Mavi Ay

Mavi Ay’ı hatırlayan var mı? TRT’de gösterildiği dönemlerde saat kaç olursa olsun seyrederdim (ve her Türk çocuğu, genci ve erkeği gibi) Cybill ablaya aşıktım 🙂

Bu aralar nette biryerlerde Türkçe seslendirmeli buldum ve seyrediyorum. Müziği ve başlangıç sahnelerindeki nostaljşk fotoğraflar beni nedense çok etkiliyor. Dizinin kendisi o kadar iyi değil 🙂 Belki 80ler’i yansıttığı içindir.

Cybill abla (bizim mankenler gibi) çok amatör, ellerini nereye koyacağını bilmiyor, konuşmadığı zamanlarda yüzünden yapmacıklık akıyor ama gene de bizimkilerden daha sempatik. Bruce amca zaten bu diziyle coştu. O da çok amatör, ama Cybil’dan daha rahat (ve yavşak 🙂 ) olduğu için çok göze batmıyor. Dedektiflik bürosundaki gözlüklü-hastalıklı kız şu anda basit ve yapmacık gelebilir ama bu dizi çıktığında türünün ilk örneğiydi (telefonda okuduğu salak şiirlere ben çok gülerdim, hala enteresan geliyor), yani hemen her şeyi orjinal. Her bölümde ayrı bir cinayet-hırsızlık hikayesi var ama asıl olay Maddie Hayes ve David Addison arasındaki “gizli” aşk ve sürekli tartışmaları.

Dizinin yaratıcısı Shakespeare’nin bir oyunundan esinlenmişti diye hatırlıyorum.

Bu dizi şu ana kadar yapılmış tüm Türk dizilerinin toplamından daha başarılı!! (belki İkinci Bahar yaklaşır, o da Şener Şen sayesinde)

Not: 2. sezon 4. bölümün Orson Wells’e ithaf edildiğini farkettim. Adam 1985’te vefat etmiş, yani ben ilkokuldayken. Bir dahiyle aynı zamanda yaşamışız 🙂

Buraya yorum yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.