Fujifilm X sistemi

FUJI X SİSTEMİNE GİRİŞ

Önceki yazımda “Değişim zordur” demiştim. Bu yazı bazı aklı evvel arkadaşlar tarafından sitemden silindi (Sitemin yönetim sayfasına girip yazıyı silmişler ve Admin hesabım artık şifreyi kabul etmiyordu). Bu becerikli ama konuşmayı-tartışmayı bilmeyip çamur atmayı ve yıkmayı iyi bilen arkadaşları Allah bildiği gibi yapsın.

Mevlana, Yunus Emre, Ahmet Yesevi, İmam-ı Gazali, Hacı Bektaş vs.. gibi erenlerin insan sevgisinden zerre haberi olmayan bu arkadaşlar geceleri nasıl rahat uyuyorlar merak ediyorum. Anadolu insanı Horasan Erenleri sayesinde müslüman oldu, sizin yüzünüzden müslümanlıktan çıkıp bambaşka bir din yaşamaya başlıyor. Hırsızlığı, dedikoduyu, iftirayı ve jurnalciliği alkışlayan Semavi bir din bilmiyorum ben.

Neyse efendim, konumuza dönelim. Bu yazıyı hazırlamamdaki amaç şu: Fujifilm Türkiye Ofisi Donanımhaber’den Jimi1984, Zommy ve bana incelemem için bazı aletler gönderdi. Yakın zamanda X-E2, 23mm f1.4, 18mm f2.0 ve X-100S incelemesini yayınlayacağım. Ondan önce böyle bir tanıtım yazısının gerekli olduğuna karar verdim. Fuji ile hiçbir bağlantım yok, dolayısıyla bu yazıda ve incelemelerde tarafsız olduğumu düşünüyorum.

Artık aynasız sistemleri bilmeyen yok(tur umarım). Bu sistemin DSLRlara ve kompakt makinelere karşı avantajları ve dezavantajları birçok yerde birçok kere tartışıldı, bu yüzden burada uzuuun uzun tartışmaya gerek yok. Sadece yeri geldiğinde bahsederiz.

Fujifilm aslında fotoğraf sektöründe dünyanın en büyük oyuncularından. Hatta ve hatta Fuji, tıptan sağlık sektörüne, veri saklamaktan özel kimyasallara, yarı-iletkenlerden profesyonel video sektörüne kadar pek çok sektörde iş yapıyor. Sayısal sistemlerin yükselişi yüzünden filmin popülerliğini yitirmesi yüzünden Fuji inişli-çıkışlı dönemler yaşadı. Nikon gövdeleri üzerine kurulu S1, S2, S3 ve S5 Pro gövdeleri başarılı olmasına rağmen (özellikle S3 ve S5 dönemlerinde en geniş dinamik aralığa sahip gövdelerdi), Fuji DSLR sektöründe tutunamadı. Türkiye’de bu gövdeleri daha çok meraklıları ve profesyoneller bilir.

 s5pro

Nikon D200 postuna bürünmüş Fuji S5 Pro

Sayısal fotoğrafta Fuji’yi Türkiye’de asıl sevdiren makineler F30 ve F31fd’dir. Bu makineler yüksek ISO becerisi konusunda zamanında rakipsizdi, şu anda bile modern kompaktlarla boy ölçüşecek kadar iyi yüksek ISO becerileri var. Ama bana sorarsanız yeni makine alacaksanız 2014 yılında bu aletleri düşünmeyin. Türkiye’de “efsane” diye gerçekten “efsane fiyat”tan satılan pekçok şey gördüm. Fotoğraf makinesi sadece yüksek ISO performansı için alınmaz. Kompakt makine istiyorsanız yeni birşeyler bakın, çamur gibi çeken 16-20MPliklerden uzak durmanız yeterli.

Fujifilm-FinePix-F31fd-6-3-megapixel

Fuji’yi birçok insana sevdiren kompakt makinelerden F31fd

Fuji, S5 Pro’dan sonra uzun süre değiştirilebilir objektifli fotoğraf makinesi sektöründen uzak kaldı. Bu süre içinde Super CCD’yi geliştirdi, arkasına bir EXR ekledi ve piyasaya birsürü EXR’lı model sürdü. Ben bunlardan F200 EXR ve S200 EXR’ı kullanmış ve incelemiştim: http://halkboyleistiyor.com/wp/?p=140 (inceleme toplam 3 sayfadır).

EXR iyiydi hoştu da çok aman aman işe yaradığını söyleyemem. Buna rağmen, yakın zamana kadar Fuji S200EXR bence piyasadaki en iyi DSLR-benzeri fotoğraf makinesi olarak kaldı.

Gene aynı dönemde Fuji 10larca DSLR-benzeri makine çıkardı. Bunlara FinePix SXXXX dedi (S4200, 4800, 6800, 8200 vs..). Piyasada o kadar çok birbirinin aynısı Fuji oldu ki, bunların arasındaki en büyük farklar aslında objektifleriydi. 20x büyütme olana başka isim, 24x olana başka isim, 28x olana bir başka isim koyup çok farklı fiyatlarla piyasaya sürdüler. Şimdi elimden geldiğince bu “köprü – bridge” makineleri alt alta yazayım, anlatmak istediğimi daha iyi anlayın: Fujifilm FinePix S1000FD, S100fs, S1500, S1600/S1770, S1800/S1880, S2000HD, S2500HD/S2600HD, S2550HD, S2800HD/S2900HD, S200EXR, S3000, S3100, S3500, S4200, S4200, S4400, S4500, S4600, S4700, S4800, S5100, S5200, S5500, S600/S5600, S700, S5700, S800/S5800, S6000fd/S6500fd, S6600, S6700, S6800, S7000, S8000, S8100fd, S8200, S8300, S8400, S8600, S8400W, S9000, S9100, S9200, S9400W, S9500, S1…

Arada kaçırdığım da olabilir belki. Sizce bu aletler arasında ne kadar fark olabilir? Hemen S2XXX serisini karşılaştıralım:

S2550HD: 18x, 12MP, 1/2.3” CCD

S2500HD: 18x, 12MP, 1/2.3” CCD

S2800HD: 18x, 14MP, 1/2.3” CCD

Aradaki kıytırık farkları saymazsak, hepsi birbirinin aynı makineler.

S8200: 40x, 16.2MP, 1/2.3” CCD

S8300: 42x, 16.2MP, 1/2.3” CCD

S8400W: 44x, 16.2MP, 1/2.3” CCD

S8500: 46x, 16.2MP, 1/2.3” CCD

S8600: 36x, 16.2MP, 1/2.3” CCD (diğerlerinden biraz daha ufak)

Bir de Fuji’nin sitesinden karşılaştırma:

s6000lerFarklar ne kadar da inanılmaz (!) değil mi? Bunlar aynı anda piyasada satıldı/satılıyor, farklı fiyatlarla.

FUJİ EFSANESİ

Türkiye’de 2011-2013 yılları arasında ismi lazım olmayan bazı mağazalarda satış elemanları “DSLR’dan farkı yok abi” deyip DSLR almak için mağazaya gitmiş birçok insana bu aletleri kakaladılar. Artık bunun sorumlusu sağlam bir kota koyan mağaza mıydı, Fujifilm Türkiye yetkilisi miydi, yoksa daha fazla prim peşinde koşan satış elemanları mıydı bilemiyorum. Aranızda Donanımhaber’in fotoğraf forumuna arada bakanlar varsa orada bu konuda ne kadar büyük patırtı koptuğunu bilirler. Sonradan Fuji yetkilisinin de bahsettiği üzere, bazı Fuji çalışanları geçici kullanıcı isimleriyle foruma girip “Fuji şöyle mükemmeldir böyle harikadır” başlıkları açtı, ve ben dahil birçok kullanıcı “ispatlar mısın” tartışmaları yaptık. Halbuki şimdi anlıyoruz ki bu tartışmalar boşunaymış çünkü o arkadaşların derdi, o malum mağazalardaki satış elemanlarıyla aynıymış.

O forumda birkaç arkadaş haksız yere forumdan uzaklaştırıldı, bazıları hala yasaklı diye biliyorum. Uzun süre birçok forumda Fuji’nin SXXXX ürünleri ile dalga geçildi, “tek rakibim D800” esprileri yapıldı vs.. O son tartışmalarda birkaç yerde “Fuji basit/sıradan SXXXX serisiyle uğraşacağına mükemmel X serisini tanıtmalı” diye yazdım. 1-2 ay sonra Fuji’nin yetkili müdürü Mustafa Bey duruma el koydu, ortam biraz yumuşadı. Hatta Mustafa Bey ağırlığını o kadar koydu ki (yumuşak, yapıcı ve istekli tavrıyla) şu anda birçok forumda Fuji X rüzgarı esiyor 🙂 Keşke DH yönetimi de Fuji de daha en başta kullanıcıları alttan alsaydı da olaylar bu kadar tırmanmasaydı. Ben kendi adıma söyleyeyim, DH’deki fotoğraf forumuna eskiden girdiğimin 10’da biri kadar ile girmiyorum artık. Hatta birçok saygın kullanıcı hiç girmiyor. Kırılan kalp %100 tamir olmuyor.

FUJI X TARİHİ

Aslında Fuji’de bir X vardı: EXR. Sonra Fuji baktı ki ürün isminin sonuna EXR koymak satışları istendiği kadar arttırmaya yetmedi, “ulan bir de başına X koyalım, bakalım ne olacak?” dediler ve Eylül 2010’da ilk X ürünü çıktı: Fujifilm X100. Bu alet çıktığı anda bomba gibi patladı desem yeridir. Olympus ile başlayan “retro” modası X100 ile ayrı bir aşamaya geçti: Gri-siyah gövde, 1960’lı yıllardaki makineler benzer metal kontroller, optik-elektronik melez bakaç, piyasanın en iyi APSCleri kadar iyi imaj kalitesi, kaliteli 23mm f2.0 (35mm’ye denk) sabit objektif, sessiz deklanşör vs.. derken Fujifilm X100 2010 yılının bombalarından biriydi.

Birçok blog yazarı “abi bu alet bir harika” naraları attı. Daha önce test ettiği 1500 makinenin neredeyse tamamına “abi bu makine bir harika” demeyi başaran Steve Huff, X100’e “abi bu makine bir harika” dedi; Photographyblog kendi lafları olan “aşırı yüksek fiyatı, yavaş ve bazen hatalı odaklaması, yavaş yazma hızı, dandirik video kalitesi”ne rağmen 5 yıldız verdi; birçok inceleme sitesi “eksikler/hatalar” tablosu tren kadar uzun olmasına rağmen X100’e çok yüksek puanlar verdi. O kadar ki, sayılan eksiklerin yarısı bile herhangi bir DSLR’da olması o DSLR’a “kaka” denmesine yeter 🙂 Örneğin yavaş ve tutarsız odaklama DSLRlar arasında kesinlikle istenmeyen birşeydir, yavaş operasyon hızı da öyle. Ama işte “imaj herşeydir” lafı bir kez daha önümüze çıkıyor.

Ama… Ama X100’ün yaptığı çok önemli birşey vardı: Basit, fazla bir ayarla ilgilenmeden sadece çektiğin fotoğrafa odaklanmanı sağlamak, ve gerçek retro hissini yaşatması. Her 15-20 yılda bir giyim sektörü eskilerden birşeyler bulur onu o sene moda yapar. Hemen her sektörde bu vardır, demek ki fotoğraf sektöründe de retronun zamanı gelmiş, bazı insanlar siyah ve birbirinin aynı DSLRlardan sıkılmış.

Olympus’un açtığı kapıdan X100 ışıklar içinde geçti, onca eksiğine rağmen. Ve çok sattı, insanlar aylarca X100’ün stoklara girmesini bekledi, hatta Ebay’da normal fiyatın 2 katına X100 satıldığını ben çok gördüm. Düşünün, Leica X1 diye bir makine piyasaya sürdü 2009 yılında. 24mm f2.8 obektif ile (35mm’ye denk) piyasaya çıkan bu alete Leica 2000$ istedi. Ne bakaç var ne birşey. “Ama abi o Leica” deyip X1 mi alırsınız Fujifilm X100 mü? Tabi “hiçbiri” de bir seçim 🙂

X100’ü hatırlarsak: 12MP APS-C CMOS algılayıcı, sabit 23mm f/2.0-16 (tam karede 35mm’ye denk), 2.8” 460.000 piksel sabit LCD, melez (optik ve 1.44 MP elektronik) bakaç, ISO 200-6400 (JPEG’de ISO100 – 12800 arası), dahili flaş, dahili 3 duraklık doğal yoğunluk filtresi (ND filter), H.264 720p video, 10cm makro modu, 1/4000 maksimum perde hızı (sadece f8’de, f/2.0’da sadece 1/1000), leaf shutter sayesinde 1/4000’e kadar flaş senkronizasyonu, 300 çekimlik pil, 445 gram.

x100 3

x100 1 x100 2

Fujifilm X100. X serisinin başarısının habercisi.

Sonra Fuji burada durmadı. X100’ün başarısından sonra “başa X ekle ver piyasaya” stratejisi yerine gerçekten farklı “X” ürünler piyasaya sürmeye başladı. X100’den sonraki “X” ürün X10 oldu. 2/3” algılayıcılı, 28-112mm f/2-2.8 objektifli, retro görünüşlü ilginç bir üründü X10. O da çok ilgi gördü, herkes “abisine ne kadar da benziyor” dedi, gene blog yazarları X10’un ne kadar mükemmel birşey olduğunu anlatmaya çalıştılar 🙂 Halbuki onda da ciddi sorunlar vardı (mesela beyaz hale sorunu) ama bu tip ürünlerdeki sorunlar gözardı edilebilir, eğer rakiplerinden çok farklı ve “güzel” birşey yapmışlarsa. Ki aslında Fuji de X20’yi piyasaya sürdü ve sorunları ve eksikleri kapattı. Bu modellerin en büyük dertleri çıkış fiyatları. X10’un çıkış fiyatı 700$ civarıydı, zamanla azaldı. Şu anda (Mart 2014) X20’nin Amazon fiyatı 499$.

x10 1 x10 2 x10 3

X100’ün kardeşi X10. Retro görünümlü, kompaktlar için büyük algılayıcılı, geniş diyaframlı objektifi olan bir ürün.

Sonraki “X” ilginç bir modeldi: X-S1. Bu model 24-624mm f/2.8-5.6 diyaframlı, 2/3” 12MP algılayıcılı bir DSLR-benzeri makine. Kasım 2011 yılında çıkan bu makine, o zamandan beri çıkan tüm DSLR-benzeri makinelerden daha büyük bir algılayıcıya sahip. Bana göre S200 EXR tahtını X-S1’e devretti.

xs1 x-S1-back

Mart 2014 itibariyle en iyi DSLR-benzeri makine X-S1. Ama hala pahalı.

X-S1’in de derdi belli: Fiyat. Aynen X10 gibi. Çok iyi, ama çok pahalı. Türkiye’ye 2000 TL’nin üzerinde bir fiyatla girdi (Dolar/TL oranı 1,8 civarıydı sanıyorum) ki o fiyata kesinlikle alınmazdı.

E ama bunların objektifleri değişmiyor ki…

X100’den sonra herkes değiştirilebilir objektifli bir X sistemi bekler olmuştu, Fujifilm beklentileri boşa çıkarmadı: Ocak 2012’de X-Pro1 açıklandı. X-Pro1 ile beraber Fujifilm XF 18mm F2 R, XF 35mm F1.4 R ve XF 60mm F2.4 R Macro (1:2 büyütme) olarak 3 sabit odaklı objektif de piyasaya sürdü.

X-Pro1 en az X100 kadar ses getirdi. Retro gövde, melez bakaç, iyi kontroller, ufak sayılabilecek ve üzerlerinde eski tip diyafram halkası olan kaliteli objektifler…

xpro1 1

Bu arada unutmadan, Fujifilm’in orta formattan gelen bir objektif tecrübesi var. Mesela Hasselblad için kendi ya da ortaklaşa ürettiği objektifler var, bunun yanında kendi üretip sattığı GF670 gibi orta format makineler de var. 6×5, 6×7 ve 6×9 orta format Fujiler hala piyasada bulunabiliyor. Fujifilm ayrıca Fujinon ismiyle profesyonel video kameralar, güvenlik kameraları ve tıbbi izleme cihazları için de objektif üretiyor.

gf670 1 gf670 2 gf670 3

Hem 6×6 hem 6×7 boyutlarında çekim yapabilen 80mm f3.5 Fujinon objektifli Fujifilm GF670. Hala sıfır olarak 1600-2000$ arasına satılıyor. Objektifin katlanıp gövdeye girebildiğine dikkat edin, böylece ufak bir paket olarak taşınabiliyor.

X-Pro1’e ve objektiflere dönersek… Tam karede 27mm, 50mm ve 90mm’ye denk gelen 3 objektifle beraber çıktı X-Pro1. Bence iyi bir seçim. 18mm yerine 16mm olsaydı belki daha iyi olurmuş ama 18mm f2.0 da kötü bir objektif değil ve boyut olarak ufak sayılır. 35mm f1.4 çok büyük değil ve optik olarak iyi. 60mm f2.4 de aynı şekilde ufak, hafif ve iyi imaj kalitesi veriyor. X-Pro1’le genel kullanım (18-55mm benzeri) için bir objektif duyurulmadı. Belki zaman yetmedi, belki strateji amacıyla. Ama şu kesin ki, X-Pro1 çıktığında Fujifilm bütün piyasaya “üst-elit sınıfta biz de varız” dedi.

Dikkat ettiyseniz “elit” dedim, çünkü X-Pro1 ilk çıktığında 35mm ile beraber 2000$’a geliyordu ki bu para ile çok ciddi üst seviye kaliteli bir gövde alabiliyordunuz.

X-Pro1’i kısaca hatırlarsak: Fuji’nin tasarladığı 16MP X-Trans CMOS algılayıcı (AA filtresine ihtiyacı yok), melez optik (18 ve 35mm’ye uyumlu) ve elektronik bakaç, 1/4000 maksimum perde hızı, 3” 1,23MP LCD, ISO 200-6400 (JPEG’de 100-25600 arası).

 xpro1 2

Yukarıda gördüğünüz gibi, X-Pro1 en büyük boyutlu NEX olan NEX-7’den bile daha büyük. Tamamen Leica M9 boyutlarında bir gövde. Tasarım, düğmeler ve kullanım X100’e benzese de Fujifilm kullanıcıların eleştirilerini göz önüne alıp 3-5 değişiklik de yaptı. X100’e ek olarak bir tane de PC-Sync soketi eklendi, stüdyo işleri için. Ama flaş senkronizasyon hızı sadece 1/180 olduğu için stüdyoya ne kadar uygundur tartışılır.

Gene tonla eksiğine rağmen (düşük flaş senkronizasyon hızı, çok yavaş odaklama vs..) X-Pro1 piyasada çok iyi karşılandı çünkü piyasadaki rakiplerine göre “farklı”ydı.

Fujifilm Eylül 2012’de X-E1’i duyurdu. X-Pro1 gibi üst seviye ürünler isim yapıp saygınlık kazanmak için iyidir ama piyasaya asıl yayılmayı sağlayıp para kazandıran ürünler hep daha düşük fiyatlı ürünlerdir. Bu yüzden X-Pro1’in altına konumlanmış bir X-E1 neredeyse mecburen duyuruldu. X-E1 ile beraber 18-55mm f/2.8-4.0 OIS de duyuruldu ve kit olarak satılmaya başlandı.

X-E1 aslında X-Pro1’in alt modeli olarak piyasaya sürüldü ama Fuji gene geleneği bozmadı ve kullanıcıların X-Pro1’deki yorum ve isteklerini göz önüne alıp birçok geliştirme yaptı (mesela daha yüksek çözünürlüklü ve daha gelişmiş elektronik bakaç, bakaçta dioptri ayarı ve dahili flaş). Hatta öyle ki, birçok kullanıcı için X-Pro1 almaya gerek kalmadı (optik bakaç hastası değilseniz).

X-E1’i kısaca hatırlarsak: X-Pro1’deki 16MP X-Trans CMOS algılayıcı, 2,36MP elektronik bakaç, 1/4000 maksimum perde hızı, 2,8” 460K LCD, ISO 200-6400 (JPEG’de 100-25600 arası), 2.5mm mikrofon girişi, 350 çekim pil ömrü, daha hızlı odaklama (bu konuya ileride değineceğiz).

Aranot: Kaizen

Fuji “sürekli yenileme ve geliştirme” felsefesine uygun olarak birçok X gövdesinin yazılımını sürekli iyileştiriyor. Mesela X100’ün ilk çıktığındaki birçok eksiği sonradan birkaç defa düzeltildi ya da iyileştirildi, artık X100 iyi bir şekilde kullanılabilir bir makine oldu. X-Pro1’in yazılımını da ciddi oranda yeniledi, aynen X100’e yaptıkları gibi. Fujifilm’in bu özelliğine cidden saygı duymak lazım. Sonradan X-E1’e de birçok iyileştirme yapıldı yazılımla. Bu konuda birçok marka kullanıcıyı unutuyor (isim vermiyim, mesela Nikon). Canon da geçen sene yaptığı 7D yazılım yenilemesiyle 7D’yi adeta yeni bir makineye çevirmişti hatırlarsınız.

“Kaizen” Japon iş sistemi, kalite sistemi de deniyor. “Sürekli yenilenme ve iyileştirme” anlamına geliyor. Bu iyileştirmeler ufak adımlarla ama sürekli yapılır, bu sayede düzenli bir şekilde sürekli gelişme sağlanır. Artık Japonya dışında da birçok firma bunu uyguluyor. Fujifilm’in eski gövde ve objektiflerini sürekli iyileştirmesi bana Kaizen’i hatırlatıyor.

İşte bu yüzden Canon 7D, Nikon D300 gibi gövdelerin 4-5 yılda bir yenilenmesine karşıyım. Her sene hafif yeniliklerle yeni bir gövde çıkarsalar yeni alacaklar gerçekten “yeni” bir gövde almış olurlar. Örneğin bir sene algılayıcıdan AA filtre çıkarılır, diğer sene WiFi eklenir, diğer sene ikinci bir kart yuvası eklenir vs.. Giriş seviyesinde bunu yapıyorlar ama ileri seviyede değişim periyotları 4 sene civarı oluyor genelde. Şimdi Fuji, Olympus, Panasonic, Samsung, Sony gibi firmalar piyasada kendilerine yer açmak için sürekli model yeniliyorlar. Piyasa bir şekilde otursa onlar da üst seviye modellerde 3-5 sene periyotuna dönerler. Piyasa oturana kadar biz keyfimize bakalım en iyisi 🙂 Bak Fuji ne güzel kullanıcı dostu gibi duruyor şu anda 🙂

X serisine devam

X serisi sadece “büyük” makineleri içermiyor. Gene Eylül 2012’de Fujifilm XF1’i piyasaya sürdü. Bu alet ufak, 25-100m f/1.8-4.9 objektifli, 2/3” 12MP algılayıcılı kompakt bir makine. Abilerinde olan birçok özellik XF1’de de var: Objektifte manuel optik yakınlaştırma, özelleştirilebilir tuş, canlı histogram gösterimi, panorama (360 derece dahil), film simülasyon modları (Velvia, Astia, Provia vs..), çeşitli basamaklama seçenekleri (Dinamik aralık, ISO, pozlama ve film simülasyonu), RAW + JPEG çekim.

XF1’in de tek derdi fiyatıydı: 500$. 4-5 sene önce olsa fiyat normal olabilirdi ama artık bu fiyata ciddi NEX ve m4/3 makineler alındığını hesaba katarsanız, 500$ sağlam bir fiyat. XF1 Mart 2014 itibariyle Amazon’da 200$. O fiyata en alınabilir makinelerden biri diye düşünüyorum, özellikle renkli ve değişik bir makine kullanmayı seviyorsanız.

xf1 1 xf1 2 xf1 3

Ocak 2013’te Fujifilm X10’u yenileyip X20’yi çıkardı. Sadece dışarıdan bakarsanız X10’a çok benziyor ama içinde ciddi değişiklikler var:

1)      Algılayıcı boyutu değişmedi ama standart CMOS’tan X-Trans CMOS’a geçildi.

2)      Faz bazlı odaklama geldi ve odaklama X10’a göre ciddi hızlandı.

3)      Optik bakaçta pozlama değeri ve odaklama gibi şeyleri görebiliyorsunuz. X100’deki gibi melez değil ama ben bunu başka hiçbir kompakt makinede görmedim (optik bakacın üzerinde bilgi olması).

4)      Gri renk artık bir seçenek 🙂

5)      Parlak ışık kaynakları etrafındaki “hale” etkisi X20’de yok.

x20 1 x20 2 x20 3

X20 ile aynı gün X100s açıklandı. X100’ün başarısından sonra böyle bir güncellemenin gelmesi kaçınılmaz. Fuji gene X100 kullanıcılarını dinleyip eksik ve yanlışları büyük oranda kapattı, X100s hemen her alanda X100’den daha iyi olarak çıktı. Fujifilm’e göre X100’e göre 80 civarı iyileştirme var. X100’e göre en büyük farklara bakarsak:

  • Yeni 16MP X-Trans II CMOS algılayıcı (X100 12MP Bayer CMOS)
  • Faz bazlı odaklama sistemi (X100 kontrast bazlı)
  • Yeni EXR işlemci
  • 2.36MP elektronik bakaç (X100 1.44MP)
  • 1080p saniyede 60 veya 30 kare video (X100 720 24p)
  • Minimum odak mesafesi 80cm’den 50cm’ye indi
  • Aynı pili kullanmasına rağmen çekim sayısı %10 arttı (300’den 330’a)

Yeter mi? Eh işte 🙂 Son güncellemelerden sonra X100’ün zaten çok iyi olduğunu söyleyen de var, X100s’in hemen her konuda daha iyi olduğu için onun alınması gerektiğini söyleyen de. Sadece bu ikisi arasında kaldıysanız benim görüşüm: Çok paranız varsa kesinlikle X100s alın, Bütçe sorunu varsa ikinci el X100 alın (uygun fiyata çok temiz olanlar bulunabiliyor), elinizde X100 varsa ve şikayetiniz yoksa X100s almaya gerek yok.

x100s 1 x100s 2 x100s 3

Fujifilm X100s, orjinal kılıfı ve geniş açı dönüştürücüsü bir arada

Gri-siyah X100s’in başarısı üzerine Fujifilm aynı modelin siyah versiyonunu da çıkardı, ki bunu bile “İşte bu ya! İşte bu be!” diye karşılayanlar oldu ki artık fanatizmin yeni bir aşaması 🙂 Neyse ki Fujifilm bazı markalar gibi farklı renklere farklı fiyat belirlemedi ve siyah X100s’i de gri-siyah ile aynı fiyata satıyor.

Peki yetti mi? Yetmez. Yukarıda bir yerlerde demiştim, “üst seviye ürünler para getirmez, mecbursunuz alta inmeye” diye. Fuji de buna dayanamayıp Haziran ve Eylül 2013’te iki alt seviye ürününü duyurdu: X-M1 ve X-A1.

“Alt seviye” demek, “gelişmemiş, basit” anlamına gelmiyor. Öyle ki, X-M1 ve X-A1’in bazı özellikleri o anda en üst seviye gövde olan X-E1’den bile daha iyi. Hemen X-M1 ve X-A1’in X-E1’den üstün özelliklerini yazalım:

  • 3” 920.000 piksel ekran (X-E1’de 2.8” 460.000 piksel)
  • Yukarı-aşağı dönebilen hareketli ekran (X-E1’de sabit)
  • WiFi (sadece fotoğrafları aktarmaya yarayan)
  • Gelişmiş filtreler (Oyuncak kamera, Minyatür, Dinamik tonlu vs..)

Diğer hemen tüm özellikleri X-E1 ile aynı ya da çok benzer. Sadece X-E1’de elektronik bakaç ve harici bir-iki kontrol fazla. Ek olarak, X-A1’deki algılayıcı 16MP’lik Bayer CMOS, yani X-Trans değil. Açık söylemek gerekirse, X-A1’in X-M1 ile karşılaştırmalarında imaj kalitesi olarak arada çok fark görünmüyor. Fark biraz var ama çok az.

Mart 2014 itibariyle en düşük değiştirilebilir objektifli X gövdeler X-A1 ve X-M1.

xa1 1

Fujifilm X-A1 ve X-M1. Arada fark gören var mı?

Bu gövdelerle beraber XC 16-50mm f/3.5-5.6 OIS ve XC 50-230mm F4.5-6.7 OIS objektifleri de duyuruldu. 16-50mm 18-55mm f/2.8-4.0 objektife göre daha ucuz ama daha geniş bir açı görüyor. Ayrıca testlere göre optik olarak da çok kötü olmadığı söyleniyor. Ufak bir set isteyenler için düşünülebilir bir seçenek. 50-230mm ise (benim görüşüme göre) sadece mecbur kaldığınızda almanız gereken bir objektif. Ne yapın edin XF 55-200mm F3.5-4.8 R LM OIS almaya çalışın…

Peki bitti mi? Nayır, tabii ki nayır, n’olamaz… X serisi devam ediyor: XE-2 ile.

X-E2, X-E1’in devamı. Yukarıda X-E1’den itibaren araya giren modellerdeki iyileştirme ve yeni teknolojilere bakın, işte Fujifilm onların hepsini toplayıp X-E2’nin içine doldurdu:

  • Yeni 16MP X-Trans II CMOS algılayıcı (X100S’tekinin aynısı diyorlar)
  • Faz bazlı odaklama sistemi (X-E1 kontrast bazlı) ile otomatik odaklama hızlandı. Hatta Fuji’ye göre X-E2 kendi alanında dünyanın en hızlı odaklayan makinesi! (Not: 14mm f2.8 ile, “Yüksek Performans Modu” etkinken, m4/3 ve üzerinde algılayıcısı olan sistemlerle karşılaştırınca. Yani “ölme eşşeğim ölme” 🙂 Ama X-E1’den sonra değişim muazzam)
  • 4 tane fonksiyon tuşu
  • WiFi geldi (sadece fotoğraf aktarmak için)
  • Ekran 3” 1.04MP oldu (2.8” 460.000 pikselden)
  • Video 30p/60p oldu (ama neden hala 24p yok?)
  • Sürekli odaklamanın çalıştığı saniyede 3 kare çekim modu
  • Sürekli odaklama artık tüm 49 noktada çalışıyor (X-E1’de sadece orta nokta)
  • Otomatik ISO’da minimum, maksimum değerleri ve minimum perde hızını belirleyebilme
  • Odaklamada yüz tanıma sistemi
  • RAW 14-bit oldu
  • Elektronik bakacın tazeleme hızı arttırıldı
  • Karta yazma hızı 2 kata yakın daha hızlı oldu
  • X-M1 ve X-A1’e de gelen “Gelişmiş filtreler” eklendi
  • Panorama boyutu 7680 x 2160’ten 9600 x 2160’a çıktı (büyük boyut)
  • 3 adet manuel odaklama yardımcısı geldi: Fuji’nin Türkçesi’yle: Standart (Büyütülmüş görüntü), Odak Tepe Vurgulama (focus peaking), sayısal ayırma görüntüsü (split-image).
  • Pozlama telafisi -/+3 oldu (X-E1’de -/+2)
  • Lens modülasyon iyileştirmesi (Lens Modulation Optimizer) geldi (X100s’ten. Olympus E-M1’de de var)

Falan filan…

X-E2 ile ilgili yakında daha uzun konuşacağız inşallah…

X-E2 duyurulduğu gün, X-Q1 de duyuruldu. X-Q1 aslında X-F1’in biraz form değiştirmiş ve geliştirilmiş hali. Aynı algılayıcı, aynı objektif, biraz daha iyileştirilmiş seri çekim hızı, daha yüksek çözünürlüklü ekran, biraz daha iyi perde hızı, WiFi vs.. X-F1’den biraz daha ufak ama daha sade görünüşlü bir kompakt.

Peki derdi ne X-Q1’in? Tahmin edeceğiniz gibi, fiyatı: 500$. Mart 2014 itibariyle Amazon fiyatı 369$. Karşısında yakın fiyatlı ama daha büyük algılayıcılı rakipleri olduğunu düşününce… X-F1 şu anda 199$’lık fiyatıyla daha çekici sanki.

xq1

 algilayicilar

Fujifilm’in X serisi kompaktlarının algılayıcı boyutlarının konumu

Ama bunlar büyük abilerle kapışmaya yetmez ki?

Evet yetmez. İnsan evladı doyumsuz. Oldu mu en iyisi olsun istiyor. Örneğin yukarıda saydığım makinelerin hiçbiri Nikon D7100’ün toplam performansını yakalayamaz, ya da NEX-6’ya göre aman aman avantajı olan bir gövde gördünüz mü yukarıda? “ama abi baksana ISO6400’de bile cam gibi Fujiler” diye lafa başlamadan önce “Toplam” lafına dikkat edin. Fotoğraf ISO6400’den ibaret değil. Siz bakmayın “gelişmiş otomatik odaklama performansı” gibi pazarlama laflarına, 1 Eylül 2009’da çıkan Canon 7D’yi yağmura-çamura sokup dağda-bayırda rahatça kullanırsınız, kuş takip edersiniz, odağı çok az kaçırarak saniyede 8 kare çekersiniz, video kalitesi ve ayarları üst seviyede, üstelik imaj kalitesi de abartıldığı kadar kötü değil. D7100 keza benzer, Pentax K-3 muhteşem… Senin bu seviyelere yakın bir “performans” makinen yoksa, imajın sadece “ah canım pek şirin pek retro” seviyesinde kalıyor. Genel konuşuyorum, özellikle retro isteyenlere lafım yok (ki Fuji Xler bayağı yakışıklı), ama bir tane de kaslı modelin olacak ki “işte X serisi performans isteyen ciddi profesyonelleri de hedefliyor” diyebil.

Hiç APSC’ye gitmeyelim, Olympus OM-D E-M5 ve E-M1’in bile genel amaçlı kullanımı X-E2’den hızlı. Dağa-bayıra rahat geldiğini, hareketli ekranını ve X-Trans kadar olmasa da çok iyi imaj kalitelerini ve çok sayıda ve kaliteli objektif setini düşünürsek, X-E2 almak için elimizde en sağlam sebep “ama abi retro” kalıyor (tekrar hatırlatayım, X-E2 çok yakışıklı ve kullanmak zevkli sayılır).

Neyse ki kullanıcıları iyi dinleyen Fujifilm, Ocak 2014 ayında amiral gemisi modelini tanıttı: X-T1.

  xt1 1 xt1 2

xt1 4

X-T1 tam bir performans odaklı gövde. Hızlı otomatik odaklama (hem de odağı takip edebiliyor ama sadece ortadaki 9 noktada), saniyede 8 kare çekme (hem de odağı koruyarak), toz-nem geçirmez tam magnezyum gövde (-10 dereceye kadar çalışma), hareketli ekran, mükemmel ve kocaman elektronik bakaç, tonla özelleştirme seçeneği (6 tane özelleştirilebilir düğme!), UHS-II SD kart desteği, WiFi (ve nihayet telefon ya da tabletle uzaktan kontrol edebilme seçeneği geldi!) vs..

pic_05

Elektronik bakacın büyüklüğü bayağı işe yarıyor. Örneğin manuel odaklamada çerçevenin tamamını görürken yan tarafta Sayısal Ayırma Görüntüsünü (Digital Split-Image) de görmek mümkün.

 pic_03

Tam magnezyum gövde

 pic_11

Tamı tamına 6 tane özelleştirilebilir tuş

 pic_12

Leica M objektifleri X gövdelere takabilmek için Fujifilm’in ürettiği daptor

pic_11 (2)

Mevcut Fujifilm X serisi objektifler

pic_01

X-T1 için pil tutacağı bile var

pic_06

Çok büyük gövde taşımak istemeyenler için, aynen Olympus OM-D E-M5’te olduğu gibi, daha ufak bir tutacak da var

pic_04

ISO,  perde hızı ve pozlama telafisi için ayrı tekerlekler var. Buraya kadar güzel… Ama o tekerleklerin ortasına o düğmeleri koyanı bir yakalarsam aşağıdakini yapacam…

duba duba

Sarıklı olan ben, “duba duba”ları yiyen o düğmeleri koyan Fuji mühendisi 🙂

xt1 3

Bu şaka değil. ISO tekerleğinin ortasındaki düğmeyi etkisizleştirmek için ayrı bir parça satılıyor, ve fiyatı 20$! Satan Fuji değil elbet, başka bir akıllı 🙂

BİRAZ ÖZET, BİRAZ YORUM

X serisi gövdelere bir daha bakarsak:

1

Dikkat ederseniz 2013 yılında birçok ürün duyurulmuş. Fujifilm’in X serisinin rüzgarını kullanma isteği açıkça belli oluyor.

Gövdeleri bir de kategorize edelim:

2

Sınıflarına göre dizmeye çalıştım. Bir X30’un zamanı gelmiş 🙂

En son objektiflere bakalım:

  • Fujinon XF 10-24mm F/4 R OIS
  • Fujinon XF 14mm F/2.8 R
  • Fujinon XF 18mm F/2 R
  • Fujinon XF 23mm F/1.4 R
  • Fujinon XF 27mm F/2.8
  • Fujinon XF 35mm F/1.4 R
  • Fujinon XF 60mm F/2.4 R Macro
  • Fujinon XF 18-55mm F/2.8-4 R LM OIS
  • Fujinon XF 55-200mm F/3.5-4.8 R LM OIS
  • Fujinon XF 56mm F/1.2 R
  • Fujinon XC 50-230mm F/4.5-6.7 OIS
  • Fujinon XC 16-50mm  F/3.5-5.6 OIS
  • Carl Zeiss Touit 2.8/12 12mm F2.8
  • Carl Zeiss Touit 1.8/32 32mm F1.8
  • Rokinon UMC Aspherical and Samyang 8mm f/2.8 Fisheye lenses
  • Samyang 300mm F6.3 Reflex ED UMC CS
  • Samyang 16mm F2.0 ED AS UMC CS

Duyurulanlar :

  • Fujinon XF 18-135mm f/3.5-5.6 (toz-nem geçirmez)
  • Fujinon XF 16-55mm f/2.8 (toz-nem geçirmez)
  • Fujinon XF 50-140mm f/2.8 (toz-nem geçirmez)
  • Carl Zeiss Touit 2.8/50 50mm F2.8 Makro-Planar

X serisiyle uyumlu flaşlar:

  • EF-X20
  • EF-42
  • EF-20

Türkiye’de Fujifilm bir süredir çok aktif. Kampanyalar, geziler, ve bazı forumlara aktif katılım yapan Mustafa Bey sayesinde 3-4 aydır bir Fuji rüzgarı esiyor. Kullanıcılar için iyi birşey. En başlarda Fujifilm’in sadece fotoğraf makinesi üretmediğini anlatmıştım. Şu anda piyasaya yayılmak için yapılan kampanyalar firmaya belli bir mali yük getiriyor ama Fujifilm şimdilik bunu karşılayabilecek güçte. Benzer bir stratejiyi (Türkiye’de çok aktif görmesem de) Sony de yapıyor.

Birçok Japon firmasının yaptığı bir hatayı Fujifilm de yapıyor. Şimdi yukarıdaki gövde isimlerine bir daha bakın ve modelleri daha önce hiç görmediğinizi varsayın. Sizce X-A1 mi üset sınıf, X-E1 mi X-M1 mi? Peki X-PRO1 mi daha üstte X-T1 mi? XF1 ile X-E1’in farkı nedir? X-E2’deki “-“ ne demek? Objektifin değiştirilebildiğini mi söylüyor? O zaman X-S1 ne? X-S1 ve X-T1 aynı kategoride mi? Tüm diğer markalarda rakam/harf sayısı düştükçe sınıf yükselir (Nikon D5300-D800-D4, Canon 1200D-700D-70D-5D-1D, Pentax K50, K5, K3). Buna göre, X100 mü X10 mu daha üst sınıf? Gördüğünüz gibi isimlendirme karmakarışık. Ben duyurulan ürünleri yakından takip ettiğim için çok iyi biliyorum, ama normal bir kullanıcı ne yapmalı?

Fujifilm uzun süre (teknolojide 2-3 sene bile uzun sayılır) DSLR sektöründen uzak kaldı, ve aynasız sistemlere de geç girdiği halde 3 yılda kendine ciddi bir imaj yarattı. X-Trans algılayıcı, retro ve yakışıklı gövdeler, ufak ve kaliteli objektifleriyle birçok fotoğrafçı ve fotoğraf meraklısının gönlünü çelmeyi başardı. Ayrıca, bazı markaların aksine, ilk X makine olan X100’e bile sürekli destek vermesi ve yeni ürünlerinde kullanıcıların isteklerini yerine getirdiği için kullanıcı kitlesinde önemli bir de bağlılık yarattı. Bu yüzden tebrik etmek lazım.

Son olarak bir de uyarı: Fujifilm yakaladığı rüzgarı iyi kullanıyor ama eğer ilerlemenin hızı kesilirde bir durgunluk yaşaması büyük ihtimal. Şu ana kadar ilerleme iyiydi, yeni ürünler genelde öncekine göre bayağı gelişmiş olduğu ve kullanıcılar hala bazı eksikleri ya da yavaş ilerlemeyi görmeyebiliyor. Örneğin X-E3’te çok fazla gelişme olmazsa, ya da X-Pro2’de, kullanıcılardaki heyecan azalabilir. Ne yazık ki “doyumsuz müşteriler” çağındayız 🙂 Bu yüzden Fujifilm’in yeni ve ilginç objektiflerle heyacanı belli bir seviyenin üstünde tutması gerekiyor. Hatta zorda kalırlarsa “tam kare X-Trans algılayıcı” dedikodusunu ortalığa yaymaları bile  1-2 sene kazandırır 🙂

Peki X serisi neden bu kadar tuttu?

Oscar Wilde’ın mükemmel bir lafı var: Birini görünüşü, giyinişi ya da klas arabası için değil, sadece senin duyabildiğin bir şarkı söylediği için seversin.

Fujifilm X serisiyle bir şarkı söylüyor 🙂

X-E2, 23mm f1.4, 18mm f2.0 ve X100S incelemesinde görüşmek üzere…

6 comments for “Fujifilm X sistemi

  1. Merih
    2014-04-16 at 3:07 pm

    X-T1 gerçekten çok güzel bir alet, Dpreview da Gold Award ile taçlandırmış kendisini ancak sistemin pahalı oluşu, butonların tasarımı ve bir de video çekimi için yetersiz kalması kötü. Bir sonraki modelde düzeltirler umarım.

  2. Fırat
    2014-04-25 at 9:14 am

    x-pro1 sahibi olarak bu yazınız için çok teşekkür ederim. oldukça doyurucu ve hoş bir yazı olmuş. şunu söyleyebilirim ki, neredeyse her fotoğraf çekmeye çıktığımda; eve, ağzımı açık bırakacak fotoğraflarla dönüyorum. muhteşem makineler. jpeg kalitesi muazzam. x-pro1 in ne kadar güzel bir tasarıma sahip olduğunu konuşmuyorum bile. bomba atarlı tüfeklere benzeyen o çirkin dslr sahiplerini gördükçe içimden gülüyorum.. 😀

  3. serdar
    2014-06-19 at 12:00 am

    Harbiden çok güzel yazı olmuş teşekkürler

  4. hilal
    2014-07-19 at 9:35 pm

    Gercekten yazi muhtesem olmus. Benim icin bir yol oldu bu. Harikasinizz 🙂

  5. Emre
    2016-09-02 at 10:18 am

    Harika makale olmus xt2 le ilgili maialede yer alirsa cok iyi olur tesekkurler

    • ErtOzt
      2016-09-02 at 4:12 pm

      Merhaba. Teşekkürler. XT2’yi almayı düşünmüyorum, bana pek hitap etmiyor.
      Yazarken yazım kurallarına dikkat edersen memnun olurum. Bu sitede buna dikkat ediyorum.
      Selamlar.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *