Fujifilm X-E2, 23mm f1.4 ve 18mm f2.0 incelemesi, Sayfa 2

ÖNCEKİ SAYFAdan devam…

Not: X-E2’de Türkçe menü seçeneği var. Bazı menü isimleri ilginç ama gene de olabildiğince Türkçe kullanmaya ve isimleri orjinal menüden almaya çalıştım (mesela “Devingen Alan”). Elin gavurunun paçavra dilini kullanmaktansa kendi dilimizi kullanmak daha iyi.

“Bennn senin kancık kelleni ödlek bedeninden ayırmaya geldim Bizans kargası!” Battal Gazi

battal

Cüneyt Arkın bence en iyi Türk jönlerinden. Hatta dünya çapında bir jön. Eğer zamanında Hollywood teklifini kabul etseydi belki de James Bondlar’dan biri olabilirdi. Filmlerinde dublör bile kullanmayan ciddi kaliteli bir oyuncu. Yakışıklı, yetenekli. Yönetmen, görüntü yönetmeni, senarist, ışık ve ses yönetmenlerinin düşük kalitesi yüzünden hakettiği değeri bulamadığını düşünüyorum. Bence Türk sinemasının en büyük dertlerinden biri, kamera arkasındaki ekibin bir türlü oyuncuların kalitesine ulaşamaması (bütçe, haklar vs..’yi saymıyorum çünkü Amerikan sinemasının ilk 25-30 yılında da durum aynıymış). Eskiden de böyleymiş, şimdi de böyle. Oyuncu kalitemizde pek sıkıntı yok (hepsi değil ama genel kalite yüksek bence). Dikkat edin, bazı Türk filmlerinde yabancı görüntü ya da ses yönetmeni kullanılıyor ve bağıra bağıra fark belli oluyor. Sen al aynı Cüneyt Arkın’ı, bırak Spielberg ya da Coppola’nın kollarına ve onların ekibine, bak bakalım ortalıkta Sean Connery Harrison Ford vs.. falan kalıyor mu… Şaka yapmıyorum, ciddi söylüyorum.

Normalde uzun süre kullanmadığım aletlerin incelemesini kısa tutmaya çalışırım çünkü insanlarla paylaşacağın bilginin doğru olması önemli. X-E2, 2 objektif ve X100s benim olmadığı için evire-çevire kullanamadım, dolayısıyla yazıda eksik ya da hatalar olabilir. Böyle birşey farkederseniz buraya yazın düzeltelim.

X100 çıktığında “İmaj kalitesi D700 gibi abi, aynen öyle yani” diyenleri gördüm. X-E1 çıktı, “ufak gövdede tam kare performansı” dediler, “5D MarkII’den daha fazla detay veriyor” dediler, “APS-Cler arasında zaten rakipsiz” dediler, “ISO6400’ü Canon 7D’nin ISO800’ü gibi” dediler (valla da billa da). Sonra X-E2 çıktı “otomatik odaklaması acaip hızlanmış, süper hızlı olmuş” dediler, “5DMarkIII’ümün yerini aldı, yanımda boşuna taşıyormuşum o kocaman şeyi” dediler, “o kadar iyi ki tarif edilemez sadece yaşanır” dediler.

Yukarıdakilerin hepsini okudum. İnsanoğlu ilginç.

Bu yazıda benden “o kadar mükemmel ki…” ya da “o kadar iğrenç ki…” gibi laflar beklemeyin. Zaten siteyi takip edenler böyle kesin yargılarım olmadığını bilir. Burada gösterdiğim her aleti “neyse o” şeklinde tanıtmaya çalışıyorum.

TUTUŞ ERGONOMİSİ

X-E2 ufak bir makine değil, ama büyük de değil. Sağ ele denk gelen tutacak bölgesi bana biraz ufak geldi. Makineyi tek elle tutup yönetemiyorsunuz, düğmeleri kontrol etmek için iki el gerekli (sol el objektifte destek olacak şekilde). Düğmelerin tepkisi de iyi, bastığınız zaman hafif bir “çıt” sesi duyuyorsunuz.

Gövdedeki ayar tekerleklerinin (perde hızı, pozlama telafisi) tepkisi ve sertliği bana iyi geldi. Bazıları sert diyor, diğeri yumuşak diyor ama bence tam olması gerektiği kadar sertler. X-T1’de bu tekerleklerin ortasına neden kilit konduğunu anlamıyorum.

X-E2’yi tutarken sağ küçük parmağım boşlukta kalıyor ama kıvırıp gövdenin altına koyunca ek bir destek oluyor. Eliniz büyükse biraz sıkıntı yaşayabilirsiniz. Makineyi daha rahat kavramak için grip yerine deri kılıf da alabilirsiniz. Fujifilm’in orjinal kılıfı makineyi biraz daha kalınlaştırıyor ve sürtünmeyi arttırıyor. Ayrıca şık da duruyor 🙂

Objektiflerdeki diyafram halkaları bazen yanlışlıkla dönebiliyor. Özellikle çantaya koyup çıkarırken halka dönebiliyor. Her zaman olan birşey değil ama dikkat etmek lazım. Acaba enstantane ve ISO tekerleklerine kilit koymak yerine, bu diyafram halkalarına kilit koymak nasıl olurdu? Bence iyi birşey olurdu 🙂

NEX-3n zaten ufak bir alet, tutuşu fena değil ama ele X-E2 kadar iyi oturmuyor elbette. 16-50mm objektifiyle tek elle kullanabiliyorum (ayar değiştirme haricinde) çünkü elin oturduğu yer yeterince kalın. Ayarlar %75 arka kontrol grubuyla yapılıyor:

nex3n arka teker“ISO” yazan taraftaki yön tuşu aslında 5 seçenekli bir alt menü açıyor, buradan birçok ayarı yapabiliyorsunuz. Aslında NEX-3n’in fazla tuşu yok ama X-E2’den farklı olarak yukarıda gördüğünüz tekerleğin 4 tarafına farklı fonksiyonlara yaradığı için aslında önemli ayarları menüye girmeden yapabiliyorsunuz.

Olympus OM-D E-M5 harici düğme zengini. Tam 12 harici tuşu, iki tekerleği ve dokunmatik ekranı var. Makine üzerinde 5 adet özelleştirilebilir tuş var, bazı objektiflerde bulunan Fn tuşuna ve gripte bulunan tuşlara da farklı fonksiyonlar atayabiliyorsunuz. Ele oturan bölgesi çok büyük değil, 14-140mm ya da 100-300mm gibi büyük objektiflerle biraz dengesiz oluyor, bu durumda ben makineyi objektiften taşıyorum 🙂 E-M5 için de grip seçenekleri var. 20mm f1.7 ya da 45mm f1.8 gibi ufak ve hafif objektiflerle elde tutmak çok dert olmuyor.

Genel olarak tutuş ergonomisinde E-M5 = X-E2 > NEX-3n sıralaması yapabilirim.

POZLAMA MODLARI

Eğer manuel bir makine ya da Fuji X kullanmadıysanız, “ulan A modu nerde ola ki?” diyebilirsiniz. Gerçekten de X-E2’de mod kadranı yok, ve PASM modlarını menüden de seçemiyorsunuz. Bunun için şöyle yapmanız gerekli:

P modu: Hem objektifteki diyafram halkasında hem enstantane tekerleğinde “A” harfini seçeceksiniz. A “Automatic – Otomatik” demek, yani bu iki ayar da “A” olduğu zaman makine P moduna geçip perde hızı ve diyaframı kendi ayarlıyor.

OMD50003

Şu anda P modu etkin

A modu: Enstantane tekerleğinde “A” modunu seçip objektifteki diyafram halkasında istediğiniz  diyaframı seçiyorsunuz (A harici).

S (T) modu: Enstantane tekerleğinde istediğiniz bir perde hızını seçip objektifteki diyafram halkasını “A”ya getiriyorsunuz.

M modu: Enstantane tekerleğini ve objektifteki diyafram halkasını “A” harici bir yere getiriyorsunuz.

Basit ve etkili. Ben Nikon DF’den de böyle atraksiyonlar beklerdim ama olmadı.

Basit ve etkili… Ama zamanın varsa… Örneğin A modundan S moduna geçmek için objektifteki diyaframı takır tukur A’ya getirip enstantane tekerini A’dan çıkarman lazım. Çok hızlı bir operasyon değil, ya da bana hızlı gelmedi.

NEX-3n’de çekim modlarını değiştirmek için arka tekerleğin ortasındaki düğmeye basıp sanal mod kadranını açıyorsunuz. E-M5’te mod kadranı var zaten.

OTOMATİK ODAKLAMA

Önceki sayfada biraz bahsetmiştim ama burada biraz açayım. Bir kere, X-E2’nin odaklaması, en azında 18mm ve 23mm ile, abartıldığı kadar “çok hızlı” değil, ama hızlı ve kararlı. Ben denemelerim süresince odaklama hızından kaynaklı bir tane bile poz kaçırmadım. Kesinlikle m4/3 ya da Nikon 1 gövdeler kadar hızlı değil, ama “yeterince” hızlı. Mesela sadece kontrast bazlı odaklama yapan NEX-3N’e göre çok daha hızlı diyebilirim. E-M5 + 45mm f1.8 ya da + 12-50mm ikilisinin “dokununca odaklama” becerisi X-E2’de yok, en azından 23mm ve 18mm ile yok. Gündüz gibi iyi ışıkta tekli çekim modunda kesinlikle sorununuz olmayacağını garanti ederim. 18-55mm ile odaklamanın daha hızlı olduğunu söylüyorlar. Ben birebir denemediğim için o konuda bir fikrim yok.

Yüz tanıma sistemini ben beğendim. Makineye 90 derece duran (yani yüzünü bana değil yana çevirmiş) arkadaşımı bile tanıyor, ve daha da güzeli çerçevenin en köşesinde olsa bile bir yüzü tanıyabiliyor. “En köşesi” lafını boşuna söylemedim, gerçekten en en köşedeki yüzü bile tanıyor X-E2. Güzel birşey.

Sürekli odaklaması ayrı bir dava. Gene 18mm ve 23mm ile sürekli odaklaması çok başarılı değil. X-E1’e göre çok geliştiğini söylüyorlar. Ben X-E1’in sürekli odaklamasını denemedim ama eğer X-E2 X-E1’in “çok” gelişmiş haliyse, X-E1’i düşünemiyorum bile 🙂 Size tavsiyem, X-E2’yi sürekli odaklama modunda çalıştırmayın. Hatta aksiyon çekmek için kullanmayın.

Düşük ışıkta odaklaması şaşırtıcı şekilde iyi. Odaklama hızı, tutarlılığı ve düşük ışıktakı odaklama performansı gövde kadar objektife de bağlı olduğundan şunu denedim: X-E2, E-M5 ve NEX-3N’i aldım, içinde ne olduğunu gözümle zar zor seçebildiğim (sadece silüetleri görebildiğim) bir odanın kapısında durdum ve az-çok seçilebilen objelere odak yapmayı denedim. Bunu Fuji’de 18mm f2.0 ve 23mm f1.4 ile, E-M5’te 15mm f2.5, 20mm f1.7 ve 45mm f1.8 ile, NEX-3n’de Zeiss 24mm f1.8 ve 50mm f1.8 OSS ile ve Fuji X100s ile denedim. Odak yardımcı ışıkları kapalıyken hepsi zorlandı, hem de çok zorlandılar. 10 denemede E-M5 bir defa odağı yakaladı (45mm ile), X-E2 3 defa (18mm ile 2’si doğru değil ama yakın, 23mm ile en doğrusu), X100s ve NEX-3n hiç yakalayamadı. Odanın ne kadar karanlık olduğunu göstereyim:

DSCF6368_1Klima ve pencerenin arası:

DSCF6368_2

X-E2’den JPEG. 1/13, f1.4 ve ISO6400. Bu kadar düşük ışıkta odaklayabilmek için: Faz bazlı odaklama sistemi, çok iyi odaklama algoritması ve geniş diyafram gerekli.Işık olmazsa odaklama olmaz, bu yüzden geniş diyaframlı objektifler böyle durumlarda çok faydalı. Örneğin Fuji 18-55mm ile 55mm’de odaklama zor olabilirdi, f4 diyaframdan dolayı.

Odak yardımcı ışığını kullandığımda tüm sistemler (Fuji-Sony-Olympus) hiç sorunsuz odaklama yaptılar (doğal olarak).

Odakladığınız yerde biraz kontrast varsa (gözünüzle seçebiliyorsanız) ve elinizde geniş diyaframlı bir objektif varsa X-E2 odağı büyük ihtimalle buluyor. Herhangi bir DSLR kadar iyi diyebilirim. Ne yazık ki D800 ve 5DMarkIII yanımda olmadığı için deneyemedim. Canon 6D ve 50mm f1.2L ile bu kadar az ışıkta daha rahat odakladığımı biliyorum.

Yalnız bir hatırlatma, yukarıdaki koşul gerçekten çok uç bir durum, yani bu kadar karanlıkta hiçkimse fotoğraf çekmez.

Bu arada bir tavsiye: X-E2’nin odak noktasının boyutunu değiştirebiliyorsunuz. AF tuşuna bastıktan sonra arkadaki ayar tekerini döndürerek bu noktanın boyutunu 5 kademede ayarlayabiliyorsunuz. Eğer noktanın boyutunu en büyüğün bir ya da iki altına getirirseniz (en büyük 5’se 4’e ya da 3’e alın) düşük ışıkta daha iyi odakladığını farkettim. İyi ışıktaysa en büyük boy en hızlı odaklamaya yarıyor. Neden olduğunu bilmiyorum, belki odak noktası biraz daha büyük olunca kontrastı daha kolay buluyordur.

Odakla ilgili bir sıkıntı var: X-E2 her iki çekim arasında ileri-geri odaklama yapıyor. İyi ışıkta odaklama hızlı olduğu için çok dert değil ama ışık biraz azaldığı zaman bu dert olmaya başlıyor. Örneğin bir arkadaşınızı çektiniz, hemen ardından bir daha çekmek istediniz. X-E2 (arkadaşınız yerinde sabit dursa bile) yeniden odak yapmaya çalışıyor. Çoğu DSLR ve aynasız gövdede fotoğraf izlemeyi kapatıp fotoğraf çektikten sonra elinizi deklanşörden çekmezseniz (yarım basılı olarak), sonraki çekimde makine odaklama yapmaz. Daha açık anlatayım:

  1. Olympus E-M5 ile bir fotoğraf çektiniz (gösterim kapalı olduğu için çektiğiniz fotoğrafı görmüyorsunuz)
  2. Elinizi deklanşörden çekmiyorsunuz (yarım basılı tutmaya devam ediyorsunuz)
  3. İkinci çekimde E-M5 tekrar odaklama yapmayacağı için zaman kaybetmiyorsunuz.

X-E2’de elinizi deklanşörden çekmeseniz bile ikinci çekimde de odaklama çalışıyor ve bir gecikme yapıyorsunuz. Bunun bir yazılım ile düzeltilmesi lazım sanki. NEX-3N bile böyle değil.

Bu derdi AF-L tuşunu kullanarak aşmak mümkün ama ben gene de yukarıda bahsettiğim yöntemi isterdim.

Otomatik odaklama performansı için E-M5 > X-E2 > NEX-3n genellemesi yapabilirim.

MANUEL ODAKLAMA

X-E2’de 3 adet manuel odaklama yardımcısı var:

  • Standart: Bu modda odaklayacağınız bölgeyi ekranda büyütüyor.
  • Sayısal Ayırma Görüntüsü: Rangefinder tarzı, ekranda odaklayacağınız bölgeyi büyütüyor ve herşey siyah-beyaz oluyor. Ekran aşağıdaki gibi ikiye bölünüyor:

sayisal ayirmaSoldakinde odak bozuk, ortada yaklaşıyor, en sağdaki odaklı. Nasıl? Kolay, değil mi? …. Aslında değil. Bu özelliği çok denedim, ama ekran griye dönünce kontrast o kadar düşüyor ki çizgiler birleşti mi birleşmedi mi tam anlayamıyorum. Bu özelliğin manuel odaklamayı hızlandırması lazım ama ben “ulan birleşti mi birleşmedi mi” diye bakarken çok fazla zaman kaybettim. Keşke odak yokken renkli olsaydı, odak yakalanmışken gri olsaydı (ya da tam tersi), ya da birbirine paralel şeritler farklı renkte olsaydı, veya odak sağlandığı zaman ortadaki yatay çizginin rengi değişseydi o zaman işler çok daha rahat olurdu. Bu haliyle bu modu kullanmazdım.

  • Odak Tepe Vurgulama: NEX’le başlayan “Focus Peaking” çılgınlığı. Kesinlikle son yılların en dahi buluşlarından biri. Odak mesafesi içinde kalan bölgeler yanıp-sönen piksellerle belirtiliyor. Bence en rahat manuel odaklama yardımcısı. Ama X-E2’deki özellik sadece beyaz, keşke sarı-kırmızı-mavi de olsaydı (bazen bu yardımcı pikseller zor seçiliyor).

Manuel odaklamada X-E2 > E-M5 = NEX-3n diyebilirim. Aslında Olympus’ta odak vurgulama (focus peaking) olsaydı NEX-3n’den daha iyi derdim ama bu haliyle NEX-3n’deki odak vurgulama durumu eşitliyor.

MENÜLER

ANA MENÜ

X-E2’yi kullanırken, tasarımı gereği, gerekli ayarları yaptıktan sonra menüye girmeye pek ihtiyacınız kalmayacak diye tahmin ediyorum. Diyafram, perde hızı, pozlama telafisi, 4 adet programlanabilir tuş ile standart bir çekimde ihtiyacınız olan hemen herşey elinizin altında.

Menü yapısı biraz Nikon-Canon karışımı. Nikon gibi, çünkü ekranın sol tarafında ana sekmeler var, bu sekmelerde gezebiliyorsunuz. Sekmelerin sağ tarafında seçenekler var. Canon gibi, çünkü her sekme sadece tek bir tam sayfa, yani diğer seçenekleri görmek için ekranı kaydırmanıza gerek yok.

Ama menü Canon kadar pratik ve düzenli değil sanki. Japon bir mühendisin elinden çıktığı çok belli 🙂

menu 1Soldaki sekmelere dikkat edin. Hangi sekmede hangi ayarların olduğu belli mi? Değil. İlk sayfada neden “Dinamik aralık” ve “Kendi kendine çekme” gibi çok kullanılmayan ayarlar var? Neden mesela beyaz dengesi ya da ışık ölçüm metodu yok? Neden ışık ölçüm metodu 4. sayfada? Odak ayarları neden 3 sayfaya dağıtılmış da tek sayfada toplanmamış (manuel odak ve odak yardımcı ışığı tek başlarına farklı sekmelerde duruyorlar), hatta ışık ölçer (metering mode) odaklama ayarlarıyla aynı sekmede. Neden “fotoğraf izleme” ayarı “Ekran ayarları” altında? Neden Q menüsü altında ayar tekerini sağa çevirince ayar artacağı yerde azalıyor? Neden makineyi kapatıp açtığım zaman son girdiğim menü ayarına gidemiyorum ve hangi ayarın hangi sayfada olduğunu hatırlamak zorundayım? Bu ayarların bazılarına Q menüsünden ya da 4 özelleştirilebilir tuştan ulaşabiliyorsunuz, benim anlatmak istediğim “menü mantığı” derdi. Yalnız şunu eklemem lazım: Nikon 1 ve Sony NEXlerin menüleri kesinlikle daha kötü ve karışık.

Ek olarak, sekmeler arasında gezmek için sağ taraftan sekmelere geçmek gerekiyor, sonra tekrar sağdaki seçeneklere geçmek zorundasınız. İki tekerlek olsaydı biriyle sekmeler arasında diğeriyle seçenekler arasında gezebilirdik. Üst seviye bir üründe (fiyatına bakarsak) böyle fonksiyonların daha rahat olması lazım.

Falan da falan… Menü tasarımlarını kesinlikle 2-3 fotoğrafçıyla beraber yapmak lazım. Bu konuda Canon ve Ricoh’un menülerini seviyorum.

NEX-3n’ün menüsü zaten Nikon 1 serisiyle beraber en kötüsü. Hangi ayarlar hangi menüde, o kadar karışık ki artık bazı ayarlara dokunmuyorum açıkçası. Bu yüzden Sony ve Nikon menü sistemlerinden yavaş yavaş vazgeçiyor. Olympus’un menülerine karışık diyorlar ama, belki de alıştığımdan, bana tanıdık geliyor. Alışık değilseniz bazı menü başlıkları hafiften bulmaca tadı veriyor ve E-M5 cidden çok ileri seviyede özelleştirilebildiği için (Canon 1D seviyesinde diyebilirim) menüler çok derin ve geniş.

“DRIVE” MENÜSÜ

Ekranın sol tarafındaki “Drive” tuşuna basarsanız önünüze farklı bir menü açılıyor. Bu menü her zaman tamamen açılmıyor, imaj formatına göre bazı seçenekler gizlenebiliyor. Tüm seçenekler sadece JPEG seçiliyse açık, RAW seçtiyseniz (ya da RAW-JPEG) bazı seçenekler görünmüyor. Bu menüde şu seçenekler var:

drive menuİlk seçenek “Fotoğraf” modu. Yani bildiğiniz fotoğraf çekmeye yarıyor.

İkinci seçenek seri çekim modu. Burada “Hızlı – saniyede 7 kare” ve “Yavaş – saniyede 3 kare” seçenekleri var. “Hızlı” modda sürekli odaklama çalışmıyor ve ekran sadece çektiğiniz fotoğrafları gösteriyor. “Yavaş” modda otomatik odaklama sürekli çalışıyor (AF-C seçerseniz), ekran çektiğiniz şeyi canlı gösteriyor ve makine odaklama yapmadan fotoğraf çekmiyor.

Üçüncü seçenek Otomatik pozlama dizisi (bracketing). Burada 1, 1/2 ve 1/3 duraklarda pozlama dizisi yapabiliyorsunuz ama bu seçenek sadece +1 ve -1 duraklarla sınırlı, yani örneğin +2 0 -2 EV’lik bir dizi çekemiyorsunuz. En basit DSLRlarda bile +2 0 -2 dizisi, bazılarında 5 durağa kadar pozlama dizisi yapabildiğinizi düşünürseniz, pek yeterli değil.

Dördüncü seçenek ISO basamaklama. Bu seçenekte ISO değeri +1 ve -1 durak değiştirilerek çekimler yapılıyor (3 adet, 0 EV dahil). Burada da +2 ya da +3 EV gibi seçenekler yok, limit 1EV. 1/2 ve 1/3 EV seçenekler de var. Mesela makine sahneye 1/40, f8, ISO400 olarak karar verdi. ISO basamaklamayı +1 olarak seçerseniz 1/40 ve f8’i sabit tutup ISO200, 400 ve ISO800 olarak 3 çekim yapıyor. RAW çekim seçiliyse bu seçenek görünmüyor.

Beşinci seçenek Film Benzetim Dizisi ve Devingen Dizi Çekim. İlk seçenekte tek çekimde Astia, Provia ve Velvia film modlarıyla 3 poz çekiyor (siz tek çekim yapıyorsunuz, makine 3 adet JPEG kaydediyor). İkinci seçenekte DR100, DR200 ve DR800 olarak 3 çekim yapıyor. DR konusuna ileride değineceğiz. RAW çekim seçiliyse bu seçenek görünmüyor.

Altıncı seçenek Devinimli Panorama ve Çoklu Pozlama. Panorama modu Sony’nin NEXlerinde olduğu gibi, yani bir yandan çekmeye başlıyorsunuz ve siz makineyi yavaşça çevirirken 10larca çekim yapılıyor, en sonunda bu çekimler tek bir JPEG’de birleştiriliyor. Büyük boyutlu olanı 9600×2160 (ya da 2160×9600), yani 20 MP. Ufak olanı 6400×2160 (ya da 2160×6400), yani 13.8 MP. Çoklu pozlamada ardarda çektiğiniz iki fotoğraf tek fotoğrafta birleştiriliyor, böylece üstüste binmiş iki imajı tek fotoğrafta görebiliyorsunuz. Bunun ne olduğunu anlamak için internette “Multiple Exposure” diye aratın. RAW çekim seçiliyse bu seçenek görünüyor ama fotoğraflar sadece JPEG olarak saklanıyor.

Yedinci seçenek Gelişmiş Filtre. Burada Antika Makine (toy camera), Canlandırma (minyatür, tilt-shift), Cırtlak Renkler (Pop Color), Renk Yumuşatma (High Key), Alçak Işık (Low Key), Devingen Renk Tonları (Dynamic Tone), Yumuşak Odaklama (Soft Focus), Kısmi Renk seçimi (kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, pembe (!) ) seçenekleri var. Ben hiçbir makinemde bu kıytırık modları kullanmadım 🙂 Eğer bir “efekt” istiyorsam, bunu sonradan bilgisayarımda yapmayı tercih ediyorum. RAW çekim seçiliyse bu seçenek görünüyor ama fotoğraflar sadece JPEG olarak saklanıyor.

Sekizinci seçenek  video modu. Video çekmek için bu moda gelmek zorundasınız, fotoğraf çekerken istediğiniz zaman videoya geçemiyorsunuz.

Peki Zamanlamalı çekim nerede? Şimdiye kadar kullandığım belki de bütün fotoğraf makinelerinde zamanlamalı çekim ya ayrı bir tuşa atanmıştır ya da Drive benzeri menülerdedir. Şimdi zamanlama modu Q menüsünde ama “Drive” menüsünde Gelişmiş Filtreler ve video (!) var 🙂 Dedim ya, menü yapısını mühendislere bırakmamak lazım 🙂

Q MENÜSÜ

Sanıyorum “Quick Menü” anlamında, yani “Hızlı Menü”. Bu menü, ilk Olympus’un çıkardığı “Super Control Panel” benzeri, ve birçok çok kullanılan ayarın ana menüye girmeden yapabilmeyi sağlıyor. Q düğmesine basınca karşınıza gelen menü:

q menuGövdenin arkasındaki 4’lü yön tuşunu kullanarak seçenekleri gezip gene arkadaki ayar tekeriyle ayarları değiştirebiliyorsunuz. Bu menü çok kullanışlı olmasına rağmen ayarların yerlerini değiştiremiyorsunuz ya da yeni ayar ekleyemiyorsunuz. Örneğin Renk ayarını çok kullanmıyorum, bunun yerine WiFi, flaş pozlama telasfisini ya da AF Illuminator gibi ayarları eklemek isterdim. Ya da İmaj kalitesi seçeneğini ilk sıraya çekmek de güzel olurdu. Umarım Fuji yeni bir bellenimle bu özelliği getirir.

OTOMATİK ISO

Bazı firmaların otomatik ISO işinden anlamaları iyi birşey. Mesela Sony’nin bu konuda öğreneceği çok şey var. X-E2’de otomatik ISO’da varsayılan ve maksimum ISO değerlerini ve minimum perde hızını ayarlayabiliyorsun. Keşke Nikon D800’deki gibi “1/odak mesafesinin iki katı perde hızı ayarla” gibi bir ayar da olsaymış, böylece her objektif için ayrı ayar yapmak zorunda kalmazdık.

E-M5’te otomatik ISO modunda maksimum ISO ve varsayılan ISO değerlerini seçebiliyorsunuz. Perde hızını 1/2xodak mesafesi şeklinde tutmaya çalışıyor. Mesela 20mm f1.7’de perde hızını 1/40 tutuyor, bunu değiştiremiyorsunuz (ya da ben nasıl yapıldığını bilmiyorum). E-M5’te 5 akslı titreşim engelleme sistemi olduğu için 20mm f1.7 ile 1/5’te bile keskin çekim yapabiliyorum. Aslında bu yaklaşım değişken odaklı objektiflerde X-E2’den daha iyi çünkü X-E2’de tek bir minimum perde hızı belirleyebiliyorsunuz, E-M5’te bu değer odak mesafesine göre otomatik olarak değişiyor. Keşke Nikon D800’deki gibi otomatik ISO ayarları olsa bütün makinelerde…

Nex-3n’deki otomatik ISO’da hiçbir ayar yapamıyorsunuz. Mesela Zeiss 24mm f1.8 ile perde hızını 1/60’ta tutuyor. Neden? El titremesini engellemek için mi? Peki…

DEVİNGEN ALAN

Nikon’daki D-Lighting’e benzer olarak Fuji’nin de yıllardır DR dedikleri bir özelliği var. X-E2’de de DR100, DR200, DR400 olarak 3 adet seçenek var. Bu seçenekler JPEG dosyalarının kontrastını azaltarak parlak bölgelerdeki detayları geri getiriyor. DR100 en kontrastlı mod. DR200 için ISO’nun en az 400 olması gerekli, bu yüzden örneğin ölçüm size ISO200 veriyorsa makine DR400 çekerken ISO’yu otomatik olarak 400’e çıkarıyor. DR400’de de ISO’yu 800’e çıkarıyor. Normal ölçümde ISO1600’se DR seçeneklerinde ISO değişmiyor, yani DR200’ü de DR400’ü de ISO1600’de çekiyorsunuz. Güzel bir özellik. Ben makineyi DR200’de bıraktım çoğu zaman.

NEX-3n’de 5 kademeli DRO (Dynamic Range Optimizer – Devingen Alan İyileştirmesi) modu var, E-M5’te de “Gradation” denen benzer bir ayar var (Otomatik, Normal, High Key ve Low Key olmak üzere 4 seçenek). Açıkçası bunları pek kullanmıyorum.

ELEKTRONİK BAKAÇ

X-E2’de 2.36 milyon piksellik modern bir OLED elektronik bakaç var. Bakacın hemen sol tarafında dioptri ayarı, sağ tarafında gözü algılayıp LCD-bakaç arasında geçiş yapmaya yarayan algılayıcı var.

bakacOptik bakaç – elektronik bakaç geçişi yavaş yavaş gerçekleşiyor. Genel olarak X-E2’deki bakaç güzel. Boyutu yeterince büyük, keskinliği çok iyi, tazeleme hızı beni üzmedi. Düşük ışıklı ortamlarda gözünüzle gördüğünüzden daha fazlasını gösteriyor (siz isterseniz). Ben E-M5’in bakacından bile memnunum ama X-E2’ninki kesinlikle daha iyi. Bakaçta 3 tip gösterim türü mevcut: Standart, Kapalı ve Özel. Standart modda pozlama değerleri, pozlama telafisi, pil durumu, imaj tipi, DR, film kipi gibi temel bilgiler var. “Kapalı” modunun adı üzerinde, ekranda hiç bilgi kalmıyor, sadece deklanşöre basınca gerekli bilgiler geliyor. “Özel” modunda ekranda ne görmek istediğinizi seçebiliyorsunuz. Ben 1/3 çizgilerini, mesafe bilgisini ve histogramı ekrana ekliyorum.

Bakaçta bir sıkıntı var: 2014 yılına kadar piyasaya sürülmüş her elektronik bakaç gibi, yüksek kontrastlı sahnelerde gölgeler aşırı kararıyor, çok parlak bölgeler patlıyor. Yani yüksek kontrastlı sahnelerde her detayı göremiyorsunuz. Birçok incelemede “harika mükemmel bakaç var, artık optik bakaçtan hiç farkı yok ve hatta daha iyi” diye şeyler okuyorum. Gerçek böyle değil. Optik bakacın hala avantajları var, bunu göremeyen fotoğrafçılara gerçekten şaşırıyorum.

Bu detay kaybını engelleyebilecek bir taktik var: “Parlak Alan Renk Tonları” ve “Gölge Alan Renk Tonları” seçeneklerini -2’ye getirin. Bu şekilde JPEGlerinizin kontrastı düşecek ama hem JPEGlerde daha fazla detay yakalayacaksınız (JPEGlere sonradan kontrast vermek mümkün ama kontrastı geri almak zor) hem de bakaçta kontrastlı sahnelerde gölge-parlak detayları daha iyi görünecek (hala optik bakaç kadar iyi değil). Ek olarak, film benzetme kipini “Provia” seçebilirsiniz.

DSCF8201 DSCF8202 DSCF8203Yukarıdaki fotoğraflarda sırasıyla “Parlak Alan Renk Tonları” ve “Gölge Alan Renk Tonları” seçenekleri +2, 0 ve -2. -2 olduğu en alttaki fotoğrafta telefonda ne kadar çok detay olduğuna dikkat edin, ilk fotoğrafta gölgeler kapkara. İşte bu şekilde elektronik bakacın kısıtlı dinamik aralığını bir şekilde düzeltebilirsiniz.

Tahminimce birkaç seneye optik bakaçlar sadece üst seviye gövdelerde olacak, hatta bunlar bile hibrit bakaçlı olabilirler. Elektronik bakaçlar hem daha ucuz hem de şu anda bile birçok durumda yeterli.

NEX-3n’de elektronik bakaç yok, hatta harici bakaçları da takamıyorsunuz. E-M5’in bakacı X-E1’e yakın kalitede, boyut olarak sanki X-E2’den daha büyük gibi geldi bana. 4:3 orandan mı kaynaklanıyor, X-E2’de ekranın altının ayarlara ayrılmış olmasından mı kaynaklanıyor bilemiyorum. X-E2’ninki daha yüksek çözünürlüklü ama düşük ışıkta E-M5’in bakacı titremiyor ya da kesikli kesikli bir efekt olmuyor, X-E2’ninkinin düşük ışıkta tazeleme oranı düşüyor. Yüksek çözünürlük bir avantaj mı karar veremedim.

VİDEO

X-E2 video çekebiliyor 🙂

Aslında, kağıt üzerinde video özellikleri güzel. 1920×1080’de gerçekten saniyede 60 kare çekebiliyor (60i değil 60p) ve videolarda saniyede 38 megabit gibi iyi bir veri oranı var. Stereo ses ve harici mikrofon takılabilmesi de ümit verici.

Ama X-E2 video konusunda piyasadaki ortalama ürünlerden ileri geçemiyor. Bir kere, video için ISO ve perde hızını ayarlayamıyorsunuz, sadece diyafram ayarı var. Sonra video sırasında pozlama telafisi yapmak pek hoş olmuyor çünkü fotoğraf çekerken çok işe yarayan pozlama telafisi tekeri video sırasında “çotanak çotanak” sesler çıkarıyor, ve biraz sert olduğu için elinizdeki makinenin titremesi mecburi. Yani video sırasında pozlama yapmayı unutun, ve perde hızını seçememek de bir dezavantaj.

Manuel odaklama her makinedeki gibi, ama objektifler biraz dertli olabilir. 18mm’deki motorlu odak sistemi (manuel odakta bile odağı motor yapıyor) hem biraz gürültülü (dahili mikrofonu kullanırsanız) hem de istediğim kadar hassas değil. 23mm bu konuda daha iyi çünkü odak halkası doğrudan içteki lenslere bağlı. Bir adaptörle gerçek bir manuel objektif kullanmanızı tavsiye ederim. Ama bazı forumlarda Fuji harici objektif kullanırsanız video sırasında “Focus Peaking” özelliğinin çalışmadığını da okudum. Elimde adaptör olmadığından bunu deneyemedim.

Video kalitesi ise… X-E2’nin yakışıklılığına yakışmayacak kadar kötü 🙂 Elbette kompaktlardan daha iyi ama, video alanında şu ana kadar en kötü firma olarak gördüğüm Olympus’tan bile daha kötü olduğunu söyleyebilirim. 42″ LED TV’de bile moire etkileri bariz görülüyor. Dizüstümün mat ekranında da benzer etkiler gördüm. Ben olsam, ışık da yeterliyse, çocuğumun temsil gösterisini çekmek için Sony, Panasonic ya da Canon bir kompakt makine alırdım.

NEX-3n’in video kalitesi bu üçü arasında en iyisi, hem de X-E2’de 60p NEX-te 60i olmasına rağmen. Kullanılan kodekten mi, işlemciden mi emin değilim. Olympus idare eder. Olympus’ta 5 akslı titreşim engelleme video sırasında da çalışıyor.

Videoda NEX-3n > E-M5 > X-E2 diyebilirim ama video konusunda çok bilgim yok.

FLAŞ

X-E2’de dahili flaş var. Bu flaş bayağı güçsüz birşey, ama eğlencelik çekimler ve dolgu flaşı için çok yeterli. Parmağınızla hafif geriye yatırıp tavandan da sektirebilirsiniz. Kullanım kılavızında ve Fujifilm’in sitesinde harici flaşları yönetebildiği yazıyor, elimde şu anda harici flaş olmadığı için deneyemedim.

flasFlaş pozlaması çok iyi. Özellikle dolgu flaşı ve loş bir ortamda arkadaşınızı çekecekseniz X-E2 sizi üzmeyecektir (yeter ki arkadaşınızın dibine girmeyin). Ben genelde “Yavaş eşzamanlı” (Slow-Sync) modu kullanıyorum, bu modda genelde çektiğin kişi de arka plan da düzgün pozlanmış çıkıyor (perde hızına dikkat, el titremesin).

Flaş pozlama telafisi 5 menüde, yani mesela flaşın gücünü arttırmak istiyorsanız 5 numaralı menüye gitmeniz gerekiyor. Mesela flaş tuşuna 2 saniye basarak yapılabilirdi bu. E-M5’te bu ayar hızlı kontrol panelinde var. NEX-3n’deki bu ayar da menülerin birinde gizli, ama bu affedilebilir çünkü NEX-3n’in fiyatı ve hedef kitlesi belli.

NEX-3n’de de benzer bir dahili flaş var. E-M5’te harici flaş var. NEX’e harici flaş takılamıyor, X-E2 ve E-M5 harici flaş kabul ediyor. E-M5 ve X-E2 harici flaşları kablosuz yönetebiliyor.

WI-FI

Birçok modern fotoğraf makinesi gibi, X-E2’de de WiFi ile haberleşme özelliği var. IOS/Android/PC’ye kuracağınız bedava bir Fuji programı ile X-E2 ile telefonunuz/tabletiniz arasında bağlantı kurmak mümkün. Bu sayede düşük çözünürlüklü de olsa çektiğiniz fotoğrafları hemen paylaşabilmek mümkün. X-E2’yi telefondan/tabletten kontrol edemiyorsunuz ve NFC özelliği yok.

Samsung Note 3’te ilk bağlantı denememde başarılı olamadım. Sonraki 3-4 seferde sıkıntı olmadı. Bu yazıyı yazarken denediğimde ilk iki seferde bağlantı kuramadım, sonraki oldu. Bu bağlanamama sıkıntısının sebebini bilmiyorum. Belki sorun benim telefonumdandır.

2014-03-17 09.36.28_resizedKablosuz bağlantı ile bir seferde 30 fotoğraf aktarabiliyorsunuz. Ayrıca X-E2 GPS koordinatlarını telefondan alıp birkaç saat bunu kullanıp çekilen fotoğraflara ekleyebiliyor. Bunun için bağlantıda kalmasına gerek yok, veriyi bir kere aldığı zaman bağlantıyı kesebilirsiniz.

E-M5 ve NEX-3n’de kablosuz bağlantı yok.

MAKİNE İÇİ RAW-JPEG DÖNÜŞÜMÜ

Normalde böyle “yazılımsal” numaraları incelemeye almam ama burda iki durum var: X-E2’nin RAWlarını düzgün işleyebilen yazılım sayısı hala sınırlı (son ACR versiyonları nihayet kaliteyi yükseltti) ve X-E2’de RAW-JPEG dönüşümü bayağı detaylı yapılabiliyor.

RAWları JPEG’e dönüştürürken şu ayarları yapabiliyorsunuz: Çekim koşullarını yansıt (çekim anında hangi ayar varsa onlar kullanılır), Pozlama düzeltme (-1’den +3 EV’ye kadar. Neden -3EV’ye kadar değil?), Devingen alan (DR100, DR200, DR400 olması gerekli ama ben bir türlü bu seçeneğe giremedim, sürekli gri renkli), Film benzetimi (Astia-Provia-Velvia), Beyaz dengesi, Beyaz dengesi ayarı (aslında “Beyaz dengesi kaydırması” olmalı, burada “tint” ayarı yapıyorsunuz), Renk, Keskinlik, Parlak alan renk tonları, Gölge alan renk tonları, Gürültü azaltma, Lens modülasyon iyileştirmesi, Renk uzayı.

Yalnız, bu ayarları yaparken sonuçları canlı olarak göstermiyor. Bazı gövdelerde bu ayarların etkilerini gerçek zamanlı olarak görebiliyorsunuz.

KİŞİSEL AYARLAR

Bu ayar ileri seviye profesyonel makinelerde yıllardır var, artık orta seviyelere de indi. Fuji’nin kişisel ayar uygulaması basit ama yeterli. Nikon’un “Custom Banks” saçmalığından (öhöm, “uygulamasından” diyecektim ağzımdan kaçtı) daha basit ve kolay. Canikon’da kişisel ayarlarda daha fazla seçenek değiştirebiliyorsunuz (mesela odaklama sistemi, seri çekim hızı vs..), Fuji’ninkinde sadece imajı etkileyen seçenekler var.

Kişisel ayarlar şöyle kullanılıyor:

kisisel menu

 “Yeni bir kişisel ayar düzenle/kayıt et” seçeneğine girip bir Kişisel ayar numarası seçiyorsunuz (Kişisel 1, Kişisel 2 vs..), ondan sonra önünüze gelen menüden ISO, devingen alan, film benzetimi, beyaz dengesi, keskinlik vs.. gibi fotoğrafı etkileyen ayarları seçip çıkıyorsunuz. Artık ister ana menüden ister Q menüsünden istediğiniz kişisel ayarı seçebiliyorsunuz. Bu arada çeviride bir hata var: “Kişisel Ayarı Göster” çevirisi aslında “Ekran Kişisel Ayarı” gibi birşey olmalı çünkü bu seçenekten ekranda görmek istediklerinizi seçiyorsunuz, “Kişisel Ayar”la ilgisi yok.

Qmenu kisisel 0

Q menüsüne ilk girdiğinizde “Basic” ayarı seçili. Bunun aslında “Standart” ya da “Mevcut” gibi bir adı olmalı, “Basic”in ne olduğu belli değil.

Qmenu kisisel 1

 Mesela C1’i seçerseniz ana menüden ayarladığınız “Kişisel 1” ayarları karşınıza gelir. Eğer buradaki ayarları da değiştirirseniz X-E2 bu ayarların köşesine kırmızı bir nokta koyarak uyarıyor.

Burada bir eksik var: Kişisel ayarlara isim verememek. Bunlara isim verilebilse güzel olurmuş.

5D MARKIII MÜ X-E2 Mİ?

Hahaha, ilahi 🙂 5DMarkIII ile karşılaştıranlar var ama ben o kadar deli değilim 🙂 1D serisinden birçok özellik araklayan ve profesyoneller için düşünülmüş bir 5DMarkIII ile X-E2’yi karşılaştırmak gerçekten de X-E2’ye haksızlık. Ki Fuji de “bizim rakibimiz 5DMarkIII” demiyor, X-E2’nin rakipleri farklı. Ağırlık sorun değilse ve “ben çekerken hiç sorun yaşamak istemiyorum, bastığımda şakada şukada çeksin, 1/250 flaş senkronizasyonuna ihtiyacım var, her ışık koşulunda odaklayabilsin, taş gibi olsun, makine bastığımda çeksin” vs.. diyorsanız X-E2 sizin için değil. Ayrıca Canon’un sistemi tartışmasız en zenginlerinden biri. Hiç lafı kıvırmaya gerek yok. Ama bütün bunlara ihtiyacın yoksa ve tek ihtiyacın hafif, güzel görünen ve kaliteli bir sistemse 5DMarkIII bir anda itici gelmeye başlıyor.

Bazen “X-E2 aldım, D610’umu/5DMarkIII’ümü/D700’ümü sattım, meğer boşuna taşıyormuşum koca makineyi” diyenleri okuyorum. Gerçekten de “boşuna” taşıyormuşsun 🙂 D610/5DMarkIII/D700 senin için doğru bir seçim değilmiş ki zaten en başta? Yani sorun onlarda değil, senin seçiminde 🙂 Sen ufak ama iyi çeken bir makine istiyormuşsun, neden kocaman alet almışsın ki 🙂 Senin baştan boynuna takıp gezebileceğin güzel bir makineye ihtiyacın varmış zaten.

X-E2, hatta yeni X-T1’i bile modern tam kare gövdelerle karşılaştırmamak lazım. “Ufak ve ucuz gövdede tam kare keyfi” lafı doğru değil (Sony A7 ya da A7R’dan bahsetmiyorsanız). Eğer “D700’ümle/5DMarkII’mle ne yapıyorsam aynı şeyleri X-E2 ile de yapabiliyorum, fotoğraflar da aynı” diyorsanız, elinizdeki sistemi tam anlamıyla kullanmamışsınız ya da anlamamışsınız demektir.

Zamanında Pentax K10D, Nikon D7000 gibi iyi makineler için de “tam kareden farkları yok, hatta daha iyiler, D700/5DMarkII’ye gerek yok” gibi iddialar çıkmıştı. Böyle yapmamak lazım.

İmaj kalitesi konusu kompleks bir konu. Sonraki sayfada buna da bakacağız ama size ipucu: Salt imaj kalitesi konusunda tam kare gövdelerin hala tek rakipleri diğer tam kare gövdeler ama APSC algılayıcılar da çok iyiler. Mesaj alındı mı? O zaman devam edelim…

DİĞER

Aklıma gelen ama kategörize edemediğim diğer şeyleri buraya yazayım dedim:

  • Faz bazlı odaklama sistemi sadece ışık iyiyse çalışıyor gibime geldi. Işık düşünce kontrast bazlı sisteme geçiyor. Buna rağmen yukarıda odaklama sisteminde anlatığım gibi odaklama yavaş olmasına rağmen tutarlı.
  • İsterseniz AE kilitleme ve AF kilitleme özelliklerini sadece AF-L tuşuna atayabiliyorsunuz. Böylece AF-L tuşuna basarak pozlamayı ve odağı sabit tutabiliyorsunuz.
  • Dilerseniz ekranda mesafe göstergesi açılıyor. Bu gösterge odaklanan mesafeyi gösteriyor. Yani şu özelliği neden diğer markalar gövdelerine koymaz bilmiyorum. Objektifin üzerine mesafe çizgilerini çizene kadar gövdeye koy şu özelliği, biz de odaklaman mesafeyi görelim. Bravo Fuji.
  • Çekim menüsü ve makine ayarlarını ayrı ayrı fabrika ayarlarına döndürebiliyorsunuz. Bu da güzel bir özellik.
  • Menü tuşuna bir süre basarsanız 4’li kontrol okları, AF-L ve AF-L tuşlarını kilitleyebiliyorsunuz, böylece bu düğmelere yanlışlıkla basmazsınız.
  • Otomatik odaklama modundayken arkadaki tekerleğin üzerine basarsanız odak noktasını ekranda büyütüyor. Basit ama güzel bir özellik.
  • Pil süresini uzatmak isterseniz, LCD ve elektronik bakacı kapatın ve elektronik bakacı göz algılayıcısıyla açılmaya ayarlayın (menüde bu ayar var). Bu şekilde normalde ekranların ikisi de kapalı kalacak, sadece makineyi gözünüze götürdüğünüzde bakaç çalışacak. Tabi elektronik bakaç devreye girmek için yarım saniye kadar nazlanıyor ama onu kabul edeceksiniz artık. Ya da ikinci pil…
  • ISO100, 12800 ve 25600 hala RAW çekerken aktif olamıyor, illa JPEG çekeceksiniz.
  • Keşke bakacı X-Pro1 ve X100s’tekine benzer melez olsaydı.
  • X-E2 X100s ile neredeyse aynı özellikte (WiFi ve 1-2 şey haricinde). X100s daha narin ve şık duruyor bence. X-E2’nin “bir sonraki nesil” olduğunu anlayabiliyorum. Nasıl olduğunu sormayın, belki daha olgun menülerden, belki daha iyi tepki veren düğmelerden. 35mm odak mesafesini çok sevsem, f1.4 diyaframa rağmen, X-E2 + 23mm f1.4 yerine X100s’i tercih ederdim.
  • Bir pazar X100s, X-E2, E-M5 ve NEX-3n’i yanıma alıp dağ-tepe gezisine çıktım. Önceki akşam X100s ve X-E2’nin pilleri 2/3 görünüyordu. Gezide arabayla ilk durduğum yerde 4-5 pozdan sonra X100s pil uyarısı vermeye başladı! Lityum pilleri tamamen bitirmeyi sevmediğim için 2-3 poz daha çekip çantaya geri koydum. X-E2 de ikinci molada pil uyarısı verdi! Kafayı yedim tabii ki çünkü gezinin amaci Fujileri denemek 🙂 Günün geri kalanını NEX ve E*M5 ile geçirdim. Bu davranış yaygın bir durum mu yoksa benim şanssızlığım mı emin değilim.
  • Bir sonraki X gövdesinde kesinlikle gövde içi titreşim engelleme sistemi gelmeli. Kesin! Bazı inceleme yapanlar X100s ile 1/15-20lerde bile keskin fotoğraf çekebildiklerini söylemişler ama APSC algılayıcıya 16MP sıkıştırınca bu perde hızlarında nasıl el titretmeden çekebiliyorlar hayret ediyorum. X-E2 + 23mm ile de X100s ile de 1/20 civarında defalarca deneme yaptım, gerçekten elimin titremediği fotoğraf sayısı 4-5tir. “Belki” 1/30 olabilir, ama ona da pek güvenmiyorum. OM-Dlerdeki 5 akslı mükemmel sistemin olmasına gerek yok, 2-3 durak avantaj sağlayacak basit bir sistem yeterli.
  • Önceki sayfada ve bu sayfada biraz acımasız gibi görünen eleştirilerime bakmayın, X-E2 ve X sistem objektifleri piyasadaki iyi ürünlerden. Malzeme kaliteleri ve işçilik ortalamanın üzerinde. İmaj kalitesi anlamında da iyi bir konumdalar (“çok iyi abi, uçuyor adeta” dememi beklemiyorsunuz, değil mi? 🙂 ). Fiyat? Hmmmm…
  • Fuji’de 18-55mm f2.8-4.0 OIS 695$. “Ama efendim standart kit objektiflerle karşılaştırmayın, bu çok iyi/güzel/nefis bir lens” diyenlere soru: Tamron 17-50mm f2.8 VC, Sigma 17-50mm f2.8 OS, Sigma 17-70mm f2.8-4.0 OS ne kadar? Yani…
  • Fuji’nin Leica M objektifler için bir adaptörü var, bu adaptör sayesinde Leica M objektifleri X-E2’de kullanabiliyorsunuz. Bu iyi, ama daha iyisi var: Geometrik bozulma, köşe kararması ve renk sapması gibi bozuklukları her objektif için belirleyip makinenin JPEGlerine uygulamasını sağlayabiliyorsunuz! Yani örneğin elinizde 50mm Noctilux var. Bu objektifin X-E2’de oluşturduğu optik sorunların büyük kısmını makine üzerinde düzeltmek mümkün! Gerçekten mükemmel bir özellik. Eğer tüm manuel objektifler için yapılabiliyorsa daha da mükemmel.

vignet color distor

Yukarıdakileri kullanma kılavuzundan aldım (İngilizce). Makine içinden böyle düzeltmeleri yapabilmek çok büyük avantaj. Canikon görsün, örnek alsın…

  • Deklanşör sesi güzel bence. E-M5’inki daha sessiz ama X-E2’ninki de rahatsız etmiyor. X100s’te zaten hiç ses yok.
  • Gürültü azaltmayı kesinlikle hemen -2’ye alın.

LENS MODULATION OPTIMIZER

X100s ve Olympus E-M1’de gördüğümüz bu özellik X-E2’de de var. Bu özellik objektiflerdeki optik hataları belli bir oranda düzeltmeyi amaçlıyor. Fuji daha çok ışık saçılması yüzünden azalan detayların bir miktar geri getirildiğini söylüyor. Örneğin X-E2’de f22 diyafram kullanırsanız ışık saçılması (diffraction) yüzünden keskinlik azalması olur. Bu keskinlik azalmasının bir miktar önüne geçmek mümkün, eğer objektifin davranışını bilirseniz. DxO gibibazı yazılımlarda bu özellik vardı (profiller yardımıyla), şimdi yavaş yavaş fotoğraf makinelerine de gelmeye başladı.

FOTOĞRAFLAR NEREDE?

2-3 gün önceye kadar X-E2 RAWlarını açamıyordum (teknik bir sorun diyelim kısaca), bu yüzden fotoğraf karşılaştırmalarını yapamadım. JPEGlere de bakarız ama ben RAWları merak ediyorum çünkü X-E2’nin JPEGlerinde biraz hile var gibi, o yüzden biraz böyle hissediyorum:

Jim-Carrey-rindo2

Sonraki yazıda artık ben susacam fotoğraflar konuşacak 🙂

Ve sonraki yazı burada

 

16 comments for “Fujifilm X-E2, 23mm f1.4 ve 18mm f2.0 incelemesi, Sayfa 2

  1. Bülent İpekkan
    2014-03-18 at 8:11 am

    Çok faydalı ve tarafsız bir inceleme olmuş.
    Teşekkürler.

  2. okan
    2014-03-19 at 7:59 am

    Çok faydalı bir inceleme olmuş benim için. bir soru sormak istiyorum. lens çeşitliliğinide işin içine katarak omd ile xe-2 veya xt-1 karşınızda olsa ve tek makinanın olacak olsa hangisini tercih ederdiniz ve neden?

    • ozturer
      2014-03-19 at 8:46 am

      Zor soru 🙂 Keyif için, geniş geniş çekmek istiyorsan X-E2 ve 18-55 yeterli. X-T1 performans makinesi, o kadar parayı vereceksen bunu düşünmen lazım.
      OM-Dler objektif çeşitliliği ve oturmuş sistem sayesinde bana daha çekici geliyor. Algılayıcı dezavantajı var ama bana m4/3 algılayıcıları da yeterli geliyor. Yeni OM-D E-M10 ve bir önceki E-M5’in fiyatları şu anda uygun.
      Biraz senin zevkine bakar. İki sistem de üzmez seni. İçine sinen sistemi al derim ben. Şu anda X-E2, X100s ya da X-T1 almayı düşünüyorum ama tek makine alacak olsam m4/3 sistemine dönerdim tahminen.

      • okan
        2014-03-19 at 2:21 pm

        cevap için teşekkürler.

  3. Özkan
    2014-04-08 at 11:57 pm

    Merhaba , öncelikle böyle kaliteli bir siteniz olduğu için teşekkür ederim. Şimdi ben yaklaşık 3000 TL – 3500 TL arası bir bütçem var. Ben de fotoğraf makinesi almak istiyorum ama bu aynalı ile aynasızlar arasında kafam çok karıştı. Ben daha çok manzara resmi çekmek istiyorum. Bunun sizce aynalı mı yoksa aynasız mı almak gerekir ve neden? X-e2 modeli dslr mı? (yukarıda ki bir yorumda gördümde) .Bir de FujiFilm’in makinelerini kalite açısından kıyasalarsak ; X-T1 > X-100S > X-100 > X-PRO1 > X-E2 > X-E1 gibi iyiden kötüye doğru kalite sırası yapsak doğru olur mu eğer yanlışsa doğru sıralamayı yazabilir misiniz? Bir de bu kadar bütçeye Aynasız bir makine alsam sizce yanlış bir yatırım mı olur yoksa DSLR mı almalıyım? Siz olsanız hangi tarafı seçerdiniz ? Bir de bu bütçeye sizin önerebileceğiniz bir marka ya da model var mı? Öncelikle yazım uzun olduğu için kusura bakmayın. Cevabınız için şimdiden çok teşekkür ederim. Çalışmalarınızda da başarılar dilerim.

  4. Özkan
    2014-04-09 at 12:00 am

    Bir de yazmayı unutmuşum sizce bu bütçeye FujiFilm X serisinden bir aynasız model mi önerirsiniz yoksa Olympus’un OMD serisinden bir model mi? Neden. Teşekkür ederim.

  5. Özkan
    2014-04-10 at 8:23 pm

    Merhaba , öncelikle böyle kaliteli bir siteniz olduğu için teşekkür ederim. Şimdi ben yaklaşık 3000 TL – 3500 TL arası bir bütçem var. Ben de fotoğraf makinesi almak istiyorum ama bu aynalı ile aynasızlar arasında kafam çok karıştı. Ben daha çok manzara resmi çekmek istiyorum. Bunun sizce aynalı mı yoksa aynasız mı almak gerekir ve neden? X-e2 modeli dslr mı? (yukarıda ki bir yorumda gördümde) .Bir de FujiFilm’in makinelerini kalite açısından kıyasalarsak ; X-T1 > X-100S > X-100 > X-PRO1 > X-E2 > X-E1 gibi iyiden kötüye doğru kalite sırası yapsak doğru olur mu eğer yanlışsa doğru sıralamayı yazabilir misiniz? Bir de bu kadar bütçeye Aynasız bir makine alsam sizce yanlış bir yatırım mı olur yoksa DSLR mı almalıyım? Siz olsanız hangi tarafı seçerdiniz ? Bir de bu bütçeye sizin önerebileceğiniz bir marka ya da model var mı? Öncelikle yazım uzun olduğu için kusura bakmayın. Cevabınız için şimdiden çok teşekkür ederim. Çalışmalarınızda da başarılar dilerim.

    • ozturer
      2014-04-11 at 7:56 am

      XA1 önermiştim ya 🙂

  6. türkan
    2014-04-11 at 11:14 am

    Özkan bey 3000 tl demiş siz XA1 demişsiniz :/ yani o fiyata olan aynasızlar gereksiz mi? diye bi çıkarımda bulunsam (amatörce) yanlış mı olur . Peki o zaman “Sony a6000” “XA1” “olympus e-pm2” siz hangisini tercih edersiniz? sıralama nedir?

    • ozturer
      2014-04-11 at 11:22 am

      Bence fiyat/performans sıralaması: A6000 > EPM2 (iki objektifli kit ile) > XA1
      Türkiye’de Fujiler çok uygun fiyatlı, onu da göz önünde bulundurmak lazım. Siz EPM2’nin 450$ civarı olduğunu söylemiştiniz galiba (iki objektifli), eğer öyleyse EPM2 de çok iyi.

  7. türkan
    2014-04-11 at 11:58 am

    Çok teşekkür ederim, anladım. Artık karar vermem lazım ve benim için her ne kadar fazla olsa da sony a6000 daha ağır basıyor. Birçok şeyi karşılayabilecek Lens olarak :
    1) 18-105mm
    2)16-50 ve 55-210mm
    3)16-50mm
    hangisi yeterli olur?

  8. aceraspire
    2014-05-31 at 9:19 pm

    sevgili özturer bey olympusu tanıyan biri olarak 14-42+40-150 epl-5(1500 tl) imi yoksa 14-42+40-150 epm-2 (1400 tl) yi mi yoksa 16-50+ 50-230 x-A1 (1500 tl ) mi tercih ederdiniz

    • ozturer
      2014-06-02 at 5:15 am

      Arada çok fark yok bence. Tip olarak hangisi yakışıklı gelirse onu alın derim.

  9. hsnckr
    2016-02-23 at 7:25 am

    Merhaba , bir oly 12-40 pro fiyatına, pana 20mm+ oly 45mm+ oly 60mm makro lens alabiliyorum. Bir yanda 12-40 diğer yanda 3 lens. Üçünü almak mı daha avantajlı tek lensle 12-40’la mı?

    • ErtOzt
      2016-02-23 at 7:52 am

      3 lensi sürekli değiştireceksen birşey diyemem. Bir de 12mm ve 20mm arasında ciddi açı farkı var. Ek olarak ben 45mm ve 60mmyi beraber almazdım, açıları çok yakın. Makro çekeceksen 60mm al, portre çekeceksen 45mm.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *