” kullanılarak yapıldı. E-M5 de X-E2 gibi ISO değerlerini tam olarak olması gerektiği gibi vermiyor. Buna rağmen pozlama değerleri aynı olsa bile E-M5’in fotoğrafları bir miktar daha “parlak” çıkmış. X-E2’yi geri gönderdiğim için yeniden çekemiyorum.

iso 3200 em5 1 iso 3200 em5 2 iso 3200 em5 3

iso 6400 em5 1 iso 6400 em5 2 iso 6400 em5 3

KÖTÜ HABER: X-E2, NEX-3N’LE AYNI ISO DEĞERİNİ GÖSTERMESİNE RAĞMEN BİR DURAK DÜŞÜK ISO KULLANIYOR. PEKİ, DAHA KÖTÜ HABER DUYMAK İSTER MİSİNİZ?

ilgincYukarıdaki grafik DxOMark’tan. Bu grafikte olması gereken ISO değerleri ve gövdelerin verdiği gerçek ISO değerlerini görebiliyorsunuz. Buna göre Canon 700D olması gereken ISO değerlerine en yakınken onun hemen ardından Sony NEX-3n geliyor. E-M5 mi? O neredeyse bir durak geride, yani örneğin 700D ve E-M5’te ISO1600’ü seçtiğinizde E-M5 aslında ISO800 kullanıyor. Hile gibi birşey, değil mi? Şimdi, daha yukarıda verdiğim fotoğraflara bakın. Pozlama değerleri aynı olmasına rağmen X-E2 E-M5’ten daha karanlık. Peki bu ne demek? Yani X-E2 aslnda İKİ DURAK daha düşük ISO değerleri mi kullanıyor??????? Acaba DxOMark’ın Fuji X-Trans algılayıcıları test etmemesinin en büyük sebebi bu mu? Bununla ilgili sabaha kadar soru sorabilirim. Önceki sayfalarda X-Trans’ın bir durak düşük ISO kullandığını söylemiştim, şimdi yukarıdaki sonuçlar iyice kafamı karıştırdı. Yani E-M5 zaten 1 durak düşük ISO kullanıyor, X-E2 de aynı ISO değerlerinde E-M5’ten daha karanlık fotoğraf veriyorsa???? Yani mesela Canon 700D ile X-E2’de ISO6400 seçtiğinde, Canon gerçekten ISO6400’e yakın bir değer kullanırken X-E2 ISO1600-2000 civarı birşey mi kullanacak? Cevabı bilemiyorum. Ve aslında aşağıdaki diğer örneklere bakarsanız (bu çiçekli olan değil, sonrakiler) ISO değerleri arasında bu kadar fark olmadığını göreceksiniz.

Allah Allah, ilginç… Bu konuyla ilgili birçok görüş-inceleme internette var aslında. Merak edenler araştırabilir.

BU KADAR KÖTÜ HABER YETER, BİRAZ DA İYİ ŞEYLER GÖSTER BİZE

Aha:

iso 25600 em5 1

E-M5’in nefesi kesilmiş 🙂 E-M5’te kontrastı da yüksek tutmuştum (JPEG’de) ama gene de X-E2’nin JPEG motoru yüksek ISO’da daha iyi. E-M5’te pozlama daha çok dikkat ederseniz (ISO farkı, aynı ISO kullanmama rağmen). E-M5’in RAW dosyasını ve X-E2’nin JPEG dosyasını LR’de siyah beyaza çevirince:

iso 25600 em5 1 sbE-M5 daha fazla pozlandığı için siyah-beyaza çevirince daha fazla ton görebiliyoruz. Başlangıçta ne kadar ton varsa o kadar hareket alanın var demektir. “Belki” Astia ile çekseydim X-E2’de kontrast daha düşük olurdu. Belki…

Son olarak makineleri kendi içlerinde değerlendirelim. Baz ISO ve ISO6400 arasında renkler ne kadar bozuluyor onu görelim:

iso200 6400 em5 iso200 6400 nex iso200 6400 xe2Bir de ISO12800’de XE2:

iso200 12800 xe2 jpeg

Bakın burası ilginç. Elimde X-E2’nin RAWlarını okuyabilen sadece iki program var: Lightroom 5.3 ve PictureCode Photo Ninja 1.2.1.  Photo Ninja bazı durumlarda LR’den daha iyi sonuç verse de LR kadar kontrol seçeneği yok. LR genelde X-E2’nin RAWlarını sorunsuz olarak işliyor (%95 JPEG ile aynı sonucu alabiliyorum), ama yukarıdaki durumda ISO12800’de X-E2’nin renkleri çok az bozulmuş (Sony kadar iyi). Diğer taraftan LR’de ISO3200’e kadar X-E2’nin RAWlarında renk bozulması yokken ISO6400’de bariz bir doygunluk azalması var. Fuji’nin KESİNLİKLE piyasadaki çok kullanılan RAW işleme firmalarına destek vermesi lazım. Birçok insan sırf X-E2’nin RAW dosyalarına destek diğer markalar kadar gelişmiş olmadığı için Fuji’den uzak duruyor.

Devam…

ÇİÇEK VE KİTAP

Kadınlar çiçektir, kitaplar da en iyi dosttur. Evet evet öyledirler gerçekten de… İkisine de ne kadar uzaklaşırsan, ikisiyle de ne kadar kötü anlaşırsan hayat o kadar iğrenç bir hal alır. Ya sevgisiz ya cahil kalırsın. Gerçi ne kadar cahil o kadar mutlu…

Şimdi burada D800 ve 5DMarkIII’ü de işin içine sokalım. Hani X-Trans için diyorlar ya “ufak ve ucuz pakette tam kareye yakın performans”, görelim bakalım gerçekten öyle mi? Gerçi yukarıda “gerçek ISO” ile ilgili yazdıklarımı okuduysanız az-çok işin aslının ne olduğunu anlamışsınızdır ama biz gene de görevimizi yapalım..

Önce odadaki fillere bakalım. Bence genel toplamda şu anda Nikon’un en iyi gövdesi D800/E. Seri çekime ihtiyacın yoksa D800’de işine yarayacak hemen herşey var. ISO10 yüzbinleri geç (ki o konuda da çok kötü değil); çözünürlük, dinamik aralık, renkler (RAW kullanın), gövde sağlamlığı, odaklama, ergonomi, uygun boyut vs.. bir profesyonelin ihtiyacı olan hemen herşey D800’de var. Fiyatı da çok uygun, bazen internette 2300$’a kadar düştüğü oluyor. Canon tarafında da 5DMarkIII benzer şekilde fiyat/performans canavarı, 1Dx’ten 2-3 özellik dışında eksiği yok diyebilirim.

Ama Canikon’un pek bahsedilmeyen önemli bir özelliği var: Doğru renkler. Bu iki firma “olması gereken” renkleri en iyi verenler. Fuji’nin, Olympus’un, Pentax’ın renklerini sevenler olabilir, normaldir (ki ben de X-E2 ve E-M5’ten aldığım JPEGleri seviyorum) ama “doğru renk” başka birşey. Benim şahsi fikrim böyle. Aşağıdaki örneği bakın:

LR’de açtım, hiçbir ayar yapmadım. Beyaz ayarı makine ayarıyla aynı. Arada fark görüyor musunuz? Sağ-arka plandaki televizyonun etkisiyle beyaz ayarları arasında biraz fark var, onun dışında renkler-tonlar %99 aynı. Ayrıca renklere dikkat edin, bu renkler sahnede “olması gereken” renkler. Yani bu fotoğrafı daha aşağıdaki karşılaştırmalar için referans alın. (Hatırlatma: D800 de olması gereken ISO değerinin yaklaşık 1/3-1/2 durak altını kullanıyor. Yani 5DMarkIII ve D800’de ISO200 seçerseniz, 5DMarkIII ISO200’e yakın bir değer kullanırken D800 yaklaşık ISO150 civarında çekim yapıyor. Bu yüzden aşağıdaki fotoğrafta D800 mikron farkıyla daha karanlık. Hatta D800’ün gerçek ISO değerleri NEX-3n’e çok yakın, sanıyorum Sony’nin algılayıcılarında olan ortak birşey).

d800 5dmarkiiiVe iki önemli not daha:

1)Tüm makinelerde aynı odak mesafesini kullanamadım. Mesela Canon’da yanımda 35mm eşdeğeri objektif yoktu, dolayısıyla 40mm f2.8 STM’yi kullandım ve gövdenin yerini ayarlayarak aynı kadrajı elde etmeye çalıştım.

2) Aşağıda 5 farklı makine ile çekilmiş fotoğraflar var. Bu makinelerin ISO ve pozlama anlayışları birbirinden farklı, dolayısıyla olay “Manuel mod kullan, hepsini aynı değere getir ve çek” kadar kolay değil. Hepsinde Manuel mod kullandım ama Matrix/Evaluative ölçüme güvendim, yani aslında pozlama değerlerine her makine kendi karar verdi (diyafram ve ISO’ya dikkat ettim sadece). Bu yüzden karşılaştırmalara bakarken mutlaka pozlama ayarlarına da bakın (diyafram, perde hızı ve ISO). Eğer iki fotoğraf arasında pozlama farkı görürseniz derdinizi bana değil firmaların destek servislerine bildirin 🙂

Eyyy Canikon, Sony, Fuji, Pentax, Olympus, Panasonic vs…. hepiniz oturun bir odaya, aranızda kararlaştırın, bir ISO standardı belirleyin biz de rahat edelim değil mi ama 🙂

5DMARKIII İLE “MYTHBUSTER”CILIK OYNAMA

“Mythbuster” diye bir program var, belki denk gelmişsinizdir. Halk arasında dolaşan bazı iddiaları televizyonda deneyip “acaba?” diyorlar, yani iddiaların doğruluğunu sınıyorlar. Bu başlık biraz onun gibi oldu, yani acaba X-Trans algılayıcısı iddia edildiği gibi tam kareye yakın performans veriyor mu?. Hatta bazı kullanıcıların daha da ileri gidip “D700’ümden daha iyi olduğu kesin de, D800’e bile kafa tutar” dediğini okudum. “Sen D700’ü kullanmayı öğrenmemişsin ki” demek yerine, tartışmayı bırakıp denemelere geçelim. ISO200 ile başlayalım:

iso200 markIII 1 iso200 markIII 2X-E2’ye +24 “Saturation” ayarı vermek zorunda kaldım ki renkler birbirine benzesin. İlk kesmede odak farklı yerde olduğu için netlik az.

Hemen ISO3200’e geçelim mi? Önce Lightroom ve makine çıktısı JPEG’e bakalım:

iso3200 raw ve jpegSoldaki LR, sağdaki makine çıktısı JPEG. Gürültü giderme farkı haricinde çok fark yok. Bir de JPEG’in kontrastı biraz daha yüksek. Bunlar haricinde LR 5.3 aslında iyi iş çıkarıyor.

iso3200 markiii 1 iso3200 markiii 2X-E2’ye +19 doygunluk verdim. Kırmızılara dikkat edin, X-E2’deki çiçekler kırmızı-pembe değil. Ayrıca tekrar belirteyim, iki fotoğraf arasındaki pozlama farkı benim suçum değil gövdelerin suçu. Manuel modda tüm çekimleri pozlama çizgisi ortadayken yaptım (0 EV diyelim).

Şimdi biraz daha abartıp 5DMarkIII’ü ISO6400’e getirelim:

iso3200 markiii 3Pozlamanın aynı olması gerekirken X-E2 biraz daha karanlık. Ve ISO değerlerine dikkat edin. Şu anda X-E2’nin gerçek ISO değeri ISO1600, ya da belki daha da düşük. Arada 2 durak ya da daha fazla fark var, ve bence hala 5DMarkIII daha iyi. Işık farkını geçin, renkler ve detaylar konusunda 5DMarkIII hala daha iyi. Aradaki 2 durak farka rağmen. Şimdi şunu açık söyleyeyim: Benzer bir sonuç bekliyordum, çünkü birkaç senedir her yeni çıkan iddialı makine için “tam kareye gerek yok, işte tam kare performansı!” naraları atan çok site var, ve bu makinelerin hiçbiri tam kareye yaklaşamadı. X-E2’de de benzer sonucu bekliyordum, ama bu kadar farka da açıkçası şaşırdım. Keşke X-E2 yanımda olsaydı da daha fazla deneme yapabilseydim çünkü modern APSC algılayıcılar genel olarak modern tam kare algılayıcıların yaklaşık 1 durak gerisinde.

iso3200 markiii 4Yukarıdakinde 5DMarkIII’e -1 EV pozlama telafisi verip “acaba aradaki fark EV farkı mı?” sorusuna baktım. Sizce öyle mi?

5DMarkIII’te ISO12800’e çıkalım:

iso3200 markiii 55DMarkIII’te biraz daha fazla gürültü var. X-E2’nin RAW dosyalarında da gürültü azaltma yaptığını hatırlayıp, 5DMarkIII’e LR’de biraz gürültü azaltma uyguladım:

iso3200 markiii 5 nriso3200 markiii 6 nriso3200 markiii 7 nr

Şimdilik yorum yok, “SONUÇ” bölümüne saklıyorum nefesimi 🙂

D800 İLE

iso3200 d800 2 nrISO100’den girmeye gerek yok çünkü 16-36MP arasındaki fark bariz. Hemen ISO3200’e geldim. Fuji X-E2 ISO3200, Nikon D800 ISO12800’de. D800’ü 17 MP’ye indirdim. Bu halde X-E2 daha iyi. Tabi ISO12800-3200 farkını düşünmezseniz (ve X-E2’nin aslında ISO1600 civarında olduğunu…).

Şimdi X-E2’yi ISO6400’e çıkaralım ve başka bir bölgeye bakalım:

iso3200 d800 3 nrRenklerin farkını saymazsak X-E2 daha iyi gibi, yalnız aradaki piksel sayısı farkını aklınıza getirin. D800’ü biraz ufaltırsak:

iso3200 d800 4 nrŞimdi D800 daha iyi 🙂 Hep diyorum ya, aynı koşullar altında daha fazla piksel her zaman daha iyi (hafıza kartı, bilgisayara bellek ve daha büyük sabit sürücü ihtiyaçlarını unutmadan).

SONY NEX-3N İLE

Nevet, bırakalım X-E2 akranlarıyla oynasın 🙂 Şaka şaka, bakmayın siz böyle dediğime…

iso12800 nex 1Gürültü giderme açık olmadan durum yukarıdaki gibi. Gürültü gidermeyi açıp diğer bölgelere bakalım:

iso12800 nex 1 nr iso12800 nex 2 nrOLYMPUS E-M5 İLE

iso25600 em5 1 nr iso25600 em5 2 nr Işık alan bölgelerde E-M5 idare ediyor ama gölgede ISO25600’de E-M5’in nefesi yetmiyor.

ISO3200’e inersek:

iso3200 em5 1

E-M5’te gürültü giderme yok, bu yüzden bir miktar daha gürültülü. Gürültü azaltma uygulayıp başka bir bölgeye bakalım:

iso3200 em5 2 nrArada fark var, ama çok değil. Baskıda belli olmaz. ISO6400’e bakalım:

iso6400 em5 1 iso6400 em5 2 nr iso6400 em5 3 nr

Arada çok fark yok sanki. ISO6400’e kadar E-M5 kendinden daha büyük algılayıcılı X-E2’nin ensesinde.

Çiçekleri bitirmeden diğer gövdeleri birbiriyle karşılaştıralım:

iso6400 nex markiiiiso6400 nex markiii 2

iso6400 nex em5 1 iso6400 nex em5 2

“BABA OCAĞI” DEYİMİ

Biraz ara verelim. Facebook’ta – ” Türkçe” nin Diriliş Hareketi – isimli gruptan alıntıdır (ismi aynen böyle turnaklı mırnaklı).

Eskiden tek tanrılı inançtan önce Türk inancında ateşin ruhla bağı olduğuna inanılırdı. Bu yüzden de cesetler yakılırdı. Dumanı göğe ulaşırken ruhun da Tanrı’ya ulaştığına inanılırdı. Eski ataların ruhunun da evden tam olarak ayrılmadığına inanılırdı. Onların ruhunun bir parçası evin ocağının ateşinde yaşardı. O yüzden o ateş hiç söndürülmezdi. Gece küllenir, gündüz yeniden alevlendirilirdi. Yanlışlıkla sönerse çırayla yakılmaz, yakın akraba olan bir evin ocağından alınan ateşle yeniden yakılırdı. O ateşte temsil edilen ata ruhlarına “Od Ana” ve “Od Ata” denirdi. Od Ana dişi ataları, Od Ata ise erkek ataları temsil ederdi. Ev o yüzden tapınak gibi görülürdü. Ev demek, orada yaşayan kutsal ruhların bulunduğu “ocak” demekti. Daha sonra aile tipi baba soylu hale gelince, Od Ana zamanla unutuldu ve Od Ata kaldı. Od Ata anlayışı, “baba ocağı” biçimine dönüştü. Bu düşünce tek tanrılı inanç, İslam inancı zamanlarında da devam etmiştir. Ayrıca “ocağı sönmek” deyimi de bu inancın kalıntısıdır.

Ayrıntı için:
Ziya Gökalp, “Türk Uygarlığı Tarihi”
Jean-Paul Roux, “Türklerin ve Moğolların Eski Dini”

BUZDOLABI SÜSLERİ

Şitoğlu pekmezini ararken (gerçekten de bu isimde bir pekmez markası var) annemin buzdolabının test fotoğrafları için çok uygun olduğunu farkettim.

iso3200 markiii 0M modunda, aynı değerleri kullandım. Arada yaklaşık 1 durak parlaklık farkı var. Daha yukarıdaki çiçekli fotoğrafta bu farkı daha fazla görmüştüm, şimdi burada sadece 1 durak kadar görüyorum. Nedeninden emin değilim.

Tüm pozları elde çektim. X-E2’nin RAWlarını diğerleriyle benzer renklere getirmek için doygunluğu arttırdım, hatta gidip özellikle kırmızı kanallıyla oynadım:

raw ayar“Hue” ile bile oynamak zorunda kaldım ki kırmızılar gerçek kırmızı olsun. LR 5.3’te Fuji’nin renk stilleri yok, belki onlar olsaydı renkler kendine gelirdi. Ben yukarıdaki ayarları yapınca renkler 5DMarkIII’e göre bir miktar daha doygun oldu.

5DMARKIII

iso6400 markiii 1 iso6400 markiii 2 Perde hızları farklı, ISOlar farklı… Bu nasıl karşılaştırma kardeşim? Vallahi 500 pozdan sonra aynı ışığı tutturmak için pozlama değerleri hesabı yapmayı bıraktım. Dikkat edin, diyaframlar aynı. Bu durumda ISO’dan X-E2’nin 1 durak, perde hızından da 2/3 durak avantajı olması lazım ama yok. Sanıyorum ISO değeri yükseldikçe X-E2 gerçek (olması gereken) ISO değerinden iyice uzaklaşıyor. Tahminen yukarıdaki durumda X-E2’nin gerçek ISO değeri ISO2000 civarı. Hesabım yanlış mı? Bilen biri yanıt versin 🙂

5DMarkIII’ü de ISO6400’e çıkaralım:

iso6400 markiii 4 iso6400 markiii 5 iso6400 markiii 6 iso6400 markiii 7ISO25600’e çıkalım:

iso25600 markiii 1 iso25600 markiii 2 iso25600 markiii 3 iso25600 markiii 4 iso25600 markiii 5Unutmayın, 5DMarkIII’te gürültü azaltma yapmadım ve X-E2’de gürültü azaltma -2’de (makine elime geçtiğinin 2 ya da 3. gününde bu ayarı -2’ye getirdim ve hiç dokunmadım).

En son eğlencelik 5DMarkIII’te ISO102400’e çıkalım:

iso25600 markiii 6Aslında ISO102400 hiç yoktan iyi ama siz gene de pek güvenmeyin.

D800

iso3200 d800 2D800’ü hafif titretmişim sanıyorum. Piksel sayıları arasında çok fark olduğundan D800 daha detaylı görünmesine rağmen gürültü biraz daha fazla (doğal olarak). Peki, buna bakın:

iso3200 d800 1Şimdi D800’de neredeyse gürültü yok. Soldakindan daha temiz ve keskin görünüyor. D800 incelemesinde de anlatmaya çalışmıştım, aynı koşullar altında çok piksel her zaman avantajlı. 36MP’lik D800’ün dosyalarını 16MP civarına indirirseniz (diyelim ki 16MP sizin baskınıza yetiyor) piyasadaki her 16MP’lik APSC makineden daha temiz baskı alırsınız, yüksek ISO dahil. Hatta D800’ü 16MP’ye indirirseniz ISO6400’e kadar D4’ten daha iyi sonuç alacaksınız (çok çok düşük ışıkta D4’ün bir miktar avantajı olabilir). İster inan ister inanma 🙂

iso6400 d800 1 iso25600 d800 1 iso25600 d800 2Nevet… Durum böyle…

NEX-3N

iso6400 nex 1 iso6400 nex 2 iso6400 nex 3 iso6400 nex 4

E-M5

iso3200 em5 1 iso3200 em5 2E-M5 ile çektiğim diğer fotoğrafları her nasıl olduysa bulamadım. Artık bu kadarcık örnekle idare edeceksiniz…

KİTAPLAR, KİTAPLIK

Kitapsız yüksek ISO karşılaştırması olur mu hiç 🙂 Mevlana “Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol” demiş. Şşşşş, en iyisi ben sessiz olayım, kitaplar konuşsun (tamam, itiraf ediyorum arada ufak ufak yorumlar yapacağım, ama çok ufak, ufacık fıçıcık.. peki bıbıcım…)

Bu sefer X-E2 yerine X100s ile başlayalım:

iso200 x100s nex 1 iso200 x100s nex 2Lan? Yoksa X100s ISO’yu düzgün mü beceriyor? İki fotoğraf arasında sadece 1/6-1/3 durak civarı fark var ki o kadar fark normal. İlginç vallahi, X-E2 ile X100s’in aynı algılayıcı ve işlemciye sahip olduğunu sanıyordum.

iso3200 x100s nex 1 iso3200 x100s nex 2 nr x100 arti 033İlk fotoğraf LR’de hiç dokunulmamış haller, ikincisinde NEX-3n’e biraz gürültü giderme uygulayıp X100s’e +0.33EV pozlama telafisi verdim. Üzerlerinde yazılar olmasa hangisinin hangi makineyle çekildiğini ayıramazsınız.

iso6400 x100s nex 1 iso6400 x100s nex 2 nrGene ilkinde hiçbirşeye dokunmadım, ikincide göz kararı NEX-3n’e gürültü giderme uyguladım.

İşte bu yüzden heryerde “eğer 35mm açıyı seviyorsanız X-E2 + 23mm f1.4 yerine X100s alın” diye öneriyorum. Her nedense X100s’in RAW dosyaları X-E2’ninkilerden daha düzgün (en azından LR’de böyle).

Bu sahnede ISO12800 ve 25600’ü detaylı olarak göstermeyeceğim. Daha önceki örneklere bakıp ne olacağını tahmin edebilirsiniz. Hatta ipucu vereyim:

iso25600 x100s nex 1X100s’te sararmış bölgeler var, buna karşılık NEX’te daha fazla gürültü var (X100s’in RAW’da gürültü giderme yaptığını unutmayalım). Ama ayrıca birşey daha var: X100s’teki ISO25600 aslında tam ISO25600 değil. Sürpriz!. Neyse ki (!) X100s de kardeşi gibi ISO standardına uymuyor. Dikkat edin, bu iki fotoğrafın eşit aydınlanmış olması gerekirken (hatta NEX-3n’in 1/3 durak daha karanlık olması lazım) X100’ünkü daha karanlık. Şöyle anlatayım:

iso25600 x100s nex 1 sbSadece siyah-beyaza çevirdim. NEX-3n’de arka duvar görülürken  X100s’te sadece karaltı var.

Şimdi JPEGlere bakalım:

iso25600 x100s nex jpegSoldaki X100s ISO25600, sağdaki NEX-3n ISO12800. İkisi de makine çıktısı JPEG. Aslında size birşey söyleyeyim, yüksek ISO’da LR NEX’in RAWlarında rengi düzgün tutturamıyor. E-M5’te de aynı şekilde. ISO12800 ve üzerinde LR’de açılan Sony algılayıcılarında bir “maviye kayma” durumu var gibi. Aynı RAWların makine çıktısı JPEGlerinde bu durumu görmedim. Detay konusunda kesinlikle LR + RAW daha iyi ama çok yüksek ISOlarda sanki biraz dertli gibi. Daha önce çok yüksek ISOlarda gezmediğim için farketmemiştim.

E-M5 ve X-E2’ye geçelim. Hemen ISO6400’deki bir durumu göstereyim:

iso6400 em5 parlaklik

Yukarıdaki sebepten dolayı X-E2’nin RAW dosyasına +0,66EV pozlama telafisi verdim. ISO değeri arttıkça olması gereken ISO ile gerçek ISO değeri arasındaki fark da açılıyor galiba.

Ve kendi karşılaştırmalarıma geçmeden Mansurov’un X-E1 incelemesinden iki fotoğraf vereyim. İlki E-M5, ikincisi X-E1:

Fotoğraflara dikkatlice bakın, ve sonra Mansurov’un şu yorumunu okuyun:

Olympus OM-D E-M5 yüksek ISO’da çok iyi imaj kalitesine sahip etkileyici bir algılayıcıya sahip. Ancak, yukarıdaki kesmelerde de göreceğiniz gibi, X-E1 fotoğrafları daha detaylı ve renkli işliyor, ayrıca gürültü miktarı daha az. Performans farkı ISO400’de bile belirginken ISO değeri arttıkça fark daha da belirginleşiyor. Bu karşılaştırmalarda RAW kullanıldığını unutmayın. Eğer JPEG performanslarını karşılaştırsaydık fark daha da açılacaktı çünkü Fuji JPEGleri işlemeyi çok iyi biliyor.

El insaf! Herkes DPReview’a “taraflı” diye saydırıyor ama Mansurov ve Steve Huff (ve biraz da Ken Rockwell) internet alemini en yanlış yönlendiren adamlar. Neden mi? Şimdi aşağıdaki fotoğraflara bakın:
mansur Fuji-X-E1-ISO-6400 ayni OLYMPUS DIGITAL CAMERA
Mutlaka büyüterek bakın. Arada fark var mı? Evet var. İkinci fotoğrafın renkleri daha canlı. Peki gürültü farkı var mı? Peki ya detay? Ne yaptım biliyor musunuz? İki dosyayı aynı boyutlara getirdim (Mansurov’un orjinalinde Fuji’nin kesmesinde daha çok piksel vardı, dolayısıyla daha fazla detay içeriyordu) ve E-M5’in JPEG’ine biraz gürültü giderme uyguladım. Ve sonuçta ne oldu? İkisi de birebir aynı oldu, hatta E-M5’in renkleri daha canlı! Mansurov aynı sonuca X-E2 incelemesinde de varmış, ve diyor ki “E-M1 her ne kadar etkileyici olsa da X-E2’nin büyük algılayıcısının gerisinde kalıyor”. Halbuki al iki fotoğrafı, E-M1’e gürültü azaltma uygula, siyahları biraz daha karalt, al sana X-E2’nin aynısı 🙂
Bir ürünü sevebilirsin, ona bayılabilirsin (ki Fuji Xler gerçekten çok çekici aletler), ama böyle incelemeleri yaparken daha dikkatli olmak lazım. Ve açıkçası ben E-M5’in X-Trans’a bu kadar yakın olacağını beklemiyordum (Mansurov’un kendi fotoğraflarını 10 saniye işleyince aynı hale geldiler hatta). “Efendim Fuji’ye de biraz dokun o daha da iyi olur” diye düşünebilirsiniz, ama hatırlayın ki Fuji zaten RAWlarında gürültü azaltma yapıyor.
İşte bu yüzden Thom Hogan, Ming Thein gibi bir inceleme için kılı kırk yaran adamları okumak daha faydalı. Bu ikisi bazen bir ürünü çıktıktan 6 ay – 1 sene sonra inceliyor ama o aleti gerçekten kullanmış ve gerçekten tanımış oluyorlar. Thom Hogan X-Trans ile ilgili “ya bu renklerde bir gariplik var galiba, dikkatli yaklaşın” derken Steve amca “vuuhuu bu nasıl birşey abi yaa, yok böyle bişii..” naraları atıyordu 🙂
Şimdi kendi çektiklerime gelelim:
iso6400 em5 1 nrYukarıdakinde E-M5’e gürültü azaltma uyguladım. Ve size Mansurov’un şu sözünü de hatırlatayım:
Daha ufak algılayıcısına rağmen, X-E1’in RAW çıktıları D800’ünkülere göre daha temiz görünüyor. ISO1600’ün altında ben X-E1’in RAWlarını tercih ederim.

Aferin sana… Aynı D800’den mi bahsediyoruz bilmiyorum. Yeterince güldüyseniz yukarıdaki fotoğraftan devam edelim. Gördüğünüz gibi aradaki fark kıl kadar. Gerçekten de öyle. Tek yaptığım şey Lightroom’da gürültü giderme çizgisiyle oynamak ve siyah tonları biraz aşağıya indirmek. Oldu bitti. Bakın aşağıdakinde E-M5’in RAW’una hiç dokunmadım:

iso6400 em5 1 nr yok fuji renk doygunlukEvet… Stevehuff ve Mansurov babaların bahsettiği o inanılmaz üstünlüğü farkedebilen var mı?

iso6400 em5 2 nr fuji renk doygunYukarıdakinde E-M5’e grültü azaltma yaptım, X-E2’nin renklerini doygunlaştırdım.

Bu sahnede JPEGlerde en doğru beyaz ayarını Fujiler verdi, ondan sonra NEX-3n. Olympus’ta “beyaz ayarında sıcak renkler ver” ayarını açık unutmuşum, o yüzden beyaz ayarı biraz sarıya kaçtı yani Olympus hakkında yorum yapamıyorum. ISO değeri yükseldikçe de en doğru beyaz ayarını Fujiler yapıyor gibi gördüm.

YEREBATAN SARNICI

Şimdiye kadar yüksek ISO karşılaştırmalarını çok düşük ışıkta yapmadık. Yerebatan Sarnıcı gerçekten karanlık bir ortam, ayrıca sarnıçtaki güçlü ışıklar yüksek kontrast yaratarak algılayıcıların dinamik aralıklarını ciddi oranda zorluyor. Bakalım bu durumlarda X-E2, NEX-3n ve E-M5 nasıl davranıyor. Sarnıca 5DMarkIII ve D800’ü götürmedim çünkü eşşek gibi ağır bür yük taşımak istemedim (Beylikdüzü-Eminönü arasında). Ayrıca, yukarıda gösterdiklerime bakarsanız sonucun ne olacağını tahmin edersiniz herhalde…

Bu başlıktaki amaç şu: Elinizde bir makine var, Yerebatan benzeri karanlık bir yerdesiniz ve fotoğraf çekmek istiyorsunuz. Üçayak olmadan aynı koşullarda hangi sistemle daha iyi çekim yapabilirsiniz? Bunun cevabı aslında önemli, çünkü yüksek ISO’nun gerekli olduğu yerler genellikle karanlık olur ve buralarda elinizde üçayak varsa genellikle yüksek ISO’ya gerek yoktur. Yani iş biraz pratiğe dökmek istedim. Koy üçayağı, çek heykelleri… o da gerekli ama bu daha güzel, daha bol fıstıklı 🙂

Yalnız karşılaştırmalara geçmeden önce X-E2 ile çektiğim 3-5 pozu paylaşayım:

fotocu 1X-E2, ISO4000, 1/30, f2.0, 18mm f2.0R. Doğrudan JPEG çıktısı. Aşağıdaki de benim RAW çalışmam:

fotocu 1 rawdanFena değil aslında. Süper keskin değil elbet ama kötü denemez.

hatali odakFotoğrafın tamamı sol-üst köşede, %100 hali gördüğünüz gibi. Bu ışıkta X-E2 ve 18mm f2.0R ikilisi bazen odaklanmakta zorlandı. Yalnız burada şunu da söylemeliyim ki NEX-3n ve Sigma 19mm f2.8 ikilisi bazı bölgelerde zorlanma kademesini de geçip “kıvrandırma” kademesine geldi 🙂 Yerebatan’ın loş atmosferinde en iyi odaklayan sistemi E-M5 oldu. Hatta o kadar çekimde E-M5 odağı sadece 2-3 defa kaçırdı (sonraki balık sahnesinde).

Aynı yerde 3 denemeden sonra:

odak hatasi yokBunda odak hatası yok, ama 1/20 ve ISO6400 yüzünden keskinlik kaybı var.

odak ve titreme 1El titremesi büyük bela, ki burada odak da hatalı. Burada 3-4 poz çektim, hiçbiri odaklı çıkmadı. Çocuklar yürüyor diye mi odak olmadı bilmiyorum.odak hatasi 3Gene odak hatası. Bu sefer perde hızı da fena değil. Bu sahnede NEX-3n bile buraya odak yaptı (merdivende ışık olduğu için).

Rakı şişesinde balık olsam… Ya da Yerebatan’da…

baliklar hepsiBu sahnede NEX-3n ve Sigma 19mm f2.8 sadece bir defa, X-E2 ve 18mm f2.0 hiç, X-E2 ve 23mm yarısında çoğunda ve E-M5 sadece bir defa odaklanabildi. Düşük ışıkta sürekli hareket eden balıklara odaklayabilmek bu makinelerle beceri istiyor. f1.4 diyaframı sayesinde 23mm bu testte daha başarılı oldu. Tabi… “Odakladın da ne oldu?” derseniz:

odak var amaOrtadan %100 kesme…

Sonra ağlayan sütuna yaklaştım. Gözyaşı Sütunu ya da Ağlayan Sütun diğer sütunlardan farklı olarak ıslak olması nedeniyle ağlıyormuş gibi bir görünüme sahip. Büyük Bazilika’nın inşasında ölen köleler anısına olduğu rivayet edilmekte:

sutun hepsiNEX burada en kötüsüydü. Elimin titrememesi için ISO12800’e çıkmak zorunda kaldım, ki bu durumda bile elim titremiş ve bu kadar karanlıkta ISO12800 gerçekten rezalet. Fuji f2.0 sayesinde biraz kurtarmış ve elim pek titrememiş (5 pozdan ikisi idare eder, diğerleri gene kötü). E-M5 ise:

sutun olanlarSağdaki fotoğraf E-M5 ile çektiğim ilk poz. İlk çekişte odaklamış, ve 1/8 perde hızı sayesinde ISO’yu 3200’de tutabilmiş. Doğal olarak bu sahnenin kazananı E-M5. Eyyyy Fuji, gövdeye titreim engelleyiciyi ne zaman koyuyorsun? Eğer böyle yaparsan mevcut objektiflerine ek avantaj sağlamış olacaksın (18mm, 23mm, 35mm).

Bir sütunun altı:

hepsiBu çekimler arasında en kullanılabilir NEX ve X-E2 fotoğraflarından %100 kesme:

nex ve xe2X-E2 daha karanlık bir poz verdi, bu yüzden RAW dosyasına +1 EV verdim:

nex ve xe2 1Beyaz ayarlarına dokunmadım. E-M5 ile karşılaştırırsak:

em5 ve xe2 1Unutmayın, X-E2’de +1 EV pozlama telafisi var. Sizce hangisi daha iyi?

Sarnıcın hemen girişinden diüer ucunu çekeyim dedim:

iso6400 em5 1X-E2’de elim titremeden (ki aslında titrediğini sonradan farkettim) en parlak bu şekilde çekebildim. RAW çekmek istediğimden ISO6400 kullandım. E-M5’te ise titreşim engelleme avantajı sayesinde aynı sahneyi daha parlak çekebildim. %100 halleri:

iso6400 em5 2E-M5’e -1 EV uygulayınca:

iso6400 em5 3 em5eksibir-1EV bile X-E2’nin ışık seviyesine inemiyor, -1/3 EV daha inmek gerekiyor. Pozlama değerlerine bakarsanız aslında arada 2/3 durak olması gerekirken gerçek fark 1 1/3 EV.

Medusa bacı… “Allah taş yapar” lafının gerçeğe dönüştüğü anlar…

iso6400 em5 0iso6400 em5 1Klasik titreşim azaltıcı sistemin avantajları…

Kızımıza başka bir açıdan bakalım:

iso6400 nex 0Beyaz ayarlarını benzetmeye çalıştım ve NEX’in RAW’una -0,66 EV pozlama telafisi yaptım.

iso6400 nex 1iso6400 nex 2Hala “rakipsiz IQ’suyla Fuji ayrı tabi” diyor musunuz? ISO farkına dikkat edin.

Gürültü azaltma yapmadan durum aşağıdaki gibi:

iso6400 nex 2 nryok     hepsiE-M5’te “daha sıcak renk ver” seçeneği yüzünden E-M5’in fotoğrafları daha sarımsı, ama zaten yüksek ISO’da Olympus JPEGleri genelde diğerlerine göre daha sıcak oluyor. Yukarıdaki çekim değerleri elim titretmeden çekebildiğim limit değerler. Hatta NEX’te kullandığım 1/13sn’de elim titremiş bile. İlginç bir şekilde genel olarak NEX-3n’de elim daha az titredi, halbuki X-E2’de gözümü bakaca dayayıp çekmiştim, yani X-E2’de daha destekli çektim (ya da ben öyle sanıyordum).

19mm ileNex-3n’in RAW dosyasıyla biraz oynayınca düzelip X-E2’ye çok benziyor ama ikisi de kullanılacak durumda değil. Belki bu boyutta olur:

19mm ile ufak

E-M5’e geçersek:

14mm ileE-M5’te titreşim azaltma sistemi sayesinde 14mm’de 1/8 gibi perde hızları kullanmak mümkün, hatta 1/4 bile kullanılabiliyor. Böyle olunca diyafram deavantajına rağmen E-M5’te daha düşük ISO kullanabiliyoruz. Hatta ISO3200 kullanıp detayları biraz daha arttırmak olası:

14mm ile iso3200

Nihayet son sahne:

hepsiYerebatan Sarnıcı’nın çıkışına yakın bir yer. Ayarları da özellikle verdim ki ne kadar karanlık bir ortam olduğunu görün istedim. Bu kadar fotoğrafın içinde işe yarayan iki tane var, bir tanesi bu:

em5 ileİkinciyi de E-M5 ile ISO1600’de çektim (1/8 ve f1.7’de). Diğerlerinde ya odak hatası var ya elim titremiş. E-M5’te iki tane de 0,5 saniye (yani yarım saniye) denemiştim (ISO’yu 400’e çekmek istedim) ama onda da elim titremiş.

Nevet… Bu kadar…

SONUÇ(LAR)

Artık olayı bağlamak lazım, öyle değil mi?

Aşağıdaki yorumların neredeyse tamamı kişisel fikirlerim. Bunlar kural ya da kanun değil, bu yüzden buradan okuyup %100 anlamadan başka yerlerde satmaya çalışmayın derim 🙂 Haftalarca sürmüş bir incelemeden tek cümlelik bir sonuç çıkarmak büyük yanlış olur. Bazı şeylerin geçmişini, nereden geldiğini bilmeden bir yargıya varırsan diğer insanları yanlış yönlendirirsin:

553137_531937173566558_1951855391_n

Asrın projesine meğersem dünya lideri başlamamış mı? Ceddimiz Abdülhamit’in projesini Ecevit mi hayata geçirmiş? Yok canım, montajdır kesin…

 

Ama şu bir gerçek: X-E2 mükemmel, Fujifilm’in XF objektifleri de öyle. X-Trans APSCler arasında rakipsiz (m4/3’ü algılayıcı boyutu sayesinde zaten eziyor), ucuza tam kare performansı veriyor. Diğerlerinin hiç şansı yok. Onu bırak, 1/8 fiyatına Leica alıyorsun yahu, daha ne olsun!

Deermişim…

EN İYİSİ, EN GÜZELİ

Fotoğraf GÖRSEL birşey. Konuşarak, iddia ederek hiçbirşey anlatamazsın. GÖSTERMEN lazım. K10D’nin 5DMarkII’ye yakın imaj kalitesinin olduğunu iddia ediyorsan bunu GÖSTERECEKSİN. Ama tek örnek de yetmez, 10larca örnek lazım. Eğer “K5’in yüksek ISO performansı 5DMarkIII’e yakın” diyorsan bunu örneklerle desteklemen lazım. Sayfalarca yazı yazsan değeri yok. “CCD CMOS’tan daha iyi, daha canlı, renkleri daha iyi” diyorsan bunu GÖZTERMEN lazım. “Nikon’un renkleri daha doğru, Fuji’nin APS-C’de rakibi yok, 35mm f1.4 Leica kalitesinde” diyorsan bunları GÖSTEREREK ispatlaman lazım. Yanyana GÖSTEREBİLİYORSAN, zaten sayfalarca yazmana ve tartışmana gerek yok. Roman eleştirisi yapıyorsan, yazarları karşılaştırıyorsan elbette yazacaksın ya da konuşacaksın.

Sondan başlayalım:

1/8 fiyatına Leica alıyorsun yahu

X-E2 kesinlikle Leica M gövdeleri gibi değil. Fujiler iyi, sağlam, kaliteli ama elinize aldığınızda “içi boş” hissi bariz. Eğer giriş seviye DSLRlardan geliyorsanız X-E2 size “Leica gibi olum” dedirtecek; eğer Leica kullandıysanız (E-M5 benzeri tok-sağlam bir aynasız ya da üst seviye DSLR da olur) “Fuji gibi olum” diyeceksiniz. Yani daha önceki tecrübeniz gövde kalitesini değerlendirmenizde etkin olacak. Şu ana kadar kullandığım gövdelere bakarsam ve sağlamlık hissini 5 puanla anlatmak istersem X-E2 5 üzerinden 2. gruba giriyor. 5 numara Canon 1D gibiler, 4 numara Nikon D800 / Leica M8 gibiler, 3 numara Olympus E-M5 / Pentax K10D gibiler, 2 numara X-E2 / Canon 60D / Nikon D600 gibiler (D600 sürpriz mi?), 1 numara Canon 550D / Nikon D5100 gibiler. Nikon D3200 / Canon 1100D’ye 0.5 puan verirdim 🙂 Gene yanlış anlamalara mahal vermemek için açıklayayım: Canon 60D gerçekten sağlam bir gövde, elinizde tutunca size güven veriyor, yani 5 üzerinden 2 puan almak iyi birşey ve mutlu etmeyeceği amatör sayısı çok azdır 🙂 X-E2’nin gövdesinde plastik kısımlar bu kadar çok olmasaydı ve içi boşmuş hissi vermeseydi K10D seviyesine koyardım. Metal kontroller plastik kapak ve gövdenin hissini kapatmıyor 🙂 Bunlar kişisel görüşlerim. Ve şunu da hatırlatayım:

1601333_723798477653601_623426826_nGövdenin imaj kalitesine bakarsak Leica’dan daha iyi olduğuna her türlü iddiaya girerim. Aslında işe tersinden bakarsak, bence Leica’nın sayısal makinelerinin algılayıcıları piyasadaki en kötülerden. Ne beyaz ayarı, ne dinamik aralığı, ne yüksek ISO performansı, ne renkler… M8’i de, M9’u da bir türlü sevemedim. Leica M idare ediyor ama… Gene de bilmemkaç bin $ verdiğin aletin neredeyse 600 $’lık kıytırık DSLR kadar performans verdiğini görünce (sadece algılayıcıyı söylüyorum) insan üzülüyor:

deiksoArtık DxO’ya ne kadar güvenirseniz… Ben pek güvenmem ama gene de can sıkıcı 🙂

Neyse efendim, salt algılayıcı performansı olarak Fuji önde derim ben, Leica ile karşılaştırınca. Peki Fuji optiği ile Leica’yı yakalamak mümkün mü? Yanyana karşılaştırma yapmadım ama şu kadarını söyleyebilirim: Eğer 23mm f1.4 Leica gibiyse Zeiss 24mm f1.8 de öyle ve Panasonic 20mm f1.7 de Leica’ya yakın demektir (ki değil); 18mm f2.0’ın da Leica’ya yakın olması için önce Panasonic 14mm f2.5’i yakalaması lazım, belki ondan sonra Leica’yı hedef alabilir. 35mm f1.4’ü kullanmadığım için yorum yapamıyorum. Bilmem anlatabildim mi?

Sonuç: Sadece X-E2 için söylersem, bu aleti alarak 1/8 fiyatına Leica almış olmuyorsunuz. Yani bence…

Ucuza tam kare performansı veriyor

Her yeni iddialı makine duyurulduğunda internet bir anda “abi D700 ne ki, 5DMarkIII’ün tozunu atacakmış” iddialarıyla çalkalanıyor. Yukarıdaki örneklerde de göstere göstere anlattığım gibi, X-E2’nin tam kareye yakın performans verdiği tamamen temelsiz. Yukarıda göstermediğim 100 kadar daha denemelik fotoğraf çektim, fotoğrafları aynı boya getirip (16MP) yanyana koyunca bile hangisinin 5DMarkIII’le çekildiğini bariz anlayabiliyorsunuz. D800 ile karşılaştırmak zaten hata, 16-36MP arasında ciddi fark var. Yanımda D700 olsaydı ona da bakardık ama ben %90 eminim ki benzer sonuçla karşılaşacaktık. Pentax K5 ve Nikon D7000 çıktığında da “tam kare gövdelere gerek kalmadı, elinizde patlamadan hemen satın” diyenler oldu, şimdi o arkadaşlar nerede merak ediyorum. X-E2 belki orjinal 5D ile kafa kafaya gelebilir, emin değilim. Şunu da hatırlatayım: Yüksek çözünürlüklü APSc algılayıcılar düşük ISO değerlerinde kendilerinden düşük çözünürlüklü tam kare gövdelerden daha fazla detay verir, normal bir durum. Örneğin NEX-7 ISO800’e kadar Nikon D700 ve 5D’den (ilk versiyon) daha fazla detay verecektir. Hatta dikkatli bir çekimde ISO1600’de bile daha fazla detay görebilirsiniz.

Bu arada benzer lafları tüm markalar için söylüyorum, yani marka kayırmaca yok. Tam kare ayrı bir dünya, APSC ile karşılaştırmamak lazım. Aynı dönemde çıkan APSC ve tam kare algılayıcılar arasında genelde 1 duraklık fark oluyor (dinamik aralık, yüksek ISO becerisi vs..). Yüksek ISO’da ve düşük ışıkta 5DMarkIII ile X-E2 arasında, gördüğüm kadarıyla, yaklaşık 2 duraklık fark var. NEX-3n de benzer şekilde. Acaba elimde Capture One gibi X-Trans’ın RAWları için önerilen başka bir program olsaydı durum daha farklı olur muydu? Bilemiyorum. Çok övülen makine çıktısı JPEGleri karşılaştırınca da durum benzer, o yüzden fikrim çok değişmez gibi düşünüyorum.

Sonuç: X-E2, ucuza tam kare performansı vermiyor.

son3

X-Trans APSCler arasında rakipsiz (m4/3’ü algılayıcı boyutu sayesinde zaten eziyor)

9 sayfa boyunca 100’ün üzerinde fotoğraf karşılaştırması gösterdim, hala bu şekilde düşünüyorsanız benim yapabileceğim birşey yok. X-Trans bence rakipsiz değil, AMA PİYASADAKİ EN İYİ AYNASIZ ALGILAYICILARI KADAR İYİ. X-Trans, ilk çıkan X-Pro1’den beri piyasada liderliğe oynayan diğer algılayıcılar kadar iyi (APSC’den bahsediyorum), bu yüzden Fujifilm’i tebrik etmek lazım. Piyasada alternatiflerin olması kullanıcılar için iyi.

m4/3’le karşılaştırmasını da açıkça gördünüz. 16MP’lik Sony m4/3 algılayıcıları gene 16MP’lik Sony APS-C algılayıcılarına çok yakın performans veriyor. Bu lafı 3 tane fotoğraf çekip ya da internetten hasbel-kader okuduklarımdan söylemiyorum, 1000lerce E-M5 fotoğrafından sonra bu sonuca vardım ve 9 sayfalık incelemede de bunu gösterdim diye düşünüyorum. İlla ki “m4/3’ün bir dezavantajı olmalı, bari onu söyle de rahatlayalım” derseniz: Düşük ISO’da gene de APS-C’yi tercih ederim. m4/3 algılayıcılar çok iyi olsalar da yüksek kontrastlı sahnelerde (örneğin parlak gökyüzü ve hafif loş orman) APSClerin dinamik aralık ve bu sayede biraz daha düşük gürültü avantajını görüyorum. Yalnız bu lafımı “m4/3ler kötüymüş abi” gibi okumayın lütfen, şu anda elimdeki tek APS-C gövde NEX-3n, diğerlerini E-M5 aldığımdan beri sattım çünkü E-M5 bana çok yeterli. Ayrıca, ISO800 civarından sonra APSC’nin bu avantajı da ya azalıyor ya hiç kalmıyor. Panasonic’in kendi 16MP’lik m4/3 algılayıcılarının da çok iyi olduğunu söylüyorlar (RAW çekerseniz), hatta GH-4 şu anda en yüksek DxO puanına sahip m4/3 gövde.

m4/3lerin net alan derinliği konusunda çok büyük dezavantajı olduğunu düşünmüyorum. Piyasadaki m4/3 uyumlu objektifler f0.95, hatta f0.85’e kadar indi. Panasonic 42.5mm f1.2 OIS, Voigtlander 17mm ve 25mm f0.95, Olympus 75mm f1.8 benzeri çok kaliteli ve geniş diyaframlı objektiflerle ciddi oranda dar alan derinliği yakalamak mümkün. Ama evet, hala 5DMarkIII + 85mm f1.2 eşleniği yok ve bu bahsettiğim objektifler ucuz değil çünkü bu kadar geniş diyaframlı objektif üretmek zor.

TEŞEKKÜRLER FUJİFİLM: RAW’da ISO100 ÇEKEBİLİYORUZ!

Önceki sayfalarda verdiğim örneklerden biri. X-E2 ile NEX-3n arasında neredeyse 1 durak fark var. Neden? Bence X-Trans aslında ISO100’den başlıyor, ama bize ISO200 gibi gösteriyor. Sebep nedir bilmiyorum, belki Fujifilm farklı bir ISO standardı kullanıyordur (çok iyi niyetliyim, çünkü aslında ISO dediğinin “S” harfi “Standart” anlamına geliyor 🙂 ). Yani efendim, hiç “bize RAW’da ISO100 ver” diye üstelemeyin, adamlar zaten vermiş.

ISO değerlerini Fujifilm diğer markalara göre faklı algılıyor olabilir, ama aynı pozlamada (ISO değerleri farklı olsa bile aynı parlaklığa sahip ftoğraflarda) NEX-3n ile X-Trans arasında fark yok. Dikkat ettiyseniz birçok fotoğrafta aradaki farkları bulabilmek için %100, hatta %200 büyütme yapmak zorunda kaldık. NEX-3n’e “ucuz makine işte” demeyin, içindeki algılayıcı NEX-6’dakiyle aynı (odaklama pikselleri haricinde), hatta Nikon D7000’deki algılayıcıyla bile aynı. Yani, yukarıda da biryerde yazmıştım, X-Trans algılayıcı piyasadaki en iyi 20MP altı APS-C algılayıcılarla aynı performansı veriyor. Ah bir de RAWlarındaki gürültü azaltma yapmasalar…

Sonuç: Kimse kimseyi ezmiyor, X-Trans algılayıcısı piyasadaki tam kare altındaki lider algılayıcılar kadar iyi ama daha iyi değil.

Fuji’nin XF objektifleri mükemmel

Gerçekten mi? “Mükemmel” ile “çok iyi” lafını ayırmak lazım.

Ben sadece 23mm f1.4R ve 18mm f2.0R’yi denedim. 18mm’nin ön plana çıkan iki özelliği var: f2.0 diyafram ve kompakt yapısı. Bunlar dışında, otomatik odaklaması çok hızlı değil ve sesli, ayrıca bulanıklık ve renk bozulmaları (CA) orta bölge haricinde neredeyse f8’de bile düzelmiyor. f2’de orta bölge çok iyi, f4-5.6 arasında en iyi performansı veriyor, kenarlar f8’de “ortalama” keskinliğe çıkıyor, en köşeler hiç düzelmiyor diyebilirim. 27mm (135mm eşleniği) açısını seviyorsanız iyi bir sokak objektifi olabilir, onun dışında köşeden köşeye performans istiyorsanız 18-55mm f2.8-4.0 bile daha iyi bir seçim olabilir. Sigma 19mm f2.8 (“Art” olmayan ilk versiyon) ve Panasonic 14mm f2.5 toplam performansta bu objektiften çok daha iyiler (diyafram farkını saymazsak). Özellikle Sigma 19mm f2.8 bu açıda fiyat/performans şampiyonu diyebilirim. 18mm’de sevmediğim başka birşeyse diyafram halkasını çok sıkı olması ve rahat kavranamaması. Makineyi tutarken diyafram halkasını bulup çevirmeye çalışmak kolay değil. en azından halkaya daha yüksek ve tırtıklı çentikler konsaymış.

23mm f1.4R ise bambaşka. MTF grafikleri çekmekle uğraşmadım ama gördüğüm kadarıyla Zeiss 24mm f1.8 kadar iyi (Zeiss ilk çıktığında 1099$’dı, 08.05.2014 tarihinde Amazon’da 899$’a satılıyor, ben indirimle çok daha ucuza aldım). Bazı durumlarda Zeiss daha iyi, bazı durumlarda Fuji. X-E2’nin “Lens Modulation Optimizer” dediği özellik de fena işler yapmıyor, bu da 23mm’nin kusurlarını gizlemeye yardımcı birşey. 23mm’nin genel malzeme kalitesi üst seviyede, 18mm ile farkları anında farkediliyor. X-E2 ile boyut olarak çok uyumlular (benim orta boyutta ellerime göre). Odaklaması yavaş değil, belki X-T1 ile daha hızlı odaklıyordur. Odaklama sırasında hafif bir “hıss” sesi duyuyorum, Zeiss 24mm, Panasonic 14mm ve Sigma 19mm’deki tam sessiz motor gibi değil. Panasonic 20mm f1.7’ye benzer ama biraz daha az bir ses çıkarıyor. 23mm mekanik olarak üst düzey olsa da, üzerinde çok fazla oynak parça olan objektiflere ben ısınamadım. 23mm’de bir diyafram halkası var, bir de odak halkası. Böyle kalsa tamam da manuel odaklayabilmek için odak halkasını kendinize çekiyorsunuz, otomatik odağa almak için tekar itiyorsunuz. Bu teknolojiye sahip objektiflerin halkaları bir süre sonra bozulmaya müsait. Şimdi yeni aldığım Olympus 12-40mm f2.8 de benzer, onda da odak halkasını kendine çekip manuel odak yapıyorsun. Halbuki yap USM gibi, AF-S gibi birşey, halka malka çekip itmek zorunda bırakma bizi.

35mm’nin optik olarak aralarında en iyisi olduğunu söylüyorlar, onda da odak sıkıntıları var(mış) (biraz sesli, çok hızlı değil ve bazen odaklanamama gibi).

XF 55-200mm’in odak halkası biraz sıkı ve alet 700$! Canon 55-250mm STM bunun yarı fiyatı ve o da optik olarak çok iyi, Canikon’un tam kare uyumlu 70-300mm VR/IS objektifleri bile bundan ucuzlar, ayrıca bunların optikleri de kötü değil ve odaklamaları Fuji’den çook daha iyi. Bari sabit f4 olsaymış.

XF 18-55mm f2.8-4.0 OIS objektifi hala standart 18-55mm kit objektiflerle karşılaştıranlar var, halbuki Fuji’nin 18-55’i 700$! 550$ civarlarına sabit f2.8 odaklı Sigma 17-50mmler, 400$ civarına Tamron 17-50mm f2.8 VC satılıyor. Olympus’un harika 14-54mm f2.8-3.5 objektifi de 600$.

XF 60mm f2.4, Nikon 60mm f2.8G’den 100$ daha pahalı ve Nikon gibi 1:1 makro değil, sadece 1:2.

XF 27mm f2.8 de iyi hoş, ama o kadar. İyi ve hoş.

XF 56mm f1.2 alanında tek. 1000$’ın altında otomatik odaklı 50mm civarı objektif başka yok. Zaten piyasadaki f1.2 odaklı fazla objektif yok, olanlar da 1500$’ın üzerinde.

XF 14mm f2.8’in iyi olduğu söyleniyor.

Aynen Canikon ve Sony’de olduğu gibi Fujifilm’in objektiflerinin de dertleri var. Sen çıkıp “yok böylesi, nasıl süper belli değil” diyorsan ortaya 10larca örnek koyman gerekli.

Tekrar söyleyeyim, Fuji’nin objektifleri genelde ortalamanın üzerinde. Fuji sisteminde ben olsam 18-55mm ve 56mm alırdım, sonra da 50-140mm f2.8’i bekleyip olayı kapatırdım. Belki ultra-geniş açı sevenlere 10-24mm de iyi gider. 50-140’ın fiyatını bilemiyorum ama 18-55mm haricinde saydıklarımın fiyat/performans oranları yüksek. Ya da ikinci bir set: 10-24mm, 56mm (ya da 35mm), 50-140mm. Yalnız 50-140mm için şimdiden para biriktirmeye başlayın, benim tahminim fiyatı 1500$ civarında olacak (Fuji’nin şimdiki fiyat politikasına bakarsak). 16-55mm f2.8 de iyi olacak eminim, ama boyut olarak büyük olacağına da eminim.

Hatta aykırı bir öneri yapayım: XC 16-50mm + 40-150mm. Neden olmasın? 16-50’nin birçok optik kusurunu gövdeler zaten düzeltiyor, ve Thom Hogan gibi düzgün incelemeciler bu objektifin fiyatına ve boyutuna göre bayağı iyi olduğunu söylüyorlar (16mm’deki aşırı bozulma haricinde, düz çizgiler çekmiyorsanız o da dert değil). Bokeh-portre işini de 40-150mm görür.

Sonuç: XF objektiflerin tamamı mükemmel ya da Leica kalitesinde değil. Ancak Fuji’nin az sayıdaki objektifinin ortalama kalitesi yüksek.

son2

X-E2 Mükemmel

Hiçbir gövde mükemmel değil. En beğendiğim DSLR gövde olan 5DMarkIII’ün de birçok eksiği var. X-E2’nin gördüğüm eksiklerin incelemenin bir sayfasında yazmıştım. Hatta o kadar ki, şu haliyle X-E2 mükemmelden çok uzak. Odak sistemi orta seviyede, RAWlarında bile kapatamadığınız bir gürültü azaltma sistemi var, menü yapısı Canon gibi basit ve kullanışlı değil (daha çok Olympus ve Nikon gibi tren sistemi, ardarda dizilmiş seçenekler şeklinde, son ayarladığın menü seçeneğine hemen gidemiyorsun, My Menu benzeri bir menü yok, Q menüdeki + ve – ayarlar ters, vs..), gövde orta kalitede (X-T1 daha iyi), toz-nem koruması yok, RAW desteği çok yavaş geldi, seri çekim hızı yetersiz (saniyede 7 kare ama ekran kararıyor ve sürekli odaklama çalışmıyor), pil ömrü az vs..

Bunun yanında, retro görünüşü ve metal harici kontrolleri, piyasadaki en iyi imaj kalitesine sahip APS-C algılayıcılara eş X-Trans algılayıcı, çok iyi JPEG dosyalar, film modları, yüksek çözünürlüklü elektronik bakaç, çekici objektif seçenekleri, WiFi, çoğu kişiyi yolda bırakmayacak tekli odaklaması vs.. gibi çekici özellikleri var.

Sonuç: X-E2 mükemmel değil, hiçbir gövde değil.

X-E2, İYİ-KÖTÜ

Facebook’ta “Türkçenin Diriliş Hareketi” grubundan alıntı:

Divanü Lügat’it Türk’te: Suv körmekinçe etük tartma.

Türkiye Türkçesi’ne çevirisi: Suyu görmeden edik/çizme(*) çıkarma.

Türkiye Türkçesi’ne nasıl gelmiş: Dereyi görmeden paçayı sıvama.

* Edik: Ham deriden yapilmis, yumusak, bagcikli çizme

Ve Eskişehir Ozman Gazi Üniversitesi’nden bir Yunus Emre araştırmasından alıntı:

yunus
“Türkçe’yle yazmıştır”a dikkat edin. Hala “bir gecede cahil kaldık, dedelerimizin mezar taşlarını okuyamıyoruz” diyenler ortalıkta gezerken…

Not: İyi-kötü olayına geçmeden önce, bugün imaging-resource’ta X-T1’in karşılaştırma fotoğrafları yayınlandı. Bu fotoğrafların EXIF bilgilerine bakarsak diğer makinelerle aynı diyafram ve perde hızını kullandıklarını gördüm. Mesela ISO1600’de Canon 70D gibi 1/200 ve f8 kullanmışlar: http://www.imaging-resource.com/PRODS/fuji-x-t1/XT1hSLI01600NR3D.HTM ve http://www.imaging-resource.com/PRODS/canon-70d/E70DhSLI01600NR2D.HTM

Benim bulgularımla pek uyuşmuyor bunlar. Belki bana da güvenmemek lazım 🙂

İyi

  • Retro görünüm.
  • “Lens Modulation Optimizer” seçeneği iyi iş yapıyor gibime geldi. Bu özellik Fujifilm objektiflerinin birçok sorununun düzeltiyor.
  • Fujifilm’in kendi Leica adaptörünü kullanırsanız, objektif düzeltmelerini de kaybetmemiş oluyorsunuz, böylece Leica gövdelerinden daha iyi bir imaj kalitesine çoook daha ucuza ulaşabiliyorsunuz (Leica M 240 ile yanyana koymak isterdim). Gövde kalitesi farkını saymıyorum.
  • Fujifilm’in sürekli yazılım desteği. Ben bu son sayfayı hazırlarken bile X-E2’deki ekranın tazeleme hızını arttıran ve 2-3 düzeltme getiren bir bellenim yayınladılar.
  • Standart bir DSLR’a göre bir hayli hafif ve ufak (diğer çoğu aynasız gbi).
  • Dolgu flaşı performansı giriş seviye DSLRlara göre daha iyi.
  • Tonla harici kontrol, özelleştirilebilir tuşlar, Q tuşu ile birçok özelliğe ulaşılabilmesi.
  • Otomatik ISO’da minimum perde hızını belirleyebilmek güzel, ama diğer yandan perde hızı odak mesafesine göre otomatik belirlenemiyor, her yeni objektif için elle seçmeniz lazım. 35mm gibi sabit odaklılarda çok dert olmaz da 18-55mm gibi ojektiflerde tek bir minimum değer belirleyebilmek işi zorlaştırıyor.
  • Fiyatı hızlıca düşüyor 🙂 Hatta öyle ki, aynı imaj kalitesine sahip X-E1 şu anda Fuji outlet internet sitesinde 1250 TL gibi bir fiyata alınabiliyor. Bir adaptör ile eski manuel bir objektif bulursanız ilginç bir kitiniz olabilir.
  • JPEG motoru bayağı iyi. İlk bakışta çok çekici JPEG dosyaları çıkarabiliyor. Yüksek ISO’da da fena iş yapmıyor.
  • 2014 itibariyle mükemmel Türkiye ofisi desteği. Fujifilm Türkiye bu aralar en aktif firma. Forumlara katılıyorlar, geziler düzenliyorlar, bazı sorulara doğrudan kendileri yanıt veriyor vs.. Fiyatlar da Amerika fiyatları gibi, hatta bazı ürünler bazen ucuz bile olabiliyor! Gerçekten de tebrik etmek lazım. Belki diğer markalar da birşeyler yapıyordur ama amatör kullanıcılara bu kadar ulaştıklarını sanmıyorum (Sony’deya da ben görmüyorum).
  • JPEGlerinde her ISO’da gürültü çok düşük. %100 büyütmezseniz çok temiz fotoğraflar çıkabiliyor.
  • WiFi fotoğrafları (düşük çözünürlükte olsa bile) aktarmada faydalı. Ayrıca telefondan GPS bilgisini okuyup EXIF bilgisine ekleyebiliyor (bir kere okutuyorsunuz, 2 saat kadar hafızasında tutuyor).
  • Devingen aralık modları genelde işe yarıyor. Ben makineyi DR200’de bırakırdım.
  • Perde sesi çok değil. Standart bir DSLR’a ya da elektronik ön perde modu olmayan NEXler’e göre sessiz diyebilirim. NEX-3n ve E-M5 de sessiz. İçlerinde en sessizi E-M5. Nikon V1 hepsinden daha sessiz, hatta tam elektronik modunda hiç ses çıkmıyor (mekanik perde hareket etmiyor).
  • Hiç moire görmedim. Fuji’ye göre bunun sebebi X-Trans’ın değiştirilmiş Bayer filtresi. Bence ufak detayların yumuşatılması da buna bir neden olabilir. Moire çok keskin bölgelerde oluşur. Hatta Pentax K-3 de moire etkisini mikro titreşimlerle aşıyor, yani fotoğrafı hafif bulandırarak.
  • X-E2’nin JPEGleri NEX-3n’den daha keskin ve lens duzeltmesi sayesinde köşeler daha iyi (bazen gozle gorulur fark oluyor). Özellikle sürekli çizgiler varsa (pencereler, bina çizgileri vs..) Fuji’nin JPEG motoru bunlara ayrica özen gösteriyor, bu çizgiler NEX’e göre daha belirgin oluyor. Ufak ve sürekli detaylar için NEX daha iyi.

Kötü

  • Retro görünüm 🙂
  • RAW dosyalarında bile belirgin gürültü azaltma var. JPEGler de aynı şekilde. Alır almaz NR ayarını (gürültü giderme) -2’ye getirin, ki bu durumda bile ufak detaylar E-M5 ve NEX-3n’e göre belirgin şekilde azalıyor.
  • Kendini tekrar eden şekillerde (ağaç gövdesi, çimenler, ağaç dalları vs..) bariz “yılan” etkisi var. RAW’da keskinleştirmeyi arttırınca ortaya çıkan bu etki, JPEG’de de görülebiliyor. Buradaki sayfaya bir daha bakın.
  • Seçtiğiniz ISO değerleri Sony ve Canon’dakilerin yaklaşık 1 durak altı, yani mesela Sony NEX-3nve X-E2’de ISO1600’ü seçerseniz, NEX-3n yaklaşık 1 durak daha fazla pozlanmış fotoğraf veriyor.Hatta 5DMarkIII’le bazen arasında 2 durak fark olduğunu sandım, yüksek ISO’da bazı durumlarda aynı ISO-perde-diyafram değerlerinde o kadar fark var.
  • E-M5 de ISO değeri yükseldikçe gerçek ISO’dan uzaklaşıyor ama X-E2 E-M5’ten de kötü.
  • Üçayak bağlantı noktası algılayıcı aksında değil (E-M5 de aynı şekilde).
  • Pil ömrü çok değil. Eğer pili şarj etmeden 400-500 çekim yapmayı düşünüyorsanız yeni pil alın. Kullanım şeklinize göre pil 250 çekimde bile bitebilir.
  • Pozlama basamaklaması (exposure bracketing) sadece 1 durak aralıkla 3 çekim olabiliyor. Ciddi HDR çalışıyorsanız hiçbir işe yaramaz, M modunda çekmek zorunda kalacaksınız.
  • Odaklama bazen iyi ışıkta bile kaçırabiliyor. Yani “odağı yaptım” deyip çekiyor ama aslında odak yapmamış oluyor. Bunların çoğu manzara çekimlerinde oldu (4-5 tane). Düşük ışıkta da odaklama sıkıntıları yaşayabilirsiniz (DSLRlarla karşılaştırınca).
  • Odaklama hızı m4/3, Nikon 1 ve DSLR sistemlerinin gerisinde, ama çoğu durumda yeterli olacaktır.
  • Lightroom, Camera RAW gibi yaygın RAW çeviricilerine destek çok geç geldi, ve Fujifilm hayranlarına göre hala X-Trans’ın performansını %100 vermiyor. Açıkçası yüksek ISO’daki renk doygunluğunun azalması haricinde LR 5.3’ün sonuçlarını makine çıktısı JPEG’den çok da farklı görmedim. Yüksek ISO’da LR 5.3’teki “Color Noise” seçeneğini sıfıra getirsem bile renk bozulması hiç olmuyor, halbuki şu ana kadar gördüğüm tüm gövdelerin RAW dosyalarında ISO6400’de bu ayarı sıfırlarsanız renk bozulması ciddi oranda artar. Bu, Fuji’nin RAW dosyalarında ciddi oranda renk gürültüsü uyguladığının bir ispatı, ki bu kadar yüksek gürültü azaltma uygularsanız renkler de solgunlaşır. ISO3200 ve üzerinde gerçek renklere varmak için renk doygunluğuyla oynamak zorunda kaldım (ve özellikle kırmızı kanalına girip doygunluğu arttırdım).
  • Düşük ışıkta otomatik beyaz ayarı %90 soğuk oluyor, renkler soğuk çıkıyor.
  • WiFi ile makineyi yönetemiyorsunuz. IPhone4 ve Galaxy Note 3 ile bazen bağlanamama sorunları yaşadım.
  • Nedense, X-E2’nin deklanşör sesi ve titreşimi çok az olmasına rağmen, X-E2’yi beklediğimden daha çok titretmişim. Örneğin 23mm’de Otomatik ISO’da minimum perde hızını 1/40’a ayarlayınca normalin üzerinde titreşim gördüm. NEX-3n’i bile bu kadar titretmedim. Lan, yoksa ISO gibi perde hızı da mı göründüğü gibi değil 🙂
  • Video kalitesi Olympus gibi, yani pek parlak değil 🙂 Halbuki kağıt üzerinde birçok çekici özelliği var.
  • DR400’de ISO’yu minimum 800’e getiriyor (yani siz ISO200 seçseniz bile). ISO800 artık bu aletler için sorun değil ama ben gene de DR200 kullanıp ISO’yu 400’de tutma taraftarıyım.
  • X-E2’nin LR5.3’te açılması ve herhangi bir ayardan sonra görüntünün yenilenmesi çok uzun sürüyor. Pardon, yanlış söyledim, çoook uzun sürüyor. D800’ün RAWları bile daha kısa sürede işleniyor. Algoritmadan olsa gerek, sonraki versiyonlarda düzelir diye umuyorum.
  • Yüksek ISO’da JPEGlerdeki gürültü azaltmanın yanında, Astia modunda bile karanlık/siyah bölgeler fazlaca kararıyor, böylece bu bölgelerdeki gürültü görünmüyor ama detay da tamamen kayboluyor.
  • Ekran hareketli ya da dokunmatik değil. Klasik, retro bir makine için belki gerekli görünmeyebilir ama bunlardan biri olsaydı çok daha pratik olurdu.

SON SONUÇ

toplam

Şimdi işin yok bunları ayıklayıp gereksizleri sil…

Doğru ya da yanlış, 9. sayfayla beraber bu inceleme tahminimce dünyada da en uzun incelemelerden biri olmuştur. Umarım faydalı olmuştur. Kullanmadığım da tonla fotoğraf kaldı.

kullanilmayan

İncelemede kullanmadığım bazı fotoğraflar. Çoğunun pozlamaları tutmuyordu, bir kısmı hatalı odaklanmıştı, anlamsızdı vs..

Fujifilm’in X-Trans sistemi görece olarak yeni olmasına rağmen çok başarılı. Bakmayın siz sürekli şikayet ettiğime, “daha fazla megapiksel, daha hızlı otomatik odaklama, WiFi, daha yüksek ISO değerleri” aslında fotoğraf kalitesini çok etkilemiyor artık… Neden? Çünkü mevcut sistemlerin tamamı (Pentax Q hariç) aslında tüm pazarın %90’ına yeterli. Canon 550D, Nikon D5100, Sony A55, Pentax K-7, Canon EOS-M, m4/3 sistemi, Sony NEX sistemi.. “Ufak algılayıcısı var” diye bazılarının burun kıvırdığı Nikon 1 sistemi bile piyasanın çoğuna yeterli kaliteyi veriyor. 4MP’lik dosyadan 120 DPI’da 50×35 (13×19″) baskı alabileceğinizi biliyor musunuz? Peki o kadar büyük baskıda çok büyük DPI değerlerine ihtiyacınız olmayacağınız? 16MP ile neler yapabileceğinizi düşünün.

son

Durum böyle olunca, Fuji X sistemi retro görüntüsü, değişik objektif çeşitliliği ve farklı kontrolleriyle kendini diğerlerinden ayırıyor. Sıfırdan başlıyor olsaydım X sistemine bir şans verirdim. DSLR sisteminizin yanına ikinci bir sistem olarak da düşünülebilir. Zaten fotoğraf hobisi keyif alınması gereken birşey değil mi? Bu ve burada elindeki aleti sevince neler yapabileceğinizi gösteren birçok örnek var.

X100s biraz daha farklı, çünkü objektifi değişmiyor. Gövde tutuşunu ve sağlamlığını X-E2’den daha çok beğendim. X-E2 + 23mm f1.4 ikilisi yerine X100s’i tercih ederdim. Hem daha ufak, hem daha sessiz, hem… Ne bileyim, sadece “daha iyi” işte 🙂 Bu incelemede söyledim mi hatırlamıyorum ama, elinizde bir X gövde varsa ve 23mm f1.4 almayı düşünüyorsanız, biraz daha para biriktirin ve X100s alın. Fuji’nin Outlet mağazasında şu anda 2425TL’ye X100s satılıyor ki 23mm’den 500TL fazla, ve bence değer.

Fotoğraf teker teker sadece yüksek ISO’dan, dinamik aralıktan, düz duvar çekmekten, odaklama hızından, boyuttan/kütleden, renkten, kadrajdan, konudan, teknikten, sistem zenginliğinden oluşmuyor. Bunların hepsi ve daha fazlasının toplam kalitesi, fotoğraf kalitesini oluşturuyor. Bunları nasıl birleştireceğiniz size kalmış. Hala Canon 450D ile ödül kazananlar olduğunu düşünürseniz, “ama ISO12800’de çok gürültü yapıyor” şikayetinin aslında 15 tane Barbie bebeğinin üzerine 16.yı isteyen kız çocuğunun şımarıklığıyla aynı olduğunu görürsünüz 🙂

Deyip, burada kapatalım…

15 comments for “Fujifilm X-E2, 23mm f1.4 ve 18mm f2.0 incelemesi, Sonuç

  1. ibrahim taşdemir
    2014-05-09 at 11:52 am

    müsadenizle imzamı atabilir miyim, yok imza ayıp olur ama paraf olsun benimki 🙂
    tebrik ederim, mükemmel bir inceleme
    ben pek anlamam bu işten ama, çoğunu kullandım, benzer şeyleri gördüm

  2. fatih
    2014-05-09 at 12:32 pm

    Yazılarınız çok güzel ilgiyle takip ediyorum elinize sağlık. Birazda samsung nx serisinden bahsedermisiniz? Nx1000 kullanıyorum memnunum ama doğru dürüst karşılaştırma görmedim rakipleriyle ciddi olarak.

    • ozturer
      2014-05-09 at 12:52 pm

      Sen memnunsan sorun yok 🙂

      • Fatih
        2014-05-11 at 5:50 pm

        Tabi sıkıntı yok ama bazen tartışma oluyor diğer makinelere oranla fotoğraf kalitesi. Tam cevap bulamıyorum.

        • ozturer
          2014-05-11 at 6:33 pm

          Samsung’un JPEG kalitesi pek iyi değil bence ama RAWları diğer firmalardan aşağı değil.

  3. Yunus Yıldızkan
    2014-05-09 at 4:58 pm

    Serinin tamamını sabırla okudum.
    Şakayla karışık üslubunuz konuyu biraz uzatıyor, özellikle de başlıklar bazen okuyucuyu şaşırtıyorsa da okumayı eğlenceli hale getiriyor.
    Değerlendirmelerinizi objektif bulduğumu söylemeliyim.
    Fakat forum ortamında X-E1 veya X-T1 mi yoksa OMD e M1 mi ? diye soran bir üyeye ”Ben olsam OMD E M1 alıdım” gibi bir cevabınızı hatırlıyorum.
    İncelemede epey bir emek ve zahmet çekme var.
    Elinize sağlık.

  4. deniz
    2014-05-10 at 12:03 am

    Vallahi okurken başıma ağrı girdi. Bu kadar detaylı ve objektif inceleme yaptığınız icin ben kendi adıma teşekkür ederim.
    5d classic ve 550d kullanıcısıyım, ne var ne yok satayım yetmezse kanımı satayım ama x serisi bir set yapayım diyordum ama sayenizde vazgeçtim 🙂

    • ozturer
      2014-05-10 at 5:41 am

      X serisinin ayrı bir çekiciliği var ama, ondan da bahsettim yazıda. İmaj kalitesi olarak 550D’yi kesinlikle aratmaz, hatta JPEG çekiyorsan daha da beğenebilirsin. Tabi şimdi elinde iki tane Canon var, objektifleri ortak kullanma gibi bir avantajı da düşünmek lazım.
      Orjinal 5D’den memnunsan satma derim.

      • deniz
        2014-05-10 at 10:14 am

        5d den hem memnunum hem değilim, makinenin jpeg yorumu bence çok kötü, raw da harikalar yaratıyor ama jpeg de cok kontrastlı ve dokularda bozulmalar yapıyor, anlayamadığım bir sekilde koyu bolgeleri yesilimsi çıkıyor. Ama seti komple elden çıkarmak ta kolay gelmedi bana, o yuzden sanırım bir müddet daha devam edeceğim sonra nex7 yada a6000+5d gibi bişey yapmak istiyorum.

  5. Bipekkan
    2014-05-10 at 8:15 am

    Zahmetli ve epey emek verdiğiniz incelemeyi belki 4. defa not çıkararak okudum. Forumda yayınlanan fotograflardan kafamda oluşanlardan çok daha fazlasını bulduğumu belirteyim. Çok açıkçası x-Trans sensörün her ne konumda olusa olsun gerçek renkleri yansıtamadığı abartıldığı kadar iyi olmadığı tescillendi diyebilirim. Ben, Cilt rengi-Turkuaz(Cyan) ve Magenta yı doğru verebiliyorsa diğerleri gerçeğe çok yakındır derim. Ben bunu göremedim. -2 değerinde bile NR detayları adeta törpülüyor. ISO konusunda çok belirgin bir karambol var.
    Hepsi bir tarafa sıfırdan başlasaydım x-pro1′ i tercih ederdim, beni daha çok tatmin etti diğer X serilerine nazaran.
    Keyifle hiç sıkılmadan okudum. Teşekkürtler….

    • ozturer
      2014-05-10 at 10:25 am

      Denilene göre X-Pro1’in RAW ve JPEGleri en dokunulmamış olanlar. Ben denemediğim için emin değilim. Profesyonel gövdelerin JPEG anlayışları genelde “az dokunulmuş” şeklinde zaten, belki X-Pro1 de öyledir. Tabi gözlerimle görmeden inanmam gene de 🙂

  6. xectra
    2014-05-11 at 1:10 pm

    Üstad bu yazıdan sonra uzun süredir kullandığınız e-m5 i de yazıya dökerseniz minnettar olurum. Çoğu yazıda değiniyorsunuz, inceliyorsunuz ama diğer yazıların eksikleri, lens tavsiyeleri vb. olan derli toplu bir yaz yazsanız tadından yenmez. Bu yazı için de elinize sağlık, saygılar.

    • ozturer
      2014-05-11 at 6:33 pm

      Sonraki yazıda E-M5 ve NEX-3n’i kısaca özetleyeceğim.

  7. Özgür
    2014-05-12 at 11:29 pm

    Bir x pro1 kullanıcısı olarak tüm incelemeleri keyifle okudum. Vermiş olduğunuz emekten dolayı çok teşekkür ederim. Ben makineyi 35mm 1.4 ile kullanıyorum. Belli başlı temel kurallar dışında teknik olarak çok fazla bilgim yok, çok da önemli değil benim için. Makinemi alıyorum, çıkıyorum ve fotoğraf çekiyorum tipinde bir kullanıcıyım. Yazdıklarınız ışığında x pro 1 den biraz bahsetmek istiyorum. X-e2 deki raw müdahelesinin xpro 1de de olduğunu düşünüyorum. Tabi ki söylediğiniz gibi bunu söylemek için sizin gibi göresel testler yapmış olmak gerekiyor ama tecrübelerim ışığında raw müdahelesi var diyebilirim (Nr -2 de kullanıyorum ). Beyaz ayarı x-e2 deki gibi soğuk. Hatta otomatik beyaz ayarı,gözle görülür seviyede yeşile çalıyor 🙂 AF performansı 1.4 gibi hızlı bir lensle bile kötü diyebilirim. Daha önce kullandığım küçümen olympus epm1 bile daha iyi netliyor 🙂 Koşan zplayan hayvanları, uçan kuşları, vınnn diye giden arabaları çekmek isteyenler için uygun olmadığını düşünüyorum.Düşük ışıkda saç baş yolduruyor. Tüm af noktaları seçiliyken sadece orta af noktasından netliyor. İşin tuhafı o noktayı tek nokta gibi kullanıyor. Örnek vermem gerekirse epm1 ile tüm noktalar seçiliyken çekim yaptığımda, evet her yer net, fakat fuji ile nereyi netlediyse orası net. Ya da ben beceremiyorum 🙂 Görüntü kalitesini ve renklerini başarılı buluyorum. Ancak söylediğiniz gibi gerçek renkleri vermiyor. Daha kontraslı daha doygun. Zaman zaman fena halde patlak renkler veriyor. Pili x-e2den daha uzun dayanıyor. 480 fotoğrafı görmüşlüğüm vardır. Bunların dışında, Farklı marka flaş desteği bildiğim kadarıyla yok. Türkiye’de en ucuz flaşı 450 tl. Kablolu,kablosuz tetikleyici henüz üretilmedi.Objektifler pahalı 6 aydır 35mm ile dolaşıyorum bıktıııımmm 🙂 Şaka bir yana bence, fuji x serisi bir makineniz varsa çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Nikon,canon,olympus ve panasonicle de çekebilirsiniz. Önemli olan doyumsuz olmayıp elinizdeki makine ile elinizden geleni yapmaya çalışmaktır. Günümüzde, D4s’iniz de olsa 1 yıl sonra D5 çıksada alsak mantığı olduğu için, insanlar fotoğraf çekmekten çok ekipmana kafa yoruyorlar. Orta halli bir dslr ve üstünde de bir lensiniz varsa çıkın fotoğraf çekin. Ben bu şekilde baktığım ve şu an x pro 1 e sahip olduğum için mutluyum açıkçası. 10-24 ve 55-200 de aldığım zaman uzun süre idare ederim. Bie x pro 1 incelemesi olmasa da x sistem hakkında epey şey öğrendim tekrar teşekkürler 🙂

    • ozturer
      2014-05-13 at 6:11 am

      En sonda da yazdığım gibi, elindeki sistemden memnun olduğun sürece sorun yok. Biri daha hızlı odaklıyormuş, diğerinde dokunmatik ekran varmış, öbürü bilmemneymiş vs.. hiç önemli değil.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *