Olympus E-PL1 incelemesi: Bölüm 2

İlk bölümden devam… İlk bölümün en altına bir AF videosu koydum.

Sanatsal Filtreler (Art Filters)

Olympus’ta artık adet olduğu üzere, E-PL1’de de çeşitli sanatsal filtreler var. Bunları aşağıda gösterdim:

Pop art

Soft focus

Grainy film

Pin hole

Diorama

Gentle sepia

Bu sanatsal filtrelerden biri değil. IAUTO modunda makinenin karar verdiği renk ve karşıtlık  değerlerini göstermek için çektim.

Son bir not, sanat filtrelerini video çekerken de kullanabiliyorsunuz, ama bazılarında video kare sayısı aşırı düştüğü için çok kullanmıyorum.

E-PL1 Nasıl Çeker?

E-PL1’i “teknik olarak en kaliteli fotoğrafları çekmek için” almayın. Yani bu aletten D3x, 5DMarkII, A850, D7000 vs.. performansı beklemek büyük hata. E-PL1’in algılayıcısı genel olarak ISO800’e kadar APS-C algılayıcılar kadar başarılı. Algılayıcıda kullanılan AA filtresinin zayıf olması gerçekten keskin sonuçlar alabilmenizi sağlıyor (aynı algılayıcı Olympus E-5’te de kullanılmış).

Birçok kullanıcı incelemelerde hemen ISO3200 ve üzerine bakıyor, halbuki bir makinenin gerçek değeri bu şekilde ortaya çıkmıyor. ISO karşılaştırmalarında bakmanız gereken başka bir durum daha var: Aynı koşullarda çekilmiş mi? Aynı makinede ISO3200 düşük ışıkta farklı iyi ışıkta farklı gürültü/kumlanma oluşturur. Yani Flickr’da ISO3200’de çekilmiş güzel fotoğraflarla kendi çamur fotoğraflarınızı karşılaştırıp iç geçirmeyin.

Aşağıdaki karşılaştırmalarda bazı şeyleri söylemem gerek:
– E-PL1 2.0x kesme çarpanlı, NEX-3 1.5x, D700 1.0x. SONY’de 16mm ve 85mm olmak üzere yalnız iki lensim olduğu için çekim yaparken kadrajı aynı tutmaya çalıştım, bunu da hem farklı lensleri kullanıp hem üçayağın yerini değiştirdim. D700’de 80-200 f2.8 push-pull), NEX3’te 85mm f2.8 SAM, E-PL1’de 40-150mm kullandım. Burada keskinlik açısından E-PL1’in hafif dezavantajı var, bu yüzden bunları keskinlik testi olarak görmeyin. Zaten OM 50mm f1.4 ile de çektiğim örnekleri daha aşağıda verdim.
– Odak uzunlukları farklı olduğu için ve ben üçayağın yerini düzgün ayarlayamadığım için %100 1-1 karşılaştırma olmadı. Burada tamamen renk değişimi, gren/kumlanma miktarına bakın. NEX3 14MP olduğu için biraz daha büyük fotoğraf veriyor.
– RAW dosyalarını keskinleştirme ve gürültü azaltma yapmadan JPEG’e çevirdim. ACR’da yaptığım çevirmeleri 6 kalitesiyle kaydettim.
– D700 ilginç bir şekilde +1,5EV daha fazla pozlama yaptı. Adobe Camera RAW’da -1,5EV pozlama telafisi yaparak düzeltmek zorunda kaldım.
– Tüm fotoğrafları JPEG+RAW formatlarında çektim. D700’ün ISO3,200 , ISO6,400 ve ISO12,800 RAW+JPEG dosyalarını kopyalarken bilgisayar kilitlendiği için bu dosyalar bozuldu. Yalnız ISO3200’ün JPEG’i sağlam kaldı. Onun da beyaz ayarı farklıydı, değiştirmedim. Bir daha çekim yapmak istemedim, zaten çok zaman alan birşey.
– Arka plana siyah sandalye koydum ki makineler daha çok zorlansın.

Karşılaştırma sahnesi bu

Burada büyük hali var. Fotoğrafı bilgisayara kaydedip %100 haline bakabilirsiniz.
Burada büyük hali var. Fotoğrafı bilgisayara kaydedip %100 haline bakabilirsiniz.

Burada büyük hali var. Fotoğrafı bilgisayara kaydedip %100 haline bakabilirsiniz.

Büyük hali burada.

Büyük hali burada.

Büyük hali burada.

 D700 tam kare bir makine, dolayısıyla daha fazla detay vermesi kaçınılmaz ama rahatlıkla söyleyebilirim ki ISO200’de E-PL1 ile aralarında hemen hiç fark yok. Algılayıcı boyutundaki farkı düşününce Olympus için büyük başarı (D700 ISO1600’e kadar hemen hiç bozulmuyor, orası ayrı).

Şimdi dikkati NEX-3 ve E-PL1 karşılaştırmasına verelim, çünkü E-PL1’in asıl rakibi bu tip makineler. NEX-3 14MP ama fotoğrafları 3:2 (4,592×3,056) oranında, buna karşılık E-PL1 12.2MP ve 4:3 (4,032×3,024) oranında fotoğraf üretiyor. İki makinenin de baz ISO değerleri 200, bu yüzden aşağıdaki karşılaştırmaları bu değerde yaptım. Keşke benzer lenslerle karşılaştırabilseydim ama elimdekiler bunlar, bu yüzden aşağıdakilere (E-PL1 + 9-18mm) ve (NEX3 + 16mm) karşılaştırması olarak bakın.

Dinamik alan karşılaştırması için bu sahneyi çektim. Karşılaştırmadan önce E-PL1’deki “Gradation” seçeneğini deniyim dedim. Açıkçası bu kadar fark beklemiyordum, makine parlak sağ bölgeye göre pozlama yapıp (enstantaneyi 1/800’den 1/2000’e çekmiş) karanlık sol tarafın pozlamasını arttırmış, gökyüzü de düzelmiş. Bu durumda doğal olarak gölgedeki kumlanma ve gren artıyor ama bu fotoğrafta rahatsız etmiyor.

Yukarıdaki sahnede NEX3’teki DRO (Dynamic Range Optimizer – Dinamik Alan İyileştirmesi) ve HDR kapalıydı. Aslında sahnenin bir makine için ne kadar zor olduğunu göstermesi açısından iyi oldu, dikkat ederseniz NEX3’ün JPEG çıktısında parlak sahnelerdeki detaylar hafiften kayboluyor. NEX3’teki algılayıcı DSLRdaki kadar büyük (tahminen Nikon D3100 ve Sony A33’tekiyle aynı). RAW ve JPEG dosyaları buradan, buradan ve buradan çekebilirsiniz (üçünde de aynı dosya var).

Tüm fotoğraf:

Üstteki E-PL1 (f5.6, 1/1600, ISO200, 9-18mm @12mm), alttaki NEX-3 (f11, 1/250, ISO200, 16mm @16mm)

Keskinlik elbette ki en çok lense bağlı. Yukarıdaki fotoğrafta ben neredeyse hiç fark göremiyorum. E-PL1 yaklaşık 1/2 EV daha az pozlamış. Hatta E-PL1 biraz daha keskin, buna karşılık biraz daha fazla gürültü/gren var. İki fotoğrafta da keskinleştirme ayarı 0.

Kosova’da Prizren yakınından bir sahne

Sony NEX-3. 1/250, f11, ISO200, 16mm.

Olympus E-PL1. 1/1000, f5.6, ISO200, 12mm.

Lensin önemi yukarıda. Sahnenin köşelerinde f11 diyaframa rağmen 16mm daha düşük performanslı. 4/3 ve m4/3 sistemin bir avantajı algılayıcının köşelerine daha düzgün ışık düşürebilme, bu yüzden köşelerde genelde daha az bozulma oluyor. NEX-3 + 85mm f2.8 SAM daha performanslı.

Olympus E-PL1

Sony NEX-3

Şunu unutmayın, kullanılan lensler farklı. Sony’de 16mm f2.8 pancake lens, Olympus’ta 9-18mm süper geniş açı lens var. İki fotoğraf da kabul edilebilir olduğu halde ben Olympus’un sonuçlarını biraz daha beğendim. Olympus lens zoom olmasına rağmen sabit odaklı Sony 16mm’den daha başarılı. İyi lens E-PL1’deki zayıf AA filtresiyle de birleşince daha küçük algılayıcıya rağmen daha iyi sonuç vermiş.

Son sahne:

NEX3: 1/160, f11, ISO200, 16mm f2.8 pancake. E-PL1: 1/1000, f5.6, 9-18mm @12mm.

Sony’deki 16mm’nin ışığa dayanımı Olympus 9-18’den biraz daha kötü, bu yüzden NEX’ün kontrastı azalmış. E-PL1’in JPEG motoru mükemmel iş çıkarıp daha fazla detay yakalamış. Şimdi RAWlara bakalım:

E-PL1’de JPEGler o kadar başarılı ki RAW’dan daha fazla detay almak zor. Sony NEX3’te en iyi performans için RAW çekmek gerekli, RAW-JPEG kalitesi bayağı farklı.

Yeter değil mi bu kadar örnek?

SONUÇ

Canon G11’i kaybetmeseydim E-PL1 ve NEX3’e sulanmayacaktım. Olympus Pen, Panasonic G, Samsung NX ve Sony NEX tazı makineler bana hep çekici gelmişti ama 18-55 lensle cebe sığmadıkları için uzak durmuştum. Şimdi kullandıkça avantajları ve dezavantajlarını daha iyi anlıyorum.

Olympus E-PL1 kompaktan büyük ama DSLR’dan hayli ufak. Lensleri de DSLR lenslerinden daha ufak. G11 her zaman daha taşınabilir ve fotoğraf kalitesi yeterince iyi ama 18mm’ye inemiyorsunuz, veya 300mm’ye çıkamıyorsunuz.

İyi:

– DSLR’a göre hayli ufak ve hafifi gövde. 14-42mm ve 9-18mm lensler katlanıp daha taşınabilir oluyor.
– Daha küçük algılayıcıya rağmen giriş seviyesi DSLRlara yakın, ve hatta düşük ISOda daha iyi fotoğraf kalitesi.
– Olympus klasiği başarılı lens takımı (17mm f2.8 pek beğenilmedi, onu da unutmayalım).
– Güzel görünüş. E-P2 daha iyi gibi duruyor ama ben E-PL1’i de sevdim.
– 2.0x kesme çarpanı dolayısıyla daha ufak lenslerle daha uzağa erişebilme. Ornegin 4/3 sistem için üretilen Sigma 150mm f2.8 ile muhtesem makrolar çekebilirsiniz, veya bir yerlerden 300mm f2.8 bulursanız değmeyin keyfinize.
– Sanat filtrelerini bayağı kullanıyorum. Alışınca nerede ne kullanmanız gerektiğini de öğreniyorsunuz.
– Dönüştürücü yardımıyla hemen her lensi kullanabilme olanağı. FD, EOS, OM, Nikon, Sony vs.. ne varsa, hem de optik elemana ihtiyaç duymadan kullanabiliyorsunuz. Örneğin ben araya iki dönüştürücü takarak 50mm f1.4 OM lens kullanıyorum.
– 4/3 – m4/3 dönüştürücüsü ile uygun fiyatlı Olympus lenslerde bile otomatik netleme çalışıyor. Sony NEX’in dönüştürücüsü sadece bazı SSM lenslerle otomatik netleme yapıyor, ucuz SAM lensler AF yapmıyor.
– Uygun fiyat. Türkiye’de de uygun sayılır.
– Beklediğimden daha sağlam yapı. Elinize aldığınızda gerçekten sağlam olduğunu hissediyorsunuz.
– Flaş var, böylece harici flaş bile yönetebiliyor. EP-1 ve EP-2’de bu yok. Ayrıca flaşı elle hafifçe üzerinden bastırırsanız kafası yukarı dönüyor, böylece tavandan sektirebiliyorsunuz.
– Beklenmedik kadar özelleştirilebilir. Önceki sayfada anlattığım menülere bakarsanız anlarsınız.
– Gövdede titreşim engelleyici (azaltıcı diyelim) var. Olympus haricindeki ufak makinelerde bu yok (Sony NEX, Samsung NX, Panasonic G serisi).

Çok iyi değil:

– ISO arttıkça detaylar ve renkler APS-C algılayıcıya göre daha fazla bozuluyor.
– En az bir kontrol tekerleği lazım (E-PL2’de koydular).
– Ekran daha büyük olsaymış (yenisinde büyük).
– ISO3200’de renkler de bazen kayıyor. Yeni E-PL2’de ISO6400 üst limit, nasıl olduğunu merak ediyorum.
– Sanat filtreleri video sırasında çalışıyor, ama diorama ve pinhole o kadar atlamalı gidiyor ki insanın çekesi gelmiyor.
– Video formatı M-JPEG, yani pek efektif değil. MPEG4 ile aynı boyda dosyaya aynı kalitede daha zun video sığıyor. Ayrıca 1920×1080 değil 1280×720 (bu bazıları için dezavantaj, ama benim için çok yeterli).
– Otomatik netleme performansı çok parlak değil, bu yüzden hareketli cisimler/canlılar için çok uygun değil. Bu sorun tüm m4/3 sistemlerde var. Sokakta veya durgun cisimlerde tabii ki sorun yok.
– RAW+JPEG fotoğrafların karta yazma hızı yavaş.
– 14-42mm kit lensiyi, ancak 42mm’de uzayan tüp olduğundan fazla hareketli. Çok çok kötü değil, ama beni tedirgin diyor. 9-18mm’de böyle bir sorun yok.
– Maksimum enstantane hızı 1/2000. 1/4000 olmasını tercih ederdim. ISO100 var ama (E-PL2’de kaldırmışlar yazık ki) çok aydınlık ortamlarda ve hareketi dondurmak için 1/4000 daha iyi olurdu. Aşırı ışıkta diyaframı da çok kısmak iyi değil çünkü ufak algılayıcıda ışık saçılması (diffraction) daha erken devreye giriyor.
– Sony NEX serisindeki gibi hareketli LCD iyi olurdu.
– NEX3 daha ufak. Ekranı da daha büyük ve çoook daha kaliteli.
– ISO yükseldikçe gölgelerde NEX3’e göre daha çabuk gren/gürültü oluşuyor. Gürültü azaltmayı biraz arttırıp bunu halledebiliyorsunuz, ben bu özelliği kapalı tutuyorum.

Kötü:

– D700 ve 5DMarkII evde yatıyor. G11 kullanırken de durum böyleydi ama şu anda lens de değiştirebildiğim için E-PL1 ve NEX’i daha çok taşıyorum.
– Ekrandaki LCD koruyucusunu ve lensin kapağındaki jelatini hala çıkarmadım :). Büyük kıroluk ama kıyamıyorum…
– “Abi sende siyah bir tane vardı, o daha güzeldi” (G11’den bahsediyorlar). Bir de “Sana büyük yakışıyor” var. “Büyük”? Bunu mecburen “Önemli olan işlevi” şakası takip ediyor…
– E-PL1’i uzun süre kullanıp 5DMarkII’ye dönünce insan garipsiyor…

Sonucun sonucu

Ne istediğinizi biliyorsanız Pen serisi bence çok başarılı. D7000 veya 60D’nin yüksek ISO becerisi ve hızlı kullanımını Pen serisinde bulamayacaksınız. Bunun karşın ufak boyutuna rağmen ISO800 ve altındaki fotoğraf kalitesi hemen herkese yeter. 9-18mm f4-f5,6 , 14-42mm f3,5-5,6 , 40-150mm f4-5,6 ve Panasonic 20mm f1.7 lenslerin toplam boyutu ve ağırlığı Canon 24-105 f4 L IS’ye yakın, bu yüzden ufak bir çantada iyi bir set taşıyabilirsiniz. Aynı aralık için taşıyacağınız DSLR lenslerinin boyutu ve ağırlığı bunların iki katından fazla olacaktır.

NEX3 mü E-PL1 mi tercih ederdim? NEX3 daha seri ve yüksek ISO’da biraz daha başarılı ama henüz yeteri kadar lensi yok, ve mevcut lensler çok başarılı değil. İki gövdenin de kendine has üstün tarafları var. Ben şu anda E-PL1’i daha çok tercih ediyorum.

5 Comments on “Olympus E-PL1 incelemesi: Bölüm 2”

  1. Selam cok guzel bir inceleme olmus.Fiyat onemli olmadigi durumda pen pl1-pl2 ve canon g12’den hangisini tercih etmek daha mantikli.g11 incelemenizide okudum.Fakat hala karar veremiyorum.Saticilarin hic dusunme canon al demeside beni canon g12 ye yonlendiriyor.iyi gunler ve fikirlerinizi bekliyorum.

  2. Aslında her zamanki gibi amacınıza bağlı. G11 iyi ışıkta bana bayağı yeterli gelmişti. E-PL1’in avantajı 3 tane iyi lensle gezip yerine göre değiştirebilmek, G11’in avantajı daha ufak bir pakette idare eder kalite sunmak.

  3. Çok büyük boyutlu, detaylı fotoğraflardan ziyade renkli canlı pürüzsüz doğa görüntüleri çekmek istiyorum. Yaptığım araştırmalar sonucu da istediğim renk canlılığını bu makinede gördüm. Acaba 1600×1000 piksel vb. genişliğinde olan fotoğraflarda pürüz sözkonusu mu, yoksa önerebileceğiniz başka cihaz var mıdır? Teşekkürler.

  4. 1600×1000 boyutlar 1.6MP olur. Bu boyutta baski icin G11/G12 bile yeterli aslinda. Dolayisiyla E-PL1 kesinlikle yeterli gelecektir.

  5. Aslına bakarsanız görüntü açısından beğendiğim bir diğer makine de G11 idi. Ancak fiyatı E-PL1’den daha pahalı olduğu için bu makine üzerinde daha fazla duruyorum. Fakat dediğinizden E-PL1’in G11’den daha üstün olduğu anlaşılıyor. Yardımınız için teşekkür ederim.

Buraya yorum yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.