“En keskini benimki olmalı” sendromu

Devir teknoloji ve haberleşme devri. Sadece interneti kullanarak hemen hemen herşeyi öğrenmek mümkün. İnternette biraz kassan Ay’a gidecek roket yapmaya yetecek bilgi edinebilirsin (tamam abarttım). Elin teröristi bomba bile yapıyor, sadece internette 3-5 sayfa okuyarak.

Birileri “Bu bilgi çağında cahil kalmak sadece bir tercihtir” lafını boşuna dememiş.

Mesela basit bir gugıl aramasıyla San Diego’daki Surinamlı nüfusunu, insanların her pul yaladıklarında kaç kalori yaktıklarını, size hangi fotoğraf markası sisteminin en çok faydalı olacağını, yetişkin karıncayiyenlerdeki ortalama tüy sayılarını, Einstein’in söylediği ve söylemediği (ama kendisine mal edilen) tüm sözleri, Hz. Muhammet’in (SAV) neden fotoğraf çektirmediğini (evet bu tartışmayı gördüm), Lozan Anlaşması’nın 2023’te kalkacak gizli maddelerini, Lozan Anlaşması’nın 2023’te yürürlüğe girecek gizli maddelerini, Lozan Anlaşması’nın gizli maddeleri olmadığını, aslında Lozan Anlaşması’nın hiç olmadığını ve bize Kemalistler’ce yutturulmaya çalışıldığını (!), Kamboçya’da saatte kaç kişinin kanserden öldüğünü, aslanların günde kaç kere seviştiğini (hem de kızlı erkekli!), zürafaların yüzemediğini, aslında Kurtuluş Savaşı’nın yapılmadığını ve İngilizler’in ülkemizi işgal etmediğini, ISO-Perde hızı-Diyafram üçlüsünün fotoğrafa etkisini, İngilizler’in Hintli çocukların kafalarını plastikleştirmek için logaritma cetvelini ezberlettiklerini, dünyanın her yerinde özgürlük günleri deliler gibi coşkuyla kutlanırken Türkiye’de “biz Kuzey Kore miyiz de kutlamaları asker gibi yapıyoruz” bahanesiyle halkın sokakta bayramı kutlamasına bile izin verilmediğini (birçok şehirde polis “izinsiz gösteri” diye kalabalığı dağıtmak istedi, artık ne izniyse…) ve dünyanın en rahat ülkelerinden Norveç’te bile bağımsızlık gününde caddelerde öğrencilerden oluşan bandoların saatlerce yürüdüğünü (Norveç de Kuzey Kore gibi…) öğrenebilirsiniz.

1383761_10151963821549161_327479806_n

Einstein amcaya söylemediği birçok laf ithaf ediliyor. Halbuki adam senin benim gibi biriymiş… En büyük derdi “Geçen düğünde onlar ne takmıştı ki?”.

Gördüğünüz gibi internet neredeyse sonsuz bir bilgi deposu, ama:

  1. Bu bilgilerin tamamı doğru değil
  2. Bu bilgilerin bazıları külliyen yalan
  3. Bu bilgilerin çoğu size gerekli değil (yani faydalı bilgi değil)
  4. Sana gerekli bilgiyi bulmak için bazen uzun süre araştırma yapıp okuman gerekli
  5. Ne yazık ki İngilizce öğrenmeden (ya da Google Translate kullanmadan) erişebileceğin kaynak sayısı sınırlı
  6. İngilizce kaynağa erişsen bile bunun doğruluğunu tartman gerekli. Örneğin “yabancı forumlarda” diye başlayan ezik cümleler yerine “şöyle birşey okudum” diye başlamak daha iyi değil mi? “Yabancı” diye herşey doğru olmak zorunda mı? “Yabancı forumlarda” okuduğun şeylerin de bazılarını fotoğrafa yeni başlamış internet fotoğrafçıları yazıyor. Artık ciddi ciddi bilgi kaynayan forum pek kalmadı gibi, olanları da aradan cımbızla çekmen gerekiyor. Yani “yabancı = doğru” diye birşey yok.

Neyse efendim, uzatmadan: İlk 3 maddeye dikkat edin. İnternet bildiğin bilgi çöplüğü. Herşey var ama aralarında, çöp de var elmas da.  Beynimiz zaten reklamlar, TVler, gazeteler vs.. ile bombardımana uğrarken son 10 yılda bir de internet çıktı başımıza (“1940larda okullarda bilgisayar yokken şimdi her okulda bilgisayar var, hamdolsun” diyen birini görmüştüm, neyse ki o arkadaşı sonradan görmedim 🙂 ). Temmuz 2013 itibariyle sadece Google’ın indekslediği sayfa adedi 38 trilyon! Google’a göre %18-24 arası bir sayıyı indeksleyemiyorlarmış, bu rakamı %20 kabul edersek 45 trilyon internet sayfası var şu anda! Sadece Wikipedia’daki milyonlarca konuyu okusan alim olursun. Ama mesele de burada çıkıyor: Wikipedia’daki her konuyu bilmeye gerek var mı?

En azından eskiden TVlerde bilgilendirici programlar çıkardı. Mesela:

resim

Yaşı 30 ve üzerindeki arkadaşlar Bob Ross’u hatırlayacaktır. Nur içinde yatsın. Tüm dünyada binlerce insana resmi sevdiren adamdı. Sadece 53 yaşında kan kanserinden öldü.

Hangi bilgiye ihtiyacın var?

Ek bilgi: Son üniversite sınavında matematikte 870.000 ve fen bilimlerinde 1.290.000 öğrencinin 4 doğrunun altında kaldığını düşünürseniz, her türlü bilgiye ihtiyacımız olduğunu anlayabilirsiniz. İlkokul seviyesinde 4 işlemi yapamayan bir nesil yetişti son yıllarda. Vatana millete hayırlı olsun. Bunlar hep CHP zihniyeti yüzünden…

FOTOĞRAF VE HURAFELER

Fotoğraf konusunda ortalıkta onlarca hurafe dolaşıyor. Ben bunları halk arasındaki saçma sapan dini hurafelere benzetiyorum. Mesela “fotoğrafı Nikon çeker, video çekeceksen Canon al”, “Sony gitsin TV yapsın”, “m4/3ler alınmaz çünkü algılayıcıları çok küçük”, “3x zoomdan yukarısını alma”, “aynı objektifin IS’lisinin imaj kalitesi düşük olur çünkü araya ek eleman girer”, “ön net alan ile arka ne alan arasındaki fark 1:2 alınabilir” gibi sadece yarısı doğru laflar bazı aklı evveller tarafından ortalığa yayıldı, yeni kullanıcılar da bilmemneye sarılmış yeni gelin gibi bunlara atlıyor, atlamakla kalmıyor bir de etrafta uzman edasıyla aynen bunları söylüyorlar.

Ve işte fotoğraf konusunda önünüze en çok gelen çöp bilgilerden ikisi:

  • Her zaman en keskin objektifi kullanman gerekli!
  • ISO performansı en iyi olan gövdeyi al!
  • 3x zoomdan yukarısını alma

İkinci maddeyi burada tartışmıştım, bu yazıda tek bir objektif üzerinden ilk ve son maddeleri tartışacağız. Gerçekten de “her zaman en keskin objektifi mi kullanmalıyız?”. Ayrıca “keskin objektif” nedir ki?

Konuyu “vasat” olarak kabul edilen Nikon AF-S 28-300mm f3.5-5.6G VR üzerinden anlatmak istiyorum.

Nikon-28-300mm-f3.5-5.6G-ED-VRAlet yukarıda. AF-S motoru olduğu için tüm Nikon DSLRlarda otomatik odak yapabiliyor. Odaklaması sessiz ve hızlı sayılır (50mm f1.4G’den hızlı, 60mm f2.8G’den yavaş). Tecrübeme göre VR II sistemi yaklaşık 3 durak avantaj sağlıyor. 35mm eşleniği olarak D700 gibi bir tam kare gövdede 28-300 mm arası, D7000 gibi bir gövdede ise 42-450mm. Gövdesi genelde sağlam polikarbonattan üretilmiş, orta seviye bir kalitesi var. Ufak kardeşi 18-200mm VR’dan biraz daha iyi malzeme kalitesi olduğunu söyleyebilirim. 77mm filtre çapı var, IF özelliği sayesinde odaklama sırasında hiçbir yeri oynamıyor. Bayonet bağlantı yerinde conta var, böylece algılayıcıya toz ve hafif yağmurun ulaşması engelleniyor. Her odak mesafesinde (28-300mm arası) 50 santime kadar odaklayabiliyor ki bu mesafede büyütme oranı 1:3.1, yani yarı-makro objektif olarak da kullanılabilir. 9 perdeli dairesel diyaframı var, bu sayede özellikle 200mm ve üzerinde iyi bir bokeh karakteri var, özellikle makro çekerseniz (“yakın çekim” diyelim). Objektif üzerinden VR’ı “Active” ya da “Normal” olarak ayarlayabiliyorsunuz, bu özellik Nikon’da sadece orta ve üst seviye objektiflerde var.

300/28 = 10,7x yaklaştırma yapabiliyor. Yani “3x zoomdan yukarısını alma” ve “aynı objektifin IS’lisinin imaj kalitesi düşük olur çünkü araya ek eleman girer” uzman yorumlarına ters bir objektif kendileri. Aşağıda optik kalitesinden bahsedeceğiz, ama önce eksilerine gelelim.

D700 gibi tam kare bir gövdede köşe kararması yapıyor, diyaframı en açık diyaframdan 1,5 durak kadar kapatınca artık bu kararma rahatsız etmiyor. Renk sapması (CA) var, ama modern Nikon gövdeler JPEG’de bunu otomatik yok ediyor ve RAW işlerken CA zaten sorun değil. 800 gram kütlesiyle “hafif” bir objektif olmaktan oldukça uzak. Her odak mesafesinde 50 santime kadar odaklayabilmesi için “zoom creep” denen bir “özelliği” var (Nikon buna özellik diyor). buna göre, örneğin 300mm’de 50 santime odaklarsanız artık objektif 28-300mm değil 28-220mm gibi birşeye dönüşüyor, yani efektif odak mesafesi 220mm civarlarına düşüyor. Odakladığınız mesafe arttıkça bu değer de artıyor ve yaklaşık 10 metrede artık objektif gerçek 300mm’ye benziyor. Bu “özellik” Nikon’un birçok değişken odaklı objektifinde var. Mesela 70-200mm f2.8VR II’de de böyle birşey var. Objektif en açık diyaframında en keskin objektif değil. Özellikle kenarlara doğru gittiğinizde en açık diyaframda kit 18-55mm ayarında ya da belki de daha kötü performans veriyor. Ortalarda idare eder, hatta iyi bile sayılır. 28mm’de farkedilir bir fıçı tipi geometrik bozulma, 300mm’de hafif bir içeri doğru basık geometrik bozulma var.

nikon 28300

Fotoğrafları aldığım siteler belli, üzerlerinde yazıyor. Soldan sağa: 18-200mm, 28-300mm, 18-300mm.

nikon 40397_nik28-300_obu3

Soldan sağa: 24-70mm f2.8G, 28-300mm, 50mm f1.8D

nikon 28300 2

Kabaca artıları ve eksilerine değindikten sonra bir soralım: Böyle bir objektif neden alırsınız? Hem keskin bile değilmiş!

Not: Aşağıdaki fotoğrafların birçoğu monitörden ekran görüntüsü (Snipping Tool), ve bazıları Paint’te kaydedildi. Bu yüzden bazılarında JPEG sıkıştırması yüzünden bozulmalar oldu ama gene de derdimi anlatmaya yeterler. Dizüstünün ekranında bu sorunlar görünmüyordu, 24″lik LCD’de bariz belli oluyorlar. Siz gene de her fotoğrafa tıklayıp tam boyutunu görmeye çalışın.

28300 18

Peru, Lima, Plaza de Armas’ta faytonla geçen birkaç çocuktan ikisi. Nikon D700, 170mm, 1/200, f6.3, ISO250. Orjinal fotoğraf aşağıda.

28300 18 buyukKötü mü? 12MP’lik D700’den 0,78MP’lik bir kesme. Elimde 28-300mm olmasa bunu yakalayamazdım. Aslında 70-300mm ya da 70-200mm olsaydı elbette yakalardım ama bu sefer de bunu yakalayamazdım:

28300 12 ortakose

Lima, Larcomar alışveriş merkezi. Nikon D700, 28mm, 1/250, f11, ISO200. Zeiss 28mm f2.0 olsa belki daha iyi sonuç alırdınız, ama bu bile bence çok iyi. En köşedeki kadına dikkat edin. Orası karenin en sağı. Optik bir sorun görüyor musunuz? JPEG sıkıştırması yüzünden bazı piksellerde sorun var ama bu sorun objektiften kaynaklanmıyor.

Bir geniş açı daha. Gene Plaza de Armas’tan:

28300 17 ortakenar

Nikon D700, 28mm, 1/800, f7.1, ISO250, +0.3EV. Bence gene teknik olarak çok iyi. Köşedeki insanların biraz yamuk çıkması aslında benim suçum çünkü objektifi tam yatay tutmamışım. Fotoğraf estetik olarak çok kötü, orası ayrı. Turla beraber gezerken çektim.

28300 09 orta

Lima, Parque Salazar’dan. Nikon D700, 300mm, 1/800, f11, ISO400. 12MP’lik dosyada paraşütün iplerini bile seçebiliyorum.

28300 16 ortakose

Nikon D700, 160mm, 1/125, f7.1, ISO250, +1.7EV. En köşenin en köşesi bile iyi. 70-200mm f4 VR kadar iyi olmayabilir, ama gene de çok iyi.

28300 11 ortaarka

Nikon D700, 300mm, 1/400, f11, ISO200. Alan derinliği neredeyse sonsuza gittiğinden en arkadaki sörfçüler bile seçiliyor, ama mesele o değil. Mesela şu: Örneğin AF-S 300mm f4 ile daha iyisi çekilir miydi? Emin değilim. Belki biraz daha kontrast olurdu, belki “biraz daha” keskin olurdu (farkı kim görebilir orası ayrı).

28300 20 orta

Nikon D700, 92mm, 1/30, f5.6, ISO1250, Larcomar’dan güneşin batışı sırasında çekildi. 92mm’de 1/30 VR sayesinde sorunsuz. ISO1250’ye rağmen iyi detaylar.

Şimdi size bir soru: Yukarıdaki sandallı fotoğrafı sandaldaki adamın yüzünü seçebilmek için mi yoksa o muhteşem renkleri ve sonsuz okyanustaki tek bir sandalın yalnızlığını yakalamak için mi çekerdiniz? Vereceğiniz cevap sizi iyi ya iyi fotoğraf çekmeye ya da internet fotoğrafçısı olmaya yaklaştıracak. Bu arada yukarıdaki fotoğraf çok rahat A3 basılır ve hiç rahatsız etmez, biraz çalışmayla A2 bile basılır (200 DPI civarında). Bu arada fotoğrafların bazılarını ACR’de işledim çünkü JPEG çeksem bile keskinliği ve kontrastı birer birim düşürüp çekiyorum ki en çok detayı yakalayayım. Eğer fotoğrafların orjinallerini koysam objektife ve D700’e haksızlık etmiş olurdum. Kaldı ki, hemen hemen benzer sonuçları D700’deki JPEG keskinliğini arttırarak da almak mümkün.

28300 23 orta

Lima Hayvanat Bahçesi. Nikon D700, 300mm, 1/200, f5.6, ISO400, +0.3EV. Maksimum diyafram, 300mm ve tel çitin arkasından çekim. Gözdeki ve tüylerdeki detay size yeter mi? Pütürler ISO400’den ve ACR’de +EV verdiğim için.

28300 15 ortakose

Lima Plaza de Armas. Nikon D700, 300mm, 1/2500, f5.6, ISO250. Aslında zorlama bir örnek çünkü güçlü bir ters ışık vardı (çok parlak gökyüzü), bu yüzden gölgeleri biraz açmak zorunda kaldım. Gene de 300mm ve f5.6 için fena değil. Nikkor 300mm f4 AF-S daha iyi olur muydu? Elbette.

28300 02 ortakenar

Palomino Adası, Lima. Nikon D700, 300mm, 1/500, f8.0, ISO320. Dalgalı denizde vapurdan çekim. Belki size “yeterince” keskin gelmeyecek ama hayvanlar fotoğraf karesi içinde çok ufaklar. Bot biraz daha yaklaşsa daha çok detay alabilirmişim. Ya da D7100 olsaymış çok daha iyi detay olurdu (24MP ve 1.5x kesme çarpanı sayesinde). Bence 10.7x’lik bir objektif için en kenarlar bile kabul edilir.

28300 05 ortakenar

Palomino Adası, Lima. Nikon D700, 300mm, 1/320, f9.0, ISO320. En en en kenardaki (artık çerçevenin dışına çıkacak) kuştaki detay bile iyi.

Yukarıdaki sahneye dikkatli bakın. Sizce “köşeden köşeye keskinlik” gerektiren bir sahne mi? İşte “internetteki bilgi kirliliği”nin getirdiği sorunlardan biri de bu. İnsanlar MTF grafikleri, DxO puanları, “uzmanlar”ın laflarına bakıp her objektifin her durumda köşeden köşeye keskin olmasını bekliyorlar. Halbuki telefoto objektiflerde objeler çok nadiren köşelere denk gelir, sizin asıl çekmek istediğiniz obje genelde çerçevenin ortadaki %70’lik alanında yer alır. İşte size gerekli olan performans bu alanda. Aynı hata geniş diyafamlı objektiflerde de yapılıyor. Hemen MTF grafiğine bakıp “baksana f1.4’te en köşede kötü, halbuki 2500$’lık Zeiss ne kadar da mükemmel” deyiveriyorlar. Halbuki f1.4’lük bir objektifle çekeceğin fotoğrafların %99,999999’unda o köşelerde zaten bokeh olacak! Yani o köşelerin keskin olmasına bile gerek yok! Bırak keskinliği artık, sen kontrasta ya da bokah karakterine ya da otomatik odaklamadkai doğruluğuna vs..’ye bak.

28300 24 ortakenar

Sen böyle bir fotoğraf çekeceksin ve biri sana “ama en köşeler bulanık” ya da “yeterince keskin olmamış” diyecek, öyle mi? Çok afedersiniz, biraz kaba ve saygısızca olacak ama, aynen Başbakan gibi “ulan” derim ben onlara 🙂

28300 21 orta

Nikon D700, 300mm, f7.1, 1/200, ISO400, +0.3. Telefotoda en kenarlar çok önemli değil, obje %90 ortalarda olur.

28300 01 ortakenar

Nikon D700, 125mm, f8, 1/250, ISO320. Tekneden, Palomino Adası etrafı.

28300 04 ufak

Aşağıdaki iki fotoğrafın tamamı

28300 04 kenar 28300 04 orta

28300 14 - Copy

Bu fotoğraf tam 12MP’lik, üzerine tıklayıp tam boyutunu görebilirsiniz. D700, 28mm, f7.1, 1/250, ISO200. Bombeliği bayrak direğinden anlayabilirsiniz. Bu kadar geniş aralıklı bir objektifte normal (hatta 3x-4x objektiflerde bile en geniş açıda benzer bozulmalar var). Onun dışında fotoğrafta hemen hemen hiç sorun yok.

28300 13 ufak

D700, 250mm, f11, 1/125, ISO200. Fotoğrafın tamamı.

28300 13 kenar

Bir önceki fotoğrafın sol-alt köşesi. Tam hali için üzerine tıklayın. Teknik olarak sorun var mı? Gezi otobüsünün tepesinden çektim. Lima’da bir kalıntı, San Isidro bölgesi. Huaca Huallamarca Piramidi. İnka öncesi Lima Kültürü’ne ait (MÖ 200-MS 700 arası).

28300 19 ufak

78mm, f13, 1/640, ISO250, +0,3EV. Güneş batarken. Güçlü güneşi karşıma almama rağmen iç yansıma işareti yok. Güneş o kadar parlaktı ki etrafındaki bulutlardaki detayları kurtaramadım. N kaplama olmamasına rağmen güneşe dayanımını beğendim. Piyasadaki en iyi objektif değil ama bu kadar kompleks yapıya rağmen iyi. Güneş çerçeveinin daha da kenarlarına gelince iç yansımalar görülmeye başlıyor.

orjinal 01

28mm, f8, 1/500, ISO200. Biraz karanlık gibi mi? Biraz ACR müdahalesinden sonra:

yap 01

Aynı fotoğraf olduğuna inanmak zor, değil mi? Sadece Camera RAW 7.3 kullandım. Özellikle %100 kesme göstermiyorum, çünkü asıl önemli olan fotoğrafın bütünü, piksel kalitesl değil.

zurafaaaaa

Büyük hali için üzerine tıklayın. 300mm, f8.

efektli

Böyle bir fotoğraf için en keskin, en muhteşem objektife ihtiyacınız yok. Yeter ki objektif size kadrajlama (28-300mm sayesinde), adam gibi odaklama (AF-S sayesinde) ve titreşimsiz çekim (VR) imkanı versin.

BUGÜNKÜ KONUNUN ÖZÜ

Diyeceğim odur ki, bir objektifin en keskin, en sorunsuz objektif olmasına gerek yok. Tam kare gövdeler için 28-300mm objektifler (Tamron 28-300mm VC de fena değil, Canon 28-300mm L IS çok iyi ama çok pahalı ve ağır), APS-C gövdeler için 18-200mm ve 18-135mm objektifler çok faydalı, yeter ki objektifin nerede nasıl davranacağını bilin. Yukarıda dikkat ederseniz genelde f7.1-f13 aralığında kullanmışım. Biliyorum ki f5.6-ISO200 kullanacağıma f8-ISO400 kullanırsam çok daha iyi sonuç alırım (tam kare gövdeleri ISO800’e kadar korkmadan kullanabilirsiniz). IS/VR/VC/OS de çok etkili zaten.

Kit objektifler, 18-200mm ya da 28-300mm objektifler “çöp” değil, eğer büyük baskılar (A2 ve daha büyüğü) almıyorsanız. Yukarıda %100 boyutlarını da gösterdiğim gibi, D700 + AF-S 28-300mm VR ile iyi sonuçlar almak mümkün. Ben bunlar dünyanın en iyi objektifleridir demiyorum, sadece söylenen kadar kötü olmadıklarını anlatıyorum.

Biri size “sakın 3x üzeri çarpanlı objektif alma, kalite çok düşüyor” derse bu yazıyı referans gösterin ve ek olarak ona 10.7x odak çarpanlı Nikon AF-S 28-300mm VR’ın Zeiss 50mm f2.0 gibi keskinlik abidesi bir objektife göre sayısız avantajı olduğunu söyleyin. Hatta o kadar çok avantajı var ki burada yazmaya başlasam sonu gelmez. En güzeli ben başlayayım, siz gerisini getirin:

  1. Pratikte 3 durağa kadar avantaj sağlayan titreşim azaltma sistemi
  2. Hızlı otomatik odaklama (hem giriş seviyesi hem üst seviye Nikonlar’da)
  3. Bayonette toz contası
  4. 28mm
  5. 29mm
  6. 30mm
  7. 31mm
  8. 32mm
  9. 33mm
  10. 34mm
  11. 35mm
  12. 36mm

vs..

Anlatabildim mi?

Bu arada tekrar hatırlatayım: İnternette, gazetelerde, TVlerde gördüğünüz herşeye inanmayın. Hatta bana bile 🙂

564600_461954903913362_1356927560_n

 

7 comments for ““En keskini benimki olmalı” sendromu

  1. 2013-11-23 at 9:23 am

    Ders niteliğinde olmuş abi gerçekten. Ancak karikatürler ayrı bir güzel elbette :))

    Fotoğrafları görünce benim bile 28-300 alasım geldi ama bu lens hakkında bir sorum var.
    Şimdi bu lensi alsak kızlı erkekli kullanımda problem çıkıyormu ? 😀

  2. Serdar
    2013-11-24 at 7:03 pm

    Harikulade ve çok doğru tespitler.
    Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum.

  3. osman kaan
    2013-11-29 at 9:33 pm

    Ertan Bey çok bilgilendirici bir yazı olmuş elinize sağlık. Bir şeyi merak ediyorum. Konuyla çok alakalı değil ama objektiflerde diyaframı 1.8 den 1.4e açmak çok yüksek bir teknoloji mi gerektiriyor da 1.8 ile 1.4 arasında çok fiyat farkı var? elbetteki bir takım malzeme ve optik kalitesi farkı vardır ama örneğin Nikon 35mm 1.8G ile 35mm 1.4G arasında 10 katı fiyat farkı var. Fiyat farkına bakınca 1.4 ile çekilen fotoğraf heralde konuşyordur diye bir beklentiye giriyor insan!

    • kesim
      2013-12-06 at 10:30 pm

      1,8 den 1,4 e açmıyor sadece gövde ve optik kaliteleri de arttırılıyor.fiyat ve kalite lineer midir derseniz tartışılır.

    • ozturer
      2013-12-08 at 12:51 pm

      Kesim’in de dediği gibi kalite farkı 10 kat değil. f1.8’den f1.4’e geçerken için optik bozulmalar ciddi olarak artıyor, özellikle kenarlarda. Bu yüzden 50mm f1.8D ile 50mm f1.4D arasında 2 katın biraz üzerinde fiyat farkı var mesela.
      35mm f1.4G ve f1.8G olayı daha da farklı. 35mm f1.4G serisi tam kare gövdeler için üretilmiş tam profesyonel bir objektifken 35mm f1.8G sadece DX gövdeler için üretilmiş. Optik elemanların boyutları arasında çok fark var. Ayrıca f1.4G olanı toz-nem geçirmeyen çok sağlam bir gövdeye sahip. 10 kat farkı hakedip haketmeyeceği kullanım tarzına ve amacına bağlı.

  4. kesim
    2013-12-06 at 10:34 pm

    yazının ana fikri benim de katıldığım bir şey.
    gerçekten bir çok hurafe var. en çok örnek verdiğim de 2. el kartal fiyatına satılan nikonun 10 x (!) lensine kötü diyen çarpılır.. alan inceleyen yok, tek dayanak bir zamanlar bir abiler çıkıp optik eleman arttıkça, araya eleman girdikçe, büyük odak/küçük odak= 5 den büyükse gibi lafları sokmuş milletin beynine hala öyle gidiyor.

    kötü lens yoktur kötü fotoğrafçı vardır..

  5. Ertuğ Meçik
    2014-07-24 at 8:59 am

    Ertan Bey özellkle verdiğiniz görsel ve baskı boyutları konusundaki örnekler ile aklımdaki pek çok soru işaretini ortadan kaldırdınız.
    Size de soru işaretsiz günler dilerim.
    Işığınız istediğiniz gibi olsun.

    Saygılarımla

    E.M.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *